Yerel Haberler
Ankara
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:41 İsrail’in Sumud Filosu’na müdahalesi Yunanistan’da tartışmaya yol açtı Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, İsrail’in Sumud Filosu’na yönelik müdahalesinin Yunanistan’da tartışmaya yol açtığını bildirdi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları İsrail donanmasının, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu’na yönelik uluslararası sularda gerçekleştirdiği müdahaleye ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık kaynakları, yapılan müdahalenin uluslararası hukuk ve deniz yetki alanları açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirdiği belirterek "Girit’in yaklaşık 80 deniz mili batısında ve Yunanistan’ın arama-kurtarma sorumluluk sahası içinde bulunan filoya yönelik müdahalede iletişim sistemlerinin engellendiği, insansız hava araçlarıyla tacizde bulunulduğu ve bazı gemilere fiili çıkma yapıldığı bildirildi. Olayın, insani yardım taşıyan sivil unsurlara yönelik gerçekleşmesi nedeniyle başta Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ettiği görülmektedir. Uzmanlar, serbest seyrüsefer hakkı, yaşam hakkı ve sivil mülkiyetin korunmasına ilişkin normların bu tür müdahalelerle zedelendiğine dikkat çekmektedir" açıklamasında bulundu. Söz konusu müdahalenin ardından, İsrail unsurlarının alıkoyduğu mürettebatı taşıyan geminin bir Yunan limanına yönlendirilmesi ve bu sürecin Yunan makamlarınca engellenmemesi, Atina yönetiminin tutumuna yönelik eleştirileri artırdığını aktaran Bakanlık kaynakları, "Başbakan Miçotakis ve Savunma Bakanı Dendias’ın politikalarının, Yunanistan’ın deniz yetki alanları ve egemenlik hakları bakımından tartışma oluşturduğu ifade edilmektedir. Yunanistan’ın kendi arama-kurtarma sorumluluk sahasında meydana gelen bir olaya karşı pasif bir tutum sergilemesi uluslararası yükümlülüklerini göz ardı ettiğini göstermektedir. Yunanistan’ın bu tutumu, Yunan kamuoyunda ‘Bölgedeki hassas dengelerin olumsuz etkilendiği ve deniz yetki alanlarına ilişkin Yunanistan’ın iddialarının uluslararası düzlemde zayıflamasına yol açtığı’ şeklinde eleştiriliyor. İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri faaliyetler ve insani yardım girişimlerine yönelik müdahaleleri birlikte ele alındığında, söz konusu gelişmeler uluslararası hukuk normlarının sahada giderek daha fazla tartışmaya açıldığını göstermektedir. Bu durum, yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil, aynı zamanda küresel ölçekte hukuk temelli düzenin sürdürülebilirliğini de etkileyebilecek nitelik taşımaktadır. Uzmanlar, artan gerilimin düşürülmesi, insani yardım faaliyetlerinin güvence altına alınması ve uluslararası hukuk kurallarına eksiksiz riayet edilmesinin, bölgesel istikrarın korunması açısından kritik önem taşıdığını vurgulamaktadır" ifadelerini kullandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:15 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği bir dönemde sürdürülebilir büyüme altyapısını sağlamlaştırmaya devam ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından dış ticaret verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, ihracatın küresel ekonomide artan belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlere rağmen nisan ayında güçlü bir performans sergilediğini dile getirdi. "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı" Nisan ayında ihracatın yıllık yüzde bazda 22,3 artışla 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini hatırlatan Yılmaz, "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, küresel talep görünümünün zayıfladığı ve jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde; yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı yaklaşımımızla makroekonomik istikrarımızı güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme altyapısını sağlamlaştırmaya devam ediyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda üretimde dönüşümü hızlandıran, verimliliği ve rekabet gücünü artıran, yatırım ortamını iyileştiren ve ülkemize döviz kazandıran sektörleri destekleyen politikalarımızı güçlü bir koordinasyon içerisinde kararlılıkla uyguluyoruz. Böylece sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi destekleyerek vatandaşlarımızın refahını kalıcı olarak artırmayı hedefliyoruz" açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin halihazırda değerlendirdiği toplam kurulu jeotermal kapasitesi 19 bin 836 megavat termale ulaştı
13 Mart 2026 Cuma - 14:05 Türkiye’nin halihazırda değerlendirdiği toplam kurulu jeotermal kapasitesi 19 bin 836 megavat termale ulaştı Türkiye’nin halihazırda değerlendirdiği toplam kurulu jeotermal kapasitesi 19 bin 836 megavat termali buldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarını azami ölçüde değerlendirirken jeotermal enerjide de önemli bir aşama katetti. Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla arz güvenliğine katkı sağlamayı sürdüren Türkiye, güneş ve rüzgar enerjisinin yanı sıra yer altındaki jeotermal akışkanları değerlendirerek halihazırda değerlendirdiği toplam kurulu jeotermal kapasitesini 19 bin 836 megavat-termale yükseltti. Türkiye’de halihazırda üretim yapılan ve toplam kurulu gücü 1786 megavat olan 68 jeotermal enerji santrali bulunuyor. Bu santrallerden 2025’te toplam 11,66 gigavatsaat elektrik üretildi. Bu da Türkiye’nin yıllık toplam elektrik üretiminin yüzde 3,2’sine denk geliyor. Bakanlık verilerine göre jeotermal enerjinin kullanım alanlarında ilk sırada yüzde 65,5 ile elektrik üretimi geliyor. Değerlendirilen toplam jeotermal enerji kapasitesinin yüzde 12,3’ü kaplıca, termal otel, termal tesisler, termal otel, hamam ve hastane gibi çeşitli yerlerde termal suların ve mekanların ısıtılmasında kullanılıyor. Öte yandan, bu kapasitenin yaklaşık yüzde 9,7’sine karşılık gelen kısmı, 170 bin konutun ihtiyacını karşılayan merkezi ısıtma sistemleri için kullanılıyor. Türkiye’nin jeotermal enerjisinin yüzde 9,6’sı da sera ısıtmasında kullanılırken, bu miktarla yaklaşık 7 bin dönümlük seranın ısı ihtiyacı karşılanıyor.
Gölbaşı ilçe erkanı iftarda bir araya geldi
13 Mart 2026 Cuma - 13:43 Gölbaşı ilçe erkanı iftarda bir araya geldi Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın ev sahipliğinde ilçe erkanının katılımıyla iftar programı düzenlendi. Gölbaşı’nda Ramazan ayının manevi atmosferi birlik ve beraberlik içinde yaşanmaya devam ediyor. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında ilçe erkanı aynı sofrada buluştu. Programa Gölbaşı Kaymakamı Erol Rüstemoğlu, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcısı Çetin Güzel, ilçe protokolü ve birim müdürleri katıldı. Ramazan ayının bereketinin paylaşıldığı iftar programında birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu yapıldı. İftar programında konuklarıyla yakından ilgilenen Odabaşı, ilçe için birlikte çalışan tüm kurum ve yöneticilerle aynı sofrada buluşmanın önemine dikkat çekti. "İlçemizin gelişimi, huzuru ve geleceği için kurumlarımızla uyum içerisinde çalışmaya devam edeceğiz" Ramazan ayının toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirten Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, "Ramazan ayı, paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir zaman dilimi. Bu anlamlı akşamda Sayın Kaymakamımız, Cumhuriyet Başsavcımız ve ilçe protokolümüz ile aynı sofrada bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. Gölbaşımız için omuz omuza çalıştığımız kıymetli yöneticilerimizin varlığı soframızı onurlandırdı. İlçemizin gelişimi, huzuru ve geleceği için kurumlarımızla uyum içerisinde çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Bakan Kurum: "COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz"
13 Mart 2026 Cuma - 13:16 Bakan Kurum: "COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" Azerbaycan’da Küresel Bakü Forumu’nda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Biz sadece müzakere salonlarında konuşulan, karar alınan bir COP süreci olsun istemiyoruz. Müzakereden artık uygulamaya geçilen, kararların alındığı, sahada bir fiil bunların takip edildiği bir COP süreci olsun istiyoruz. COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Küresel Bakü Forumu kapsamında, düzenlenen "Azerbaycan’da Müzakerelerin Ötesinde: COP’u Hayatta Tutma Savaşı Paneli"nde katılımcılara hitap etti. Forumun kritik bir dönemde gerçekleştirildiğine dikkat çeken Bakan Kurum, ortaya konan bu iradenin iklim gündeminde sürekliliğin önemini ortaya koyduğunu belirtti. İklim diplomasisinin kalbi sayılan "COP sürecini, yalnızca müzakere salonlarında değil, gerçek hayatta nasıl güçlü ve etkili tutabiliriz?" sorusuna yanıt aramak için bir araya gelindiğini ifade eden Bakan Kurum, "Etrafımız adeta yangın yeri ve bu ortamda atılan her adım çok büyük önem taşıyor. Bu manada da ortak evimiz dünya yalnızca iklim krizini değil, aynı zamanda da aslında küresel iş birliği kapasitesini de burada hep birlikte sınandığı bir dönemi bize ifade ediyor. Tabii böyle çok önemli bir dönemde çok taraflı çözümler artık bir tercih değil, olmazsa olmaz. Yani bir tercih değil bir zorunluluk haline geldi. Bakü’de bu manada bir araya gelmemiz de bu istişareleri geçmiş COP başkanlarımızla birlikte yapıyor olmamız da önemli" dedi. "COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" Türkiye’nin İklim Kanunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğu 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi’ne dikkat çeken Bakan Kurum, "Türkiye olarak Afrika ve Avrupa arasında, Asya arasında kesişim noktasında olmamız ve kültürler arasında uzun süredir de bir köprü vazifesi görüyor olmamız aslında bizim doğuyla batı, kuzeyle güney arasında bir köprü vazifesini gösterme noktasında irademizi de net bir şekilde ortaya koyuyor. Biz sadece müzakere salonlarında konuşulan, karar alınan bir COP süreci olsun istemiyoruz. COP31 müzakereden artık uygulamaya geçilen, uygulamada kararların alındığı, sahada bir fiil bunların takip edildiği bir COP süreci olsun istiyoruz. COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. "Bakü - Belem yolculuğundaki kararlar bizim için yol gösterici" Bakan Kurum, COP31’de Avustralya ile iş birliğine dikkat çekti, sürece ilişkin süreklilik ve kararlılık vurgusu yaptı: "COP31’de ev sahibi Türkiye. Tüm kararların bu noktada COP31 Başkanlığı olarak istişare edildiği, yürütüldüğü bir süreci yürütecek. Yine Avustralya’yla müzakere başkanlığını COP31 başkanıyla istişare içerisinde, uyum içerisinde yürütecek ve aslında iki farklı ülkenin de burada gücünü tüm dünyaya gösteriyor olacağız. Biz Avustralya’yla uyum içerisinde çalışıyoruz. Diğer taraftan Belem’de alınan kararlarımız var. Yine bir önceki COP başkanımız ve ev sahibi Azerbaycan’da da COP sürecine ilişkin belki de dünyanın beklemediği bir başarıyı Muhtar kardeşim, Azerbaycanlı dostlarımız ortaya koydular. Biz işte bu COP’larda alınan kararları daha da güçlendirecek bir eylem ajandası oluşturma sorumluluğumuzun da farkındayız. Bu eylem ajandasını ortaya koyacağız. Tabii süreklilik bu sözleşme esasında şart. Burada 1,5 santigrat derece hedefini Bakü-Belem yolculuğunda ortaya konulan kararlar bizim için de yol gösterici olacak. Troika dediğimiz aslında gelecek, geçmiş ve mevcut başkan kavramı. Aslında burada farklı bir Troika’yı da yaşıyoruz. İstikrarın ve buradaki öngörülebilirliğin güçlendirildiği, güvenin ve somut çıktıların da net bir şekilde COP sürecinde ortaya koyulduğu bir COP başkanlığını yürütüyor olacağız." "COP’u canlı tutmak için metinleri sahaya indirmekle yükümlüyüz" Türkiye’nin COP31 vizyonunun ‘diyalog, uzlaşı ve aksiyon’ temelinde olacağının altını çizen Bakan Kurum, COP süreçlerinin hayata geçirilecek eylemlerle canlı tutulabileceğine vurgu yaparak şu açıklamalarda bulundu: "Diyalogdan hiçbir zaman ayrılmayacağız. Müzakere salonlarında alınan kararların uygulamayla aksiyona geçirilmesini sağlayacağız ve aksiyon boyutunu da hızlandırmak için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olması sebebiyle COP31’de Antalya’da tüm dünyanın dikkatini denizlere, okyanuslara çekmek istiyoruz. Bu manada da denizlerin ve göllerin temizliği adına buraya verilecek finansmana kadar birçok projeyi, COP’u canlı tutmak için metinleri de sahaya indirmekle yükümlü olduğumuzu düşünüyoruz. COP31’i aslında bir konferans değil, bu manada çözümler üreten bir eylem süreci olarak tasarladığımızı da ifade etmek isterim." "Hiçbir ülkenin geride bırakılmadığı bir cop sürecini yürütmek istiyoruz" Bakan Kurum, Türkiye’nin ‘COP31 Eylem Ajandası’ için çalışacağını belirterek şu hedeflerin altını çizdi: "Başlıklarımız ne olacak eylem ajandamızdaki? Sıfır Atık uygulamamız ki; Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi himayelerinde yürüttüğümüz artık bugün bir dünya markası haline gelmiş Sıfır Atık Projemiz var. Birleşmiş Milletler nezdinde de Sıfır Atık Günü ilan ettiğimiz oradaki uygulamalarımızı, Antalya’da da işlediğimiz bir konferansı yaşatıyor olacağız. Gençlerimiz önemli. Gençlerimizin iklim eylemine daha güçlü katılımını sağlamak zorundayız. Yani bugün dünyada 1,5 derece hedefi nedir diye sorsanız aslında yüzde 10’u belki biliyor. Biz bu farkındalığı artırmak zorundayız. Yine finansman, teknoloji ve veri temelli uygulama araçlarını güçlendireceğiz ve bu çerçevede de aslında gelişmekte olan ülkelere destek sağladığımız, Pasifik ülkelerinin burada düşünüldüğü, dünyadaki hiçbir ülkenin de geride bırakılmadığı bir COP sürecini yürütmek istiyoruz. Türkiye’nin dış politikadaki duruşu budur. Sayın Cumhurbaşkanımızın tüm dünyaya verdiği mesaj budur. Biz de COP başkanlığı olarak aslında medeniyetimizden aldığımız ilhamla bu duruşumuzu gösteriyor olacağız."
MSB: "Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir"
13 Mart 2026 Cuma - 13:15 MSB: "Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu. MSB, etkisiz hale getirilen balistik mühimmat ile ilgili resmi açıklama yayımladı. Bakanlık, İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Bakanlık, her türlü tehdide karşı gerekli tedbirlerin kararlılıkla alındığını ve ilgili ülke İran ile görüşüldüğünü aktardı. "Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir" Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirler kararlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde alınmakta, olayın bütün boyutlarıyla aydınlatılması için ilgili ülkeyle görüşülmektedir. Milli güvenliğimiz öncelenerek bölgedeki tüm gelişmeler dikkatle takip edilmekte ve değerlendirilmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman’dan Türkiye’ye ilk ziyaret
13 Mart 2026 Cuma - 13:11 Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman’dan Türkiye’ye ilk ziyaret Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, göreve geldikten sonra ilk yurtdışı ziyaretini 14 Mart’ta Türkiye’de gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı tarafından edinilen bilgiye göre, Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman 14 Mart tarihinde Türkiye’ye ziyarette bulunacak. Söz konusu ziyaret, Bakan Rahman’ın göreve geldikten sonra gerçekleştirdiği ilk ikili yurtdışı ziyareti olacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman ile yapacağı görüşmelerde, Bangladeş’te 13. Ulusal Meclis Seçimleri ve Temmuz Ulusal Şartı Referandumu’nun barışçıl şekilde gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmesi ve seçim sonuçlarının ülkedeki istikrarın ve huzurun tekrar tesis edilmesine vesile olacağını belirtmesi, Türkiye’nin Bangladeş’le köklü geçmişe dayanan müstesna ilişkilere sahip olduğuna dikkat çekmesi ve bu ilişkilerin muhatabının görev süresince daha da gelişeceğine yönelik inancını vurgulaması, bu çerçevede, iki ülke arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin yanı sıra, savunma sanayii, enerji, eğitim, kültür, bilim, sağlık gibi alanlarda iş birliğinin pekiştirilmesini arzu ettiğini belirtmesi bekleniyor. Aynı zamanda, müzakere süreci devam eden anlaşmaların bir an evvel sonuca ulaştırılmasının iki ülke arasındaki iş birliğinin ahdi zeminini kuvvetlendireceğini kaydetmesi, Halihazırda 1,3 milyar ABD Doları seviyesinde seyreden ikili ticaret hacminin 2 milyar ABD Dolarına çıkarılmasına yönelik iradeyi tekrar etmesi, başta Birleşmiş Milletler, İİT ve D-8 olmak üzere çok taraflı platformlarda Bangladeş’le yürütülen iş birliğinin önemini vurgulaması Son dönemde İran’da ve Körfez ülkelerinde gerçekleşen gelişmeler ile Afganistan-Pakistan arasındaki gerilimin yakından izlendiğini ifade etmesi ve bölgede yaşanan kritik gelişmeler konusunda fikir teatisinde bulunması öngörülüyor. Öte yandan Bakan Fidan’ın Bangladeşli mevkidaşı Rahman ile yapacağı görüşmelerde, bölgedeki gelişmelerin sebep olduğu istikrarsızlık ve çatışma ortamının daha da yayılmasını önlemek için ilgili uluslararası aktörlerin tüm çaba göstermeleri gerektiğini kaydetmesi, Türkiye’nin çatışmalarda barışçıl ve ilkeli duruşunu muhafaza ederek taraflara itidal çağrısında bulunmaya devam ettiğini belirtmesi, Türkiye’nin Bangladeş ile ortak gayret göstererek Güney Asya’da ve ötesinde istikrar ve refaha katkı sağlayacağının altını çizmesi bekleniyor. İkili ilişkiler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bangladeş Geçici Hükümeti Başdanışmanı (Başbakan) Muhammad Yunus ile 18-19 Aralık 2024 tarihlerinde Mısır’da düzenlenen Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Zirvesi marjında kısa bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bangladeş Geçici Hükümeti Dışişleri Danışmanı (Bakan) Touhid Hossain, beraberinde Enformasyon ve Yayın Bakanlığı Danışmanı (Bakan) Mahfuj Alam olduğu halde, 11-13 Nisan 2025 tarihlerinde Antalya Diplomasi Forumu’na (ADF) katılmak için Türkiye’yi ziyaret etmiş; ADF’nin ardından, 14 Nisan 2025 tarihinde Ankara’da Dışişleri Bakanı Fidan ile görüşmüştür. 12 Şubat tarihinde düzenlenen genel seçimlerin ardından, seçilmiş Başbakan Tarique Rahman ve kabinesindeki Bakanlar için 17 Şubat tarihinde gerçekleştirilen yemin törenine Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Berris Ekinci katılmıştır. Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ekinci, seçilmiş Başbakan Rahman tarafından kabul edilmiş ve Cemaat-i İslami Lideri Shafiqur Rahman ile görüşmüştür. Türkiye ile Bangladeş arasında toplam ticaret hacmi 2025 yılında 1,357 milyar ABD Dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu ticaretin ihracat kısmı 430,6 milyon ABD Doları olarak, ithalatı ise 926,4 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.