Yerel Haberler
Ankara
İran Milli Günü Ankara’da kutlandı 10 Şubat 2026 Salı - 22:02:59 İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü Ankara’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü dolayısıyla Ankara’da bir otelde resepsiyon verildi. İran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Hassan Habibollahzadeh’in ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, yabancı misyon şefleri ve çok sayıda davetli katıldı. İki ülkenin de milli marşlarının okunmasının ardından Büyükelçi Habibullahzade ve Bakan Yumaklı konuşma yaptı. Habibullahzade, İran İslam Devrimi’nin tarihi önemine işaret ederek, "1979 kışı, İran halkının özgürlük ve bağımsızlık iradesinin ayak seslerinin yankılandığı ve İran-İslam kimliğinin azamet ve ihtişamının tarih sayfalarına yeniden kazındığı bir döneme dönüşmüştü" dedi. Türkiye ile İran arasındaki ilişkilere değinen Habibullahzade, "İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, iki komşu ülke arasında karşılıklı saygıya dayalı, değerli ve kardeşçe ilişkilerin örnek bir göstergesidir" ifadesini kullandı. Bölgesel meselelerde ortak tutuma vurgu yapan Habibullahzade, "İran ve Türkiye, bölgeye yönelik dış müdahaleleri reddetmekte ve sorunların bölge ülkeleri düzeyinde çözülmesi gerektiğine inanmaktadı" diye konuştu. Resepsiyonda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin tarihi ve kültürel bağlara dayandığını belirterek, "Türkiye ve İran, tarihi ve kültürel kökleri bulunan dostluk ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde, siyasi, ticari, kültürel ve diğer alanlardaki iş birlikleriyle birbirlerine derinden bağlıdır" dedi. İkili ilişkilerin üst düzey ve teknik ziyaretlerle ilerletildiğini ifade eden Yumaklı, "İlişkilerimizi yeni hedefler belirleyerek geliştirmeye devam ediyoruz. İkili ziyaretlerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası platformlarda da yakın temas ve iş birliği içerisindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Yumaklı, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin ikili ilişkilerdeki rolüne dikkati çekerek, "İkili ilişkilerimizin kurumsallaşmasında ve dinamizm kazanmasında, 2014 yılında ihdas ettiğimiz Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin önemli etkisi ve katkısı olmuştur" ifadelerini kullandı. Konsey bünyesinde yürütülen çalışmalara değinen Yumaklı, "Siyasi, ekonomik, kültürel, bilimsel ve güvenlik alanlarındaki ilişkilerimizi gözden geçiriyor, iş birliğimizi ilerletmek için atılacak adımları belirliyor, güncel bölgesel konuları da ele alıyoruz" dedi. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin dokuzuncu toplantısına ilişkin bilgi veren Yumaklı, "Konseyin dokuzuncu toplantısını, Sayın Cumhurbaşkanımız ile İran Cumhurbaşkanı Sayın Pezeşkian’ın öncülüklerinde Tahran’da gerçekleştirmeye yönelik hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Ticari ilişkilere de değinen Yumaklı, "Bölgenin iki büyük gücü ve sınır komşusu olmamız hasebiyle İran’la ticaretimiz ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. 2025 yılında 5 milyar doların üzerinde gerçekleşen ikili ticaret hacmimizi yeterli bulmuyoruz" ifadelerini kullandı. Yumaklı, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde Karma Ekonomik Komisyon toplantılarının önemine işaret ederek, "Aralık 2024’te düzenlenen komisyon toplantısında alınan kararların etkin şekilde hayata geçirilmesiyle birlikte iş birliğimizi ve sınır ticaretimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz" dedi.
10 Şubat 2026 Salı - 20:50 Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "Özgür Özel’in şahsıma ve aileme yönelik hezeyanlarına karşı kendisinin seviyesine inmeyeceğim" Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, "Siyasetini sürdürebilmek için düştüğü yalan çukurunda çırpınırken, Özgür Özel’in şahsıma ve aileme yönelik hezeyanlarına karşı kendisinin seviyesine inmeyeceğim" dedi. Keçiören Belediye Başkanı Özarslan, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "Özgür Özel; 10 Şubat 2026 tarihli grup konuşmasında; herkesin gözünün içine bakarak yalanlar söylemiştir. Şöyle ki; şahsıma göndermiş olduğu mesajların içeriğindeki küfür ve hakaretleri değiştirerek ve diğer hakaret içeren mesajlarını açıklamamak suretiyle gizleyerek en yakın çalışma arkadaşlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına, il ve ilçe başkanlarına ve partili-partisiz tüm kamuoyuna yalan söylemiştir. İnsanların gözlerinin içine bakarak yalan beyanda bulunması bir genel başkana yakışmamıştır. Ankaragücü Tribün Liderine ‘AK Parti’ye geçiyorum, destek olun, sana daire alayım’ dediğimi iddia etmiştir. Bu sözler; Ankaragücü Yönetim Kurulu üyesi Muammer Polat ve diğer yetkililer tarafından ’gerçek dışı, mesnetsiz ve iftira’ olarak açıklanmıştır. Kaldı ki; Ankaragücü’nün tribün grupları kendi sosyal medyalarından bu beyanı şiddetle yalanlamıştır. Genel Başkanın düştüğü yalan çukurundaki çırpınışlarına üzülüyorum" dedi. "Haram lokma yemedim ki karnım ağrısın" Mesut Özarslan soruşturmalarla ilgili olarak, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen 5 adet soruşturma dosyasının numarasını vermek suretiyle şahsımı yolsuzlukla suçlamıştır. Ancak; bu soruşturma dosyalarında şüpheliler arasında 1. Sırada Mansur Yavaş ismi yer almakta, diğer isimler ise Ankara Büyükşehir Belediyesi Bürokratları ve İştirak Şirketlerinin Genel Müdürleridir. Bir genel başkanın; bu dosyaları şahsıma karşı kullanmak amacıyla kendi partisinin Büyükşehir Belediye Başkanını Mansur Yavaş ve diğer bürokratlarını da suçlamasını tam bir akıl tutulması olarak görüyorum. Şahsımın kendisi gibi bir dokunulmazlık zırhı bulunmamaktadır. Her vatandaşın suç işlenildiğini düşünmesi halinde savcılık makamlarına başvurma hakkı vardır. Bu soruşturma dosyalarından rahatsızlık duymuyorum, bu dosyalarda şikayetçi-müşteki sıfatında bulunan siyasetçi arkadaşlarıma karşı herhangi bir menfi tavrım bulunmamaktadır. Devletimiz herhangi bir konuda ifademe başvurma gereği görür ise; gönül rahatlığı ile ifade vermeye hazırım. Nitekim; 23 Ekim 2025 tarihinde Belediye İştirak Şirketi yetkilileri hakkında yürütülen ihalelerle ilgili bir soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı şahsımın ifadesine dahi başvurulmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Karar verildiği tarihte de ben CHP Keçiören Belediye Başkanıydım, bu karar Yargı’nın siyasallaşmaksızın karar verdiğini göstermiştir. Şahsım adına gönül rahatlığı ile ‘haram lokma yemedim ki karnım ağrısın’ sözünü söyleyebiliyorum. Şikayet edilen diğer bürokrat arkadaşlarımın da suça konu bir eylemlerinin olmadığına inanıyorum. Takdir; Türk milleti adına karar veren savcılık ve yargı makamlarına aittir" açıklamasında bulundu. "Şahsım ve ailem olarak hakkında tekrar suç duyurusunda bulunacağım" Özarslan paylaşımının devamında, "Özgür Özel; bugün ki açıklamasında da yine terbiye sınırlarını aşmış, ‘bozuk tohum Mesut’ sözü ile doğuştan kötü bir insan olduğumu, bu kötülüğün soyumdan, ailemden geldiğini, karakterimin kötü olduğunu, ahlaken sorunlu olduğumu ima etmiştir. Siyasetini sürdürebilmek için, düştüğü yalan çukurunda çırpınırken, Özgür Özel’in şahsıma ve aileme yönelik hezeyanlarına karşı kesinlikle kendisinin seviyesine inmeyeceğim, şahsım ve ailem olarak hakkında tekrar suç duyurusunda bulunacağım" ifadelerine yer verdi.
DEM Parti grup toplantısı
10 Şubat 2026 Salı - 16:55 DEM Parti grup toplantısı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç, "Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir. Ana dilde eğitim bir lütuf değildir, bir haktır. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır" dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Oruç, partisinin grup toplantısında konuştu. Oruç, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketine değinerek, "Depremin yaşandığı ilk günden itibaren Hatay’da memleketimdeydim, aylarca kaldım orada ve yaşanan her ana tanıklık ettim." Depremin üstünden üç yıl geçmesine rağmen konteynırlarda yaşayan insanlara dikkat çeken Oruç, "Adıyaman’da, Hatay’da yurttaşlarımız konteynırda yaşıyor. Yirmi bir metrekareye üç yıldır sığdırılmış hayatlar söz konusu. Ve biz buradan bir kez daha soruyoruz. Deprem vergileri nerede? Bu vergilerle depreme dayanıklı ortalama 100 metrekare büyüklüğünde tam bir milyon ev yapılabilirdi" şeklinde konuştu. SDG ile Suriye yönetimi arasında 30 Ocak’ta yapılan mutabakata değinen Oruç, "Uluslararası topluma düşen görev bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır. Türkiye’ye bu konuda çok daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli. Komşu ülke Suriye’de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde bir katkı sağlanmalı. Bu hem Suriye’nin hem Türkiye’nin geleceği için hayati önemdedir. Gelelim Türkiye’deki sürece. Bakın 30 Ocak mutabakatıyla şimdilik bir yol alınıyor. Artık Türkiye’deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazeret kalmamış olmalı. Şimdi süreci hızlandırmanın tam da zamanı. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya koyulmalıdır. Sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir. Biz DEM Parti olarak bu barış sürecini üç temel perspektiften ele alıyoruz. Birincisi demokratikleşmedir. Barış demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir. Demokrasiyle eş zamanlı yürütülmek zorundadır. Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez şartı kayyum uygulamaları kaldırılmalıdır. Seçilmişler makamlarına kayyumlar kendi görevlerine dönmelidir. Komisyon raporu barış sürecini güvenceye alacak özgürlük yasalarını ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermelidir. Barış dağda olanların, sürgünde olanların, ülkesinden koparılanların demokratik yaşama onurlu bir biçimde katılımı sağlayacak bir süreçtir. Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir. Ana dilde eğitim bir lütuf değildir, bir haktır. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır. İkincisi hukuktur. Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitiriyor. Kent uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalıdır. Komisyon raporu TCK, TMK ve infaz kanununda kapsamlı değişiklikleri önermelidir. TMK demokratik siyaseti kriminalize eden bir araç olmaktan çıkarılmalı. İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmeli" dedi. Umut hakkına yönelik olarak Oruç, "Umut hakkı sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmalı, hukuki bir zemin tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmeli ki bu sürecin en önemli aktörü sayın Abdullah Öcalan’dır ve buna göre hareket edilmelidir. Üçüncüsü ise özgürlükler. Barış toplumun nefes alması demektir. Düşünce ve ifade özgürlüğü örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz. İnanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmalıdır" diye konuştu. DEM heyeti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesine ilişkin soruya Oruç, "Heyetimizin programında Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme var fakat bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair henüz bir bilgimiz yok. Bununla ilgili bir gelişme oldukça heyetimiz ve parti sözcülerimiz sizinle paylaşacaklar. Resmi talepte henüz bulunulmadı ama bir görüşme talebinin olduğu zaten herkesçe biliniyor. Gerçekleştiği zaman tarihini paylaşacağız" şeklinde konuştu.
Özel: "Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış, anladım ki sen hırsızmışsın"
10 Şubat 2026 Salı - 16:55 Özel: "Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış, anladım ki sen hırsızmışsın" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın" dedi. Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın iddialarına cevap verdi. Özel, Özarslan’ın kendisine gelerek, "’Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım’ dedin. Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun. Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın. Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun" dedi. Özel, Keçiören Belediye Başkanı hakkında iddialarla ilgili olarak Özarslan’ı Genel Merkeze çağırdığını hatırlatarak, "Ben dedim ki; ’eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap. Dedi ki ’söylenenlerin tamamı iftira, asla yolsuzluğa, hırsızlığa bulaşmadığını’ öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar" şeklinde konuştu. Özel, konuşmasına şöyle devam etti: "Öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti’ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları ’evet katılıyordu’ diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Binbir tane yemin! ’Ya deme böyle’ dediği övgüler bana... ’Sen Atatürk’ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin’ diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla ’ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim’ falan... Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisine telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları ki ’efendim anneme küfretti...’ Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; ’milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü...’ İşte şey yapacak ya... ’Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.’ Birini ispatla birini!" Özel, mesajları okuyarak, "CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor. Bir kusurum varsa, bir hırsızlığım varsa... Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa... Ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın. Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları... Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin onun sızdırdığı dökümleri. Sen bana geldin ve dedin ki; ’Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım’ dedin. Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun" ifadelerini kullandı.
Ankaragücü’nden Özgür Özel’e yanıt: "MKE Ankaragücü Spor Kulübü bağımsız bir camiadır"
10 Şubat 2026 Salı - 16:48 Ankaragücü’nden Özgür Özel’e yanıt: "MKE Ankaragücü Spor Kulübü bağımsız bir camiadır" MKE Ankaragücü Spor Kulübü tarafından Özgür Özel’in sözlerine ilişkin, "MKE Ankaragücü Spor Kulübü, kuruluşundan bu yana her zaman siyaset üstü bir duruşu ilke edinmiş; hiçbir siyasi parti, kurum, kişi veya oluşumla özdeşleştirilemeyecek kadar büyük ve bağımsız bir camiadır" açıklaması yapıldı. MKE Ankaragücü Spor Kulübü, bugün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM grup toplantısında Ankaragücü’ne yönelik sözlerinin ardından açıklama yaptı. Açıklamada, "Bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından yapılan bazı açıklamalarda; kulübümüzün, tribünlerimizin ve Ankaragücü camiasının isimlerinin siyasi tartışmaların içerisine dahil edilmeye çalışıldığını büyük bir şaşkınlık ve üzüntüyle takip etmiş bulunmaktayız. 116 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan MKE Ankaragücü Spor Kulübü, kuruluşundan bu yana her zaman siyaset üstü bir duruşu ilke edinmiş; hiçbir siyasi parti, kurum, kişi veya oluşumla özdeşleştirilemeyecek kadar büyük ve bağımsız bir camiadır" ifadeleri kullanıldı. "Ankaragücü siyasetin değil, sporun; ayrışmanın değil, birliğin kulübüdür" Kulübün adının politik hesaplara malzeme yapılamayacağı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Ankaragücü; gücünü siyasetten değil, taraftarından, tarihinden ve Ankara’dan alır. Kulübümüzün adı, tribünlerimizin iradesi ve büyük Ankaragücü taraftarı; herhangi bir siyasi hedefe, parti değişikliğine ya da politik hesaplara asla malzeme yapılamaz. Bu camia; farklı görüşlere sahip binlerce insanı aynı arma altında birleştiren, tarafsızlığı ve bağımsızlığıyla var olan bir spor kültürüdür. Ankaragücü camiasının hiçbir ferdinin, kulübümüz adına konuşma veya kulübümüzü siyasi tartışmaların parçası hâline getirme yetkisi yoktur. Bu yönde yapılacak her türlü açıklama ve ima, kulübümüzün temel değerleriyle bağdaşmamaktadır. MKE Ankaragücü Spor Kulübü olarak bir kez daha açıkça ifade ediyoruz; Ankaragücü siyasetin değil, sporun; ayrışmanın değil, birliğin kulübüdür."
Ankara’da adliye emanetinden zimmetine altın geçiren emanet memuru tutuklandı
10 Şubat 2026 Salı - 16:08 Ankara’da adliye emanetinden zimmetine altın geçiren emanet memuru tutuklandı Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Bürosundan 9 tam ve 5 çeyrek altın zimmetine geçiren emanet memuru tutuklandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Başsavcılık Emanet Bürosunda yapılan rutin dışı denetimde 9 tam ve 5 çeyrek altının eksik olduğunun tespiti üzerine resen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Başsavcılık, failin Ankara Batı Emanet Memuru olarak görev yapan E.Ö. olduğunun tespit edildiğini ve şüpheli emanet memurunun alınan ifadesinde atılı suçu kabul ettiğini bildirdi. Aynı zamanda Başsavcılık tarafından, şüphelinin alınan ifadesini müteakip 6 Şubat tarihinde sevk olunduğu Nöbetçi Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hakimliğince zimmet suçundan tutuklandığını belirtildi. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "6 Şubat tarihinde Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Bürosunda yapılan rutin dışı denetimde 9 tam ve 5 çeyrek altının eksik olduğunun tespiti üzerine resen soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen soruşturma kapsamında, olayın failinin Ankara Batı Emanet Memuru olarak görev yapan E.Ö. olduğu tespit edilmiş olup, şüpheli emanet memuru alınan ifadesinde atılı suçu ikrar etmiştir. Şüpheli alınan ifadesine müteakip 6 Şubat tarihinde sevk olunduğu Nöbetçi Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hakimliğince zimmet suçundan tutuklanmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürülmekte olup soruşturmanın safahatı ve sonucu hakkında ayrıca bilgi verileceği hususu, kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Bakan Güler: "YPG-SDG’nin mutabakatlara şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur"
10 Şubat 2026 Salı - 16:05 Bakan Güler: "YPG-SDG’nin mutabakatlara şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Suriye’de terör örgütlerinin entegrasyona mecbur kaldığını belirterek YPG-SDG’nin mutabakatlara eksiksiz uyması gerektiğini söyledi. Bakan Güler, Kilis’te 6’ncı Kolordu Komutanlığına bağlı 11’inci Hudut Tugay Komutanlığını ziyaret etti. Burada görevli personele hitap eden Güler, küresel güvenlik ortamının giderek karmaşıklaştığı bir dönemden geçildiğini belirtti. Bakan Güler, özellikle Türkiye’nin güneyinde kritik gelişmeler yaşandığını dile getirerek, "İçinde bulunduğumuz hassas süreçte ülkemizin bekası, asil milletimizin huzuru ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması hepimizin öncelikli görevidir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz karada, denizde ve havada icra ettiği tüm faaliyetlerde hak ve menfaatlerimizi en güçlü şekilde korumak için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Bu bütüncül güvenlik anlayışımızın sınır hattındaki temsilcileri de sizlersiniz. Nitekim 11’inci Hudut Tugay Komutanlığımız kritik önemdeki Kilis ve Gaziantep hudutlarımızın korunması, yasa dışı geçişlerin ve terörist sızmaların önlenmesi hususunda büyük bir özveriyle görev yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Unutmayınız ki sizler, üstlendiğiniz hudut görevi ile asil milletimizin huzur içinde olmasına büyük katkılar sağlamaktasınız" ifadelerini kullandı. Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü dönemde hudut hattının ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Güler, "Tehditleri bertaraf etmek için şanlı ordumuz sınır ötesi operasyonlarını emsalsiz bir kahramanlıkla icra ederek tesis ettiği güvenli bölgeler sayesinde hudutlarımızın emniyetini ileriden sağlamış, bu sayede Kilis dâhil sınır şehirlerimiz huzur ve istikrara kavuşmuştur. Geldiğimiz bu noktada terör örgütünün hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Devletimiz de terörle mücadelede kaydedilen bu önemli aşamayı dikkate alarak millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır" şeklinde konuştu. Örgütün mutabakatlara uymadığını söyleyen Güler, "Suriye Ordusu icra ettiği başarılı operasyonlarla geniş bir alanı örgüt unsurlarından temizlemiş, böylelikle örgüt ateşkes istemeye ve entegrasyonu kabul etmeye mecbur kalmıştır" dedi. "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Suriye yönetimiyle yakın koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine şartsız ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur. Buna yönelik çalışmaların başlamasını memnuniyetle karşılıyor, entegrasyon sürecinin Suriye’nin siyasi birliği ile tek ordu esaslarını güçlendirecek şekilde uygulanmasını bekliyoruz. Suriye yönetimiyle bu konuda yakın bir koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte elbette sınır hattında görev yapan siz kıymetli silah arkadaşlarımın üstlendiği caydırıcılık rolü de son derece kritiktir. Her türlü senaryoya karşı sergilediğiniz teyakkuz ve sorumluluğunuza tevdi edilen görevleri hassasiyetle yerine getirmeniz hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasının açık bir göstergesi olmuştur. Bundan sonra da ülkemizin güvenliğini tehdit edecek en küçük riske dahi fırsat tanımayacak sahadaki tüm gelişmeleri dikkatle izleyerek Suriye yönetimine destek olmaya devam edeceğiz. Zira Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile tek devlet, tek orduya dayalı idare ve güvenlik yapısının tesis edilmesi, sınırlarımızın kalıcı emniyeti açısından vazgeçilmezdir." Konuşmasında Gazze’ye de değinen Güler, Türkiye’nin kalıcı ateşkesin sağlanması ve yeniden imar sürecinin başlatılması için aktif rol üstlendiğini belirtti. Gazze Deklarasyonu’na imzacı taraflardan biri olduklarını hatırlatan Güler, Barış Kurulunda Türkiye’nin kurucu üye olarak yer almasının ülkenin katkısının somut göstergesi olduğunu söyledi. Bulunulan coğrafyada gevşemeye ve rahatlığa yer olmadığını vurgulayan Güler, hudutlarda görev yapan personelin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerini büyük bir özveriyle yerine getireceğine inandığını söyledi. Güler, sabır ve disiplinin vazgeçilmez iki temel ilke olduğunu belirterek elde edilen başarıların korunması ve ileriye taşınmasının önemine dikkati çekti.
Bakan Güler: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur"
10 Şubat 2026 Salı - 15:54 Bakan Güler: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 11’inci Hudut Tugay Komutanlığında görevli personele hitap ederek hudut güvenliğinin Türkiye’nin bekası açısından öncelikli görev olduğunu vurguladı. Güler, Suriye’de terör örgütlerinin entegrasyona mecbur kaldığını belirterek YPG-SDG’nin mutabakatlara eksiksiz uyması gerektiğini söyledi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 6’ncı Kolordu Komutanlığına bağlı 11’inci Hudut Tugay Komutanlığını ziyaret ederek görevli personele hitap etti. Küresel güvenlik ortamının giderek karmaşıklaştığı bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Güler, özellikle Türkiye’nin güneyinde kritik gelişmeler yaşandığını dile getirerek "İçinde bulunduğumuz hassas süreçte ülkemizin bekası, asil milletimizin huzuru ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması hepimizin öncelikli görevidir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz karada, denizde ve havada icra ettiği tüm faaliyetlerde hak ve menfaatlerimizi en güçlü şekilde korumak için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Bu bütüncül güvenlik anlayışımızın sınır hattındaki temsilcileri de sizlersiniz. Nitekim 11’inci Hudut Tugay Komutanlığımız kritik önemdeki Kilis ve Gaziantep hudutlarımızın korunması, yasa dışı geçişlerin ve terörist sızmaların önlenmesi hususunda büyük bir özveriyle görev yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Unutmayınız ki sizler, üstlendiğiniz hudut görevi ile asil milletimizin huzur içinde olmasına büyük katkılar sağlamaktasınız" ifadelerini kullandı. Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü dönemde hudut hattının ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını anımsatan Güler, "Tehditleri bertaraf etmek için şanlı ordumuz sınır ötesi operasyonlarını emsalsiz bir kahramanlıkla icra ederek tesis ettiği güvenli bölgeler sayesinde hudutlarımızın emniyetini ileriden sağlamış, bu sayede Kilis dâhil sınır şehirlerimiz huzur ve istikrara kavuşmuştur. Geldiğimiz bu noktada terör örgütünün hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Devletimiz de terörle mücadelede kaydedilen bu önemli aşamayı dikkate alarak millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır" şeklinde konuştu. Örgütün mutabakatlara uymadığını söyleyen Güler, "Suriye Ordusu icra ettiği başarılı operasyonlarla geniş bir alanı örgüt unsurlarından temizlemiş, böylelikle örgüt ateşkes istemeye ve entegrasyonu kabul etmeye mecbur kalmıştır" dedi. "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Suriye yönetimiyle yakın koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur. Buna yönelik çalışmaların başlamasını memnuniyetle karşılıyor, entegrasyon sürecinin Suriye’nin siyasi birliği ile tek ordu esaslarını güçlendirecek şekilde uygulanmasını bekliyoruz. Suriye Yönetimi’yle bu konuda yakın bir koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte elbette sınır hattında görev yapan siz kıymetli silah arkadaşlarımın üstlendiği caydırıcılık rolü de son derece kritiktir. Her türlü senaryoya karşı sergilediğiniz teyakkuz ve sorumluluğunuza tevdi edilen görevleri hassasiyetle yerine getirmeniz hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasının açık bir göstergesi olmuştur. Bundan sonra da ülkemizin güvenliğini tehdit edecek en küçük riske dahi fırsat tanımayacak sahadaki tüm gelişmeleri dikkatle izleyerek Suriye yönetimine destek olmaya devam edeceğiz. Zira Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile tek devlet, tek orduya dayalı idare ve güvenlik yapısının tesis edilmesi, sınırlarımızın kalıcı emniyeti açısından vazgeçilmezdir." Konuşmasında Gazze’ye de değinen Güler, Türkiye’nin kalıcı ateşkesin sağlanması ve yeniden imar sürecinin başlatılması için aktif rol üstlendiğini belirtti. Gazze Deklarasyonu’na imzacı taraflardan biri olduklarını hatırlatan Güler, Barış Kurulunda Türkiye’nin kurucu üye olarak yer almasının ülkenin katkısının somut göstergesi olduğunu söyledi. Bulunulan coğrafyada gevşemeye ve rahatlığa yer olmadığını vurgulayan Güler, hudutlarda görev yapan personelin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerini büyük bir özveriyle yerine getireceğine inandığını söyledi. Güler, sabır ve disiplinin vazgeçilmez iki temel ilke olduğunu belirterek elde edilen başarıların korunması ve ileriye taşınmasının önemine dikkati çekti.