POLİTİKA - 15 Ekim 2025 Çarşamba 17:24

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kadın ve gençlik dernekleri temsilcilerini dinledi

A
A
A
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kadın ve gençlik dernekleri temsilcilerini dinledi

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, son toplantısında kadın ve gençlik dernekleri temsilcilerini dinledi.


"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında kurulan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumun farklı kesimlerini temsil eden sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini dinlemeye devam ediyor. Komisyonda Türkiye Gençlik Vakfı, Milli Türk Talebe Birliği, Anadolu Gençlik Derneği, Genç Barış İnşacıları Derneği ve Gençlik Örgütü Forumu temsilcileri dinlendi. Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan, bu yıl içerisinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 2 bin gençle yüz yüze görüşerek anket çalışması yaptıklarını belirtti. Turhan, "’Kürt meselesini nasıl algıladıklarını sorduk? Gençlerin yarısı yani yüzde 59,8’i, ’Türkiye’de önemli bir Kürt meselesi vardır’ diyor. Bu sorunun inkarla değil gerçekle yüzleşmeyle çözülebileceğini gösteriyor. Bir diğer soru ise, ’Temel sorunlar nedir?’ Katılımcılara göre meselenin yalnızca bir güvenlik meselesi olmadığını, adalet, özgürlük ve eşitlik zemininde çözülmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu taleplerin karşılığının ancak hak merkezli bir çözümle mümkün olduğunu ifade ediyorlar. Yine, ’Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna ise katılımcıların değerlendirmelerinde halkın çözüm için umudu fazla ama doğru sonuçlanacağına dair tereddütlerin olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun beklediği şey, inanın ki yeni bir çözüm değil, samimi, ilkeli, inanç temelli bir helalleşme sürecinin olmasıdır. Bu ankette gençlerin yüzde 28’i süreçten mutlu olduğunu, yüzde 11’i kararsız, yüzde 26’sı inanmadığını, yüzde 8,4’ü inandığını, yüzde 25,4’ü ise faydalı olduğunu ifade ediyor" şeklinde konuştu.


Genç Barış İnşacıları Derneği temsilcisi Rona Şenol, gençlerin ’Terörsüz Türkiye’ süreci ile ilgili somut beklentilerinin olduğunu kaydederek, "Şimdiye kadar MHP Lideri Devlet Bahçeli, cesur çıkışlarıyla bu sürecin itici gücü ve arkasındaki en güçlü siyasi irade oldu. Öcalan ile İmralı’da yapılan görüşmeler, İmralı Heyeti’nin Cumhurbaşkanı ile görüşmesi bu irade ile paralel gelişmeler. Fakat geldiğimiz aşamada toplumun beklentisi; iktidar yeşil ışık yakmanın ötesine geçerek somut adımlar atmalı. Bu adımlar atılmadıkça toplumun desteği kırılgan hale geliyor" diye konuştu.


Türkiye Gençlik Vakfı Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel, Anadolu coğrafyasının binlerce yıllık bir medeniyete ev sahipliği yaptığını vurgulayarak, "Tarihsel süreç içerisinde bu topraklarda farklı paradigmalar oluşuyor. Bu paradigmalar yanında maalesef tek tipleşmeyi gerektiriyor. Oysa biz Türkiye’nin geleceğini inşa ederken bize gerekenin sadece tek tipleştirmek değil, ortak paydalarda buluşmak gerektiğini düşünüyoruz. Bu ortak paydanın da bizi bir arada tutan milli ve manevi değerler olduğunu düşünüyoruz. Ve inanıyoruz ki bu değerlerin en kapsayıcı zemini ve en birleştirici zemini İslam ahlakıdır. Bu payda üzerine kurulan bir kardeşlik iklimi farklılıklarımızı tehdit olarak değil, zenginlik haline getiriyor" ifadelerini kullandı.


Gençlik Örgütü Forumu Genel Koordinatörü Hasan Oğuzhan Aytaç, gençlerin ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve komisyon çalışmalarına inanmadığını savunarak, gençler ile siyaset kurumu arasındaki güven ilişkisinin bittiğini iddia etti. Aytaç, "Komisyona önereceklerimiz, gençlerin süreçten etkilenen değil, süreci bizzat kurgulayan ve özne olduğu bir yaklaşıma dayanacaktır" şeklinde konuştu.


Milli Türk Talebe Birliği Genel Başkanı Tahsin Başarı, derneğin her türlü bölücülük, kardeş kavgası ve kimliksizliğe karşı mücadele ettiğini söyleyerek şöyle devam etti:


"Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca güvenlik politikaları oluşturmak değil, toplumun her katmanında yeniden inşa edilmesi gereken bir bilinç meseledir. Bizler inanıyoruz ki terörle mücadele sadece silahla değil bilinçle, güçle değil ahlakla, güvenlik tedbirleriyle değil toplumsal dayanışmayla kazanılır. İşte tam da tarif ettiğimiz dayanışmayı ortaya koymak için yöntemleri konuşmak, engelleri aşmak ve neticede milletimizin sırtına küfe olan bu problemi kökten çözmemiz gerekiyor. Dünyanın göz bebeği bir coğrafyada konuşuyoruz. Bu coğrafyayı değerli kılan en büyük etmen taşına, toprağına ekilen kardeşlik tohumlarıdır. Gücümüzü dayandırdığımız bu zenginlik ve birliktelik çeşitli şer odaklarının hedefi olmuş ve bu topraklara nifak tohumları ekilmeye çalışılmıştır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.