Yerel Haberler
Ankara
Pursaklar Belediyesi, temizlik için 24 saat sahada
13 Mart 2026 Cuma - 12:50 Pursaklar Belediyesi, temizlik için 24 saat sahada Pursaklar Belediyesi, ilçenin daha temiz ve yaşanabilir bir çevreye sahip olması için temizlik mesaisini 7/24 aralıksız sürdürüyor. Pursaklar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, ilçenin daha temiz ve yaşanabilir bir çevreye sahip olması için gece gündüz çalışmalarını sürdürüyor. İlçe genelinde yürütülen temizlik faaliyetleri kapsamında ekipler, cadde ve sokaklarda yoğun bir mesai harcıyor. Konu kapsamında açıklamalarda bulunan Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, günde 150 ton çöp topladıklarını ve vatandaşlara daha bir temiz çevre bırakmayı hedeflediklerini belirtti. "Günlük 150 ton çöp topluyoruz" Gece vardiyasında görev yapan temizlik personellerine kolaylıklar dileyen Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Günlük 150 ton çöp topluyoruz. Nüfus artışımıza ve çıkan çöp miktarındaki artışa baktığımızda ya tükettiğimiz şeyler çoğaldı ya da çok israf etmeye başladık. Kutulara, ambalajlara, paketlere çok mu para harcıyoruz bilemedim. Vatandaşlarımızın daha temiz bir çevrede yaşamaları için büyük bir gayret gösteren tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Gece vardiyasında çalışan arkadaşlara kolaylıklar diliyorum" ifadelerine yer verdi. Pursaklar Belediyesi tarafından yapılan çalışmalar kapsamında mahallelerde düzenli olarak çöp toplama hizmeti verilirken, merkez ve kırsal fark etmeksizin süpürme, hafriyat, moloz ve evsel atık toplama çalışmaları gerçekleştirildiği belirtildi.
14 yaşındaki kıza istismar ve yağma iddiası davasında 2 tutuklama
13 Mart 2026 Cuma - 12:32 14 yaşındaki kıza istismar ve yağma iddiası davasında 2 tutuklama Ankara’da 14 yaşındaki kız çocuğu E.A.’ya yönelik, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘nitelikli yağma’ suçlamasıyla yargılanan 4 sanığın davasında mahkeme, 2 sanığın tutuklanmasına karar verdi. Ankara’da yaşayan 14 yaşındaki kız çocuğu E.A.’nın 2024 yılının Mayıs ayında bazı kişiler tarafından cinsel saldırıya uğradığı ve eşyalarının zorla alındığı iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Ahmet Çalışkan, Emirhan Beyhan, Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca hakkında ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘nitelikli yağma’ suçlarından dava açıldı. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ilk duruşması görüldü. Duruşmaya sanıklar Ahmet Çalışkan, Emirhan Beyhan, Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca ile taraf avukatları katıldı. Mağdur çocuk E.A., Ankara Sıhhiye Adliyesi’ndeki Adli Görüşme Odası’ndan pedagog eşliğinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlendi. Sanıklar ise savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi. ‘Savcı tutuklama talep etti’ Cumhuriyet savcısı mütalaasında, mağdur beyanları, adli raporlar ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu ifade ederek tüm sanıkların tutuklanmasını talep etti. Mütalaanın ardından ara kararını kuran mahkeme, dosyadaki delil durumu, mağdurun beyanları ve suçun niteliğini dikkate alarak sanıklar Ahmet Çalışkan ile Emirhan Beyhan’ın tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme, diğer sanıklar Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı ile mağdur E.A.’nın ikametgahı ve okuluna 200 metreden fazla yaklaşmama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti. Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 20 Mayıs tarihine erteledi.
ASYOD Uyku Bilim Kurulu Başkanı Akkoyunlu: "Horlama ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin uzmana başvurması gerekiyor"
13 Mart 2026 Cuma - 11:01 ASYOD Uyku Bilim Kurulu Başkanı Akkoyunlu: "Horlama ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin uzmana başvurması gerekiyor" Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Horlama, sabah yorgun uyanma ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekiyor" dedi. ASYOD, 13 Mart Dünya Uyku Günü kapsamında toplumda giderek artan uyku bozukluklarına ve bu sorunların akciğer sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. ASYOD Uyku Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu gün özelinde yazılı bir açıklama yaparak, modern yaşamın getirdiği düzensiz uyku alışkanlıklarının ve tedavi edilmeyen uyku apnesinin hayati riskler taşıdığını vurguladı. "Horlama ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin uzmana başvurması gerekiyor" Uykunun sadece bir dinlenme süreci olmadığını belirten Prof. Dr. Akkoyunlu, şunları kaydetti: "Uyku, beynin ve tüm organların kendini yenilediği, bağışıklık sisteminin güçlendiği hayati bir süreçtir. Ancak günümüzde birçok kişi, uykuda solunum durması olarak bilinen uyku apnesi ile yaşamını sürdürüyor ve bunun farkında değil. Horlama, sabah yorgun uyanma ve gün içinde aniden uyuklama şikayetleri olan bireylerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekiyor." "Uykuda nefesi kesilen hastalarda kalp krizi riski katlanarak artıyor" Prof. Dr. Akkoyunlu, uyku bozukluklarının sadece yorgunluk yapmadığını, aynı zamanda ciddi kronik hastalıklara zemin hazırladığını hatırlatarak, "Hipertansiyon ve kalp yetmezliği, uykuda nefesi kesilen hastalarda kalp krizi riski katlanarak artıyor. Obezite ve diyabet, yetersiz uyku, metabolizmayı bozarak kilo alımını tetikliyor. Konsantrasyon kaybı, tedavi edilmeyen uyku apnesi, dikkat dağınıklığına yol açarak trafik ve iş kazası riskini artırıyor" ifadelerini kullandı. "Kilo kontrolü, uyku apnesi riskini ciddi oranda azaltır" Prof. Dr. Akkoyunlu, Dünya Uyku Günü için 5 temel tavsiye vererek şu önerilerde bulundu: "Karanlık ve serin oda, melatonin salgılanması için yatak odasının tam karanlık olması şarttır. Dijital detoks, yatmadan en az 1 saat önce telefon ve televizyon ekranlarından uzaklaşın. Akşam yemeği saati, gece geç saatlerde ağır yemek yemekten ve kafein tüketiminden kaçının. Düzenli egzersiz, gün içindeki hareketlilik uyku kalitesini artırır ancak ağır egzersizleri yatmadan hemen önce yapmayın. Kilo kontrolü, ideal kiloyu korumak, uyku apnesi riskini ciddi oranda azaltır."
ASO Başkanı Ardıç: "ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma süreci, tedarik zincirlerini de doğrudan etkilemektedir"
13 Mart 2026 Cuma - 11:00 ASO Başkanı Ardıç: "ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma süreci, tedarik zincirlerini de doğrudan etkilemektedir" Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Hürmüz Boğazı’ndaki ulaşımın aksamasına ilişkin, "ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığını ciddi biçimde aksatan çatışma süreci, yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve tedarik zincirlerini de doğrudan etkilemektedir" dedi. ASO Başkanı Ardıç, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının Hürmüz Boğazı ve çevresindeki küresel enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Ardıç, çatışma sebebiyle petrol akışındaki bozulmanın, tanker trafiğindeki daralmanın ve sigorta maliyetlerindeki artışın, dünya ekonomisine belirsizlik oluşturduğunu ifade etti. "ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma süreci, tedarik zincirlerini de doğrudan etkilemektedir" Bölgede yaşanan sıcak çatışmanın hem Türkiye hem de dünya ekonomisine büyük zarar oluşturacağını ifade eden Ardıç, "ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığını ciddi biçimde aksatan çatışma süreci, yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve tedarik zincirlerini de doğrudan etkilemektedir. Petrol akışındaki bozulma, tanker trafiğindeki daralma ve sigorta maliyetlerindeki artış, dünya ekonomisine yeni bir belirsizlik dalgası yaymaktadır. Enerjiye bağımlı ekonomiler açısından bu tablo, üretim maliyetlerinden enflasyona kadar geniş bir alanda baskı oluşturmaktadır. Türkiye açısından risk çok açıktır: Enerji faturası yükseldiğinde yalnızca rafinerinin, fırının ya da fabrikanın gideri artmıyor; aynı zamanda ihracatçının rekabet gücü de aşınıyor. Sanayici bugün sadece üretim planı yapmıyor; adeta lojistik, enerji maliyetleri ve sigorta poliçesi arasında sıkışmıştır. Dünyanın bir köşesindeki jeopolitik gerilim, doğrudan üreticinin navlun hesabına yansıyor. Bu tür krizlerin oluşturduğu maliyet şoku artık anlık değil, kalıcı bir hesap dengesi sorunu haline geliyor" diye konuştu. "Siparişten sevkiyata kadar bütün zinciri yavaşlatabilir" Yaşanan sıcak çatışmanın, sanayi üretimini de büyük kayba uğratacağının altını çizen Ardıç, "Türkiye 2025 yılında mal ihracatında rekor kırmış olsa da, 2026 yılının ilk aylarına ait veriler ihracatta daha kırılgan bir görünüme, ithalatta ise yukarı yönlü baskıya işaret etmektedir. Enerji ve lojistik kaynaklı yeni maliyet şokları, dış ticaret dengesi, enflasyonla mücadele ve sanayi üretimi üzerinde ilave yük oluşturabilir. Bu nedenle önümüzdeki süreci sadece güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda sanayi politikası, dış ticaret stratejisi ve ekonomik dayanıklılık meselesi olarak da ele almak zorundayız. Bu çatışma süreci, yaklaşık 50 milyar dolar ihracat hacmimizin bulunduğu Yakın ve Orta Doğu pazarlarında faaliyet gösteren ihracatçılarımız açısından ayrıca dikkatle izlenmelidir. Bölgedeki talep daralması, ödeme ve teslimat riskleri ile ticaret rotalarındaki kırılmalar, siparişten sevkiyata kadar bütün zinciri yavaşlatabilir" ifadelerine yer verdi. "Türkiye’nin yeni dönemde pazar çeşitlendirmesini hızlandırması büyük önem taşımaktadır" Türkiye’nin sıcak çatışmadan etkilenmemesi için yeni dönemde sanayi, teknoloji ve enerji pazarlarını çeşitlendirmesi gerektiğini vurgulayan Ardıç, "Sahada sanayicilerimizden aldığımız veri ve yaptığımız anketlere baktığımızda; Körfez ülkelerine ihracat yapan firmalarımızın nakliye maliyetlerinin ve ek operasyonel gerekliliklerinin arttığını, mal sevkiyat sürelerinin uzadığını görüyoruz. Ayrıca gümrük işlemlerinin de zorlaştığı ve uzadığı sanayicilerimiz tarafından dile getirilmiştir. Bu durumun kalıcı olması halinde tedarik zincirlerinde aksamaların başlaması muhtemeldir. Bu nedenle Türkiye’nin yeni dönemde pazar çeşitlendirmesini hızlandırması, lojistik güvenliğini güçlendirmesi ve ihracatçıyı finansman ile sigorta araçları bakımından daha güçlü desteklemesi büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte her kriz yalnızca tehdit üretmez; bazı alanlarda yeni imkânları da görünür hale getirir. Savunma sanayiimizin kalbi olan Ankara, sahip olduğu ileri mühendislik kapasitesi, üretim kabiliyeti ve teknoloji altyapısıyla bu yeni dönemde öne çıkabilecek merkezlerden biridir. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2025 yılında 11 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Küresel güvenlik kaygılarının arttığı dönemlerde, yüksek teknolojiye dayalı savunma ürünlerine olan ilginin artması mümkündür. Ancak asıl mesele, savunma sanayiinde oluşan bu yüksek teknoloji birikimini makine, elektronik, yazılım, malzeme ve diğer sektörlere yayabilmektir. Kalıcı kazanım ancak bu şekilde sağlanabilir. Sanayicimizin enerji maliyetleri karşısında korunması, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi, lojistik hatlarının güvence altına alınması ve yüksek teknolojinin daha geniş sanayi tabanına yayılması artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi.
Ara tatilde öğrenciler için hazırlanan etkinlik kitapları erişime açıldı
13 Mart 2026 Cuma - 10:47 Ara tatilde öğrenciler için hazırlanan etkinlik kitapları erişime açıldı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB); okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanan ara tatil etkinlik kitaplarını erişime açtığını duyurdu. MEB, Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından öğrencilerin ara tatilde aileleriyle verimli vakit geçirmelerine ve öğrenmeye devam etmelerine katkı sağlamak amacıyla etkinlik kitapları hazırlandığını duyurdu. Hazırlanan kitapların; okul öncesi öğrencilerine yönelik "Okul Öncesi Eğitim Ara Tatili Aile Çocuk Etkinlik Takvimi", ilkokul öğrencilerine yönelik "Arada 1 Etkinlik Kitabı" ve ortaokul öğrencilerine yönelik "İlkbahar Etkinlik Kitabı" olarak yayımlandığı belirtildi. Hem öğretici hem vakit geçirici etkinliklerin bulunduğu kitaplarda; çocukların yaş gruplarına uygun olarak hikaye, şiir, bulmaca, boyama gibi pek çok çalışma ve düşünme becerilerini geliştiren etkinliklere yer verildiği açıklandı. MEB, böylece ara tatilde evde aileyle geçirilen zamanın niteliğinin artırılmasını, çocuklara zenginleştirilmiş bir çevre sunulmasını ve okul ile ev arasındaki devamlılığın desteklenerek bilgi, beceri ve tutumların kalıcılığının sağlanmasını hedefledi. Ara tatil için hazırlanan kitaplar, https://tegm.meb.gov.tr/www/okul-oncesi-ilkokul-ve-ortaokul-ogrencilerimiz-icin-hazirlanan-ara-tatil-etkinlik-kitaplari-yayimlanmistir/icerik/1249/tr adresinde erişime açıldı.
Bakan Uraloğlu: "800 tane geminin hala Hürmüz Boğazı’nda olduğunu söyleyebilirim"
13 Mart 2026 Cuma - 10:38 Bakan Uraloğlu: "800 tane geminin hala Hürmüz Boğazı’nda olduğunu söyleyebilirim" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler hakkında, "Gemilerin sayısına bakarsak 14 tane Türk sahipli gemi hala orada ama topladığımızda, çeşitli sınıflarda 800 tane geminin hala Hürmüz Boğazı’nda olduğunu söyleyebilirim" dedi. Bakan Uraloğlu, basın mensuplarıyla iftar programında bir araya geldi. Programda İran-İsrail-ABD savaşı kapsamında hava, kara ve deniz ulaşımına ilişkin son gelişmeleri paylaşan Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’nda 800 tane geminin hala hazırda olduğunu ve İran hükümeti ile temas halinde olduklarını belirtti. Ayrıca Uraloğlu İran, Irak, Ürdün, Lübnan ve Suriye’de uçuşların durdurulduğunu da sözlerine ekledi. "En rahat kullandığımız Riyad, Cidde, Medine ve Maskat havalimanları oldu" Çatışmaların başlamasından önce İran seferlerini zaten azalttıklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, "En rahat kullandığımız Riyad, Cidde, Medine ve Maskat havalimanları oldu; oraları daha aktif kullanabildik. Bu süreçte yine Nahçıvan’daki havalimanına yapılan dronlu saldırı sonucunda Azerbaycan’ın iki tane uçağı Iğdır’a indi. Oradan da onları sağ salimen Nahçıvan’a göndermiş olduk. Muhatabım Bakan ile görüşerek ek seferler koyduk; o devam ediyor. Şu ana kadar çok şükür olağanı etkileyecek bir sonucun doğmasına müsaade etmedik Dışişleri ile koordineli olarak. Bizim İran’da iki tane uçağımız kaldı; bir tanesi Türk Hava Yolları, bir tanesi de Pegasus. Esasında 12 Gün Savaşı’nda 10 civarında uçağımız kalmıştı. Şimdi bu gerginlik artınca orada da süreci yönetmeye gayret ettik. Bir uçak da Irak’ta kalmış durumda. Personelleri sağ salimen getirildi, herhangi bir problem yok. İlk fırsatta inşallah uçakları da oralardan alıp olağan rutinine de dönmesini bekliyoruz" diye konuştu. "800 tane geminin hala Hürmüz Boğazı’nda olduğunu söyleyebilirim" Uraloğlu, ayrıca mevcut durumda uçuş iptalleri noktasında havayolu şirketlerinin farklı öngörüleri olduğunu dile getirerek, "Biz de Sivil Havacılık ve Dışişlerimizle beraber bu süreçleri organize ediyoruz. Karayolu ile İran üzerinden değil, Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan üzerinden yönlendirdik trafiği. İlgili ülkelerle de koordine ettik. Orada en üst seviyede güvenlik seviyesi ilan ettik. Türk bayraklı geminin olmadığını söyleyebilirim. Türk sahipli gemilerle ve Ana Arama Kurtarma Merkezimizle sürekli irtibat halindeyiz. Tabii Hürmüz Boğazı’nın önemini dünya ticaretindeki, enerjideki, temin noktasındaki önemini sizler biliyorsunuz. Gemilerin sayısına bakarsak 14 tane Türk sahipli gemi hâlâ orada ama topladığımızda çeşitli sınıflarda 800 tane geminin hâlâ hazırda Hürmüz Boğazı’nda olduğunu söyleyebilirim. 6 tane de kruvaziyer gemisi yolcularıyla beraber orada hâlâ bekleme konumundalar. Biraz önce bahsettiğim gibi 15 gemimiz vardı; bir tanesini İran makamlarıyla, İran limanını kullandığı için müsaade alıp geçirdik. İran tarafıyla temas halinde olmaya çalışıyoruz. 14 gemimiz bekliyor, herhangi bir problemleri şu anda yok" ifadelerine yer verdi.