Yerel Haberler
Ankara
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından "Antarktika Bilim Araştırma Heyeti" açıklaması
14 Mart 2026 Cumartesi - 23:44 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından "Antarktika Bilim Araştırma Heyeti" açıklaması Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bir televizyon kanalının haberinde Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’nde yer aldığı iddia edilen isimleri yalanlayarak, Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’ndeki bilim insanlarını açıkladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, Sözcü Televizyonun bir haberinde Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’nde yer aldığını iddia ettiği isimler yalanlandı. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "İzleyicilerinizle paylaştığınız içerik tümüyle gerçek dışıdır. Sözcü Televizyonu, Haberinizde ismini zikrettiğiniz kişilerin Antarktika’ya giden bilim heyetinde oldukları ifadesi doğru değildir" denildi. Bakanlık tarafından Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’nde yer alan bilim insanlarının, Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Başar, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (MAM) Başuzman Araştırmacı Dr. Göksu Uslular, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı Uzman Doktor Yusuf Eminnvabi, Koç Üniversitesi Fizik Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Proje Bursiyeri Diğdem Yıldız, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atilla Karataş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ayşegül Feray Gökdere, Tarım ve Orman Bakanlığı Toprak, Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü Araştırmacı Çağlar Sagun, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcılığı Araştırmacı Dr. Hicret Aslı Yalçın, Gebze Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü, Araştırma Görevlisi Gözde Yeşiltaş, İstinye Üniversitesi Temel Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Öztürk, Gebze Teknik Üniversitesi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Meltem Çelen, Millî Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğü Ölçme Dairesi Personeli Astsubay Muharrem İspekter, İstanbul Teknik Üniversitesi, Harita Mühendisliği Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Fahri Karabulut, İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi Proje Bursiyeri Beyza Doruk, Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı (SHODB) Elektronik Harita Dairesi Mesaha Personeli Ast. Raşit Eren ve Bulgaristan Antarktika Enstitüsü Araştırmacı Doç. Dr. Stoyan Todorov Georgiev olduğu açıklandı. Televizyon kanalından düzeltme metni beklendiği belirtilen açıklamada, "Antarktika ve Arktik Kutup Bilim Programı, nitelikli bilimsel araştırma projeleriyle gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Hukuki haklarımız saklı kalmak kaydıyla, bu düzeltme metnini kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına sayfanızda ve TV kanalınızda paylaşmanızı bekliyoruz. Bu vesileyle, ülkemizin kutup bilim çalışmalarına katkı sunan bilim insanlarımıza teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Şehit yakınları ve gaziler iftarda bir araya geldi
14 Mart 2026 Cumartesi - 21:52 Şehit yakınları ve gaziler iftarda bir araya geldi Ankara’da düzenlenen iftar programında şehit yakınları ve gaziler bir araya geldi. Ankara’da Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı tarafından düzenlenen iftar programında şehit yakınları ve gaziler bir araya geldi. Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı Başkanı Bilge Gürs, "Bir damla düştü toprağa bir kan aktı, inceden ince. Bir kan aktı, sıcak mı sıcak? Bir el sarıldı bayrağa, şehit koktu topraklar. Çiçekler şehit, şehit açtı, şehit, şehit yeşillendi yapraklar. Değerli kader arkadaşlarım, sizleri o kadar iyi anlıyor, yüreğimde hissediyorum ki gülmeniz ne demek? Ağlamanız, uzağa dalan gözler, yüreğe akan yaşlar ne demek? Fakat hiçbir zaman unutmayın ki sizlerin güçlü duruşu dünyayı titretiyor. Bizler sadece rükuda başımıza eğeriz. Ben başımı sana eğince, sen bu başı kimseye eğdirmiyorsun Allah’ım dedik. Eğilmedik, yenilmedik, vatanımızı kimseye teslim etmedik ve hiçbir zaman etmeyeceğiz" dedi. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ise, "Coğrafyamıza, ortama baktığımız zaman ne kadar şükretsek azdır. Şöyle haritayı gözünüzün önüne alınız. Ukrayna’dan, Rusya’dan, arka tarafa İran, Suriye ve birçok coğrafya baktığımız zaman Türkiye’de hem huzur var, hem de bu coğrafyadaki mazlumlara karşı olan bir duruş var. İnsani bir duruş var, küresel bir duruşu var, vicdani bir duruşu var. Ama bunun da özü, bunun da temel sebebi büyük devlet olmaktır Büyük devletin özü de kendisine hizmet edeni unutmayan devlettir" diye konuştu. İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ise, coğrafyadaki savaşlara ve Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki savaşlardan bahsederek, şunları kaydetti: "Türkiye’de Terörsüz Türkiye iddiasının bu zamanda ne kadar kıymetli olduğunu, neden ihtiyaç olduğunu bir daha görmüş olduk. O yüzden bunu siyasi polemiklerle, altı boş laflarla eleştirmek değil, neden Terörsüz Türkiye dediğimizi, neden 86 milyon kardeşliğinin her zamankinden daha fazla kıymetli olduğunu bu anlatım coğrafya, atmosfer bize bir daha göstermiş oldu. İnşallah da başarıya ulaşacağız. Değerli arkadaşlar, kendimizle bu işleri konuşurken, İran’ın okullarının bombalanması başta olmak üzere, mazlumların, mağdurların bombalanması öldürülmesi, Filistin, Gazze başta bizi üzerken bir şey söylemek isterim. Her ne kadar İsrail ve Amerika’nın hiçbir mecburiyeti olmasa da savaş için, hiçbir uluslararası hukuka dayanmasa da, İslam dünyasının bu hali hepimizi bu mübarek Ramazan gününde bir daha düşündürüyor. Kabile savaşları, mezhep savaşları, sınır kavgaları, körfez savaşları, Allah aşkına, Afganistan, Pakistan niye savaşır? İran, Irak niye savaşır? O yüzden bu mübarek iftar saatinde, şehitlerimizin, gazilerimizin ruhuyla beraber söylüyorum; ne olur aynaya bakın. Amerika suçlu, İsrail suçlu, başka bir şey. Ama hiçbir suçumuz yok. Hiçbir kendimize gelip yapılan işler yok. İstikrarımız niye zayıf? O yüzden bir daha söylüyorum, İslam dünyasında bu son İran meselesinden sonra kendine gelip kendi kurumlarını, kendi hukuklarını, kendi adımlarını mutlaka atması, yerine getirmesi gerekir."
Bakan Çiftçi: "Terörsüz bir Türkiye demek daha güçlü bir Türkiye demektir"
14 Mart 2026 Cumartesi - 20:51 Bakan Çiftçi: "Terörsüz bir Türkiye demek daha güçlü bir Türkiye demektir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "23 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde atılan her adım, geliştirilen kalkınma hamleleri, temel hak ve hürriyetler noktasında yürütülen sessiz devrim, eski Türkiye’nin yapay tartışmalarının üzerine beton dökmüştür. Bu nedenle diyoruz ki; terörsüz bir Türkiye demek daha huzurlu bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye demektir" dedi. Bakan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı’nda düzenlenen iftar programında muhtarlarla bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Çiftçi, "Mübarek Ramazan ayının rahmetini, bereketini ve huzurunu paylaşmak üzere kıymetli muhtarlarımızla aynı sofrada bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cenabı Hak, tuttuğumuz oruçları, ettiğimiz duaları ve yaptığımız ibadetleri kabul eylesin. Rabbim bizleri sağlıkla, huzurla Ramazan Bayramı’na ulaştırsın. Ramazanı Şerifin ülkemize, İslam coğrafyasına ve tüm insanlığa huzur ve esenlik getirmesini niyaz ediyorum" diye konuştu. "Devlet ile millet arasında kurulan en sağlam köprülerden biri muhtarlarımızdır" Muhtarlık kurumunun önemine değinen Bakan Çiftçi, "Bu toprakların en köklü ve en önemli kurumlarından biri olan muhtarlık kurumu; demokrasimizin yerelde, doğrudan ve en güçlü temsil noktalarından biridir. Devlet ile millet arasında kurulan en sağlam köprülerden biri muhtarlarımızdır. Bu nedenle muhtarlık sadece idari bir görev değildir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluk, büyük bir temsil görevidir. Mahallesinin sesi ve hafızası olarak, huzurun ve dayanışmanın sağlanması noktasında omuzlarınızda ağır bir yük var" şeklinde konuştu. "Muhtarlık kurumu güçlü bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir" AK Parti döneminde muhtarlara verilen önemi aktaran Bakan Çiftçi, "Muhtarlık kurumu güçlü bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte mahalle kültürü toplumsal anlamda en güçlü sosyal dokularımızdan biri haline gelmiştir. Mahalleler sadece evlerin yan yana geldiği yerler değil; komşuluğun, dayanışmanın, kardeşliğin, acıyı ve sevinci ortak kılmanın mekanı olmuştur. Bu anlayıştan hareketle 23 yıllık AK Parti iktidarında, muhtarlarımıza ve muhtarlık kurumuna çok büyük önem ve değer verilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, muhtarlarımızı demokrasimizin en temel unsurlarından biri olarak görmüş ve bu doğrultuda önemli adımlar atmıştır" ifadelerini kullandı. "Güçlü bir demokrasi güçlü yerel temsil ile mümkündür" Muhtarların devletin başıyla bir araya gelmesinin demokrasiye katkılarından bahseden Çiftçi, "Milletin evi olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen muhtar buluşmaları bu anlayışın en önemli göstergelerinden biridir. Muhtarlarımızın doğrudan devletin başıyla bir araya gelmesi, sorunlarını ve taleplerini doğrudan ifade edebilmesi; temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçtiğimizin en önemli göstergesi ve adımı olmuştur. Aynı zamanda muhtarlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi, çalışma şartlarının güçlendirilmesi ve kamu yönetimindeki yerlerinin daha da sağlamlaştırılması yönünde önemli adımlar atılmıştır. Biz şuna inanıyoruz, güçlü bir demokrasi güçlü yerel temsil ile mümkündür. Muhtarlarımız ne kadar güçlü olursa mahallelerimiz o kadar güçlü olur. Mahallelerimiz ne kadar güçlü olursa ülkemiz de o kadar güçlü olur" dedi. "Milletimizin en zor zamanlarında muhtarlarımız büyük fedakarlıklar ortaya koymuşlardır" 15 Temmuz’da şehit olan Muhtar Ali Anar’ı anan Çiftçi, "Türkiye tarihin bazı dönemlerinde, büyük sınamalarla karşı karşıya kalmış büyük bir devlettir. Her seferinde milletimizin birlik ve beraberliği bu zorlukları aşmış, bizleri daha da güçlü kılmıştır. Bu süreçlerin her birinde muhtarlarımız her zaman önemli roller üstlenmiştir. Devlet ile vatandaş arasında güven köprüsü olmuşlardır. Toplumsal dayanışmayı güçlendirmişlerdir. Mahallelerde huzurun korunmasına katkı sağlamışlardır. 15 Temmuz gecesi millet iradesine sahip çıkan muhtarlarımızdan şehadet şerbetini içenler de olmuştur. Kahramankazan’ın Ahi Mahallesinin muhtarı 6 çocuk babası Ali Anar muhtarımızı nasıl unutabiliriz. Ülkemizin, milletimizin en zor zamanlarında muhtarlarımız büyük fedakarlıklar ortaya koymuşlardır" diye konuştu. "Terörsüz bir Türkiye demek daha güçlü bir Türkiye demektir" Terörsüz Türkiye sürecinde muhtarların önemi ve yerinden bahseden Bakan Çiftçi, şunları kaydetti: "Bugün ülkemizin önünde önemli hedefler bulunmaktadır. Bu hedeflerden biri de terörsüz bir Türkiye’yi inşa etmektir. Terör, sadece güvenlik meselesi değildir. Aynı zamanda toplumun huzurunu, kardeşliğini ve birlik duygusunu hedef alan istiklalimize kurulmuş bir pusudur. 23 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde atılan her adım, geliştirilen kalkınma hamleleri, temel hak ve hürriyetler noktasında yürütülen sessiz devrim, eski Türkiye’nin yapay tartışmalarının üzerine beton dökmüştür. Bu nedenle diyoruz ki; terörsüz bir Türkiye demek daha huzurlu bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye demektir. Bu hedefe ulaşma yolunda muhtarlarımızın rolü son derece önemlidir. Çünkü sizler millet iradesinin yerelde ilk temsilcilerisiniz." İftar programına katılan muhtarlara teşekkür eden Bakan Çiftçi, "Sizler sadece bir görev yapmıyorsunuz. Sizler bir gönül görevi yürütüyorsunuz. Bir aile zor durumdaysa ilk siz haberdar oluyorsunuz. Bir vatandaşın bir derdi varsa ilk size geliyor. Bir gencin elinden tutulması gerekiyorsa bunu ilk fark eden çoğu zaman siz oluyorsunuz. Sizler bu sorumluluğu büyük bir özveriyle yerine getiriyorsunuz. Bu vesileyle mahallelerimize ve köylerimize yaptığınız hayırlı hizmetler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ülkemizin dört bir yanından davetimize icabet edip iftar soframızı bizlerle paylaştığınız için de sizlere teşekkür ediyorum" dedi.
Bakan Fidan: "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir"
14 Mart 2026 Cumartesi - 20:38 Bakan Fidan: "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile Ankara’da bir araya geldi. Bakan Fidan ve Bengal mevkidaşı Rahman ikili ve heyetler arası görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Uzun süre sonra Bangladeş’te hükümetin kurularak istikrarın sağlanmasını Türkiye olarak desteklendiğini vurgulayan Bakan Fidan, Bangladeş’in hem İslam dünyasında hem de bölgesel olarak hak ettiği yeri alması gerektiğini kaydetti. "Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda mutabık kaldık" Yeni hükümet ile iyi ortaklıklar kurulacağını belirten Bakan Fidan, "Ticaret, yatırım ve savunma sanayii gibi alanlarda atabileceğimiz çok adım var. Şu anda ikili ticari hacmimiz var olan potansiyeli çok fazla yansıtmıyor, 1,3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bunu da bizim olduğu gibi yükseltmemiz gerekmekte. Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda değerli kardeşimle mutabık kaldık. Güçlenen ortaklığımız Güney Asya’nın ve bölgemizin istikrar ve refahına da doğrudan katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in Rohingya Müslümanları’na sahip çıktığını anımsatan Bakan Fidan, "Bildiğiniz gibi krizin üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı trajedi ne yazık ki devam etmekte. Bangladeş bir milyondan fazla Rohingyalı’ya ev sahipliği yaparak tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Bangladeşli kardeşlerimizin Rohingya Müslümanlarına gösterdikleri örnek misafirperverlik ve insani duruş takdire şayandır. Bizler de bu yükü paylaşmak Rohingyaların yaşadığı acıları hafifletmek ve Bangladeş’e destek olmak amacıyla yardımlarımızı hız kesmeden sürdürmekteyiz. Ülkemiz tarafından sağlanan insani yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumda. TİKA, AFAD, Türk Kızılay ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz" şeklinde konuştu. "Vahim hadiseyle ilgili olarak İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz" Türkiye’nin bulunduğu bölgenin istikrarı, güvenliği ve huzuru dış politikanın temel öncelikler arasında yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, şu ifadelere yer verdi: "Savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablonun yalnızca bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız, kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Gelinen aşamada tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği, kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceği açıktır. Türkiye olarak gayretlerimizi tamamen bu yönde yoğunlaştırmış durumdayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir. Biliyorsunuz dün ülkemize yönelen bir füze daha havada etkisi hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak İran’lı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz." "İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir" İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yumulmasının mümkün olmadığına işaret eden Bakan Fidan, "Netanyahu Hükümeti, Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürmekte ve sahadaki insani durum her geçen gün ağırlaşmaktadır. İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzelilerin başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanması acil bir önceliktir. İsrail iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeriya’da yeni adımlar atmaktadır. Batı Şeriya’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan İsrail’in Mescidi Aksa’yı ibadete kapatması bölgemize yeni bir infali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğunu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir. İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Netenyahu’nun Hizbullah’la mücadele bahanesiyle yeni bir soykırma yönelmesinden açıkçası endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir." İlk yurt dışı ziyretini Türkiye’ye gerçekleştirdiğini aktaran Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman, Türkiye ile dostane ilişkilere dikkati çekerek Bengal’in oluşumunda Türklerin çabalarını hatırlattı. "Diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz" Körfez’de başlayan çatışmaların sadece bölgedeki ülkeleri etkilemediğini belirten Rahman, "Dünyanın geri kalanında da birçok ülkeyi etkiledi. Biz bunun sonuçlarını ilk elden yaşadık. Kendi halkımızdan dört kişiyi kaybettik bu Körfez ülkelerindeki hava saldırılarında ve yaralanan vatandaşlarımız da var. Yine aynı zamanda enerji piyasasındaki dalgalanmalar da bizi çok etkiledi. Deniz nakliyatının sürdürülebilmesinde önemli sorunlar yaşadık. Bütün bunların dünyanın her yerinde ve benim halkım dahil bütün halkları etkileyecek ve sonuçlar getirecek. Biz bu çatışmanın en kısa zamanda sona ermesini ve tarafların tamamının müzakere masasına geri dönüp diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz. Filistin’le ilgili olarak sayın kardeşim biliyorsunuz bizim konumumuz sizinkine çok benzer. Biz burada gerçekleşen kıyımı Gazze’deki kıyımı kınıyoruz. Dünyanın gözleri önünde güncel dönemde hiç görmediğimiz bir kıyımdı bu. Biz burada bir yeniden inşaa sürecinin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Herhangi bir ara verilmeden Gazze halkının yardımları erişebilmesini diğer kaynaklara da erişebilmesine inanıyoruz. Bu hak onlara şimdiye kadar verilmedi" "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan önce yapılan uyarıların ve analizlerin ne kadar doğru olduğunu gördüklerini aktaran Bakan Fidan, "Bu savaşın öngörülemez bir yayılmaya gideceğini baştan söylemiştik. Belli tutumlar, tavırlar devam ederse yani bu noktada savaşın bir an önce durması ve diplomasi masasına dönülmesi gerekmekte. Aksi takdirde bölgede daha fazla bu savaşın yayılmaya başladığını göreceğiz. Bizim dediğim gibi en büyük endişemiz bölgede saldırılar devam ettikçe İran’a yönelik saldırı devam ettikçe İran’ın da bölge ülkelerine saldırıları devam ettikçe bu giderek daha büyük bir içinden çıkılamaz, sarmala dönüşecek. Bunu engellemek gerekiyor. Bu saldırıların sadece bölgedeki ülkeleri tabii ki tehdit etmekle kalmıyor. Maalesef bu savaş aynı zamanda dünya ekonomisine de büyük bir zarar verme potansiyeline sahip. Şimdiden onun ilk etkilerini dünya ekonomisi hissetmeye başladı. Umarım kalıcı olmaz. Bunun olmaması için de elimizden geleni yapıyoruz. Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. "İran’a yapılan saldırılar ve İran’ın bölge ülkelerine saldırıları bir an önce durmalı" Türkiye’nin caydırıcılık kabiliyetlerinin yüksek olduğunu ancak stratejik olarak gücü ne zaman ve nerede kullanacağı konusunda her zaman için bir fikrinin olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Bu savaş şu anda diplomasinin bir an önce işlemesi gereken bir savaş. İran’a yapılan saldırılar bir an önce durmalı. İran’ın da bölgedeki ülkelere yaptığı saldırılar durmalı ve bir an önce diplomasi masasına dönüş dönülmeli. Bu noktada diğer ülkelerde provokasyona gelmemeli. Biz bu noktada elimizden geleni yapıyoruz. İranlı meslektaşımla bu son olaydan sonra da görüştük, haberleştik. Yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını vermediklerini böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadıklarını söylüyorlar. Tabii elde de teknik yönler var, başka konular var. Biz bu iki beyan ve gerçeklik arasındaki zıtlığı açıkçası kendileriyle konuşuyoruz. Farklı düzeylerde, askeri düzeyde, bizim düzeyimizde. Bunlar şu anda konuşuluyor. Dediğim gibi bizim bir numaralı önceliğimiz savaşın daha geniş coğrafya yayılmasını engellemek, savaşın ömrünü kısaltmak, mümkün olan en kısa şekilde hemen mümkünse sonlanması ve hiçbir şekilde Türkiye’nin bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek."