Yerel Haberler
Ankara
Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü: "‘Hastaneler satılıyor’ şeklindeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" 27 Nisan 2026 Pazartesi - 22:25:49 Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü, Resmi Gazete’de yayımlanan taşınmaz listesine ilişkin bazı medya organlarında ve sosyal medya platformlarında yer alan ‘Hastaneler satılıyor’ iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün resmi sitesinden yapılan açıklamada, "Son günlerde bazı medya organlarında ve sosyal medya platformlarında, Resmi Gazete’de yayımlanan taşınmaz listesine ilişkin ‘Hastaneler satılıyor’ şeklinde yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu karar, fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazların yeniden değerlendirilmesine yöneliktir. Listede yer alan ve sağlık hizmeti sunulan kurumlara ait taşınmazlar korunacaktır. Bu taşınmazlar içinde yer alan yalnızca atıl durumdaki kısımlar ifraz edilerek değerlendirilecektir. Nitekim süreç devam etmekte olup, nihai planlamalar kapsamında bazı taşınmazların kısmi olarak kullanımının sürdürülmesi, bazılarının ise kapsam dışında tutulması değerlendirilebilecektir. Sağlık hizmeti sunan hiçbir kamu hastanesinin satılması söz konusu değildir. Son 23 yılda 27 Şehir Hastanesi, 21 Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 760 devlet hastanesi, 449 ek bina, 128 Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile 151 bin nitelikli yatak kapasitesini hizmete kazandıran ve sağlık altyapısını dönüştüren güçlü bir vizyonun aktif bir sağlık tesisini elden çıkarması gibi bir yaklaşımı olamaz. Vatandaşlarımızın yalnızca resmi açıklamaları esas almaları ve gerçeği yansıtmayan iddialara itibar etmemeleri önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 22:17 CHP’de ihraç edilenler partiye geri dönüyor Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, "Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu" dedi. CHP Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplandı. Yaklaşık 7 saat süren toplantının ardından Parti Sözcüsü Zeynel Emre, PM ve MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Emre, "Biz güçlü belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetlerinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız" diye konuştu. "Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız" CHP’li belediyelere yönelik operasyonların ardından bir hukuk birimi oluşturduklarını hatırlatan Emre, "Kapsamlı bir şekilde hukukçular sürekli olan biteni raporladı, gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız ve bir hukuki rehberlik ve raporlama. Bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımızla. Biz bütün bu saldırılar karşısında gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük içerisinde cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak" CHP olarak sahaya ineceklerini duyuran Emre, sözlerine şöyle devam etti: "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki yürüyen davalarda nöbet usulüyle, mecliste nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini gerçekleştirecekler ama MYK üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, PM üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki arkadaşlarımız sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız. 196 bin sandık görevlimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bini tekrar görev yapacak şekilde iletişime geçildi, görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık görevlisi, kendi sandık, saha, bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir şekilde saha çalışmasına katılacak ve bunun bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz. CHP yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde de bir dahaki seçim ortamına kadar, ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmayı, çabayı sergilemeye devam edeceğiz." Partiden ihraç edilenler geri dönüyor Emre ayrıca geçmiş dönemlerde partiden ihraç edilenlere yönelik şunları söyledi: "Tam rakam olarak 30 civarında geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Bizim çizgimiz gereği bağışlanma talebi ve dosyaları görüşülmüş, eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz yani. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu."
"İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27 "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu toplandı
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:25 Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu toplandı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "Yeni uydu şehirler oluşturduk çünkü şehir 500 bin mülteci alınca iki yıl içerisinde organizenin orada 5,5 milyon metrekareye yeni uydu şehirleri-Kuzey Şehir’i ve Güney Şehir’i-yaptık. Yaparken de "Bir çocuğa ne lazım?" bunun hepsinin altyapısını hazırladık" dedi. Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i dinledi. Şahin Gaziantep hakkında bilgi vererek, "500 bin mülteciyle biz on üç yıl birlikte yaşadık şu anda mevcutta 100 bin mülteci çocuğu okutuyoruz, 100 bin mülteci çocuk. Yani bizim göç yönetiminde yapmış olduğumuz, mesela İstanbul 15 milyon içerisinde 500 bin çocukla, aileyle yönetişimi farklı ama 2 milyonun içerisinde 500 bin kişiyle birlikte on üç yıl yaşayıp 100 bin çocuğu da kayıp nesil yapmadan sistemin içine alan bir şehiriz. Hakikaten burada tam bir kapsayıcılıkla çalıştık, kimseye geride bırakmadık. OECD Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Gaziantep’e gelip göç yönetim modelimizi görüp bizi oraya Danışma Kuruluna davet edip anlatmamızı istediler. Çünkü bu konuda riski en yüksek olan şehirlerden bir tanesiyiz. Buna rağmen bizim bunu nasıl yönettiğimizle alakalı kısım öncelikle anlatmak istediğim şey her çocuk masumdur, her çocuğu suç işlemesiyle ilgili ortamlardan uzaklaştırmamız gerekir ve bu erken uyarı sistemi, dünya buna erken uyarı sistemi diyor. Bizim erken uyarı sistemimizin bir Sosyal Politikalar Bakanlığı yapmış, sosyal hizmet alanında çalışmış bir kardeşiniz olarak, göçü yönetmiş bir kardeşiniz olarak aslında duman tütüyor, buradan bir yangın çıkacağı belli biz tam duman tüterken bu yangının çıkmasını önleyecek çok ciddi önleyici tedbirler alıyoruz ve şehrin planlamasını da mekânsal planlamasını da buna göre yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Şahin, şu an 640 bin çocuğun okuduğunu belirterek, "103 bin Suriyeli öğrenci çocuğumuz okuyor bu birçok şehrin nüfusu kadar. Mesela 100 bin nüfuslu şehir olarak baktığınız zaman 100 bin çocuğu okutan bir sistemin altlığını hazırladık. Başlıklarımızdan bir tanesi mekânsal dönüşüm. Şehir sanayi şehri, sanayi şehrinin çok hızlı göç almış olmasının getirdiği üçte 1’i gecekondu. 70’li yılların hızlı sanayileşmesiyle birlikte şehrin üçte 1’inin gecekondu olduğu bir şehirde, 500 bin mültecinin geldiği noktada, gecekondudan kentsel dönüşümde de çok hızlı yol alamayınca biz önce bu kentsel dönüşüm planlamasında nasıl bir planlama yaptığımızı göstermek istiyorum. Şehre girerken, havalimanından Gaziantep’e girerken 3 ayrı şehirle giriyorsunuz. Önce kentsel planlama bölümlerini belirledik. Kentsel planlama bölümleri mesela şu Aydınlar Mahallesi Gaziantep’te havalimanından girdiğiniz zaman, şehre girmeden gördüğünüz kısım, Çevre Şehircilik Bakanlığıyla burayı tamamen kentsel dönüşüm olarak ilan ettik ve kentsel dönüşüm olarak temizledik. Niye? Çocuklarımızın eğer oynayacak bir parkı yoksa, bir sosyal donatı alanı yoksa, bir GASMEK’i yoksa, bir spor tesisi yoksa, enerjisini harcayacak bir nokta yoksa ve bu suçun oluşmasında kümeleşecek bir planlamaya neden oluyorsa biz buraların hepsini kentsel dönüşüm alanı ilan ettik" şeklinde konuştu. Şahin şöyle konuştu: "Mesela, ilk yaptığımız işlerden bir tanesi Göllüce Mahallesi’ndeki sanayi alanındaki kısmı tamamen kaldırdık, Aydınlar Mahallesi’ndeki kısmı tamamen kentsel dönüşüm alanı ilan ettik. Kentsel dönüşüm alanlarındaki bu yaptığımız çalışma, aslında şehir planlamasında suça sürüklenen çocukların mekânsal planlamadaki önemini anlatmak açısından çok önemli. Şehri planlarken bir çocuğa ne lazım? Bir çocuğa park lazım, bir çocuğa sosyal donatı alanları lazım, spor yapacağı alanlar lazım; buna uygun olmayan yerlerin hepsinin kentsel dönüşümünü yaptık ve bu yaptığımız çalışmalarda Aydınlar Mahallesi alternatif ticaret konut alanlarını -özellikle Murat Bakanıma burada çok teşekkür ediyorum- Çevre Şehircilik Bakanlığımızla birlikte yaptık, çok hızlı yaptık. Bize ne lazım? Böyle yıktıktan sonra bir çocuğa ne lazım, bir aileye ne lazım, bir gence ne lazım? Bunların hepsinde mekânsal planlamalarını yaptık. Bu, bizim açımızdan en önleyici tedbir oldu çünkü çocuk bir alana sıkıştığında, suçu kümeleştirdiğinde, eğer yarın bir uyuşturucuyla tanıştığında, eğer hakikaten tıbbi tedaviyle birlikte sosyal rehabilitasyonu tamamlayamazsanız yeniden aynı mekâna dönüyor, yeniden o mekâna döndüğü zaman, yeniden aynı o mekâna döndüğünde yaptığınız bütün tedavilerin hiçbir işe yaramadığını gördük çünkü Oya Bahadır’da biz 18 yaş altı çalışıyoruz, Gülşen Vekilim bunu en iyi bilenlerden bir tanesi, Yeşilay Genel Başkanıyken eşi, beraber intiharları çalışmıştık. Şu an Sağlık Bilimleri Dekanımız aynı zamanda Yeşilay Şube Müdürümüz. Dolayısıyla biz şehre bu gözle bakıyoruz, şehrin yaşam kalitesini, çocuk dostu bir şehir nasıl yapacağız, çocuğu suça iten nedenlerde kentsel planlamayı nasıl planlayacağız? Bu yaptığımız en önemli kentsel dönüşüm alanlarımıza baktığınızda en önemli çalışmalarımızdan bir tanesi oldu." Hayat Projesi ile birçok çocuğun suç işleme eğilimini azalttıklarını kaydeden Şahin, "Enerjisini spora, GASMEK’e, musikiye, resme, kendine dair ne tür yeteneği varsa ona vereceği mekânsal planlamanın altyapısını hazırlıyor. Bakın, burada, şu anda gördüğünüz yerde, şehirde 10 ayrı birimde Hayat Projesi’ni mahallelerde belirledik, oluşturduk, yeşil alanlarını getirdik. Bakın, Sayın Başkanım, görüyor musunuz? Normalde büyük baktığınız zaman, büyük, makro baktığınız zaman adamı çok korkutuyor ama küçük bakıp, mikro bakıp "Bu çocuğa ne lazım?" diye koyduğunuzda -spor alanı, çocuğun oyun oynayacağı gruplar- "Çocuğa ne lazım?"ı burada planladığınızda önleyici tedbirin çok işe yaradığını ve çocukların bu alanda suça sürüklenme oranının ne kadar düştüğünü de görme fırsatımız oldu. O yüzden bir belediye başkanı olarak çocuklarımızı suçlamaktan daha çok çocuklarımızın erken uyarı sistemine göre suç işleme risklerini azaltacak tedbirleri mekansal planlamayla önce çözmeye çalıştık ve şehri genişlettik kıymetli Başkanım. Yeni uydu şehirler oluşturduk çünkü şehir 500 bin mülteci alınca iki yıl içerisinde organizenin orada 5,5 milyon metrekareye yeni uydu şehirleri -Kuzey Şehir’i ve Güney Şehir’i- yaptık. Yaparken de "Bir çocuğa ne lazım?" bunun hepsinin altyapısını hazırladık. "Bir çocuğa ne lazım?"da en önemli şey yeşil alan çok mühim, park çok önemli, spor tesisleri çok önemli, GASMEK’ler çok önemli. Biz GASMEK’lerin içerisinde kreşinden tutun kütüphanesine, resimden tutun musiki alanına kadar bir çocuğun ne yapmak istiyorsa onu yapacağı planlamayı yaptık yeni uydu şehirlerimizde de. Bu da gördüğünüz şehir planlamalarımızdan bir tanesi" dedi.
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:10 Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi Ankara’da Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda, dirençli tüberkülozda kısa süreli ilaç tedavisine geçiş süreci ele alındı. Dünya Tüberküloz Günü kapsamında, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ‘Dirençli Tüberkülozda Kısa Süreli İlaç Tedavisine Geçiş’ konulu sempozyum düzenlendi. Programda konuşan, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, teknolojik imkanlardan yararlandıklarını belirterek, "2024 yılında toplam kaydedilen vaka sayısı yeni hastalarla beraber 387 olgu hızları da 2017’de 100 binde 13.8 iken 2024’te 100 binde 6.6’lara kadar düşmüş durumda açıkçası. Çoklu ilaca dirençli hasta sayılarımız da azalıyor. Bununla birlikte tabii ki tedavi başarımız da yüzde 80 ve üzerinde" ifadesini kullandı. "Korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor" Kişinin sağlığının öncelikli olarak korunması gerektiğini belirten Kurtcebe, "Birçok gelişmiş büyük şehir hastanelerimiz, eğitim hastanelerimiz, birçok imkanımız, donanımımız ve çok kıymetli sağlık çalışanlarımız, hocalarımız mevcut ve o konuda sıkıntı yaşamıyoruz. Ama biz ne kadar hastane yaparsak yapalım, içini ne kadar donatırsak donatalım, sizler orada çalışın hizmet verin ama önemli olan birinci planda, her zaman aslında bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz, birinci basamak sağlık hizmetleri kişinin sağlığını öncelik olarak koruması. Tüberküloz da aynı şekilde, korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor. O yüzden biz bu hastaları izole ediyoruz, o yüzden diğer hastalara bulaşmasını engellemeye çalışıyoruz ve bu risk ortamlarını azaltmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır" Tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Aydın Kurtcebe, "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır. Hızlı tanı koymak, her şeyden önce hızlı tedavi edilmesi gerekiyor. Bazen toplumda ve sağlık çalışanlarımızın arasında damgalama gibi bir takım yanlış hareketler olabiliyor. Bizim idare olarak sıkıntı yaşadığımız konulardan biri bu" ifadelerini kullandı. "Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor" Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Kurtcebe, "Türkiye’nin neresinde olursa olsun arayan hekim arkadaşlarımıza mesajla ya da telefonla olsun gerekli bilgi ve donanımlarını bu arkadaşlara sunuyorlar. Dünyada tüberküloza bakıldığı zaman nedir? Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor. Bunların 1,25 milyonu maalesef kaybediliyor. Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısı yok. Oradan da gelen hastalarımız oluyor. Oradan gelen hastalarımızı da ücretsiz bir şekilde, yine güvencesi olmayan Türkiye’deki vatandaşlarımıza da hiçbir ücret almadan bu hastalığın tedavisini sağlıyoruz" dedi.
Bakan Ersoy: "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır"
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:53 Bakan Ersoy: "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır" dedi. Bakan Ersoy, Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp Anma Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Ersoy, Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biri olan Ziya Gökalp’i doğumunun 150. yılında anmak, anlamak ve yeniden yorumlamak üzere bir araya geldiklerini kaydederek, "Bu anlamlı buluşma, yalnızca bir anma programı değil; aynı zamanda küresel çapta önemli gelişmeler yaşanırken Türk devletlerinin birlik ve dayanışma ruhunu eyleme dönüştüren en güçlü irade beyanıdır" diye konuştu. "Bu yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır" Türk devletlerini ortak bir çatı altında buluşturan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı’nın (TÜRKSOY) yalnızca fikir birliğinin değil, bu fikirlerin somut adımlara dönüşmesinin de öncüsü ve itici gücü olduğuna değinen Ersoy, şöyle konuştu: "Bu çerçevede 16 Kasım 2024 tarihinde Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta gerçekleştirilen TÜRKSOY Daimi Konsey 41. Dönem Toplantısı’nda bakanlığımızın teklifi ile 2026 yılının ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi oy birliğiyle kabul edilmişti. 2025 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazakistan’ın Aktau şehrinde yapılan toplantılarda ise bu somut kararlar bir takvime bağlanmıştı. İçinde bulunduğumuz yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır. Bu karar, Türk dünyasının ortak aklının, ortak hafızasının ve ortak geleceğe dair iradesinin somut bir göstergesidir. Hem Aşkabat hem de Aktau’da yapılan planlamalar, Gökalp’in fikirlerinin yalnızca geçmişe ait olmadığını; bugün de yol gösterici olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Nitekim 2024 yılı boyunca, vefatının 100. yılı vesilesiyle düzenlenen bilimsel toplantılar, sempozyumlar ve anma etkinlikleri, Gökalp’in düşünce dünyasının ne denli canlı ve güncel olduğunu bir kez daha göstermiştir." "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Ziya Gökalp’in Türk birliği idealini yalnızca siyasi bir hedef olarak değil; kültürel ve bilimsel temeller üzerine inşa edilmesi gereken köklü bir medeniyet tasavvuru olarak ele alan öncü bir mütefekkir olduğunu vurgulayan Ersoy, "Onun kültür ve medeniyet ayrımı, bugün Türk devletlerinin kendi öz kimliğini koruyarak modern dünyada güçlü bir şekilde var olma arayışına yön veren temel bir rehber niteliğindedir. TÜRKSOY ise bu vizyonun kurumsal hayattaki en somut yansımasıdır. Kültürel bütünleşme hedefi; Gökalp’in bir asır önce işaret ettiği istikametin bugün hayata geçirilmiş halidir. İsmail Gaspıralı’nın ’dilde, fikirde, işte birlik’ ülküsüyle şekillenen bu anlayış, Gökalp’in ortaya koyduğu sosyolojik temeller üzerinde yükselerek Türk dünyasının ortak geleceğine yön vermektedir. Bu çerçevede Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır. Kendi kültürüne dayanarak evrenselleşmek. İşte bu yaklaşım, bugün TÜRKSOY’un temsil ettiği kültürel bütünleşme vizyonunun da temelini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Ziya Gökalp’in fikirleri, gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır" Bakan Ersoy, bugün başlatılan bu etkinlikler silsilesinin; Türkiye’den Türkistan coğrafyasına Balkanlar’dan Batı dünyasına uzanan geniş bir etki alanına sahip olduğuna dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerimizde düzenlenecek bilgi şölenleri, sanat kurumlarımızın katkılarıyla hayat bulacak eserler, uluslararası paneller ve sergiler; Gökalp’in fikirlerini yeniden yorumlayarak geleceğe taşıyacaktır. Selanik’ten Malta’ya, Bakü’den Ankara’ya uzanan bu çok katmanlı program, aynı zamanda bir kültürel diplomasi hamlesidir. Bu anma yılının en önemli hedeflerinden biri de genç kuşaklardır. Ziya Gökalp’in fikirleri, sadece akademik metinlerde kalmamalı; gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır. Onun ortaya koyduğu düşünce sistemi, dijital çağın dünyasında gençlerimiz için sağlam bir pusula olabilir." Programa ayrıca, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Derya Örs, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve davetliler katıldı. Program, Türk Ocakları Genel Başkanı Öz tarafından Bakan Ersoy’a plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
BBP lideri Destici: "Muhsin Yazıcıoğlu bizim sadece genel başkanımız değil, o bizim dava arkadaşımızdır"
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:38 BBP lideri Destici: "Muhsin Yazıcıoğlu bizim sadece genel başkanımız değil, o bizim dava arkadaşımızdır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Muhsin Yazıcıoğlu bizim sadece genel başkanımız değil; o bizim varlığı, yokluğu, mutluluğu, hüznü, inançlarımızı, ideallerimizi, hayallerimizi, sevgilerimizi paylaştığımız dava arkadaşımızdır" dedi. BBP kurucu Genel Başkan merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 17. yıl dönümü dolayısıyla Ankara’da bir otelde anma programı gerçekleştirildi. Burada konuşan BBP lideri Destici, Yazıcıoğlu’nun aziz hatırasını bir ömür yaşatacaklarını ve merhum Yazıcıoğlu’nun kutlu bir dava adamı olduğunu belirtti. Muhsin Yazıcıoğlu’nun hem İslam dünyasında hem de Türk dünyasında önemli bir kişilik olduğunun altını çizen Destici, Yazıcıoğlu’nun çok yönlü kişiliği ışığında Türkiye’ye hizmet etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. "Muhsin Yazıcıoğlu bizim sadece genel başkanımız değil, o bizim yol arkadaşımız ve dava arkadaşımız" Muhsin Yazıcıoğlu’nun sadece bir siyasetçi değil, özgün bir fikir adamı olduğunu belirten Destici, "Muhsin Yazıcıoğlu bizim sadece genel başkanımız değil; o bizim varlığı, yokluğu, mutluluğu, hüznü, inançlarımızı, ideallerimizi, hayallerimizi, sevgilerimizi paylaştığımız dava arkadaşımızdır. Kararlıkla ifade etmek istiyorum ki tanıdığımız ilk günden şehadetine kadar şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanındaydık. Bugün de onun ilkelerinin yanında ve davasının yolundayız. İnandıklarımızın, doğru bildiklerimizin, doğruluğun ve doğruluğun yanındayız. Onunla birlikteyken de, onu kaybettikten sonra da Muhsin Yazıcıoğlu’nun çizgisinden asla vazgeçmedik, asla ayrılmadık ve asla da ayrılmayacağız" diye konuştu. "Kaynaşmış bir Türkiye istiyorum’ diyordu" Yazıcıoğlu’nun en önemli amacının, tüm Türkiye’de hep birlikte kardeşçe yaşamak olduğunun altını çizen Destici, "80’li ve 90’lı yıllarda üniversitelerde kız çocuklarımızın başörtüsüyle ve başı açığıyla kardeşçe yaşamasına müsaade etmediler. Zorla başlarını açtırdılar ama bugün zorbalık bitti ve kız çocuklarımız başı açığıyla ve başı kapalısıyla kardeşçe üniversitede okuyor, devlet dairelerinde çalışıyor, hatta polis ve asker olarak görev yapıyor. Dediğim gibi ‘bir hayalim var. Bütün vatandaşlarımızın; Kürt’ü, Türkmen’i, Alevi’si, Sünni’si ayrılma olmadan, zengin, fakir, yoksul ayrılmaları görünmeden kaynaşmış bir Türkiye istiyorum’ diyordu" şeklinde konuştu. "Gerçekten samimi bir Müslüman" Yazıcıoğlu’nun iyi bir milliyetçi ve İslam adamı olduğunu ifade eden AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş ise, "Davasından dönmeyen, inandığı yolda eğilmeyen, bükülmeyen, her zaman gittiği yolda dümdüz giden bir Genel Başkanı o gün Türkiye, yeni yeni tanımaya başlamıştı. 2007 yılında birlikte milletvekili olduğumuz dönemde onun yaptığı çalışmaları, onun yaptığı gayretleri ve hakikaten bu millete olan sevdasını o günde tanıma imkanı ve fırsatını bulmuştum. Gerçekten samimi bir Müslümandı. Ben buna şehadet ederim. İyi bir ülkücüydü, iyi bir milletçiydi. Buna şehadet ederim" ifadelerine yer verdi. "Sivas’ın onun için çok ayrı bir yeri vardır" Muhsin Yazıcıoğlu’nun Türkiye için önemli bir yere sahip olmasının yanı sıra, Sivas’ın onun için ayrı bir yeri olduğunun altını çizen Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun ise, "Muhsin Başkanımız sadece Sivaslılar için değil, Türk ve İslam dünyasında birçok kişinin gönlünde taht kuran birisiydi. Sivas’ın onun için çok ayrı bir yeri vardır. Sivas’a özellikle belediyecilikte hizmet etmeyi çok istiyoruz. Şu an bu bize nasip oldu" cümlelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Yazıcıoğlu’nu unutmadı Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu anma programına yayımladığı bir mesajla katılım sağladı. Erdoğan, mesajında merhum Yazıcıoğlu’nun sarsılmaz iradesiyle Türk milletinin hafızasında müstesna bir yer edindiğini belirtti. Yazıcıoğlu’nun zorluklar karşısında ilkelerine sadakati, hayatı boyunca milli ve manevi değerleri sahiplenmesini hiçbir zaman unutmayacağını vurgulayan Erdoğan, şehadetinin 17. yıldönümünde Muhsin Yazıcıoğlu’nu tekrardan yad ettiğini ifade etti. Programa BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin yanı sıra BBP Genel Sekreteri Ahmet Yelis, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, Pakistan Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd, parti üyeleri ve vatandaşlar katılım sağladı.
Bakan Ersoy: "Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır"
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:38 Bakan Ersoy: "Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bu çerçevede Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp Anma Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Ersoy, Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biri olan Ziya Gökalp’i doğumunun 150. yılında ‘anmak’, ‘anlamak’ ve ‘yeniden yorumlamak’ üzere bir araya geldiklerini kaydederek, "Bu anlamlı buluşma, yalnızca bir anma programı değil; aynı zamanda küresel çapta önemli gelişmeler yaşanırken Türk devletlerinin birlik ve dayanışma ruhunu eyleme dönüştüren en güçlü irade beyanıdır" diye konuştu. "Bu yılın ‘Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır" Türk devletlerini ortak bir çatı altında buluşturan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı’nın (TÜRKSOY) yalnızca fikir birliğinin değil, bu fikirlerin somut adımlara dönüşmesinin de öncüsü ve itici gücü olduğuna değinen Ersoy, şöyle konuştu: "Bu çerçevede 16 Kasım 2024 tarihinde Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta gerçekleştirilen TÜRKSOY Daimi Konsey 41. Dönem Toplantısı’nda bakanlığımızın teklifi ile 2026 yılının ‘Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi oy birliğiyle kabul edilmişti. 2025 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazakistan’ın Aktau şehrinde yapılan toplantılarda ise bu somut kararlar bir takvime bağlanmıştı. İçinde bulunduğumuz yılın ‘Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır. Bu karar, Türk dünyasının ortak aklının, ortak hafızasının ve ortak geleceğe dair iradesinin somut bir göstergesidir. Hem Aşkabat hem de Aktau’da yapılan planlamalar, Gökalp’in fikirlerinin yalnızca geçmişe ait olmadığını; bugün de yol gösterici olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Nitekim 2024 yılı boyunca, vefatının 100. yılı vesilesiyle düzenlenen bilimsel toplantılar, sempozyumlar ve anma etkinlikleri, Gökalp’in düşünce dünyasının ne denli canlı ve güncel olduğunu bir kez daha göstermiştir." "Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Ziya Gökalp’in Türk birliği idealini yalnızca siyasi bir hedef olarak değil; kültürel ve bilimsel temeller üzerine inşa edilmesi gereken köklü bir medeniyet tasavvuru olarak ele alan öncü bir mütefekkir olduğunu vurgulayan Ersoy, "Onun kültür ve medeniyet ayrımı, bugün Türk Devletlerinin kendi öz kimliğini koruyarak modern dünyada güçlü bir şekilde var olma arayışına yön veren temel bir rehber niteliğindedir. TÜRKSOY ise bu vizyonun kurumsal hayattaki en somut yansımasıdır. Kültürel bütünleşme hedefi; Gökalp’in bir asır önce işaret ettiği istikametin bugün hayata geçirilmiş halidir. İsmail Gaspıralı’nın ‘dilde, fikirde, işte birlik’ ülküsüyle şekillenen bu anlayış, Gökalp’in ortaya koyduğu sosyolojik temeller üzerinde yükselerek Türk dünyasının ortak geleceğine yön vermektedir. Bu çerçevede Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır. Kendi kültürüne dayanarak evrenselleşmek İşte bu yaklaşım, bugün TÜRKSOY’un temsil ettiği kültürel bütünleşme vizyonunun da temelini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Ziya Gökalp’in fikirleri, gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır" Bakan Ersoy, bugün başlatılan bu etkinlikler silsilesinin; Türkiye’den Türkistan coğrafyasına Balkanlar’dan Batı dünyasına uzanan geniş bir etki alanına sahip olduğuna dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerimizde düzenlenecek bilgi şölenleri, sanat kurumlarımızın katkılarıyla hayat bulacak eserler, uluslararası paneller ve sergiler; Gökalp’in fikirlerini yeniden yorumlayarak geleceğe taşıyacaktır. Selanik’ten Malta’ya, Bakü’den Ankara’ya uzanan bu çok katmanlı program, aynı zamanda bir kültürel diplomasi hamlesidir. Bu anma yılının en önemli hedeflerinden biri de genç kuşaklardır. Ziya Gökalp’in fikirleri, sadece akademik metinlerde kalmamalı; gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır. Onun ortaya koyduğu düşünce sistemi, dijital çağın dünyasında gençlerimiz için sağlam bir pusula olabilir." Programa ayrıca, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Derya Örs, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve davetliler katıldı. Program, Türk Ocakları Genel Başkanı Öz tarafından Bakan Ersoy’a plaket takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Suyun ticarileştirilmesine karşı cepheden bir mücadele başlatan Türkiye’de tek konfederasyonuz"
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:15 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Suyun ticarileştirilmesine karşı cepheden bir mücadele başlatan Türkiye’de tek konfederasyonuz" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "HAK-İŞ olarak suyun ticarileştirilmesine karşı cepheden bir mücadele başlatan Türkiye’de tek konfederasyonuz" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında ‘Emek ve Su’ paneli gerçekleştirildi. Panel kapsamında, su hakkı ve sürdürülebilir su yönetimi alanlarına emek bakış açısıyla yaklaşması ve suyun geleceği hususunda farkındalığın artırılması amaçlandı. "Suyun ticarileştirilmesine karşı cepheden bir mücadele başlatan Türkiye’de tek konfederasyonuz" Program çerçevesinde bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Konfederasyon olarak 22 Mart Dünya Su Günü’ne kapsamında daha önce de çeşitli etkinliklere imza attıklarını dile getirdi. Arslan, suyun ticarileştirilmesi konusunda büyük bir tehditle karşı karşıya olduklarını belirterek, "HAK-İŞ olarak suyun ticarileştirilmesine karşı cepheden bir mücadele başlatan Türkiye’de tek konfederasyonuz. Bu konuda da Hizmet-İş Sendikamızı anmadan geçemeyeceğim. Çünkü birlikte bu mücadeleyi başlattık. Dünya su formunun maalesef dışarıdan bakıldığı zaman sanki Birleşmiş Milletler’in bir kuruluşu gibi lanse ediliyor. Aslında su şirketlerinin finanse ettiği ve dünya su kaynaklarını özelleştirerek daha fazla kazanç elde etme çabalarının bir parçası olduğunu fark edince biz çok telaşa kapıldık. Dünya su formuna ilk kez bir işçi sendikası olarak katıldığımızda gördük ki orada büyük bir başka bir dünya var. Bütün dünyanın su kaynaklarına göz dikmiş, gerçekten kar ve daha fazla kazanmak hırsı olan şirketlerin, dünyadaki su kaynaklarını, su imkanlarını nasıl kendi çıkarları için kullanacaklarını görünce gerçekten dehşete kapıldık. Daha fazla çalışmamız gerektiğini gördük" açıklamasında bulundu. Suyun insanlığın ortak hakkı olduğunu vurgulayarak, suyun ticarileştirilmesine karşı mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğimizin altını çizen Arslan, su kaynaklarının korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal adalet ve sürdürülebilir kalkınma meselesi olduğunu ifade etti. Arslan, suyun temel bir insan hakkı olduğunun altını çizerek, bu hakkın korunması gerektiğini vurguladı. "Su özelleştirmelerinin tartışılmasını yapmaya çalışıyoruz" HAK-İŞ’in birinci görevlerinden bir tanesinin suyun ticarileştirmesine karşı mücadele etmek olduğunu kaydeden Aslan, "Suyun sadece kentlerdeki su satışının veya suyun değil yeraltı kaynaklarımızın da yine sınırı geçen sularımız da dahil hiçbirisinin özel sektöre verilmemesi gerekiyor. Çünkü su hepimizin ortak hakkı. Su hakkı dediğimiz bir hak, uluslararası anlaşmalarda da bu hak herkes için kabul edilmiş. Biz de bu hakkı mutlaka korunmasını istiyoruz. Bu konuda özellikle dünyadaki su özelleştirmelerinin tartışılmasını yapmaya çalışıyoruz. Bu konuda çeşitli platformlarda yer alıp bu konuda bilinç oluşturmaya çalışıyoruz" ifadelerine yer verdi. "İki tane su şirketi fiyatları belirliyor" Arslan, su kaynaklarının su firmalarının tarafından tekelleştiğini vurgulayarak, "İki tane su şirketi fiyatları belirliyor ve sıfır küsur kuruşa elde ettikleri suyu damacanasını 200 lira civarında satmaya başladı. Burada da korkunç bir istismar, korkunç bir haksız kazanç var. Ve bizim ortak ürünümüz olan suyu maalesef pazarlık konusu yaparak oradan ciddi kaynaklar elde edenler var. Ben Sayın Bakan’a da söyledim, buna da el atmamız gerekiyor. Yerin altından çıkan kaynak sularımızı bir şekilde ihalesi yaparak imtiyaz haklarını elde ediyorlar. Sonra bunlar birleşiyorlar ve suyun piyasasını oluşturuyorlar. Bu tekelleşmeye karşı mutlaka ama mutlaka hükümetimizin bir şeyler yapması gerekiyor. Gerçekten insanlar şebekeden akan suyu içemiyorsa, ona sunduğunuz ikinci bir alternatif damacana suyun fiyatlarını, 5 kuruşla 10 kuruşla 1 liraya elde ettiğiniz maliyetini 200 liraya satıyorsanız buna birilerinin dur demesi gerekiyor. Bu tekelleşmenin bir de şehir şebekelerinde olduğunu düşünün. Bize en ağır şartlarda, en yüksek fiyattan ve en kötü suyu ulaştıracaklardır" şeklinde konuştu. "Nijer’de su kuyusu açtık" Afrika ülkelerinde başta olmak üzere ihtiyaç duyulan yerlerde HAK-İŞ olarak su kuyuları açtıklarını ifade eden Arslan, "Konfederasyonumuzun bu konudaki desteğiyle en son 50. yıl etkinliklerimiz çerçevesinde Nijer’de kadınların çocukların yaklaşık 10 kilometreden köylerine su sağladığı bir yerde gerçekten ihtiyaç duyulan yerde her gün için 24 saat su verilebilecek, 10 ayrı musluktan suyun aktığı, güneş enerjisiyle de 24 saat suyun verilebildiği bir noktaya güzel bir kuyu açtık. Bunun ödemesini yaptık, kuyunun açılışını yaptık. Oradaki çocukların ve kadınların teşekkürünü bizzat bize ulaştırdılar. Evet, okula gidemeyen çocuklar evlerinde en temel ihtiyaçları olmayan kadınların sırtlarında taşıdıkları suyun yerine köyün içerisinde böyle bir imkanı sağladık" şeklinde konuştu. Su konusunda neler yapabileceklerinin tespitini de yaptıklarını söyleyen Arslan, HAK-İŞ olarak su kaynaklarını korunmak, suyun verimliliğini artırmak, temiz suya daha fazla ulaşmak ve benzeri konulardaki hassasiyetlerini de kamuoyuyla, HAK-İŞ üyeleriyle paylaştıklarını dile getirdi. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına da değinen Arslan, Körfez ülkeleri Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’in endişeye kapılmalarına neden olan asıl unsurun petrol değil, su tesisleri olduğunu dile getirdi. Arslan, bu ülkelerin su kaynaklarının yüzde 80-90’ının deniz suyundan arıtılarak elde edildiğini, su tesislerinin bombalanması durumunda o ülkelerde hayatın duracağını ifade etti. Konuşmaların ardından Arslan, programa katılım gösteren Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever’e hediye takdiminde bulundu. Program, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Aile ve Gençlik Fonu kapsamında bu ay 660,9 milyon lira ödeme yapıldı
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:32 Aile ve Gençlik Fonu kapsamında bu ay 660,9 milyon lira ödeme yapıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunun desteklenmesi ve genç çiftlerin evlilik süreçlerine katkı sağlanması amacıyla kurulan Aile ve Gençlik Fonu kapsamında bu ay 2 bin 878 gence toplam 660,9 milyon lira ödeme yapıldığını belirterek, "Bu ödemeyle bugüne kadar toplam 132 bin 688 gencimize kredi desteği sağlamış olduk. Gençlerimizin evlilik süreçlerine katkı sunmak amacıyla sağladığımız toplam destek miktarı ise 10 milyar 734 milyon lirayı buldu" dedi. Bakan Göktaş yaptığı açıklamada, aile kurumunun desteklenmesi, güçlendirilmesi ve gençlerin sosyal risklere karşı korunması amacıyla Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduklarını hatırlatarak, aile kurmayı her daim teşvik ettiklerini ve aileyi güçlendirmeyi ana hedef olarak gördüklerini vurguladı. Fonun Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilen gelirlerle finanse edildiğini hatırlatan Göktaş, "Bu kaynakla gençlerimizin geleceğine yatırım yapıyoruz. Aileyi güçlendirmek adına 81 ilimizin tamamında bu projeyi kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Aile ve Gençlik Fonu’ndan daha fazla genç çiftin yararlanabilmesi için ocakta kredi miktarını güncellediklerini belirten Göktaş, "Fona başvuran çiftlerden ikisinin de 18-25 yaş arasında olması halinde 250 bin lira, 26-29 yaş aralığında olmaları durumunda ise 200 bin liralık destek sağlıyoruz. Başvurusu onaylanan çiftlerimize kredi desteğini 48 ay vadeli ve 2 yıl geri ödemesiz şekilde veriyoruz" dedi. 48 ay içinde çocuk sahibi olan çiftlerin geri ödemelerine 12 ay erteleme Fondan yararlanma kriterlerinden biri olan gelir şartını da yükselttiklerini hatırlatan Göktaş, "Gelir durumu değerlendirmesinde son 6 ay gelirine ilişkin başvuru şartını asgari ücretin 2,3 katından 2,5 katına çıkardık. 48 ay içinde çocuk sahibi olan genç çiftlerimizin geri ödemelerini ise her çocuk için 12 ay olacak şekilde erteliyoruz. Nitekim fon kapsamında bugüne kadar desteklediğimiz 8 bin 20 çiftimizin 8 bin 113 çocuğu dünyaya geldi" açıklamasını yaptı. Gençlerin evliliklerini sağlam temeller üzerine kurmalarını hedeflediklerini ve evlilik yolundaki çiftleri yalnız bırakmadıklarını vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti: "2023’te hayata geçirdiğimiz Aile ve Gençlik Fonu’na yapılan toplam başvuru sayısı 221 bin 351’e ulaştı. Bu ay 2 bin 878 gencimize sağladığımız 660,9 milyon liralık ödeme ile bugüne kadar toplam 132 bin 688 gencimize kredi desteği sağlamış olduk. Gençlerimizin evlilik süreçlerine katkı sunmak amacıyla sağladığımız toplam destek miktarı ise 10 milyar 734 milyon lirayı buldu. Gençlerimize sadece maddi destek sağlamakla kalmıyor, eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle de yanlarında oluyoruz. Bu kapsamda bugüne kadar 163 bin 126 gencimize eğitim ve rehberlik desteği verdik." Bakan Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu başvurularının ailegenclikfonu.aile.gov.tr web sitesi veya e-Devlet üzerinden yapıldığını sözlerine ekledi.