Yerel Haberler
Ankara
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 07:13 RTÜK Başkanı Daniş, Bosch’un reklam filmi ile ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, Bosch’un reklam filme ile ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı. RTÜK Başkanı Daniş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Anne sevgisi; insan hayatındaki en derin, en kurucu ve en vazgeçilmez bağdır. Kainattaki tüm canlılara duyulan sevgi elbette kıymetlidir. Hayvanlara merhamet, bizim kültürümüzün de inancımızın da önemli bir parçasıdır. Buna itirazımız yok. Ancak anne-evlat bağı gibi derin, kurucu ve toplumsal devamlılığın temelini oluşturan bir değerin ticari kaygılarla esnetilmesi, sembolleştirilmesi ve sıradanlaştırılması kabul edilemez. Annelik; bir metafor, bir reklam dili ya da bir iletişim kurgusu değildir" dedi. Reklam filmi hakkında RTÜK tarafından inceleme başlatıldığını açıklayan Daniş, şunları kaydetti: "Annelik; bir nesli büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan en güçlü bağdır. Anayasamızın 41. maddesinde aile yapısının temel unsurları bellidir: Anne, baba ve çocuk. Ailenin kurucu unsurları dışındaki her türlü konumlandırma, hayatın olağan akışına aykırı bir anlatıdır. Bu yaklaşım ne hayvan sevgisini doğru temsil eder ne de annelik kavramına hak ettiği değeri verir. Bizler hem tüm canlılara duyulan sevgiyi savunuruz hem de annelik gibi yüce bir değerin değersizleştirilmesine karşı dururuz. Çünkü annelik reklamla tanımlanmaz, hayatla anlam bulur. Cumhurbaşkanımızın ‘Nüfus ve Aile On Yılı’ ilanıyla ortaya koyduğu vizyon da bize anneliğin bireysel değil, toplumsal bir emanet olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak aile kavramı üzerinden ekranlarda bir değer erozyonuna hiçbir suretle izin vermeyeceğimizi önemle hatırlatıyor, ilgili reklam filmi hakkında Üst Kurulumuzca inceleme başlatıldığını kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var"
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:28 Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin, "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var. Personellerle irtibat halindeyiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Grup Toplantısı öncesi açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve bölgede yaşanan sıcak çatışmalara ilişkin durumları değerlendirdiklerini belirtti. Hürmüz Boğazı’nda 15 adet Türk gemisinin beklediğini ve personelle irtibat halinde olduklarını ifade eden Uraloğlu, gemilere herhangi bir saldırı olmadığını ve personelin sağlık durumlarının iyi olduğunu sözlerine ekledi. "Hava trafiğinde ciddi risk var" Bölgede yaşanan çatışmalar sebebiyle birçok ülkenin hava sahasını kapattıklarını ve bu riskin yönetilmesinin gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, "Hava trafiğinde ciddi risk var. O riskin yönetilmesi lazım. Özellikle Suriye’de, Irak’ta, İran’da ve İsrail’de hava sahası zaten kapalı. Diğer ülkelerde de yer yer kapanıyor. Bütün gayretimiz Umman’dan ve Suudi Arabistan’dan bölge ülkelere kara yolu ile gidip, Türk ve yabancı vatandaşları İstanbul’a, İstanbul üzerinden de diğer ülkelere gitmeleri noktasıdır. İlave seferler konusunda ilgili ülkelerle anlaştık. Seferler devam ediyor. Aksama yok. Diğer taraftan kara yolu noktasında da bir sıkıntı yok. Oradan da geçişler devam ediyor. İran’da kalan Pegasus ve Türk Hava Yolları’nın uçakları var. İki tane uçağı getirdik. Bir problem yok. Savaşın seyrine göre uçakların alınması söz konusu olacak. Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var. Personellerle irtibat halindeyiz. İhtiyaçlarının giderilmesi konusunda bir sıkıntı yok. Hürmüz Boğazı rahatlarsa onları da oradan çıkarmış olacağız. Şu an için herhangi bir saldırı yok" diye konuştu.
Bakan Gürlek: (İBB davasına ilişkin) "Davanın canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor"
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:25 Bakan Gürlek: (İBB davasına ilişkin) "Davanın canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor" İBB davasının canlı yayınlanmasına ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor. Şu an mevzuatımızda canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse canlı yayınlanabilir" AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesi mecliste gazetecilerle bir araya gelerek sorularını yanıtlayan Bakan Gürlek, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin üçüncü kez İBB davasının canlı yayınlanması çağrısı ile ilgili açıklamada bulundu. Gürlek, davanın canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerektiğini ifade etti. "Davanın canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor" MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin üçüncü kez İBB davasının canlı yayınlanması çağrısına ilişkin konuşan Gürlek, "Canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor. Şu an mevzuatımızda canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse canlı yayınlanabilir. Zaten şu an yargılama süreci devam ediyor biliyorsunuz. Mahkeme salonları siyaset arenası değildir. Burada siyasi şov yapılamaz. Mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır. Burada şahısların statü ve görevleri önemli değildir. Herkes sanık statündedir. Mahkeme salonlarında hakim, savcı hitap ederken sanık Ali, sanık Mehmet, sanık Ekrem diye hitap eder. Belediye Başkanım, sayın müdürüm diye hitap etmez. Anayasamızın 138. maddesine göre mahkemeler Türk milleti adına yargılama yapar. Yargılama sürecinde kimse mahkemelere telkin, talimat, emir veremez. Bunun altını çizmek gerekiyor. Usule göre her sanığın ne zaman savunma yapacağı mahkeme heyeti tarafından belirlenmiştir. Sanık Ekrem İmamoğlu’da mahkeme tarafından belirlenen günde savunmasını yapacaktır. Onun haricinde avukatlar söz alabilirler. Tartışmalarla ilgili önce taraflara söz verebilirler. Ama burada kesinlikle selamlama konuşması yapmak, gelenlere hoş geldin demek bu değildir. Bu yakışmaz. Bizim yargımıza da yakışmaz. Mahkemenin düzenine yakışmaz. Mahkemenin düzenine karar verme yetkisi heyet başkanı, mahkeme başkanına aittir. Hiçbir mahkeme bundan da etkilenmez. Söylemlerden de etkilenmez, siyasi muhabbetlerden de etkilemez. Mahkeme dosyadaki delillere göre vicdanı kanat verip karar verir" ifadelerini kullandı.
Belaruslu rock grubu KAIRA, Türk enstrümanlarıyla Avrupa’yı fethediyor
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:18 Belaruslu rock grubu KAIRA, Türk enstrümanlarıyla Avrupa’yı fethediyor Belaruslu rock grubu KAIRA, Avrupa’da Türk enstrümanları ile verdikleri konserlerle büyük ilgi görüyor. KAIRA, Aşık Veysel’in eseri ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ türküsünü de kendi tarzları ile yorumladı. Dünyaca ünlü Belaruslu rock grubu KAIRA, rock müziği geleneksel Türk enstrümanlarıyla birleştirerek Avrupa sahnelerinde büyük ilgi görmeye devam ediyor. Grup, aynı zamanda Türk halk ozanı Aşık Veysel’in "Uzun İnce Bir Yoldayım" türküsünü kendine özgü yorumu ile Türkçe olarak seslendirmeye hazırlanıyor. Grup üyeleri, söz konusu şarkıyı ilk kez duyduklarında büyük bir hayranlık duyduklarını ve eserden derinden etkilendiklerini belirterek, bu nedenle parçayı kendi müzikal tarzlarıyla yeniden yorumlama kararı aldıklarını ifade ediyor. Türk folkloru ve kültürüne ilgi gösteren KAIRA’yı internet üzerinden keşfeden Türk müzikseverler, gruba kısa sürede büyük bir ilgi gösterdi. Türkiye turnesi için hazırlıklarını sürdüren grup, 5 Haziran’da İstanbul’da, 6 Haziran’da Ankara’da ve 7 Haziran’da Antalya’da sıra dışı sahne şovları ve kostümleriyle tanınan Türk metal grubu Dragonborn ile birlikte sahne alacak. Grup üyeleri, Türk seyircisiyle ilk kez buluşacak olmanın heyecanını yaşadıklarını ve konserlerde ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ eserini Türk hayranlarıyla birlikte söylemeyi sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi. KAIRA üyeleri ayrıca, yeni albümlerinde kısa sap bağlama kullanacaklarını ve Türk müziği etkisinin bu çalışmada daha belirgin olacağını da belirtti. "İnternet sayesinde sınırların ortadan kalktığı bir dünyada yaşıyoruz" Türkler ve Belarusluların aynı tarihi köklere ve mitolojik mirasa sahip olması sebebiyle kullanılan bazı enstrümanların da birbirine benzemesini çok şaşırtıcı bulmadığını söyleyen Kaira Drozdova, "Özellikle son albümümüzde etnik enstrüman kullanımını biraz daha artırdık ve bu konuda aldığımız geri dönüşler gerçekten harika oldu. İnternet sayesinde artık sınırların büyük ölçüde ortadan kalktığı bir dünyada yaşıyoruz ve bu sayede Türk dinleyicisine ulaşmayı başardık. Türk müzikseverler bizi bu şekilde keşfettiler ve grubun adını gördüklerinde bizimle doğal bir yakınlık kurdular. Gittikçe artan bu ilgiden büyük mutluluk duyuyoruz ve Türkleri gerçekten çok seviyoruz" diye konuştu. "Hiç tereddüt etmeden ‘Evet, bunu KAIRA tarzıyla yeniden yorumlamalıyız’ dedik" Türk tarihini ve kültürünü grup olarak çok sevdiklerini vurgulayan Drozdova, "Bir gün yine Türk müzikleri dinlerken Aşık Veysel’in ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ adlı eserini dinledik. Sözlerini o an tam olarak anlamasak bile şarkı bizi derinden etkiledi ve birkaç kez üst üste dinledik. Daha sonra şarkının sözlerini ve Aşık Veysel’in hayat hikayesini okuduğumuzda, kendi aramızda hiç tereddüt etmeden ‘Evet, bunu KAIRA tarzıyla yeniden yorumlamalıyız ve Türk sevenlerimize bir hediye olarak sunmalıyız’ dedik. O günden beri bu eser üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye turnemizde de seyircimizle birlikte bu şarkıyı hep bir ağızdan söylemeyi gerçekten çok istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye turnemiz sadece konserlerden ibaret değil" Türkiye’deki tüm dinleyicilerine ve uzaktan yakından destekleyen herkese kalpten teşekkür ettiğini belirten Drozdova, şöyle konuştu: "Müziğimizin dil ve coğrafya fark etmeksizin insanları bir araya getirebildiğini görmek bizim için inanılmaz derecede değerli. Türkiye turnemiz sadece konserlerden ibaret değil, bu toprakların kültürünü, insanlarını ve enerjisini yakından hissetmek bizim için büyük bir onur. Bizi bağrına basan, şarkılarımızda kendinden bir parça bulan herkese minnettarız. Konserlerimizde birlikte şarkı söylemek, birlikte hissetmek ve bu bağı daha da güçlendirmek için sabırsızlanıyoruz. Türkiye’ye sevgilerimizle geliyoruz." "Belki yeni albümümüzde beni gitarın yanında saz çalarken de görebilirsiniz" Pavel Drozdov ise, Aşık Veysel ile tanıştıktan sonra tarihi Türk çalgılarının yanı sıra özellikle kısa sap bağlamanın sesine hayran kaldıklarını kaydederek, "Bu enstrümanın tınısı beni gerçekten çok etkiledi. Mutlaka bir tane edinmek ve çalmayı öğrenmek istiyorum. Türkiye turnesine geldiğimizde yapacağım ilk şeylerden biri güzel bir kısa sap bağlama satın almak olacak. Kim bilir belki yeni albümümüzde beni gitarın yanında saz çalarken de görebilirsiniz" şeklinde konuştu.
Bakan Bayraktar: "Akaryakıt ve doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz"
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:08 Bakan Bayraktar: "Akaryakıt ve doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından enerji arz güvenliğine ilişkin, Hem akaryakıtta hem doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz şu anda ama gelişmeleri yakından takip ediyoruz" dedi.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Bir gazetecinin, "İran’daki gelişmeler nedeniyle doğal gaz konusunda endişe duymalı mıyız?" sorusu üzerine Bayraktar, "Doğal gaz konusunda endişe duymayın" yanıtını verdi.Arz güvenliği konusunda bir sıkıntı bulunmadığını vurgulayan Bayraktar, "Hem akaryakıtta hem doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz şu anda ama gelişmeleri yakından takip ediyoruz" diye konuştu.Brent petroldeki fiyat artışına yönelik değerlendirmesi sorulan Bayraktar, "Dünyada ciddi bir arz kesintisi endişesi ve arz kesintisi söz konusu. Bundan dolayı fiyatların yükseldiğini görüyoruz. Ümit ediyorum en kısa zamanda hem bölgedeki bu çatışma sona erer hem de dünyadaki piyasalar biraz daha normalleşir. Bunun hızlı bir şekilde olmasını istiyoruz. İnşallah öyle olur" şeklinde konuştu."Hazine ve Maliye Bakanlığımızla birlikte çalışıyoruz"Brent petroldeki fiyat yükselişine bağlı akaryakıt fiyatlarındaki artışa yönelik yeni bir önlem alınıp alınmayacağına ilişkin soru üzerine Bayraktar, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızla birlikte çalışıyoruz. Esas itibarıyla fiyatın yükselmesi ve aşağı düşmesinde ABD Başkanı’nın açıklamaları neticesinde savaşın bitme ihtimalinin belirmesi dolayısıyla arzın normale döneceği beklentisiyle fiyatlar biraz gevşedi. Ümit ediyoruz böyle olumlu gelişmeler ve açıklamalar petrolü normal seviyelerine döndürecektir. Bu sene için özellikle yılın geri kalanında da 60 dolarlar civarında bir öngörüde bulunmuştuk ama tabii şu anda bir savaş ortamı var.""Bizim ağırlıklı alımlarımız Hürmüz dışında"Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına yönelik soru üzerine Bayraktar, "Bizim ağırlıklı alımlarımız Hürmüz dışında, dolayısıyla bizim açımızdan şu anda bir risk gözükmüyor" ifadelerine yer verdi.
Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan’dan YÖK’e ziyaret
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:08 Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan’dan YÖK’e ziyaret Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan ile Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Irgatoğlu, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Genel Sekreteri Batıkan Aksoy’u ziyaret etti. Ziyarette üniversitelerde görev yapan sağlık profesyonellerinin talepleri ele alındı. Görüşmede Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, üniversitelerin mali sorunlar nedeniyle teşvik ek ödeme yapamadığına dikkat çekti. Doğan, teşvik ek ödemelerin yapılabilmesi için üniversitelerin mali açıdan desteklenmesi gerektiğini belirterek, bu konuda gerekli çalışmaların yapılmasını talep etti. Doğan ayrıca, üniversite hastanelerinde çalışan sağlık profesyonellerinin personel yetersizliğine rağmen nitelikli hizmet sunmaya çalıştığını ifade ederek, yeni personel istihdamının önemine vurgu yaptı. Doğan, bu yıl için karşılıklı yer değişikliği başvurularının yeniden alınmasını da önerdi. Üniversite hastaneleri için de önlük ve forma talebi Sağlık-Sen’in 8. Dönem Toplu Sözleşme kazanımı kapsamında Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumlarda görev yapan sağlık profesyonellerinin önlük ve formalarının yılda iki kere bakanlık tarafından karşılanacağını dile getiren Doğan, üniversite hastanelerinde görev yapan sağlık profesyonellerinin de bu kazanımdan yararlanabilmesi için YÖK’ün gerekli çalışmaları yapmasını talep etti.
Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var"
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:03 Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin, "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var. Personellerle irtibat halindeyiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Grup Toplantısı öncesi açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve bölgede yaşanan sıcak çatışmalara ilişkin durumları değerlendirdiklerini belirtti. Hürmüz Boğazı’nda 15 adet Türk gemisinin beklediğini ve personelle irtibat halinde olduklarını ifade eden Uraloğlu, gemilere herhangi bir saldırı olmadığını ve personelin sağlık durumlarının iyi olduğunu sözlerine ekledi. "Hava trafiğinde ciddi risk var" Bölgede yaşanan çatışmalar sebebiyle birçok ülkenin hava sahasını kapattıklarını ve bu riskin yönetilmesinin gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, "Hava trafiğinde ciddi risk var. O riskin yönetilmesi lazım. Özellikle Suriye’de, Irak’ta, İran’da ve İsrail’de hava sahası zaten kapalı. Diğer ülkelerde de yer yer kapanıyor. Bütün gayretimiz Umman’dan ve Suudi Arabistan’dan bölge ülkelere kara yolu ile gidip, Türk ve yabancı vatandaşları İstanbul’a, İstanbul üzerinden de diğer ülkelere gitmeleri noktasıdır. İlave seferler konusunda ilgili ülkelerle anlaştık. Seferler devam ediyor. Aksama yok. Diğer taraftan kara yolu noktasında da bir sıkıntı yok. Oradan da geçişler devam ediyor. İran’da kalan Pegasus ve Türk Hava Yolları’nın uçakları var. İki tane uçağı getirdik. Bir problem yok. Savaşın seyrine göre uçakların alınması söz konusu olacak. Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var. Personellerle irtibat halindeyiz. İhtiyaçlarının giderilmesi konusunda bir sıkıntı yok. Hürmüz Boğazı rahatlarsa onları da oradan çıkarmış olacağız. Şu an için herhangi bir saldırı yok" diye konuştu.
Uzmanından uyarı: "Türkiye’de her üç kişiden biri tansiyon hastası"
11 Mart 2026 Çarşamba - 11:04 Uzmanından uyarı: "Türkiye’de her üç kişiden biri tansiyon hastası" Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Kardiyoloji uzmanı Doç. Dr Uğur Abbas Bal, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1.3 milyardan fazla insan tansiyon hastası. Türkiye’de ise erişkinlerin yaklaşık her üç kişiden biri hipertansiyon hastasıdır" dedi. Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, dünyada 1.3 milyardan fazla kişiyi etkileyen hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirterek düzenli tansiyon takibinin ve doğru ölçüm yöntemlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor Yüksek tansiyon, günümüzde en yaygın sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, hipertansiyonun dünyada milyarlarca insanı etkilediğini ve çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirterek erken tanı ve düzenli takip konusunda önemli uyarılarda bulundu. "Türkiye’de her üç kişiden biri tansiyon hastası" Hipertansiyonun dünya genelinde çok yaygın olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, "Hipertansiyon belki de dünyada en yaygın hastalıklardan bir tanesi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1.3 milyardan fazla insan tansiyon hastası. Türkiye’de ise erişkinlerin yaklaşık her üç kişiden biri hipertansiyon hastasıdır" dedi. "Bu süreç damar sertliği ve damar tıkanıklığının gelişimine zemin hazırlayabiliyor" Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirten Doç. Dr. Bal, bu durumun hastalığın fark edilmesini zorlaştırdığını ifade etti. "Tansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen bir hastalık. Vücudumuzda bir adaptasyon mekanizması vardır. Tansiyon yavaş yavaş yükseldiğinde vücut buna uyum sağlayabiliyor. Ancak uzun vadede damar duvarlarında kalınlaşma ve sertleşme meydana geliyor. Bu süreç damar sertliği ve damar tıkanıklığının gelişmesine zemin hazırlayabiliyor" diye konuştu. Uzun süre kontrol altına alınmayan hipertansiyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Bal, "Yüksek tansiyon uzun vadede damar tıkanıklıkları, inme, kalp krizi, böbrek yetmezliği ve görme bozuklukları gibi önemli sağlık problemlerine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Beyaz önlük ve maskeli hipertansiyon uyarısı Hipertansiyon tanısında ölçümlerin doğru yapılmasının önemine değinen Doç. Dr. Bal, bazı durumlarda tansiyon değerlerinin yanıltıcı olabileceğini belirterek, "Hastanede ölçülen tansiyon değerleri bazen gerçek durumu yansıtmayabilir. ‘Beyaz önlük tansiyonu’ dediğimiz durumda kişi hastane ortamında gergin olduğu için tansiyonu evdekinden daha yüksek ölçülebilir. Bunun tam tersi olan ‘maskeli hipertansiyon’da ise hastanın günlük yaşamında tansiyonu yüksek olmasına rağmen hastanede yapılan ölçümlerde normal değerler görülebilir" diye konuştu. Bu nedenle evde yapılan düzenli tansiyon takibinin büyük önem taşıdığını belirten Bal, hastaların kendi ölçümlerini takip etmelerinin tanı ve tedavi sürecinde önemli bir rol oynadığını vurguladı. "Bilekten değil, koldan ölçüm yapan cihazlar tercih edilmelidir" Tansiyon ölçümünde doğru yöntemlerin kullanılmasının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Bal, şu önerilerde bulundu: "Evde tansiyon takibi yapılırken mümkün olduğunca bilekten değil, koldan ölçüm yapan cihazlar tercih edilmelidir. Ölçüm öncesinde kişinin en az 5 dakika dinlenmiş olması gerekir. Ayrıca son 30 dakika içerisinde kahve, sigara veya enerji içeceği tüketilmemiş olmalıdır. Tek bir ölçüm yeterli değildir; birkaç dakika arayla en az iki ölçüm yapılmalı ve ölçümler birkaç gün boyunca tekrarlanmalıdır." Tedavi uzun vadeli bir süreçtir Hipertansiyonun kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, tedavinin çoğu zaman uzun süreli olduğunu vurgulayarak "Tansiyon çoğu zaman ömür boyu takip edilmesi gereken bir hastalıktır. Pek çok hasta tansiyon ilaçlarını uzun süre kullanmak zorunda kalabilir. Ancak bu durum olumsuz bir şey değildir; aksine kalp ve damar sağlığını koruyan önemli bir tedavi yaklaşımıdır" şeklinde konuştu. Uzmanlar, hipertansiyonun erken fark edilmesi ve düzenli takip edilmesi sayesinde ciddi sağlık sorunlarının büyük ölçüde önlenebileceğini hatırlatıyor. Düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve hekim kontrolünde sürdürülen tedavi süreci ise hipertansiyonla mücadelede en önemli adımlar arasında yer alıyor.