Yerel Haberler
Ankara
05 Mayıs 2026 Salı - 21:03 CHP Grup Toplantısı CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Elektriği milyarder ve asgari ücretli yakıyor, aynı vergiyi veriyor. Sudan, toplu taşımadan, giyim kuşamdan alınan dolaylı vergilerin tamamı. En zengin de en fakirde evladına çocuk bezi aldığında aynı vergiyi ödüyor, memlekette ve bu vergilerin toplam vergi toplam yüzde 65" dedi. Özel partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, enflasyona değinerek, "Asgari ücret 4 bin 100 lira eridi. Yani Ocak ayında 28 bin lira denen asgari ücret, şimdi 23 bin 900 lira o anki parayla. Daha önünde bir yıl var. Emekçinin, bir yıl en düşük emekli maaşı 3 bin lira eridi. 17 bin liraya geriledi. En düşük memur aylığı 9 bin lira eridi. Ne diyordu Erdoğan? Ne diyordu? 3 yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız ‘Bana beddua edin’ diyordu. Bakın burada tarih 30.11.2005. 3 yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız ‘Bana beddua edin’ diyor. 3 yılı geçtim Sayın Erdoğan 3 ay önce asgari ücretli 1870 ekmek alıyordu. Hesap ortada. Hani diyorsun ya o makinayı bırak. Altın hesabını bırak. O makineyi eline al. Somun ekmek hesabı yap. 3 ay önce asgari ücretli 1870 ekmek alırken şu anda bin 605 ekmek alıyor. 3 ayda asgari ücretli 265 ekmek kaybı var. Diyorsun ya 3 yıl öncesine daha az ekmek alan bana beddua etsin. Bu milletin irfanında, kültüründe kimseye beddua etmek yok. Türkiye yüzde 32.5’luk enflasyonuyla Avrupa’da açık ara birinci. Bakın öyle bir şey ki Avrupa’da bizden sonra enflasyonu en yüksek olan ülke Romanya yüzde 9.9 enflasyon var. Bu ne demek? Avrupa’da bizim dışımızda enflasyonu çift tane olan yok. Bizim yüzde 32.5. Dünyanın en yüksek 5. enflasyonuyuz. Hem gıdada hem genel enflasyonda" ifadelerini kullandı. Vergi eleştirisi Özel, Türkiye’de toplam vergilerin neredeyse 65’inin dolaylı vergi olduğuna işaret ederek, "En zenginle en fakirin eşit ödediği vergi. Dünyanın en adaletsiz vergisi. Elektriği milyarder ve asgari ücretli yakıyor, aynı vergiyi veriyor. Sudan, toplu taşımadan, giyim kuşamdan alınan dolaylı vergilerin tamamı. En zengin de en fakirde evladına çocuk bezi aldığında aynı vergiyi ödüyor, memlekette ve bu vergilerin toplam vergi toplam yüzde 65. Bunun üstüne bir de yüzde 23, 24 gelirler gelir vergisi var. O ne? Maaşı bankamatikten çekiyorsun ya. Çekmeden içinden kesilen vergi. Bir de bankada bir mevduatın varsa o mevduatın ay sonunda çekmeden içinden kesilen vergi. Bu da yüzde 23,24, yüzde 88, 89’a geliyor. Geriye kalan yüzde 11 Kurumlar Vergisi. Yani esas kazananın kar etmiş olanın Kurumlar Vergisi kardan veriliyor. Ettiği kardan vereceği vergi yüzde 11" diye konuştu. Dış politika eleştirisi Dış politikada iktidarın Trump yönetimine muhtaç olduğunu iddia eden Özel, "Gözünün içine baka baka Avrupa’da yoksun, Çin’le yoksun, Rusya’da yoksun, Amerika’da biz olmasak yoksun, sen bize muhtaçsın, biz seni tercih ediyoruz deyip bir Amerikan Başkanı’nın oğluyla önce İstanbul’da pazarlıklar edip, görüşmenin içeriğin görüşme olduğunda ne tavizler verileceğini bu kürsüden söyledik. Alınacak 250 uçağı da pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı da ya da nadir toprak elementleriyle ilgili o Trump’ın ağzını sulandıran ilk iş dünyada nadir toprak elementi neredeyse oraya saran Trump’a bu tavizlerin verileceğini de hepsini buradan söyledik. Sustular. Susarak inkar ettiler. Trump’ın tweetinden sonra gizleyemediler. Şimdi işte o Trump bir müttefik olarak Amerika’dan bahsetmiyorum. Bu iktidarın bağlandığı tek kutup kendi ülkesinde de itibarı kalmayan oyları yüzde 6’lara düşen bu yıl bitmeden Amerika’da topal ördek olacağına hiç şüphe olmayan, hatta belki diğer kanatta da çoğunluğunu kaybederek dönemin sonunu bile getirecek getiremeyecek olan Trump’a bütün ümitlerle bağlamış olan Erdoğan’dan bahsediyorum. Dünyayı krize sokan Trump yönetimi, dünyada otoriter liderlerle çalışmayı tercih ediyor. Net. Macaristan’da Orban’ı tutuyor. Suriye’de ’Şara’ya yıllarca hazırladık’ diyor, kravat giydiriyor. İran’a bile ’ilk günlerde başarılı olacak, dini lideri belirlerken bana soracaksınız, ben söyleyeceğim’ diyor. Dünyanın neresinde bir otoriter varsa onu destekliyor. Sade kendi mi değil? Dünyaya dayatmaya çalıştığı kendince dünya düzeninde teknolojik artlar yani dünyadaki teknoloji şirketlerinin zengin bir yerleri de dünyada nerede bir otoriter var onu seçiyorlar" şeklinde konuştu.
05 Mayıs 2026 Salı - 20:50 Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde "Pembe Kod" tatbikatı yapıldı Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde "Pembe Kod" tatbikatı yapıldı. Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde "Pembe Kod" tatbikatı gerçekleştirildi. Senaryoda hastane personeli, güvenlik görevlileri ve polis ekipleri olası bir bebek kaçırma olayına karşı koordineli şekilde müdahale etti. "Doğru hareket etme kabiliyetinin artırılmasını hedefleniyor" Tatbikat kapsamında senaryo gereği bir şahıs, hastaneden bebek kaçırmaya çalıştı. Durumun fark edilmesi üzerine "Pembe Kod" alarmı verildi. Alarmın ardından hastane güvenliği ve polis ekipleri hızla harekete geçerek tüm giriş ve çıkışları kapattı. Kısa sürede yapılan çalışma sonucu şüpheli yakalanırken, bebek güvenli bir şekilde kurtarıldı. Yetkililer, bu tür tatbikatların olası risklere karşı hazırlıklı olmak adına büyük önem taşıdığını belirterek, personelin kriz anlarında hızlı ve doğru hareket etme kabiliyetinin artırılmasının hedeflendiğini ifade etti. "Pembe Kod Nedir?" "Pembe Kod", hastanelerde yeni doğan ya da çocuk hastaların kaçırılması riskine karşı oluşturulan acil durum yönetim sistemidir. Bu kodun verilmesiyle birlikte hastane genelinde alarm durumu ilan edilir; tüm kapılar kontrol altına alınır, giriş-çıkışlar sınırlandırılır ve güvenlik güçleri devreye girer. Amaç, olaya en kısa sürede müdahale ederek çocuğun güvenliğini sağlamaktır. Tatbikatın başarıyla tamamlandığı öğrenilirken, hastane yönetimi benzer uygulamaların belirli aralıklarla sürdürüleceğini bildirdi.
Kadın mühendisler Türkiye’nin savunma teknolojilerine katkı sağlıyor
08 Mart 2026 Pazar - 16:12 Kadın mühendisler Türkiye’nin savunma teknolojilerine katkı sağlıyor Savunma ve havacılık sanayisinde görev yapan kadın mühendisler ve yöneticiler geliştirdikleri projeler ve yürüttükleri çalışmalarla Türkiye’nin savunma teknoloji rotasına katkı sunuyor. Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, kadınların sektörde giderek daha güçlü şekilde yer aldığını belirterek genç kadınlara teknoloji ve mühendislik alanlarına yönelmeleri çağrısında bulundu. Hayatın birçok alanında olduğu gibi savunma ve havacılık sanayisinde de kadınların rolü her geçen gün daha görünür hale geliyor. Yüksek teknoloji, strateji ve mühendislik gerektiren bu alanda görev yapan kadınlar geliştirdikleri projeler ve yönettikleri ekiplerle Türkiye’nin savunma gücüne katkı sağlıyor. Türkiye’nin yerli ve milli savunma teknolojilerindeki ilerleyişinde kadınların emeği, bilgisi ve kararlılığı önemli bir yer tutuyor. Savunma ve havacılık sanayisinde 25 yılı aşkın deneyime sahip Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer de bu isimler arasında yer alıyor. Kariyeri boyunca savunma sanayisinin önemli kurumlarında görev alan Dinçer, ROKETSAN, Airbus ve ASELSAN gibi ulusal ve uluslararası kuruluşlarda kritik projelerde sorumluluk üstlendi. Özellikle hava platformlarına yönelik sensör ve silah entegrasyon projelerinde görev alan Dinçer, çok uluslu ekiplerle çeşitli çalışmalar yürüttü. Haziran 2018’de Nurol Teknoloji bünyesine katılan Dinçer, şirketin büyüme stratejileri ve iş geliştirme süreçlerinde rol aldı. Dinçer, 1 Eylül 2025 itibarıyla Nurol Teknoloji Genel Müdürü olarak göreve başladı. Serpil Gönenç Dinçer, savunma ve havacılık sanayisinin yüksek teknoloji, disiplin ve uzun soluklu bir ekip çalışması gerektiren bir alan olduğunu belirterek kadınların bu alandaki katkısının her geçen gün daha görünür hale geldiğini söyledi. Dinçer, "Savunma sanayii yalnızca mühendislik kabiliyeti değil aynı zamanda stratejik düşünme, takım çalışması ve kararlılık gerektiriyor. Kadınların bu özellikleri başarıyla ortaya koyduğu birçok projeye tanıklık ediyoruz" dedi. Sektörde kadınların sayısının artmasının hem kurum kültürü hem de inovasyon açısından önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Dinçer, "Farklı bakış açıları teknoloji geliştirme süreçlerini zenginleştiriyor. Kadın mühendislerimizin ve yöneticilerimizin katkılarıyla savunma teknolojilerinde daha sürdürülebilir çözümler ortaya koyabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Genç kadınların mühendislik ve teknoloji alanlarına yönelmesini çok değerli bulduğunu dile getiren Dinçer, "Savunma ve havacılık sanayisi eskiden daha kapalı ve zor bir alan olarak görülüyordu. Bugün ise kadınların üretimden tasarıma, testten yönetime kadar her aşamada aktif rol aldığını görüyoruz. Genç kızlarımızın bu alanlarda kendilerine güvenerek ilerlemeleri çok önemli" değerlendirmesinde bulundu. Nurol Teknoloji’de yürüttükleri çalışmaların ileri malzeme teknolojileri ve savunma sistemleri açısından önemli bir kapasite oluşturduğunu belirten Dinçer, "Türkiye’nin yerli ve milli savunma teknolojilerindeki gelişimine katkı sağlamak bizim için büyük bir sorumluluk. Bu başarı hikayesinin içinde kadınların emeğinin de güçlü bir şekilde yer alması ayrıca gurur verici" dedi. Savunma sanayisinde üretim hatlarından laboratuvarlara, mühendislik ofislerinden yönetim kademelerine kadar birçok alanda kadınların görev yaptığını belirten Dinçer, kadınların geliştirdikleri teknolojiyle yalnızca güvenliğe katkı sunmadığını aynı zamanda genç nesillere ilham verdiğini ifade etti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Dinçer, "Savunma sanayisinde çalışan kadınlar yalnızca teknoloji üretmiyor, aynı zamanda gelecek nesillere ilham veriyor. Her geçen gün daha fazla kadının bu alanda yer alacağına ve Türkiye’nin teknoloji yolculuğuna önemli katkılar sunacağına inanıyorum" şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu: "Orta Doğu’da hava sahası kapanmaları nedeniyle bölgede bulunan yolcuların tahliyesi Umman üzerinden gerçekleştirilmektedir"
08 Mart 2026 Pazar - 15:55 Bakan Uraloğlu: "Orta Doğu’da hava sahası kapanmaları nedeniyle bölgede bulunan yolcuların tahliyesi Umman üzerinden gerçekleştirilmektedir" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Orta Doğu’da yaşanan savaş ve buna bağlı hava sahası kapanmaları nedeniyle bölgede bulunan yolcuların önemli bir kısmının tahliyesi Umman üzerinden gerçekleştirilmektedir" dedi. Bakan Uraloğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda Orta Doğu’da yaşanan savaş ve buna bağlı hava sahası kapanmaları nedeniyle bölgede bulunan yolcuların tahliyesinin Umman üzerinden gerçekleştirildiğini bildirdi. Uraloğlu, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Orta Doğu’da yaşanan savaş ve buna bağlı hava sahası kapanmaları nedeniyle bölgede bulunan yolcuların önemli bir kısmının tahliyesi Umman üzerinden gerçekleştirilmektedir. Türk hava yolu taşıyıcılarımız da özellikle Maskat Havalimanı üzerinden düzenledikleri ilave seferlerle yolcu hareketliliğinin sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. Türk Hava Yolları, çatışmaların başladığı tarihten bu yana Maskat’a ilave seferler planlayarak bölgede bulunan vatandaşlarımızın ve diğer yolcuların güvenli şekilde tahliye edilmesi için operasyonlarını sürdürmektedir. Yaşanan yoğunluga rağmen Umman Ulaştırma Bakanı Said bin Hamoud Al Maawali ile yaptığımız görüşmede, Umman ve Türk taşıyıcılarının ilave seferlerinin önümüzdeki günlerde de devam etmesi konusunda mutabakata vardık. Yolcu hareketliliğinin kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi için iki ülke arasında yakın koordinasyon içinde hareket edeceğiz. Coğrafyamızda yaşanan olağanüstü koşullar karşısında vatandaşlarımızın ve bölgede bulunan tüm yolcuların ülkelerine güvenli şekilde dönebilmeleri için gerekli tüm adımları atıyor, süreci ilgili ülkeler ve kurumlarımızla koordinasyon içinde sürdürüyoruz."
"Çiçek Doktoru" Dünya Kadınlar Günü’nde kadına yönelik şiddete karanfil ile dikkat çekti
08 Mart 2026 Pazar - 15:43 "Çiçek Doktoru" Dünya Kadınlar Günü’nde kadına yönelik şiddete karanfil ile dikkat çekti Sosyal medyada "Çiçek Doktoru" olarak tanınan Ümit Ersan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Ankara’nın çeşitli noktalarında kadınlara karanfil dağıtarak kadına yönelik şiddete dikkat çekti. Sosyal medyada "Çiçek Doktoru" olarak tanınan Ümit Ersan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla Ankara’nın çeşitli noktalarında kadınlara çiçek dağıttı. Ersan, kadınların toplumda her zaman değer görmesi gerektiğini vurgulayarak gün boyunca yüzlerce kadına karanfil verdi. "Ankara’nın birçok yerinde yüzlerce kadına yüzlerce çiçek dağıttık" Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla kadınlara karanfil dağıttığını belirten Ümit Ersan, "Bugün Ankara’nın birçok yerinde yüzlerce kadına yüzlerce çiçek dağıttık ve şimdi de Kuğulu Park’tayız. Kadına şiddet olaylarına karşı farkındalık oluşturmak için buradayız. Kadınlarımıza karanfil dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Kadınların çiçek olduğunu biliyoruz ama bunu sadece onlara bir gün olarak değil, her gün olarak yansıtmanın önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Çünkü her kadın, her anne bir çiçek gibidir ve çiçek gibi de narin bir şekilde yaklaşılması gerekir" dedi. "Hiçbir kadın orkideye hayır demeyecektir" Ersan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara alınabilecek en uygun çiçeğin orkide olduğunu dile getirerek, "Kadının kendisi bir çiçektir ve her türlü çiçeği de sever. Burada kadınlara alınabilecek en güzel çiçek saksı çiçekleridir. Bunların içinden de en uygunu orkide olacaktır. Hiçbir kadın orkideye hayır demeyecektir. Farklı renklerde ve farklı türlerde birçok orkide türleri de mevcut" diye konuştu. Saadet Çoban ise eşiyle birlikte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Kuğulu Park’ta kutladıklarını belirterek, bu özel günü sevdikleriyle birlikte geçirmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.
Bakan Göktaş, BM Kadının Statüsü Komisyonunun 70’inci Oturumuna katılacak
08 Mart 2026 Pazar - 13:46 Bakan Göktaş, BM Kadının Statüsü Komisyonunun 70’inci Oturumuna katılacak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 9-12 Mart tarihleri arasında Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde gerçekleştirilecek Kadının Statüsü Komisyonunun (KSK) 70’inci oturumuna katılacak. BM Genel Kurulundan sonra en yüksek katılımlı BM etkinliği olan Kadının Statüsü Komisyonu, 9-12 Mart tarihleri arasında New York’ta düzenlenecek. 70’inci oturuma dünyanın tüm bölgelerinden üye devletler ve BM kuruluşlarının temsilcileri katılacak. Öncelikli teması, tüm kadınlar ve kız çocukları için adalete erişimin sağlanması ve güçlendirilmesi; kapsayıcı ve adil hukuk sistemlerinin teşvik edilmesi, ayrımcı yasa, politika ve uygulamaların ortadan kaldırılması ve yapısal engellerin ele alınması olarak belirlenen oturumun gözden geçirme teması ise, tüm kadınlar ile kız çocuklarının güçlendirilmesi amacıyla kadınların kamusal yaşama tam ve etkin katılımının ve karar alma süreçlerine iştirakinin temin edilmesi ile şiddetin ortadan kaldırılmasına yönelik hususlar olacak. Bakan Göktaş, 9 Mart’ta komisyonun açılış oturumuna katılacak. Oturumun ‘genel tartışmalar’ bölümünde öncelikli tema kapsamında bir konuşma yapacak olan Göktaş, Türkiye’nin bu alandaki vizyonunu içeren Ulusal Beyanı’nı açıklayacak. Paneller, yuvarlak masa toplantıları ve yan etkinliklerin yapılacağı programlarda da yer alacak olan Göktaş, 10 Mart’ta BM Genel Merkezi’nde düzenlenecek yuvarlak masa toplantısında, kadınların adalete erişimi ve yapısal engellerin kaldırılması konularında Türkiye’nin iyi uygulama örneklerini ve tecrübelerini aktaracak. Göktaş, KSK 70’inci Oturumu kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenecek ‘Adaletin Geleceği: Kadınların Adalete Erişimini Güçlendiren Teknolojik Yaklaşımlar’ başlıklı yan etkinlikte konuşacak. Azerbaycan, Karadağ, Sırbistan, Sierra Leone, Mısır, BM Kadın Birimi ve Türkiye’den bazı Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) iş birliğiyle düzenlenecek etkinlikte; 6284 sayılı Kanun kapsamında geliştirilen dijital başvuru, erken uyarı ve elektronik izleme sistemleri gibi Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadeledeki dijital alt yapısı ve hukuki tecrübeleri paylaşılacak. Kadın üreticilerin el emeği ürünleri sergilenecek Program kapsamında Türkevi’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve iş birlikleri kadın üreticilerin el emeği ürünlerinin sergileneceği ‘Köklerden Geleceğe: Kadın Emeği ve Zanaatı’ sergisi açılışı ve ‘Ortak Sofralar, Ortak Gelecek: Kadınların Güçlendirilmesine Yönelik İftar Programı’ düzenlenecek. Bakan Göktaş’ın katılımıyla gerçekleşecek programda 30 ülkeden ve 5 uluslararası kuruluştan üst düzey temsilciler yer alacak. 22’si bakan düzeyinde olmak üzere toplam 150 üst düzey ismin katılacağı programda, Türk dünyasından Avrupa’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı temsil eden ülke temsilcileri ile UNFPA, UNICEF ve UN Women gibi BM kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, kadınların üretim ve istihdama katkılarını deneyimleyecek. İftar sofrasındaki her detay kadın girişimcilerin ürünlerinden seçilerek, kadın emeğinin ekonomideki gücü sergilenecek. Kadınların ekonomik ve sosyal güçlenmesine yönelik iş birliği Bakan Göktaş, 11 Mart’ta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK) arasında kadınların ekonomik ve sosyal güçlenmesi, kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı iş ve tedarik uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenecek iş birliği protokolü imza törenine katılacak. Bakan Göktaş, ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sırbistan ortaklığıyla düzenlenecek ‘Kadınların Kritik Rolü: Güçlendirme için Stratejik Ortaklıklar’ başlıklı yan etkinlikte konuşacak. Toplantıda kadınların liderlik süreçlerine katılımı, yaşlı kadınların sosyal hayata dahil edilmesi konuları ele alınacak. Bakanlık, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Gambiya ortaklığında yan etkinlik KSK 70’inci Oturumu kapsamında 12 Mart’ta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Gambiya ortaklığında bir yan etkinlik düzenlenecek. BM Genel Merkezi’ndeki etkinliğin açılış konuşmasını yapacak olan Göktaş, teknoloji temelli yeni şiddet türleri ve zararlı uygulamalarla mücadelede Türkiye’nin politika ve saha deneyimlerini aktaracak. Göktaş, Türk dünyası girişimcilik ekosistemini ele alan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) etkinliğinin yanı sıra; bazı Sivil Toplum ve İş Dünyası Kuruluşları ile çeşitli ülke temsilciliklerinin düzenlediği uluslararası panellerde ana konuşmacı ve onur konuğu olarak yer alacak. Bakan Göktaş, program kapsamında ayrıca çeşitli ülkelerin temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Bakan Gürlek: "Kadını dışlayan, şiddet uygulayan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz"
08 Mart 2026 Pazar - 13:21 Bakan Gürlek: "Kadını dışlayan, şiddet uygulayan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Kadını dışlayan, onurunu zedeleyen, şiddet uygulayan, haksızlık yapan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. Bakan Gürlek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi reddettiklerini belirterek, kadınlara haksızlık yapan anlayışa karşı mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Gürlek paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Kadınlar; emeğin, cesaretin ve fedakarlığın simgesi, ailenin ve toplumun temelidir. Tarihin her döneminde çalışkanlıkları, azimleri ve başarılarıyla dünyayı güzelleştiren kadınlar, bugün de adaletin, merhametin ve umudun en güçlü temsilcisidir. Kadına daima önem veren, cenneti annelerin ayaklarına seren bir medeniyetin mensupları olarak kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi reddediyoruz. Kadını dışlayan, onurunu zedeleyen, şiddet uygulayan, haksızlık yapan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugüne kadar kadın haklarının korunması ve güçlendirilmesi konusunda gerek yasal gerekse idari olarak birçok önemli düzenlemeyi hayata geçirdik. 28 Şubat’ta vesayetçilerin inançlara ve yaşam tarzına vurduğu darbenin izlerini ortadan kaldırdık. Başörtüsü ve giyim tarzı nedeniyle ayrımcılığa uğrayan kadınların mağduriyetlerini giderdik, eğitim ve çalışma haklarının önündeki engelleri ortadan kaldırdık. Siyasette, adalette, eğitimde, çalışma hayatında kısacası her alanda kadınların rolünü artıracak, haklarını güçlendirecek adımlar attık. Adalet ve yargı teşkilatımızda görev yapan 10 bin 358 kadın hakim ve savcımız, 1.211 hakim-savcı adayımız ve yardımcımız, 46 bin 572 kadın personelimizle daha güçlüyüz. Şiddete sıfır tolerans ilkesiyle kadınların bir damla dahi gözyaşının akmadığı; adaletin, eşitliğin ve saygının hakim olduğu bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz. Başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere hayatın her alanında emek veren, başarılarıyla geleceği aydınlatan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun."
Bakan Uraloğlu: "Bursa, ülkemizin Yüksek Hızlı Tren ağına bağlanacak"
08 Mart 2026 Pazar - 13:13 Bakan Uraloğlu: "Bursa, ülkemizin Yüksek Hızlı Tren ağına bağlanacak" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bursa’dan yola çıkan bir tren Osmaneli üzerinden Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattına bağlanacak. Böylece Bursa, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkemizin Yüksek Hızlı Tren ağına bağlanacak" dedi. Bakan Uraloğlu, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Bursa-Osmaneli kesiminde çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Uraloğlu, "Bursa-Osmaneli kesiminde çalışmalarımızda önemli bir aşamaya geldik. Bu kesimi bu yılın ikinci yarısında tamamlamayı planlıyoruz. Böylece Bursa, Yüksek Hızlı Tren ağımıza katılacak 12. il olacak" açıklamalarında bulundu. "Bursa, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkemizin yüksek hızlı tren ağına bağlanacak" Bursa-Osmaneli kesiminin, Bursa’yı doğrudan Türkiye’nin ana yüksek hızlı tren ağına bağlayacak kritik bir bağlantı olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Bu kesim tamamlandığında Bursa’dan yola çıkan bir tren Osmaneli üzerinden Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattına bağlanacak. Böylece Bursa, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkemizin yüksek hızlı tren ağına bağlanacak" diye konuştu. "Hat, yılda yaklaşık 30 milyon yolcuya hizmet verecek kapasitede olacak" Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Hattı’ndaki çalışmalara ilişkin bilgi veren Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Hattı’mızı 201 kilometre uzunluğunda saatte 250 kilometre tasarım hızına uygun hayata geçiriyoruz. 25 tünel ve 16 viyadük inşa edeceğimiz hat, yılda yaklaşık 30 milyon yolcuya hizmet verecek kapasitede olacak." "106 Kilometrelik kesimdeki çalışmalarımızı bu yılın ikinci yarısında tamamlamayı hedefliyoruz" Osmaneli, Yenişehir, Yenişehir Havalimanı, Gürsu ve Bursa güzergahını takip eden 106 kilometrelik kesimdeki çalışmaların bu yılın ikinci yarısında tamamlamayı hedeflediklerini aktaran Uraloğlu, "Kazı-dolgu, tünel ve sanat yapısı işlerini tamamladık. Üstyapı işlerinde ise yüzde 90 ilerleme kaydettik. Osmaneli, Yenişehir, Yenişehir Havalimanı, Gürsu ve Bursa güzergahını takip eden 106 kilometrelik kesimdeki çalışmalarımızı bu yılın ikinci yarısında, Bursa’dan itibaren Teknosab, Karacabey, Dağkadı ve Kuşcenneti güzergahındaki çalışmalarımızı ise 2028 yılında tamamlamayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
Bakan Göktaş: "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür"
08 Mart 2026 Pazar - 11:35 Bakan Göktaş: "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür. Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" dedi. Bakan Göktaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla resmi sosyal medya hesaplarından videolu paylaşım yaptı. Göktaş, kadını hayatın özü, ailenin temeli ve toplumun gücü olduğunu belirtti ve kadın güçlüyse toplumun, toplum güçlüyse Türkiye’nin güçlü olduğunu vurguladı. Aynı zamanda Göktaş, ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ ile kadınların potansiyelini stratejik bir güce dönüştürerek, kalkınmaya yön veren bir ekosistem oluşturduklarını bildirdi. "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" Bakan Göktaş, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür. Kadın güçlüyse toplum güçlüdür. Toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, kadınların hayatın her alanında daha etkin bir şekilde var olmaları için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kadın istihdamını artıran projeleri hayata geçiriyor; kadın kooperatiflerini yaygınlaştırıyor, kadın girişimcilerimizi destekleyerek işlerini büyütmelerini sağlıyoruz. Sosyal hizmet modellerimizi kadın odaklı bir yaklaşımla güçlendiriyoruz. Bu yıl yenilikçiliği, rekabetçiliği ve verimliliği esas alan bir kalkınma anlayışıyla ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ vizyonumuzu ortaya koyuyoruz. Kadınların potansiyelini stratejik bir güce dönüştürerek, kalkınmaya yön veren bir ekosistem oluşturuyoruz. Hedefimiz; kadınların emeğini ve cesaretini Türkiye Yüzyılı’nın üretim gücüne dönüştürmektir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, hayatımıza değer katan tüm kadınlara şükranlarımı sunuyorum."
Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor
08 Mart 2026 Pazar - 10:35 Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.