Yerel Haberler
Ankara
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:07 KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır" dedi. Ankara’da EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği paydaşlığında, "Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerin Güçlendirilmesi" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özellikle ifade etmek isterim ki ekonomisinden önce konumuyla alakalı; Akdeniz’in ortasında 3355 kilometrekarelik bir Türk toprağında, 1974’ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra verilen savaş sonrasında, ilk kez ve son kez verilen savaş. Şehit kanlarıyla, mücahit kanlarıyla kazanılan 74 savaşından sonra büyük bir zaferin sonucunda kurulan 17. Türk devletidir. Türklük devletine devam edilen, işte biraz önce de ifade edildiği gibi bütün izolasyonlara ve ambargolara rağmen ayakta duran, 195 ülkenin tanımadığı, 155 ülkenin tanımadığı, dünyanın tanımadığı ama Türkiye’nin tanımasıyla hayatta var olan, var olmaya devam edecek olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Özellikle ifade etmek isterim, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ’Bir Türk dünyaya bedeldir, bir Türkiye dünyaya bedeldir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaşın Kıbrıs adasının önemini gösterdiğini ifade eden Amcaoğlu, "Yaklaşık 2 buçuk aydır süren savaşın ortaya çıkardığı acı gerçekler var ki, işte Kıbrıs adasının ne denli önemli olduğu. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk idaresinde bir sıkıntı yaşamaması konusunda Millet Meclisinde kendi milletvekillerini uyarırken; ’Oradaki Kıbrıs Türkünün bir sıkıntı yaşamaması, aksi takdirde İskenderun Körfezinden dışarı çıkamazsınız, bütün ikmal yollarınız tıkanır’ dediği noktada olduğu gibi gerçekleri yaşıyoruz. Buradaki nöbet sadece o 3355 kilometrekarelik topraklarda yaşayan Kıbrıs Türkünün, 455 yıl önce 1571’de oraya varan Osmanlı’nın torunlarının, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı bir sorumluluk değildir. Oradaki nöbet ve sorumluluk, 300 milyonluk Türk nüfusunun ve başta Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle sorumluluk alanı içerisinde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın ekonomik hedeflerinden bahseden Amcaoğlu, "Ölçeğine baktığınızda, hedefleri olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bahsederken; şu an 30.000 yatak kapasitesiyle 50.000 yatak kapasitesine ulaşmayı 2030’a kadar hedefleyen, yıllık 2 milyon turisti ile yaklaşık 4 milyonluk turisti hedefleyen, şu anki 88.000 yükseköğrenim öğrencisiyle birlikte 150.000 yüksek eğitim öğrencisi bilişim ve inovasyonla buluşturmayı hedefleyen ve bunun yanında da şu an 160 milyon dolarlar civarında olan ihracatını önümüzdeki 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çekme hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte omuz omuza mücadele veren bir Kıbrıs Türk halkından rahatlıkla bahsedebiliriz" diye konuştu. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Ticaret Bakanlığının KKTC’ye katkılarından bahseden Amcaoğlu, şunları kaydetti: "Burada bulunmuşken özellikle ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının yıllardır vermiş olduğu katkılar ortada. Ama özellikle Profesör Doktor Ömer Bolat’ın da yönetimindeki Türkiye Ticaret Bakanlığının son 2022 yılından ötürü ve beridir vermiş olduğu destek çok açık ve bariz bir şekilde ortada. Ve ülkemizin sadece turizmle değil, yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalatın karşılığında dış ticaret açığını sağlayan turizmle değil, yüksek eğitimle değil; kendi kendine yetebilen bir sanayi ile, kendi alanlarındaki ihtiyacını üretebilen bir üreticisiyle, sanayicisi ve ticaret adamıyla birlikte var olma savaşı başarıyla devam etmektedir. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2021’de yaklaşık 128 milyon dolar olan ihracatının 38 milyon dolarını Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamıyla yapabilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin şu anki geldiği nokta; 157 milyon dolarlık ihracatının 68 milyon dolarlık kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamında Türkiye’ye yapabiliyor. Ve özellikle son birkaç yıldır pozitif anlamdaki gayretleriyle sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sadece Ocak-Mart ayındaki rakam 41 milyon dolara tekabül edebiliyor 3 aylık sürede. Neden? Uzun gayretler ve görünebilir olması konusunda Kıbrıs Türkünün izolasyon ve ambargolarla yaşarken oradaki hayatını devam ettirebilmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik çarkı hazırlayabilmesi için, bu desteklerin daha da aşağılara ulaşabilmesi için hedefler bu doğrultudaydı. Özellikle şunu ifade etmek isterim ki; oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır." Konuşmanın ardından Bakan Amcaoğlu’na plaket takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:50 Vergi teşviki ile ilgili hükümleri içeren kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi Vergi teşviki ile ilgili hükümleri içeren kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan görüşmelerin ardından Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi. Teklife göre, vergi ve diğer kamu borçları azami taksit süresi 72 aya çıkarılacat. Teminat aranmaksızın tescil edilebilecek borç tutarı bir milyon liraya yükseltilecek. Veraset yoluyla mal intikallerinde vergi oranının yüzde 1 olarak uygulanması öngörülüyor. Teknogirişim şirketi çalışanlarına verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırı yıllık brüt ücretin bir katından iki katına çıkarılacak. Türkiye’ye yeni yerleşen ve son 3 yılda Türkiye’de mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin, yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna olacak. Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personelin ücretlerine yönelik yeni bir vergi istisnası getirildi. Buna göre, nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı (İstanbul Finans Merkezi’ndeki merkezler için beş katı) gelir vergisinden müstesna tutularak toplamda brüt asgari ücretin 4 ve 6 katına kadar bir vergi avantajı sağlanıyor. Türkiye’nin nitelikli hizmet ihracatını artırmak ve uluslararası firmalar için bölgesel bir merkez olmasını sağlamak amacıyla "Nitelikli Hizmet Merkezi" tanımı yapıldı. En az üç ülkede faaliyeti olan ve yıllık hasılatının yüzde 80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerine bu statü verilerek; finansal danışmanlık, stratejik yönetim ve teknoloji danışmanlığı gibi üst düzey hizmetlerin Türkiye’den koordine edilmesi hedefleniyor. Transit ticaret ve nitelikli hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik vergi indirimlerinin kapsamı genişletildi. Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye getirilmeden satılması (transit ticaret) ile nitelikli hizmet merkezlerinin kazançlarına yönelik indirim oranı yüzde 95 olarak (İstanbul Finans Merkezi’ndeki katılımcılar için yüzde 100) belirlendi. Transit ticaret, nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi kapsamında sağlanan kazanç indirimlerinin, "Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi" hesaplamasında matrahtan düşülmesine imkan tanınıyor. Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında veya yurt içinde olup kayıt dışı kalmış varlıklarını milli ekonomiye kazandırmaları teşvik ediliyor.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile buluştu
04 Mart 2026 Çarşamba - 21:21 TBMM Başkanı Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile buluştu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftar yemeğinde bir araya geldi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftar yemeğinde bir araya geldi. Kurtulmuş yaptığı konuşmada, Gazze’den başlayarak en uzak ücra köşelere kadar maalesef Müslümanların zorluklarla baskılarla, zulümlerle ve hatta büyük yokluklarla sofralarında iftarı açtığını belirterek, "Her gün karşılaştığımız krizler daha sistematik krizler yumağı haline gelecek ve kaoslarla dolu hatta kaosların yönetilmesine doğru dünyanın gideceği bir sürecin içerisindeyiz. Bu sürecin başında olduğumuzu ifade etmek lazım. Öncelikle şunu görüyoruz ki dünyada şimdiye kadar var olan uluslararası sistemin önce kurumları hak ile yeksan oldu. Hiçbir uluslararası kurumun işe yaramadığı, hiçbir uluslararası kurumun kendi görevi olan alanlarda sorun çözme kabiliyetinin artık kalmadığı ayan beyan ortadadır. Amerika İsrail İran’a saldırıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu toplanıyor. Toplandı mı? Toplanmadı mı? Dünya bundan haberi bile haberi yoktur. Toplansa ne? Toplanmasa ne? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aslında hiçbir anlam ifade etmediği sadece kağıt üzerinde bir kurumdan ibaret olduğu her geçen gün maalesef bunları söylerken üzülerek söylüyorum. Maalesef bunların hepsi kağıt üzerinde birer kurum hallediliyor" ifadelerini kullandı. Ulusların egemenliği gibi bütün insanların daha doğrusu uluslararası camianın en temel kurallarından birisi olan kural yerle bir edildiğini kaydeden Kurtulmuş, "Hiçbir ulusun egemenliği söz konusu değildir. Gücü olan, bombası olan, silahı olan ve kural tanımıyorum diyecek kadar cesareti olan varsa çıkıyor ve herhangi bir ülkenin egemenlik haklarını ihlal ediyor. Yakın çevremizde onlarca ülkenin egemenlik haklarının ihlal edildiğini görmüş olduk. Daha geçenlerde Venezuela’da devlet başkanı eşiyle birlikte gece evinden alınıyor. Başka bir ülkeye hapishaneye atılıyor. Ulusların egemenliği, insan hakları temel değerler gibi temel birlik insanlığı şimdiye kadar biriktirdiği uluslararası camianın bütün kuralları da yerle bir olmuş vaziyettedir. Şimdi üçüncü seviyeye gelmiştir sıra. Üçüncü seviyede de uluslararası ilişkilerin genel kabul görmüş olan terminolojisi yerle bir edilmek üzeredir. Hatta yerle bir edilmiştir" şeklinde konuştu. "Mesela orantılılık kavramı hepimizin bildiği uluslararası alanda karşılıklı çatışmada kullanılan bir terimdir. Yani birisiyle savaşıyorsan onunla savaşırken bile orantılı bir savaşın olması kabul edilir uluslararası hukuk bakımında. Ama şimdi orantılılık özellikle İsrail ve Amerika’nın elinde istediğinin üstüne istediği şekilde bombalara atabilmek, yıkım, katliam ve soykırımın yaldızlı sözleri olarak ortada duruyor" diyen Kurtulmuş şöyle konuştu: "Bir başka temel mesele insani ara kavramıdır. Özellikle Gazze’deki sözde barış sırasında bunu çok gördük. İnsani ara savaşın devam ettiği noktada her iki tarafta anlaşıp üç gün, beş gün, on gün neyse bir ara verelim yaralarımızı saralım cenazeleri kaldıralım. Meşru müdafaa uluslararası hukukta bir haktır. Ama bu meşru müdafaanın nasıl ne şekilde kullanılacağı da uluslararası hukuk tarafından kullanılabilir. Son İran saldırısı sırasında yeni bir kavram da kullanıma sokulmuş. O kavram da değersizleştirilerek uluslararası literatürden artık çıkartılmaya başlanmıştır. O da önleyici saldırı kavramıdır. Önleyici saldırı bir ülkenin başka bir ülkeye ya da ülkelere çok sabit kesin delillerle ve tatmin edici bir takım bilgilerle istihbarat bilgileriyle yıkıcı bir saldırıda bulunacağının kabul edilmesi, tespit edilmesi üzerine onlar saldırmadan gerçekleştirmek için kullanılan bir kavramdır." Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na değinerek, "İlk başta baktığınız zaman oldukça zor bir süreç. Parlamentodaki bütün siyasi partilerin biri hariç hepsi komisyonda yer aldı. Komisyondaki partilerin her birisinin bu konuyla ilgili farklı kanaatleri vardı. Muazzam bir demokratik olgunlukla ve büyük bir fikri müzakere gücüyle burada Türkiye toplumunun farklı kesimleri dinlendi. Son derece verimli, son derece demokrat, son derece açık ilerleyen bir süreç oldu. Ve sonunda bütün siyasi partilerimizin uzlaştığı bir metin ortaya çıktı. Tabii ki siyasi partilerin kendi görüşleri var. Bunları da bu metnin arkasında ek olarak deklare ettiler. Böylece katılan her parti kendi esas duruşunu gösteren siyasi duruş belgesini ilan etmiş oldu. Ama biz bu konuda terörsüz Türkiye meselesinde partiler olarak ittifak ediyoruz diyerek neredeyse oy birliğiyle oy veren 50 milletvekilinden 47 arkadaşımızın kabul oyuyla rapor kabul edilmiş oldu. Bu rapor tabii ki son değildir. Bu rapor Türkiye’nin Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının en zor sorunu olan bu meselenin çözülebilmesi için ortaya konulmuş bir yol haritasıdır. İnşallah o yol haritasında dile getirilen konular en kısa süre içerisinde gerçekleştirilir" dedi.
Göç İdaresi Başkanlığı uluslararası öğrencilerle iftar yemeğinde bir araya geldi
04 Mart 2026 Çarşamba - 20:35 Göç İdaresi Başkanlığı uluslararası öğrencilerle iftar yemeğinde bir araya geldi İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, Ankara’daki üniversitelerde eğitim gören uluslararası öğrenciler için iftar programı düzenledi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı tarafından Ankara’daki üniversitelerde eğitim gören uluslararası öğrenciler için Ankara Vilayetler Evi’nde gerçekleştirilen iftar programı düzenlendi. Birlik ve beraberlik mesajlarının ön plana çıktığı anlamlı buluşmada, Göç İdaresi yönetimi öğrencilerle iftar sofrasında bir araya gelerek misafirleriyle yakından ilgilendi. Samimi bir ortamda geçen görüşmelerde Türkiye’nin misafirperverliğine dikkat çekilirken öğrencilerin deneyimleri ve talepleri de doğrudan dinleme fırsatı bulundu. "Gönül bağınızı koparmayın" İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, yaptığı konuşmada uluslararası öğrencilere yönelik geleceklerini inşa ederken üzerinde yükselecekleri yapının iki sağlam ayağının olması gerektiğini belirtti. Bakan Yardımcısı Cangir, "Bu köprünün ilk ayağı, şu an üniversite veya yüksek lisans eğitimi aldığınız ülkemiz Türkiye’dir. Göç İdaresi Başkanlığı tarafından sağlanan kolaylıklardan faydalanarak burada kalmanızdan ve kariyerinize Türkiye’de devam etmenizden büyük memnuniyet duyarız. Ancak rotanız neresi olursa olsun, sizlerden istirhamımız bu ayağı her zaman sağlam tutmanızdır. Mezuniyet sonrası kendi ülkenize dönseniz veya üçüncü bir ülkeye gitseniz dahi burayı unutmayın; kendi aranızdaki iletişimi ve Türkiye ile olan hem gönül hem de fiziki bağınızı koparmayın. Bu sürekliliğin hem sizler hem de bizler için son derece kıymetli olacağına inanıyorum" diye konuştu. Köprünün ikinci ayağının öğrencilerin anavatanları olduğunu vurgulayan Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burayı ikinci vatanınız olarak görseniz de kendi topraklarınıza dönme arzusunda olmanız, oraya hizmet etme gayesi taşımanız son derece doğal ve ulvi bir amaçtır. Ancak kendi ülkenize yerleşseniz bile Türkiye ile olan ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkilerinizi devam ettirmenizi özellikle rica ediyorum. Nerede olursanız olun, kurduğunuz bu bağları korumanız, ülkelerimiz arasındaki dostluk köprüsünü her zaman diri tutacaktır." "415 bin öğrenciye hızlı hizmet" Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök ise konuşmasında öğrencilere hitap ederek, "Evinizden, ailenizden, sevdiklerinizden ve ülkenizden kilometrelerce uzakta olsanız bile, Göç İdaresi Başkanlığı olarak sizlerin yanında bulunmaktan ve sizleri ülkemizde ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz" dedi. Kök, Ankara’daki üniversitelerde eğitim gören öğrencilerle iftar sofrasını paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bugün burada sizlerle bir iftar sofrasını paylaşıyor, dostluğumuzu geliştiriyor ve aynı zamanda ortak geleceğimizi birlikte inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Programa, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök, Dışişleri Bakanlığı Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdürü Büyükelçi Esin Çakıl ile kurum yöneticileri ve uluslararası öğrenciler katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamak istiyorsak caydırıcılığımızı sürekli arttırmak zorundayız"
04 Mart 2026 Çarşamba - 20:15 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamak istiyorsak caydırıcılığımızı sürekli arttırmak zorundayız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Millet olarak ebedi yurdumuz olan bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamak istiyorsak caydırıcılığımızı sürekli arttırmak zorundayız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özel Kuvvetler Komutanlığında düzenlenen Mehmetçik ile İftar Programı’na katıldı. Türkiye’nin dört bir köşesinde görev yapan askerlere üstün başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbim askeri, polisi, jandarması, güvenlik korucusu ve istihbaratçısıyla tüm güvenlik güçlerimizin yardımcısı olsun. Onları her türlü kazadan, beladan, saldırıdan, ihanetten korusun ordumuzu daima muzaffer eylesin. Elbette bu mübarek akşamda vatanı için, milleti için, bayrağı için toprağa düşmüş tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyor ruhları şad, menzilleri mübarek, mekanları inşallah cennet olsun diyorum" diye konuştu. "Tarih boyunca bize ömür biçenler, bize hasta adam yaftası vuranlar, bizi bu topraklardan söküp atabileceklerini zannedenler oldu. Hepsinin heveslerini kursaklarında bıraktık" Türk milleti için en sık kullanılan ifadelerden birinin "asker millet" tanımı olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız ve mukaddes değerlerimiz tehdit edildiğinde istiklalimiz ve istikbalimiz tehlikeye girdiğinde nasıl bir millet olduğumuzu bu topraklardaki bin yıllık tarihimizde defalarca gösterdik. Tarih boyunca bize ömür biçenler, bize hasta adam yaftası vuranlar, bizi bu topraklardan söküp atabileceklerini zannedenler oldu. Ezanı Muhammediyelerimizi susturmaya, rengini şehitlerimizin kanından alan şanlı bayrağımızı indirmeye yeltenenler müstevliler oldu. Hepsinin heveslerini kursaklarında bıraktık. Önce Çanakkale’de en son İstiklal Harbimizde harimi ismetimize uzanan kirli ve kalleş elleri tüm imkansızlıklara rağmen tek tek kırmayı başardık. Bu mücadele ruhuna sahip olmasaydık dünyanın en çok çalkantılı bölgesinde bin yılı aşkın zamandır alnı açık başı dik bir şekilde yaşayamazdık. Bugün de etrafımızda yanan ateş çemberinin ortasında bir istikrar adası olarak temayüz ediyorsak bunu ilk önce esareti asla kabul etmeyen milli seciyemize ardından da kahraman ordumuzun caydırıcılığına borçluyuz" açıklamasında bulundu. "Bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamak istiyorsak caydırıcılığımızı sürekli arttırmak zorundayız" Türkiye Cumhuriyeti’nin küresel ölçekte takdir toplayan siyasi, diplomatik ve ekonomik gücünün gerisinde eğitimi, donanımı, disiplini, cesareti ve vizyonuyla Türk Silahlı kuvvetleri olduğuna dikkati çeken Erdoğan şöyle devam etti: "Türk ordusu milletimizle birlikte gönül coğrafyamızda yaşayan milyonlarca dost ve kardeşimizin de güven kaynağı haline gelmiştir. Değerli arkadaşlar ecdadımızın asırlarca ‘ey şanlı ordu, ey şanlı asker’ nidalarıyla yüreklendirdiği kahraman ordumuzu her türlü desteği vererek daha da güçlendirmeye devam ediyoruz. İşte en son geçtiğimiz hafta HAVELSAN’da çok önemli bir açılış töreni gerçekleştirdik. Tamamlandığında Avrupa’nın en büyüğü olacak simülatör üretim ve entegrasyon tesisinin temeline attık. Öncesinde Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak çeşitli platformların hizmete giriş, bayrak çekme ve saç kesme törenini icra ettik. Savunma ve havacılık ihracatında 2025 yılını 10 milyar doları açtığımız rekor bir rakamla tamamladık. Almanya’da yapılan NATO tatbikatında silahlı kuvvetlerimiz yetenekleriyle hem bizi gururlandırdı hem de müttefiklerimizden büyük takdir topladı. Şayet füze testi yapmayın. Balıklar ürküyor diyenlere kulak kabartsaydık elbette bunların hiçbirini başaramazdık. Hep söylüyorum. Ama bugün bir kez daha altını çizerek söylüyorum; Millet olarak ebedi yurdumuz olan bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamak istiyorsak caydırıcılığımızı sürekli arttırmak zorundayız." "Ülkemizin ve güvenliğini temin hususunda irademiz de kapasitemiz de en üst düzeydedir" Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın sıkıntılı bir süreçten geçtiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu günlerde hudut ve hava sahası güvenliğini şansa bırakmadıklarını belirterek, "Bu sabahki olayda olduğu gibi NATO müttefiklerimizle yakın istişare içinde her türlü önlemi alıyoruz ve anında gerekli müdahalede bulunuyoruz. Bir daha benzer hadiselerin yaşanmaması için de uyarılarımızı en net biçimde yapıyoruz. Allah’a hamt olsun. Ülkemizin ve güvenliğini temin hususunda irademiz de kapasitemiz de en üst düzeydedir. Son 23 yılda her türlü engele, ambargoya, sabotaja ve ihanete rağmen yılmadan, yorulmadan çalıştık. Kendimize inandık, milletimize güvendik ve neticede bugün hayal dahi edilemeyen seviyelere geldik. İnşallah çok daha iyi yerlerde olacağız. Türkiye Yüzyılını mutlaka inşa edeceğiz. Bütün oyunları bozacak, bütün engelleri aşacak, bizi çekmek istedikleri tuzaklara düşmeden bu ülkeyi çocuklarımıza gurur duyacakları bir emanet olarak bırakmayı inşallah başaracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun" ifadelerini kullandı.