Yerel Haberler
Ankara
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:07 KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır" dedi. Ankara’da EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği paydaşlığında, "Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerin Güçlendirilmesi" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özellikle ifade etmek isterim ki ekonomisinden önce konumuyla alakalı; Akdeniz’in ortasında 3355 kilometrekarelik bir Türk toprağında, 1974’ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra verilen savaş sonrasında, ilk kez ve son kez verilen savaş. Şehit kanlarıyla, mücahit kanlarıyla kazanılan 74 savaşından sonra büyük bir zaferin sonucunda kurulan 17. Türk devletidir. Türklük devletine devam edilen, işte biraz önce de ifade edildiği gibi bütün izolasyonlara ve ambargolara rağmen ayakta duran, 195 ülkenin tanımadığı, 155 ülkenin tanımadığı, dünyanın tanımadığı ama Türkiye’nin tanımasıyla hayatta var olan, var olmaya devam edecek olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Özellikle ifade etmek isterim, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ’Bir Türk dünyaya bedeldir, bir Türkiye dünyaya bedeldir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaşın Kıbrıs adasının önemini gösterdiğini ifade eden Amcaoğlu, "Yaklaşık 2 buçuk aydır süren savaşın ortaya çıkardığı acı gerçekler var ki, işte Kıbrıs adasının ne denli önemli olduğu. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk idaresinde bir sıkıntı yaşamaması konusunda Millet Meclisinde kendi milletvekillerini uyarırken; ’Oradaki Kıbrıs Türkünün bir sıkıntı yaşamaması, aksi takdirde İskenderun Körfezinden dışarı çıkamazsınız, bütün ikmal yollarınız tıkanır’ dediği noktada olduğu gibi gerçekleri yaşıyoruz. Buradaki nöbet sadece o 3355 kilometrekarelik topraklarda yaşayan Kıbrıs Türkünün, 455 yıl önce 1571’de oraya varan Osmanlı’nın torunlarının, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı bir sorumluluk değildir. Oradaki nöbet ve sorumluluk, 300 milyonluk Türk nüfusunun ve başta Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle sorumluluk alanı içerisinde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın ekonomik hedeflerinden bahseden Amcaoğlu, "Ölçeğine baktığınızda, hedefleri olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bahsederken; şu an 30.000 yatak kapasitesiyle 50.000 yatak kapasitesine ulaşmayı 2030’a kadar hedefleyen, yıllık 2 milyon turisti ile yaklaşık 4 milyonluk turisti hedefleyen, şu anki 88.000 yükseköğrenim öğrencisiyle birlikte 150.000 yüksek eğitim öğrencisi bilişim ve inovasyonla buluşturmayı hedefleyen ve bunun yanında da şu an 160 milyon dolarlar civarında olan ihracatını önümüzdeki 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çekme hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte omuz omuza mücadele veren bir Kıbrıs Türk halkından rahatlıkla bahsedebiliriz" diye konuştu. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Ticaret Bakanlığının KKTC’ye katkılarından bahseden Amcaoğlu, şunları kaydetti: "Burada bulunmuşken özellikle ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının yıllardır vermiş olduğu katkılar ortada. Ama özellikle Profesör Doktor Ömer Bolat’ın da yönetimindeki Türkiye Ticaret Bakanlığının son 2022 yılından ötürü ve beridir vermiş olduğu destek çok açık ve bariz bir şekilde ortada. Ve ülkemizin sadece turizmle değil, yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalatın karşılığında dış ticaret açığını sağlayan turizmle değil, yüksek eğitimle değil; kendi kendine yetebilen bir sanayi ile, kendi alanlarındaki ihtiyacını üretebilen bir üreticisiyle, sanayicisi ve ticaret adamıyla birlikte var olma savaşı başarıyla devam etmektedir. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2021’de yaklaşık 128 milyon dolar olan ihracatının 38 milyon dolarını Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamıyla yapabilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin şu anki geldiği nokta; 157 milyon dolarlık ihracatının 68 milyon dolarlık kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamında Türkiye’ye yapabiliyor. Ve özellikle son birkaç yıldır pozitif anlamdaki gayretleriyle sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sadece Ocak-Mart ayındaki rakam 41 milyon dolara tekabül edebiliyor 3 aylık sürede. Neden? Uzun gayretler ve görünebilir olması konusunda Kıbrıs Türkünün izolasyon ve ambargolarla yaşarken oradaki hayatını devam ettirebilmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik çarkı hazırlayabilmesi için, bu desteklerin daha da aşağılara ulaşabilmesi için hedefler bu doğrultudaydı. Özellikle şunu ifade etmek isterim ki; oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır." Konuşmanın ardından Bakan Amcaoğlu’na plaket takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:50 Vergi teşviki ile ilgili hükümleri içeren kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi Vergi teşviki ile ilgili hükümleri içeren kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan görüşmelerin ardından Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi. Teklife göre, vergi ve diğer kamu borçları azami taksit süresi 72 aya çıkarılacat. Teminat aranmaksızın tescil edilebilecek borç tutarı bir milyon liraya yükseltilecek. Veraset yoluyla mal intikallerinde vergi oranının yüzde 1 olarak uygulanması öngörülüyor. Teknogirişim şirketi çalışanlarına verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırı yıllık brüt ücretin bir katından iki katına çıkarılacak. Türkiye’ye yeni yerleşen ve son 3 yılda Türkiye’de mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin, yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna olacak. Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personelin ücretlerine yönelik yeni bir vergi istisnası getirildi. Buna göre, nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı (İstanbul Finans Merkezi’ndeki merkezler için beş katı) gelir vergisinden müstesna tutularak toplamda brüt asgari ücretin 4 ve 6 katına kadar bir vergi avantajı sağlanıyor. Türkiye’nin nitelikli hizmet ihracatını artırmak ve uluslararası firmalar için bölgesel bir merkez olmasını sağlamak amacıyla "Nitelikli Hizmet Merkezi" tanımı yapıldı. En az üç ülkede faaliyeti olan ve yıllık hasılatının yüzde 80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerine bu statü verilerek; finansal danışmanlık, stratejik yönetim ve teknoloji danışmanlığı gibi üst düzey hizmetlerin Türkiye’den koordine edilmesi hedefleniyor. Transit ticaret ve nitelikli hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik vergi indirimlerinin kapsamı genişletildi. Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye getirilmeden satılması (transit ticaret) ile nitelikli hizmet merkezlerinin kazançlarına yönelik indirim oranı yüzde 95 olarak (İstanbul Finans Merkezi’ndeki katılımcılar için yüzde 100) belirlendi. Transit ticaret, nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi kapsamında sağlanan kazanç indirimlerinin, "Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi" hesaplamasında matrahtan düşülmesine imkan tanınıyor. Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında veya yurt içinde olup kayıt dışı kalmış varlıklarını milli ekonomiye kazandırmaları teşvik ediliyor.
Alan şefi öğretmen artırımlı ek ders mücadelesini kazandı
05 Mart 2026 Perşembe - 13:50 Alan şefi öğretmen artırımlı ek ders mücadelesini kazandı Eğitim-Bir-Sen, Ankara’da bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde koordinatör ve alan şefi olarak görev yapan yüksek lisans mezunu öğretmenin ek ders ücretlerinin artırımlı ödenmesi talebinin idare tarafından ’fiilen derse girmediği’ gerekçesiyle reddedilmesi üzerine konuyu yargıya taşıdı. Açılan davada mahkeme, Eğitim-Bir-Sen üyesi öğretmen lehine karar verdi. Eğitim-Bir-Sen, bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde koordinatör ve alan şefi olarak görev yapan yüksek lisans mezunu öğretmenin ek ders ücretlerinin artırımlı ödenmesi talebinin idare tarafından ’fiilen derse girmediği’ gerekçesiyle reddedilmesi üzerine konuyu yargıya taşıdı. Ankara 7. İdare Mahkemesi, ek ders ücretlerinin artırımlı olarak ödenmesine ve geriye dönük eksik tutarların yasal faiziyle birlikte Eğitim-Bir-Sen üyesine verilmesine hükmetti. Mahkeme, toplu sözleşme hükümlerinin yalnızca derse girilen saatleri değil, yerine getirilen görev karşılığında ödenen ek ders ücretlerini de kapsadığını ortaya koydu. Mahkeme kararında, yaptığı işin niteliği gereği derse girme imkanı olmayan öğretmenler bakımından ’fiilen derse girme’ şartının aranamayacağı vurgulandı. Alan şefliği ve koordinatörlük görevini fiilen yürütmenin artırımlı ödeme için yeterli olduğu belirtildi. Lisans sonrası mesleki yetkinliğini artıran, yüksek lisans ve doktora yapmış öğretmenlere de ayrım yapılmadan artırımlı ek ders ücreti ödenmesinin anayasal eşitlik ilkesinin gereği olduğu kaydedildi. Mahkeme kararı gereği alan şefi Eğitim-Bir-Sen üyesi öğretmenin ek ders ücretleri artırımlı olarak ödenecek ve geriye dönük eksik tutarlar yasal faiziyle birlikte verilecek.
Büro Memur-Sen Başkanı Yazgan: "Kamuda şiddetin önlenmesi için tek yasa çıkarılmalı"
05 Mart 2026 Perşembe - 13:39 Büro Memur-Sen Başkanı Yazgan: "Kamuda şiddetin önlenmesi için tek yasa çıkarılmalı" Büro Memurları Sendikası (Büro Memur-Sen) Genel Başkanı Yusuf Yazgan, "bütün kamu görevlilerini kapsayan, caydırıcı tedbirler içeren, şiddeti katalog suç kapsamına alan düzenleme kaçınılmazdır" dedi. Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, Ankara’da bir otelde düzenlenen iftar programında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Programda konuşan Yazgan, çalışma hayatı, kamu personellerinin sorunu ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran-ABD-İsrail savaşının herkeste tedirginlik oluşturduğunu belirten Yazgan, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinerek, savaşın bir an önce bitmesi temennisinde bulundu. TÜİK’in önceki gün açıkladığı enflasyon rakamlarına göre 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,96 artış olduğunu da hatırlatan Yazgan, "Enflasyon rakamlarını ayrıntılı incelediğimizde en önemli artışların zorunlu tüketim ürünlerinde olduğunu görüyoruz. Kamu görevlileri ve emeklileri ekonomik açıdan zor şartlarda hayatlarını sürdürüyor. 2026 yılı ilk altı ayı için Hakem Kurulu’nun verdiği zam yüzde 11, iken; Ocak ayı enflasyonu yüzde 4,84, Şubat enflasyonu 2,9 olarak gerçekleşti. 6 aylık zammın neredeyse dörtte üçü iki ayda enflasyon karşısında erimiş oldu" şeklinde konuştu. "3600 ek gösterge birinci dereceye gelen bütün kamu görevlilerine verilmeli" Kamu görevlilerinin gündeminde olan başka bir konunun ise 3600 Ek Gösterge olduğunu belirten Yazgan, "3600 Ek Göstergenin teklifi de, toplu sözleşme kararı da Memur-Sen ve Büro Memur-Sen’e aittir. Toplu Sözleşmede mutabakat altına aldığımız bu konuda gerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız gerekse Sayın Cumhurbaşkanımız bu talebimizin hayata geçirilmesi sözünü vermiştir. Yasama yılı bitmeden bu konuda yasal düzenlemenin yapılarak verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Geçinemeyen emeklinin maaşı kiraya yetmiyor" Emeklilerin durumuna da dikkat çeken Yazgan, "Emeklilerimizin yıllarca hizmet verdikten sonra aldıkları maaş, değil geçinmek kirayı karşılayamayacak seviyededir. Emeklilerimizin maaşlarında artış yapılmalı, insan onuruna yaraşır bir yaşam hakkına sahip olmaları sağlanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Büyük şehirlerdeki memurların kira bakımından zorluk yaşadığını belirten Yazgan, özellikle turistik bölgelerde kiralık ev bulmanın imkansız olduğunu ifade etti ve kamu görevlilerine lojman desteğinin yanı sıra kira yardımı yapılması talebini dile getirdi. "Kamuda şiddetin önlenmesi için tek yasa çıkarılmalı" Kamuda şiddetin kanayan bir yara olduğunu da belirten Yusuf Yazgan, şiddeti önlemek için bütüncül bir şiddetle mücadele yasası çıkarılması gerektiğini kaydetti. Meslek gruplarına yönelik düzenlemelerin şiddeti önleyemediğini belirten Yazgan, "Meslek gruplarına yönelik çıkarılan şiddetle mücadele yasaları, diğer kamu görevlilerine yönelik, ‘daha az değerli’ algısını oluşturmaktadır. Bu ayrımcılığa son verilerek bütün kamu görevlilerini kapsayan, caydırıcı tedbirler içeren, şiddeti katalog suç kapsamına alan düzenleme kaçınılmazdır. Bu caydırıcı tedbirlerin başında da tutuklu yargılama gelmelidir" şeklinde konuştu. Yazgan ayrıca, İstanbul Çekmeköy’de, bir öğrencinin bıçakla yaralaması sonrası hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet, yaralı öğretmen ve öğrenciye de acil şifalar diledi. "Her zaman Cumhurbaşkanımızın yanındayız" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşa da değinen Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, "Ortadoğu’da yanan ateş, dünyayı ısıtmaya da yakmaya da yetiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımızın bu ateşin ülkemize sıçramaması yaptıkları çalışmaları takdirle karşılıyoruz. Katil ve terörist devlet İsrail, arzı mevud hayaliyle bölgeyi sürekli ateşe atmaktan vazgeçmelidir. İşgal ettiği toprakları gerçek sahiplerine bırakmalıdır. Sömürge devletler ellerini bölgeden çekmedikçe bölgemizde oyunlar da savaşlar da eksik olmayacaktır. Bir gün sıranın bize gelmesini istemiyorsak; birlik ve beraberliğimizi artırmalı, kenetlenmeliyiz. İçimizdeki hainlere fırsat vermemeliyiz. İç ve dış her türlü tehdide karşı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında ve destekçisi olduğumuzu bir kez daha dile getiriyoruz. Sendikal mücadelemiz kendi mecrasında yürürken, milli konulardaki duruşumuz nettir. Her zaman milli idare ve iradenin yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın yargılanmasına başlandı
05 Mart 2026 Perşembe - 13:05 Eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın yargılanmasına başlandı Ankara’da eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından yargılanmasına başlandı. Ankara 79. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Murat Çakır, eski eşi D.S. ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, tutuklu sanık Çakır’a söz verdi. Çakır, olay günü eski eşiyle tesadüfen karşılaştığını söyleyerek, "Konuşmak istedim, bana hakaret ve küfürler etti. Ben de bunu yapmamasını rica ettim. Silahımı gösterdim. Biraz yürüdük, silahımı çıkardım. Kimsenin yaklaşmasını istemiyordum. Tek isteğim eşimle konuşmaktı. Zarar verme kastım yoktu. Gözaltına alınırken silahımı kendim verdim, direnç göstermedim" diye konuştu. "’Seni öldüreceğim’ dedi" Müşteki kadın D.S. ise sanığın iddialarını reddederek, küfür etmediğini ve tahrik etmediğini öne sürdü. D.S., "Elinde evraklar vardı, ‘Seni nasıl buldum ama’ dedi. Bana ‘Seni öldüreceğim’ dedi. Yakamdan tutup silahla götürdü. Etraftakiler çok yalvardı" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanığın ’ruhsatsız silah bulundurma’ ile ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yargılandığını ancak eylemin boşandığı eşe karşı "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu da oluşturabileceğini belirterek, dosyada görevsizlik kararı verilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, eylemin "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturabileceği değerlendirmesiyle görevsizlik kararı vererek, dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Olayın geçmişi Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 9 Ekim 2025 tarihinde meydana gelen olayda D.S., boşandıktan sonra kimliğini değiştirmek için gittiği nüfus müdürlüğünün bulunduğu kaymakamlık binasından çıktığı sırada eski eşi Murat Çakır tarafından rehin alındı. Çakır, kaymakamlık binasının yanındaki boş araziye götürdüğü D.S.’nin başına tabanca dayayıp, tehdit etti. Çakır, Pursaklar Kaymakamının ikna çabaları sonucunda silahı bırakıp, teslim oldu. Gözaltına alınan Çakır, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın tamamlanmasıyla iddianame hazırlandı. Sanık Çakır hakkında ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından 13 yıl 6 aya kadar hapis talebiyle iddianame hazırlandı. İddianame 79. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilerek, dava açıldı.
Sincan’a ikinci bebek kütüphanesi geliyor
05 Mart 2026 Perşembe - 12:27 Sincan’a ikinci bebek kütüphanesi geliyor İlçeye 8 kreş, 7 anne çocuk oyun evi kazandıran Sincan Belediyesi, ikinci bebek kütüphanesini hizmete açmak için gün sayıyor. Sincan Belediyesi, 0-3 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine yönelik bir projeyi daha hayata geçiriyor. İlki Atatürk Mahallesi’nde 2020 yılında hizmete giren bebek kütüphanesinin ikincisi Akşemsettin Mahallesi’ne yapılıyor. Bebek kütüphanesinde minikler eğlenceli ve öğretici etkinliklerle hem keyifli vakit geçirecek hem de gelişimlerine katkı sağlayacak. Yeni bebek kütüphanesi de ilki gibi 0-3 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine hizmet verecek. Anneler çocuklarıyla birlikte bebek kütüphanesine giderek, öğretmenler eşliğinde eğitici ve öğretici etkinliklere katılabilecek. Modern ve güvenli bir şekilde tasarlanan kütüphanede yaş gruplarına uygun kitaplar, materyaller, oyun alanları, oyuncaklar yer alacak. Öğretmenler eşliğinde düzenlenecek programlarla minikler eğlenerek öğrenecek. Akranlarıyla iletişim kuran çocukların dil ve konuşma becerileri gelişecek. Çeşitli atölyelerle ince ve kaba motor becerileri gelişecek. Yeni bebek kütüphanesi hem çocukların kitaplarla erken yaşta bağ kurmasına katkı sağlayacak hem de anneler sosyal hayata daha aktif katılım sağlayacak. Bebek kütüphanesinde anneler için de etkinlikler, çeşitli söyleşiler düzenlenecek. Aile danışmanlık hizmetiyle anneler, aile ve çocukla ilgili sorunları uzman psikologlarla birebir görüşebilecek.
Bakan Memişoğlu: "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz"
05 Mart 2026 Perşembe - 12:23 Bakan Memişoğlu: "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Yerli üretimi desteklemeye devam edeceğiz. Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tıbbi cihaz sektörü temsilcileriyle iftar yemeğinde bir araya geldi. Programda konuşan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde iyi bir noktada olduğunu anlatarak, "Çevresinde birçok ateş çemberiyle birçok çatışmanın ve huzursuzun olduğu bir yerde gerçekten vaha gibi, çatışmanın olmadığı ve öngörülebilir bir ülkeyiz şu anda. Demokratik bir ülkeyiz. O nedenle dünyanın şu andaki kargaşasındaki bu durumdan böyle stabil olan, öngörülebilen, demokrasi içinde olan ve sağlık çalışanıyla, altyapısıyla dünyaya örnek olabilecek bir ülkede çok iyi şeyler yapabiliriz. Dünyanın bugün yatırımcı kuruluşları Türkiye’yi merkez olarak seçmiş veya seçmeye devam edecekler diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" Yerli üretimin önemini vurgulayan Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye sadece bir pazar değil. Onların ortağı olabilecek kapasiteye ulaştığını onlara inandırmamız ve onların da yatırımı Türkiye’ye daha çok yapmasını sağlamamız lazım. Aynı zamanda yerli üretim olarak da onlar kadar kaliteli, onlar gibi dünyaya networkünü ulaştırabilen markalar oluşturmamız lazım. Çünkü ben eminim sağlık sektörü bunu başarabilecek hem insan gücüne sahip hem de altyapıya sahip. Bugün savunma sanayiinin gelişmesi bizim için de bir fırsat. Çünkü sağlıktaki ürünlerin birçoğuna benzer şekilde savunma sanayii bunları geliştirmiş durumda. Onun için biz bu konuda yerli üretimi de desteklemeye devam edeceğiz. Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz."
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız"
05 Mart 2026 Perşembe - 12:08 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, resmi sosyal medya hesabından Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne ilişkin son dönemde yaşanan gelişmeler hakkında açıklamada bulundu. Keçeli, son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne aykırı yönde yapılan açıklamaları ciddiyetsiz, talihsiz ve zamansız bulduğunu ifade etti. Keçeli, son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her fırsatta NATO müttefiki Yunanistan ile ikili ilişkileri zehirlemeye çalışan bazı çevrelerin yeni bir oldubitti girişiminde bulunmasının şaşırtıcı olmadığını da belirtti. "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Keçeli, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz. 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayriaskeri statü altına alınan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların objektif hukuki statüsünde tartışmaya açık bir husus bulunmamaktadır. Hal böyleyken, bölgemizde yaşanan son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan’la ikili ilişkilerimizi zehirlemeye gayret gösteren bazı çevrelerin yeni bir oldubitti teşebbüsünde bulunmaları esasen şaşırtıcı değildir. Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir. Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken, bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir. Bilinmesini isteriz ki Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anavatan ve garantör Türkiye’nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup, başka hiç kimseye muhtaç değildir. Bölgemizde yaşanan gelişmeler barış ve istikrara olan samimi bağlılığın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İç politikaya yönelik saiklerle mesnetsiz iddialarda bulunmayı ve ülkemiz aleyhine dezenformasyon yapmayı adet haline getiren çevrelere, oldubittilere izin vermeyeceğimizi bu vesileyle tekrar hatırlatıyor ve kendilerini sağduyuya davet ediyoruz."
Gölbaşı’nda miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık anlatıldı
05 Mart 2026 Perşembe - 11:48 Gölbaşı’nda miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık anlatıldı Ankara Üniversitesi Gölbaşı Anaokulu okul öncesi öğrencileri, Gölbaşı Belediyesi Atık Getirme Merkezi’ni ziyaret etti. Merkezde miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık konusunda bilgi verildi. Gölbaşı Belediyesi tarafından çöp ayrıştırma ve atıkların ekonomiye geri kazandırılması amacıyla kurulan Sıfır Atık Merkezi, öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. Ankara Üniversitesi Gölbaşı Anaokulu okul öncesi öğrencileri, Gölbaşı Belediyesi Atık Getirme Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette minik öğrenciler, merkezde oluşturulan farklı atık toplama bölmelerini gezerek, geri dönüşüm süreçleri hakkında bilgi edindi. Merkez içerisinde yer alan cıva içeren atıklar, pil atıkları, tekstil atıkları, ahşap atıkları, plastik atıkları, metal atıkları, cam atıkları, kâğıt ve karton atıkları, karışık ambalaj atıkları, yıkıntı atıkları, evlerden kaynaklı tehlikeli maddeler, atık ilaçlar, elektrikli ve elektronik atıklar ile bitkisel atık bölmelerini inceleyen öğrencilere yetkililer tarafından atıkların nasıl ayrıştırıldığı ve geri dönüşüme kazandırıldığı anlatıldı. Öğrenciler, ayrıca atık malzemelerin toplandığı alanları ve organik atıkların kompost makinesinde geri dönüştürüldüğü bölümleri de gezdi. Ziyaret sırasında öğrencilere belediye çalışanlarının emeğiyle atık malzemeler kullanılarak hazırlanan uçak, fincan ve kayık gibi maketler üzerinden geri dönüşümün önemi anlatıldı. Programda Sıfır Atık Eğitim Merkezi’ni de ziyaret eden öğrenciler, izledikleri animasyon filmiyle iklim krizi ve kuraklık konusunda bilgilendirildi. "Çocuklarımızı bilinçlendirmek hepimizin sorumluluğu" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, çocukların küçük yaşta çevre bilinci kazanmasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Doğayı koruma bilincinin küçük yaşlarda kazanılması geleceğimiz açısından son derece önemli. Atıkların ayrıştırılması, geri dönüşümün hayatımızın bir parçası haline gelmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması konusunda çocuklarımızı bilinçlendirmek hepimizin sorumluluğu. Bu nedenle Sıfır Atık Merkezimizi sadece bir toplama alanı olarak değil, aynı zamanda bir eğitim ve farkındalık merkezi olarak görüyoruz. Çocuklarımızın burada gördükleri ve öğrendikleri bilgiler, onların hem günlük hayatlarında hem de gelecekte çevreye daha duyarlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacaktır. Gölbaşı Belediyesi olarak çevreyi koruyan, sürdürülebilir ve bilinçli bir toplum oluşturmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 7 madalyayla tamamlayan milli sporcular yurda döndü
05 Mart 2026 Perşembe - 11:29 Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 7 madalyayla tamamlayan milli sporcular yurda döndü Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 2 altın, 3 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 7 madalyayla tamamlayan milli sporcular yurda döndü. Ermenistan’da düzenlenen Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 2 altın, 3 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 7 madalya ile tamamlayan milli takım kafilesi Ankara Esenboğa Havaalanı’na iniş yaptı. Kafilede, Türkiye Atıcılık Federasyonu Başkanı Murat Kocakaya’nın yanı sıra milli sporcular Yusuf Dikeç, İsmail Keleş, Şevval İlayda Tarhan, Esra Bozabalı, Şimal Yılmaz, Elif Duygu Eren Kotoş ve Murat Örgün yer aldı. Altın madalyalar, erkekler 10 metre havalı tabanca trio takımından ve kadınlar 10 metre havalı tüfek solo kategorisinde yarışan Damla Köse’den geldi. "Ermenistan’da milli marşı okutmanın sporcularım için büyük gurur olduğunu düşünüyorum" Geçen sene de başarılı bir yarış geçirildiğini belirten Türkiye Atıcılık Federasyonu Başkanı Murat Kocakaya, "Bizim takımımız dünya şampiyonasında başarılı sonuçlar almıştı. Aslında bunu bekliyorduk. Çok iddialı gitmiştik oraya. Sporcular çok çalıştılar. Antrenörleriyle uzun zamandır çalışıyorlar. Burada beklediği sonuçları aldılar. Biraz daha iyi alabilir miydik onu düşünüyoruz. Bu takımın hedefi bellidir. Olimpiyatlara gitmek istiyoruz. Olimpiyatlarda ülkemize madalyalar kazandırmak istiyoruz. Ermenistan’da milli marşı okutmanın sporcularım için büyük gurur olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. "Damla hızla gelişen bir sporcumuz" Altın madalya kazanan Damla Köse’ye ilişkin konuşan Kocakaya, "Kadın tüfekte son 1-2 yıldır iyi bir ivme var bizde. Damla geçen yıl aynı branşta Avrupa birincisi olmuştu. Bu sene Avrupa şampiyonu oldu. Damla’nın 1 dünya ikinciliği var. Damla hızla gelişen bir sporcumuz. Damla’nın yanında Elif’in aldığı bronz madalya da ciddi bir işaret. 3 tane çok iyi kadın tüfekçimiz var" ifadelerini kullandı. "Bizim hedefimiz 2028 Los Angeles Olimpiyatları" Bereketli bir yarışma olduğunu vurgulayan Yusuf Dikeç ise, "2-3 madalya daha çıkardı. İlayda ve İsmail çok ucundan kaçırdı. Aslında bunların hepsi disiplinli ve düzenli çalışmanın bir sonucu olduğunu gösteriyor. Bizim hedefimiz 2028 Los Angeles Olimpiyatları. Allah nasip ederse oraya kadar hiç durmadan tam gaz çalışacağız. Madalyayı aldıktan sonra yaşlı olarak ben kenara çekileceğim, gençler devam edecekler" açıklamasında bulundu. "Bu seferlik en iyimiz bu kadarmış" Şevval İlayda Tarhan ise her müsabakada olduğu gibi bazı aksilikler yaşandığını kaydederek, "Daha fazla madalyayla dönebilirdik. Her zaman daha iyisi olabilir ama bu seferlik en iyimiz bu kadarmış. Bir sonrakinde bunları de geçtiğimiz yılı da egale etmek hatta üzerine çıkmak istiyoruz. Daha büyük başarılar istiyoruz. Ama esas büyük hedefimiz olimpiyatlar. Bunlar da olimpiyata giden süreçteki merdivenler. İyi ya da kötü bir şekilde bu merdivenleri geçiyoruz ama esas hedefimiz için daha büyük odaklıyız diyebilirim" şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu: "Turistik Doğu Ekspresi, 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi"
05 Mart 2026 Perşembe - 11:23 Bakan Uraloğlu: "Turistik Doğu Ekspresi, 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Turistik Doğu Ekspresi, 8 yataklı vagon ve bir yemek vagonuyla 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi" dedi. Bakan Uraloğlu, dünyanın en güzel demiryolu rotaları arasında yer alan Ankara ile Kars arasında işletilen Turistik Doğu Ekspresi’nin 2025-2026 kış sezonunda 10 bin 166 yolcuya hizmet vererek sezonu tamamladığını açıkladı. Uraloğlu, TCDD Taşımacılık AŞ tarafından işletilen Turistik Doğu Ekspresi’nin sezonunun son seferini Kars-Ankara yönünde 3 Mart’ta tamamladığını bildirdi. "91 bini aşkın seyahatsever, Turistik Doğu Ekspresi ile unutulmaz bir deneyim yaşadı" Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "2019 yılından beri her yaştan, her coğrafyadan insanı Anadolu’nun eşsiz doğası, kültürüyle buluşturan Turistik Doğu Ekspresi, her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir ilgiyle karşılandı. Sadece yerli turistlerin değil, yabancı turistlerin de ilgi odağı olan ekspres, ülkemizin zenginliklerini demiryolları ile dünyaya tanıtmanın en etkili araçlarından biri haline geldi. Bugüne kadar toplam 91 bini aşkın seyahatsever, fotoğraf tutkunu, Turistik Doğu Ekspresi ile unutulmaz bir deneyim yaşadı." "Turistik Doğu Ekspresi, 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi" Bakan Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi’nin Ankara-Kars ve Kars-Ankara yönlerinde toplam 60 sefer gerçekleştirdiği bilgisini vererek, "2025-2026 kış sezonu seferlerine 22 Aralık’ta başlayan Turistik Doğu Ekspresi, Ankara-Kars yönünde 30, Kars-Ankara yönünde 30 olmak üzere 60 sefer gerçekleştirdi. Turistik trenimiz, 8 yataklı vagon ve bir yemek vagonuyla 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi. Ekspres, Ankara-Kars yönünde Erzincan’da 2 saat 30 dakika, Erzurum’da 4 saat, Kars-Ankara yönünde de İliç’te 3 saat, Divriği’de 2 saat 30 dakika ve Sivas’ta 3 saatlik turizm amaçlı duruşlar gerçekleştirdi. Bu molalarda yolculara güzergâh üzerindeki şehirlerin doğal, tarihi ve kültürel mirası tanıtıldı" ifadelerini kullandı. Sezonda 126 üniversite öğrencisi misafir edildi Uraloğlu, ayrıca Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından üniversitelerde düzenlenen U-FEST kapsamında çekilişe katılan 126 öğrencinin Turistik Doğu Ekspresi’nde misafir edildiğini kaydetti. Gençlerin Anadolu’nun kültürel ve doğal mirasının yanı sıra demiryollarını keşfetme fırsatı bulduğuna dikkati çeken Uraloğlu, "UFEST Ulaştırma Gençlik Festivalleri kapsamında kura ile belirlenen üniversite öğrencilerimiz, ’UFEST Gençliği ile Turistik Doğu’da Buluşuyoruz’ temasıyla yapılan çalıştaylarda demiryolu sektörünü de yakından tanıma fırsatı buldu. Hem keyifli hem de öğretici bir programla öğrencilerimizin yolculuk deneyimini zenginleştirdik. Yolculuk süresince gençlerin tren içi hizmetler, gar ve istasyon duruşlarına ilişkin gözlemleri ve önerilerini de dikkate aldık, onların geri bildirimleri bizim için çok önemli. Demiryollarının geleceğini inşa ederken gençlerimizin vizyonuna ihtiyacımız var" şeklinde konuştu.
Palandöken: "Eşel mobil kararı piyasayı rahatlatacak"
05 Mart 2026 Perşembe - 11:10 Palandöken: "Eşel mobil kararı piyasayı rahatlatacak" TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt fiyatlarında Eşel Mobil sisteminin yeniden devreye alınmasının piyasalar açısından olumlu bir adım olduğunu söyleyerek, "Hem esnaf sanatkârın hem vatandaşımızın fiyatlardaki istikrarını bozacak unsurlar da ortadan kalkmış olacak. Böylelikle piyasalarda pompaya yansıyan fiyatların sübvanse edilmesi çok önemliydi, karar da zamanında alındı" dedi. Brent petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerin piyasaya etkisinin sınırlı kalacağını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tahmin ediyorum ki yüksek enflasyonun ve bugünkü evrilme noktasındaki enflasyonun düşüşü önemli ölçekte gerçekleşiyordu. Fiyatlar yüksek. Onun için çok hissedilmiyordu. Ama biliyorsunuz en büyük girdi maliyetleri enerji. Petrol, bunlar tabii ki imalat sektörünü de aynı şekilde vatandaşın sosyal hayatında kullanmış olduğu işte hem ticari araçlar hem özel araçlar, aynı şekilde nakliyeci esnafı bu konuda bu fiyatlardan yüksek fiyatlarla navlun almasının önüne geçilmiş olacak. Netice itibarıyla bu uygulanacak sistem dahilinde en azından enflasyondaki yükselme evrimi de durmuş olacak. Çünkü hep yapılan bahanede tabii bu gündeme geliyordu. Biliyorsunuz petroldeki zamlar, doğalgazdaki zamlar aynı şekilde elektrik enerjisindeki zamlar en çok maliyetleri artıran konulardan biriydi. Şimdi bunu tabii esnaf ve sanatkar olarak da, nihai tüketiciye ulaştırma noktasındaki emtiaların fiyatlarının yükselmesini kırmış olacak" diye konuştu. "Sıkıntıların ortadan kaldırılması gerekli" Palandöken, sözlerine şöyle devam etti: "İnşallah ki bir an evvel bu Orta Doğu’daki zalimlerin yapmış oldukları, bu çocuklarımızı katledenler, aynı şekilde uluslararası bu işe seyirci kalanlar da inşallah bir an evvel bu meselenin üzerine gidip, bu ülkelerin sıkıntılarını aziz mübarek Ramazan ayında ortadan kaldırılmasının gerekliliğini artık insanlar hem idrak ediyor hem o açılan her televizyon kanalındaki bu görüntülerden insanların feryat edişleri duyulabiliyor."