SAĞLIK - 27 Haziran 2025 Cuma 09:46

Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği’nden TVHB’ye ziyaret

A
A
A
Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği’nden TVHB’ye ziyaret

Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği’ni (TVHB) ziyaret etti.


Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Başkanı Ali Küçükoğlu ve üye Naim Deniz Ayaz, TVHB’yi ziyaret etti. Yapılan toplantının ardından açıklamalarda bulunan Eroğlu, Küçükoğlu ve Ayaz, gıda güvenliğinin önemine dikkat çekti. TVHB’de gerçekleşen görüşmede konuşan TVHB Başkanı Eroğlu, Dünya’da 2 konuda yarış olduğunu söyleyerek, "Bunlardan bir tanesi artan nüfusun gıda ihtiyaçlarını karşılamak, diğeri de kaliteli ürün elde edebilmek" dedi.


TVHB olarak Dünya Gıda Güvenliği Günü’yle ilgili çalışmalar içerisinde olduklarını belirten Eroğlu, "Veteriner hekimler, özellikle hayvansal proteinin tüketilmesi açısından insanların sağlıklı ve dengeli beslenmesi için stratejik meslek konumundalar" ifadelerini kullandı.


Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Başkanı Ali Küçükoğlu, Dünyada 200’e yakın kanserden çeşitli gıda enfeksiyonlarına varıncaya kadar 200 hastalıktan bahsedildiğini söyleyerek, "Her yıl 1 milyon 600 bin kişinin bu gıda kaynaklı hastalıklardan rahatsızlandığını, etkilendiğini görüyoruz. Bununla beraber özellikle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde her yıl 110 milyon dolara yakın gıda kaynaklı enfeksiyonlardan intoksikasyonlardan kaynaklı maliyetin çıktığını da ifade ediyorlar. Tabi bu noktada bir risk değerlendirmesi yapıldığında insanların gıda kaynaklı enfeksiyon ve intoksikasyonlara maruz kalma nedenleri araştırıldığında bunların yüzde 90’ının hayvansal gıdalar olduğunun ancak yüzde 10’unun bitkisel kaynaklı gıdalardan ileri geldiğini görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.



"Veteriner hekimliğin özellikle hayvansal gıdalar noktasında sorumlulukları oldukça büyük"


Veteriner hekimlik mesleğinin yalnızca hayvanların tanı ve tedavisinde değil hayvanlardan elde edilen insanların tüketime sunulan gıdalarda da etkin rol oynadığına dikkati çeken Küçükoğlu, "Zaten veteriner fakültelerinin 5 yıllık eğitimleri boyunca özellikle gıda hijyeni, gıda kalitesi ve veteriner halk sağlığı konularında yoğun dersleri almakta. Bunları başarıyla geçtikten sonra hekim unvanı almaktalar. Dolayısıyla veteriner hekimliğin özellikle hayvansal gıdalar noktasında sorumlulukları oldukça büyük" ifadelerine yer verdi.



"TVHB’nin gıda ile ilgili yaptığı çalışmaları takip ediyoruz"


Dünya nüfusunun yüzde 1’ini Türk toplumunun oluşturduğunu anlatan Küçükoğlu "Biz nüfus olarak dünyanın 18’inci ülkesiyiz. Ama yayın sırasında 14’üncü ülkesiyiz. Yani nüfusa göre yayın anlamında daha fazla yayın yapan, daha fazla akademik çalışma yapan bilim insanlarının oluşturduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bunun teması olan bilimin aksiyonda olması, bilimin bu alanda görev alması da bizlerin sorumluluğunun bir kez daha arttırılıyor. Biz TVHB’nin gıda ile ilgili yaptığı çalışmaları, gerek sosyal medyada olsun gerek diğer çalıştaylarında olsun bu tür faaliyetleri zaten izliyoruz, takip ediyoruz. Oldukça önemsiyoruz. Mesleğimizin de çatı bir kurumu. Bizler de dernek olarak, veteriner gıda hijyenistleri derneği olarak bu önemli meseleye her zaman katkı sunmak adına sizlerin yanındayız" açıklamasında bulundu.



"Olağanüstü doğa olayları gıda güvencesini tehlikeye altına sokmakta"


Üye Naim Deniz Ayaz ise, toplantıda konuşulan konulara ilişkin, "Özellikle gıda güvenliği ve gıda güvencesi üzerine oluşan, son günlerde artan baskı ve bunlarla bilimsel olarak nasıl mücadele edilebileceği, veteriner hekimlerin neler yapabileceği konusunda istişarelerde bulunduk. Bu manada özellikle artan nüfus kırdan şehre göç, küresel iklim değişikliğinin oluşturduğu kuraklık, yağış rejimindeki değişmeler ve elbette olağanüstü doğa olayları gıda güvencesini tehlikeye altına sokmakta" dedi.


Zoonotik hastalıkların gıda güvenliği riskini daha fazla stres altına aldığını dile getiren Ayaz, "Bu manada bizim veteriner hekimler olarak yaklaşımımız çiftlikten itibaren tüketiciye ulaşana kadar bütün bir gıda zinciri içerisinde başta zoonoz hastalıklar olmak üzere gıda kayıp ve israfına neden olabilecek etkenlerle mücadele etmek" şeklinde konuştu.



Toplantının ana gündemi biyogüvenlik ve su güvenliği


Gıda güvenliği konusunda çalışmalar yapmanın veteriner hekimler olarak görevleri olduğuna dikkati çeken Ayaz, "Bugün başkanımla bu manada hayvanlarda biyogüvenlik alanında neler yapmamız gerektiğini, bu konudaki mevzuat açıklarımızı ve bu alanda neler yapabileceğimiz konusunda ilk görüşmemizi gerçekleştirdik. Bu alanda çalışmalar yapmamızın veteriner hekimler olarak üzerimize düşen vazifelerden biri olduğunu değerlendiriyoruz" diye konuştu.


Taze ve temiz su üretiminin de önemini vurgulayan Ayaz, sözlerine şöyle devam etti:


"Ülkemizin sahip olduğu suyun yüzde 78’ini gıda üretimi amacıyla kullanıyoruz. Temiz ve taze su üretimi. Bu manada alınan küresel kararlar alternatif su kaynaklarının daha yoğun kullanılması ve verimli kullanılması ile ilgili. Bu manada da bir gıda güvenliği riskinin olabileceğini gündeme getirmek istedik. Çünkü bu atık su arıtma testlerinden elde edilen suların gıda üretiminde kullanılmasıyla aynı zamanda bazı zoonotik hastalıkların ve antibiyotik direnç genlerinin de geçmesi söz konusu olabiliyor. Bu manada da neler yapmalıyız? Mevcut kapasitemizdeki atık su arıtma tesisleriyle ilgili olsun, bu suların kullanımı ile ilgili olsun. Kapasitemiz ne durumda, neler yapabiliriz veteriner hekimler olarak üzerimize ne düşebilir konusunda istişarelerde bulunduk. Bu konuda çalışmalarımızı genişletmeyi düşünüyoruz."



Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği’nden TVHB’ye ziyaret

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da 16 yıllık hukuk mücadelesi DİYARBAKIR (İHA) – Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde 2010 yılında meydana gelen ve 1 kişinin öldüğü 2 kişinin de yaralandığı olaya toplam 54 hapis cezası alan Hakan Kaçar’ın mahkumiyeti, Yargıtay’da bozulmasının arından yerel mahkeme hakkında beraat kararı verdi. Tekrar Yargıtay’a giden karar geri döndü. Yerel mahkeme kararında direnince konu Yargıtay Ceza Genel Kuruluna taşındı. Kaçar, olayla ilgisinin olmadığını iddia ederek 16 yıllık beklemenin son bulmasını istedi. Ergani ilçesinde 2010 yılında dönemin Fatih Mahallesi muhtarı Hakan Kaçar’ın babasının dayısı Ali Haydar Özdil (54), bıçaklanarak öldürüldü. Kaçar, ölenin yakınının beyanı üzerine gözaltına alınarak tutuklandı. Kaçar, ne kendisi ne de onun üzerine ifade verenlerin olay yerinde olmamasına rağmen çelişkili beyanlar üzerine yargılanıp tutuklandığını öne sürdü. Bu süre zarfında yargılandığı Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde öldürme ve öldürmeye teşebbüs olaylarından 54 yıl ceza aldı. Daha sonra karar Yargıtay 1. Ceza Dairesince iyi hal indirimi yapılmadığı gerekçesiyle bozulup yerel mahkemeye geri gönderildi. Yerel mahkeme bu sefer Kaçar’ın beraatına karar verdi. Tekrar Yargıtay 1. Ceza Dairesine giden karar, yeniden bozularak yerel mahkemeye gönderildi. Yerel Mahkeme de kararında diretince konu bu sefer Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sevk edildi. ’’Dosya tam okunsa suçsuz olduğum suçsuz olduğum ortadadır’’ Konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Hakan Kaçar (47), ’’2010’da Ergani’de Fatih Mahalle muhtarıyken bir kişi öldürüldü, iki kişi yaralandı. Ondan dolayı ben ve babamı tutukladılar. Bu süreç iki sen sürdü. İki sene sürerken babam tahliye oldu. Bana toplamda 54 yıl ceza vererek tahliye ettiler. Karara bir hakim şerh koydu. Dosya, Yargıtay 1. Ceza Dairesine gitti. 2014’te duruşmalı mahkemem vardı. İfademi almadan çıkardılar. İndirim haliyle dosyayı 62’nci maddeden bozarak geri gönderdiler. Dosya gelince tekrar tutuklamam çıktı. 2016’da cezaevindeyken FETÖ darbe girişimi oldu. Mahkeme heyeti değişmişti. Mahkeme heyeti değişince bana ceza veren hakimler de FETÖ’den içeri alınmıştı. Heyet değişince dosyam yeniden incelendi ve bana beraat kararı verdiler. Dosya, tekrarda Yargıtay 1. Ceza Dairesine gitti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi beraatımı bozdu. Ben indirim vermiştim, sen niye beraat vermişsin diye. Halbuki dosya tam okunsa suçsuz olduğum ortadadır. Çelişkili iki ifade üzerimde var. Dosya geri gelince tekrardan yakalamam çıktı. 3 sene 6 ay firari hayatım oldu. Mahkemeye bir gün kala yakalandım. Bir gece cezaevinde kaldıktan sonra sabah mahkemeye çıktım. Mahkeme, tekrardan kendi kararına direndi. Dosya, tekrardan Yargıtay 1. Ceza Dairesine gitti. Daire beraatımı kabul etmeyince iki sefer hakkı olunca ve tekrardan geri yollayamayınca dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna yolladı. 1 sene 4-5 ay buradadır. İsmimi telaffuz eden bayan daha önce kardeşiyle bir münakaşamız olmuştu. Büyükler araya girip bizi barıştırdılar. Olay yerinde ben nasıl yoksam o bayanda yoktur. O, daha evvelki husumetten dolayı ismimi verdi. Olay esnasında ne ben ne o bayan var. 2011’de dosyamızın gizliliği kalkarken Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkeme Başkanı benim ve babamın olay gününün 24 saatlik HTS kayıtlarını istedi. Daha sonra başkan tayin olunca sonradan gelen ve FETÖ’den yakalanan hakim HTS kayıtlarımızı istemedi. Bizden 3 ay sonra gelen adamın HTS kayıtlarını istedi evvelki başkanın da istemesine rağmen bir türlü gelmedi. Olay yeri keşif de istemedi. FETÖ’den tutuklanan hakim 54 yıl ceza vererek 2 yıl tutukluluğu göz önünde bulundurup beni tahliye etti. 54 yıl ceza alıp 2 yıl yatarla tahliye olan mahkumla daha karşılaşmadım. Olay olduğunda polis beni aldı. Silah sesi gelince bu bayan diyor muhtarın elinde silah vardı. El swaplarımızı aldılar bir şey çıkmadı. Bayanın anlattığına göre sözde silahla öldürülmüş. Halbuki ölen, bıçakla öldürülmüş. Bıçakta da bir izim yok’’ dedi.
Batman Batman’da 72 aileye ipek böceği larvası dağıtıldı BATMAN (İHA) – Batman’ın Sason ilçesinde 72 aileye ipek böceği larvası dağıtıldı. Sason ilçesinde ata mesleği olan ipek böceği yetiştiriciliği yeniden yaygınlaşıyor. Yaklaşık 15 yıl önce Karşıyaka Mahallesi’nde 3 aile ile başlayan üretim, bugün onlarca aile için önemli bir geçim kaynağı haline geldi. İlçede bu yıl ilk etapta 72 aileye ipek böceği larvası dağıtıldı. Yetkililer, ikinci etapta yapılacak dağıtımlarla birlikte toplamda yaklaşık 300 aileye ulaşmayı hedefliyor. Havaların geç ısınması ve ilkbahar yağışlarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle dut yapraklarının geç açtığını belirten Akdeniz Bölgesi Koza Satış Tarım Kooperatifi temsilcisi Mehmet Sönmez, dağıtımların bu nedenle gecikmeli yapıldığını söyledi. Sönmez, "Bugün Batman’da hava şartlarından dolayı gecikmeli olarak ipek böceği larvalarının dağıtımını yapmak için buradayız. Dağıtımları iki etap halinde gerçekleştireceğiz. İlk etapta bugün 72 ailemize 350 paket dağıtıyoruz. Bir sonraki dağıtımda ise 300 paket daha dağıtacağız. Bu dağıtımlarla toplamda 300 aileye ulaşmayı hedefliyoruz. Bu yıl fiyatlarda yaklaşık yüzde 40 civarında artış bekliyoruz. Güzel bir kazancı var" dedi. İlçede ipek böceği yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasına öncülük eden üreticilerden Bedri Aktaş ise kısa sürede yüksek gelir elde edilebildiğini belirterek vatandaşlara bu işi tavsiye etti. Aktaş, "İpek böcekçiliği kısa sürede çok iyi gelir sağlayan bir iştir. Bir aile yaklaşık 40 günlük süreçte 200 kilo civarında koza elde edebilir. Geçen yıl yaş kozanın kilogram fiyatı yaklaşık bin 500 liraydı. Bu durumda bir aile 40 gün gibi kısa bir sürede yaklaşık 350 bin lira gelir elde edebilir. İmkanı olan ailelerimize tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Sason’da yeniden canlanan ipek böcekçiliğinin hem kırsalda yaşayan ailelerin ekonomisine katkı sunduğu hem de geleneksel üretim kültürünün yaşatılmasına önemli katkı sağladığı belirtildi.