Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 23:06:54
Ankara’da bahar şenliklerindeki İlkay Akkaya konserinde Türk bayraklı protestoda bulunan gruba saldırdılar.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:07
KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır, Türkiye Cumhuriyeti için vardır"
Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır" dedi. Ankara’da EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği paydaşlığında, "Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerin Güçlendirilmesi" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özellikle ifade etmek isterim ki ekonomisinden önce konumuyla alakalı; Akdeniz’in ortasında 3355 kilometrekarelik bir Türk toprağında, 1974’ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra verilen savaş sonrasında, ilk kez ve son kez verilen savaş. Şehit kanlarıyla, mücahit kanlarıyla kazanılan 74 savaşından sonra büyük bir zaferin sonucunda kurulan 17. Türk devletidir. Türklük devletine devam edilen, işte biraz önce de ifade edildiği gibi bütün izolasyonlara ve ambargolara rağmen ayakta duran, 195 ülkenin tanımadığı, 155 ülkenin tanımadığı, dünyanın tanımadığı ama Türkiye’nin tanımasıyla hayatta var olan, var olmaya devam edecek olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Özellikle ifade etmek isterim, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ’Bir Türk dünyaya bedeldir, bir Türkiye dünyaya bedeldir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaşın Kıbrıs adasının önemini gösterdiğini ifade eden Amcaoğlu, "Yaklaşık 2 buçuk aydır süren savaşın ortaya çıkardığı acı gerçekler var ki, işte Kıbrıs adasının ne denli önemli olduğu. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk idaresinde bir sıkıntı yaşamaması konusunda Millet Meclisinde kendi milletvekillerini uyarırken; ’Oradaki Kıbrıs Türkünün bir sıkıntı yaşamaması, aksi takdirde İskenderun Körfezinden dışarı çıkamazsınız, bütün ikmal yollarınız tıkanır’ dediği noktada olduğu gibi gerçekleri yaşıyoruz. Buradaki nöbet sadece o 3355 kilometrekarelik topraklarda yaşayan Kıbrıs Türkünün, 455 yıl önce 1571’de oraya varan Osmanlı’nın torunlarının, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı bir sorumluluk değildir. Oradaki nöbet ve sorumluluk, 300 milyonluk Türk nüfusunun ve başta Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle sorumluluk alanı içerisinde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın ekonomik hedeflerinden bahseden Amcaoğlu, "Ölçeğine baktığınızda, hedefleri olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bahsederken; şu an 30.000 yatak kapasitesiyle 50.000 yatak kapasitesine ulaşmayı 2030’a kadar hedefleyen, yıllık 2 milyon turisti ile yaklaşık 4 milyonluk turisti hedefleyen, şu anki 88.000 yükseköğrenim öğrencisiyle birlikte 150.000 yüksek eğitim öğrencisi bilişim ve inovasyonla buluşturmayı hedefleyen ve bunun yanında da şu an 160 milyon dolarlar civarında olan ihracatını önümüzdeki 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çekme hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte omuz omuza mücadele veren bir Kıbrıs Türk halkından rahatlıkla bahsedebiliriz" diye konuştu. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Ticaret Bakanlığının KKTC’ye katkılarından bahseden Amcaoğlu, şunları kaydetti: "Burada bulunmuşken özellikle ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının yıllardır vermiş olduğu katkılar ortada. Ama özellikle Profesör Doktor Ömer Bolat’ın da yönetimindeki Türkiye Ticaret Bakanlığının son 2022 yılından ötürü ve beridir vermiş olduğu destek çok açık ve bariz bir şekilde ortada. Ve ülkemizin sadece turizmle değil, yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalatın karşılığında dış ticaret açığını sağlayan turizmle değil, yüksek eğitimle değil; kendi kendine yetebilen bir sanayi ile, kendi alanlarındaki ihtiyacını üretebilen bir üreticisiyle, sanayicisi ve ticaret adamıyla birlikte var olma savaşı başarıyla devam etmektedir. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2021’de yaklaşık 128 milyon dolar olan ihracatının 38 milyon dolarını Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamıyla yapabilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin şu anki geldiği nokta; 157 milyon dolarlık ihracatının 68 milyon dolarlık kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamında Türkiye’ye yapabiliyor. Ve özellikle son birkaç yıldır pozitif anlamdaki gayretleriyle sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sadece Ocak-Mart ayındaki rakam 41 milyon dolara tekabül edebiliyor 3 aylık sürede. Neden? Uzun gayretler ve görünebilir olması konusunda Kıbrıs Türkünün izolasyon ve ambargolarla yaşarken oradaki hayatını devam ettirebilmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik çarkı hazırlayabilmesi için, bu desteklerin daha da aşağılara ulaşabilmesi için hedefler bu doğrultudaydı. Özellikle şunu ifade etmek isterim ki; oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır." Konuşmanın ardından Bakan Amcaoğlu’na plaket takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:58
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’u, Esenboğa Havalimanı’nda karşıladı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:50
Vergi teşviki ile ilgili hükümleri içeren kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi
Vergi teşviki ile ilgili hükümleri içeren kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan görüşmelerin ardından Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi. Teklife göre, vergi ve diğer kamu borçları azami taksit süresi 72 aya çıkarılacat. Teminat aranmaksızın tescil edilebilecek borç tutarı bir milyon liraya yükseltilecek. Veraset yoluyla mal intikallerinde vergi oranının yüzde 1 olarak uygulanması öngörülüyor. Teknogirişim şirketi çalışanlarına verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırı yıllık brüt ücretin bir katından iki katına çıkarılacak. Türkiye’ye yeni yerleşen ve son 3 yılda Türkiye’de mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin, yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna olacak. Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personelin ücretlerine yönelik yeni bir vergi istisnası getirildi. Buna göre, nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı (İstanbul Finans Merkezi’ndeki merkezler için beş katı) gelir vergisinden müstesna tutularak toplamda brüt asgari ücretin 4 ve 6 katına kadar bir vergi avantajı sağlanıyor. Türkiye’nin nitelikli hizmet ihracatını artırmak ve uluslararası firmalar için bölgesel bir merkez olmasını sağlamak amacıyla "Nitelikli Hizmet Merkezi" tanımı yapıldı. En az üç ülkede faaliyeti olan ve yıllık hasılatının yüzde 80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerine bu statü verilerek; finansal danışmanlık, stratejik yönetim ve teknoloji danışmanlığı gibi üst düzey hizmetlerin Türkiye’den koordine edilmesi hedefleniyor. Transit ticaret ve nitelikli hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik vergi indirimlerinin kapsamı genişletildi. Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye getirilmeden satılması (transit ticaret) ile nitelikli hizmet merkezlerinin kazançlarına yönelik indirim oranı yüzde 95 olarak (İstanbul Finans Merkezi’ndeki katılımcılar için yüzde 100) belirlendi. Transit ticaret, nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi kapsamında sağlanan kazanç indirimlerinin, "Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi" hesaplamasında matrahtan düşülmesine imkan tanınıyor. Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında veya yurt içinde olup kayıt dışı kalmış varlıklarını milli ekonomiye kazandırmaları teşvik ediliyor.
06 Mart 2026 Cuma - 13:19
Plakasının yazı sitili standartlara aykırı olan sürücüler ceza yememek için plaka basım atölyesinde uzun kuyruklar oluşturdu
Yürürlüğe giren yeni düzenleme gereği ‘APP’ plaka olarak bilinen standartlara aykırı plakalarını 140 bin lira ceza yememek için değiştirmek isteyen sürücüler, plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren Trafik Ceza Kanunu uygulaması nedeniyle araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için sürücüler, Ankara’daki plaka basım atölyesine akın etti. Uzun kuyruklar oluşturan sürücüler, yaşanan yoğunluktan dolayı işlemleri ertelemek zorunda kaldıklarını ifade ettiler. "Kabul edilmeyişini mantıklı bulamıyorum" APP plakaların standart dışı kabul edilmesini anlamsız bulduğunu ifade eden Efkan Seyyar, "Aracımın plakası standart değil. Ben de ceza yememek için geldim. Cezalar arttı. 140 bin lira ceza yiyenler varmış. Bundan çekindiğimiz için buradayız. Çok fazla sıra var. İşimiz uzun. Önce onay almamız, ardından da plakayı bastırmamız gerekecek. Bir süre daha burayız. İşlemler kısa sürmüyor. Bugüne yetiştirmeye çalışıyoruz. Bence yararlı bir uygulama değil. Araçtaki plaka yazısının farklılığı trafiği tehlikeye atan bir durum. Bu sadece araç daha güzel görünsün diye yapılan bir şey. Özel plaka yaptırıp yüksek miktarda para ödeyenler var ve tek amaçları bunu sergilemek. Bu plakaların yazı sitili daha kalın ve daha okunaklı. Buna rağmen kabul edilmeyişini mantıklı bulamıyorum" dedi. "Ramazan ayında bu sırada beklemek zulüm gibi geliyor" Çok fazla beklemek zorunda kaldıklarını ifade eden Ayhan Özdemir, "Dün de buradaydık ama sıradan dolayı işimizi halledemedik ve bugün de gelmek zorunda kaldık. Ramazan ayında bu sırada beklemek zulüm gibi geliyor. Çok fazla sıra var ve insanlar oruç. Bu uygulamayı daha kolay bir şekilde yapabilirlerdi. Böyle çok anlamsız. 140 bin lira ceza yazıldığı söyleniyor. Korktuğumuz için geldik biz de. Sürekli sıraya giriyoruz. Cezalar çok yüksek. İnsanlar nasıl ödeyebilir ki bu miktarları" diye konuştu. "Devletimiz ne kural koyduysa ona uymak zorundayız" Sürücülerden Arif Doğan ise, "Biz aracımızı aldığımızda plakanın farklı olduğunu ve yasadışı olduğunu bilmiyorduk. Değiştirmeye geldik. 140 bin lira cezası olduğu söyleniyor. Devletimiz ne kural koyduysa ona uymak zorundayız. Çok fazla plaka bastıran var" ifadelerine yer verdi.
06 Mart 2026 Cuma - 13:03
İletişim Başkanı Duran: "İç cepheyi hedef alan 41 sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmiştir"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dezenformasyon ve provokatif içeriklerle iç cepheyi hedef alan 41 sosyal medya hesabına (X, Facebook ve Instagram) erişim engeli getirilmiştir. 75 adet içerik ise dijital platformlardan kaldırılmıştır" dedi. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bölgede yaşanan son gelişmelerin ardından dijital mecralarda Türkiye’yi hedef alan yoğun dezenformasyon ve psikolojik harekat faaliyetinin yürütüldüğünün tespit edildiğini açıkladı. Açıklamasında özellikle İran’a yönelik saldırıların başladığı ilk andan itibaren bazı sosyal medya hesaplarının doğruluğu teyit edilmemiş içerikler üzerinden toplumda korku, panik ve güvensizlik oluşturmayı amaçlayan sistematik paylaşımlar yaptığının görüldüğüne dikkat çeken Duran, "Devletimizin ilgili kurumları bu süreci ilk andan itibaren yakından takip etmiş; kamu düzenini, toplumsal huzuru ve milli güvenliğimizi hedef alan dijital manipülasyon girişimlerine karşı gerekli adımlar kararlılıkla atılmıştır. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile yürütülen çalışmalar sonucunda dezenformasyon ve provokatif içeriklerle iç cepheyi hedef alan 41 sosyal medya hesabına (X, Facebook ve Instagram) erişim engeli getirilmiştir. 75 adet içerik ise dijital platformlardan kaldırılmıştır. Suç unsuru taşıyan paylaşımlarla psikolojik harekât yürüttüğü tespit edilen bu ve inceleme altındaki diğer hesaplar hakkında hukuki süreç başlatılmıştır "ifadelerine yer verdi.
06 Mart 2026 Cuma - 13:00
TDT Dışişleri Bakanları İstanbul’da toplanıyor: Gündemde bölgesel gerilimler ve KKTC var
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Konseyi Gayriresmi Toplantısı’nda bölgesel ve küresel gelişmeler ele alınacak. Bakan Fidan’ın toplantıda ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların sona erdirilmesi ve KKTC’ye yönelik tecridin kaldırılması konularına dikkat çekmesi bekleniyor. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, TDT Dışişleri Bakanları Konseyi Gayriresmi Toplantısı 7 Mart’ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenecek. Toplantıya Türkiye ve dönem başkanı Azerbaycan’ın yanı sıra üye ülkeler Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın temsilcileri katılacak. Toplantıda teşkilat bünyesindeki son gelişmeler ile önümüzdeki dönemde atılabilecek adımlar değerlendirilecek, ayrıca güncel küresel ve bölgesel meseleler hakkında kapsamlı istişareler yapılacak. Kaynaklar, toplantı marjında Bakan Fidan’ın mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesinin ve konuk heyet başkanlarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından toplu olarak kabul edilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Bakan Fidan’ın toplantıda yapacağı konuşmada, bölgede ve uluslararası sistemde barış, istikrar ve adaletin tesisinde zorlu bir dönemden geçildiğini vurgulaması bekleniyor. Fidan’ın TDT ülkelerinin bölgesel sahiplenme anlayışıyla aralarındaki iş birliğini daha da genişletmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekeceği ifade edildi. Kaynaklar, Fidan’ın konuşmasında ayrıca ABD ve İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalar ile üçüncü ülkeleri hedef alan saldırıların bir an önce sona erdirilmesi ve diplomasiye alan açılması gerektiğini vurgulayacağını aktardı. Bu konuda Türk dünyasının ortak bir duruş sergilemesinin önemine işaret etmesi beklenen Fidan’ın taraflara gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunacağı belirtildi. Fidan’ın ayrıca Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilimin daha fazla tırmanmasının önüne geçilmesi için diyalog kanallarının ve barışçıl çözüm yöntemlerinin teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekmesi öngörülüyor. Kaynaklara göre Fidan’ın hitabında Kıbrıslı Türklerin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin maruz kaldığı haksız ve insanlık dışı tecrit uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini vurgulaması da bekleniyor. Fidan’ın tüm TDT üyelerinin KKTC ile siyasi, ekonomik ve kültürel-beşeri ilişkilerini geliştirmesinin faydasına işaret edeceği ifade edildi. Bakan Fidan’ın ayrıca Türk devletlerinin üçüncü taraflarla teşkilat bünyesinde iş birliklerini geliştirmek amacıyla kurulmasına karar verilen "TDT+" formatı hakkında Türkiye’nin yaklaşım ve önceliklerini paylaşmasının öngörüldüğü kaydedildi.
06 Mart 2026 Cuma - 12:45
Pursaklar’da miniklerin tekne orucu heyecanı
Pursaklar Belediyesi’nin Nezaket Okulu’nda eğitim gören öğrenciler, tekne orucunu öğle ezanı ile birlikte açmanın mutluluğunu yaşadı. Pursaklar Belediyesi’nce Merkez Nezaket Okulu’nda düzenlenen programda minik öğrenciler, tekne orucu tutarak Ramazan’ın anlam ve önemini öğrenme fırsatı buldu. Öğretmenleri eşliğinde çeşitli etkinliklere katılan öğrenciler, tekne orucunu öğle ezanı ile birlikte açmanın mutluluğunu yaşadı. Çocukların Ramazan ayının manevi değerini küçük yaşta öğrenmesinin önemli olduğunu vurgulayan Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve sabrın en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir aydır. Nezaket Okulumuzda eğitim gören minik yavrularımızın tekne orucu tutarak, bu güzel ayın anlamını öğrenmeleri bizleri çok mutlu ediyor. Çocuklarımızın hem geleneklerimizi tanıması hem de manevi değerlerimizi küçük yaşta benimsemesi adına bu tür etkinlikleri çok kıymetli buluyoruz. Tüm yavrularımıza ve ailelerine hayırlı Ramazanlar diliyorum’’ dedi. Belediye yetkilileri, Nezaket Okulu’nda Ramazan ayı boyunca çocukların hem eğlenip hem de değerler eğitimi alabilecekleri farklı etkinliklerin devam edeceğini belirtti.
06 Mart 2026 Cuma - 12:20
ÖSYM hafta sonu iki sınav düzenleyecek
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı (2026-GUY) 7 Mart Cumartesi, Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Sınavı (YÖKDİL/1) ise 8 Mart Pazar günü yapılacak. ÖSYM’nin açıklamasına göre Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı (2026-GUY), Ankara ÖSYM Elektronik Sınav Merkezi’nde (e-Sınav Merkezi) 23 salonda elektronik sınav olarak yapılacak. Sınav, saat 13.45’te başlayacak ve 90 dakika sürecek. Adaylar, saat 13.30’ dan sonra sınav binalarına alınmayacak. Sınavda çoktan seçmeli 60 soru sorulacak. 15.15’ te sona erecek sınavda ek süre kullanması uygun görülen adaylar 20 dakika ilave sürelerini kullanabilecekler. Sınava 2 bin 989 aday katılacak ve sonuçlar 27 Mart tarihinde açıklanacak. YÖKDİL, İngilizce ve Arapça olarak düzenlenecek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) başkenti Lefkoşa, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek ve Türkiye’de 81 ilde toplam 89 sınav merkezinde uygulanacak YÖKDİL için 316 bina ve 4 bin 534 salon kullanılacak. Saat 10.15’te başlayacak ve 180 dakika sürecek olan sınav, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek ile KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da da Türkiye ile eş zamanlı yapılacak. Çoktan seçmeli 80 sorudan oluşan sınavda kelime bilgisi, dil bilgisi, çeviri ve okuduğunu anlama alanları yer alacak. Saat 13.15’te sona erecek sınavda uygun görülen adaylara 30 dakika ek süre verilebilecek. Sonuçlar ise 8 Nisan’da açıklanacak. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, cumartesi günü saat 11.00 ile 13.30 arasında, pazar günü ise 07.00-10.00 arasında açık tutulacak. "Sınav güvenliğinin ve adaylara uygun sınav ortamının sağlanması amacıyla 16 bin 416 görevli sınavlarda görev alacak" YÖKDİL/1 ve 2026-GUY sınavları ile ilgili açıklama yapan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "Hafta sonu yapılacak sınavlar için elektronik sınav merkezinde, ülke genelinde ve yurt dışında gerekli teknik ve idari hazırlıklar tamamlandı. Sınav güvenliğinin ve adaylara uygun sınav ortamının sağlanması amacıyla 16 bin 416 görevli sınavlarda görev alacak. Sınavlara başvuran 296 engelli aday için uygun sınav ortamı oluşturuldu. YÖKDİL’e başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutuldu. Bu kapsamda 807 aday bu haktan yararlandı. Ayrıca hükümlü veya tutuklu olarak bulunan ve sınava başvuran 153 aday YÖKDİL uygulamasına katılacak. Ceza infaz kurumlarında sınava uygun hale getirilen 49 bina, YÖKDİL için sınav binası olarak kullanılacak. Sınavlara katılacak adaylara başarılar, görevlilere kolaylıklar dilerim" dedi.
06 Mart 2026 Cuma - 11:51
Bakan Bayraktar: "Son 5 yılda güneş ve rüzgarda toplam kurulu gücümüzü 18 bin 423 megavattan 40 bin 689 megavata ulaştırdık"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Son 5 yılda güneş ve rüzgârda toplam kurulu gücümüzü 18 bin 423 megavattan bu yılın başında 40 bin 689 megavata ulaştırdık" dedi. Türkiye’nin 2021 yılında 7 bin 816 megavat olan güneş kurulu gücü, son 5 yılda yüzde 230 artarak 25 bin 827 megavata çıktı. Türkiye’nin büyüme kaydettiği bir diğer yenilenebilir enerji kaynağı ise rüzgar oldu. 2021 yılında 10 bin 607 megavat olan rüzgar kurulu gücü, 2026 yılının Ocak ayında 14 bin 862 megavata yükseldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035’te 120 bin megavata çıkarmayı hedeflediklerini aktararak, "Rüzgar ve güneşte 120 bin megavat hedefimizin üçte birini gerçekleştirdik. Elektrik kurulu gücümüz, devreye alınacak yeni yatırımlarla her geçen gün artmaya devam edecek" dedi. "Son 5 yılda güneş ve rüzgarda toplam kurulu gücümüzü 18 bin 423 megavattan 40 bin 689 megavata ulaştırdık" Elektrik kurulu gücünün devreye alınacak yeni yatırımlarla artmaya devam edeceğini vurgulayan Bayraktar, "Yenilenebilir enerjide son dönemde sessiz bir devrim gerçekleştirdik. Güneş ve rüzgar enerjimizin potansiyelini önemli ölçüde değerlendirdik. Son 5 yılda güneş ve rüzgârda toplam kurulu gücümüzü 18 bin 423 megavattan bu yılın başında 40 bin 689 megavata ulaştırdık. Yani 5 yılda ikiye katladık" diye konuştu. "Yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içindeki payını yüzde 62,5 seviyesine taşıdık" Bayraktar, 2021 yılında yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içindeki payının yüzde 53,6 olduğunu belirterek, "Yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içindeki payını da önemli ölçüde yükselttik ve bugün itibarıyla yüzde 62,5 seviyesine taşıdık" ifadelerini kullandı.
06 Mart 2026 Cuma - 11:42
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "umut hakkı" konusunda, "Şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz" dedi.
06 Mart 2026 Cuma - 11:02
Bakan Gürlek: "Terörsüz Türkiye sürecinin meyvelerini toplama aşamasındayız"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, medya temsilcileriyle Ankara’da iftar programında bir araya geldi. Burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, 12. Yargı Paketi, çocuk yaşta suça karışan çocuklar gibi konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Burada konuşan Bakan Gürlek, basının demokratik toplumun vazgeçilmez unsuru olduğunu ve kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi."Şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz"Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiğini kaydeden Bakan Gürlek, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’nun Adalet Komisyonu’na geldiğini hatırlattı.Mevcut aşamada ise kanunların yapılmasında hazır olduklarını Adalet Komisyonu’na aktardıklarını belirten Gürlek, şu ifadelere yer verdi:"Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabi biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemleeri kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette Yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız."Terörsüz Türkiye sürecini önemsediklerini söyleyen Bakan Gürlek, örgütün tamamen silah bırakmasının ve daha sonra örgütün feshedilmesinin sürecin olmazsa olmazlarından olduğunu dile getirdi.Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmuşken geri çekildiğini hatırlatarak, "12. Yargı Paketi Meclisteydi Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık" açıklamasında bulundu."12. Yargı Paketiyle uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz"Geçen yıldan kalma 12,5 milyon dosyanın yargıda olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, bu sayının çok fazla olduğunu ifade ederek, "Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımlar atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor, 8 yıl, 10 yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketinde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu arabuluculuğa gönderecek" şeklinde konuştu.Gürlek, dava sürelerinin çok uzun olduğunun da altını çizerek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yer alan Yargının Etkinliği Ve Verimliliği Bürosu ile davaların sürelerinin denetleneceğini ve davanın uzama nedenine göre personel desteği veya yeni mahkeme açılması gibi önlemler alınacağını belirtti."Bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek"Yargılamaların hızlanması konusunda farklı çalışmaların da olduğunu dile getiren Gürlek, "Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketinde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama terfi de belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakim belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız" diye konuştu."Çocukların adam öldürme gibi suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası almasını sağlayacağız"Bakan Gürlek, çocuk yaşta suça bulaşan çocuklarla ilgili de 12. Yargı Paketi’ne düzenleme getirmek istediklerini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:"Çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var; 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz. Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onların hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım. Hem de daha sonra da suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor.""Yeni nesil çeteler çocukları ailelerinden kiralıyorlar"Özellikle yeni nesil çetelerin çocukları kullandıklarını dile getiren Gürlek, "Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar. İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. "Aslansın, kaplansın" deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor. Biz 11. Yargı Paketi’nde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin, çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketi’nde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz" dedi."Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız"Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Gürlek, suça karışan çocuğunun yükümlülüğünün ailesinde olmasına ilişkin düzenlemelerin olduğunun hatırlatılmasına ilişkin, "Biz onu Mukayeseli Hukuk’ta araştırdık. Aile şöyle, sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ama ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım" değerlendirmesinde bulundu."12. Yargı Paketi’nde çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var"Çocukların ıslah edilmesine ilişkin 12. Yargı Paketi’ne düzenleme eklemeyi de düşündüklerini belirten Gürlek, "12. pakette çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık. Yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var" dedi."12. Yargı Paketi’nde çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlememiz var"Bakan Gürlek, belirli bir yaş altındaki çocukların sosyal medyada kullandığı uygulamalara ilişkin cezai yaptırım yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruya ise, "16 yaş ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi işte bu konuda doğrulama kodu cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları; Youtuberlar, Influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununa şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmaya düşünüyoruz" diye kaydetti."Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok"Terörsüz Türkiye süreci kapsamında tartışılan ‘Umut Hakkı’ konusuna ilişkin de konuşan Gürlek, "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O meclisimizin takdiri" dedi."Kadına şiddet olaylarında kanunları tekrar güncelleyeceğiz"Kadına şiddet olaylarıyla ilgili konuların titizlikle ele alındığını ifade ede Bakan Gürlek, "bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da. Kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanunda özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız" ifadelerine yer verdi.Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin sorulan sorulara da cevap veren Bakan Gürlek, Demirtaş sürecinin Terörsüz Türkiye sürecinden ayrı devam eden bir süreç olduğunu söyleyerek "Şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var" dedi."Anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor"Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde Anayasa değişikliğine ihtiyaç olup olmadığına ilişkin ise Gürlek, "Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu."Ben İBB soruşturmasını yaparken şahıslara bakmadım"İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Bizim şahıslarla bir Cumhuriyet Savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın Belediye Başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım" ifadelerini kullandı."Şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor"Yani hukuk sisteminin birbirini tamamladığını ifade eden Gürlek, (İBB) davasında da bunun görüldüğünü söyleyerek, "Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz dosyanın şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet Savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. Masak raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları. Soruşma bu şekilde ilerledi. Biz şahıslarla ilgili bir şeyimiz yok, çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık" diye konuştu."Bu tip davalarda makul süre yok"İBB davasında yargılamanın 9 Mart’ta başlayacağını da hatırlatan Gürlek, davanın makul süresine ilişkin sorulan soruya "Yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla. Tabi uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir Cumhuriyet Savcısı görevlendiriliyor savcılarda, şeyde, duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delilerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem" yanıtını verdi.
06 Mart 2026 Cuma - 10:45
MEB’ten yurt dışında yaşayan Türk çocukları için ‘Ülkem Yanımda’ uygulaması
Milli Eğitim Bakanlığı, farklı ülkelerde yaşayan Türk çocuklarının ana dilini ve kültürel bağlarını güçlendirmek amacıyla ‘Ülkem Yanımda’ uygulamasını hayata geçirdi. Milli Eğitim Bakanlığı, farklı ülkelerde yaşayan Türk çocukları için ‘Ülkem Yanımda’ uygulamasını hayata geçirdi. Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünce hayata geçirilen ve 5-16 yaş arası Türk çocuklarına Türkçe ve Türk kültürünü öğretmeyi amaçlayan platform, çevrim içi derslerle öğrencilere aktif bir öğrenme ortamı sunuyor. Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden erişilebilen platform ile öğrenciler, uzman öğretmenlerce verilen dersler sayesinde Türkçe dil becerilerini geliştirirken aynı zamanda Türkiye’nin kültürel mirasını da tanıma fırsatı buluyor. ‘Ülkem Yanımda’ platformu, öğrencilere ders kitapları, sesli kitaplar, eğitici videolar, müzikler ve interaktif oyunlar gibi zengin dijital içeriklerle çok yönlü bir öğrenme ortamı oluşturuyor. 2 bin 300 öğrenci platformdan yararlanıyor Yıl boyunca düzenlenen ödüllü yarışmalarla öğrencilerin motivasyonu güçlendirilirken, hem öğrenmelerine hem de kültürel ve akademik gelişimlerini destekleyen etkinliklere katılmalarına imkan tanınıyor. 98 öğretmenin yer aldığı ve ücretsiz üyelikle erişim sağlanan platformdan şu anda 16 ülkeden 2 bin 300’ü aşkın öğrenci yararlanıyor. Platformun en belirgin yönlerinden birini alanında uzman eğitmenlerle gerçekleştirilen canlı dersler oluşturuyor. Öğrenciler bu derslerde anlık etkileşim kurup sorularını doğrudan öğretmenlere yöneltebiliyor ve birebir geri bildirim alabiliyor. Platformda Türkçe ve Türk kültürü derslerinden kültürel etkinliklere, tarih atölyesinden sanal müze gezilerine kadar uzanan programlar öğrencileri geçmişle buluşturuyor. Velilerden yoğun ilgi Başta Balkan ülkeleri olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerinden ve ABD’den birçok Türk ailenin çocuklarının ana dili ve kültürel kimliğiyle bağlarını güçlü tutabilmesi için platforma yoğun ilgi gösterdiği belirtildi. Platformun yurt dışında yaşayan aileler için yalnızca bir eğitim ortamı değil, çocuklarını kökleriyle buluşturan güvenilir bir köprü işlevi gördüğü ifade edildi. Veliler, bu uygulama ile çocuklarının gelişimini takip edebiliyor, durumlarıyla ilgili düzenli bilgilendirme alabiliyor. ‘Ülkem Yanımda’ platformuna ücretsiz kayıt yaptırılabiliyor. Sisteme üye olan herkes sunulan ders ve etkinliklerden faydalanabiliyor. Programa katılmak isteyen veliler, kayıt için https://ulkemyanimda.eba.gov.tr/ adresinden başvurularını gerçekleştirebiliyor.
06 Mart 2026 Cuma - 10:25
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel iftar
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel iftar programı düzenleyecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi alanlarda güçlenmesinin önemine dikkat çekmek amacıyla her yıl çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bakanlık, bu yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın katılımlarıyla iftar programı düzenleyecek. İstanbul’da 7 Mart Cumartesi günü 500 davetlinin katılımıyla gerçekleştirilecek programın ana teması ’Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ olarak belirlendi. Programda 8 Mart 2024’te kamuoyuna duyurulan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile 8 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren 2025/4 sayılı ’Kadının Güçlenmesi’ konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında kurulan koordinasyon kurullarının çalışmaları sonucu olarak ortaya çıkan ’Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi İlkeleri’ni içeren niyet beyanı duyurulacak. Ayrıca programda küresel rekabetin yeniden şekillendiği günümüzde kadının potansiyelinin stratejik bir güce dönüştürülmesinin önemine vurgu yapılacak. Kadınların ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasının Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında kritik rol oynadığına dikkat çekilecek. ’Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ vizyonuyla kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinde kadın odaklı, yenilikçi ve kapsayıcı bir iş ekosisteminin oluşturulması hedefleniyor.
06 Mart 2026 Cuma - 10:21
ASO Başkanı Ardıç: "Bizim için asıl önemli olan kadınların yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Bugün Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor. Ancak bizim için asıl önemli olan kadınların yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır" dedi. Kadın İşveren ve Sanayiciler Derneği (KAİSDER) tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen ‘EKD Ödülleri’nde ASO, ‘Meslek Odaları’ kategorisinde ‘Eşitlik Kültürüne Duyarlı İşyeri Ödülü’ aldı. Ödül töreninde konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’de kadınların potansiyelinin yeterince fark edilmediğini ve bu durumdan dolayı toplumun güçlü ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlayamayacağını belirtti. Kadınların emeği, vizyonu ve girişimciliğinin yalnızca ekonomik hayatın değil, toplumun bütün alanlarının gelişmesinin temeli olduğunu vurgulayan Ardıç, ASO olarak eşitlik anlayışını sözde değil uygulamada hayata geçirmeye önem verdiklerini söyledi. "Kadınların potansiyelini kullanamayan hiçbir toplum güçlü ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlayamaz" Ardıç, KAİSDER’in iş dünyasında eşitlik kültürünün yaygınlaşması için önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirterek, "Bugün bizlere takdim edilen bu ödül, Ankara Sanayi Odamızın eşitlik anlayışını kurumsal kültürünün bir parçası haline getiren tüm çalışma arkadaşlarım adına son derece kıymetlidir. Bu ödülü aynı zamanda bir sorumluluk hatırlatması olarak görüyorum. Çünkü çok iyi biliyoruz ki kadınların potansiyelini yeterince kullanamayan hiçbir toplum güçlü ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlayamaz" dedi. "Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor" Oda bünyesinde kadın istihdamının güçlü bir şekilde temsil edildiğini belirten Ardıç, "Bugün Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor. Ancak bizim için asıl önemli olan, kadınların yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır. Ankara Sanayi Odamızda 9 müdürlüğün beşinde kadın müdürlerimiz görev yapıyor. Kurumsal yönetim araştırmalarının bize gösterdiği çok net bir gerçek var. Kadınların daha fazla yer aldığı yönetim ekiplerinde risk yönetimi güçleniyor, inovasyon artıyor, kurumsal performans yükseliyor. Çünkü kadınların aklı, titizliği, vizyoner bakışı ve çözüm odaklı yaklaşımı, yönetim kalitesine son derece olumlu yansıyor ve başarı artıyor. Biz de ASO’da bu olumlu sonucu görmenin haklı gururunu yaşıyoruz" ifadelerine yer verdi. KAİSDER Başkanı Mehlika Gider’in ev sahipliğinde düzenlenen ödül törenine ASO Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Özbozkurt, TSE Standard Hazırlama Merkezi Başkanı Akif Sesli, İÇASİFED Başkanı Süleyman Ekici, TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak ve TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Aydan Biri de katıldı.
06 Mart 2026 Cuma - 10:06
Ticaret Bakanlığı yılın ilk iki ayında 631 milyon lira idari para cezası kesti
Ticaret Bakanlığı, yılın 2 ayında yaklaşık 85 bin firma ve 9,3 milyon ürün denetlendiğini ve toplamda 631,3 milyon lira idari para cezası uygulandığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ocak-şubat dönemine ilişkin piyasa denetim bilançosunu açıkladı. Buna göre 2026 yılının ilk iki ayında 84 bin 455 firma ile birlikte 9,3 milyon ürün denetlenirken, söz konusu denetimler sonucunda 631,3 milyon lira idari para cezası kesildi. Bakanlığa bağlı 81 ildeki Ticaret İl Müdürlükleri aracılığıyla yapılan denetimlerde 58 bin 793 firma denetlendi. Bu firmalardan 12 bin 959’una toplam 165,2 milyon lira idari para cezası uygulandı. Aynı dönemde İstanbul’da aykırılık tespit edilen 30 bin 19 ürüne 131,5 milyon lira idari para cezası kesildi. Denetimler kapsamında Ankara’da 2 milyon 634 bin 859, İstanbul’da 1 milyon 720 bin 234 ve Antalya’da 1 milyon 209 bin 280 ürün incelendi. Bakanlık açıklamasında, 2026 yılında stokçuluk, fahiş fiyat ve haksız ticari uygulamalar başta olmak üzere çeşitli sektörlerde yürütülen denetimler kapsamında 15 bin 409 firmanın denetlendiği, aykırılık tespit edilen bin 571 gerçek ve tüzel kişiye yaklaşık 193 milyon lira idari para cezası uygulandığı bildirildi. İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen denetimlerde fahiş fiyatlara ilişkin 174 milyon 315 bin 290 lira, emlak sektörüne 7 milyon 524 bin 786 lira, kuyum sektörüne 1 milyon 100 bin lira ve otomotiv sektörüne 732 bin 947 lira idari para cezası uygulandı. Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara ilişkin denetimlerde uygulanan idari para cezası miktarı ise yaklaşık 10 milyon lira olarak gerçekleşti. Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimlerde ise 2026 yılının ilk iki ayında 10 bin 253 firma denetlendi. Aykırılık tespit edilen 352 firmaya toplam 272 milyon 337 bin 292 lira idari para cezası uygulandı. Bu kapsamda, tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerdeki aykırılıklar nedeniyle 234,1 milyon lira, reklam ve haksız ticari uygulama denetimleri kapsamında 34,4 milyon lira, piyasa gözetimi ve ürün güvenliği denetimlerinde ise 3,8 milyon lira idari para cezası kesildi. Öte yandan Rekabet Kurumu tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 2025 yılında toplam 227 firmaya 13 milyar 230 milyon 770 bin 398 lira idari para cezası uygulanırken, 2026 yılının ilk iki ayında bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri, gıda endüstrisi ile tarım ve hayvancılık alanlarında faaliyet gösteren 32 firmaya 3,1 milyar lira idari para cezası verildi. Açıklamada enflasyon, fahiş fiyat, stokçuluk ve haksız ticari eylemlerle mücadele edilerek iç piyasa dengesinin sağlanması ve tüketicilerin refahının korunması için çalışmaların titizlikle sürdürüleceği ifade edildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder