Yerel Haberler
Ankara
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Görele’deki taciz iddiasıyla ilgili açıklama: "Sıfır toleransla, yargı sürecini kararlılıkla takip edeceğiz" 12 Şubat 2026 Perşembe - 23:53:56 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Giresun’un Görele ilçesinde cinsel istismara uğrayan 16 yaşındaki çocuğun yargı sürecinin büyük bir titizlikle takip edileceğini, çocuğa ve ailesine yönelik psikososyal destek çalışmalarının başlatıldığını açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, Giresun Görele’de 16 yaşındaki çocuğun cinsel tacize uğradığına dair basında yer alan haberlere ilişkin yapılan açıklamada, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, söz konusu olay adli makamlara intikal ettiği ilk andan itibaren süreci büyük bir titizlikle takip etmekteyiz. Bu çerçevede uzman ekiplerimizce mağdur çocuk ve ailesine yönelik uzun süreli psikososyal destek çalışmaları başlatılmıştır" ifadelerine yer verildi. Aile ve mağdur çocuğun yanında olunduğu vurgulanan açıklamada, "Ayrıca çocuğun üstün yararı gözetilerek gerekli danışmanlık tedbirleri devreye alınmıştır. Bakanlık olarak sanığın en ağır cezayı alması için devam eden adli süreci yakından takip ederek, açılacak davaya müdahil olacağız. Çocuklarımızı her türlü istismardan koruma konusundaki ‘sıfır tolerans’ ilkemizle, yargı sürecini kararlılıkla takip edecek, mağdur çocuğumuzun ve ailesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" denildi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 22:32 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ile Ankara’da bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Üstel ve hükümet ortaklarıyla Ankara’da bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arasında gerçekleştirilen görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve KKTC Başbakanı Üstel ortak basın açıklaması yaptı. Yılmaz, yaptığı açıklamada, görüşmenin son derece faydalı bir şekilde geçtiğini ifade ederek, Türkiye ile KKTC arasında ilişkilerin sıradan iki ülke arası ilişkiler olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC’nin yanında olduğunu ve olmaya da devam edeceğini ifade etti. "KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir" KKTC Başbakanı Üstel ile her yıl ekonomik ve mali iş birliği protokolleri üzerinde çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yılmaz, "Bu çalışmaları yaparken ortak akılla hareket etmeye büyük önem veriyoruz. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları ve KKTC’nin kurumları, diğer taraftan da ekonomik ve sosyal paydaşlarla istişareler içinde bu programları şekillendiriyoruz. Bu yıl da aynı anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün de yine bu kapsamda önemli değerlendirmeler yaptık. Bizim amacımız açık ve nettir. Biz, KKTC’yi çok daha müreffeh, güçlü yarınlara taşımak istiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, fiziki ve teknolojik altyapıdan üniversitelere, Ar-Ge’den bilişim vadisi vizyonlarına varıncaya kadar KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir. Amacımız KKTC’nin kendine yetebilen, küresel şartlarla uyumlu, rekabetçi ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıyla yoluna devam etmesidir. Önümüzdeki dönem özellikle girişimcilere dönük, kadınlara, gençlere, üreticiye, çiftçiye dönük neler yapabiliriz diye istişare ediyoruz. Bu çalışmalarda ana yaklaşımımız insan odaklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmadır" diye konuştu. "KKTC’nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz" Ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC’nin ve Kıbrıs Türkü’nün haklarını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, "Adanın gerçeklerini herkesin görmesi lazım. Adada iki devlet ve iki ayrı halkın olduğunu herkesin iyi bilmesi lazım. Egemen, eşitlik temelinde konuya yaklaşılması lazım. Bir çözüm aranacaksa bu çözüm, adadaki gerçeklikler üzerine inşa edilen bir çözüm olmak durumundadır. Bu noktada Rum kesiminin çözümden yana olmayan yaklaşımını hepimiz biliyoruz ve bu defalarca test edildi, görüldü. Tarihte de bunu çeşitli kez yaşadık. Bir çözüme yanaşmayı bırakın, BM kapsamında birkaç konuda iş birliği yapılsın denilen konularda dahi adım atmadıklarını herkes biliyor. Önümüzdeki süreçlerde de biz bu gerçekler üzerine bina edilmiş bir yaklaşımla KKTC’nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz. İki toplum arasında iş birlikleri her zaman yapılabilir. Bütün bunlara da her zaman hazırız" dedi. "Teknik heyetlerimizle birlikte neler yapabiliriz diye konuştuk" KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise Kıbrıs ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durana kadar Türkiye Cumhuriyeti ile büyük projeleri her alanda gerçekleştireceklerini dile getirerek, "Bugün de uzun süren toplantımızda teknik heyetlerimiz ile birlikte yeni mali iş birliği protokolümüzle ülkemizin ihtiyaçlarına göre neler yapabiliriz diye Cumhurbaşkanı Yardımcımızla ve heyetiyle konuştuk. Ayrıca bir de değerlendirme toplantısı yaparak, 2025’te imzaladığımız mali iş birliği protokolünde neleri yaptık, hangi projelerimiz devam ettiği ve ne zaman sonuçlanacağına ilişkin konuları dile getirdik" açıklamasında bulundu. "2025 yılında KKTC’de büyük projelerin temelini attık" Üstel, 2025 yılında KKTC’de büyük projelerin temelinin atıldığını hatırlatarak, "Bazı büyük projeler 30 yıldır konuşuluyor ama bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle ülkemizin hep üzerinde durduğu ve gerçekleştireceğimiz Lefkoşa Nalbantoğlu Hastanesi’nin yeniden revize edilmesi ve ülke insanına hizmet edecek 320 yataklı yeni bir hastane inşaatının temellerinin süratli bir şekilde yükseldiğini görmek bizler için büyük bir mutluluktur. Yine uzun yıllar konuşulan Güzelyurt Hastanesi, yine uzun yıllar konuşulup bugün gerçekleştirdiğimiz Karpaz Pamuklu Hastanesi ve bir yandan gerçekleştirdiğimiz ve insanlarımızın kullanımına açtığımız Maraş Sağlık Merkezimiz ve öbür yörelerimizde yaptığımız sağlık merkezlerimizle 2025 yılında KKTC’de sağlıkta iyi bir yıl ve sağlıkta büyük projelerin gerçekleştirildiğine inanıyoruz. 2026 yılında da inşallah Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla bu hastanelerin açılışlarını yapacağız" dedi. "Kıbrıs Türkü’nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC’nin ekonomisinin geriye götürmek için her türlü baskıyı uyguladığına dikkati çeken Üstel, "Yunanistan ve İsrail’le imzaladıkları bir savunma protokolüyle silahlanma yarışı içerisine girdiler ve her geçen gün yeni savunma araçlarını almak için basında şov yapmaya devam ediyorlar. Unutuyorlar, Kıbrıs Türkü yalnız değil. Kıbrıs Türkü’nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır. Ne yaparlarsa yapsınlar biz de günü geldiğinde kendilerine aynı şekilde bir cevap vereceğimizden kuşkumuzdur yoktur" değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar"
10 Şubat 2026 Salı - 14:59 AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar" AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar. İnsanımızı yönetmek için insanımızın aklına, gönlüne ve duygularına yönelik faaliyette bulunuyorlar. Bunun şuurunda olmalıyız" dedi. AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve Genel Başkan Yardımcısı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri, AK Parti Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanlığı’nca düzenlenen ’Klasik Sömürgecilikten Veri Sömürgeciliğine: Dijital Çağda Hegemonya’ başlıklı programa katıldı. "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar" AK Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirilen programda konuşan Ala, günümüzde verilerin bir güç haline geldiğini, sömürgeciliğin artık verileri toplayarak toplumları yöneten yeni bir biçime dönüştüğünü kaydederek, "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar. İnsanımızı yönetmek için insanımızın aklına, gönlüne ve duygularına yönelik faaliyette bulunuyorlar. Bunun şuurunda olmalıyız. Şuurunda olmazsak ne olur? İstanbul Belediyesi’nde olan olur. İstanbul Belediyesi, milletten onlara yardım için aldığı bilgileri ve onlara hizmet götürmek için aldığı bilgileri götürdü yabancılara aktardı. Hangi akılla bunu yaptılar? Bu cehaletten ileri gelmiyor ise ihanettir. Bu toprakların çocukları sömürge olmadı olmayacaktır" ifadelerine yer verdi. "İnsanın insanla ilişkisine dair yeryüzünün kurduğu en büyük uygarlık bu topraklara aittir" Batı’nın insanın tabiatla ilişkisine dair büyük uygarlıklar kurduğunu söyleyen Ala, "Sanayi devrimini onlar gerçekleştirdi. Ama insanın insanla ilişkisine dair yeryüzünün kurduğu en büyük uygarlık bu topraklara aittir ve bize aittir. Biz gittiğimiz yere adalet götürdük. Biz gittiğimiz yere insanlık götürdük. İnsanlığın bizim erdemli dış politikamıza, erdemli duruşumuza, haysiyetli duruşumuza ihtiyacı var. Onun için gece gündüz çalışalım. O kişisel verileri aktaranlar cehaletlerinden yaptılar. Cehaletten yapmadıysalar bu gerçekten bir faciadır ve ihanettir. Çünkü o verileri alanların hangi manipülasyonlara hazırlandıklarını biz tarihten biliyoruz, gelecekte tahmin ediyoruz. Bu kadarını bilemeyenlerin kamu görevi yapabilmeleri mümkün değil. Kamuya hezimetten başka bir hizmet sunmaları da mümkün değil. Bu kadar gaflet içerisinde olunabilir mi" diye konuştu. "Güç bugün hem bilgi ve hem veridir" Dünyada adaletin ve merhametin olmadığının Gazze’de görüldüğünü, insanlığın ve ahlakın olmadığının ise Amerika’da ortaya çıkan dosyalarda görüldüğünü belirten Genel Başkanvekili Ala, "Güç her neyse adaletli bir biçimde kullanılmalıdır. Güç bugün hem bilgi hem veridir. Bunların kontrol edilmesi, bunların insanlığın hizmetine sunulması kıymetli bir birikimi gerektirir. Her yenilik elbette risktir ama her risk, hem fırsattır hem de tehdit. Fırsatlara odaklanan ve onu adil bir biçimde insanlığın hizmetine sunacak olan uygarlığa ihtiyaç var" değerlendirmesinde bulundu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri ise siber alanın ilk ortaya atıldığında adeta bir özgürlük ortamı, bireyin kurumlara ihtiyaç duymadan sesini duyurabildiği yeni bir dünya olarak tanıtıldığını ancak ilerleyen süreçlerde bu teknolojik iyimserlik havasının dağıldığını kaydetti. "Birçok dijital mecranın, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki mahkeme kararlarını ’kendi kullanımı kararları’ gereği görmezden gelmeye çalıştığını biliyoruz" Yeni gelişen teknolojilerin sadece teknik birtakım çözümlerden ibaret kalmadığını söyleyen İleri, sözlerine şöyle devam etti: "Bu teknolojiler kendi kültürlerini oluşturuyorlar. Zaman içerisinde, bu teknolojiler yaygınlık kazandıkça ister istemez bu yeni kullanım kültürleri toplumları da etkilemeye başlıyor. Bu süreç doğru yönetilmezse, toplumların huzur temellerini dinamitleyebiliyor. Dolayısıyla, çizdiğimiz yol haritalarını bu boyutla da ele alıyoruz. Şunu görmemiz lazım; yeni teknolojiler ile ön plana çıkan mecralar, sadece yanlış uygulamaların alanı haline gelmekle kalmıyor, aynı zamanla kendi iş modellerini, kendi ticaret ağlarını, kendi kavramlarını, adeta kendi hakimiyet bölgelerini de oluşturuyorlar. Nitekim, monopolleşme eğilimi gösteren, bizim verilerimizle, devşirdikleri güçle dünyanın her yanında faaliyette bulundukları devletlerin ve toplumların egemenlik haklarını hiçe sayan kurguların ortaya çıktığını görüyoruz. Birçok dijital mecranın, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki mahkeme kararlarını dahi ’kendi kullanım kuralları’ gereği görmezden gelmeye çalışmakta olduğunu biliyoruz." "Türkiye, Türkiye Yüzyılı’nda adil teknoloji anlayışının peşindedir" Türkiye’nin teknolojik alanda liderliğinden bahsederken konunun sadece teknik çalışmaları hayata geçirmekten ibaret olmadığının görülmesi gerektiğine dikkati çeken İleri, "Konu aynı zamanda, yeni dünyanın inşası sürecinde, milletimizin ve medeniyetimizin kodlarına uygun şekilde, algoritmik toplumların gelişmesinde hakkı ve hakkaniyeti merkeze koyan bir teknoloji kültürü ve bu kültür üzerinde yükselecek ekosistemleri oluşturma konusudur. Başka bir deyişle Türkiye, Türkiye Yüzyılı’nda adil teknoloji anlayışının peşindedir" dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "İlk raporlara baktığımız zaman partiler arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor"
10 Şubat 2026 Salı - 14:55 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "İlk raporlara baktığımız zaman partiler arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor" Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun, Meclis’e sunacağı ortak raporuna ilişkin "İlk raporlara baktığımız zaman partiler arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Kırgız Cumhuriyeti Jogorku Keneşi Başkanı Nurlanbek Turgunbek Uulu ile görüştü. İkilinin ve heyetlerin görüşmesinin ardından ortak basın açıklaması düzenlendi. Nurlanbek Turgunbek Uulu’nun Meclis Başkanı seçilmesinin ardından ilk ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmesinin önemli olduğunu ifade eden Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Az evvel gerçekleştirdiğimiz heyetler arası görüşmelerde oldukça verimli müzakerelerde bulunduk. Geçtiğimiz sene arkadaşlarımızla birlikte Kırgızistan’a resmi ziyarette bulunduk. Bu ziyaret vasıtasıyla da bir iade-i ziyaret gerçekleştiriliyor. Türkiye ile Kırgızistan arasında son yıllarda giderek gelişen ilişkileri Parlamentolar arasındaki ilişkilere de yansımasını ve büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. İnşallah daha fazla da geliştirmeye niyetliyiz, kararlıyız. Geçtiğimiz yıl Kırgızistan’da yaptığımız ziyarette iki ülke Parlamentoları arasında bir mutabakat zaptı imzalamıştır. İnşallah bu süreçte de Kırgızistan’da teşekkül etmiş olan Türkiye Dostluk Grubu’nu, Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyacağız. Türkiye ve Kırgızistan Türk dünyasının iki önemli ülkesi olarak hem Türk Devletler Teşkilatı bünyesinde hem de Parlamentolarımızın ortak asamblesi olan TÜRKPA bünyesinde fevkalade yakın bir çalışma dönemine girmişlerdir. Uzunca bir süredir ilişkilerimizi bu iki önemli Türk dünyasının uluslararası kuruluşu nezdinde gayretle bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Türk dünyasının ilerleyen dönemlerde dünya siyasetinin en önemli merkezlerinden birisi haline gelmeye aday olduğunu belirten Kurtulmuş, "Orta Asya’dan Avrupa’nın içlerine kadar en stratejik bölgelerde, en önemli enerji ve ulaşım haklarının üzerinde bulunan Türk dünyası, 4,5 milyon kilometre karelik yüz ölçümüyle çok zengin yer altı yer üstü kaynaklarıyla ve yaklaşık 300 milyona yakın nüfusuyla dünyanın dikkat çeken merkezlerinden birisidir. Bundan sonraki dönemde dengeler nasıl gelişirse gelişsin, esasında dünyada çok tarafı ve çok merkezli yeni bir siyasal oluşumun ortaya çıkacağı aşikardır. Onun için diyoruz ki; böylesine büyük bir potansiyele sahip olan Türk dünyası, elindeki bu imkanı en iyi şekilde değerlendirmek, aralarındaki iş birliklerini fevkalade güçlü bir şekilde geliştirmek ve bu içinde bulunduğumuz coğrafyanın bütün stratejik, jeostratejik imkanlarını kullanarak çok daha güçlü bir şekilde ileriye doğru ilerlemek mecburiyetindeyiz" dedi. Kurtulmuş’un ardından konuşmasını gerçekleştiren Kırgız Cumhuriyeti Jogorku Keneşi Başkanı Nurlanbek Turgunbek Uulu, "Bugünkü görüşmelerde belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi için sadece başkanlar değil de parlamento üyeleri, dostluk gruplarının da çalışmalarını canlandırmak lazım. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Biz istersek, biz birlikte olursak tüm amaçlarımıza ulaşabiliriz" ifadelerini kullandı. "İlk raporlara baktığımız zaman partilerin arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor" İkilinin basın toplantısını ardından Meclis Başkanı Kurtulmuş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mili Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporu hakkındaki soru üzerine Kurtulmuş, "İlk raporlara baktığımız zaman partilerin arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor. Bu toplantılarla uzlaşılacak konular tespit edildi ve aşağı yukarı ana çerçeve ortaya çıkarılmış oldu. Fevkalade disiplinli bir çalışmayla nihai bir noktaya doğru gelindi. Dün akşam itibariyle bu beş arkadaşımıza kişiye özel olmak üzere üzerinde çalıştığımız taslak metini olgunlaştırarak gönderdik. Herhalde önümüzdeki günlerde burada tekrar komisyon, bütün 50 milletvekili arkadaşımızı bir araya getirerek müzakere yapar, oylamayı gerçekleştirir ve komisyon olarak görevimizi tamamlarız, raporumuzu Türkiye Millet Meclisi Başkanlığı’na takdim ederiz" dedi. "Raporun içeriği ile ilgili benim ağzımda bir kelime bile alamazsınız" Bir basın mensubunun "Umut hakkı" tartışmaları ile ilgili soruya Kurtulmuş, "Komisyon raporunda tartışılan konuların ne olduğu herhalde rapor nihai şeklinde ortaya çıktıktan sonra kamuoyuyla paylaşmak en doğrusudur. Dolayısıyla benim ağzımda içerikle ilgili bir kelime bile alamazsınız. İkincisi komisyonun görevi bu raporu hazırlamak, çalışmalarını tamamlamak ve raporu hazırlayarak Türkiye Millet Meclisi’ne sunmaktır. Bu komisyon kendisi yasa yapıcı bir komisyon değildir. Bu komisyon ne yasa hazırlıyor ne Anayasa hazırlıyor. Başından beri bunu ortak bir eğilim olarak söyledim. Komisyonun bu kadar büyük dinlemeler ve uzun tartışmalarla geldiği noktada siyaset olarak biz konuya nasıl yaklaşıyoruz, bunun çerçevesini oluşturmak ve bu çerçevenin içerisinde tabii ki hazırlanmasını öngördüğümüz yasal düzenlemeler de dahil olmak üzere bu çerçeveyi Türkiye Millet Meclisi’nin Genel Kurulu ile paylaşmaktır. Komisyonun vazifesi bellidir. İlk toplantıda kabul ettiğimiz komisyonun çalışma usulü ve esasları ile ilişkin prensipler çerçevesinde de komisyon şimdiye kadar büyük bir olgunlukla, büyük bir fedakarlıkla vazifesini yerine getirmiştir. Çok az kaldı, raporu oyladıktan sonra da komisyonun görevi sona erecektir" diye konuştu.
Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş: "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor"
10 Şubat 2026 Salı - 14:43 Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş: "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ile bir araya geldi. Güneş, "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" dedi. AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz tarafından giyim tarzı nedeniyle sosyal medya üzerinden hedef alınan Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’i AK Parti Genel Merkez binasında kabul etti. Burada konuşan Yalçın, bu zamana kadar başörtüsüyle ilgili toplumsal olarak bölücülük yapılmaması gerektiğini her seferinde anlatmalarına rağmen bu zihniyetin devam ettiğini ifade ederek, "Bugün bir sürü hukuki ve siyasal düzenlemeler yapıldı. Yasakçılık yapamıyorlar, bugün şükürler olsun üniversitelerimizde, kamu binalarımızda insanlar başörtüleriyle bulunabiliyorlar. Buna engel olamıyorlar ama maalesef o alçak zihniyet bir yerlerde saklanmış, mevzilenmiş ve mevzisinden çıkacak yerini bekliyor. ‘Biz aslında baş örtüsüne karşı değiliz, türbana karşıyız. Annelerimiz, anneannelerimiz gibi taksanız sorun olmaz’ derlerdi. Şalvarıyla, örtmesiyle bir Anadolu kadınını bile hazmedemeyecek kadar maalesef kin ve nefret dolu insanlar. Meselenin hukuki süreci de başladı İnşallah bizim bu zihniyetle mücadelemiz devam edecek. Zeynep Başkan ve arkadaşları tam da temsil etmesi gerekeni temsil ederek bizim gururumuz oldular" dedi. "Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar" Yalçın, Türkiye’de insanları kılık kıyafetiyle yargılayan ve aslında bu topluma ait olan kıyafetleri hor görecek kadar toplumdan uzaklaşmış insanların olduğunu, bu durumun çözülmesi için hukuki ve siyasi düzenlemelerin yanı sıra zihniyet dönüşümüne de ihtiyaç olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’ın bu ifadelerinin üzerine ise Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş, "Bu nesil bu meseleyi artık halletmek zorunda. Bunu geleceğe miras bırakmamamız lazım. Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar. Biz bunlara neyi beğendireceğiz" şeklinde cevap verdi. Bir kişinin kılık kıyafetinin ne olduğunun bir öneminin olmadığını, o insanın yaptıklarına bakılması gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Buna bakmayı bile beceremeyen insanlar kendilerini toplumda kıymetli insan zannediyorlar. Halbuki demokrasi denilen durum tam anlamıyla her tür kıyafeti giyen insanın her tür görevde olabildiği, her tür standartları taşıyan insanın kendi başarısıyla her şeyi yapabildiği bir zemin" değerlendirmesinde bulundu. "Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır" Özgürlükler alanında mücadelede bu zamana kadar büyük mesafe kat edildiğini söyleyen Yalçın, "İnşallah bundan sonra da sivil anayasayla da o mesafeleri taçlandıracağız. En uygun yerine kadar taşıyacağız ama o zihniyetle mücadeleyi bırakmayacağız. Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır. Özgüvenle kendi mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. O anlamak istemeyen insanlara kafalarına vura vura bu toprakların gerçek sahipleri olduğumuzu, gerçek temsilcileri olduğumuzu, bizim tam da bunları temsil ettiğimizi anlatacağız" diye konuştu. Başörtü ve kılık kıyafet meselelerinin garanti alınmasına kadar her türlü durumun sonuna kadar takipçisi olduklarını aktaran Yalçın, "Zeynep Başkan Anadolu’dur, Anadolu’yu ve hepimizi temsil eder. Onun hakkını hiçbir yerde bırakmayacağız" diye konuştu. "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" Bu ülkenin bir ferdi olan bir insanın kılık kıyafetinden dolayı hakir görülmesi ve rencide edilmesinin çok üzücü bir durum olduğunu aktaran Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ise şu ifadeleri kullandı: "Bir anne evladının tesellisine maruz kalmamalı. Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor. Benim teselli etmem gereken çocuk, beni teselli ediyor. İnsan üzülüyor. Bu ülkede kılık kıyafetin bir anayasal hak haline gelmesi gerekiyor, bir önce sivil anayasayı geçilsin."
Bakan Şimşek ‘Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın sonuçlarını paylaştı
10 Şubat 2026 Salı - 14:40 Bakan Şimşek ‘Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın sonuçlarını paylaştı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’nın (ACEME) ardından, konferanstan çıkarılacak temel sonuçları değerlendirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suudi Arabistan’ın El-Ula kentinde Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ile Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan Ülkeler Konferansı’na katıldı. Konferansın ilk gününde ‘Borç Kırılganlıkları Yuvarlak Masa Toplantısı’ başlıklı oturuma katılan Şimşek, burada ikili temaslarda bulundu. Şimşek, Özbekistan Başbakan Yardımcısı Jamshid Kuchkarov, Asya Altyapı Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Sherard Cowper-Coles, Dünya Bankası Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Anna Bjerde ile bir araya geldi. Şimşek, Pakistan, Nijerya, Katar ve Suudi Arabistan’ın maliye bakanlarıyla kısa görüşmeler de gerçekleştirdi. Bakan Şimşek konferansın ikinci gününde ise ‘Yükselen Piyasalar İçin Dayanıklılık ve Ekonomik Dönüşüm Yolculuğu’ başlıklı kapanış oturumunda panelist olarak yer aldı. Konferansın bitiminin ardından sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, konferanstan çıkarılacak temel sonuçları şu şekilde sıraladı: "Gelişmekte olan piyasalar, küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturmakta ve küresel büyümenin yüzde 70’inden fazlasını yönlendirmektedir. Günümüzün zorlukları artık döngüsel değil. Ticaretin parçalanması, borç ödeme baskıları ve zayıf büyüme yapısal sorunlardır. Fiyat istikrarı büyümenin önünde bir engel değil; sürdürülebilir yüksek büyümenin ön koşuludur. Kurumlar planlardan daha önemlidir. Güvenilirlik duyurulardan değil, uygulamadan gelir. Parçalanmış bir dünyada, uluslararası işbirliği her zamankinden daha önemlidir. Özel sektör öncülüğünde büyüme kilit önem taşıyor: Bürokrasiyi azaltmak, sermaye piyasalarını derinleştirmek ve yönetişimi güçlendirmek gerekiyor. Bölgesel entegrasyon, küresel ticaretin parçalanmasını telafi etmeye yardımcı olabilir. Bağlantıya yapılan yatırımlar karşılığını verir. Gelişmekte olan ülkelerde borç kırılganlığı artıyor. Borç yeniden yapılandırmalarında hız, koordinasyon ve öngörülebilirlik önem taşıyor. Yapay zekâ destekli verimlilik artışları umut verici ancak otomatik değil; beceriler ve yaygınlaşma kritik önem taşıyor. Gelişmekte olan piyasaların artan ağırlığını ve sesini yansıtacak şekilde reforme edilmiş bir küresel yönetim sistemine ihtiyaç vardır."
DMK Genel Sekreteri Cengiz: "TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalı"
10 Şubat 2026 Salı - 14:35 DMK Genel Sekreteri Cengiz: "TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalı" Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK) Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, "Bakanlığı dahi dinlemeden komisyon veya hizmet bedeli adı altında haraç kesen TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalıdır" dedi. Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK) Genel Sekreteri Tuncay Cengiz beraberindekilerle, Ankara’da TÜVTÜRK araç muayene istasyonunda darp edilerek hayatını kaybeden polis memuru Melih Okan Keskin’e yönelik saldırıyı İvedik TÜVTÜRK araç muayene istasyonu önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti. Burada açıklama yapan Tuncay Cengiz, araç muayene istasyonunda polis memuru Keskin’e yönelik gerçekleştirilen saldırının, toplumun huzuruna vurulan bir darbe olduğunu ifade etti. "TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalı" Araç muayene işlemleri sadece kamu eliyle yürütülmesi gerektiğini ifade eden Cengiz, "Görevi başında olmayan, sivil kıyafetiyle kendi özel aracının, araç muayene işlemi için buraya gelen polis memuru Melih Okan Keskin kardeşimiz, kalabalık bir çalışan grubu tarafından vahşice darp edilmiş, ne yazık ki beyin kanaması geçirerek şehit olmuştur. Geride gözü yaşlı bir eş, yetim iki çocuk bırakmıştır. Kamu görevlimize yapılan bu saldırı, doğrudan milletimize ve devletimize yapılmıştır. Bu alçaklık, toplumun huzurunu, güven duygusunu ve adalet inancını derinden sarsmıştır. Artık son hadde gelinmiştir. Şikayetler diz boyudur. Özelleştiği 2007 yılından itibaren tekelleşen ve tekelleşmenin verdiği cüretle vatandaşlara sürekli kötü muamele ve eziyet eden, bakanlığı dahi dinlemeden komisyon veya hizmet bedeli adı altında haraç kesen TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalıdır. Araç muayene işlemleri sadece kamu eliyle gördürülmeli veya rekabeti sağlayacak ve aktif denetlenecek şekilde her bir istasyon kısa sürelerle ayrı ayrı özelleştirilmelidir. Şikayet alınan istasyonlar ise kapatılmalı veya ihalesi iptal edilmelidir" açıklamalarında bulundu. "Sessiz kalmamalıyız, hakkımızı aramalıyız" Kamu görevlilerine yönelik şiddetin caydırıcılığını artıran yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Cengiz, "Kamu görevlilerine yönelik şiddet olaylarının son yıllarda artması tesadüf değildir. Hükümetten ve Meclis’ten beklentimiz; kamu görevlilerine yönelik şiddetin cezalarını ağırlaştıran, caydırıcılığı artıran yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmeli, şiddet eğilim ve olaylarına sıfır tolerans gösterilmelidir. Bütün memur ve kamu görevlileri kardeşlerimize de sesleniyoruz; birbirimize daha çok sahip çıkalım. Bu millet için gece gündüz çalışan bizler, birbirimizin canından, malından ve onurundan da sorumluyuz. Sessiz kalmamalıyız, hakkımızı aramalıyız, ama her zaman hukuk ve demokrasi çerçevesinde kalmalıyız" diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’le görüştü
10 Şubat 2026 Salı - 14:35 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’le görüştü AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ile bir araya geldi. Güneş, "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" dedi. AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz tarafından giyim tarzı nedeniyle sosyal medya üzerinden hedef alınan Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’i AK Parti Genel Merkez binasında kabul etti. Burada konuşan Yalçın, bu zamana kadar başörtüsüyle ilgili toplumsal olarak bölücülük yapılmaması gerektiğini her seferinde anlatmalarına rağmen bu zihniyetin devam ettiğini ifade ederek, "Bugün bir sürü hukuki ve siyasal düzenlemeler yapıldı. Yasakçılık yapamıyorlar, bugün şükürler olsun üniversitelerimizde, kamu binalarımızda insanlar başörtüleriyle bulunabiliyorlar. Buna engel olamıyorlar ama maalesef o alçak zihniyet bir yerlerde saklanmış, mevzilenmiş ve mevzisinden çıkacak yerini bekliyor. ‘Biz aslında baş örtüsüne karşı değiliz, türbana karşıyız. Annelerimiz, anneannelerimiz gibi taksanız sorun olmaz’ derlerdi. Şalvarıyla, örtmesiyle bir Anadolu kadınını bile hazmedemeyecek kadar maalesef kin ve nefret dolu insanlar. Meselenin hukuki süreci de başladı inşallah bizim bu zihniyetle mücadelemiz devam edecek. Zeynep Başkan ve arkadaşları tam da temsil etmesi gerekeni temsil ederek bizim gururumuz oldular" dedi. "Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar" Yalçın, Türkiye’de insanları kılık kıyafetiyle yargılayan ve aslında bu topluma ait olan kıyafetleri hor görecek kadar toplumdan uzaklaşmış insanların olduğunu, bu durumun çözülmesi için hukuki ve siyasi düzenlemelerin yanı sıra zihniyet dönüşümüne de ihtiyaç olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’ın bu ifadelerinin üzerine ise Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş, "Bu nesil bu meseleyi artık halletmek zorunda. Bunu geleceğe miras bırakmamamız lazım. Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar. Biz bunlara neyi beğendireceğiz" şeklinde cevap verdi. Bir kişinin kılık kıyafetinin ne olduğunun bir öneminin olmadığını, o insanın yaptıklarına bakılması gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Buna bakmayı bile beceremeyen insanlar kendilerini toplumda kıymetli insan zannediyorlar. Halbuki demokrasi denilen durum tam anlamıyla her tür kıyafeti giyen insanın her tür görevde olabildiği, her tür standartları taşıyan insanın kendi başarısıyla her şeyi yapabildiği bir zemin" değerlendirmesinde bulundu. "Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır" Özgürlükler alanında mücadelede bu zamana kadar büyük mesafe kat edildiğini söyleyen Yalçın, "İnşallah bundan sonra da sivil anayasayla da o mesafeleri taçlandıracağız. En uygun yerine kadar taşıyacağız ama o zihniyetle mücadeleyi bırakmayacağız. Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır. Özgüvenle kendi mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. O anlamak istemeyen insanlara kafalarına vura vura bu toprakların gerçek sahipleri olduğumuzu, gerçek temsilcileri olduğumuzu, bizim tam da bunları temsil ettiğimizi anlatacağız" diye konuştu. Başörtü ve kılık kıyafet meselelerinin garanti alınmasına kadar her türlü durumun sonuna kadar takipçisi olduklarını aktaran Yalçın, "Zeynep Başkan Anadolu’dur, Anadolu’yu ve hepimizi temsil eder. Onun hakkını hiçbir yerde bırakmayacağız" diye konuştu. "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor" Bu ülkenin bir ferdi olan bir insanın kılık kıyafetinden dolayı hakir görülmesi ve rencide edilmesinin çok üzücü bir durum olduğunu aktaran Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ise şu ifadeleri kullandı: "Bir anne evladının tesellisine maruz kalmamalı. Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme’ demesi, üzüyor. Benim teselli etmem gereken çocuk, beni teselli ediyor. İnsan üzülüyor. Bu ülkede kılık kıyafetin bir anayasal hak haline gelmesi gerekiyor, bir önce sivil anayasayı geçilsin." (MMG-
Ankara’da esnafa silahlı saldırı: 2 yaralı
10 Şubat 2026 Salı - 14:00 Ankara’da esnafa silahlı saldırı: 2 yaralı Ankara’nın Altındağ ilçesi Ulus semtinde yer alan Çantacılar Sokak’ta çıkan silahlı kavgada, esnaf ve oğlu yaralandı. Olay, Ulus semtinde yer alan Çantacılar Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, el arabasıyla sokakta yürüyen M.T. (15) ile otopark çalışanları arasında tartışma yaşandı. Yaşanan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Olay yerine gelen ve bölgede esnaf olan M.T.’nin babası Ö.T. ise oğlunun darp edildiğini görerek otopark görevlilerine saldırdı. Otopark görevlileri ve Ö.T. arasındaki kavga büyüyerek silahlı saldırıya dönüştü. Olayda otopark çalışanı bir kişi, M.T. ve Ö.T.’yi bacaklarından vurdu. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Silahlı saldırı sonucu yaralanan M.T ve Ö.T., sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Öte yandan, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi. "Çocuğa ne diye saldırıyorsunuz?" Yaşanılan olayın, Çantacılar Sokak’taki esnafa mal olmaması gerektiğini ifade eden Ankara Umum Ayakkabıcılar ve Çantacılar Esnaf Odası Başkanı ve aynı zamanda olayın yaşandığı sokakta esnaf olan Hüseyin Uzun, "Olay sonrasında hemen geldim ve müdahale ettim. 2 tane yaralımız var. 15 yaşındaki bir çocuğa otoparkçılardan birisi saldırıyor. Sonra babası geliyor. Çıkan tartışma sonucu hem babasına hem oğluna sıkıyorlar. Çocuğa ne diye saldırıyorsunuz? Buranın tamamı esnaf. Sokağımızın kötü bir şekilde anılmasını istemiyoruz. Esnafımız ve sokağımız dünyada tek. Buradaki esnafa yazık. Biz bunları yapanların gerekli cezayı almasını ve bir daha cezaevinden çıkmamasını istiyoruz" diye konuştu. "Bu güzide sokağın zarar görmesini istemiyoruz" Olayın basit bir nedenden başladığını ve gereksiz büyüdüğünü belirten Uzun, "Bu güzide sokağın zarar görmesini istemiyoruz. Olay çok basit bir tartışmayla çıktı. Çocuk, el arabasıyla giderken dokunmuş. ’Niye dokundun’ diyorlar. Çocuk da ’fark etmedim’ diyor. Ondan sonra çocuğu pataklamaya başlıyorlar. Haliyle babası geliyor. Sonrasında otopark çalışanı çekiyor silahını, ikisinin de ayaklarına sıkıyor. Biz çok üzgünüz. Ben duygusal bir insanım, esnafımı gerçekten çok seviyorum. Burada böyle bir olayın olmasından dolayı çok üzgünüm" şeklinde konuştu. Saldırganlar gözaltında Olayla ilgili polis ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar neticesinde, olayın Ö.T. ve M.T. ile aynı bölgede otopark olarak faaliyet gösteren iş yerinin çalışanları G.T. ve R.Ç. isimli şahıslar arasında otopark meselesinden çıkan tartışma sonucu olduğu öğrenildi. Şüpheli şahısların, polisler tarafından yakalanarak gözaltına alındığı, gerekli adli işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.