POLİTİKA - 12 Şubat 2026 Perşembe 15:36

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Meclisteki kavga) Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Meclisteki kavga) Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’de iki bakanın yemin töreninde yaşanan yumruklu kavgaya ilişkin, "Asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum" dedi.


TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, "Maalesef 75 bini aşkın insanın haksız yere hayattan koparıldığı, büyük bir zulümle öldürüldüğü, İsrail tarafından, Netanyahu tarafından uygulanan soykırım karşısında dünyada sessiz kalmayan ülkelerden birisi de Slovenya’dır. Slovenya, özellikle Filistin davasına verdiği destekle ve geçtiğimiz yıl Filistin Devleti’nin resmen tanınması sürecindeki olağanüstü destekleriyle tarihin doğru tarafında yer almış Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. İspanya, Norveç ve İrlanda’yla birlikte Slovenya’nın yolunu açmış olduğu Filistin’i tanıma süreci, geçtiğimiz sene bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 11 Batılı ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasına vesile olmuştur. Özellikle değerli arkadaşım Madam Zupancıç’in Slovenya Meclisi’nde Filistin Devleti’nin tanınması oylaması sırasında göstermiş olduğu fevkalade güçlü liderlik dolayısıyla burada huzurlarınızda takdirlerimizi, tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Gerçekten o zorlu oylamada muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen fevkalade dirayetli bir yönetim sergileyerek, Filistin Devleti’nin tanınmasına vesile olmuş ve tarihi bir adımın atılmasına öncülük etmiştir. Bu adım Batı ülkeleri bakımından da yolu açan, yol gösteren bir özellik taşımaktadır" dedi.


Filistin’de adalet sağlanmadan, iki devletli bir çözüm kabul edilmeden Orta Doğu’ya asla barış gelmeyeceğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:


"Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürmekte olduğu katliamı, soykırımı unutturmasına da asla müsaade etmememiz lazım. Bu büyük bir insanlık suçudur. Her ne kadar barış dönemine geçiliyor gibi görünse de asla bu katliamların, soykırımların unutturulmaması ve sözde bir barış sağlanıyormuş gibi yapılarak Netanyahu ve çetesinin elini yıkayarak bu kanlı senaryodan kendisini tecrit etmesine müsaade edilmemelidir. Bunun için Filistin davasına böylesine yürekten destek veren dostlarımızla aynı platformda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz."


Dün TBMM’de bakanların yemin töreninde yaşananlarla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Dünkü yemin töreni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın amir hükümleri uyarınca ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü gereğince gerçekleştirilmiştir. Ve bu çerçevede yasal bir zorunluluktur. Bakanların yemin etmesiyle birlikte işlem tamamlanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak, hele hele bunu kürsü işgali gibi birtakım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur. Demokrasinin içerisinde yüksek perdeden eleştirilerinizi yaparsınız. Görüşlerinizi kalkar söylersiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu anlamda herkesin görüşünü rahatlıkla ifade edebileceği imkana sahiptir. Ama asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanların nasıl atanacağı bellidir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş ve Sayın Cumhurbaşkanına milletimiz belli süre içerisinde yönetme yetkisini vermiştir" dedi.


Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu taslak raporunun Mecliste grubu olmayan partilere gönderilip gönderilmediğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Komisyonda olan bütün partilerin temsilcilerine raporun nihayet şekli gönderilecektir. Ve tabii ki yine bu salonda kendi arkadaşımızı toplayarak, rapor hakkında müzakere yapılacak. Oylamayla birlikte de rapor tamamlanarak, bu süreç bütünüyle nihayete etmiş olacaktır" diye konuştu.



"Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır"


Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti nedeniyle hedef alınmasıyla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Bu çok bayat bir tartışma. Geçmiş yıllarda başörtüsü yasakları üzerinden ne kadar büyük bedeller ödediğimizi ülke olarak biliyoruz. Hatta kimileri tamamıyla kendi şahsi tasarruflarıyla kendilerini devlet, yasa, Anayasa, hatta Anayasa Mahkemesi yerine koyarak bu anlamda çeşitli yasakları uyguladılar ve bu memleketin gencecik evlatlarını üniversite kapılarında, kamu görevlilerini devlet hizmetinden mahrum bıraktılar. Çok şükür bunların hepsi geride kaldı. Ama öyle anlaşılıyor ki insanların kıyafetlerini yasaklayan bu örümcek kafa hala tamamıyla ortadan kalkmamış. Halkın oyuyla seçilmiş olan bir belediye başkanına kıyafeti dolayısıyla hakaret etmek kimin haddi? Böylesine bir hadsizlik olabilir mi? Sana mı soracak hangi kıyafeti giyeceğini? Dolayısıyla bu fevkalade yanlıştır. Ancak dediğim gibi sağda solda uyumuş gibi görünen, susmuş gibi görünen örümcek kafalıların bir daha hortlamaması için Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır. Bunun için de zaten bizim baştan beri söylediğimiz yeni, sivil, demokratik, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılması konusunda bütün siyasi partiler, bundan sonraki süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirir ve bir çalışma yapılır. Bu Türkiye’nin ödevidir. Bu sadece konulardan birisidir. Yani Türkiye hala darbecilerin yapmış olduğu bir anayasayla yönetilmemelidir" dedi.



"Tek çözüm iki devlet"


Zupancic ise, bir basın mensubunun İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki eylemlerinin giderek artmasıyla ilgili sorusu üzerine, "Hala hayatlar kaybediliyor. Yerleşimlerin bir genişlemesi söz konusu. Çok samimiyete söylemek istiyorum. Benim kişisel görüşüm özellikle bu barış nihayete erdirdiğinde bu barışın istikrarsız olacağı şeklindeydi. Filistin halkı temel yaşam hakkına, yaşama hakkına sahiptir. Bu noktada istikrarlı bir barışa ihtiyaçları var. Ancak bu olmayacak. İsrail’deki makamlar hala aynı kalırsa benim şahsi görüşüm, hala ceza mahkemesinden bir karar çıkmış, bir kişi hala bu mahkemenin karşısına gelmiş ve bu ülkeyi yönetmeye devam ediyorsa bu durum böyle devam edecek. Ve bu nedenle asgari en iyi istikrara ulaşabilmek için hem Filistin halkıyla hem de İsrail’de serbest görüşlü zihni salim insanlarla görüşmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü İsrail’deki birçok kişi birlikte yaşamak istiyor zaten. Yani kaliteli bir şekilde Filistinlerle birlikte yaşamak isteyen İsrailliler var. Tek çözüm iki devlet. Ancak bunun sağlanması için bizim liderliğe ihtiyacımız var. Liderlere ihtiyacımız var. Ve bu liderlerin böylesi bir çözümü uygulamaya ehil olmaları lazım. Ve böylesi liderler olana kadar yani açık bir şekilde bu soykırımı devam ettirenler devam ettikçe böyle bir çözüme ulaşmak maalesef çok zor olacak" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Köpüren dereden ağır kokular yükseliyor Kocaeli’nin Gebze ilçesinden geçen Kocagöl Deresi’nde meydana gelen köpüklenme ve yayılan ağır koku, vatandaşları tedirgin ediyor. Mahalle sakinleri, kesilen cezalara rağmen dereye kimyasal atık döküldüğünü ve hayvan ölümleri yaşandığını öne sürdü. Tavşanlı mevkiinde dere yatağında zaman zaman yoğun köpük tabakaları oluşurken, suyun rengindeki değişim ve çevreye yayılan ağır koku dikkati çekiyor. Tarım arazilerinin zarar gördüğü ve suya yaklaşmanın güçleştiği bölgede, kalıcı çözüm bekleniyor. "Dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum" Bölge sakinlerinden Rıdvan Güvenç, deredeki kirlilikle yaklaşık 3 yıldır mücadele ettiğini belirterek, özellikle yağışlı havalarda ve hafta sonlarında dereye atık bırakıldığını söyleyerek, "Bizim burada arazimiz var. Ben her gelip geçtiğimde, özellikle hafta sonları ya da yağmur yağdığı zamanlarda dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum. Akşam saatlerinde de oluyor. Bir seferinde video çektim, köpükler resmen benim boyuma kadar çıkmıştı. Bunun üzerine yetkililere ulaştım, fotoğraflar attım, sosyal medyada paylaştım" dedi. "Burada hem bir koyun hem de benim köpeğim öldü" İlgili kurumlara defalarca şikayette bulunduğunu, ekiplerin gelip numune aldığını ve firmalara ceza kestiğini anlatan Güven, şöyle konuştu: "Sağ olsunlar ekipler geldiler, numune aldılar ve inceleme yaptılar. Daha sonra beni aradılar ve ’Döken firmayı bulduk, ceza kestik’ dediler. İyi, güzel ama bir sonraki hafta tekrar geldim, manzara yine aynıydı. Yine köpük, yine kirlilik. Tekrar aradım, yine ekipler geldi, yine ’Firmayı bulduk, ceza kestik’ denildi. İki hafta geçti, bir geldim ki her taraf kimyasal dolu. Bu sefer aradım, ’Bu kez kimyasal dökmüşler, demek ki kestiğiniz cezalar yeterli gelmiyor’ dedim. Bana ’Yok, onu da bulduk, ona da ceza kestik’ dediler. Bir hafta sonra tekrar geldim, bu sefer burada bir koyun ölmüş. Ardından benim köpeğim öldü. Dereden su içmiş, zehirlenmiş. Köpükler bir yetişkin boyuna kadar gelmişti. Yine ekipleri çağırdım, geldiler. Bir gün sonra beni aradılar ve ’Evet, köpeğin ölüm sebebini de tespit ettik, bir firmaya daha ceza kestik ama sana hangi firma olduğunu paylaşamayız’ dediler. Bugün yine geldik, yine köpük var." "Arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı" Bölgedeki fabrikalara dikkati çeken Rıdvan Güvenç, "Buradaki fabrikalar şunu yapıyor, arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı. O yüzden atığını arıtmak yerine dereye döküp ceza yemeyi göze alıyorlar. 900 bin lira ceza kesilmiş. O kimyasalı arıtmaya kalksa milyonlarca lira masrafı var. Adam diyor ki, ’Devletten 900 bin lira ceza yerim ama işletmem çalışmaya devam eder’ Sonuçta biz zehirlenmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz" Bölgedeki ağır koku nedeniyle nefes almakta güçlük çektiklerini vurgulayan Güvenç, "Burada biraz daha durursak zaten zehirleneceğiz, hastanede bize neden dolayı zehirlendiğimizi söyleyecekler. O derece bir koku var burada. Görüyorsun, şu anda kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz" şeklinde konuşu. "Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor" Güven, deredeki kirliliğin bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini de belirterek, "Biz çocukluğumuzda bu dereden su içiyorduk, bahçelerimizi suluyorduk. Her yer meyve bahçesiydi. Şimdi ne bahçe kaldı, ne ağaç. Her yer kurudu. Burası resmen hayalet şehir gibi oldu. Bu dereye atılan atıklar denize kadar gidiyor. Biz burada zehirleniyoruz, denizle birlikte başka insanlar da zehirleniyor. Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor" dedi.
Samsun Atakum Belediyesi "Katık Otobüsü" sıfır atıkla doğayı korumaya devam ediyor Samsun Atakum Belediyesi’nin "Bütçeye Katkı Olsun, Çevreye Katkı Olsun" sloganıyla hayata geçirdiği Katık Otobüsü, haftanın 5 günü ilçenin farklı noktalarında evsel atıkları geri dönüşüme kazandırırken vatandaşlara da ekonomik destek sağlıyor. ‘Bütçeye Katkı Olsun, Çevreye Katkı Olsun’ sloganıyla, haftanın beş günü faaliyet gösteren Atakum Belediyesi Katık Otobüsü ile Atakumluların evsel atıklarını geri dönüşüme kazandırılıyor. Vatandaşlar kağıt, plastik, metal, camdan oluşan ambalaj atıklarını ve bitkisel atık yağları belirlenen ücret karşılığında katık otobüsündeki yetkililere teslim ederek hem atıkları geri dönüşüme kazandırıyor hem de aile bütçelerine katkı sağlıyor. Doğa dostu uygulamayla insan ve çevre sağlığını tehdit eden elektronik, pil atıklar da yeniden kullanıma kazandırılırken geri dönüştürülemeyen ilaç atıkları bertaraf ediliyor. Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekiplerinin hafta içi her gün kentin farklı noktalarında konuşlandırdığı otobüs, vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Atakum dört bir yanında hizmet sunuluyor Atakum Belediyesi Katık Otobüsü pazartesi günü Banda Aceh Parkı Cumhuriyet Mahallesi 44. Sokak’ta, salı günü Atakum Engelsiz Yaşam Merkezi Mimarsinan Mahallesi 193. Sokak’ta, çarşamba günü İstiklal Mahallesi Muhtarlık önünde, perşembe günü Yenimahalle Mahallesi İstiklal Caddesi Atakent perşembe pazar yerinde, cuma günü de Emek Park arkası Mimarsinan Mahallesi 168. Sokak’ta hizmet sunuyor. Sıfır atıkla aile bütçesine katkı Atakum Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından, hizmetle ilgili yapılan açıklamada "Başkanımız Serhat Türkel’in öncülüğünde, sıfır atık çalışmalarımıza son hız devam ediyoruz. Atakum Belediyesi Katık Otobüsü projesi ile hem kentimizde çevre kirliliğinin önüne geçmeyi, hem de doğayı koruyarak ülke ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Vatandaşlarımız evlerinde bulunan kağıt, plastik, metal, cam, bitkisel yağ atıklarını katık otobüsüne getirerek sıfır atık çalışmalarına katkı sağlarken, atıkları da ekonomik değere dönüştürebilirler. Ayrıca elektronik ve pil atıklarını da geri dönüşüme kazandırarak, çevreye verdiği zararların önüne geçebilirler. İnsan ve doğa için tehdit oluşturan ilaç atıkları, bilindiği gibi bertaraf ediliyor. Belediyemizin doğa dostu Katık Otobüsüne, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Diyarbakır Diyarbakır’da bağımlılıkla mücadele toplantısında 2026 planlaması yapıldı Diyarbakır Valiliği koordinasyonunda düzenlenen Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Toplantısı’nda 2025 yılı çalışmaları değerlendirildi, kurumlar arası eşgüdümün güçlendirilmesi ve 2026 dönemine ilişkin planlamalar ele alındı. Diyarbakır Valiliği koordinasyonunda gerçekleştirilen Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Toplantısı’nda, koruyucu-önleyici çalışmaların artırılması, risk unsurlarının azaltılması ve kurumlar arası eşgüdümün sahaya daha güçlü yansıtılmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. Toplantıya Cumhuriyet Başsavcısı Erdal Kuruçay, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, Vali Yardımcısı Muhammet Özyüksel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk ile ilgili kurum temsilcileri katıldı. Toplantıda; saha uygulamalarının daha etkin hâle getirilmesi, okul çevreleri ve risk alanlarına yönelik çalışmaların güçlendirilmesi, kurumların aynı hedef doğrultusunda ortak hareket etmesi ve koordinasyonun artırılması başlıkları görüşüldü. Toplantıda konuşan Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, mücadelenin merkezine önlemeyi koyduklarını belirterek, "Önleyici faaliyetler bu işin en önemli kısmı. Bir gencimizi, bir çocuğumuzu riskle karşılaşmadan önce koruyabildiğimiz her adım; hem aileyi hem okulu hem de toplumu güçlendirir. Bu yüzden 2026 döneminde sahaya dokunan, aileyi ve eğitim ortamlarını içine alan koruyucu çalışmaları büyütmek; kurumlarımızın aynı hedefte ve aynı koordinasyonla hareket etmesini sağlamak önceliğimizdir" dedi. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Damla Kılıç tarafından il genelinde sunulan koruyucu, danışmanlık ve tedavi hizmetlerine ilişkin sunum yapıldı. Sunumda AMATEM ve ÇEMATEM’in hizmet yapısı ve başvuru kanalları ile BADEM’in danışmanlık ve eğitim faaliyetleri aktarıldı. Teknoloji ve davranışsal bağımlılıklar kapsamında, ÇEMATEM hizmet binasında hizmet veren Teknoloji ve Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği üzerinden MHRS ve doğrudan başvuru yoluyla müracaatların kabul edildiği; 2025 yılı içinde 786 kişiye hizmet sunulduğu, toplam hizmet sayısının bin 181’e ulaştığı ifade edildi. BADEM’e ilişkin bilgilendirmede ise merkezin 2019 yılında mevzuat çerçevesinde "A tipi hizmet veren ve Bakanlık tarafından onaylanan ruhsatlı ilk merkez" olarak faaliyete geçtiği; merkezde psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının görev yaptığı kaydedildi. Sunumda 2025 yılında 290 kişiye danışmanlık hizmeti verildiği, danışanlar ve aileleriyle yapılan görüşme sayısının bin 740 olduğu, öğrenci, öğretmen ve gençlik merkezlerine yönelik eğitim verilen kişi sayısının 4.990 olarak gerçekleştiği paylaşıldı. Damla Kılıç, sunumunda İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca sahada yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeleri de paylaştı. İl Emniyet Müdürlüğünce 2025 yılı boyunca 22 bin 265 kişiye eğitim verildiği, Narkonokta bilgilendirme faaliyetleri kapsamında ise 72 bin 547 katılımcıya ulaşıldığı aktarıldı. Sunumda nargile kafe ve benzeri işletmelere yönelik denetim çalışmalarının planlandığı da belirtildi. Toplantıda İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Zülfü Özkan, eğitim ortamlarında yürütülen iki projeye ilişkin bilgi verdi. Özkan, TEGEM - "Temiz Yaşam, Güçlü Gelecek Mutlu Yarınlar" projesiyle ortaokul ve lise düzeyinde risk altındaki öğrencilerin erken dönemde belirlenmesini, okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesini ve rehberlik hizmetlerinin bütüncül yaklaşımla yürütülmesini hedeflediklerini söyledi. Erken uyarı yaklaşımında belirti listesi, gizli anket, güvenli gözlem, devamsızlık analizi ve aile iletişimi adımlarının izlendiğini belirten Özkan, izleme ve değerlendirmede MYRA aracından yararlanıldığını kaydetti. Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı (OBM) kapsamında Eylül 2025 itibarıyla rehberlik mekanizmasının güçlendirildiğini ve programın 26 okulda uygulandığını aktaran Özkan, bu süreçte 326 öğretmene eğitim verildiğini, 725 öğrencinin eğitimlere katıldığını söyledi. Özkan ayrıca, proje kapsamında okullarda düzenlenen aile katılım seminerleriyle 426 veliye ulaşıldığını ifade etti. İkinci proje olan "Ekrandan Sıyrıl, Hayata Sarıl" çalışmasının ise teknoloji bağımlılığından uzaklaşmayı, sosyal-kültürel-sportif alanlara yönelmeyi ve güvenli internet kullanımı ile siber farkındalığı artırmayı amaçladığı aktarıldı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü SİBERAY iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında Eylül 2024’ten itibaren 65 okulda eğitim düzenlendiği, 72 seminer gerçekleştirildiği bilgisi paylaşıldı. Toplantıda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Berfin Kübra Ayyıldız, belediye bünyesinde yürütülen çalışmalara ilişkin sunum yaptı. Koruyucu-önleyici saha faaliyetleri ile danışmanlık hizmetlerinin iki ayaklı şekilde sürdürüldüğü, hane ziyaretleri ve yerinde erişim çalışmalarının önem taşıdığı vurgulandı. Sunumda; merkezin 2025 yılında 96 danışan başvurusu aldığı, danışanlar ve aileleriyle 737 görüşme yapıldığı, 32 danışanın tıbbi takibinin sürdüğü bilgisi yer aldı. Yeşilay Cemiyeti Şube Başkanı İhsan Aslan da 15-18 yaş grubuna yönelik "doğa temelli sağlıklı yaşam kampı" planlamasını aktararak, 4 günlük programda farkındalık eğitimleri ve etkinliklerle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesinin hedeflendiğini söyledi. Denetimli serbestlik biriminden sosyolog Emre Bilgiç ise uluslararası iyi uygulama örneklerinin incelendiğini, proje hazırlıklarının sürdüğünü ifade etti. Toplantı sonunda; bağımlılıkla mücadelede koruyucu-önleyici çalışmaların artırılması, okul çevreleri ve risk alanlarına yönelik uygulamaların güçlendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun sahaya daha etkili yansıtılması yönünde değerlendirmeler yapıldı.