Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Derbinin ardından Galatasaraylı taraftarlardan kutlama
26 Nisan 2026 Pazar - 23:39:34
Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçının ardından Galatasaray taraftarları Ankara’da kutlama yaptı. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında sarı-kırmızılılar evinde sarı-lacivertlileri ağırladı. Aslan’ın 3-0 kazandığı maçın ardından stadyumda kutlama yapılacağının anons edilmesi Başkent’te de kutlamalara sebep oldu. Ankara’da yaşayan Galatasaraylı taraftarlar Kızılay’da meşale yakarak ve tezahürat yaparak galibiyeti kutladı. İzinsiz kutlama yapan kalabalık polis ekiplerince Kızılay Meydanı’ndan uzaklaştırıldı.
26 Nisan 2026 Pazar - 21:48
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
26 Nisan 2026 Pazar - 20:49
Burhanettin Duran: "Yeşil sahada açılan bu pankartlar, sadece slogan değil; dijital dünyadaki güvenliğimiz için birer mesaj"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bugün yeşil sahada açılan bu pankartlar, sadece birer slogan değil; özellikle dijital dünyadaki güvenliğimiz için de önemli birer mesaj" dedi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sahadaki rekabeti anlamlı bir farkındalıkla taçlandıran ülkemizin iki köklü spor kulübü Galatasaray Spor Kulübü’nü ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nü yürekten teşekkür ediyorum. Bugün yeşil sahada açılan bu pankartlar, sadece birer slogan değil; özellikle dijital dünyadaki güvenliğimiz için de önemli birer mesaj. Etkileşim tuzağına düşmeden, bilginin kaynağını sorgulayarak; dezenformasyona hep birlikte ’dur’ diyelim. Unutmayalım ki; gerçeğin peşinde, manipülasyondan uzak bir gelecek için hepimize görev düşüyor" ifadelerine yer verdi.
26 Nisan 2026 Pazar - 20:12
Ankara’da vatandaş mantar ararken patlamamış top mermisi buldu
Ankara’da bir vatandaş, arazide mantar ararken top mermisi buldu. Top mermisi, patlayıcı madde imha uzmanları tarafından kontrollü şekilde imha edildi. Olay, Ankara’nın Ayaş ilçesinde meydana geldi. Mantar toplamak için araziye çıkan Serdar Kandırmaz, toprağın üzerinde paslanmış bir nesne gördü. Bölgedeki elektrik trafolarına ait bir parça olduğunu düşünerek nesneyi eline alan Kandırmaz, mühimmatı 20 metre taşıdı. Taşıdığı nesnenin ağırlığından ve şeklinden şüphelenen Kandırmaz, bunun bir top mermisi olduğunu fark edince hayatının şokunu yaşadı. İhbar üzerine bölgeye gelen patlayıcı madde imha uzmanları, çevrede geniş güvenlik önlemleri alındıktan sonra patlamamış mühimmat kontrollü şekilde imha etti. Patlama sesi kilometrelerce öteden duyulurken, Kandırmaz’ın mühimmatı elinde taşıdığı anlar muhtemel bir facianın eşiğinden dönüldüğünü gözler önüne serdi. Serdar Kandırmaz, "Önce demir parçası sandım, elime alıp taşıdım. Sonra top mermisi olduğu ’dank etti’, hemen yumuşak bir yere bırakıp kaçtım ve ekiplere haber verdim" dedi.
29 Mart 2026 Pazar - 18:09
Ticaret Bakanlığı’ndan CHP’li bazı milletvekillerinin "İsrail ile ticaretin sürdüğü" iddialarına yalanlama
Ticaret Bakanlığı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamalarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerinin İsrail İstatistik Kurumu’na itibar etmeyi tercih ederek ortaya attıkları ‘İsrail ile ticaretin sürdüğü’ iddiaları yalandır" açıklamasını yaptı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 Mayıs 2024’te almış olduğu kararla tam 23 aydır Türkiye’den İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret tamamen durdurulmuştur. Hatta Türk bayraklı ve İsrail bayraklı hava ve deniz ulaştırması bile yapılmamaktadır. Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır. Gümrük sistemi kapalıdır. 2 Mayıs 2024 tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi veyahut İsrail’den ülkemize ulaşan hiçbir İsrail sevkiyatı bulunmamaktadır. İhracat ve ithalat rakamları her ay Ticaret Bakanlığımız ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından da şeffaf olarak yayınlanmaktadır. Diğer taraftan 7 milyona yakın Filistinli’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği ve kutsal toprakları savunduğu, hayatta kalmaya çalıştığı bir ortamda, ihtiyaç duydukları acil ürünler için Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı’nın tek tek yazılı onay verdiği ve Filistin topraklarındaki ihtiyaçlara yönelik sevkiyat, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve ancak ithalatçısı ve Filistin varışlı olduğu teyit edilerek gerçekleşmektedir. 7 Haziran 2024’te Filistin hükümeti ile varılan resmi anlaşma gereği, bu malların münhasıran Filistin tarafından kullanıldığı, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı tarafından da müteaddit defalar açıklanmış bulunmaktadır. Bu rakamlar Ticaret Bakanlığı gümrük verileri ve TÜİK verileri ile sabittir. Diğer taraftan, Filistin toprakları ile yapılan ve ayda 50-60 milyon dolar civarındaki ticaret de, Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden yapılabilmektedir. Bu gerçeği CHP’li milletvekilleri de bilmektedirler. Filistin’e yapılması zorunlu düşük rakamlı ihracatı da İsrail’e yapılıyor diye iftira atarak, Filistin’in can damarını kesmeye çalışma çabası içindedirler" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, İsrail’e ekonomik baskılar yaparak dünya ile birlikte Gazze’de ateşkesi sağlamak için 7 Ekim 2023’ten önce aylık ortalama 600-700 milyon dolar ihracat yaptığı İsrail’e ihracatından 2 yıldır feragat etmiştir. Başka bir deyişle bu iki yıllık dönemde toplam 13-14 milyar doları aşkın ihracattan Filistin davasını ve mazlum Filistinli kardeşlerimizi desteklemek için feragat etmiştir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım, masum sivilleri hedef alan insanlık dışı saldırıları ve uluslararası hukuku yok sayan zulmü karşısında Türkiye devleti, hükümeti ve milleti olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur. İsrail’e ekonomik ve ticaret ambargosu uygulayan yegane öncü ülke olmuştur. Türkiye, Gazze’ye, Gazze halkına, Batı Şeria’ya en çok yardım gönderen, tıbbi yardım sağlayan ülke olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizin ve hükümetimizin bu ilkeli duruşu, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslam dünyasından, hatta vicdanlı diğer milletlerden takdir görmüştür ve görmektedir. CHP’li bazı milletvekilleri de bu utanılacak iddialarına ve iftiralarına sarılmak yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin bu asil ve kararlı duruşundan gurur duyabilirler. Defaeten açıklandığı üzere çarpıtma haberler ve CHP’li bazı milletvekillerinin zaman zaman yaptığı bu açıklamalar, ’Türkiye sanki halen İsrail’e ihracat yapıyormuş’ algısı oluşturmaya yönelik bir iftira mahiyetindedir. Bu yalanların Türkiye’nin, hükümetimizin İsrail’in soykırımlarına karşı politika ve tedbirlerini itibarsızlaştırmayı ve düpedüz İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı açıktır. Filistinli vatandaşların yaralarının sarılması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, bu çerçevede hem İsrail’in manipülasyonları hem de ona hizmet eden içerideki iftiracılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Tarih ve toplumsal vicdan, kimlerin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu, kimlerin de İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini kaydetmektedir. Bu itibarla hükümetimizin, Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki resmi, gerçek ve istatistiki verilere dayalı açıklamalarına itibar edilmesi, İsrail’e hizmet eden, İsrail istatistikleri ve istihbaratından beslenen yalanlara, çarpıtma haberlere itibar edilmemesi hususunu kamuoyumuzun dikkatine saygılarımızla sunarız."
29 Mart 2026 Pazar - 17:43
Eğitim-Bir-Sen’li 1000 sendikacı kadın lider, Türkiye buluşmasında bir araya geldi
Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması; Genel Başkan Ali Yalçın, Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ve Türkiye genelindeki 146 şubeden 1000 sendikacı kadın liderin katılımıyla Kızılcahamam’da gerçekleştirildi. "Örgütlü kadın, güçlü toplum" temasıyla düzenlenen buluşmada, kadın eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunlar, elde edilen kazanımlar ve yeni dönem hedefleri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıda ayrıca kadınların, küresel sistemin dayattığı yozlaşmaya karşı durma kararlılığı, sapkın akımlarla mücadele, dijital dünyanın denetimi, aile ve emeği önceleyen politikalar ile şiddetle mücadele konuları görüşüldü. "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Toplantının açılışında konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "34 yıllık sendikal mücadelemizi emeğimizi değerli kılmak, ekmeğimizi büyütmek için sürdürüyoruz. Bunun yanında küresel güç odaklarının dayattığı çarpık ve yozlaşmış anlayışa karşı da net bir tavır alıyoruz" dedi. Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün dünyayı saran kapitalist emperyalist düzen nasıl barış üretmiyorsa, ’kadın hakları ve özgürlükleri’ diye servis ettikleri süslü paketler de insanlığı felakete sürüklüyor. Hiç kimse bu ifsada kayıtsız kalmamızı beklemesin. Ne sessiz kalırız ne de bize reçete diye sunulan zehre uzanırız. Çünkü biz meseleye bambaşka bir yerden bakıyoruz. Bizim anlayışımızda kadın; güç savaşlarının aparatı, kültürel değişimin ajanı değil, toplumun vicdanı, medeniyetin taşıyıcısı, geleceğin kurucusudur. Kadınlar Komisyonumuz da sadece teşkilatımızın, sendikamızın bir parçası değil, inancımızın, kültürümüzün, değerlerimizin müstahkem kalesidir. İşte bu anlayışla kadınıyla erkeğiyle Eğitim-Bir-Sen olarak bizler, küresel sistemin çürümüş düzenine karşı duruyoruz." "Sendikal mücadelemiz, kadınların desteğiyle büyüyüp güçleniyor" Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimi yalnızca bir meslek alanı değil, bir medeniyet inşası olarak gördüklerini, bu büyük yürüyüşün en güçlü taşıyıcısı olan kadınların emeğini, iradesini ve dönüştürücü gücünü her zaman merkeze aldıklarını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Okullarda ve üniversitelerde geleceği inşa eden, bilgiyi şefkatle yoğuran, emeğiyle topluma yön veren kadın eğitimcilerimizin azmi, yarınlarımızın teminatıdır. Kadınların desteğiyle büyüyüp güçlenen sendikal mücadelemiz, adaletin, hakkın ve insan onurunun daha gür bir sesle savunulmasına vesile olmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak, kadınların emeğini görünür kılan, sözünü güçlendiren ve karar süreçlerindeki etkisini artıran bir anlayışla yol yürümeye kararlıyız. Kadın komisyonumuzun örgütlenme bilincindeki artış, sendikal mücadelemiz kadar ülkemiz ve geleceğimiz için de önem taşımaktadır. Çünkü biliyoruz ki; kadının emeği güçlendikçe toplum güçlenir, kadınların sesi yükseldikçe gelecek daha sağlam inşa edilir." "Durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz" Ali Yalçın, sendikal mücadeledeki kararlılıklarının altını çizerek, şöyle konuştu: "Bugün, ‘ücrette denge’, ‘gelirde adalet’ çağırımız, temel mücadele hattımızdır. Anamızın ak sütü gibi helal olan refah payı gelmeden, gelir vergisi yüzde 15’e sabitlenmeden, birinci dereceye 3600 ek gösterge hayata geçirilmeden, akademik zam gerçekleşmeden, selasını 8. Dönem Toplu Sözleşme’de okuyup ‘bu yasayla buraya kadar’ dediğimiz 4688 sayılı Kanun değişmeden, reform paketiyle kamu personel sistemi değiştirilmeden durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz." "Bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz" Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen teşkilatının bu ülkenin sendikal tarihine, emek mücadelesine, "Yaparsa Eğitim-Bir-Sen yapar" sözünü mühürlediğini vurguladı. Yalçın, konuşmasının devamında şunları kaydetti: "Biz ki bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz. Biz ki üyelerimizin emanet ettiği yetkiyi, masada, sahada, medyada, sosyal diyalog kanallarının tamamında kararlılıkla mücadeleye dönüştüren hareketiz. İşte bunun en son örneğini kadın kamu görevlilerinin analık hakları konusunda, etkili mücadelemiz sonucu doğum sonrası yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin kazanımda gördük. Yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin yönetmelik yürürlüğe konulmuş fakat kapsamı dar uygulamada eksiklikler vardı. 9 yıl boyunca toplu sözleşmeden tutun da KPDK’ya, KİK’e, ikili görüşmelere kadar birçok platformda ‘kadınların analık hakları örselenmesin, kamu görevlileri arasına ayrım konmasın’ dedik. Ve nihayetinde bu talebimiz kazanıma dönüştü." "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Yalçın, bu kazanımların kapsamının genişlemesi için ter akıttıklarını ifade ederek, "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır. Tencerede dert değil, aş kaynayacaksa, kadın eğitim çalışanlarının iç huzuru için iş huzuru sağlanacaksa bu ses duyulsun istiyoruz. Tabi şunu da ifade etmeliyim ki bugün bu taleplerimiz birilerine imkânsız gelebilir. Dün süt iznine de 24 hafta ücretli doğum izinlerine de imkânsız deniliyordu ama ne oldu? Dün mümkün değil denilen bugün mümkün oldu, bakın kazanıma dönüşüyor" dedi. Ali Yalçın, birilerinin yaptığı gibi temennileri değil, sahanın taleplerini konuştuklarını, akademik sendikacılık yaptıklarını, taleplerinin altını bilimsel verilerle doldurduklarını belirterek, "Sadece sorunları sıralamıyor, çözümleri geliştiriyoruz. ‘Söyledik, bizden çıktı, işimiz bitti’ demiyor, taleplerimizi takip ediyoruz, kazanıma dönüştürüyoruz" dedi. "Görevi başında vefat eden kamu görevlilerinin şehit sayılması için TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne başvurduk" Ali Yalçın, eğitimciler olarak yaşadıkları en can yakıcı sorunların başında eğitimde şiddet sorununun geldiğine işaret ederek, birkaç yıl önce Eyüpsultan’da görev yapan okul müdürü İbrahim Oktugan’ın öldürüldüğünü, bir süre önce de İstanbul’da Fatma Nur Çelik öğretmenin acısını yaşadıklarını hatırlattı. "O gün meslek hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım. Gittik cenazemizi omuzladık, ailemizin yanında olduk. Yüreğimiz yandı, içimiz parçalandı. Fatma Nur öğretmenimizin acısını içimize gömdük ama kimse bu meseleyi kapattığımızı zannetmesin" diyen Yalçın, şöyle konuştu: "Bizim tek bir meslektaşımızı daha şiddete kurban vermeye, ağzı süt kokan tek bir yavrumuzun daha yetimliğine, öksüzlüğüne tahammülümüz yok. Biz eğitimde şiddet konusunda kınama mesajı değil, şiddet yasasının tavizsiz uygulanmasını istiyoruz. Bu konuda da bazı yeni adımlar attık, ‘şiddet nedeniyle görevi başında vefat eden kamu görevlileri şehit sayılmalı ve buna bağlı haklardan yararlandırılmalı’ dedik. Düzenleme yapılması için de talebimizi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne gönderdik. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum." "Analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme yetmez ama evet" Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ise konuşmasında aile ve kadın emeğinin korunmasının önemine işaret ederek, "Aile, bir medeniyetin taşıyıcı kolonu, bir milletin hafızasıdır. Aile zayıflarsa toplum ayakta kalamaz. Bu nedenle aileyi merkeze alan sosyal politikaların güçlendirilmesi şarttır. Bizim teklifimiz, kadın kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarını koruyan, çocuğun ve toplumun üstün yararını ve değerleri gözeten bir çalışma hayatı" dedi. Sıdıka Aydın, yeni dönemde sendikal mücadele alanlarına ilişin açıklamasında, 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanıyla analık haklarına ilişkin yaptıkları saha araştırmasının sonuçlarından örnekler vererek şu ifadeleri kullandı: "Çalışma sürelerinin kadın kamu görevlileri lehine yeniden düzenlenerek, haftalık çalışma süresi 32 saate ya da mesai günlerinin 4 güne düşürülmesi, analık izin sürelerinin artırılması ve tam istihdam güvencesiyle yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi üzerine olacaktır. Bizim teklifimiz net, maaş kaybı olmadan, özlük hakları korunarak, insan, aile ve değerleri merkeze alan bir çalışma hayatı. Çalışma hayatındaki kadınların analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme için yetmez ama evet diyoruz. Doğum izin süresinin 60 aya çıkarılması doğru olandır. Biz bu doğru olanın yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz." Küresel güç odaklarının "özgürlük, modernlik" adı altında toplumlara empoze ettiği kimliği belirsizleştiren ve aileyi zayıflatan anlayışların basite indirgenecek bir mesele olmadığının altını çizen Aydın, "Doğrudan doğruya toplumu ve çocukları hedef alan bir ifsad projesidir. Cinsiyetin belirsizleştiren aile kurumunun kutsallığını ortadan kaldırıp zayıflatan bir zeminden sağlıklı ve geleceğe taşınan bir toplum çıkmaz. Aile kırmızı çizgimizdir! Fıtratı yok sayan, aile kurumunu zayıflatan hiçbir yaklaşım ve çalışmayı kabul etmiyoruz" dedi. Dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerine de dikkati çeken Aydın, kontrolsüz dijital içeriklerin çocuklar ve gençler üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Aynı evin içinde ama birbirlerinden uzak ebeveyn ve çocuklardan oluşan ailelerin sayısının, dijital dünyanın dayatmasıyla her geçen gün arttığına işaret eden Aydın, şunları kaydetti: "Dijital dünyanın esiri değil, efendisi olmalıyız. Karanlık odakların ürettiği algoritmalara teslim olmayacağız, çocuklarımızı bu algoritmaların mahkumu yapmayacağız. Dijital platformlar, kültürel değerlerimizi koruyacak şekilde denetlenmeli; şiddet, zorbalık ve müstehcen içerikli platformlara karşı etkin, hukuki tedbirler alınmalıdır. Aile dostu dijital içerikler üretilmeli, ahlak dışı gündüz kuşağı yayınları tümden yasaklanmalıdır. Sosyal medya kullanımında getirilen 15 yaş sınırlamasına ilişkin mevzuatın çıkarılmasını önemsiyoruz. Bu düzenlemenin başarıya ulaşması adına atılacak adımlara destek vermeye hazırız."
29 Mart 2026 Pazar - 15:24
Bakan Çiftçi: "En fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "3 bin 224 inceleme yürütülmüştür. Bunların bin 298’i hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bunlardan 591’i AK Parti’li belediyeler. CHP’li 321, MHP’li 102, İYİ Parti’li 6, DEM’li 18 ve diğer partilerden 260 belediyeye yönelik soruşturma izni verilmiştir. Bu veriye göre, en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir" dedi. Bakan Çiftçi, Türkiye Basın Federasyonu’nda (TÜBAF) "Anadolu Sohbetleri" çerçevesinden düzenlenen programda basın mensuplarıyla bir araya gelerek, gündeme ilişkin soruları cevapladı. "Plaka meselesi, yalnızca şekle ilişkin bir konu değildir" Son günlerde kamuoyunda APP plakalarla ilgili denetimler ve uygulanacak yaptırımların yoğun bir şekilde tartışıldığı ve bundan sonraki süreçten nasıl bir uygulama çerçevesini olacağının sorulması üzerine Çiftçi, amaçlarının vatandaşa ceza kesmek veya mağdur etmek olmadığını ifade ederek, "Biz cezayı yöntem olarak gören bir anlayışla hareket etmiyoruz. Esas olan, vatandaşımıza rehberlik etmek, doğruyu göstermek ve uygulamada birlik sağlamaktır. Plaka meselesi, yalnızca şekle ilişkin bir konu değildir. Kamu güvenliği, ülkemizin huzuru ve genel güvenlik stratejilerimiz açısından son derece önemli bir husustur. Nasıl ki bir insanın kendisini tanıtan bir kimliği, nüfus cüzdanı ve ona ait bir vatandaşlık numarası varsa; plaka da bir aracın kimliğidir, üzerindeki harf ve rakamlar da o aracın numarasıdır. Nasıl kimliğimizi güvenliğimiz açısından yalnızca yetkili kurumlar düzenliyorsa, plakaların da aynı şekilde yetkili kurumlarca alınması gerekir" dedi. Tıpkı kimlik kartlarında olduğu gibi plakalarda da birtakım güvenlik unsurlarının var olduğunu kaydeden Çiftçi, "Plakanın üzerinde TŞOF’un mührü bulunmalıdır. Sol tarafta ülkemizin uluslararası işareti olan TR rumuzu yer almalıdır. Yine plakalarda hologram, güvenlik şeridi ve tekrar eden kare kutucuklar içinde ay-yıldız ile TR güvenlik işaretleri bulunmaktadır. 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren basılan plakalara ayrıca karekod ve 12 haneli seri numarası da eklenmiştir. Bir plakada karekod bulunmaması, onun sahte olduğu anlamına gelmez. Mührün ve diğer güvenlik işaretlerinin bulunması, plakanın standartlara uygun ve geçerli olması için yeterlidir. Aynı şekilde, plakanın üzerinde yetkili kuruluşun mührü ve diğer güvenlik işaretleri mevcutsa, harf ve rakamlar normal standarda göre biraz daha kalın olsa bile bu plakalar geçerlidir. Araç sahiplerinin bu plakaları yenileme zorunluluğu yoktur. Vatandaşlarımız bu plakalarla araçlarını kullanabilir. Trafik denetimlerinde de bu kalın harfli plakalar nedeniyle herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacaktır. Burada yetkili kuruluş Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’dur. Standardın korunması bu yüzden önemlidir. Çünkü araç sayısı her geçen yıl artmaktadır. 2019’dan bugüne ülkemizde toplam motorlu taşıt sayısı 23 milyon 200 binden 33 milyon 900 bine yükselmiştir. Motosiklet sayısı 3 milyon 300 binden 7 milyon 200 bine çıkmıştır. Hâlihazırda toplam tescilli araç sayısı da 34 milyon 525 bin 761’dir. Böylesine büyük bir araç parkını, güçlü bir teknolojik altyapı ve standart bir plaka sistemi olmaksızın sağlıklı şekilde denetlemek son derece zordur" ifadelerine yer verdi. Standart dışı APP plakaların radar sistemleri, PTS (plaka tanıma sistemleri), KGS (kent gözetim sistemleri) ve EDS (elektronik denetim sistemi) gibi elektronik denetim altyapıları tarafından sağlıklı biçimde tespit edilemediğine dikkati çeken Bakan Çiftçi, bu durumun da sahada ciddi bir güvenlik açığı oluşturduğuna ve amaçlarının vatandaşın huzurunu ve hukukunu korumak olduğunu aktardı. Sürücünün izleme ve kullanma alanındaki görüntü cihazlarına ilişkin hususun da ayrıca değerlendirildiğini kaydeden Çiftçi, temel yaklaşımlarının yolda can güvenliğini koruyan dengeyi sağlamak olduğunu da belirtti. "Maliye Bakanlığından bugüne kadar bütçeye gelir elde etmek için trafik cezası kesilmesi yönelik talep geldiğini hiç duymadım" Bir gazeteci tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçeye gelir elde etmek için trafik cezaları kesilmesini istediğine yönelik iddiaların sorulması üzerine Çiftçi, "Ben 29 yıllık kamu görevlisiyim. Maliye Bakanlığı’ndan bugüne kadar bir talep geldiğini hiç duymadım. Böyle bir şey sözkonusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve böylesine hukuka aykırılık teşkil edecek bir duruma kimse tevessül etmez edemez. Geride bıraktığımız bu Ramazan Bayramı tatilinde uygulanan ceza sayısı ve miktarlarına baktığımızda, son yıllardaki benzer bayram tatillerinde uygulanan ceza sayısı ve miktarının gerisinde kaldığının bilinmesini isterim" cevabını verdi. "Ülkemiz genelinde 12/36 saat çalışma düzenine geçeceğiz" Polis Meslek Kanunu’na yönelik hazırlıkların olup olmadığı sorusu üzerine Çiftçi, "Önümüzdeki hafta netleştirmeyi planladığımız bir çalışmamız var. Bu çalışmaya göre, ülkemiz genelinde görev yapan bekçilerin yalnızca gece saatlerinde görev yapmaları yerine, Valilik emir ve yönetimi altında ihtiyaç duyulan alanlarda da görevlendirilmelerine imkan sağlayacak bir düzenleme öngörüyoruz. Çarşı ve mahalle bekçilerimiz, illerde alınacak inisiyatif ile belirlenecek noktalarda nöbet görevi üstlenebilecekler. Ayrıca, bu dönem Polis Akademisi’nden 10 bin polis adayımız mezun oluyor. Eylül ayına göre planlanan mezuniyet takvimini Haziran ayı başına çekeceğiz. Böylelikle, ülkemiz genelinde 12/36 saat çalışma düzenine geçeceğiz. Polisimizin çalışma şartlarını rahatlatacak ve motivasyonlarını yükseltecek düzenlemeleri hayata geçireceğiz" diye konuştu. Sokak çetelerine yönelik nasıl bir eylem planı uygulanacağının sorulması üzerine Çiftçi, şu cevabı verdi: "Gençlerimiz, çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Tek bir evladımızı dahi kaybetmeye lüksümüz yoktur. Bu noktada çocuklarımızı suça sürüklemeye çalışan bu çeteleşme faaliyetlerine karşı tavrımız nettir. Buradan açık ve net bir şekilde çağrıda bulunuyoruz. Yol yakınken dönsünler çünkü devletimiz bu konuda son derece kararlıdır. Emniyet ve jandarma teşkilatlarımıza talimatları verdim. Hepsinin tepesine bineceğiz. Operasyonlarımız artarak devam edecek. Geçen hafta malumunuz, Türkiye genelinde önemli bir operasyonla 358 kişiyi yakaladık ve adalete teslim ettik. Uyuşturucuyla mücadele konusunda da aynı kararlılığı sahaya yansıtacağız. Emniyet ve jandarma personelimizin yanı sıra sahil güvenlik ve istihbarat birimlerimiz taktik operasyonlarla sahadaki etkisini artıracak. Uyuşturucu bütün suçları besleyen bir damar gibidir. Uyuşturucu bizim için çok katmanlı bir mücadele alanıdır. Terörün, çetelerin finansman kaynağı başta olmak üzere, toplumu ve aile yapımızı bozan pek çok konunun temelinde uyuşturucu yatmaktadır. En acısı da şudur; uyuşturucu, özellikle gençlerimizi hedef almaktadır. Onların zihinlerini, umutlarını ve ideallerini kurutmaya çalışmaktadır. Biz, işte o kaynağı kurutmakta kararlıyız. Uyuşturucuyla ilgili konularda tavizsiz ve kararlı olacağız. Nefes aldırmayacağız. Nitekim sadece 1 Ocak-22 Mart 2026 tarihleri arasında uyuşturucuyla mücadele kapsamında 13 ton uyuşturucu madde, 37,8 milyon adet sentetik ecza ve 13 bin kök kenevir-skunk ele geçirilmiştir. Bu tablo, sahadaki mücadelemizin ne kadar yoğun ve kararlı olduğunu açıkça göstermektedir." "Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir" Bakan Çiftçi, Türkiye’nin İran’dan düzensiz göç ve sınır geçişleri konusunda son dönemde nasıl bir tabloyla karşı karşıya kaldığının sorulması üzerine bölgede yaşanan her kriz ve çatışmanın başta sınır göç hareketliliğini ve sınır güvenliğini yakından ilgilendirdiğini söyleyerek, "Bizim en büyük temennimiz, hem bölgesel hem de küresel ölçekte bu tür savaş ve çatışma ortamlarının bir an önce sona ermesi, tarafların diyalog kanallarını güçlendirmesi ve kalıcı bir sükûnetin tesis edilmesidir. Türkiye, öteden beri bu çizgiyi savunan bir ülkedir. Muhterem Cumhurbaşkanımız, çatışmanın sona ermesi, diplomasinin öne çıkması ve bölgenin yeni acılar yaşamaması adına yoğun bir diplomasi trafiği yürütmektedir. Temennimiz, bu çabaların en kısa zamanda sonuç vermesidir" dedi. Öte yandan Çiftçi, sınır güvenliğinin her zaman stratejik öneme sahip, sürekli takip edilen ve çok katmanlı şekilde yönetilen bir güvenlik alanı olduğuna dikkati çekerek, "Nitekim 25 Mart 2026 Çarşamba günü Ağrı’da, Gürbulak Sınır Kapımızda ve sınır hattımızda incelemelerde bulunduk. Sahadaki tabloyu yerinde değerlendirdik. Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir. Bununla birlikte bütün tedbirlerimizi almış durumdayız. Sınır güvenliğimiz açısından tereddüt gerektirecek herhangi bir boşluk bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı. "En fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir" Belediyelere yönelik soruşturmalarda muhalefet partilerine yönelik hareket edildiği iddialarını da değerlendiren Çiftçi, "31 Mart 2024 seçimlerinden sonra İçişleri Bakanlığımızın ilgili birimlerince ihbar, şikayet ve özel teftişler kapsamında 3 bin 224 inceleme yürütülmüştür. Bunların bin 298’i hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bunlardan 591’i AK Parti’li belediyeler. CHP’li 321, MHP’li 102, İYİ Parti’li 6, DEM’li 18 ve diğer partilerden 260 belediyeye yönelik soruşturma izni verilmiştir. Bu veriye göre, en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir. Yaklaşık yüzde 46’sına tekabül etmektedir" açıklamasında bulundu. "Mansur Yavaş hakkında 31 konuda 6 soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir" Bir gazeteci tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların sorulması üzerine Çiftçi, "Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dönemine ilişkin 2019 yılından bu yana çeşitli iddia ve konularda toplam 49 araştırma / ön inceleme onayı verilmiştir. Mülkiye müfettişlerince yapılan araştırma / ön incelemeler neticesinde; Teftiş Kurulumuzca 22 ön inceleme raporu düzenlenmiştir. Bu ön inceleme raporlarında Yavaş hakkında 31 konuda; 6 soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. 31 konu, 6 başlık içinde toplanmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki 6 soruşturma izninin 2’sini Danıştay bozmuştur. Ayrıca doğrudan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bilgisi, imzası ve onayı olmadığı tespiti yapılan alt düzey kişileri ilgilendiren konularla ilgili de 25 ’soruşturma izni verilmemesi’, kararı alınmıştır. İlgili diğer belediye görevlileri hakkında ise kısmen soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. Herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan konularda 18 araştırma raporu düzenlenmiştir. Genel hükümlere göre soruşturma yapılması için 12 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmiştir. Mali mevzuata göre işlem yapılması için 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına, oluşan kamu zararının tahsili için 1 tazmin raporu Ankara Büyükşehir Belediyesine gönderilmiştir. Mülkiye müfettişlerince yürütülen 12 araştırma / ön inceleme ile ilgili süreç devam etmektedir. Rutin kış teftişleri kapsamında Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında genel teftiş devam etmektedir" ifadelerine yön verdi.
29 Mart 2026 Pazar - 14:02
Bakan Gürlek: "Hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklu, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldı"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 29 hükümlü ve tutuklunun, ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen sınavlar sonucu 25’inin Hafızlık İcazet Belgesi almaya hak kazandığını açıkladı. Bakan Gürlek, resmi sosyal medya hesabından Diyanet İşleri Başkanlığı ile iş birliği içinde sürdürülen çalışmalara dair açıklamada bulundu. 2026 yılında hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklunun, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldığını ve 25’inin Hafızlık İcazet Belgesi almaya hak kazandığını duyuran Gürlek, ceza infaz kurumlarındaki toplam hafız sayısının 145’ten 170’e yükseldiğini bildirdi. "Hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklu, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldı" Bakan Gürlek, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Ceza infaz kurumlarımızda yürüttüğümüz manevi rehberlik ve eğitim faaliyetleriyle hükümlü ve tutukluların yeniden topluma kazandırılmasını destekliyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımız ile iş birliği içinde sürdürülen çalışmalar kapsamında 976 din görevlisi aktif olarak görev yapıyor. Bu çerçevede 2026 yılında hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklu, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldı. Başarılı olan 25 kişi, Hafızlık İcazet Belgesi almaya hak kazandı. Bu başarıyla birlikte ceza infaz kurumlarımızdaki toplam hafız sayısı 145’ten 170’e yükseldi. Bu süreçte sağlanan katkı ve iş birliği dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığımıza özellikle teşekkür ediyorum. Hükümlü ve tutukluların manevi gelişimini destekleyen çalışmalarla topluma uyum süreçlerine katkı sunmaya devam edeceğiz."
29 Mart 2026 Pazar - 13:46
Türk Milletler Ligi kapsamında kardeşlik maçı
Kazakistan’dan gelen Arlandar U15 takımı ile Gençlerbirliği U15 ekibi Ankara’da kardeşlik maçında karşı karşıya geldi. Türk dünyası arasında birlik ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan ‘Türk Milletler Ligi’ projesi kapsamında Ankara’da kardeşlik maçı oynandı. Kazakistan’dan gelen Arlandar U15 takımında yer alan 14 genç sporcu ile Gençlerbirliği U15 takımı sahada buluştu. Futbolun farklı toplumları bir araya getiren gücüne dikkat çekilen organizasyonda, Türk halkları arasında ortak değerler üzerinden daha güçlü bir bağ kurulmasının hedeflendiği ifade edildi. Proje kapsamında uzun süredir yurt dışında yürütülen çalışmalarla genç yeteneklerin keşfedilerek uluslararası futbol ortamına kazandırıldığı belirtildi. Ankara’da gerçekleştirilen karşılaşmanın dostluk ve dayanışma mesajı taşıdığı vurgulanırken, organizasyonun Türk dünyası arasında spor yoluyla kalıcı bir iletişim zemini oluşturmayı amaçladığı kaydedildi. "Bu tür faaliyetleri destekliyoruz" Gençlerbirliği’nin uluslararası faaliyetleri olduğunu ve bu konuda vizyonlu bir kulüp olduklarını vurgulayan Gençlerbirliği Gençlik Programı Teknik Sorumlusu Tuncay Marancı, "Daha önce yurt dışında turnuvalara katıldık. Bize de misafir gelen takımlar oldu. Bugün de yöneticilerimiz vasıtasıyla Arlandar takımı bir teklifte bulundu. Bizim U15 takımımız ile bir hazırlık maçı yapalım diye. Aslında bir taraftan tanıtım, tanıtımın dışında da onların bizi bilmelerini sağlayacak bir unsurdu. Biz de bu anlamda kendilerine fayda sağlamak adına bu faaliyeti kabul ettik ve bugün sahada görüldüğü gibi bizim çocuklarımız kardeş ülke takımlarından bir tanesi olan Kazakistan takımıyla maç yapıyorlar. Bu tür faaliyetleri destekliyoruz" diye konuştu. Tuncay Marancı, proje kapsamında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini belirterek, girişimin Orta Asya’daki ortak kültür ve kimliklerin bir araya gelmesine katkı sağlayacağını düşündüklerini ifade etti. Projeyi desteklediklerini ve doğru bir adım olarak gördüklerini dile getirdi. "İletişim ve karşılıklı anlayış bizim için çok kıymetli" Kardeşlik maçına dair değerlendirmede bulunan Marancı, "Bizim bu grubumuz geçen sene Türkiye üçüncüsü oldu. İçlerinde çok kıymetli oyuncularımızla milli oyuncuların olduğu bir grup. Bizim de öncelik aldığımız gruplardan bir tanesi. Bize göre daha yumuşak bir takımdı diyelim rakibimiz ama biz burada şunu düşünüyoruz, bir temsil oyunu olduğu için yenmek yenilmekten daha ziyade iletişim ve karşılıklı anlayış bizim için çok kıymetli bir durum olduğu için öyle değerlendirilir. Yoksa kazanmak ya da kaybetmek açısından değil" ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Marancı, Gençlerbirliği’nin köklü altyapı geleneğine sahip bir kulüp olduğunu belirterek aynı vizyon ve anlayışla genç oyuncular yetiştirmeye devam ettiklerini ve bu doğrultuda görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını dile getirdi.
29 Mart 2026 Pazar - 13:13
Ankara’da trafik kazası: 1 ölü
Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda 2 aracın çarpışması sonucu 1 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı. Kaza, sabah saatlerinde Beypazarı-Ankara yolu 8’inci kilometresinde meydana geldi. Azmak mevkisinde hafif ticari araç ile sürücüsünün ismi öğrenilemeyen otomobil yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda çarpıştı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Y.K.’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Otomobil sürücüsü ile araçlarda yolcu olarak bulunan 4 kişi ise yaralandı. Yaralılar Beypazarı Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
29 Mart 2026 Pazar - 12:48
Uydu destekli sistemler tehlike sinyallerini dakikalar içinde tespit ediyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin (AAKKM) 2025 yılı boyunca 634 deniz arama kurtarma operasyonu gerçekleştirildiğini bildirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin (AAKKM) 2025 yılı çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, 2025 yılı boyunca AAKKM koordinasyonunda 634 deniz arama kurtarma operasyonu gerçekleştirildiğini bildirdi. Gerçekleştirilen bu operasyonlarda toplam 7 bin 861 kişi sağ, 101 kişi ise yaralı olarak kurtarıldı. Bakan Uraloğlu, AAKKM’nin modern teknik altyapısı ve uzman personeliyle Türkiye’nin arama kurtarma sorumluluk sahasında meydana gelen deniz ve hava kazalarına yönelik faaliyetleri koordine ettiğini belirterek, "Merkezimiz aynı zamanda dünyanın herhangi bir yerinde tehlike altında bulunan Türk bayraklı veya Türk vatandaşlarını taşıyan deniz ve hava araçlarına ilişkin durumlarda da ilgili ülkelerin arama kurtarma birimleriyle gerekli koordinasyonu sağlıyor; hafta sonu ve resmî tatiller dahil olmak üzere 7 gün 24 saat esasıyla görev yapıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin uydu destekli arama kurtarma sistemleriyle operasyonlara çok daha hızlı müdahale edebildiğini ifade eden Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Uluslararası Uydu Yardımlı Arama Kurtarma Sistemi COSPAS-SARSAT, tehlike sinyali gönderen gemi, uçak ve kişilerin kimlik ve konum bilgilerini süratle tespit ediyor. Uydu destekli sistemimiz sayesinde müdahale ekipleri hızla harekete geçebiliyor. Bu sistem sayesinde acil durum sinyallerini dakikalar içinde doğrulayabiliyor, yüksek hassasiyetle tespit edilen konum verileri sayesinde arama kurtarma ekiplerini kısa sürede olay yerine yönlendirebiliyoruz." Türkiye’nin Görev Kontrol Merkezi (MCC) bulunan 36 ülke arasında yer aldığını belirten Uraloğlu, "Kendi sorumluluk sahamıza ilaveten İran, Irak, Afganistan, Gürcistan ve Ukrayna’ya da Türk MCC üzerinden ücretsiz hizmet sunuyoruz. Yeni ülkelerin hizmet kapsamına alınmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Doğu Akdeniz’de etkin müdahale kapasitesi Bakan Uraloğlu, Deniz ve Hava Araçları Kazalarında Arama ve Kurtarma Yönetmeliği kapsamında Türk Arama Kurtarma Sahası’nın Doğu Akdeniz’de genişletildiğini belirterek bölgede müdahale kapasitesinin güçlendirildiğini söyledi. Arama kurtarma portalı geliştiriliyor Arama kurtarma faaliyetlerinde teknolojinin etkin şekilde kullanıldığını ifade eden Uraloğlu, tüm arama kurtarma unsurlarının canlı olarak takip edilebildiği, meteorolojik verilerin işlendiği ve yapay zekâ destekli karar süreçlerinin yer aldığı Arama Kurtarma Portal Projesi üzerinde çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Uraloğlu, Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin güçlü teknik altyapısı ve uluslararası koordinasyon kapasitesiyle arama kurtarma faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğünü belirterek insan hayatını önceleyen çalışmaların devam edeceğini ifade etti.
29 Mart 2026 Pazar - 12:01
Bakan Bayraktar’dan doğal gaz açıklaması
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "2028’de tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" dedi. Küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı arz güvenliğini sağlamlaştırmak için çalışmalarını sürdüren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kış sezonu sonrasında kısmen boşalan doğal gaz depolarını yeniden dolduruyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Olası küresel şokların etkilerini en aza indirmek adına depolarımızı yeniden tam kapasiteyle doldurmak üzere çalışıyoruz." dedi. Doğal gaz depolarının kapasitesini artırmak için de çalıştıklarını kaydeden Bakan Bayraktar, "Yapacağımız yatırımlarla 2028 yılında, tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" açıklamasını yaptı. Türkiye’nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayan iki önemli doğal gaz depolama tesisi bulunuyor. Tuz Gölü ve Silivri’de bulunan bu yer altı depolama tesisleri, doğal gaz tüketiminin arttığı günlerde arz-talep dengesinin sağlanmasına fayda sağlıyor. Depolar doluyor Kışa doğal gaz depoları dolu giren Türkiye, geliştirdiği LNG altyapısı ve kaynak çeşitliliği sayesinde soğuk kış günlerini depolarına çok fazla ihtiyaç duymadan geride bıraktı. Halihazırda depoların doluluk oranı yüzde 71 seviyesinde. Türkiye, küresel arz krizinin yaşandığı dönemde depoları yeniden tam kapasiteyle doldurmak için çalışmalarına da başladı. En büyük tesis Silivri Bir yandan depoların dolumu devam ederken, diğer yandan da depoların kapasitesinin artması için çalışılıyor. Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisi, halihazırda 4,6 milyar metreküp depolama kapasitesiyle hizmet veriyor. ‘Denizlerde Avrupa’daki en büyük depolama tesisi’ unvanına da sahip olan Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin kapasitesinin artırılması için çalışmalara devam ediliyor. Silivri’deki kapasitenin 2028’de 6 milyar metreküp çıkarılması planlanıyor. Tuz Gölü’nde de kapasite artıyor Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin kapasitesi ise halihazırda 1,7 milyar metreküpe ulaşmış durumda. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tuz Gölü’ndeki bu kapasiteyi de 2032 yılında 8,5 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyor. Depolarımızın boş kalmasını önledik Doğal gaz depolarındaki gaz miktarının normal şartlarda kış aylarından sonra azaldığını, yaz aylarında tekrar doldurularak gelecek kışa hazır hale getirildiğini anlatan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "‘LNG alım kapasitemizi önemli ölçüde artırarak doğal gaz depolarımızın boş kalmasını önledik. Bu nedenle, kış aylarından çıkmamıza rağmen doğal gaz depolarımız yüzde 71 seviyesinde dolu vaziyette. Dünyada yaşanan jeopolitik gerilimleri ve arz krizini yakından takip ediyor, gerekli adımları atıyoruz. Olası küresel şokların etkilerini en aza indirmek adına depolarımızı yeniden tam kapasiteyle doldurmak üzere çalışıyoruz." dedi. Yüzde 20’sini depolayabileceğiz Doğal gaz depolarının kapasitesini artırmak için de çalıştıklarını kaydeden Bakan Bayraktar, "Şu ana kadar yaptığımız çalışmalarla Silivri ve Tuz Gölü’nde toplam depolama kapasitemizi 6,3 milyar metreküpe çıkardık. Depolama konusundaki yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Yapacağımız yatırımlarla 2028 yılında, tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 11:52
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" kapsamında etkinlikler düzenleyecek
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2 Nisan "Dünya Otizm Farkındalık Günü" kapsamında Nisan ayı boyunca Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler düzenleyecek. Etkinlikler arasında mavi ve kırmızı ışıkla aydınlatılan kamu binaları, seminerler, söyleşiler, yürüyüşler, sosyal ve sportif aktiviteler ile bilgilendirme çalışmaları yer alıyor. Bakanlık, afiş, broşür ve sosyal medya paylaşımlarıyla da otizme dair farkındalığı yaygınlaştıracak. Bakanlık, Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerin toplumsal hayata katılımına yönelik farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" dolayısıyla bu yıl da Nisan ayı boyunca ülke genelinde çeşitli etkinlikler düzenlemeyi planlıyor. Buna göre, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri hizmet binaları ile bazı tarihi ve simgesel yapılar Otizmi temsilen mavi veya kırmızı ışıkla aydınlatılacak. Seminer, söyleşi, panel, çalıştay ve konferanslar düzenlenip ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların katılımıyla farkındalık yürüyüşleri gerçekleştirilecek. Etkinlikler kapsamında merkezi noktalarda tanıtım stantları kurulacak ve Bakanlık personeli aracılığıyla bilgilendirme faaliyetleri yürütülecek. Sinema gösterimi, tiyatro, piknik ve otizm şenlikleri gibi sosyal etkinliklerin yanı sıra spor karşılaşmalarında farkındalık pankartları kullanılacak, el baskısı atölyeleri ve bowling gibi etkinliklerle farkındalık artırılacak. Öte yandan Bakanlık ve diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından afiş, broşür, kamu spotu ve kısa film çalışmaları yürütülecek, otizme yönelik bilgi yarışmaları düzenlenecek ve sosyal medya paylaşımları gerçekleştirilecek. Yerel basın ve yayın organlarında söyleşi ve haber çalışmaları yapılacak, farkındalık videoları ile radyo programları hazırlanarak kamuoyuna sunulacak.
29 Mart 2026 Pazar - 11:07
Allı turnaların yuvası yok oluyor
Her yılın Mart ayında Ankara’ya gelen allı turna sürülerinin konakladığı Sel Kapanı Baraj Gölü’nde, su seviyesi geçen yıla kıyasla neredeyse kurudu. Bu sene Sel Kapanı Baraj Gölü’nde hiçbir canlı gözükmedi. Her yıl Mart ayında göç eden allı turnalar, Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Sel Kapanı Baraj Gölü’ne gelerek burada beslenmekte ve sonbahara kadar konaklamaktaydı. Ancak bu yıl allı turnalar Sel Kapanı Baraj Gölü’nde gözlemlenmedi. Sadece allı turnalar değil, her yıl görünen pelikanlar, yüzlerce tür kuş türü de gölün çekilmesiyle kuraklıktan nasibini aldı. Kuraklık nedeniyle gölün su seviyesi geçen yıllara kıyasla neredeyse dibi gördü. Ayrıca gölün içerisinde adacıklar ortaya çıktı. Bu durum, allı turnalar başta olmak üzere, yüzlerce çeşit kuş türünün besin kaynaklarının azalmasına yol açarak yaşam alanlarını tehdit ediyor. Gölün civarında vakit geçiren Sezgin Şahin ise, bu yıl kuraklığın Sel Kapanı Baraj Gölü’nü ciddi bir şekilde etkilediğini ve bu durumdan dolayı hüsrana uğradığını belirtti. "Göl bayağı çekilmiş. Hatta neredeyse kurumuş" Her yıl bu zamanlar allı turnaları ve çeşitli kuş türlerini izlemek için Sel Kapanı Baraj Gölü’ne geldiğini belirten Sezgin Şahin, "Biz buraya her yıl arkadaşlarla keyif yapmaya geliyorduk. Gördüğünüz alan 2 yıl öncesine kadar gayet doluydu ve vatandaşların geldiği bir yerdi. Her sene vatandaşlar burayı ziyaret ederdi. Şu anda kimsenin olmadığını gördüm. Çok üzüldüm. Göl bayağı çekilmiş. Hatta neredeyse kurumuş. Burası çeşitli kuş türlerine ev sahipliği yapıyordu. Flamingolar (allı turna), pelikanlar ve bir sürü adını bilmediğimiz kuş türleri buraya geliyordu. Biz onları görmekten çok keyif alıyorduk. Galiba onlar da bu sene kuraklıktan dolayı gelmemişler. Çok üzüntü içerisindeyiz. Yetkililerin bir an önce çözüm bulması lazım diye düşünüyorum" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 10:09
Park halindeki 9 araca çarpan tır maddi hasara neden oldu
Ankara’da meydana gelen kazada bir tırın 9 araca çarpması sonucu maddi hasar meydana geldi. Ankara’nın Pursaklar ilçesine bağlı Saray Mahallesi’nde dün akşam saatlerinde trafik kazası meydana geldi. Ara sokakta seyir halindeki bir tırın kontrolden çıkarak park halindeki araçlara çarpması sonucu zincirleme kaza oluştu. Bir vatandaş tarafından kaydedilen görüntüde, tırın toplam 9 araca çarparak durabildiği görüldü. Ölü ve yaralının olmadığı kazada, maddi hasar meydana geldi. Kaza sonrası çevrede kısa süreli hareketlilik yaşanırken, araçların yol üzerinde bulunduğu görüldü. Polis kazaya ilişkin inceleme başlattı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 22:37
Johannes Brahms’ın ’Ein deutsches Requiem’ eseri Ankaralı sanatseverlerle buluştu
Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu (DÇK), DenizBank Konserleri kapsamında Johannes Brahms’ın "Ein deutsches Requiem" eserini Ankaralı sanatseverlerle buluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, romantik dönem repertuvarının en derinlikli ve etkileyici eserlerinden biri olan Johannes Brahms’ın ’Ein deutsches Requiem’ adlı eserini sanatseverlerle buluşturdu. CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da şef Jan Schumacher’in yönettiği konserde, soprano Ceren Aydın ve bariton Kartal Karagedik solist olarak sahne aldı. Piyanoda Gülce Sevgen ve Filiz Peker, timpanide ise Can Kıyıcı yer aldı. "Benim için çok özel bir şehir Ankara" Konser öncesinde İHA muhabirinin sorularını yanıtlayan müzik direktörü Jan Schumacher, "Frankfurt Üniversitesi müzik direktörüyüm ve tüm dünyada şeflik yapıyorum. Bu akşam çok özel bir konserimiz var. Yohannes Brahms’ın Requiem’ini seyrediyoruz. Bu harika bir konser. Burada olduğum ve Devlet Çok Sesli Korosu sanatçıları ile çalışmaktan çok mutluyum. İki harika piyanistimiz var. Onlar, Filiz ve Gülçin, her zaman Requiem’le çalışıyorlar. Ve iki mükemmel solistleri var: Ceren ve Kartal. Daha önce de Ankara’daydım ama hiç bu kadar harika bir alanda olmadım. Konser için çok heyecanlıyım. Benim için çok özel bir şehir Ankara. Ankara’da daha önce birçok kez bulundum ama bu salonda ilk kez konser yapıyorum" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder