Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü: "‘Hastaneler satılıyor’ şeklindeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 22:25:49
Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü, Resmi Gazete’de yayımlanan taşınmaz listesine ilişkin bazı medya organlarında ve sosyal medya platformlarında yer alan ‘Hastaneler satılıyor’ iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün resmi sitesinden yapılan açıklamada, "Son günlerde bazı medya organlarında ve sosyal medya platformlarında, Resmi Gazete’de yayımlanan taşınmaz listesine ilişkin ‘Hastaneler satılıyor’ şeklinde yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu karar, fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazların yeniden değerlendirilmesine yöneliktir. Listede yer alan ve sağlık hizmeti sunulan kurumlara ait taşınmazlar korunacaktır. Bu taşınmazlar içinde yer alan yalnızca atıl durumdaki kısımlar ifraz edilerek değerlendirilecektir. Nitekim süreç devam etmekte olup, nihai planlamalar kapsamında bazı taşınmazların kısmi olarak kullanımının sürdürülmesi, bazılarının ise kapsam dışında tutulması değerlendirilebilecektir. Sağlık hizmeti sunan hiçbir kamu hastanesinin satılması söz konusu değildir. Son 23 yılda 27 Şehir Hastanesi, 21 Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 760 devlet hastanesi, 449 ek bina, 128 Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile 151 bin nitelikli yatak kapasitesini hizmete kazandıran ve sağlık altyapısını dönüştüren güçlü bir vizyonun aktif bir sağlık tesisini elden çıkarması gibi bir yaklaşımı olamaz. Vatandaşlarımızın yalnızca resmi açıklamaları esas almaları ve gerçeği yansıtmayan iddialara itibar etmemeleri önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 22:17
CHP’de ihraç edilenler partiye geri dönüyor
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, "Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu" dedi. CHP Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplandı. Yaklaşık 7 saat süren toplantının ardından Parti Sözcüsü Zeynel Emre, PM ve MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Emre, "Biz güçlü belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetlerinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız" diye konuştu. "Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız" CHP’li belediyelere yönelik operasyonların ardından bir hukuk birimi oluşturduklarını hatırlatan Emre, "Kapsamlı bir şekilde hukukçular sürekli olan biteni raporladı, gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız ve bir hukuki rehberlik ve raporlama. Bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımızla. Biz bütün bu saldırılar karşısında gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük içerisinde cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak" CHP olarak sahaya ineceklerini duyuran Emre, sözlerine şöyle devam etti: "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki yürüyen davalarda nöbet usulüyle, mecliste nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini gerçekleştirecekler ama MYK üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, PM üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki arkadaşlarımız sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız. 196 bin sandık görevlimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bini tekrar görev yapacak şekilde iletişime geçildi, görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık görevlisi, kendi sandık, saha, bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir şekilde saha çalışmasına katılacak ve bunun bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz. CHP yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde de bir dahaki seçim ortamına kadar, ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmayı, çabayı sergilemeye devam edeceğiz." Partiden ihraç edilenler geri dönüyor Emre ayrıca geçmiş dönemlerde partiden ihraç edilenlere yönelik şunları söyledi: "Tam rakam olarak 30 civarında geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Bizim çizgimiz gereği bağışlanma talebi ve dosyaları görüşülmüş, eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz yani. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 21:21
İçişleri Bakanlığı: "Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül hakkında sosyal medya paylaşımları sebebiyle soruşturma açılmıştır"
İçişleri Bakanlığı, Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül hakkında soruşturma açıldığını açıkladı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül hakkında sosyal medya paylaşımları sebebiyle soruşturma açılmıştır. Soruşturma kapsamında Mülkiye müfettişi görevlendirilmiştir. Ayrıca Muharrem Eligül, Edirne Valiliği hukuk müşaviri olarak görevlendirilmiştir" denildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 21:21
İçişleri Bakanlığı: "Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül hakkında sosyal medya paylaşımları sebebiyle soruşturma açılmıştır. Soruşturma kapsamında Mülkiye müfettişi görevlendirilmiştir. Ayrıca Muharrem Eligül, Edirne Valiliği hukuk müşaviri olarak görevlendiri
İçişleri Bakanlığı: "Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül hakkında sosyal medya paylaşımları sebebiyle soruşturma açılmıştır. Soruşturma kapsamında Mülkiye müfettişi görevlendirilmiştir. Ayrıca Muharrem Eligül, Edirne Valiliği hukuk müşaviri olarak görevlendirilmiştir."
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:28
Bakan Işıkhan: "İşsiz sayısı, 2025 yılında bir önceki yıla göre 147 bin kişi azaldı"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "İşsiz sayısı, 2025 yılında bir önceki yıla göre 147 bin kişi azalarak 2 milyon 966 bin kişi oldu" dedi. Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından Orta Vadeli Program (OVP), Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) ve çalışma hayatını geliştirmeye yönelik politikaların etkisine değinerek 2025 yılındaki başarılara yönelik açıklama yaptı. İşsiz sayısının 2025 yılında bir önceki yıla göre 147 bin kişi azalarak 2 milyon 966 bin kişi olduğunu ifade eden Işıkhan, kadınlarda işsizlik oranının, bir önceki yıla göre 0,5 puan azalarak yüzde 11,3’e gerilediğini bildirdi. Aynı zamanda Işıkhan, genç nüfusta işsizlik oranının, 1 puan azalarak 2005 yılından beri en düşük seviyesi olan yüzde 15,3’e gerilediğini açıkladı. "İşsiz sayısı, 2025 yılında bir önceki yıla göre 147 bin kişi azaldı" Bakan Işıkhan, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Orta Vadeli Programımız (OVP), Ulusal İstihdam Stratejimiz (UİS) ve çalışma hayatını geliştirmeye yönelik politikalarımızın etkisiyle 2025 yılında önemli başarılara imza attık. Geçtiğimiz yıl yüzde 8,3 olarak gerçekleşen işsizlik oranı, 2012 yılından itibaren en düşük seviyesine geriledi. İşsiz sayısı, 2025 yılında bir önceki yıla göre 147 bin kişi azalarak 2 milyon 966 bin kişi oldu. Aynı dönemde kadınlarda işsizlik oranı, bir önceki yıla göre 0,5 puan azalarak yüzde 11,3’e geriledi. Genç nüfusta işsizlik oranı, 1 puan azalarak 2005 yılından beri en düşük seviyesi olan yüzde 15,3’e geriledi. Kadınların ve gençlerin çalışma hayatına katılımlarını artırmak için yürüttüğümüz programlarımızın olumlu sonuçlarını her geçen gün daha fazla almaya devam edeceğiz. İstihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 566 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 49; işgücü 35 milyon 533 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise yüzde 53,5 olarak gerçekleşti. İşgücümüz ve çalışma hayatımız güçlendikçe Türkiye güçlenecek. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ekonomi modelimizin parolası olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı politikalarımızı uygulamayı sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı bu temeller üzerinde yükselecek."
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:14
24 ilde DEAŞ’a yönelik operasyonlarda 88 şüpheliye gözaltı
İçişleri Bakanlığı, silahlı terör örgütü DEAŞ’a yönelik 24 ilde, jandarma ekiplerince icra edilen operasyonlarda 88 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi. İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı TEM Daire Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; İl Jandarma Komutanlıklarınca yapılan çalışmalar sonucu 24 ilde operasyonlar düzenlendi. DEAŞ Terör Örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 88 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin; DEAŞ Terör örgütüne üye oldukları, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları aracıyla finansal destek sağladıkları ve sosyal medya hesapları üzerinden DEAŞ terör örgütünün propagandasını yaptıklarının tespit edildi" ifadelerine yer verildi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:36
ASO Başkanı Ardıç: "Savaş artık sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüştü"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, mart ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, "Savaş artık sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüştü" dedi. ASO mart ayı meclis toplantısı, Başkan Seyit Ardıç’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Başkan Ardıç, hem küresel ekonomik gelişmeleri hem de Türkiye ekonomisindeki son durumu değerlendirdi. Ardıç, konuşmasında Katar’da gerçekleştirilen eğitim faaliyeti sırasında meydana gelen helikopter ve Ağrı’daki trafik kazasında şehit olan askerleri de anarak başsağlığı diledi. "Son dönemlerde dünya ekonomisini jeopolitik gerilimler ve çatışmalar belirliyor" Dünya ekonomisinde üretim ve büyüme yerine artık jeopolitik gerilimlerin belirleyici olduğuna dikkat çeken Ardıç, "Üzülerek söylemeliyim ki son dönemlerde dünya ekonomisinin gündemini üretim, ticaret ve büyüme değil, artan jeopolitik gerilimler ve çatışmalar belirliyor. Bugün dünya ekonomisinin kaderi artık yalnızca rakamlarla yazılmıyor, çatışma süreçleriyle ve çoğu zaman akıl ve diplomasinin uzağında alınan kararların oluşturduğu belirsizliklerle yazılıyor. Küresel ekonomi artık sadece piyasaların değil, fay hatlarının da diliyle konuşuyor. Bu nedenle yatırım, ihracat, finansman ve sanayi üretimini konuşurken, aynı zamanda savaşların, belirsizliklerin ve krizlerin ekonomik sonuçlarını da değerlendirmek zorunda kalıyoruz. Yılın ilk çeyreğini geride bırakırken küresel risk algısı daha da derinleşiyor. Hemen üstümüzdeki Rusya-Ukrayna savaşının ekonomik ve siyasi etkileri halen sürerken, şimdi de hemen aşağımızda ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan, Körfez ülkelerine de yayılan ve çok daha geniş sonuçlar doğurabilecek yeni bir çatışma sarmalıyla karşı karşıyayız" dedi. "Savaş artık sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüştü" Son dönemde artan çatışmaların enerji fiyatlarını yükselttiğini belirten Ardıç, "Enerji fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, küresel enflasyon baskısını yeniden artırabilecek bir gelişmedir. Bu durum merkez bankalarının para politikalarını daha da karmaşık hale getirirken, sanayi açısından bakıldığında savaşların ekonomik karşılığı, daha pahalı enerji, daha pahalı lojistik, daha yüksek sigorta giderleridir. Bu da daha temkinli yatırım kararları ve daha zor bir dış ticaret iklimi demektir. Bu süreç tüm sektörleri farklı ölçüde olumsuz şekilde etkileyecektir. Savaş artık sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüşmüştür" diye konuştu. "Savunma sanayii yalnızca güvenliğimizin değil, ekonomik bağımsızlığımızın da temelidir" Türkiye açısından gelişmelerin hem risk hem de zorunluluk barındırdığını kaydeden Ardıç, enerji fiyatlarındaki artışın cari denge ve enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Ardıç ayrıca güçlü bir savunma sanayiinin önemine de vurgu yaparak, "Savunma sanayii yalnızca güvenliğimizin değil, ekonomik bağımsızlığımızın da temelidir" ifadelerini kullandı. "Ordusu olmayanın yurdu olmaz" Yurdu korumanın yalnızca silah altında bir kuvvetle olmadığını belirten Ardıç, "Çağımızda yurdu korumak yalnızca silah altında bir kuvvete sahip olmakla değil, o kuvveti çağın gereklerine göre besleyen teknolojiye, üretim gücüne, veri kapasitesine ve stratejik akla sahip olmakla mümkündür. Bugün güçlü savunma sadece sınırda değil, fabrikada başlar. Ar-Ge Merkezlerinde, laboratuvarlarda, tersanelerde, uydu sistemlerinde, yazılım altyapısında ve siber alanda inşa edilir. Bugün cephe dediğimiz yerin bir ucu sınırda, diğer ucu üretim ve teknoloji üslerindedir. Artık mesele yalnızca bir orduya sahip olmak değil; kendi uçağını, kendi İHA’sını, SİHA’sını, hava savunma sistemini, radarını, elektronik harp kabiliyetini, roketini, füzesini, yazılımını ve kritik bileşenlerini geliştirebilen bağımsız bir savunma ekosistemi kurmaktır. Ordusu olmayanın yurdu olmaz. Ama şunu da unutmayalım, Savunma teknolojisinde bağımsız olmayanın geleceği olmaz" ifadelerini kullandı. "Mesele yalnızca para politikası değildir" Tarımın zayıfladığını ve sanayinin de istenen ölçüde büyümediğini savunan Ardıç, "Arz kapasitesinin yeterince güçlendirilemediği bir ekonomide, makroekonomik dengelenmenin kalıcı biçimde sağlanması da, enflasyonla etkili ve gerçekçi bir mücadele yürütülmesi de mümkün değildir. Tarım zayıflıyor, sanayi istenen ölçüde büyümüyor ve üretim kapasitesi yeterince genişlemiyorsa, yalnızca talebi baskılayarak kalıcı fiyat istikrarı sağlanamaz. Çünkü mesele yalnızca para politikası meselesi değildir. Mesele üretimdir, verimliliktir, tarımda ve sanayide arz kapasitesini yeniden güçlendirmektir. Arz yönünü güçlendirmeden ne kaliteli büyümeden, ne de kalıcı refah artışından söz edemeyiz. Gerçekçi ve sürdürülebilir bir enflasyonla mücadelenin yolu, üretimi, sanayiyi, tarımı ve verimliliği merkeze alan bir büyüme anlayışından geçmektedir" diye konuştu. "Personellerimizin yarısı kadınlardan oluşuyor " Ardıç, Kadınların üretim ve yönetimde daha fazla yer almasının sürdürülebilir kalkınma açısından önemli olduğunu belirterek şu şekilde konuştu: " Kadınların üretimde, yönetimde ve girişimcilikte daha güçlü şekilde yer alması, yalnızca toplumsal bir gereklilik değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın da temel şartlarından biridir. Ankara Sanayi Odası olarak biz de bu anlayışı sözde değil, uygulamada hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz. Bugün Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor. Odamızda görev yapan 7 müdürümüzden 5’inin kadın olması, bu yaklaşımımızın somut bir göstergesidir. Kurumsal yönetim araştırmaları, kadınların daha fazla sorumluluk üstlendiği yönetim ekiplerinde inovasyonun arttığını, kurumsal performansın yükseldiğini gösteriyor. Çünkü kadınların aklı, titizliği, vizyoner bakışı ve çözüm odaklı yaklaşımı, yönetim kalitesine son derece olumlu yansıyor ve başarı artıyor. Biz de Odamızda bu olumlu sonuca ulaşmanın haklı gururunu yaşıyoruz."
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:18
Bakan Yumaklı: "Barajlar bir milletin yarınına yazdığı güven mektuplarıdır"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Barajlar betondan ibaret değildir. Barajlar bir milletin yarınına yazdığı güven mektuplarıdır. Bugün Devlet Su İşleri yalnızca bir kurum değildir. Türkiye’nin suyla atan kalbidir" dedi. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘2026 Dünya Su Günü’ programına katıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Yumaklı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü’nün bu yılki temasının ‘su ve insan’ olarak belirlendiğini kaydederek, "Bu tema aslında insanlık tarihinin en eski gerçeğini bize hatırlatmış durumda. İnsan suyla var olmuştur, suyla medeniyet kurmuştur, suyla kalkınmıştır. Su sadece bir doğal kaynak değildir. Su; hayatın kendisidir. Sağlıktır, gıdadır, enerjidir, güvenliktir ve gelecektir. Bugün burada sadece suyu konuşmak için değil; suyun içinde saklı olan insanlık hikayesini konuşmak için bir aradayız. İnsanlık tarihi bize çok net bir gerçeği gösteriyor. Su, tarihin hem mürekkebi hem de kağıdı olmuştur. Mısır’da binlerce yıl önce suyu yükseltmek için kullanılan ‘Arşimet Vidası’nın yakın zamanlara kadar kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Bu, insanlığın en eski ‘teknoloji’ cümlelerinden biridir; ‘Suyu yerinde tutamazsan, onu akılla yükseltirsin.’ Mezopotamya’da insanlar suyu akıllarıyla yönetirlerdi. Şehir planlarının içinde su yollarının isimleri yazılıydı. Yani insanlık suyu sadece kazmayla değil, aklıyla yönetmeye başlamıştı. Anadolu’ya baktığımızda ise bu hikâye daha gurur verici bir hal alır. Dünya Sulama Mirası Listesi’ne girmiş Çorum’daki Hitit Barajı yaklaşık 3 bin 200 yıl önce inşa edildi. Yine aynı listede yer alan Van’daki Şamran Kanalı, 53 kilometre boyunca suyu hayatla buluşturdu ve bugün halen kullanılmaktadır. Bu eserler bize şunu gösteriyor; su yönetimi, medeniyet yönetimidir" diye konuştu. "Barajlar bir milletin yarınına yazdığı güven mektuplarıdır" Osmanlı döneminde İstanbul’a su taşıyan kemerler, çeşmeler ve su yolları yalnızca mühendislik eserleri olmadığını vurgulayan Bakan Yumaklı, Osmanlı Devleti’nin, su için özel bir Su Nezareti kurduğunu belirtti. Yumaklı, Cumhuriyet döneminde ise bu anlayışın kurumsallaştığını ifade ederek, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İktisadiyatımızın ana tedbirlerinden olan Su İşleri umumi idaresinin fenni kabiliyet ve kudreti, çok sağlam kurulmalıdır’ sözünü hatırlattı. Yumaklı, bugün DSİ’nin bu vizyonun devamı olduğunu aktararak, şu ifadelere yer verdi: "Seyhan Barajı’ndan Keban’a, Keban’dan Atatürk Barajı’na, Atatürk’ten Yusufeli’ne kadar uzanan bu büyük eserler zinciri, bize bir gerçeği gösterir; barajlar betondan ibaret değildir. Barajlar bir milletin yarınına yazdığı güven mektuplarıdır. Bugün Devlet Su İşleri yalnızca bir kurum değildir. Türkiye’nin suyla atan kalbidir. 81 ilde faaliyet gösteren 25 bölge müdürlüğümüz ve yaklaşık 24 bin kişilik büyük bir emek ordusu ile; Bir baraj şantiyesinde, bir sulama kanalında, bir taşkın anında, bir içme suyu hattında çalışıyoruz. Bu emek ordusuyla, Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren 7,7 trilyon lira maliyetli 18 binden fazla su tesisi hizmete alınmıştır. Bunların içinde; bin 800’den fazla baraj ve gölet, 3 bin 600’den fazla sulama tesisi, 11 binden fazla taşkın kontrol tesisi, yüzlerce içme suyu ve enerji tesisi bulunmaktadır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 23 yılda yapılan yatırımlar ise tüm yatırımların yüzde 60’ından fazlasını oluşturmaktadır. Bu yatırımların anlamı şudur; tarlaya su gitmesi, şehirde musluğun akması, fabrikada üretimin durmaması ve vatandaşın güven içinde yaşaması. Bugün; 7,3 milyon hektar tarım alanı sulamaya açılmış, 183,7 milyar metreküp su depolanmış, 5,5 milyar metreküp yıllık içme suyu sağlanmış, 11 bin 237 adet taşkın kontrol tesisi yapılmış, 7,8 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanmış, HES kurulu gücümüz ise 32 bin 500 megavata ulaşmıştır." "Son 23 yılda döşenen boruların uzunluğu 120 bin kilometreyi geçti" Artık dünyanın, iklimin, yağış düzenlerinin değiştiğini dile getiren Yumaklı, bu nedenle modern sulama sistemlerini yaygınlaştırdıklarını söyleyerek, "Basınçlı borulu sistemler sayesinde yılda, yaklaşık 10 milyar metreküp su tasarrufu sağlıyoruz. Son 23 yılda döşenen boruların uzunluğu 120 bin kilometreyi geçti. Bu borularla dünyanın etrafını üç kez dolaşabilirsiniz. Artık suyu yalnızca borularla değil, veriyle de yönetiyoruz. Yapay zeka destekli sistemlerle; toprak nemini ölçüyor, yağışı takip ediyor, sulamayı otomatik olarak yönetiyoruz. Çünkü gelecekte su, yalnızca bulunan değil, yönetilen bir kaynak olacaktır. Bir ülkenin gerçek gücü bazen gözle görülmez. O güç, dağların arasında saklı bir barajda, kilometrelerce uzanan bir kanalda, yerin yüzlerce metre altından ilerleyen bir tünelde yaşar. Çünkü suyu doğru yöneten bir millet, aslında geleceğini yönetir. Onlar bir milletin azminin simgeleridir. Örneğin; Atatürk Barajı, Fırat’ın kalbine vurulmuş bir mühür gibidir. Keban Barajı, bir nehrin boynuna takılmış gerdanlık gibi. Yusufeli Barajı, insan iradesinin gücünü gösterir. Deriner Barajı, bir vadinin sessizliğine kurulmuş dev bir kararlılıktır. Ilısu Barajı, Mezopotamya’nın kalbine bırakılmış bereket anahtarıdır. Ermenek Barajı, dar bir vadide saklanan büyük bir hazinedir. Konya Ovası’na su taşıyan Mavi Tünel, susuz bir ovaya yazılmış yeni bir hikayedir. Şanlıurfa’daki Harran kanalları, Mardin’deki Ceylanpınar sulamaları, Diyarbakır’daki Kralkızı sistemi. Bunlar sadece kanallar değildir. Toprağın kalbine uzanan damarlar gibidir. Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a denizin altından uzanan sadece su hattı değil kardeşlik köprüsü de var. Bu proje bize şunu anlatır; su bazen sadece bir ihtiyaç değil, bir kardeşlik köprüsüdür" ifadelerini kullandı. "2025 yılına barajlarımızda 10 milyar metreküp daha az suyla girdik" Kar yağışının aslında Türkiye’nin doğal barajı olduğunu ancak o doğal barajın da küçüldüğünü belirten Yumaklı, "2025 yılına barajlarımızda 10 milyar metreküp daha az suyla girdik. Bu sadece bir sayı değildir. 10 milyar metreküp, 125 milyon insanın yıllık içme suyu ihtiyacına eşittir. 2025 yılında birkaç örnek verelim. Konya Bağbaşı Barajı’nda su kalmadı. Eğirdir Gölü bin yıl sonra ilk kez ikiye ayrıldı. Çatalan Barajı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bütün bunlar bize bir mesaj veriyor. O da şu; kuraklık artık kapımızdaki bir misafir değildir. Kuraklık artık evimizin içindedir. Ama şunu da açıkça söylemek isterim; Türkiye bu mücadelede hazırlıksız değildir. Bugüne kadar kurulan barajlar, göletler, sulama projeleri sayesinde kuraklığın etkilerini büyük ölçüde hamdolsun yönettik. Ancak artık yeni bir döneme girdiğimizi tekrar ifade etmek istiyorum. Bu dönemin adı, suyu koruma dönemi. Çünkü bugün şehirlerde kullanılan suyun yaklaşık yüzde 31’i kayıp ve kaçak olarak yok olmaktadır. Yani bazı şehirlerde barajdan çıkan her üç bardak sudan birisi, daha vatandaşa ulaşmadan maalesef yok olmaktadır. Artık suyu yalnızca doğal bir kaynak olarak değil, stratejik bir varlık olarak görmek zorundayız" şeklinde konuştu. Programa ayrıca, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Milletvekili Vahit Kirişci, akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Konuşmaların ardından Dünya Su Günü kapsamında düzenlenen yarışmada dereceye giren isimler açıklanarak ödülleri takdim edildi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 5G’ye geçişini 31 Mart’ta resmen ilan edecek
Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 31 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenecek törenle 5G’ye geçişini resmen ilan edecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin mobil haberleşme tarihinde yeni bir dönüm noktasına ulaştığını belirterek, 5G’ye geçiş sürecine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin 32 yıllık mobil iletişim yolculuğunda kritik bir eşiğe geldiğini vurgulayarak, 23 Şubat 1994’te başlayan bu serüvenin bugün 5G teknolojisiyle yeni bir safhaya taşındığını ifade etti. 5G dönemi resmen başlıyor Uraloğlu, 31 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teşrifleri ile düzenlenecek törenle Türkiye’nin 5G’ye geçişinin resmen ilan edileceğini belirterek, "1 Nisan 2026’da 81 ilimizde 5G hizmeti kademeli olarak başlamış olacak. İki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında 5G hizmetini yaymayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. 5G ile birlikte iletişim hızının artacağını kaydeden Uraloğlu, bu dönüşümün yalnızca haberleşmeyle sınırlı kalmayacağını vurguladı. Uraloğlu, "Yeni teknolojiyle birlikte; akıllı ulaşım sistemlerinden otonom sürüşe, uzaktan sağlık uygulamalarından akıllı fabrikalara, yüksek çözünürlüklü medya yayıncılığından tarım teknolojilerine kadar birçok alanda köklü değişim yaşanacak" diye konuştu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:50
Bakan Kacır: "KOBİ’lerimize ve büyük ölçekli firmalarımıza, 50 milyon liraya kadar finansman sunuyoruz"
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Finansman programı kapsamında; KOBİ’lerimize ve büyük ölçekli firmalarımıza; bir aylık istihdam maliyetleriyle orantılı olarak 50 milyon liraya kadar uygun şartlarda finansman sunuyoruz. Ayrıca KOBİ’lerimize kefalet desteği veriyoruz" dedi. XXI. KOBİ Zirvesi, Ankara Ostim Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen program ile gerçekleştirildi. Programa, Bakan Kacır, Savunma Sanayi Başkanı (SSB) Haluk Görgün, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Teknik Hizmetler Genel Müdürü Tümgeneral Ercan Eroğlu, akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmaları ile devam etti. "Savunma ürünleri ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz" Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarına en üst düzeyde cevap veren, dost ülkelerin de ihtiyaç duyduğu sistemleri karşılayabilen; rekabetçi ve ihracat kapasitesi yüksek bir savunma sanayii ekosistemi inşa ettiklerini vurgulayan Bakan Kacır, "Yerli ürünlerin savunma tedarikimizdeki payını, 23 yıllık süreçte yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine çıkardık. Savunma ürünleri ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Her biri iftihar vesilesi savunma ürünlerimizin ardında 4 bini aşkın şirketimizde araştırma kurumlarımızda ve üniversitelerimizde gece gündüz demeden alın ve akıl teri döken 100 bin çalışanımız bulunuyor. Bakanlık olarak; kamu kurumlarımızın, özel sektör girişimlerimizin ve üniversitelerimizin savunma sanayii alanındaki yatırımlarını ve Ar-Ge projelerini güçlü şekilde destekliyoruz. Son 23 yılda bin 112 savunma sanayii yatırımını teşvik ettik, 456 milyar lira yatırımın önünü açtık. 2002’den bu yana, TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayii projesine ve 4 bin 300 bilim insanı ile gencimize 64,1 milyar lira katkı sunduk" diye konuştu. "KOBİ’lerimize ve büyük ölçekli firmalarımıza, 50 milyon liraya kadar finansman sunuyoruz" KOBİ’lerin kapasite genişletme yatırımlarını hızlandıracak programa dair konuşan Kacır, "Program kapsamında; 36 aya kadar vadeli finansman için 20 puana kadar geri ödemesiz finansman desteği sunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz ay imalat sanayi firmalarımızın yararlanması için 100 milyar liralık bir finansman paketini de içeren İmalat Sanayi Finansman ve İstihdamı Koruma Programının müjdesini verdi. Finansman programı kapsamında; KOBİ’lerimize ve büyük ölçekli firmalarımıza; bir aylık istihdam maliyetleriyle orantılı olarak 50 milyon liraya kadar uygun şartlarda finansman sunuyoruz. Ayrıca KOBİ’lerimize kefalet desteği veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Emek yoğun sektörlerde çalışan başına istihdam desteğini bu yıl 3 bin 500 liraya çıkardık" Bakan Kacır, aynı zamanda yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere çalışan başına istihdam desteğini bu yıl 3 bin 500 liraya çıkarmıştık. Destek kapsamı dışında kalan sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ’lerimizin de 2025 yılı Kasım-Aralık dönemindeki ortalama istihdam seviyelerini muhafaza etmeleri şartıyla, kullandıkları kredilerin finansman maliyetinin 10 puanını KOSGEB eliyle karşılıyoruz. Böylelikle yıllık finansman maliyetini KOBİ’lerimiz için yüzde 23’e kadar indirdik. Yeni teşvik modelimizin temel sütunları arasında yer alan Teknoloji Hamlesi programıyla da teknoloji seviyesi yüksek ve katma değerli ürünlere yönelik yatırımlar için Ar-Ge’den seri üretime, uçtan uca bütüncül bir destek sunuyoruz." "Son kullanıcı ve test altyapılarına erişim imkanı sunuyoruz" NATO DIANA hızlandırma programıyla hem sivil hem de askeri sahada kullanılabilecek teknolojiler geliştiren teknoloji firmalarının imkanlarına değinen Kacır, "NATO üyesi ülkelerdeki son kullanıcı ve test altyapılarına erişim imkanı sunuyoruz. Ortağı olduğumuz NATO İnovasyon Fonu’yla, derin teknoloji alanlarında çalışan girişimcilerimizin uluslararası yatırım ağlarıyla buluşmasını, stratejik ortaklıklar kurmasını ve küresel ölçekte büyümesini sağlıyoruz. Oluşturduğumuz fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla, teknoloji girişimlerinin başarı yolculuklarda ihtiyaç duydukları finansmana hızlı erişimini teminat altına aldık. Kuşkusuz bu yolculukta sektörümüzün en büyük sermayesi, insan kaynağımız" şeklinde konuştu. Kacır, savunma sanayi ve üretim ekosisteminin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmek amacıyla gelecek dönemde sanayi ve teknoloji kolejleri kurulacağını belirtti. Aynı zamanda Kacır, KOBİ’lerin geleceğin ihtiyaçlarını gözeterek üretim kapasitelerini güçlendirmeleri, kalite standartlarını yükseltmeleri ve dijital ile yeşil dönüşüm süreçlerini hızlandırmaları gerektiğini dile getirdi. Ar-Ge ve inovasyona daha fazla yatırım yapılmasının önemine vurgu yaptı. “Savunma sanayini Anadolu’ya daha hızlı yaygınlaştırmak bir zorunluluk” Savunma sanayinin, Anadolu’nun sanayileşmiş diğer şehirlerine yayılımını hızlandırmanın önemli bir husus olduğunun altını çizen Kacır, “Bu da önümüzdeki dönem ortak hedefimiz olmalı. Ankara bugün savunma sanayinin merkezi, yine Marmara bölgesinde bir savunma sanayi kümelenmesi özellikle İstanbul ve çevresinde oluştu. Türkiye’nin sanayileşmiş şehirlerindeki imkan ve kabiliyetleri gelecekte karşılaşabileceğimiz tüm fırsatları da dikkate alarak harekete geçirmek ve savunma sanayini Anadolu’ya daha hızlı yaygınlaştırmak bir zorunluluk. Bu konuda da özellikle inşa etmeyi hedeflediğimiz Ulusal Sanayi Alanları Master Planıyla kamuoyuyla paylaştığımız yeni endüstri bölgelerinde mega endüstri bölgelerinde savunma sanayi şirketlerimizin ve kümelenmelerimizin hızla oluşmasını temin edecek adımlar atmak arzusundayız” ifadelerini kullandı. Program, günün anısına Bakan Kacır’a hediye verilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 5G’ye geçişini 31 Mart’ta resmen ilan edecek
Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 31 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenecek törenle 5G’ye geçişini resmen ilan edecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin mobil haberleşme tarihinde yeni bir dönüm noktasına ulaştığını belirterek, 5G’ye geçiş sürecine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin 32 yıllık mobil iletişim yolculuğunda kritik bir eşiğe geldiğini vurgulayarak, 23 Şubat 1994’te başlayan bu serüvenin bugün 5G teknolojisiyle yeni bir safhaya taşındığını ifade etti. 5G dönemi resmen başlıyor Uraloğlu, 31 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teşrifleri ile düzenlenecek törenle Türkiye’nin 5G’ye geçişinin resmen ilan edileceğini belirterek, "1 Nisan 2026’da 81 ilimizde 5G hizmeti kademeli olarak başlamış olacak. İki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında 5G hizmetini yaymayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. 5G ile birlikte iletişim hızının artacağını kaydeden Uraloğlu, bu dönüşümün yalnızca haberleşmeyle sınırlı kalmayacağını vurguladı. Uraloğlu, "Yeni teknolojiyle birlikte; akıllı ulaşım sistemlerinden otonom sürüşe, uzaktan sağlık uygulamalarından akıllı fabrikalara, yüksek çözünürlüklü medya yayıncılığından tarım teknolojilerine kadar birçok alanda köklü değişim yaşanacak" diye konuştu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:24
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: "2026 Türkiye’nin petrol üretimini arttıracağı bir yıl olacak"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin Gabar ve diğer kuyulardan yaptığı üretimin Türkiye’nin petrol ihtiyacının yüzde 16’sını karşıladığını; Somali, Libya ve Bulgaristan’da anlaşma yapılan 4 bölgede de bu sene Türkiye Petrolleri’nin üretime başlayacağını söyledi. Ankara’da bir haber programına konuk olan Alparslan Bayraktar, şu anda Gabar’daki kuyulardan Türkiye’nin petrol ihtiyacının yüzde 10’unun karşılandığını, diğer kuyularla birlikte petrolde yerlilik oranının yüzde 16 olduğunu ifade ederek, "Ancak 2021’de yapılan 30 yıllık enerji planlamamızı 5 yılda bir revize ediyoruz. Bu sene düzeltme senemiz. Olumlu yönde yerli üretimimizi arttıracağız. Somali ve Libya’da 2 olmak üzere çalışma yaptığımız 3 noktadan petrol çıkartmaya bu sene başlıyoruz. Ayrıca Bulgaristan’da Hantervel bölgesindeki rezervin anlaşmasını da Shell ile yaptık. Türkiye Petrolleri olarak, Irak’taki sahalarımızdan 15 bin, Azerbeycan’daki sahamızdan 20 bin varil günlük üretimimiz var. Yeni başlayacak, anlaşması tamamlanmış, faaliyete girecek 4 yeni kuyu ile 2026 yılında petroldeki yerlilik oranımız çok daha yukarılara çıkacak" dedi. Afrika ve Libya’da sondaj bölgeleri ile alakalı çalışmaların devam ettiğini hatırlatan Bakan Bayraktar, 5 büyük petrol şirketi ile de Türkiye Petrolleri için fizibil olan bölgelerdeki kuyuları değerlendirme konusunda görüşmelerinin sürdüğüne dikkat çekerek, "Enerjide dışa bağımlılığı bitirme konusunda, üretimi her yıl arttırarak hızlı yol almaya başlayacağız" diye konuştu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:12
Ankara’da halka arz vaadiyle dolandırıcılık operasyonu: 65 gözaltı kararı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, borsa ve halka arz vaadiyle vatandaşları dolandırdığı tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon başlatıldı. Bu kapsamda 65 şüpheli gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında şüphelilerin yatırım yaptıkları ve yakında halka arz edilecek şirketler bulunduğu yönünde mağdurları ikna ederek para topladıkları belirlendi. Şüphelilerin, güven kazanmak amacıyla başlangıçta küçük yatırımlara kazanç sağlanmış gibi gösterip bir süre ödeme yaptıkları, ardından ise daha yüksek meblağlar talep ederek mağdurları dolandırdıkları tespit edildi. Ayrıca, bu süreçte çok sayıda şirket hesabının kullanıldığı ortaya çıkarıldı. 24 Mart 2026 tarihinden itibaren, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ile koordineli yürütülen operasyonlarda, toplam 65 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:45
ÖSYM: "ALES başvuruları 25 Mart-2 Nisan tarihleri arasında yapılacak"
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 10 Mayıs’ta gerçekleştirilecek ‘2026 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’ (2026-ALES/1) başvurularının 25 Mart-2 Nisan tarihleri arasında yapılacağını duyurdu. ÖSYM’den yapılan açıklamada, "2026 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2026-ALES/1), 10 Mayıs 2026 tarihinde uygulanacaktır. Sınava başvurular, 25 Mart-2 Nisan 2026 tarihleri arasında yapılacaktır. Adaylar, başvurularını 25 Mart 2026 tarihinde saat 10.30’dan itibaren ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla yapabilecekleri gibi ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması’ndan da yapabilecektir. Sınava ilişkin ayrıntılı bilgi 2026-ALES/1 Kılavuzu’nda yer almaktadır. Adaylar, Kılavuz’a ve başvuru bilgilerine aşağıdaki bağlantıdan erişebilecektir. Sınava başvuracak adayların Kılavuz’u dikkatle incelemeleri gerekmektedir" ifadeleri yer aldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:44
Bakan Gürlek, yeni e-Avukat uygulamasının kullanıma açıldığını duyurdu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, adalet hizmetlerinde dijital dönüşüm sürecinin devam ettiğini belirterek, yeni e-Avukat uygulamasının kullanıma açıldığını duyurdu. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, hükümlü ve tutukluların artık yüz yüze görüşmeye ihtiyaç duymadan avukatlarıyla görüntülü görüşebileceğini ifade etti. Yeni uygulama sayesinde görüşmelerin, toplamda 30 dakika olmak kaydıyla haftada en fazla iki kez gerçekleştirilebileceği belirtildi. Paylaşımda, yargı hizmetlerinde erişilebilirliğin artırılmasının hedeflendiği vurgulanarak, vatandaşların adalete erişimini kolaylaştıracak dijital adımların atılmaya devam edileceği kaydedildi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:29
Sincan Kitap Kafe’de siber zorbalıkla mücadele yolları konuşuldu
TÜBİTAK Bilim Söyleşisi kapsamında Prof. Dr. İrem Metin Orta, siber zorbalığı ve siber zorbalıkla mücadele etme yollarını Kitap Kafe öğrencileriyle paylaştı. Kitap Kafe, çağın en büyük sorunu olan kontrolsüz internet kullanımı ve siber zorbalık konularının konuşulduğu önemli bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. TÜBİTAK Bilim Söyleşisi kapsamında düzenlenen etkinlikte Prof. Dr. İrem Metin Orta gençler arasında yaygınlaşan siber zorbalığın nedenleri, etkenleri ve zorbalıkla mücadele yollarını detaylı bir şekilde ele aldı. Yoğun katılımla gerçekleşen söyleşide katılımcılara, dijital ortamda güvenli sosyalleşme, kişisel verilerin korunması ve sosyal medya kullanımında dikkat edilmesi gerekenler gibi konularda bilgiler aktarıldı. Orta, siber zorbalığın sadece bireysel değil toplumsal bir sorun olduğuna dikkati çekti. Bu kapsamda okullarda farkındalık çalışmalarının yapılmasının önemine de değinirken öğrencilere drama etkinliği aracılığıyla empati ve sorumluluk bilinci kazandırmanın siber zorbalıkla mücadelede önemli bir rol oynadığını da anlattı. Program katılımcıların sorularının ardından sona erdi. Sincan Kitap Kafe çeşitli etkinliklerle Sincanlı gençleri buluşturmaya devam edecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder