Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Mavi Vatan-2026 Tatbikatının Filli Atış Safhası başladı
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:50:04
Deniz Kuvvetlerince, 3-9 Nisan tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de Donanma Komutanlığı koordinesinde Mavi Vatan-2026 Tatbikatının Fiili Atış Safhası başladı. Türk Deniz Kuvvetleri’nin en büyük tatbikatlarından olan ve 3-9 Nisan tarihlerinde icra edilen Mavi Vatan-2026 tatbikatının son günü, Fiili Atış Safhası ile başladı. Tatbikatın amaçları arasında, katılacak unsurların harekata hazırlık seviyelerini yükseltmek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı komutanlıkların karargah ve hareket merkezlerinin sevk ve idare etkinliğini denemek, karargah personeli ve tatbikata katılan unsurların çok tehditli ortamda, muhakeme, öngörü ve karar vermek yeteneklerini değerlendirmek, diğer Kuvvet Komutanlıkları ve kamu kurumları ile müşterek çalışabilirlik usullerini geliştirmek yer aldı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun da takip ettiği tatbikat, Akdeniz açıklarında bugün de devam edecek.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:42
Tarım ve Orman Bakanlığından Kars’taki mera kullanımının yasaklandığı iddialarına yalanlama
Tarım ve Orman Bakanlığı, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Tarım ve Orman Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Bakanlık, tüm illerde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımının belirli bir takvim çerçevesinde yürütüldüğünü ve 10 Nisan tarihinde başladığını açıkladı. Aynı zamanda Bakanlık, daha erken tarihte meraya çıkılmamasının meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesinden kaynaklı olduğunu vurguladı. "Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu durum bir ‘mera yasağı’ değildir. 4342 sayılı Mera Kanunu gereği, ülkemizin tüm illerinde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımı belirli bir takvim çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda, Kars’ta 2026 yılı otlatma sezonu 10 Nisan tarihinde başlamaktadır. Bu tarihten önce meraya çıkılmamasının nedeni; meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesidir. Belirtilen tarihlerden önce meralarda otlatma yapılması meraların vejetasyon yapısının bozulmasına ve ot veriminin azalmasına sebep olmaktadır. Bakanlık olarak yetiştiricilerimizin bu süreçte mağduriyet yaşamaması için, Ani köyü sınırları içerisinde bulunan bir alan 1 Kasım 2025 - 10 Nisan 2026 tarihleri arasında kışlak olarak kullanıma açılmıştır. Öte yandan, Ani köyüne ait meralarda geçmiş yıllarda aşırı otlatmaya bağlı tahribat oluştuğu için de bir mera ıslah projesi yürütülmektedir. Bu çalışmalar, meraların daha verimli hale getirilmesi ve üreticilerimizin uzun vadede daha güçlü bir üretim yapabilmesi için uygulanmaktadır. Ayrıca, il ve ilçe müdürlüğü teknik ekiplerimiz tarafından sahadaki yetiştiricilerimizle düzenli iletişim sağlanmakta, gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeler yapılmaktadır. Üreticilerimizin yanında olmaya, meralarımızı korumaya ve hayvancılığımızı sürdürülebilir şekilde güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:30
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açış konuşmasını yapan Duran, günümüzde uluslararası sistem açısında yeni bir konjonktürle karşı karşıya olunduğunu belirterek "NATO ittifakı tekrar güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıyadır. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda birbiriyle farklı başlıklarda kesişen çok sayıda krizin aynı anda yaşandığını; uluslararası sistemi ayakta tutan yapılarda ciddi kırılmaların meydana geldiğini görüyoruz. Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzen, çok boyutlu ve derin bir kırılma yaşamaktadır. Geçici bir kriz döneminden çok kalıcı ve yapısal bir dönüşüm evresi olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç; yeni sorunları beraberinde getirdiği gibi, doğal olarak da yeni çözümlere olan ihtiyacı da perçinlemektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye, NATO’ya ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir" Duran, Türkiye’nin NATO’ya katkı sunabilecek güçte olduğunu vurgulayarak "NATO’nun yapısal savaş ortamında kendini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır. Türkiye, bu bağlamda NATO’ya, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir. Aynı şekilde NATO da Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çok önemli bir ittifaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel sistemde bir eskalasyon endişesini doğurduğunu belirten Duran, süren gerilimin, dünyanın farklı noktalarındaki krizleri de etkilediğini ve bu krizlerin çatışmalara evrilme ihtimalini canlı tuttuğunu ifade etti. "BM çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır" Duran, "Birleşmiş Milletler (BM), çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler NATO’nun kendi içindeki dayanıklılığını ve iş birliğini tahkim etmesinin ne denli hayati olduğunu bizlere göstermektedir. NATO güçlü olduğu ölçüde müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek; dayanıklılığını geliştirdiği nispette krizlere yapıcı çözümler sunabilecektir. Türkiye bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir. Türkiye, ittifaka ‘istikrar’ başta olmak üzere farklı bağlamlarda kritik katkılar sağlayan bir ülkedir" diye konuştu. "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihsel bağlamı nedeniyle Ortadoğu’da sözü geçen bir aktör konumunda olduğunu aktaran Duran, "Aynı zamanda Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır. Bu güvenlik perspektifiyle ülkemiz; askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alandaki tehditlerle iletişim sahasında oluşan riskleri bütüncül biçimde ele almakta, sert güç ve yumuşak gücünü entegre biçimde kullanarak güvenliğini tesis etmektedir" açıklamasında bulundu. "Her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz" Duran, Türkiye’nin, barış ve istikrarı esas alan dış politikasıyla bölgesinde bir bir barış yurdu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, ABD ile İran arasında 2 haftalık ateşkesin sağlanmasına da ciddi katkılarda bulunmuştur. Aslında Türkiye, krizin savaşa evrilmemesi için diplomasinin tüm imkanlarını en baştan itibaren devreye sokmuştu. Liderler arasında diyalog kurma girişimi de dahil olmak üzere farklı inisiyatifleri ortaya koyduk. Tarafları İstanbul’da bir araya getirerek çatışma iklimine meydan vermemenin, barışı sağlamanın mücadelesini gösterdik. Bölge ülkeleriyle temasa geçerek farklılıkları minimum seviyeye düşürmeye çalıştık. Savaş başladıktan sonra ise, ABD ve İran ile doğrudan görüşmeler de dahil geniş bir diplomatik seferberlik ilan ettik. Savaşın bölgeye yayılmaması için bölge ülkeleriyle ikili temaslar gerçekleştirdik. 20’nin üzerinde küresel aktörle ikili temaslar gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz." "Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyoruz" Bölgede sağlanan ateşkese rağmen Netanyahu hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırıları ile barış ve istikrarı tesis etmeye yönelik uluslararası adımları hedef aldığını anlatan Duran, "Türkiye olarak Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyor, uluslararası toplumu bir an evvel harekete geçmesi gerektiğinizi hatırlatıyoruz Buraya kadar ele aldığımız tüm süreçler, Türkiye’nin küresel barış ve istikrar açısından ne kadar önemli bir aktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda NATO Zirvesi’nin bu yıl Ankara’da gerçekleşecek olması da ayrıca anlamlıdır. Böylesi stratejik önemi haiz bir ülkenin başkentinde liderlerin vereceği mesajlar, NATO’nun geleceği açısından büyük ölçüde belirleyici olacaktır" dedi. "Barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır" Dezenformasyon, algı yönetimi, yapay zeka tabanlı sahte içerikler ve daha nice unsurların çatışma ve savaşların bir parçası haline geldiğine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "İletişim alanında hibrit tehditler ve bunların karşısında devletler, enformasyon trafiğinin tamamını kapsayacak bütüncül bir stratejik yaklaşımı ortadadır ve bunu benimsemek zorundayız. NATO da üye ülkelerin stratejik iletişim kapasitelerinin arttırılmasını öncelikleri arasına almıştır. Bugün NATO kapsamında dayanıklılığın pekişeceği yeni bir stratejik konumlanmadan söz edeceksek, mevcut küresel krizleri iletişim bağlamında da derinlemesine irdelememiz; bu alanda geliştirilecek iş birliği imkanları üzerine fikir teatilerinde bulunmamız gerekmektedir. Zira modern çağda barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi, mutlaka ama mutlaka hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:58
İş arayanlar ve işverenler aynı masada buluştu
Ankara Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni iş kapıları aralamak amacıyla işverenlerle iş arayanları buluşturdu. Pursaklar Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne bağlı İstihdam Şefliği, ilçe halkının istihdamını artırmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Pursaklar’da iş arayanlarla işverenler aynı masada buluştu, yüzlerce kişi yeni bir başlangıç için ilk adımı attı. ‘‘Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz’’ Farklı sektörlerde personel ihtiyacını karşılamaya yönelik düzenlenen görüşmelerle iş arayan vatandaşlara önemli fırsatlar sunulduğunu belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Göreve geldiğimiz günden bu yana iş arayan vatandaşlarımız ile eleman ihtiyacı duyan işverenlerimiz arasında güçlü bir köprü kurmaya gayret ediyoruz. İş arayanlarla işverenleri bir araya getirerek, vatandaşlarımızın farklı alanlarda iş imkânlarına ulaşmasını sağlıyoruz. Aynı zamanda işverenlerin de ihtiyaç duydukları personeli hızlı ve doğru şekilde temin etmelerine yardımcı oluyoruz. Önümüzdeki süreçte de istihdam odaklı projelerimizi artırarak sürdürecek, daha fazla işverenle iş birliği yaparak daha fazla vatandaşımıza ulaşacağız. Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Marketler Zinciri’nin Pursaklar’da yeni açılacak olan şubesi için 20 erkek-kadın personel alımı nedeniyle şarküteri, kasap, manav, unlu mamuller, kasa, reyon kısımlarında çalıştırılmak üzere deneyimli veya deneyimsiz 252 kişiyi arayan Pursaklar Belediyesi, 49 kişiden olumlu cevap alırken, sosyal medyadan görüp gelen 121 kişi ile birlikte toplam 138 kişi ile iş görüşmesi gerçekleştirdi. Belediye Meclis Toplantı Salonundan gerçekleştirilen görüşmelerin ardından firma yetkililerinin yapacağı nihai değerlendirme sonucunda işe alınacak adayların belirleneceği bildirildi. Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni istihdam fırsatları sunmaya yönelik çalışmalarını sürdürüleceğini vurguladı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 23:44
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Polis Teşkilatı’nın 181. yılını kutladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğü personeli polisler tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gelişinde Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğü personeli olan polisler tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi avlusunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, silahlı özel harekat polislerinden oluşan tören kıtasını selamladı. Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yapılan karşılamada, Cumhurbaşkanlığında farklı birimlerde görev yapan polisler ile çeşitli spor branşlarında başarı elde eden polisler de yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, polis memurlarıyla günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 23:21
Bakan Gürlek’in sözleri sahada karşılık buldu
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in "Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" sözleri, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü rüşvet ve uyuşturucu soruşturması ile karşılığını buldu. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü rüşvet ve uyuşturucu soruşturması, devletin kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in "Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" sözleri, Gaziantep’te gerçekleştirilen operasyonla somut karşılığını buldu. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturma ile adliye içinde kurulan kirli ağ deşifre edilirken, TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan duruma tepki gösterdi. Akdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Kimse helal olsun demesin" diyerek şu ifadeleri kullandı: "Konu arefe gününden bugüne gündemde. Çürütmek istediler ve bugün kokusu ortaya çıktı. Durum şöyle: Gaziantep’te arefe günü 18 yaşından küçük bir kız çocuğunun babası adliyeye geliyor ve bir katibi işaret ederek ‘Bu adam benim çocuğumu uyuşturucuya alıştırdı’ diyor. Babanın taciz ve hatta tecavüz iddiası da var. Katip gözaltına alınıyor, sonra tutuklanıyor. Tutuklanınca hırslanıyor ve ‘Bildiğim her şeyi anlatacağım’ diyor." Öte yandan soruşturmadaki bilgiler, Akdoğan’ın ifadelerinin gerçek dışı olduğunu ortaya koydu. Umut Akdoğan ilk ihbarın arefe günü geldiğini öne sürerken, ilk ihbar dilekçesinin 4 Şubat 2026 tarihli olduğu belirtildi. Dilekçede sehven 3 Mart 2026 yazılsa da Ramazan Bayramı öncesi arefe gününün 19 Mart Perşembe günü olduğu belirtildi. CHP milletvekilinin "18 yaşından küçük bir kız çocuğunun babasının adliyeye gelip şikâyetçi olduğu" iddiası da boş çıktı. Şikâyetçinin kızının 27 yaşında ve evli olduğu, boşanmak için adliyeye geldiği ortaya çıktı. CHP’li Akdoğan, "Babanın taciz ve hatta tecavüz iddiası da var" derken, ihbarda yalnızca uyuşturucuya alıştırma iddiası bulunduğu ortaya çıktı. İhbar dilekçesinde "cinsel saldırı/tecavüz" suçuna dair açık bir tespit bulunmadığı öğrenildi. Mağdur beyanında da cinsel saldırı şikâyeti bulunmadığı kaydedildi. Akdoğan, "Başsavcıya bağlı müdürler ve bazı katiplerle yaklaşık 25 kişi olduğunu ve cinsel suçların konusu edilecek fiiller yapıldığını" öne sürdü. Dosyada "cinsel suç organizasyonu" iddiası bulunmadığı gibi kişi sayısının da 25’e ulaşmadığı öğrenildi. Akdoğan "Başsavcı olayı örtbas etti" iddiasında bulunurken, resmi bilgilere göre CMK 135 kapsamında dinleme uygulandığı, teknik takip yapıldığı, çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldığı ve HSK’ya bildirim yapıldığı anlaşıldı. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada yer alan resmi bilgiler "örtbas" değil, aktif bir soruşturma yürütüldüğünü ortaya koydu. Akdoğan "İki kişi ise firari" iddiasında bulunurken, bu bilginin de doğru olmadığı ortaya çıktı. Dosyada firari şüpheli bulunmadığı belirtildi. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nda zabıt katibi olarak görev yapan Halil İbrahim U. hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti ile kullanımını kolaylaştırma suçlarından ihbarda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri uygulandığı, bu kapsamda aralarında 1 cumhuriyet savcısı, 2 avukat, 7 adliye personeli ve 6 sivil vatandaş olmak üzere toplam 16 şüpheli hakkında görevi kötüye kullanma, gizliliği ihlal, nüfuz ticareti ve rüşvet suçlarından işlem yapıldığı bildirildi. 2 şüpheli tutuklanırken, dosyada firari şüpheli bulunmadığı belirtildi. Operasyon kapsamında zabıt katibi Halil İbrahim U. ile Sulh Ceza Hâkimliği’nde görevli zabıt katibi Murat Ç. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol ve soruşturma işlemlerinin sürdüğü kaydedildi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 22:48
Mavi Vatan-2026 Tatbikatı devam ediyor
Milli Savunma Bakanlığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından düzenlenen ve Türk Deniz Kuvvetleri’nin en kapsamlı faaliyetlerinden biri olan Mavi Vatan-2026 Tatbikatı devam ediyor.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 22:31
Türk Polis Teşkilatı’ndan 181. kuruluş yıl dönümünde duygulandıran film
Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümüne özel hazırladığı "Ay Yıldızın Gölgesinde Biriz" temalı kısa film, izleyenleri duygulandırdı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 22:21
Bakan Bolat: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’ye son 23 yılda her alanda çağ atlattık"
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Biz Allah’a çok şükür Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’ye son 23 yılda her alanda çağ atlattık. 78 yılda yapılanların 4-5 katını 23 yılda yaptık" dedi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 21:59
CHP Genel Başkanı Özel: "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin ‘Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri’ törenine katıldı. Törende konuşan Özel, tutuklu gazetecilerin haksız yere içeride olduğunu söyleyerek, "17 gazeteci arkadaşın halen daha cezaevlerinde tutuklu olduğunu altını çizmek boynumuzun borcu. Maalesef burada şunu düşünmek, konuşmak durumundayız. Yargı, basın özgürlüğü üzerinde de bir siyasi sopaya dönüşmüş durumda. ‘Dezenformasyonla mücadele’ düzenlemesi çıkarken gazetecilik meslek örgütleri, basın emek örgütleri itiraz ettiler. Bizler itiraz ettik, bütün muhalefet partileri buna itiraz ettiler" şeklinde konuştu. Hayatını kaybeden gazetecileri de anan Özel, "Bugün Hayatını Kaybeden Gazeteciler Günü. Musa Anter, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve adını sayamadığım bütün gazetecileri rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha ailelerinin ve basın camiasının acısını paylaşıyorum" diye konuştu. "Bütün ödül alanları kutluyorum" Özel, ana muhalefet partisi lideri olarak haksızlıkları dile getirdiğini belirterek, "Ana muhalefet lideri olarak partisi adına söz kuran ve seçim meydanlarında da protesto alanlarında, eylemlerinde de en yoğun ve en tepkili kesimin emekliler olduğunu gören birisi olarak ben kim bilir kaç saat bu konuyu konuştum, her grup toplantısında konuştum. Buradaki bütün ödül alan haberler gerçekten bir gazetecilik faaliyetini de aşan ve çok önemli bir toplumsal sorumluluğu yerine getiren, konuşulmayanı konuşturan, duyulmayanı duyuran, görünmeyeni gösterirken hepimizin vicdanına dokunan bu inanılmaz ve etkisi de çok büyük olmuş haber için kendilerini ve bütün ödül alanları kutluyorum" dedi. "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" Özel, gazetecilerin mesleğini özgürce yapabilmesini dilediğini söyleyerek, "Bundan sonra gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Ümit ediyoruz ki bir şey değişecek ve her şey değişecek" ifadelerini kullandı. Törene ayrıca Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve siyasetçiler katıldı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 21:20
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında İran-ABD-İsrail savaşının dünya ekonomisine etkisinden bahseden Erdoğan, bu savaşı sonlandırmak için siyasi ve diplomatik girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti. Savaşın ekonomik yükünden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aldıkları önlemler sayesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde sorun yaşamayacağını söyledi. "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Muhalefetin suni bir gündem üretme çabasında olduğunu ve erken seçim iddiaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor" Daha önce yapılan ve muhalefet tarafından karşı çıkılan projelerin şu an meyvesini verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil, enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini söyleyen Erdoğan, "Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamül de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100 petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" Bölgede yaşanan savaş sonucunda Türkiye’nin herhangi bir gıda sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen Erdoğan, "Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor" açıklamasında bulundu. "50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu" Savaş nedeniyle ekonomik olarak da herhangin bir sıkıntı yaşanmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil Sistemi’ni devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor" Hafta sonu yeni bir ekonomik paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını ve Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmaylarımız şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz" diye konuştu. "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın" İsrail hükümetinin savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." "(Terörsüz Türkiye süreci) Süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz" Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek dünyanın gidişatı, gerekse bölgemizdeki gelişmeler, Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da, raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemli çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz" dedi. "İç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız" Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabbim milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halklar olsun" ifadelerini kullandı. "Risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" Kanser Haftası nedeniyle çağrıda da bulunan Erdoğan, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:24
CHP Genel Başkanı Özel: "Şu an 8 milletvekili boşta, bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi. Yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Özel, ara seçim tartışmalarıyla ilgili şunları söyledi: "Ara seçim tartışmaları yapılıyor. Anayasaya göre ara seçim ilk 30 ay ve son 1 yılda yapılamaz. Onun dışında TBMM’de boşalma olması halinde ara seçime gidilir diyor. Boşalan üye sayısı toplam sayının 5’te 1’i olursa 30 ay da beklenmez diyor. Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı. 22 vekil istifa etmezse olmaz demesin kimse. O ara seçim olacak, anayasa öyle diyor. O ara seçimin yapılmasıyla ilgili irade ortaya çıkmalıdır. Biz istifa eden vekil sayısını 30’a tamamlamayı konuştuk ama o ilk 30 ay için geçerli. Sadece 8 boş sandalye için yapılsın. Aslında Hatay boş değil ama İstanbul 3’üncü bölge ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder’den boşalan İstanbul 1’inci bölgede AK Parti yarışa girmeye hazır mı görmek istiyoruz." "Bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor" Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili de konuşan Özel, şunları söyledi: "Bir diğer konu terörsüz ve demokratik Türkiye. Bu konuda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin de başkanı Numan Kurtulmuş’tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını. Numan Bey’in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ‘Bu karar Can Atalay’ın hakkında Anayasa Mahkemesi kararını uygulamama kararı yok hükmündedir’ diyor. Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Numan Bey’in haklı talimatıyla milletvekili kütüğüne Can Atalay işlenmiş. Yemin etmek üzere bekliyor Can Atalay. Yapılması gereken tek iş bu artık. Bu adım dahi atılmış değil. Belediyelerimizde daha çoğu DEM Parti’ye ait olmak üzere kayyımlar görev yapıyor. Bizim Şişli’de, Esenyurt’ta, Ovacık’ta kayyım oturuyor. Oysa ki hep birlikte rapora imza attık, ki kayyım uygulamasını sonlandırmak gerekiyor. Ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda başta Sayın Meclis Başkanı’na olmak üzere siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Durduğumuz yerde duruyoruz ve bu konuyu bir kez daha hatırlatıyoruz. Benim önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra Numan Kurtulmuş’tan bir randevu talebim olacak ve uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun altıncı ve yedinci maddeleriyle ilgili, hem diğer kendisinin atması gereken adımları kendisiyle de müzakere etme ve bu konudaki beklentimizi dile getirme imkanı bulacağım." "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse, bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" DEM Partili Tülay Hatimoğulları ise, terörsüz Türkiye süreciyle ilgili, "Bu süreç AK Parti-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog hattı ile değil, tüm kesimlerin katılmasıyla başarılı olabilir. Bu süreci başından beri destekleyen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyoruz. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler ama daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Bu süreci ilerletmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Erken seçim konusuyla ilgili de açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse, bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" dedi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:21
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmamalıdır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında İran-ABD-İsrail savaşının dünya ekonomisine etkisinden bahseden Erdoğan, bu savaşı sonlandırmak için siyasi ve diplomatik girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti. Savaşın ekonomik yükünden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan aldıkları önlemler sayesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde sorun yaşamayacağını söyledi. "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Muhalefetin suni bir gündem üretme çabasında olduğunu söyleyen ve erken seçim iddiaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor" Daha önce yapılan ve muhalefet tarafından karşı çıkılan projelerin şuan meyvesini verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini söyleyen Erdoğan, "Hürmüz boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamül de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100 petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" Bölgede yaşanan savaş sonucunda Türkiye’nin herhangi bir gıda sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen Erdoğan, "Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor" açıklamasında bulundu. "50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu" Ekonomik olarak da herhangin bir sıkıntı yaşanmayacağına dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil Sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor" Hafta sonu yeni bir ekonomik paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan ve Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmaylarımız şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz" diye konuştu. "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın" İran-İsrail-ABD savaşı hakkında konuşan ve İsrail Hükümeti’nin savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." "(Terörsüz Türkiye süreci) Süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz" Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek dünyanın gidişatı, gerekse bölgemizdeki gelişmeler, Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da, raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemli çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz" dedi. "İç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız" Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabbim milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halklar olsun" ifadelerini kullandı. "Risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" Kanser Haftası nedeniyle çağrıda da bulunan Erdoğan, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:19
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne hükümetimizin ne de milletimizin yakın vadedeki gündeminde erken ya da ara seçim yer almamaktadır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında İran-ABD-İsrail savaşının dünya ekonomisine etkisinden bahseden Erdoğan, bu savaşı sonlandırmak için siyasi ve diplomatik girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti. Savaşın ekonomik yükünden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan aldıkları önlemler sayesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde sorun yaşamayacağını söyledi. "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Muhalefetin suni bir gündem üretme çabasında olduğunu söyleyen ve erken seçim iddiaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor" Daha önce yapılan ve muhalefet tarafından karşı çıkılan projelerin şuan meyvesini verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini söyleyen Erdoğan, "Hürmüz boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamül de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100 petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" Bölgede yaşanan savaş sonucunda Türkiye’nin herhangi bir gıda sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen Erdoğan, "Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor" açıklamasında bulundu. "50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu" Ekonomik olarak da herhangin bir sıkıntı yaşanmayacağına dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil Sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor" Hafta sonu yeni bir ekonomik paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan ve Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmaylarımız şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz" diye konuştu. "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın" İran-İsrail-ABD savaşı hakkında konuşan ve İsrail Hükümeti’nin savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." "(Terörsüz Türkiye süreci) Süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz" Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek dünyanın gidişatı, gerekse bölgemizdeki gelişmeler, Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da, raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemli çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz" dedi. "İç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız" Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabbim milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halklar olsun" ifadelerini kullandı. "Risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" Kanser Haftası nedeniyle çağrıda da bulunan Erdoğan, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:16
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İç kalemizin duvarlarında gedik açılmasına müsaade edersek başka ülkelerin yaşadığı şeyleri yaşayabiliriz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İç kalemizin duvarlarında gedik açılmasına müsaade edersek başka ülkelerin yaşadığı şeyleri yaşayabiliriz."
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:13
CHP Genel Başkanı Özel: "Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur"
DEM Parti Ziyareti sonrası açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Genel Merkezi’ni ziyaret ederek EŞ Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi. Yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özel, ara seçim tartışmalarıyla ilgili şunları dedi: "Ara seçim tartışmaları yapılıyor. Anayasaya göre ara seçim ilk 30 ay ve son 1 yılda yapılamaz. Onun dışında TBMM’de boşalma olması halinde ara seçime gidilir diyor. Boşalan üye sayısı toplam sayının 5’te 1’i olursa 30 ay da beklenmez diyor. Şu an 8 milletvekili boşta. Bir an önce TBMM’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir. Şu an ara seçim zaten yapılmalı. 22 vekil istifa etmezse olmaz demesin kimse. O ara seçim olacak anayasa öyle diyor. O ara seçimin yapılmasıyla ilgili irade ortaya çıkmalıdır. Biz istifa eden vekil sayısını 30’a tamamlamayı konuştuk ama o ilk 30 ay için geçerli. Sadece 8 boş sandalye için yapılsın. Aslında Hatay boş değil ama İstanbul 3’üncü bölge ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder’den boşalan İstanbul 1’inci bölgede Ak Parti yarışa girmeye hazır mı görmek istiyoruz." "Bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor" Terörsüz Türkiye Süreciyle ilgili de konuşan Özel, şu ifadelere yer verdi: "Bir diğer konu; terörsüz ve demokratik Türkiye. Bu konuda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin de başkanı Numan Kurtulmuş’tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını, Numan Bey’in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. Anayasa Mahkemesinin kararı ‘Bu karar Can Atalay’ın hakkında Anayasa Mahkemesi kararını uygulamama kararı yok hükmündedir’ diyor. Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Numan Bey’in haklı talimatıyla milletvekili kütüğüne Can Atalay işlenmiş. Yemin etmek üzere bekliyor Can Atalay. Yapılması gereken tek iş bu artık. Bu adım dahi atılmış değil. Belediyelerimizde daha çoğu DEM Parti’ye ait olmak üzere kayyımlar görev yapıyor. Bizim Şişli’de, Esenyurt’ta, Ovacık’ta kayyım oturuyor. Oysa ki hep birlikte rapora imza attık ki kayyım uygulamasını sonlandırmak gerekiyor. Ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda Sayın Meclis Başkanı’na olmak üzere siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Durduğumuz yerde duruyoruz ve bu konuyu bir kez daha hatırlatıyoruz. Benim önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra Numan Kurtulmuş’dan bir randevu talebim olacak ve uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun altıncı ve yedinci maddeleriyle ilgili, hem diğer kendisinin atması gereken adımları kendisiyle de müzakere etme ve bu konudaki beklentimizi dile getirme imkanı bulacağım." "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" Özel’in ardından konuşan DEM Partili Tülay Hatimoğulları, Terörsüz Türkiye Süreci’yle ilgili, "Bu süreç Ak Parti-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog hattı ile değil tüm kesimlerin katılmasıyla başarılı olabilir. Bu süreci başından beri destekleyen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyoruz. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler ama daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Bu süreci ilerletmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Erken seçim konusuyla ilgili de açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, "Toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak bu çerçevede olası bir seçime hazırız" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder