Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği Resmi Gazete’de
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 01:21:50
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, Huzurevleri İle Huzurevi Yaşlı Bakım Ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik ile ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kapsamda, 7 bölgemizde ve 81 ilimizde büyüklerimiz için büyük bir titizlikle yürüttüğümüz yaşlı bakım hizmetlerinin daha bütüncül bir yapıya kavuşmasını sağlıyoruz. Kıymetli çınarlarımıza en iyi hizmeti sunabilmek, konforlarını daha ileri seviyeye taşıyabilmek için hiç durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Değerli büyüklerimize ve büyük Türkiye ailemize hayırlı, uğurlu olsun" ifadelerini kullandı.
05 Mayıs 2026 Salı - 21:25
Polatlı’da kurt saldırısı: 15 koyun telef oldu
Ankara’nın Polatlı ilçesinde ağıla giren kurdun saldırısında 15 koyun telef oldu. Olay, Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Yıldızlı Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Bir besicinin küçükbaş hayvan ağılına kurt girdi. Edinilen bilgilere göre, mahalle sakinlerinden Fikret Taşkın’a ait ağıla gece saatlerinde giren kurt ya da kurtlar, içeride bulunan koyunlara saldırdı. Sabah saatlerinde ağıla giden Taşkın, 15 koyunun telef olduğunu görünce büyük üzüntü yaşadı. Saldırı sonrası hayvanların sahibi, hastalık riskine karşı koyunları kontrollü bir şekilde gömerek gerekli önlemleri aldı.
05 Mayıs 2026 Salı - 21:05
"2026/2 Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamaklarında İlerlemeye İlişkin Kılavuz" yayımlandı
Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan "2026/2 Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamaklarında İlerlemeye İlişkin Kılavuz" yayımlandı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan "2026/2 Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamaklarında İlerlemeye İlişkin Kılavuz" yayımlandı. Yayımlanan "2026/2 Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamaklarında İlerlemeye İlişkin Kılavuz"da, öğretmenlerin kariyer basamaklarında ilerlemelerine ilişkin yapılması gereken iş ve işlemler yer aldı. Kılavuzda başvuru şartları ve takvim ilan edildi. Uzman ve başöğretmenlik eğitim programlarına başvurular, 7-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında mebbis.meb.gov.tr adresi üzerinden yapılacak. 15-19 Haziran 2026 tarihleri arasında ise ek başvuru alınacak. Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik Eğitim Programlarına ilişkin eğitimler, 8 Mayıs-14 Ağustos 2026 tarihleri arasında www.oba.gov.tr adresinden gerçekleştirilecek. Uzman öğretmen ve başöğretmen ünvanı alanlar, sertifikalarının düzenlendiği tarihi takip eden ay başından itibaren ünvanları için öngörülen eğitim öğretim tazminatından yararlanacak. Ayrıca uzman öğretmen ve başöğretmen ünvanı alanlara, her ünvan için ayrı ayrı olmak üzere bir derece verilecek.
05 Mayıs 2026 Salı - 21:03
CHP Grup Toplantısı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Elektriği milyarder ve asgari ücretli yakıyor, aynı vergiyi veriyor. Sudan, toplu taşımadan, giyim kuşamdan alınan dolaylı vergilerin tamamı. En zengin de en fakirde evladına çocuk bezi aldığında aynı vergiyi ödüyor, memlekette ve bu vergilerin toplam vergi toplam yüzde 65" dedi. Özel partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, enflasyona değinerek, "Asgari ücret 4 bin 100 lira eridi. Yani Ocak ayında 28 bin lira denen asgari ücret, şimdi 23 bin 900 lira o anki parayla. Daha önünde bir yıl var. Emekçinin, bir yıl en düşük emekli maaşı 3 bin lira eridi. 17 bin liraya geriledi. En düşük memur aylığı 9 bin lira eridi. Ne diyordu Erdoğan? Ne diyordu? 3 yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız ‘Bana beddua edin’ diyordu. Bakın burada tarih 30.11.2005. 3 yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız ‘Bana beddua edin’ diyor. 3 yılı geçtim Sayın Erdoğan 3 ay önce asgari ücretli 1870 ekmek alıyordu. Hesap ortada. Hani diyorsun ya o makinayı bırak. Altın hesabını bırak. O makineyi eline al. Somun ekmek hesabı yap. 3 ay önce asgari ücretli 1870 ekmek alırken şu anda bin 605 ekmek alıyor. 3 ayda asgari ücretli 265 ekmek kaybı var. Diyorsun ya 3 yıl öncesine daha az ekmek alan bana beddua etsin. Bu milletin irfanında, kültüründe kimseye beddua etmek yok. Türkiye yüzde 32.5’luk enflasyonuyla Avrupa’da açık ara birinci. Bakın öyle bir şey ki Avrupa’da bizden sonra enflasyonu en yüksek olan ülke Romanya yüzde 9.9 enflasyon var. Bu ne demek? Avrupa’da bizim dışımızda enflasyonu çift tane olan yok. Bizim yüzde 32.5. Dünyanın en yüksek 5. enflasyonuyuz. Hem gıdada hem genel enflasyonda" ifadelerini kullandı. Vergi eleştirisi Özel, Türkiye’de toplam vergilerin neredeyse 65’inin dolaylı vergi olduğuna işaret ederek, "En zenginle en fakirin eşit ödediği vergi. Dünyanın en adaletsiz vergisi. Elektriği milyarder ve asgari ücretli yakıyor, aynı vergiyi veriyor. Sudan, toplu taşımadan, giyim kuşamdan alınan dolaylı vergilerin tamamı. En zengin de en fakirde evladına çocuk bezi aldığında aynı vergiyi ödüyor, memlekette ve bu vergilerin toplam vergi toplam yüzde 65. Bunun üstüne bir de yüzde 23, 24 gelirler gelir vergisi var. O ne? Maaşı bankamatikten çekiyorsun ya. Çekmeden içinden kesilen vergi. Bir de bankada bir mevduatın varsa o mevduatın ay sonunda çekmeden içinden kesilen vergi. Bu da yüzde 23,24, yüzde 88, 89’a geliyor. Geriye kalan yüzde 11 Kurumlar Vergisi. Yani esas kazananın kar etmiş olanın Kurumlar Vergisi kardan veriliyor. Ettiği kardan vereceği vergi yüzde 11" diye konuştu. Dış politika eleştirisi Dış politikada iktidarın Trump yönetimine muhtaç olduğunu iddia eden Özel, "Gözünün içine baka baka Avrupa’da yoksun, Çin’le yoksun, Rusya’da yoksun, Amerika’da biz olmasak yoksun, sen bize muhtaçsın, biz seni tercih ediyoruz deyip bir Amerikan Başkanı’nın oğluyla önce İstanbul’da pazarlıklar edip, görüşmenin içeriğin görüşme olduğunda ne tavizler verileceğini bu kürsüden söyledik. Alınacak 250 uçağı da pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı da ya da nadir toprak elementleriyle ilgili o Trump’ın ağzını sulandıran ilk iş dünyada nadir toprak elementi neredeyse oraya saran Trump’a bu tavizlerin verileceğini de hepsini buradan söyledik. Sustular. Susarak inkar ettiler. Trump’ın tweetinden sonra gizleyemediler. Şimdi işte o Trump bir müttefik olarak Amerika’dan bahsetmiyorum. Bu iktidarın bağlandığı tek kutup kendi ülkesinde de itibarı kalmayan oyları yüzde 6’lara düşen bu yıl bitmeden Amerika’da topal ördek olacağına hiç şüphe olmayan, hatta belki diğer kanatta da çoğunluğunu kaybederek dönemin sonunu bile getirecek getiremeyecek olan Trump’a bütün ümitlerle bağlamış olan Erdoğan’dan bahsediyorum. Dünyayı krize sokan Trump yönetimi, dünyada otoriter liderlerle çalışmayı tercih ediyor. Net. Macaristan’da Orban’ı tutuyor. Suriye’de ’Şara’ya yıllarca hazırladık’ diyor, kravat giydiriyor. İran’a bile ’ilk günlerde başarılı olacak, dini lideri belirlerken bana soracaksınız, ben söyleyeceğim’ diyor. Dünyanın neresinde bir otoriter varsa onu destekliyor. Sade kendi mi değil? Dünyaya dayatmaya çalıştığı kendince dünya düzeninde teknolojik artlar yani dünyadaki teknoloji şirketlerinin zengin bir yerleri de dünyada nerede bir otoriter var onu seçiyorlar" şeklinde konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 10:35
Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor
Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.
08 Mart 2026 Pazar - 10:10
Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor
Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.
08 Mart 2026 Pazar - 10:09
20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor
Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor.
08 Mart 2026 Pazar - 10:05
20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor
-Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor. Ankara’da yaşayan 20 yaşındaki Mezra Coşkun, annesinin tavsiyesiyle yöneldiği kule vinç operatörlüğünde yaklaşık 2 yıldır çalışıyor. Ortalama 110 metre yüksekliğe ulaşan kule vinçlerde görev yapan Coşkun, yüksek risk ve dikkat gerektiren zorlu mesleğini başarıyla sürdürüyor. Çoğunlukla erkeklerin çalıştığı inşaat sektöründe çalışmanın gurur verici olduğunu belirten Coşkun, kendisi gibi diğer kadınların da başarılı olabileceğini belirterek tüm kadınlara cesaret vermek istediğini söyledi. "Annem her zaman arkamda durdu" Annesinin tavsiyesi üzerine kule vinç operatörü olduğunu aktaran Mezra Coşkun, "Yaklaşık 2 yıldır kule vinç operatörüyüm. Bu mesleğe atılmamın en büyük nedenlerinden bir tanesi de annem oldu. Annem zamanında sosyal medyadan bana kule vinç videosu gösterip, tam sana göre iş demişti. O günden sonra hep aklımda kaldı ve bu işi yapmak istediğimi söyledim. Annem her zaman arkamda durdu. Kadının inşaatta ne işi var, boşu boşuna uğraşmayın denilmesine rağmen annem bana yaparsın dedi ve ben de hep yapacağımı söyledim. Kendi çevreme kule vinç operatörü olmak istiyorum dediğimde, ’bana sen daha vincin altından bile geçemezsin’ dediler. Ama şu an ise çok güzel projelerde yer aldım ve bundan da çok gurur duyuyorum" dedi. "20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar" Daha önce 110 metre yüksekliğindeki vinçler de dahil olmak üzere çeşitli kule vinçler kullandığını belirten Coşkun, şu ifadelere yer verdi: "Bu işin avantajlarından biri de insanların seni parmakla göstermesi ve diğer kadınlara cesaret vermesi. Bu durum gerçekten hoşuma gidiyor. İşin zor yönleri ise şantiye ortamında çamura, strese maruz kalmak. Sabah vince çıktıktan sonra bir daha inmiyorum. Çünkü merdivene tırmanıp inmem biraz yorucu oluyor. Genelde sabah 08.00, akşam 17.00 arası kule vincin içerisinde duruyorum. Kullandığım bu vinç 35 metre ama daha önce 110 metre olan vinçte de çalıştım. Vincin çalışma alanına göre de vincin zorlukları değişir. 20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar. İnananların da tepkileri çok fazla oluyor. Bu durum hoşuma gidiyor ama inanmamaları az da olsa üzücü oluyor" diye konuştu. "Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" Coşkun, iş hayatında kadınların daha fazla yer almasını istediğini ifade ederek, "Erkeklerin ele aldığı işlerde kadınları görmekten o kadar memnun oluyoruz ki, bu tarz yerlerde kadınları daha çok görmek istiyoruz. Bu yüzden kadınlara desteğim sonsuzdur. Hayallerinizi peşinden koşun, önyargılara takılmayın. Çünkü biz kadınlar istesek her şeyi yaparız. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 09:40
Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu
Ankara’da yaşayan Başak Güvercin, iş hayatından sıkıldığı için babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Ankara’da yaşayan 26 yaşındaki Başak Güvercin, babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Üniversite mezunu Güvercin, daha önce çalıştığı sektörlerin kendisine sıkıcı gelmesi üzerine hem gezip hem de para kazanabileceği bir meslek olarak tır şoförlüğünü tercih etti. 2 yıldır sebze ve meyve taşımacılığı yapan Güvercin, ayda ortalama 15 bin kilometre yol gittiğini aktararak, erkek egemen bir alanda çalışmanın kendisine özgüven kazandırdığını ifade etti. "Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" Uzun yol tır şoförü olmasında babasının önemli bir rolü olduğunu belirten Başak Güvercin, "Daha öncesinde satış sektöründe ve kendi alanımla ilgili sektörlerde çalıştım ama monoton bir hayat bana sıkıcı geldiğinden dolayı hem gezebileceğim hem para kazanabileceğim bir meslek grubu düşünürken aklıma babamın yolundan ilerleyip tır şoförü olmak geldi. 2 yıldır da uzun yol tır şoförüyüm. Sebze ve meyve ağırlıklı çalıştığım için genelde Akdeniz bölgesinde çalışıyorum. Güzergahım ne tarafsa yükümü aldıktan sonra oraya doğru devam ediyorum. Sebze ve meyve sezonu biraz hızlı olduğundan dolayı ayda ortalama 15-16 bin kilometreye kadar yol yapıyorum. Bu mesafeler sezonun durumuna göre de değişkenlik gösterebiliyor. Bu işin iyi yanları farklı şehirler geziyorsunuz. Farklı kültürler, farklı insanlar tanıyorsunuz. Zor yanları ise evden uzaksınız. Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" dedi. "Bu meslek özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" Tır şoförlüğü mesleğinin kendisine olumlu yönden katkılar sağladığını aktaran Güvercin, "Mesleğin ilk yıllarında teslimat noktalarındaki yük boşaltma alanlarına yanaşamayacağımı düşünen abiler vardı. Ben bu ön yargıyı kırdım. Artık gittiğim noktalarda beni gördükleri zaman kendime ne kadar güveniyorsam onlar da bana o kadar güveniyor. Bu meslekte 2 yıl içerisinde kendime çok farklı şeyler kattım. Bu meslek, evden uzak kalmamı, tek başıma ayakta durabilmemi ve özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" diye konuştu. "Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir" Güvercin, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması gerektiğini vurgulayarak, "Bir kadının hayatının yarım kalması, bir toplumun vicdanının yaralı kalması demek. Kadınlarımız bir erkeğin himayesi altında kalmadığı sürece zorluk yaşamayacaktır. Toplum tarafından dışlanmayacaktır. Erkek egemen bir toplumda çalışan benim gibi ablalarım ve kardeşlerim de var. Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir. Kadın cinayetlerine karşı sessiz kalmayalım. Buradan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutluyorum" şeklinde konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 08:11
Ankara’da vatandaşlar kendini polis ve savcı olarak tanıtıp 15 milyon lira dolandıran şüpheliler yakalandı
Ankara’da kendini polis ve savcı olarak vatandaşları 15 milyon lira dolandıran bir grup şüpheli polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyon sonucu suçüstü yakalandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla, Etimesgut İlçe Emniyetince yürütülen çalışmalar kapsamında, kendilerini polis ve savcı olarak tanıtarak Ankara’da vatandaşları dolandıran şüpheliler gerçekleştirilen operasyon sonucu suçüstü yakalandı. Yapılan tespitlerde, vatandaşların yaklaşık 15 milyon lira değerinde para ve ziynet eşyasını bir şüpheli şahsa elden teslim ettiği anlaşıldı. Şüpheli şahıslar mağdur kadını kilometrelerce uzakta kamerasız bir bölgeye çekti. Soruşturma kapsamında Şüphelilerin; mağduru korku ortamına sokarak döviz ve ziynet eşyası talep ettikleri anlaşıldı ve vatandaşın döviz ve ziynet eşyalarını verdikten hemen sonra dolandırıldığını anlaması sonrasında yapılan çalışmalarda şüphelinin adresi tespit edildi. Şüpheli şahsın mağdurdan aldığı ziynet ve paraları başka şahıslara teslim edeceği tespit edildi, parayı teslim almak için şahsın ikametine gelen şahıslarda asayiş ekiplerince suçüstü yakalandı. Şüphelilerden ele geçirilen döviz ve ziynet eşyaları sahiplerine teslim edildi. Yakalanan şüpheliler, işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilirken, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.
08 Mart 2026 Pazar - 08:11
İletişim Başkanı Duran: "28 Şubat sürecinde yaşanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Kadınların inançlarından dolayı iş ve eğitim hayatının engellendiği ve açıkça dışlandığı dönemlerde ne yazık ki yaşanmıştır. 28 Şubat sürecinde yaşanan üniversite hayatından kamuya ve özel sektöre kadar uzanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla siyasetten iş dünyasına, spordan sanata, fabrikadan tarlaya, evden okula, hayatın her alanında var olan, emeğini, yüreğini, sabır, şefkat ve özveriyle ortaya koyarak hayata dokunan kadınlarımızın hikâyesini fotoğraflarla görünür kılmak amacıyla "Hayata Dokunan Kadınlar" sergisi düzenlendi. 5 Mart 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında gerçekleştirilen "Hayata Dokunan Kadınlar" sergisi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlam ve önemine dikkat çekerken aynı zamanda tarihe tanıklık eden kareler aracılığıyla kadınların toplumsal yaşamın her alanındaki varlığını ve emeğini gözler önüne sererek kadınların cesareti, azmi ve kararlılığıyla şekillenen hikâyelerini geçmişten bugüne taşıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın açılışını yaptığı sergide çay hasadı yapan kadınlardan, seramik fabrikasında çalışan kadınlara, Ankara Radyosu’nda yayın yapan kadın spikerden Türkiye’nin ilk kadın taksi şoförüne, eğitimden sanata, kamusal alandan gündelik yaşama kadar hayata dokunan kadınlarımızın arşiv fotoğraflarına yer veriliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dijital görsel arşivinden derlenen siyah beyaz fotoğraflardan oluşan sergide 1934-1986 yılları arasında kadınların yaşamın farklı alanlarında iz bıraktığı anlara tanıklık eden 41 fotoğraf karesi yer alıyor. Serginin açılış programında konuşan İletişim Başkanı Duran, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlediğimiz bu sergide sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Elbette bugün sadece bir takvim günü değil. Kadın emeğinin, kadın aklını, kadın iradesini ve kadınların bu ülkenin geçmişindeki ve geleceğindeki üstlendiği belirleyici rolü güçlü bir biçimde ortaya koymak için toplandık. Sergimizde yer alan görseller, kadın emeğinin tarihsel dönüşümünü ve hayatın her alanında üstlendikleri sorumluluğu açıkça göstermektedir. Şunu özellikle ifade etmek isterim. Kadının onuru, emeği ve toplumsal kıymeti bizim için modern bir hak arayışının ötesinde medeniyetimizin temel değerleri arasında yer alan köklü bir anlayışın ifadesidir" diye konuştu. "Bizim kültürümüzde kadın, toplumu kuran, dönüştüren ve ayakta tutan asli bir öznedir" Türk kültüründeki kadının yerinin vurgulayan İletişim Başkanı Duran, "Bizim kültürümüzde kadın yalnızca önemli bir değer değil, toplumu kuran, dönüştüren ve ayakta tutan asli bir öznedir. Yakın ve uzak tarihimiz bunun en açık şahididir. Kurtuluş Savaşı’ndan, Cumhuriyet’in inşasına, 28 Şubat’tan, 15 Temmuz direnişine kadar kadınlarımız milletimizin kader anında önemli sorumluluklar almış ve belirleyici rol üstlenmiştir. Hepimizin malumu Cumhuriyet’le birlikte kadınlarımız seçme ve seçilme hakkına birçok Batı ülkesinden önce kavuşmuş, kamusal ve mesleki hayatta erkeklerle eşit şartlarda varlık göstermeye başlamıştır. Ancak açıkça ifade etmek isterim ki, kadının güçlenmesi yalnızca hukuki kazanımlarla değil, toplumsal gerçeklikle örtüşen politikalarla mümkündür" şeklinde konuştu. "28 Şubat sürecinde yaşanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır" 28 Şubat döneminde kadınların yaşadığı zorlukların sona erdirildiğini hatırlatan Duran, "Nitekim kapsamlı sosyolojik araştırmalar, kadınların iş hayatına katılım konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu, aynı zamanda çalışma hayatında eşit muamele beklentisinin hala tam anlamıyla karşılanamadığını göstermektedir. Bununla birlikte, kadınların inançlarından dolayı iş ve eğitim hayatının engellendiği ve açıkça dışlandığı dönemlerde ne yazık ki yaşanmıştır. 28 Şubat sürecinde yaşanan üniversite hayatından kamuya ve özel sektöre kadar uzanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inanç özgürlüğünün önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmıştır" ifadelerini kullandı. "Artık Türkiye’de kadınlar, karar alma mekanizmalarında da daha etkin biçimde yer almaktadır" Türkiye’nin son 25 yılda kadın haklarını güçlendirmek için neler yaptığını aktaran Duran, şunları kaydetti: "Türkiye özellikle son 25 yılda kadın haklarını güçlendirmeye yönelik kamu politikaları ve anayasal düzenlemelerle kadın erkek eşitliğini müesses hale getirme adına önemli adımlar atmıştır. Yine bu süreçte kadın istihdamını arttırmaya yönelik teşvikler hayata geçirilmiş, girişimci kadınların kredi ve hibe programları sunulmuş, doğum süt izni ve çocuk yardımı gibi uygulamalarla hukuki eşitliğin fiili zemini güçlendirilmiştir. Artık Türkiye’de kadınlar yalnız sahada değil, karar alma mekanizmalarında da daha etkin biçimde yer almaktadır. Bizim için kadınlarımızın gerçek anlamda güçlenmesi, şiddetten arındırılmış bir hayat, sosyal ve siyasal hayata etkin katılıp ekonomik güvence ve saygın bir çalışma ortamıyla doğrudan ilgilidir. Zira güçlü kadının güçlü aileyi, güçlü ailenin de güçlü toplumu inşa edeceğini düşünmekteyiz." "Kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi, birbirini tamamlayan iki unsur olarak görülmelidir" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Duran, "Kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan iki unsur olarak görülmelidir. Bu minvalde, İletişim Başkanlığı olarak sorumluluk alanımız çerçevesinde aile değerlerimizin medyada ve iletişimin her sahasında görünür ve özendirici olması için son derece gayret gösteriyoruz. Bu konuda her birimizin sergilemiş olduğu katkıyı ve hassasiyeti değerli buluyorum. Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. İletişim ve medya alanında yürüttüğümüz her çalışmada kadın çalışma arkadaşlarımızın emeği ve sorumluluk bilinci kurumumuzun taşıyıcı kolonlarından biridir. Bu katkı niceliksel olduğu kadar niteliksel bir güçtür. Bu düşüncelerle hepinizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum. Hepinize teşekkür ediyor, saygılar diliyorum" dedi.
08 Mart 2026 Pazar - 02:20
Hurdacılarda yangın paniği: Hurda araçlar alev aldı
Ankara Hurdacılar Sanayi Sitesinde çıkan yangın paniğe neden oldu, yaklaşık 100 hurda araç yandı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 22:14
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "8 Mart; milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılımıyla "Üç Hilalin Aydınlığında Altaylar’dan Tuna’ya Türk Kadını" temalı "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" programı düzenlendi. Programda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul, "Bugün burada, insanlık tarihinin en ağır yükünü sırtlanmış, en büyük bedelleri ödemiş, fakat buna rağmen vakarından, fedakârlığından ve dirayetinden asla ödün vermemiş Türk Kadınının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü idrak etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı günde, Türk kadınının değerini devlet ve millet hayatının merkezine alan duruşuyla bizlere istikamet çizen; milli ve manevi hassasiyetleriyle Türk ailesini ve Türk kadınının vakarını daima savunan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz. Onun liderliği ve kararlı duruşu, bu kürsüden dile getirilen her sözün fikri ve ahlaki zeminini oluşturmaktadır" dedi. "8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamından bahseden Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır. Biz kadın meselesine Batı’nın dar kalıplarıyla değil; binlerce yıllık Türk devlet aklının, töresinin ve inancının penceresinden bakıyoruz. Bizim medeniyetimizde kadın geride bırakılmış değildir; tarihin tam merkezindedir. Orta Asya bozkırlarında Hakan ile birlikte toyda söz alan Hatun da bizimdir, cephede mermi taşıyan Nene Hatun da bizimdir, istiklalin bedelini evladıyla ödeyen analar da bizimdir" diye konuştu. "Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil, irade sahibidir" MHP Lideri Bahçeli’nin "Kadın, Türk milletinin teminatıdır. Türk kadını fedakarlığın, sabrın ve vefanın adıdır" sözlerini hatırlatan Yurdakul, şunları kaydetti: "Türk kadını yalnızca doğurmamış; yoğurmuş, yetiştirmiş, korumuş ve diriltmiştir. Bilge Kağan’ın Orhun Abideleri’nde milleti anlatırken, anayı temel direk olarak tarif etmesi boşuna değildir. Çünkü biliriz ki, ana güçlü ise millet güçlüdür. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil irade sahibidir. Slogan değil sorumluluktur. Günümüzde kadın meselesi, Batı merkezli ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınırken, özgürlük kavramı, çoğu zaman toplumsal bağlardan koparılmaktadır. Bu çevrelerde kadını ailesinden ve toplumsal bütünlükten yalıtan bir anlayış dayatılmaktadır. Kadının çalışma hayatındaki emeği, aileyle rekabet eden bir kimlik üzerinden tanımlanmakta ve annelik değersizleştirilmektedir."
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:52
HEKİMSEN Genel Başkanı Kurban: "Bu yasa diğer devletler tarafından kopyalanacak"
Ankara’da düzenlenen ’Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ne katılan HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, "Ortaya çıkacak düzenleme, hem tıbbı daha ileri bir seviyeye taşıyacak hem de hekimlerin onurunu koruyacaktır. Öyle ki bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak düzenlemedir" dedi. Ankara’da ’Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ düzenlendi. HEKİMSEN Genel Başkanı ve ALKON Konfederasyonu Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ne katıldı. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş, Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan ve Prof. Dr. Ahmet Gökhan Çakıroğlu gibi isimlerin de yer aldığı kongrede konuşan Kurban, Türk tıbbının köklü bilimsel mirasının geleceğin sağlık politikalarına yön verecek güçlü temel oluşturduğunu ifade etti. Üzerinde çalışılan Hekimlik Meslek Kanunu’nun mesleğin hukuki güvencesini güçlendirecek stratejik reform olduğunu vurgulayan Kurban, düzenlemenin hem hasta güvenliğini hem de sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik yapısal dönüşüm sağlayacağını söyledi. Kurban, Türk tıbbının tarihi birikiminin sağlık politikalarının şekillenmesinde önemli referans noktası olduğunu da belirtti. "Milattan önceki dönemlere ait birçok eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı" Türk-İslam tıp geleneğinin dünya tıbbına bıraktığı güçlü mirasa dikkat çeken Kurban, özellikle İbn-i Sina’nın eserlerinin yüzyıllar boyunca Avrupa tıp eğitimine yön verdiğini hatırlattı. Kurban, "Milattan önceki dönemlere ait birçok eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu eserler, Abbasiler döneminde Arapçaya çevrilerek koruma altına alındı. O gün yapılan çeviriler olmasaydı, bugün bu eserlerin büyük bir kısmı tamamen yok olacaktı. Bu mirası Müslümanlar korudu. Tıp bilimi büyük bir gelişme göstererek zirveye ulaştı. Ancak daha sonraki dönemlerde o coğrafyada ardı ardına savaşlar yaşandı. Sürekli devam eden savaşlar nedeniyle bu birikimin önemli bir kısmı yok edildi. Buna rağmen bizim kültürümüz, inancımız ve milletimiz tıbbı ve bilimi önemli bir noktaya taşımıştır. Bu süreçte tıbbın gelişimi öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, İbn Sina’nın yazdığı El-Kanun fi’t-Tıb adlı eser 19. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’da okutulmuştur. Ne var ki bu eserin orijinal nüshasının bugün bizde bulunmaması üzücü bir durumdur" diye konuştu. "Bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak" Tarih boyunca tıbbı zirveye taşıyan bu anlayışın gelecekte de daha ileriye taşınacağına inandıklarını belirten Kurban, "Zaten HEKİMSEN’in kuruluş amacımız da budur. Tıp, aynı zamanda bilimin zirvesidir. Çünkü tıp, doğrudan hayata hizmet eder. HEKİMSEN camiası olarak kurulma amacımız da bu kadar kıymetli bir varlığa hizmet eden tıp doktorlarının haklarını ve itibarını korumaktır. Hekimlik Meslek Yasası’yla ilgili çalışmamız çok gelişti, inşallah geliştirilecek ve eksiklikleri tamamlanacak. Ortaya çıkacak düzenleme, hem tıbbı daha ileri bir seviyeye taşıyacak hem de hekimlerin onurunu koruyacaktır. Öyle ki bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak düzenlemedir" şeklinde konuştu. "Hekimlik Meslek Kanunu yalnızca hekimlerin haklarını güvence altına alan bir düzenleme değildir. Aynı zamanda hasta güvenliğini güçlendiren ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artıran yapısal bir reformdur" ifadelerini kullanan Kurban, güçlü bir sağlık sistemi için hekimlik mesleğinin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Tıp tarihindeki kurumsal gelişmelere de değinen Kurban, geçmişte hastanelerde uygulanan eğitim ve sınav sistemlerinin modern tıp eğitiminin temelini oluşturan disiplinli bir yapıyı ortaya koyduğunu ifade etti. Bu güçlü bilimsel ve tarihi mirasın, bugün sağlık politikalarının şekillenmesinde önemli bir referans noktası olduğunu söyledi.
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:29
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile telefonda görüştü.
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:22
CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder