Yerel Haberler
Ankara
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:14 Baba ve oğlu, köpeklerine öfkelendikleri komşusunu darp ederek ağır yaraladı Ankara’da, komşularının köpeğinin kendi köpeklerine saldırmasına öfkelenen baba ile oğlu, komşusunu demir çubukla darp etti. Ağır yaralanan yaşlı adamın hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi. Olay, 23 Nisan akşamı Ayaş’a bağlı Oltan Mahallesi’nde meydana geldi. İddialara göre, Tansel Gökmen’in (57) köpeği, komşuları N.K. ile oğlu E.K.’nin sahibi olduğu iki köpeğe saldırdı. Duruma öfkelenen baba ile oğlu ise Gökmen’i demir çubukla darp etti. Başına aldığı darbeler nedeniyle kafatası kırılan ve beyin kanaması teşhisi konulan Gökmen, Etlik Şehir Hastanesi’nde geçirdiği ameliyatın ardından yoğun bakım servisinde müşahedeye alındı. 8 gündür tedavi gören Gökmen’in hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan baba N.K. ile oğlu E.K. ise adliyeye sevk edildi. N.K. tutuklanarak cezaevine gönderilirken E.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği belirtildi. "Komşumuzun oğlu demir çubukla kocamın kafasına vurdu" Olayla ilgili konuşan Tansel Gökmen’in eşi Safiye Gökmen, "Eşimle evimizin önünde oturuyorduk. Bizim köpeğimiz, komşumuzun iki köpeği ile karşılaşınca birbirlerine saldırmaya başladılar. Eşim de komşumuzun yanına gitti ve ’Sen kendi köpeğini çek, ben de benimkini çekeyim’ dedi. O sırada komşumuzun oğlu demir çubukla kocamın kafasına vurdu. Darbeyi aldıktan sonra bayıldı. Yerde baygın halde yatarken de demirle darp etmeye devam ettiler. Oğlu, babasına ’öldürelim de kurtulalım’ dedi. O sırada ben de bağırarak tepki gösterdim. Sonra da kaçarak uzaklaştılar" dedi. "Sürekli köpeğimizle ilgili bizi rahatsız ederdi" Benzer durumlardan dolayı uzun süredir komşuları tarafından rahatsız edildiklerini ileri süren Gökmen, "Sürekli köpeğimizle ilgili bizi rahatsız ederdi. Düşmanlığı vardı. Eşimi hastanede ziyarete gittiğimde doktorlar bana, ’her şeye hazırlıklı olun’ dedi. Ben burada yalnız yaşıyorum. Hala da korkuyorum. Saldırganlardan biri hala dışarıda. Onun da tutuklanması lazım. Eşim bir haftadır hastanede. Durumu kritik. Her yerinden kan akıyordu. Şikayetçiyiz. Adalete güveniyoruz. Saldırganların dışarıda gezmesini istemiyoruz" ifadelerine yer verdi.
Bakan Güler: "Her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek en önemli görevlerimizden biridir"
17 Mart 2026 Salı - 21:27 Bakan Güler: "Her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek en önemli görevlerimizden biridir" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi kapsamında Milli Savunma Bakanlığı Atatürk Kültür Sitesi’nde gerçekleştirilen anma törenlerine katıldı. Konuşmasında, Çanakkale Zaferi’nin bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği bir direniş destanı olduğunu aktaran Bakan Güler, "Bugün 111’inci yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, kahraman ordumuzun vatan savunmasındaki azim ve kararlılığının, asil milletimizin inanç ve bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği bir direniş destanıdır. Dünyanın en güçlü donanmaları ve ordularıyla, ülkemizi işgal etmek isteyen müstevliler karşılarında, vatanı uğruna canını vermekten çekinmeyen kahraman Türk milletini ve onun şanlı ordusunu bulmuşlardır. Anadolu’nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz, Çanakkale’de sergiledikleri kahramanlıklarla, asil milletimizin yüksek karakterini ve tarih boyunca taşıdığı bağımsızlık ruhunu bütün dünyaya göstermişlerdir" açıklamasında bulundu. "Karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık"" Kaos ve istikrarsızlığa yol açan her gelişmeyi Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz edildiğini aktaran Bakan Güler, "İsrail’in önce Gazze’ye ardından Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kaos ortamı şimdi de ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırmalarıyla ve İran’ın bölge ülkelerini hedef almasıyla daha da tehlikeli bir hal almıştır. Türkiye olarak bölgemizde büyük bir kaos ve istikrarsızlığa sebep olan her gelişmeyi milli bekamız ile ülkemizin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Bu kapsamda çatışmaların son bulması için yoğun diplomatik çabalarımıza devam ederken askeri olarak da hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm tedbirleri de alıyoruz. Son gelişmelere göre de karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık" açıklamasında bulundu. "Her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek en önemli görevlerimizden biridir" Güçlü orduların yalnızca cephede değil, karargahlarda üretilen stratejik akıl ve yüksek sorumluluk bilinciyle var olduklarını vurgulayan Güler, "Yakın coğrafyamızda yaşanan istikrarsızlıklar ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini sürekli geliştirmenin ve caydırıcı bir askeri gücü muhafaza etmenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, vatanımızın ve milletimizin güvenliğini sağlamak, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumak için tüm alanlarda üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Bu noktada Milli Savunma Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve Kuvvet Komutanlıkları karargahlarımız büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler. Unutulmamalıdır ki güçlü ordular yalnızca cephede değil karargahlarda üretilen stratejik akıl, sağlam planlama ve yüksek sorumluluk bilinciyle vardır. Bu yüzden çok boyutlu değerlendirme yeteneğiyle her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir" diye konuştu. "Güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak bu, en başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakarlıkları sayesindedir" Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayisinin, yüksek teknolojiye sahip sistemlerle ordunun gücüne güç kattığını belirten Güler, şu ifadelere yer verdi: "İçinde bulunduğumuz kritik süreçte güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmanın yanı sıra iç cephemizi güçlü tutmak ve yerli milli savunma sanayimizi daha ileri seviyelere taşımak da bir o kadar hayati önemdedir. Bu çerçevede yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz savunma sanayimiz yüksek teknoloji ürünü sistemlerle, ordumuzun gücüne güç katmakta, ülkemizin stratejik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Nitekim devletimizin, Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye hedefi de bu çalışmalarımızın önemli bir ayağını teşkil etmektedir. Bu tarihi süreç, güvenlik ve huzurun kalıcı hale gelmesi kadar; kardeşliğimizin ebedi kılınması, çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Şüphesiz bugün, güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak ve bu tarihi süreci yürütebiliyorsak bu, en başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakarlıkları sayesindedir. Özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak hiçbir adım şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere zarar vermeyecektir." "Şehitlerimiz ve gazilerimiz bu milletin onurudur" Güler, başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere tüm kurumların, şehit yakınları ve gazilerin hayatlarını kolaylaştırmak adına büyük bir gayret gösterdiğini ifade ederek, "Şehitlerimiz ve gazilerimiz bu milletin onurudur; siz kıymetli ailelerimiz de bu onurun yaşayan emanetlerisiniz. Öyle ki sizler, tarifsiz acılarınızı yüreğinizde taşımanıza rağmen vakur duruşunuzdan asla taviz vermediniz. Sabrın, metanetin ve asaletin, ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Dolayısıyla sizler, başımızın tacısınız ve ne yaparsak yapalım fedakarlıklarınızın karşılığının olmadığının bilincindeyiz. Haklarınızı asla ödeyemesek de başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere tüm kurumlarımızla sizlerin hayatını kolaylaştırmak ve her türlü ihtiyacınızda yanınızda olmak için büyük bir gayret göstermekteyiz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm imkanlarımızla her zaman yanınızda durmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi kapsamında düzenlenen tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından şehit aileleri onuruna verilen iftar programıyla sona erdi.
Bakan Fidan: "İsrail’in yaptığı siyasi suikastlerin bir an önce son bulması gerekiyor"
17 Mart 2026 Salı - 21:03 Bakan Fidan: "İsrail’in yaptığı siyasi suikastlerin bir an önce son bulması gerekiyor" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada konuşan Bakan Fidan, toplantıda bölgesel ve küresel meselelerde fikir alışverişinde bulunduklarını aktararak gerçekleştirilen ziyaretin iş birliklerine ivme kazandıracak kritik bir eşik olduğunu söyledi. Görüşmede savunma sanayii alanındaki ortaklıkların da ele alındığını aktaran Fidan, bu iş birliğinin üst seviyelere çıkarılması yönündeki güçlü iradelerini de bir kez daha ortaya koyduklarını ifade etti. "Krizin yayılmasını önlemek için yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz" Fidan, toplantıdaki gündem maddelerinden birinin İran’daki gelişmeler olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Körfez’e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız. Bölgemizde yaşanan savaşın Rusya ile Ukrayna arasında barışın tesisi önlük gayretleri sekteye uğratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) şartının temel ilkeleriyle uyumlu kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz." İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için ağır sonuçlar doğurduğuna da değinen Fidan, "İsrail’in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemelidir" diye konuştu. Bakan Fidan, İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşın gelme ihtimalini ön gördüklerini belirterek, diplomasinin yolunu açmaya yönelik ve durumun daha kötü bir noktaya gelmemesi için yapabileceklerine ilişkin çalışmalar yürüttüklerini söyledi. "İsrail’in yaptığı siyasi suikastlerin bir an önce son bulması gerekiyor" Konuşmasının devamında Fidan, "Son birkaç gündür gördüğümüz iki tane husus var. Birincisi savaşın Lübnan’da da yaygınlaşmaya başladığını görüyorsunuz. İkincisi Irak’ta giderek daha çetrefili bir hale konu geliyor. Dolayısıyla İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması gerektiği konusundaki gayretlerimiz bitmiyor. Diğer taraftan İsrail’in siyasi suikastleri özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler gerçekten illegal faaliyetler yani bunların da bir an önce son bulması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum" Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum" açıklamasında bulundu. "Uluslararası kamuoyunun her platformda yaptığı Lübnan’ın işgalini durdurma çaresi son derece yerinde" Bakan Fidan, Gazze’de yaşanan soykırıma ve İsrail’in ateşkes ihlallerine ilişkin şunları söyledi: "Gazze barış planının öyle veya böyle hayata geçmesi için ne yapılması gerekiyorsa hem biz hem müttefiklerimiz elinden geleni yapıyorlar. Özellikle insani yardımlar konusunda ve devam eden görüşmeler, kurulların hayata geçirmesi, işleyişleri bu konulardaki mesaimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Lübnan’da değerli meslektaşımın da ifade ettiği gibi şu anda özellikle sayıları 800 bini aşmış bir milyona doğru giden bir nüfusun yerlerinden edilmiş olması artık bunlar şu anda ülke içerisinde yerlerinden edilmiş durumdalar. Ama savaş ve işgal yaygınlaşma gösterirse bunun kalıcı bir mülteci krizine ve ülkelerinin sınırları dışında yer arayan sığınmacılara dönme ihtimali var. Bunun bir an önce durması gerekiyor. Dolayısıyla uluslararası kamuoyunun her platformda yaptığı Lübnan’ın işgalini durdurma çaresi son derece yerinde. Biz de buna güçlü bir sesle destek veriyoruz. Destek vermeye devam edeceğiz." Bakan Fidan’ın ardından konuşan Kanada Dışişleri Bakanı Anand ise iki ülke arasındaki ilişkilerin pozitif bir ivmede ilerlediğini ve bunu devam ettirme konusunda kararlı olduklarını dile getirdi. "Birlikte yapacağımız çalışmalar mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak" Orta Doğu’da yaşananları geniş bir biçimde ele aldıklarını söyleyen Anand, "Bizim birlikte yapacağımız çalışmalar, buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail; tamamen keyfi sebeplerle Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor"
17 Mart 2026 Salı - 20:53 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail; tamamen keyfi sebeplerle Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail; tamamen keyfi sebeplerle, hiçbir yetkisi olmadığı halde ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen gazeteci ve yazarlarla iftar programına katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Murat Keklikçi’nin yanı sıra haberleri, yazıları ve ilkeli duruşları ile basınımıza önemli değerler katan fakat ne yazık ki artık aramızda olmayan gazetecilere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Filistin başta olmak üzere çatışma bölgelerinde zor bir görevi icra ederken can veren tüm medya mensuplarını şükranla anıyorum. Bilhassa İsrail’in Gazze’deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemali hürmetle anıyorum. İftarımıza iştirak eden siz değerli konuklarımıza bu güzel buluşma için İletişim Başkanlığımıza tebriklerimi iletiyor, buluşmamızın basın camiamız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. Gazeteci ve yazarların toplumun hafızasını ifade ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Değerli arkadaşlar, bir hususu konuşmamın hemen başında ifade etmek isterim. Sizlerin de bildiği üzere gazeteciler ve yazarlar toplumun bir anlamda hafızasını teşkil eder. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmek de yaşadığımız çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımak da büyük bir sorumluluk gerektirir. Bu mesuliyet bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette, bazen bir köşe yazısında, kimi zaman da uzun yıllar okunacak bir kitapta kendisini gösterir. Artık uğurlamak üzere olduğumuz Ramazan ayı insanın hem kendisiyle hem toplumla olan ilişkilerini yeniden düşünmesine, değerlendirmesine, kendisini sorgulamasına zemin hazırlayan müstesna bir zaman dilimidir. Özellikle gazetecilik ve yazarlık gibi hakikatin peşinde olan mensupları için bu mübarek günler ayrı bir mana ve ehemmiyet arz eder. Sizler kaleminizle, sözünüzle, emeğinizle bu toplumun düşünce iklimine çok çok önemli katkılar yapıyorsunuz. Gerektiğinde eleştirerek, gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise takdir ve teşvik ederek hayati bir kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz" şeklinde konuştu. "Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük son derece mühim ve kritiktir" Dezenformasyonla mücadelenin devam ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm bunların yanında çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor, haberin kaynağına iniyor, en objektif, en güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz. Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde, kimi zaman kriz ve afet bölgelerinde, kimi zamanda en zorlu arazi ve iklim koşullarında toplumun doğru ve teyit edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına yürekten teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Değerli arkadaşlar, güçlü bir toplum yapısı ancak sağlıklı bir bilgi akışıyla mümkündür. Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde gazetecilik toplum için adeta pusula işlevi görür. Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük bu anlamda son derece mühim ve kritiktir" ifadelerini kullandı. "İletişim Başkanlığımızla gerekse diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz" İletişim Başkanlığı ile dezenformasyonla mücadele konusunda sürecin devam edeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler çok daha yakından tecrübe ediyorsunuz. Bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu hız aynı zamanda yanlış, taraflı, zararlı, yapay ve maksatlı içeriklerin de yayılmasını kolaylaştırıyor. Teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin önüne geçebiliyor. Bizde sıkça tekrarlanan meşhur bir söz vardır. Doğru ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır. Ne yazık ki bugün hakikat ötesi çağ adı verilen tam da böyle bir dönemin içindeyiz. Bu sorun sadece ülkemizin değil tüm dünyanın yüzleştiği çözüm aradığı bir tehdit haline dönüşmüş durumda. Tabi bizler devlet olarak gerek İletişim Başkanlığımızla gerekse diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Fakat bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere de önemli görevler düşüyor. Burada Nizamülmülk’e atfedilen bir sözü siz kalem ve fikir erbabımıza bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz. Bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye varacağının sınırı belirsizdir. Değerli dostlarım, mesele bizim için işte bu kadar açık ve nettir. Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla, milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir. Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini, Türkiye’nin imaj ve itibarını hedef alan karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum. Şunun da altını çizmek istiyorum. Her cephede adeta bir hakikat savaşı verdiğimiz bu dönemde medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, daha aktif ve etkili olmasını bekliyoruz. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen küresel sistemin tarihi bir kırılmaya da gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulması gerekiyor. Bakınız şu an bölgemizde İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor" dedi. "İsrail; tamamen keyfi sebeplerle Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor" Açıklamalarına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail tamamen keyfi sebeplerle hiçbir yetkisi olmadığı halde ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze’yi ardından Yemen ve Lübnan’ı son olarak da İran’ı hedef alan saldırılarının amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. Saldırılarla eş zamanlı olarak vaat edilmiş topraklar hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir. Eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin fikri hür, kalemi özgür, zihni berrak, milletin değerlerinden beslenen gazetecilere ihtiyacı var" Türkiye’nin fikri hür gazetecilere ihtiyacı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "İşte bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup tüm bu gerçeklerin bu barbarlığın bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir. Dünyada söz ve etki sahibi bir ülke olduğumuzun bilinciyle artık ufkumuzu genişletmeli, sınırlarımızın ötesini de hedeflemeli geniş bir coğrafyada takip edilen gazetecilere, gazetelere ve televizyonlara sahip olmalıyız. Özellikle meslekte kıdemli gazetecilerimizin hem çalıştıkları kurumları hem de kendilerini bu noktada bir eğitmen, daha doğrusu bir mentor olarak görmeleri gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin ve açıkçası geniş coğrafyamızın fikri hür, kalemi özgür, zihni berrak, vicdanlı, donanımlı ve milletin değerlerinden beslenen gazetecilere ihtiyacı var. Hiç şüphesiz bunları da yetiştirecek olanlar sizlersiniz. Bu hedef doğrultusunda ortaya koyacağınız çabalarda daima yanınızda olacağımızı bilmenizi istiyorum." "Manşetleriyle hükümetler kurup hükümetler deviren medya baronları artık eski Türkiye’de kaldı" Milli iradeye ve siyaset kurumuna ayar veren medya düzeninin geride kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kıymetli misafirler, insanların doğru bilgiye rahatlıkla ulaşabildiği, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği ve hakikatin merkeze yerleştiği güçlü bir medya hepimiz için hayati önemdedir. Ancak Türkiye uzun yıllar bu atmosferin özlemini çekmiştir. Televizyon ekranları, gazete köşeleri, dergi sayfaları on yıllar boyunca tek tipçi, tek sesli ve üstenci bir zihniyete mahkum olmuştur. Geçmişte öyle günler yaşadık ki farklı sesler susturuldu. Halkın tarafsız haber alma hakkı engellendi. Medya organları toplum ve siyaset mühendisliğinin aparatı olarak hoyratça kullanıldı. Ama şimdi bunların hemen hepsi mazide kaldı. Manşetleriyle hükümetler kurup hükümetler deviren medya baronları artık eski Türkiye’de kaldı. Millete parmak sallayan millete tepeden bakan vesayetçiler adına milli iradeye ve siyaset kurumuna ayar veren medya düzeni artık geride kaldı" diye konuştu. "Ramazan Bayramınızı tekrar tebrik ediyorum" Herkesin bayramını şimdiden kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalemini ve köşesini anti demokratik güç odaklarına kiralayan silahşörler artık geride kaldı. Haber bültenlerinde cuma namazına giden öğrencilerin hedef gösterildiği karanlık günler figürleri ve figüranlarıyla birlikte artık geride kaldı. Bugün her bakımdan daha özgür, daha çoğulcu renkli bir basın ve yayın iklimine sahibiz. Sizlerin de gayretleriyle bu iklimi koruyup güçlendirmek arzusundayız. İmtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da inşallah bir daha o eski günlerin hortlatılmasına izin vermeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle iftarımızı teşrif eden siz kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum. Ramazan-ı Şerif’inizi ve inşallah Cuma günü vasıl olacağımız Ramazan Bayramınızı tekrar tebrik ediyorum" dedi.
Baharın habercisi olan leylekler, Ankara’ya ulaştı
17 Mart 2026 Salı - 19:09 Baharın habercisi olan leylekler, Ankara’ya ulaştı Baharın habercisi olan leylekler, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan çıktıkları binlerce kilometrelik zorlu göç yolculuğunun ardından Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine ulaştı. Baharın habercisi olan leylekler, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan çıktıkları binlerce kilometrelik zorlu göç yolculuğunun ardından Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine ulaştı. Uzun ve yorucu yolculuğun ardından ilçede bulunan Leylek Oteli’ne yerleşen leylekler, baharın gelişini bir kez daha müjdeledi. Kızılcahamam’da doğaya ve yaban hayatına destek olmak amacıyla ilçede yaşayan bir iş insanı tarafından yaptırılan Leylek Oteli, bu yıl da göçten dönen leyleklere ev sahipliği yapıyor. Yüksek direkler üzerine kurulan ve leyleklerin güvenle konaklayabileceği şekilde hazırlanan yapı, her yıl çok sayıda leyleğin uğrak noktası haline geliyor. Baharın müjdecisi olarak bilinen leylekler, her yıl Afrika ve Orta Doğu’dan göç ederek Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine geliyor ve yaz aylarını kendileri için hazırlanan Leylek Oteli’nde geçiriyor. İlçede doğal yaşamın bir parçası haline gelen bu görüntüler, hem vatandaşların hem de doğa severlerin ilgisini çekiyor. Yaklaşık 10 bin kilometrelik yolculuğun ardından Türkiye’ye ulaşan leylekler şu günlerde çiftleşme döneminde bulunuyor. Her yıl neredeyse aynı dönemlerde Leylek Oteli’ne gelen leyleklerin nisan ayında yumurtlaması, mayıs ayında ise yavrularına kavuşması bekleniyor. Kızılcahamam’da baharın gelişinin en güzel simgelerinden biri olarak görülen leylekler, gökyüzünde oluşturdukları görüntüler ve yuvalarında başlayan yeni yaşam döngüsüyle doğanın uyanışını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur"
17 Mart 2026 Salı - 18:38 Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin, "GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlenen törenle Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin önemli bir belgeyi takdim etti. Bakan Uraloğlu, GÖKBEY helikopterinin hava aracı, motor veya pervane tasarımının ve performansının uçuşa elverişliliğini gösteren sertifikayı, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’e düzenlenen törenle takdim etti. Törende konuşan Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, GÖKBEY’in bu başarının somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Sertifikanın, helikopterin uluslararası standartlara uygunluğunu ortaya koyduğunu ifade eden Uraloğlu, yerli ve milli üretim hamlelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini dile getirdi. Savunma Sanayii Başkanı Görgün ise GÖKBEY’in geliştirilmesinde emeği geçen tüm kişilere teşekkür ederek, alınan sertifikanın Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisine önemli katkı sağlayacağının altını çizdi. "Dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk" Teknoloji ve savunma mekanizmaları konusunda Türkiye’nin dünyada önde gelen ülkeler arasına girdiğini belirten Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; son 24 yılda yerli sanayimizi geliştirerek, savunma sanayi ürünleri, makine, medikal, ulaştırma, elektrik-elektronik ve haberleşme sektörleri gibi birçok stratejik alanda yüksek teknolojiye sahip milli ürünlerimizle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Kendi otomobilimizi, haberleşme ve gözlem uydularımızı, savaş uçaklarımızı, helikopterlerimizi, gemilerimizi, elektrikli trenlerimizi üreterek tarihe damga vuran bir süreç yaşadık. Savunma sanayii alanında dünya güç dengelerini değiştiren İHA/SİHA teknolojilerimizle başladık. Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma gibi platformlarla gökyüzünde söz sahibi olduk. MİLGEM projesiyle kendi savaş gemilerimizi, TCG Anadolu ile dünyanın ilk SİHA gemisini denize indirdik. Togg ile otomobil hayalimizi gerçeğe dönüştürdük, TÜRKSAT 6A ile uzayda kalıcı iletişim gücümüzü gösterdik ve uydu ihracatçısı ülkeler arasına yükseldik. Elektrikli trenlerimiz, sürücüsüz metrolarımız, milli banliyö trenlerimiz raylara indi. Bu başarılar, milletimizin azmi, devletimizin kararlı desteği ve mühendislerimizin alın teriyle yazılmış hikayelerdir" diye konuştu. "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) bu projede önemli bir yere sahip olduğunu da ayrıca ifade eden Uraloğlu, "TUSAŞ’ın 1973’te iki küçük kulübede başlayan bağımsızlık yolculuğu, bugün 4 milyon metrekarelik dev tesislerde, KAAN’dan HÜRJET’e, ANKA’dan ATAK-2’ye kadar dünya çapında projelerle taçlandı. Başlangıçta sivil amaçlı tasarlanan GÖKBEY, 23 Mart 2016’da yapılan başvuruyla başlayan, tam 10 yıllık yoğun bir süreç sonunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün verdiği tip sertifikasına kavuşmuş oldu. 600’den fazla teknik toplantı, 180’den fazla sertifikasyon testi, yaklaşık 18 bin uçuş test noktası, 800’den fazla uyum dokümanı ve Şubat’ta gerçekleştirilen doğrulama uçuşları. Tüm bunlar, CS-29 standartları başta olmak üzere uluslararası gerekliliklere tam uyumlandı. Üstelik bu süreç, Kamusal Dönüşüm Modeli kapsamında geliştirilen KDM-ERP Sertifikasyon Modülü ile tamamen dijital ortamda, kanıt bazlı ve şeffaf bir şekilde yürütüldü. Artık ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Brezilya gibi köklü havacılık sistemlerinin yanına gururla kendi bayrağımızı da bu şekilde dikmiş oluyoruz. Bu, sadece teknik bir başarı değil; tam anlamıyla teknolojik egemenlik, milli irade ve bağımsızlık manifestosudur. GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" şeklinde konuştu. "İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz" GÖKBEY’i ilk olarak Sağlık Bakanlığına teslim edeceklerini ve bugün itibarıyla 75 helikopter için sipariş aldıklarını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, "Bugün itibarıyla 75 helikopterimiz için firmamız sipariş almış ve üretime başlamış durumda. İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz. Yıl sonuna doğru ikinci helikopteri, 2027 yılı ortalarında da üçüncü helikopteri teslim etmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek"
17 Mart 2026 Salı - 18:28 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır"
17 Mart 2026 Salı - 18:20 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
Bakan Göktaş: "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız"
17 Mart 2026 Salı - 16:03 Bakan Göktaş: "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi töreninde yaptığı konuşmada, "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" dedi. Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi töreni Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında gerçekleştirildi. Bu kapsamda 661 kişi kamu kurumlarına yerleştirildi. Törende bir konuşma yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, atanan kurada atanan kişilere görevlerinde başarılar diledi. Şehit ve gazilerin fedakarlıklarını, daima hürmetle hatırlamanın ve onların onuruna layık bir hassasiyetle hareket etmenin görevleri olduğunu aktaran Göktaş, "Şehitlerimize ve gazilerimize gösterilen vefa, millet olma şuurumuzun en güçlü ifadelerinden biridir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği, şehit ailelerimize, gazilerimize ve gazi yakınlarımıza gösterilen vefanın en güçlü teminatı olmuştur. Bu doğrultuda Bakanlık olarak, milletimizin emaneti olan siz kıymetli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıran hizmetleri her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan istihdama kadar uzanan kapsamlı bir destek sistemini yürütmeye devam ediyoruz. Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi her fırsatta ziyaret ediyor, yanlarında oluyoruz" ifadelerini kullandı. "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" Göktaş, şehit ve gazi yakınlarını her fırsatta ziyaret ettiklerini ve onların yanında olduklarını belirterek "Bu amaçla, 2017’den bugüne kadar 868 bin 450 ziyarette bulunduk. 81 ilimizde düzenlediğimiz "Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları" ile gençlerimizi, şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya getiriyoruz. Yaptığımız düzenlemelerle şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımız için kamuda istihdam hakkını genişleterek 51 bin 947 atama gerçekleştirdik. Biraz sonra gerçekleştireceğimiz 661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız. Bunun yanı sıra 255 bin 504 kişiye ulaşımdan ücretsiz yararlanmaları için seyahat kartlarını teslim ettik" şeklinde konuştu. "Sizlere minnet duygumuzu en iyi şekilde ifade etmek için çabalıyoruz" Geçtiğimiz günlerde sosyal konut seferberliğini başlattıklarını hatırlatan Göktaş, "Bu doğrultuda Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Çevre Şehircilik Bakanımıza da çok teşekkür etmek istiyorum. Biz sadece şehitlerimizi belli günlerde anan bir devlet değiliz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her gün sizleri anıyor sizlerin yanında olmayı yönelik bütün çalışmalarımız sizleri daha iyi şartlarda sizlere minnet duygumuzu en iyi şekilde ifade etmek için çabalıyoruz ve bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. "Bugün itibarıyla, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını da başlatıyoruz" Hizmetlerinin kapsamını genişletmek için kurumlar arası iş birliklerine de büyük önem verdiklerine değinen Bakan Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Türk Hava Yolları’nın yanı sıra AJET ile yaptığımız iş birliğiyle şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımıza yönelik ulaşım imkanlarını daha da genişlettik. Öte yandan, Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle, şehit yakını ve gazilerimizin Merkezi Hekim Randevu Sisteminden öncelikli randevu almalarını sağladık. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle, geçtiğimiz yıl ilk kez evsel doğalgaz faturalarında yüzde 50 indirim uygulamasını hayata geçirdik. Ayrıca, özel öğretim kurumlarında şehit ve gazi çocuklarımız için ilave ücretleri de kaldırdık. 81 ilimizde hayata geçirdiğimizi Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşan Projesiyle, şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımızın kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımını teşvik ediyoruz. ‘Şehit Gazi Mobil Uygulamasıyla’ bu alandaki hizmetlerimizi daha erişilebilir kıldık. Bir müjdemizi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün itibarıyla, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını da başlatıyoruz. Daha önce ücretsiz seyahat kartından yararlanmış ancak yaş şartı nedeniyle bu kartlarını iade etmiş evlatlarımız, Şehit Gazi Mobil Uygulaması üzerinden tanıtım kartlarına erişebilecekler. Sistemde kaydı bulunmayan vatandaşlarımız ise başvurularını e-Ailem üzerinden kolaylıkla gerçekleştirebilirler. Bu yeni uygulamamızın da hayırlı olmasını diliyorum." "Şehitlerimizin aziz hatıraları, gönüllerimizde ebediyen yaşayacak" Göktaş, Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle birlikte güvenliğin ve istikrarın kalıcı hale geldiği bir geleceğe emin adımlarla yürüdüğüne dikkati çekerek, "Bunda hiç şüphesiz, milletimizin huzuru ve birliği uğruna bedel ödeyen şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakarlığı büyük bir pay sahibidir. Şehitlerimizin aziz hatıraları, gönüllerimizde ebediyen yaşayacak. Devletimiz, sizlerin fedakarlıklarını asla unutmayacak. Bu vesileyle bir kez daha aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Siz kıymetli ailelerine, gazilerimize sağlıklı ömürler diliyorum. Biraz sonra kura ile belirlenecek yeni görev yerlerinizin hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnanıyorum ki, kamu hizmetinde göstereceğiniz gayret ve sorumluluk, devletimize güç, ülkemize değer katacaktır" ifadelerine yer verdi.