EKONOMİ - 28 Mart 2026 Cumartesi 09:18

Palandöken: "İş sürekliliği destek programı ile esnafımıza can suyu sağlıyoruz"

A
A
A
Palandöken: "İş sürekliliği destek programı ile esnafımıza can suyu sağlıyoruz"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken,"İş sürekliliği destek programı ile esnafımıza can suyu sağlıyoruz" dedi.


Fransa hükümetinin finansmanı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliğinde, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) koordinasyonunda yürütülen İş Sürekliliği Destek Programı kapsamında deprem bölgesinde yapılan çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "439 bin kadın üyemizle birlikte deprem bölgesindeki esnafımızın ortak çalışma atölyeleriyle 9 bölgede üretimlerini artırmaya yönelik çalışmaları yürütüyoruz. Bu çalışmalarla bölgeye istihdam sağlıyor, kalifiye eleman yetişmesine destek veriyoruz. Kadınlarımızın işlerini büyütmelerini sağlarken, esnaf ve sanatkârlarımızın üretimini artırmayı hedefliyoruz. Deprem bölgesinde esnaf ve sanatkârlarımızın yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Ayrıca kadın girişimcilerimizin işlettiği işletmeleri ziyaret ederek desteklerimizin sahadaki yansımalarını yerinde inceliyoruz" diye konuştu.


"9 ortak kullanım tesisi ile üretimi destekliyoruz"


Program kapsamında hayata geçirilen ortak kullanım tesislerinin önemine dikkat çeken Bendevi Palandöken, "Yürüttüğümüz çalışmalarla sadece ekonomik katkı sağlamayı değil, göçün önüne geçerek insanlarımızın kendi bölgelerinde iş ve aş bulmalarını amaçlıyoruz. Esnafımızın şehrin simgesi olduğunun bilinciyle yerel ekonomiyi güçlendiriyoruz. Depremden etkilenen Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman ve Hatay’da imalatın durma noktasına geldiği alanları önceliklendiriyor, kurduğumuz 9 ortak kullanım tesisiyle küçük işletmelerimizin makine ve ekipmana erişimini sağlıyoruz. Bu işletmeler tamamen üretime döndüğü zaman da hem o bölgedeki sanayi kuruluşlarının aynı şekilde yine yan sanayilerin gelişmesinde önemli destek olacak. Esnaf ve sanatkârlarımızın yeniden üretime katılması için tüm imkânlarımızı seferber ediyor, UNDP ile yürüttüğümüz İş Sürekliliği Destek Programı kapsamında hem maddi hem yapısal desteklerle bu süreci güçlendiriyoruz. Esnafımızın yeniden ayağa kalkması için bu tür projeleri artırarak sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.


"208 küçük işletmeye destek sağlandı"


TESK AB ve Dış İlişkiler Müdürü Fuat Elvan ise "Biz UNDP ile birlikte kadınlarımızın, engellilerimizin ve diğer işletmelerin bu hayallerin peşinden koşmasına destek olmak için bir çaba gösterdik. Toplamda 208 işletmeye destek verdik. Küçük destekler büyük etkiler oluşturabiliyor. 9 tane ortak uygulama alanımız açıldı. Yakın zamanda da tam olarak işlevsel hale gelecek. Bu ortak kullanım alanlarıyla birlikte biz aslında işletmelerin daha büyük işleri yapabilecekleri, bu işleri yaparken de çocuklarını bırakabilecekleri, dijital dünyadan haberdar olabilecekleri yerleri de kurduk" değerlendirmesini yaptı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.
Denizli Denizli Büyükşehirden üreticiye "Bereketli" destek Denizli Büyükşehir Belediyesi, yerel ekonomiyi canlandırmak amacıyla başlattığı "Bereketli Sürüler Projesi" kapsamında 572 üreticiye toplam bin 182 damızlık koyun ve koç desteği sağladı. Üretimi şehrin kurtuluş reçetesi olarak tanımlayan Başkan Çavuşoğlu, "Biz bu şehre aşığız. Bu şehirde üretenin yolu açık, başı dik olacak. Bu şehirde üreten kazanacak" dedi. Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından yerel ekonomiyi güçlendirmek ve küçükbaş hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen "Bereketli Sürüler Projesi" kapsamında, damızlık koyun ve koç desteği dağıtımı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Denizli Ticaret Borsası Canlı Hayvan Pazarı’nda yapılan törene, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, CHP İl Başkanı Ali Osman Horzum, ilçe belediye başkanları, Büyükşehir bürokratları, ulusal ve yerel basın kuruluşlarının temsilcileri, Denizli’nin dört bir yanından gelen üreticiler ve davetliler katıldı. "Halkın parasını üreticinin alın terine harcıyoruz" Üreticinin alın terini baş tacı yapma sözüyle yola çıktıklarını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sosyal belediyecilik anlayışıyla şehrin kaynaklarını doğrudan halka aktardıklarını vurgulayarak, "Biz yola çıkarken bir söz verdik; eli nasırlı, alnı açık, tohumu toprakla buluşturan üreticimizi bu şehrin efendisi yapacağız dedik. Bugün burada hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin, tamamen şeffaf bir şekilde yapılan kuralarla gerçek ihtiyaç sahiplerine küçükbaş hayvan desteği sağlıyoruz. Birileri geçmişte belediyenin imkanlarını şahsi işlerinde kullanmış, halkın parasını kendi konforuna harcamış olabilir. Ancak bizim dönemimizde Denizli’nin tek kuruşu dahi boşa gitmeyecek. Bizim tek bir derdimiz var; o da üretenin yüzünü güldürmek, yastığa başımızı koyduğumuzda harama bulaşmamış olmanın huzuruyla uyumaktır" ifadelerini kullandı. Başkan Çavuşoğlu, "Üreticinin yanında saf tutuyoruz" Hayvancılığın zahmetli ama bereketli bir yolculuk olduğunu ifade eden Başkan Çavuşoğlu, desteklerin artarak devam edeceğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Siyasi fikri ne olursa olsun, bu şehirde üretmek isteyen herkesi baş tacı yapmaya söz verdik ve bugün bu sözü tutmanın gururunu yaşıyoruz. ’Kendi adamlarına verirler’ diyenlere inat; müracaat eden her bir hemşehrimizin huzurunda, kuraları bizzat kendi ellerinizle çektirerek adaleti sağladık. Bizim terazimizde siyasi görüş değil, nasırlı ellerin emeği var. Bugüne kadar kimseye nasip olmamış mazot, gübre ve hayvan desteklerini hayata geçirirken tek bir kriterimiz oldu. O da bu topraklar için dökülen alın teridir. Sizler güneşin altında, yağmurda çamurda çalışırken biz de sizin yanınızda saf tutmaya devam edeceğiz. Bu şehirde kadınlarımızın bereketi, üreticimizin azmi olduğu sürece aşamayacağımız engel yok. Hayvanlarınız bereketli, kazancınız bol olsun; biz her daim yanınızdayız." Denizli’de üretimin çarkları kadınların eliyle büyüyor Yerli ırkların yaygınlaştırılmasını ve sürülerde genetik ıslahla verimliliğin artırılmasını amaçlayan proje, törenin ardından üreticilerin hayvanlarını teslim almasıyla fiilen üretim sürecine dahil oldu. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu ve beraberindeki protokol üyeleri, üreticilere koyun-koç dağıtımını birlikte gerçekleştirdi. Projenin en dikkat çeken isimlerinden biri de üniversite mezunu olan Baklanlı genç üretici Elif Hayta oldu. Eğitimini tamamladıktan sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı bu imkânla hayvancılığa ilk adımını atan Hayta, gençlerin üretimde yer almasının önemine vurgu yaptı. İlk kez üreticiliğe başlayacak olmanın heyecanını yaşayan Elif Hayta, Başkan Çavuşoğlu’na bu önemli destek için teşekkür etti. 572 üreticiye 1182 adet koyun-koç desteği Proje kapsamında, hayvancılığa yeni adım atan 305 kadın üreticiye toplam 610 dişi koyun ve 305 damızlık koç teslim edildi. Kadın emeğini hayvancılıkta profesyonelleştirmeyi hedefleyen bu adımın yanı sıra, mevcut sürüsünü güçlendirmek isteyen 267 üreticiye de verimi yüksek birer damızlık koç dağıtımı gerçekleştirildi. Böylelikle kentin hayvancılık potansiyeline doğrudan can suyu verildi. Şap hastalığı nedeniyle karantina süreci devam eden Tavas ve Kale ilçesindeki 4’ü kadın olmak üzere toplam 10 üreticiye ise karantina süresi tamamlandıktan sonra koyun-koç desteği ulaştırılacak. Denizli Büyükşehir Belediyesi, bu projeyle sadece hayvan desteği sağlamakla kalmayıp, kırsal bölgelerdeki gelir kaynaklarını çeşitlendirerek sürdürülebilir bir tarım modelinin temellerini de sağlamlaştırdı.