Yerel Haberler
Ankara
Eğitim-Bir-Sen’in açtığı davada sözleşmeli öğretmenler için emsal karar 09 Nisan 2026 Perşembe - 21:38:17 Eğitim-Bir-Sen, uzman öğretmenlik sertifikası bulunan sözleşmeli statüde çalışan bir üyesine, kendisine uzman öğretmenlik tazminatı ödenmesi için yaptığı başvurunun idarece "kadrolu" olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan davada mahkeme, Eğitim-Bir-Sen üyesinin lehine karar verdi. Ağrı İdare Mahkemesi, uzman öğretmen ve başöğretmen unvanlarına tanınan tazminat haklarından yararlanmak için mevzuatta ayrı bir kadro şartı aranmadığını ortaya koydu. Mahkeme, üyenin uzman öğretmenlik sertifikasının düzenlendiği tarihi takip eden ay başından itibaren, unvan için öngörülen eğitim-öğretim tazminatının ödenmesi gerektiğine hükmetti. İl İdare Mahkemesi gerekçeli kararında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. madde A ve B fıkralarında öğretmen kadro ve pozisyonunda görev yapanların öğretmen olarak tanımlandığını, öğretmenlik mesleğinin; öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olarak üç kariyer basamağına ayrıldığını, öğretmen ünvanına tanınan haklardan atamanın yapıldığı tarihten itibaren faydalanılabildiğini, mevzuatta, uzman öğretmen ve başöğretmen şeklinde ayrı kadroların bulunmadığını 21 Aralık 2024 tarihinde yürürlüğe giren Öğretmenlik ve Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları Yönetmeliğinin, Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları başlıklı 10. maddesinde yer alan ’Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanı verilenlere sertifikanın düzenlendiği tarihi takip eden ay başından itibaren ünvanlar için öngörülen eğitim öğretim tazminatı ödenir’ şeklindeki ifadeyi hatırlattı. Mahkeme üyenin, Uzman Öğretmenlik Sertifikası aldığı 29 Aralık 2024 tarihinden itibaren uzman öğretmenlik ünvanına tanınan haklardan yararlandırılması ve sertifikanın düzenlendiği tarihi takip eden ay başından itibaren söz konusu ünvanlar için öngörülen eğitim öğretim tazminatının kendisine verilmesi gerektiğine hükmetti.
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:35 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(KKTC ile işbirliği anlaşması) 2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’na ilişkin, "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Basın Toplantı Salonu’nda 2026 Yılı Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması İmza Töreni gerçekleştirildi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Ünsal Üstel ve beraberlerindeki heyet katıldı. Yılmaz ve Üstel sırasıyla anlaşmaları imzaladı, ardından açılış konuşmalarına geçildi. Yılmaz, Türkiye ile KKTC arasındaki iktisadi ve mali işbirliği anlaşmalarının iki ülke arasındaki güçlü bağların somut göstergesi olduğunu belirterek, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve refahı için sorumluluklarını sürdürmeye devam edeceğini, ortak hareket edildiği sürece tüm zorlukların aşılabileceğini ifade etti. "2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" Yılmaz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir. Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdık. Vatandaşımıza dokunan birçok projeyi tamamladığımız 2025 yılı anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak tarihi bir rekor kırıyoruz. Bu çerçevede hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde, KKTC’nin eğitim, sağlık, fiziki ve teknolojik altyapısıyla; üniversiteleriyle, AR-GE merkezleriyle, bilişim merkezleriyle Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olması hedefimize yönelik büyük atılımları KKTC’li muhataplarımız ile birlikte eşgüdüm içinde yürüttük. Bu kapsamda, Ada’daki KKTC Devleti varlığının birer mührü olarak gördüğümüz Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi binalarının açılışı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılında gerçekleştirildi. Yine aynı anlayışla Millet Bahçesi ve Millet Camiinin yapımını tamamladık ve yakın zamanda aynı bölgede Yüksek Mahkeme binası ile Millet Kütüphanesinin de açılışını yapacağımızın müjdesini vermek istiyorum. Bu belirttiğim yerleşkelerle birlikte bu bölge, KKTC devletinin Adadaki varlığının en önemli nişanesini oluşturmaktadır." "Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz" Sağlık alanında 24 Aralık 1963 Girne Asker Hastanesi ile Maraş Sağlık Merkezinin hizmete açıldığının gururunu yaşadığını belirten Yılmaz, "İnşaatı bu ay tamamlanacak Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin yanı sıra inşası süratle devam eden Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını da 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz. Türkiye’deki Şehir Hastanelerinde olduğu gibi her türlü imkanı içerisinde barındıracak, modern bir sağlık merkezi olarak planladığımız Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımı hızla devam etmektedir. İhalesi henüz 6 ay önce yapılan hastanede, kaba inşaatta birinci kata gelmiş durumdayız. Dr. Burhan Nalbantoğlu Sağlık Kampüsü içinde bulunan Sağlık Yapılarının Renovasyonu çalışmaları da yakın bir tarihte başlayacaktır" ifadelerini kullandı. Yılmaz, KKTC’de dijital dönüşüm kapsamında Hekim Randevu Sistemi’nin devreye alındığını, Muhaceret Bilgi Sistemi ile TAKBİS projelerinin 2026’da tamamlanmasının planlandığını belirterek, fiber altyapı çalışmalarıyla ‘Bilişim Adası’ vizyonuna altyapı hazırlandığını ifade etti. "Toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı" Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu Köprülü Kavşağı ve Bağlantı Yolları Projesi başta olmak üzere, KKTC Karayolu Master Planı kapsamında önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Yılmaz, "Şimdiye kadar 213 kilometre bölünmüş yol, 433 kilometre tek yol, 176,2 kilometre 3’üncü sınıf yol olmak üzere toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı. Ada halkı için önemli bir güzergah olan, bir kısmı tadilat, bir kısmı da genişleme şeklinde 3 bölüme ayrılan Girne Dağ yolunda çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Yıl bitmeden burayı hizmete almayı planlıyoruz. Uzun yıllardır gündemde olan Dipkarpaz- Zaferburnu güzergahında çalışmalarımız tamamlanmış olup, Sadrazamköy- Kayalar güzergahında çalışmalarımızda son aşamaya gelmiştir. Yol yapım çalışmalarının yanı sıra trafik güvenliği kapsamında 2024 yılı sonunda başlamış olduğumuz yatay düşey işaretleme işlerinde bugüne kadar 159 bin metrekare yol çizgi boyası ile 4 bin 600 adet trafik levhasının montajı tamamlanmıştır. Bugüne kadar yapılan yol ihalelerimiz kapsamında 344 bin adet fidanın dikimi yapılmıştır. 16 Ocak tarihinde açılışı gerçekleştirilen KKTC Akıllı Ulaşım Sistemi Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi kapsamında, 130’u sabit 20’si mobil olmak üzere toplamda 150 cihazın kurulumu yapılmıştır" diye konuştu. "KKTC’deki 156 okulun donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır" Eğitim yatırımlarına değinen Yılmaz, "17 okulumuzun bakım onarım çalışmalarını bitirdik, 16’sında ise bakım onarım çalışmalarımız halen sürmektedir. Yine ödeneğini 2025 Yılı Anlaşmasından aktardığımız depremde yıkılma riski taşıyan, Çağlayan Cumhuriyet İlkokulu ana binası ile Gönyeli bölgesinde yapılacak yeni okul yerleşkesinin ihale süreçleri devam etmektedir. Ayrıca, 2 okulda kapasite artırmak amacı ile ilave derslik bina inşaatına başlanmıştır. Öte yandan, KKTC’deki 156 okulun geniş bir yelpazeye yayılan donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır. Sosyal hizmet desteğine ihtiyaç duyan bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini ve mutluluğunu artırmak için Kalkanlı Yaşam Evi, Demirhan Engelsiz Yaşam Evi ve Ali Rıza Vuruşkan Çocuk ve Aile Eğitim ve Danışma Merkezi gibi projelere destek verdik. Önümüzdeki dönemde ise, Otizm Merkezi, Aile Destek Merkezi ve Sosyal Hizmet Merkezi ile ilgili yapılacak çalışmaları destekleyeceğiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, Güzelyurt’ta narenciye işleme ve soğuk depolama tesisinin yapımında sona gelindiğini ve yakında hizmete açılacağını belirterek, Ada genelinde su teminine yönelik projelerin de sürdüğünü dile getirdi. Bölgedeki küresel gerilimlerin ekonomiyi olumsuz etkilediğini belirten Yılmaz, KKTC’de mali yapının güçlendirilmesi ve güçlü bir özel sektörün desteklenmesi amacıyla 2026 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda reel sektöre öncelik verildiğini bildirdi. "Reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" Geçen yılın anlaşmasıyla verilen ve halen devam etmekte olan proje destekli tarım, turizm, sanayi ve girişimcilik kısmi hibe programlarına değinen Yılmaz, "İlk defa bu yıl 2026 yılı Anlaşmasıyla, 5 yeni Faiz Destekli Kredi Programını daha hayata geçiriyoruz. Bu destekler; Faiz Destekli Zirai Kredi Programı, Kobi Yapılanma ve İş Geliştirme Faiz Destekli Kredi Programı, Esnaf ve Hizmet Sektörüne Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı, Faiz Destekli Kobi Yatırım Kredi Programı, Orta Ölçekli Turizm Tesislerine Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı olacaktır. Diğer projelerin içine dağılmış olarak reel sektöre yönelik katkıların haricinde, bu yılki Anlaşmayla doğrudan reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" dedi. "KKTC bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır" Türkiye ile KKTC arasında teknoloji, inovasyon ve girişimcilik ekosistemi alanlarında yapısal bir entegrasyon sağlanacağını vurgulayan Yılmaz, "KKTC’nin Doğu Akdeniz bölgesinde bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır. Bu doğrultuda KKTC’nin kendi imkanlarıyla büyüyen, küresel şartlara uyum sağlayabilen, rekabet gücü yüksek bir ekonomik yapıya kavuşması için durmadan çabalarımızı sürdürecek, Kıbrıs Türk halkınca bugüne kadar elde edilen kazanımları ileriye götürmek için tam bir mutabakat halinde çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir" Kıbrıs meselesine adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının en gerçekçi yolunun, Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiği kanısında olduğunu belirten Yılmaz, "İki devlet olmak işbirliği yapmaya engel değildir. Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir. Ada’nın gerçekleri ve iki tarafın da iradesini yansıtmayan hiçbir önerinin, bizi adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme götürmeyeceği artık uluslararası toplum tarafından da anlaşılmalıdır. Ada’da kalıcı çözümün akabinde barış içinde yan yana yaşayabilmenin yolu, Kıbrıs Türk halkının meşru ve özden gelen haklarının, egemen eşitliğinin tüm taraflarca idraki ve benimsenmesinden geçmektedir. Bu özden gelen hakların asgari tezahürü olarak, Kıbrıs Türk tarafına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonlar kaldırılmalıdır" açıklamasında bulundu. "KKTC’nin bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" "Bölgemizde son dönemde İsrail’in kışkırtması ile başlayan İsrail/ABD ile İran Savaşı küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir" diyen Yılmaz, "Bu süreçte GKRY’nin, Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket ederek aldığı kararlar da Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır. GKRY’nin özellikle Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemde kendi başına girdiği askeri angajmanları ve ittifak arayışları bu süreci tetikleyen temel unsurlardır. Buradan bir kez daha ilan etmek istiyorum; Ada’da KKTC’nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" dedi. "Bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını biliyor, takip ediyoruz" Kıbrıs Türklerinin müsterih olmasını söyleyen Yılmaz, "Rum tarafı ne kadar silahlanırsa silahlansın, Ada’yı istediği kadar üçüncü ülkelerin kullanımına açmaya çalışsın, Türkiye var oldukça güven içinde kendi bayrağınız altında yaşamaya devam edeceksiniz. Bu çerçevede, 9 Mart tarihinde altı adet F-16 savaş uçağımız ve HİSAR hava savunma sistemlerimiz KKTC’de konuşlandırılmış, ayrıca donanma unsurlarımız da Doğu Akdeniz’deki mevcudiyetini arttırmıştır. Bu dönemde bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını da biliyor, takip ediyoruz. Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalıdır. Aksi halde Kıbrıs Adası’nda var olan hassas dengeler zarar görecektir. Kıbrıs Adası’ndaki barış ve huzur ortamı, Türkiye’nin 1960 Antlaşmalarından doğan garantörlük hakkıyla gerçekleştirdiği 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sayesinde kurulmuştur. Bu sayede, o günden bugüne Ada’da sadece Kıbrıs Türk halkı için değil Rumlar için de barış ve huzur ortamı tesis edilmiştir" dedi. "Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir" KKTC Başbakanı Üstel ise şu ifadelere yer verdi: "Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler; ortak tarih, ortak kader ve sarsılmaz bir güven üzerine inşa edilmiş köklü bir kardeşlik ilişkisidir. Bu ilişkiler bize atalarımızdan kalan en büyük mirastır. Biz de bu mirasa sahip çıkıyoruz ve çıkacağız. Bölgemizde yaşanan gelişmeleri, savaşları ve artan güvenlik risklerini hep birlikte görüyoruz. Bugün dünyanın 7 ülkesinin savaş gemileri, uçakları ve silahları Kıbrıs’ın güneyinde konuşlandırılmış durumdadır. Rum yönetiminin akıl dışı politikaları nedeniyle Kıbrıs adası adeta savaşın bir parçası haline gelmiştir. Böylesi bir ortamda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halkımızın huzur ve güven içinde yaşamasını sağlayan tek güç, Türkiye Cumhuriyeti’nin adadaki varlığıdır. Dolayısıyla Türkiye yalnızca finansal destek sağlayan bir ülke değildir; aynı zamanda varlığımızın, güvenliğimizin, huzurumuzun ve devletimizin en güçlü teminatıdır. Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir. Ve bilinmelidir ki; güvenliğimizden ve garantilerden asla vazgeçmeyeceğiz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:27 CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da yaşananlar, dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti ziyaretleri kapsamında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı ziyaret etti. Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde baş başa görüşen ikili, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi. ABD/İsrail ve İran arasında yaklaşık 2 aydır süren savaşın Türkiye’deki her kalem ürünün artmasına sebebiyet verdiğini belirten Özel, "İsrail’in Filistin’e yönelik soykırıma varan katliamları, buna karşı her zaman gerek ortak mitinglerde gerek altına ortak imza attığımız bildirilerde Filistin’in yanında ve arkasında her iki partinin de tarihsel tutumlarını, tutarlılıkla sürdürdüklerini teyit ediyoruz. Bunun yanında İran’a yapılan saldırılar, özellikle ilk gün 165 kız çocuğunun ölümüne sebebiyet veren vahşi saldırıyı hep birlikte bütün dünyayı imza kampanyasına davet eden bir metne Davutoğlu’nun daveti üzerine imza koymuştuk. O günden bugüne de gelişmeleri takip ediyoruz. Dün kararlaştırılan ateşkes ne kadar umut vericiyse, İsrail’in yine kural tanımaz, kanun tanımaz, sözüne güvenilmez tutumunu dün akşam bir kez daha yaşadık. İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor. Türkiye ekonomisi de son derece kırılgan, krizlere dirençsiz, hazırlıksız haliyle maalesef İran’da yaşananların petrol fiyatlarını yukarıya çeken her aşaması Türkiye’de de başta pompa fiyatlarını akaryakıtta, sonra elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 25’lik zamla da iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarını artırıyor" diye konuştu. "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir" CHP olarak Türkiye’nin erken seçim sürecine girmesi gerektiğini ifade eden Özel, "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir. Her ne kadar Sayın Erdoğan ‘Gündemimizde ara seçim yok’ dediyse de bugün Sayın Meclis Başkanı’nın da teyit ettiği gibi anayasada hiç şüphe uyandırmayacak, tartışma oluşturmayacak kesin bir dille ‘Meclis’te boşanan milletvekillerinin yerine ara seçim yapılır’ maddesi vardır ve ara seçim yapılmadığında bir anayasa ihlali bütün Meclis’in sırtındadır" şeklinde konuştu. "İran’daki binlerce sivilin öldürülmesine şiddetle karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum" İran’a yapılan ağır saldırıların kabul edilemez olduğunu, İran ve bölge halklarının daima yanında olduklarını dile getiren Erbakan ise, "Yapılan görüşmede, Amerika ve İsrail tarafından İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yapılan hukuksuz, haksız ve vahşi saldırılar ele alındı. İran’daki kız çocuklarından tutun, binlerce sivilin öldürülmesine, katledilmesine, şehit edilmesine, şiddetle karşı olduğumuzu, kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum. Daha önce de bunu Yeniden Refah Partisi olarak ifade ettik. Büyük İsrail hedefleri ve Siyonizm’in hedefleri doğrultusunda, bölgeyi de dünyayı da olumsuz şekilde etkileyen bir olayla karşı karşıyayız. Özgür Özel’in ifade ettiği gibi bu savaşın bölgemize ve özellikle Türkiye’de ekonomiye olan etkilerini de ele aldık. Avrupa ülkelerinde, batılı ülkelerde bizden bu savaş bölgesine çok daha uzaklığı olmalarına rağmen belki daha az etkilenecek olmalarına rağmen nasıl tedbirler alındığına ilişkin fikir alışverişinde bulunduk" ifadelerine yer verdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:26 AK Parti’de devir teslim: Nilhan Ayan göreve başladı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanlığı görevine getirilen Nilhan Ayan, düzenlenen devir teslim törenin ardından görevine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanı Sevilay Tuncer’in yerine Nilhan Ayan getirildi. Ayan, AK Parti Genel Merkez binasında düzenlenen devir teslim töreniyle görevine resmen başladı. Genel Başkan Yardımcısı Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle göreve layık görülmenin gururunu yaşadığını ifade ederek, "Şahsıma bu kıymetli göreve tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyor; çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı şehircilik anlayışını daha ileri taşımak için aziz milletimize hizmet yolunda var gücümüzle çalışacağımızı ifade ediyorum. Hizmet bayrağını devraldığım Sayın Sevilay Tuncer Başkanımıza da bugüne kadar göstermiş olduğu gayretleri ve başarılı çalışmalarından dolayı hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, AK Parti’mizin huzur ve güven veren sancağı altında şehirlerimizi geleceğe taşıyan eser ve hizmet siyaseti anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Nilhan Ayan kimdir? Ayan, 5 Şubat 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 1998’de Acıbadem Özel Doğuş Lisesi’nden, 2002 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2009’da Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisansını tamamladı. 2002-2005 yılları arasında haber editörlüğü ve muhabirliği yaptı. 2011-2012’de sabah ve gece haberlerinde editörlük ve spikerlik yaptı. 2020-2023 yılları arasında Kızılay Kadın İstanbul İl Başkanlığı yaptı. 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Kentsel Dönüşümü eğitimi aldı. 2022 yılında IFRC İlk Yardım sertifikası aldı. 2023 yılında Harvard Üniversitesi Early Childhood Development: Global Strategies for Implementation eğitimi aldı. Nilhan Ayan evli ve bir çocuk annesidir. Orta seviyede İspanyolca, ileri seviye’de İngilizce bilmektedir.
CHP Genel Başkanı Özel: "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 21:59 CHP Genel Başkanı Özel: "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin ‘Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri’ törenine katıldı. Törende konuşan Özel, tutuklu gazetecilerin haksız yere içeride olduğunu söyleyerek, "17 gazeteci arkadaşın halen daha cezaevlerinde tutuklu olduğunu altını çizmek boynumuzun borcu. Maalesef burada şunu düşünmek, konuşmak durumundayız. Yargı, basın özgürlüğü üzerinde de bir siyasi sopaya dönüşmüş durumda. ‘Dezenformasyonla mücadele’ düzenlemesi çıkarken gazetecilik meslek örgütleri, basın emek örgütleri itiraz ettiler. Bizler itiraz ettik, bütün muhalefet partileri buna itiraz ettiler" şeklinde konuştu. Hayatını kaybeden gazetecileri de anan Özel, "Bugün Hayatını Kaybeden Gazeteciler Günü. Musa Anter, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve adını sayamadığım bütün gazetecileri rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha ailelerinin ve basın camiasının acısını paylaşıyorum" diye konuştu. "Bütün ödül alanları kutluyorum" Özel, ana muhalefet partisi lideri olarak haksızlıkları dile getirdiğini belirterek, "Ana muhalefet lideri olarak partisi adına söz kuran ve seçim meydanlarında da protesto alanlarında, eylemlerinde de en yoğun ve en tepkili kesimin emekliler olduğunu gören birisi olarak ben kim bilir kaç saat bu konuyu konuştum, her grup toplantısında konuştum. Buradaki bütün ödül alan haberler gerçekten bir gazetecilik faaliyetini de aşan ve çok önemli bir toplumsal sorumluluğu yerine getiren, konuşulmayanı konuşturan, duyulmayanı duyuran, görünmeyeni gösterirken hepimizin vicdanına dokunan bu inanılmaz ve etkisi de çok büyük olmuş haber için kendilerini ve bütün ödül alanları kutluyorum" dedi. "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" Özel, gazetecilerin mesleğini özgürce yapabilmesini dilediğini söyleyerek, "Bundan sonra gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Ümit ediyoruz ki bir şey değişecek ve her şey değişecek" ifadelerini kullandı. Törene ayrıca Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve siyasetçiler katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 21:20 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında İran-ABD-İsrail savaşının dünya ekonomisine etkisinden bahseden Erdoğan, bu savaşı sonlandırmak için siyasi ve diplomatik girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti. Savaşın ekonomik yükünden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aldıkları önlemler sayesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde sorun yaşamayacağını söyledi. "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Muhalefetin suni bir gündem üretme çabasında olduğunu ve erken seçim iddiaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor" Daha önce yapılan ve muhalefet tarafından karşı çıkılan projelerin şu an meyvesini verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil, enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini söyleyen Erdoğan, "Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamül de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100 petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" Bölgede yaşanan savaş sonucunda Türkiye’nin herhangi bir gıda sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen Erdoğan, "Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor" açıklamasında bulundu. "50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu" Savaş nedeniyle ekonomik olarak da herhangin bir sıkıntı yaşanmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil Sistemi’ni devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor" Hafta sonu yeni bir ekonomik paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını ve Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmaylarımız şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz" diye konuştu. "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın" İsrail hükümetinin savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." "(Terörsüz Türkiye süreci) Süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz" Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek dünyanın gidişatı, gerekse bölgemizdeki gelişmeler, Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da, raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemli çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz" dedi. "İç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız" Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabbim milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halklar olsun" ifadelerini kullandı. "Risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" Kanser Haftası nedeniyle çağrıda da bulunan Erdoğan, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Şu an 8 milletvekili boşta, bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:24 CHP Genel Başkanı Özel: "Şu an 8 milletvekili boşta, bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi. Yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Özel, ara seçim tartışmalarıyla ilgili şunları söyledi: "Ara seçim tartışmaları yapılıyor. Anayasaya göre ara seçim ilk 30 ay ve son 1 yılda yapılamaz. Onun dışında TBMM’de boşalma olması halinde ara seçime gidilir diyor. Boşalan üye sayısı toplam sayının 5’te 1’i olursa 30 ay da beklenmez diyor. Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı. 22 vekil istifa etmezse olmaz demesin kimse. O ara seçim olacak, anayasa öyle diyor. O ara seçimin yapılmasıyla ilgili irade ortaya çıkmalıdır. Biz istifa eden vekil sayısını 30’a tamamlamayı konuştuk ama o ilk 30 ay için geçerli. Sadece 8 boş sandalye için yapılsın. Aslında Hatay boş değil ama İstanbul 3’üncü bölge ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder’den boşalan İstanbul 1’inci bölgede AK Parti yarışa girmeye hazır mı görmek istiyoruz." "Bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor" Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili de konuşan Özel, şunları söyledi: "Bir diğer konu terörsüz ve demokratik Türkiye. Bu konuda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin de başkanı Numan Kurtulmuş’tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını. Numan Bey’in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ‘Bu karar Can Atalay’ın hakkında Anayasa Mahkemesi kararını uygulamama kararı yok hükmündedir’ diyor. Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Numan Bey’in haklı talimatıyla milletvekili kütüğüne Can Atalay işlenmiş. Yemin etmek üzere bekliyor Can Atalay. Yapılması gereken tek iş bu artık. Bu adım dahi atılmış değil. Belediyelerimizde daha çoğu DEM Parti’ye ait olmak üzere kayyımlar görev yapıyor. Bizim Şişli’de, Esenyurt’ta, Ovacık’ta kayyım oturuyor. Oysa ki hep birlikte rapora imza attık, ki kayyım uygulamasını sonlandırmak gerekiyor. Ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda başta Sayın Meclis Başkanı’na olmak üzere siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Durduğumuz yerde duruyoruz ve bu konuyu bir kez daha hatırlatıyoruz. Benim önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra Numan Kurtulmuş’tan bir randevu talebim olacak ve uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun altıncı ve yedinci maddeleriyle ilgili, hem diğer kendisinin atması gereken adımları kendisiyle de müzakere etme ve bu konudaki beklentimizi dile getirme imkanı bulacağım." "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse, bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" DEM Partili Tülay Hatimoğulları ise, terörsüz Türkiye süreciyle ilgili, "Bu süreç AK Parti-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog hattı ile değil, tüm kesimlerin katılmasıyla başarılı olabilir. Bu süreci başından beri destekleyen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyoruz. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler ama daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Bu süreci ilerletmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Erken seçim konusuyla ilgili de açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse, bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmamalıdır"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:21 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmamalıdır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında İran-ABD-İsrail savaşının dünya ekonomisine etkisinden bahseden Erdoğan, bu savaşı sonlandırmak için siyasi ve diplomatik girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti. Savaşın ekonomik yükünden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan aldıkları önlemler sayesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde sorun yaşamayacağını söyledi. "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Muhalefetin suni bir gündem üretme çabasında olduğunu söyleyen ve erken seçim iddiaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor" Daha önce yapılan ve muhalefet tarafından karşı çıkılan projelerin şuan meyvesini verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini söyleyen Erdoğan, "Hürmüz boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamül de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100 petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" Bölgede yaşanan savaş sonucunda Türkiye’nin herhangi bir gıda sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen Erdoğan, "Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor" açıklamasında bulundu. "50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu" Ekonomik olarak da herhangin bir sıkıntı yaşanmayacağına dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil Sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor" Hafta sonu yeni bir ekonomik paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan ve Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmaylarımız şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz" diye konuştu. "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın" İran-İsrail-ABD savaşı hakkında konuşan ve İsrail Hükümeti’nin savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." "(Terörsüz Türkiye süreci) Süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz" Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek dünyanın gidişatı, gerekse bölgemizdeki gelişmeler, Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da, raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemli çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz" dedi. "İç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız" Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabbim milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halklar olsun" ifadelerini kullandı. "Risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" Kanser Haftası nedeniyle çağrıda da bulunan Erdoğan, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne hükümetimizin ne de milletimizin yakın vadedeki gündeminde erken ya da ara seçim yer almamaktadır"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:19 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne hükümetimizin ne de milletimizin yakın vadedeki gündeminde erken ya da ara seçim yer almamaktadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında İran-ABD-İsrail savaşının dünya ekonomisine etkisinden bahseden Erdoğan, bu savaşı sonlandırmak için siyasi ve diplomatik girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti. Savaşın ekonomik yükünden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan aldıkları önlemler sayesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde sorun yaşamayacağını söyledi. "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Muhalefetin suni bir gündem üretme çabasında olduğunu söyleyen ve erken seçim iddiaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor" Daha önce yapılan ve muhalefet tarafından karşı çıkılan projelerin şuan meyvesini verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini söyleyen Erdoğan, "Hürmüz boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamül de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100 petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" Bölgede yaşanan savaş sonucunda Türkiye’nin herhangi bir gıda sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen Erdoğan, "Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor" açıklamasında bulundu. "50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu" Ekonomik olarak da herhangin bir sıkıntı yaşanmayacağına dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil Sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor" Hafta sonu yeni bir ekonomik paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan ve Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmaylarımız şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz" diye konuştu. "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın" İran-İsrail-ABD savaşı hakkında konuşan ve İsrail Hükümeti’nin savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." "(Terörsüz Türkiye süreci) Süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz" Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek dünyanın gidişatı, gerekse bölgemizdeki gelişmeler, Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da, raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemli çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz" dedi. "İç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız" Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabbim milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halklar olsun" ifadelerini kullandı. "Risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" Kanser Haftası nedeniyle çağrıda da bulunan Erdoğan, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:13 CHP Genel Başkanı Özel: "Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur" DEM Parti Ziyareti sonrası açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Genel Merkezi’ni ziyaret ederek EŞ Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi. Yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özel, ara seçim tartışmalarıyla ilgili şunları dedi: "Ara seçim tartışmaları yapılıyor. Anayasaya göre ara seçim ilk 30 ay ve son 1 yılda yapılamaz. Onun dışında TBMM’de boşalma olması halinde ara seçime gidilir diyor. Boşalan üye sayısı toplam sayının 5’te 1’i olursa 30 ay da beklenmez diyor. Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı. 22 vekil istifa etmezse olmaz demesin kimse. O ara seçim olacak anayasa öyle diyor. O ara seçimin yapılmasıyla ilgili irade ortaya çıkmalıdır. Biz istifa eden vekil sayısını 30’a tamamlamayı konuştuk ama o ilk 30 ay için geçerli. Sadece 8 boş sandalye için yapılsın. Aslında Hatay boş değil ama İstanbul 3’üncü bölge ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder’den boşalan İstanbul 1’inci bölgede Ak Parti yarışa girmeye hazır mı görmek istiyoruz." "Bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor" Terörsüz Türkiye Süreciyle ilgili de konuşan Özel, şu ifadelere yer verdi: "Bir diğer konu; terörsüz ve demokratik Türkiye. Bu konuda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin de başkanı Numan Kurtulmuş’tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını, Numan Bey’in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. Anayasa Mahkemesinin kararı ‘Bu karar Can Atalay’ın hakkında Anayasa Mahkemesi kararını uygulamama kararı yok hükmündedir’ diyor. Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Numan Bey’in haklı talimatıyla milletvekili kütüğüne Can Atalay işlenmiş. Yemin etmek üzere bekliyor Can Atalay. Yapılması gereken tek iş bu artık. Bu adım dahi atılmış değil. Belediyelerimizde daha çoğu DEM Parti’ye ait olmak üzere kayyımlar görev yapıyor. Bizim Şişli’de, Esenyurt’ta, Ovacık’ta kayyım oturuyor. Oysa ki hep birlikte rapora imza attık ki kayyım uygulamasını sonlandırmak gerekiyor. Ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda Sayın Meclis Başkanı’na olmak üzere siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Durduğumuz yerde duruyoruz ve bu konuyu bir kez daha hatırlatıyoruz. Benim önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra Numan Kurtulmuş’dan bir randevu talebim olacak ve uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun altıncı ve yedinci maddeleriyle ilgili, hem diğer kendisinin atması gereken adımları kendisiyle de müzakere etme ve bu konudaki beklentimizi dile getirme imkanı bulacağım." "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" Özel’in ardından konuşan DEM Partili Tülay Hatimoğulları, Terörsüz Türkiye Süreci’yle ilgili, "Bu süreç Ak Parti-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog hattı ile değil tüm kesimlerin katılmasıyla başarılı olabilir. Bu süreci başından beri destekleyen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyoruz. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler ama daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Bu süreci ilerletmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Erken seçim konusuyla ilgili de açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" dedi.