GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 09:40

Diyarbakır’da 16 yıllık hukuk mücadelesi

A
A
A
Diyarbakır’da 16 yıllık hukuk mücadelesi

DİYARBAKIR (İHA) – Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde 2010 yılında meydana gelen ve 1 kişinin öldüğü 2 kişinin de yaralandığı olaya toplam 54 hapis cezası alan Hakan Kaçar’ın mahkumiyeti, Yargıtay’da bozulmasının arından yerel mahkeme hakkında beraat kararı verdi. Tekrar Yargıtay’a giden karar geri döndü. Yerel mahkeme kararında direnince konu Yargıtay Ceza Genel Kuruluna taşındı. Kaçar, olayla ilgisinin olmadığını iddia ederek 16 yıllık beklemenin son bulmasını istedi.


Ergani ilçesinde 2010 yılında dönemin Fatih Mahallesi muhtarı Hakan Kaçar’ın babasının dayısı Ali Haydar Özdil (54), bıçaklanarak öldürüldü. Kaçar, ölenin yakınının beyanı üzerine gözaltına alınarak tutuklandı. Kaçar, ne kendisi ne de onun üzerine ifade verenlerin olay yerinde olmamasına rağmen çelişkili beyanlar üzerine yargılanıp tutuklandığını öne sürdü. Bu süre zarfında yargılandığı Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde öldürme ve öldürmeye teşebbüs olaylarından 54 yıl ceza aldı. Daha sonra karar Yargıtay 1. Ceza Dairesince iyi hal indirimi yapılmadığı gerekçesiyle bozulup yerel mahkemeye geri gönderildi. Yerel mahkeme bu sefer Kaçar’ın beraatına karar verdi. Tekrar Yargıtay 1. Ceza Dairesine giden karar, yeniden bozularak yerel mahkemeye gönderildi. Yerel Mahkeme de kararında diretince konu bu sefer Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sevk edildi.



’’Dosya tam okunsa suçsuz olduğum suçsuz olduğum ortadadır’’


Konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Hakan Kaçar (47), ’’2010’da Ergani’de Fatih Mahalle muhtarıyken bir kişi öldürüldü, iki kişi yaralandı. Ondan dolayı ben ve babamı tutukladılar. Bu süreç iki sen sürdü. İki sene sürerken babam tahliye oldu. Bana toplamda 54 yıl ceza vererek tahliye ettiler. Karara bir hakim şerh koydu. Dosya, Yargıtay 1. Ceza Dairesine gitti. 2014’te duruşmalı mahkemem vardı. İfademi almadan çıkardılar. İndirim haliyle dosyayı 62’nci maddeden bozarak geri gönderdiler. Dosya gelince tekrar tutuklamam çıktı. 2016’da cezaevindeyken FETÖ darbe girişimi oldu. Mahkeme heyeti değişmişti. Mahkeme heyeti değişince bana ceza veren hakimler de FETÖ’den içeri alınmıştı. Heyet değişince dosyam yeniden incelendi ve bana beraat kararı verdiler. Dosya, tekrarda Yargıtay 1. Ceza Dairesine gitti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi beraatımı bozdu. Ben indirim vermiştim, sen niye beraat vermişsin diye. Halbuki dosya tam okunsa suçsuz olduğum ortadadır. Çelişkili iki ifade üzerimde var. Dosya geri gelince tekrardan yakalamam çıktı. 3 sene 6 ay firari hayatım oldu. Mahkemeye bir gün kala yakalandım. Bir gece cezaevinde kaldıktan sonra sabah mahkemeye çıktım. Mahkeme, tekrardan kendi kararına direndi. Dosya, tekrardan Yargıtay 1. Ceza Dairesine gitti. Daire beraatımı kabul etmeyince iki sefer hakkı olunca ve tekrardan geri yollayamayınca dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna yolladı. 1 sene 4-5 ay buradadır. İsmimi telaffuz eden bayan daha önce kardeşiyle bir münakaşamız olmuştu. Büyükler araya girip bizi barıştırdılar. Olay yerinde ben nasıl yoksam o bayanda yoktur. O, daha evvelki husumetten dolayı ismimi verdi. Olay esnasında ne ben ne o bayan var. 2011’de dosyamızın gizliliği kalkarken Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkeme Başkanı benim ve babamın olay gününün 24 saatlik HTS kayıtlarını istedi. Daha sonra başkan tayin olunca sonradan gelen ve FETÖ’den yakalanan hakim HTS kayıtlarımızı istemedi. Bizden 3 ay sonra gelen adamın HTS kayıtlarını istedi evvelki başkanın da istemesine rağmen bir türlü gelmedi. Olay yeri keşif de istemedi. FETÖ’den tutuklanan hakim 54 yıl ceza vererek 2 yıl tutukluluğu göz önünde bulundurup beni tahliye etti. 54 yıl ceza alıp 2 yıl yatarla tahliye olan mahkumla daha karşılaşmadım. Olay olduğunda polis beni aldı. Silah sesi gelince bu bayan diyor muhtarın elinde silah vardı. El swaplarımızı aldılar bir şey çıkmadı. Bayanın anlattığına göre sözde silahla öldürülmüş. Halbuki ölen, bıçakla öldürülmüş. Bıçakta da bir izim yok’’ dedi.



Diyarbakır’da 16 yıllık hukuk mücadelesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir EGİAD’dan stratejik uyarı: "Enerji güvenliği artık bir maliyet değil, rekabetin ana belirleyicisi" EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, enerji güvenliğinin iş dünyası açısından kritik bir eşik noktasına ulaştığını vurgulayarak, "Artık enerji meselesi; yalnızca maliyetler veya arz dengesi üzerinden okunabilecek teknik bir başlık değil" dedi. Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), küresel ölçekte derinleşen jeopolitik kırılmaların iş dünyası üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir perspektifle ele almak amacıyla "Jeopolitik Gerilimler ve Enerji Güvenliği" başlıklı seminer düzenledi. EGİAD merkezinde gerçekleşen seminerde, iş dünyasının karar alma süreçlerinde giderek daha belirleyici hale gelen enerji güvenliği konusu, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto’nun katılımıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. Orta Doğu’da artan gerilimler, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası değişen enerji dengeleri ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların enerji piyasalarına etkileri ele alındı. Artan enerji maliyetleri, arz güvenliği riskleri ve karbon regülasyonlarının iş dünyası üzerindeki çok katmanlı etkileri, katılımcılara veri temelli analizlerle aktarıldı. Küresel ölçekte enerji güvenliğinin yalnızca arz meselesi olmaktan çıkarak; yenilenebilir enerji kapasitesi, enerji verimliliği, kritik mineraller, depolama teknolojileri ve karbon yönetimi gibi unsurları kapsayan bütüncül bir dönüşüm alanına evrildiği vurgulandı. Enerjiye erişim güvenli değilse, üretim de güvenli değildir EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, konuşmasında enerji güvenliğinin iş dünyası açısından kritik bir eşik noktasına ulaştığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Artık enerji meselesi; yalnızca maliyetler veya arz dengesi üzerinden okunabilecek teknik bir başlık değil. Enerji güvenliği; ekonomik istikrarın, sanayi rekabetçiliğinin, dış ticaret dengelerinin ve sürdürülebilir büyümenin merkezinde yer alan stratejik bir kalkınma meselesidir. Enerjiye erişim güvenli değilse, üretim de güvenli değildir; enerji maliyetleri öngörülebilir değilse, rekabet gücünden söz etmek mümkün değildir." Özhelvacı, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin enerji konusunu doğrudan bir "iş sürekliliği" ve "risk yönetimi" başlığı haline getirdiğini ifade etti. Jeopolitik gerilimler, enerji piyasalarında yeni bir dönem başlatıyor Konuşmasında son yıllarda ard arda yaşanan krizlerin küresel sistemde kalıcı etkilere neden olduğunu belirten Özhelvacı, pandemi sonrası tedarik zinciri kırılmaları, savaşlar ve bölgesel gerilimlerin enerji piyasalarında yeni bir paradigma oluşturduğunu belirterek, "Dünya, yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçiyor. Bu süreç, enerji arz güvenliğini küresel ekonominin en kritik başlıklarından biri haline getirmiştir. Artık enerji güvenliği dediğimizde yalnızca petrol ve doğal gazı değil; yenilenebilir kaynakları, enerji altyapısının dayanıklılığını ve karbon rekabetçiliğini birlikte ele almak zorundayız." dedi. EGİAD Başkanı Özhelvacı, enerji konusunun şirketler açısından dönüşen rolüne dikkat çekerek, şu stratejik çerçeveyi ortaya koydu: "Enerji artık şirketlerimiz için yalnızca bir gider kalemi değil; yatırım stratejisidir, sürdürülebilirlik performansıdır, ihracat rekabetidir ve finansmana erişimin anahtarlarından biridir. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, firmalarımız için enerji yönetimini kritik bir rekabet unsuru haline getirmiştir." Etkinlikte, enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir enerjiye erişim ve karbon ayak izinin azaltılması gibi başlıkların, şirketlerin küresel pazarlardaki konumunu doğrudan belirlediği ifade edildi. Enerji dönüşümünde fırsatlar ve kırılganlıklar masaya yatırıldı Seminerde SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto, Türkiye’nin enerji dönüşümü sürecini küresel gelişmeler ışığında değerlendirerek; yenilenebilir enerji yatırımları, enerji arz güvenliği, maliyet baskıları ve politika çerçevesindeki gelişmeleri kapsamlı bir analizle paylaştı. Taranto’nun sunumunda, Türkiye’nin enerji dönüşümünde sahip olduğu potansiyelin yanı sıra, dışa bağımlılık, fiyat oynaklığı ve regülasyon uyumu gibi kırılganlık alanlarına da dikkat çekildi. Stratejik bir gündem, ortak bir akıl EGİAD tarafından düzenlenen seminer, iş dünyasının enerji güvenliği perspektifini güçlendirmeyi, üyelerin stratejik karar alma süreçlerine katkı sunmayı ve İzmir iş dünyasında ortak bir farkındalık oluşturmayı hedefledi. Etkinlik, katılımcıların yoğun ilgisi ve etkileşimiyle tamamlanırken; enerji güvenliği ve sürdürülebilir dönüşümün önümüzdeki dönemde iş dünyasının en kritik gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceği güçlü şekilde vurgulandı.
Samsun Babasını 8 kurşunla öldüren şahıs adliyeye sevk edildi Samsun’un İlkadım ilçesinde tartıştığı babasını tabancayla 8 yerinden vurarak öldürdükten sonra jandarmaya teslim olan şahıs, adliyeye sevk edildi. Olay, İlkadım ilçesi Kadamut Mahallesi’nde dün akşam meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Samsun Büyükşehir Belediyesi hayvan barınağında çalışan Doğan Can Y. (35), evde babası İbrahim Y.’ye (59) tabancayla ateş açtı. Atakum Belediyesinden emekli olduğu öğrenilen ve vücuduna 8 kurşun isabet eden İbrahim Y., olay yerinde hayatını kaybetti. Babasını vurduktan sonra İlkadım İlçe Jandarma Komutanlığına giderek teslim olan Doğan Can Y.’nin ihbarı üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Eve giden sağlık ekipleri, İbrahim Y.’nin hayatını kaybettiğini belirledi. İbrahim Y.’nin cansız bedeni, jandarma ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından otopsi için Samsun Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığına gönderildi. "Babam elinde bıçakla üzerime saldırınca korkup ateş ettim" Bekar ve ailenin tek çocuğu olduğu öğrenilen Doğan Can Y. ifadesinde, "Babam çok alkol kullanıyordu. 35 yaşında olmama rağmen her işime karışıyordu. Sürekli benimle tartışıyordu. Davranışlarından dolayı psikolojim bozuldu. Olay günü işe gitmeyip rapor aldım. Dolaşıp kafamı dağıtmak istedim. Akşam evin önünde arabanın tamponuyla ilgili tartışma çıktı. Eve çağırdı, ’menemen yapalım’ dedi. O sırada yatalak annemin ihtiyaçlarına yardımcı oluyordum. Bana yine küfürlü sözler söyledi, bağırıp çağırdı ve menemen kabını fırlattı. Daha sonra ’ikinizi de öldüreceğim’ diyerek mutfağa gitti. Bizi bıçakla öldüreceğini düşündüm. Yatağın altındaki taşıma ruhsatlı silahımı alıp belime koydum. Babam elinde bıçakla üzerime saldırınca korkup ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi bilmiyorum" dediği öğrenildi. Jandarmadaki sorgusu tamamlanan katil zanlısı, bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.