GÜNDEM - 21 Mart 2026 Cumartesi 15:13

Etimesgut’ta down sendromlu bireyler unutulmadı

A
A
A
Etimesgut’ta down sendromlu bireyler unutulmadı

AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Yasin Şankazan, 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü kapsamında ilçede yaşayan down sendromlu bireyleri ziyaret ederek hem farkındalık oluşturdu hem de gönüllere dokundu.


AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Yasin Şankazan, 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü dolayısıyla ilçede yaşayan down sendromlu bireyleri ve ailelerini ziyaret etti. Günün önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen ziyaretlerde samimi anlar yaşanırken, toplumsal farkındalığın artırılmasına yönelik önemli mesajlar verildi.


Ziyaret kapsamında down sendromlu bireylerle yakından ilgilenen Şankazan, onların mutluluğuna ortak oldu. Ailelerle de sohbet eden Şankazan, her bireyin toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, "Onların hayatını kolaylaştırmak, sosyal hayata daha aktif katılımlarını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur" ifadelerini kullandı.


Gerçekleşen buluşmada Buse isimli bir kız çocuğu, son günlerde ilgi gören ‘Kabe’de hacılar hu der Allah’ ilahisini okuyarak renkli anlar yaşattı.


Etkinlik boyunca çeşitli hediyeler takdim edilirken, çocukların yüzündeki tebessüm günün en anlamlı anlarından biri oldu.


Toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinen Şankazan, bu tür ziyaretlerin yalnızca belirli günlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. İlçe genelinde sosyal sorumluluk projelerine devam edeceklerini ifade eden Şankazan, özel bireylerin her zaman yanında olduklarını söyledi.


Etimesgut’ta gerçekleştirilen bu anlamlı ziyaret hem aileler hem de vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı ve dayanışma ile sevginin en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer etti.



Etimesgut’ta down sendromlu bireyler unutulmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Savunma sanayiinde genç imza: Anafarta İHA Takımı Milli Savunma Bakanlığı, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Ege Ordusu Komutanlığı iş birliğiyle düzenlenen "EFES-2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri Proje Yarışması"nda, Yaşar Üniversitesi Anafarta İHA Takımı önemli bir başarıya imza attı. Takımın geliştirdiği "Yapay Zeka Destekli Hava Hedefi Tespit ve Takip-Yer Hedefi Taarruz Özgün İHA Sistemi" başlıklı proje, 292 üniversite projesi arasından seçilerek Türkiye’nin en iyi 10 üniversite savunma sanayi projesi arasında yer aldı. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri tarafından 2024 yılında kurulan Anafarta İHA Takımı, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Çetin’in akademik danışmanlığında bir başarıya daha imza attı. Otonom sistemler kategorisinde değerlendirilen proje, EFES-2026 Tatbikatı kapsamında sergilenmeye layık görüldü. Takımın geliştirdiği özgün İHA sistemi; yapay zeka destekli hava hedefi tespit ve takip yeteneklerinin yanı sıra sakıncalı alanlardan kaçınma ve yer hedeflerine yönelik otonom görev kabiliyetleriyle dikkat çekti. Yarışma kapsamında savunma teknolojileri alanında yenilikçi çözümler geliştiren üniversite öğrencileri, projelerini sektör temsilcileri ve uzmanlarla paylaşma fırsatı buldu. Anafarta İHA Takımı, EFES-2026 Tatbikatı süresince savunma sanayi firmaları alanında proje tanıtım standı açarak çalışmalarını ziyaretçilere tanıttı. Üniversite-sanayi iş birliğinin önemini ortaya koyan proje, genç mühendislerin savunma teknolojileri alanındaki üretim ve araştırma kapasitesini de gözler önüne serdi. Ödül aldılar EFES-2026 Tatbikatı Savunma Sanayii Sergisi alanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile gerçekleştirilen ödül töreninde, Anafarta İHA Takımı adına öğrencilerden Tuna Ünüvar’a ödülünü Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral İrfan Özsert, Toprak Gücükoğlu’na ödülünü Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Bayram Yılmaz, Yağız Yungul’a ise ödülünü Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Hamdi Şükür Kılıç verdi. En iyi 10 üniversite savunma sanayi projesi arasında Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Kandiller duygularını şöyle ifade etti: "Anafarta İHA Takımının temel amacı, öğrencilere teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı sunarak, havacılık, yazılım, elektronik ve mekatronik alanlarında deneyim kazandırmaktır. Aynı zamanda sektörle iş birlikleri, yarışmalara katılım ve teknik eğitimler düzenleyerek öğrencilerin kariyerlerine katkı sağlamayı ve ülkenin İHA alanındaki teknolojik yetkinliğini arttırmayı amaçlıyoruz. Bu sayede, geleceğin mühendis ve araştırmacılarının yetişmesine destek olurken, akademik bilgiyi endüstriyel uygulamalarla birleştiren bir platform sunmuş oluyoruz." Özgün tasarım, yerli üretim Öğrencilerin projeyi geliştirme sürecinde prototip testleri yaparak tasarımlarını sürekli iyileştirdiklerini belirten Doç. Dr. Ömer Çetin ise "Öğrencilerimiz en verimli sistemleri geliştirmeye odaklandı. Takım üyelerinin sahip olduğu farklı teknik beceriler, proje sürecinde bize büyük avantaj sağladı. Anafarta İHA, otonom olarak hareket edebilen, havadaki hedefleri tespit edip takip edebilen ve gerektiğinde kilitlenme gerçekleştirebilen, belirlenen bir konuma dalış (kamikaze) görevi gerçekleştirebilen özgün olarak tasarlanmış yapay zeka destekli sabit kanatlı bir insansız hava aracıdır. Projemiz, savunma sanayiinde kritik rol oynayan otonom sistemlerin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir." dedi.
İstanbul Akademisyenler ve aktivistler COP31 için bir araya geldi İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Arel Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi iş birliğinde düzenlenen "COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum" sempozyumunda; iklim krizi, adil dönüşüm, enerji politikaları ve sivil toplumun rolü çok boyutlu şekilde ele alındı. Akademisyenler, çevre aktivistleri ve uzmanlar, Türkiye’nin COP31 sürecindeki stratejik konumuna dikkat çekti. Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanması, iklim politikaları ve sivil toplumun rolünü yeniden gündemin merkezine taşıdı. Bu kapsamda İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Arel USAM iş birliğiyle düzenlenen "COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum" başlıklı sempozyum, iklim krizine karşı geliştirilecek adil dönüşüm politikalarını ve toplumsal katılımın önemini kapsamlı şekilde tartışmaya açtı. İklim verileri ve adil dönüşüm vurgusu 14 Mayıs tarihinde Dr. Öğr. Üyesi Canan Özcan Eliaçık moderatörlüğünde gerçekleştirilen sempozyumun ilk konuşmacısı Yeşil Düşünce Derneği yönetim kurulu başkanı Özlem Teke oldu. "Adil Dönüşüm için Yeşil Ekonomi" başlıklı sunumunda konuşan Teke, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun son 800 bin yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını belirterek iklim krizinin artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade etti. Türkiye’nin emisyon azaltım hedeflerini değerlendiren Teke, mevcut politikaların daha somut ve kararlı adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Döngüsel ekonomi modelleri ve Amsterdam’da uygulanan "Simit Ekonomisi" yaklaşımını örnek gösteren Teke, kuşaklar arası adaletin gözetildiği sürdürülebilir kalkınma anlayışının önemine dikkat çekti. Paydaş katılımı ve iklim adaleti tartışıldı Proje koordinatörü Onur Akgül ise "Adil Geçiş Perspektifinde İklim Adaleti ve Paydaş Katılımı" başlıklı sunumunda iklim krizinin sosyal ve ekonomik etkilerine odaklandı. Küresel deniz seviyesindeki yükselişin bazı ada topluluklarını yaşanamaz hale getirdiğini belirten Akgül, enerji üretiminde fosil yakıtlara bağımlılığın yerel halk sağlığı ve ekonomik yapı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu söyledi. Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santral örneğini değerlendiren Akgül, iklim politikalarının yalnızca teknik değil aynı zamanda sosyal adalet boyutuyla ele alınması gerektiğini ifade etti. COP31 sürecinde Türkiye’nin stratejik rolü Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer de "COP31 ve Türkiye’de İklim Hareketi" başlıklı konuşmasında Türkiye’nin küresel iklim diplomasisindeki rolüne dikkat çekti. Özyer, Afşin-Elbistan bölgesinde yürütülen saha çalışmalarına değinerek fosil yakıt yatırımlarının tarım alanları, su kaynakları ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Türkiye’nin COP31 sürecinde "orta güç" olarak önemli bir diplomatik rol üstlenebileceğini belirten Özyer, resmi zirvelerin yanı sıra sivil toplumun organize ettiği "Halkların İklim Zirvesi" gibi platformların da büyük önem taşıdığını vurguladı. Nükleer enerji ve risk yönetimi gündemdeydi Sempozyumun dikkat çeken başlıklarından biri de nükleer enerji politikaları oldu. nükleersiz.org Koordinatörü ve Sosyolog Dr. Öğr. Gör. Pınar Demircan, "İklim Siyaseti ve Nükleer Enerji: Sivil Toplum için Yeni Bir Mücadele Alanı" başlıklı sunumunda nükleer enerji yatırımlarının çevresel ve toplumsal etkilerini değerlendirdi. Demircan, uranyum madenciliğinden atık yönetimine kadar tüm süreçler dikkate alındığında nükleer enerjinin ciddi çevresel riskler barındırdığını belirtti. Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurumsal yapısı ve risk yönetimi süreçlerine de değinen Demircan, enerji politikalarında şeffaflık, demokratik katılım ve kamusal sağlık ilkelerinin esas alınması gerektiğini söyledi. Emek, ekoloji ve insan hakları boyutu ele alındı Etkinliğin soru-cevap bölümünde ise çevre politikaları ile ekonomik gerçeklikler arasındaki denge tartışıldı. Konuşmacılar, "adil geçiş" mekanizmalarının özellikle madencilik ve enerji sektöründe çalışan işçilerin hak kaybı yaşamaması açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Sendikaların ve emek örgütlerinin dönüşüm süreçlerine aktif katılım göstermesi gerektiği ifade edilirken, plansız santral kapanmalarının yerel ekonomiler üzerinde ciddi etkilere yol açabileceği vurgulandı. Ayrıca COP28 Dubai Zirvesi’nde ilk kez kabul edilen "fosil yakıtlardan uzaklaşma" kararının iklim hukuku açısından tarihi bir dönüm noktası olduğu kaydedildi. Teşekkür belgeleri takdim edildi Sempozyumun kapanışında, iklim adaleti ve sivil toplum alanındaki katkılarından dolayı konuşmacılara İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik, iklim hedeflerine ulaşmada akademik bilgi birikimi ile toplumsal katılımın birlikte güçlendirilmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.
Bursa İki genç kuzen celep, Bursa’daki kurban pazarında rekabeti artırdı Bursa’nın Osmangazi ilçesinde kurulan kurban pazarında küçükbaş hayvan satışı yapan iki genç kadın celep, kadın müşterilerle yaptıkları pazarlıklarla dikkati çekiyor. Osmangazi Belediyesinin Veysel Karani Mahallesi’nde bulunan 70 bin metrekare alan üzerine kurulu Modern Kurban Satış ve Kesim Tesisi, 5 bin büyükbaş ve 7 bin küçükbaş hayvan kapasitesiyle Kurban Bayramı öncesi hizmet vermeyi sürdürüyor. Bayram yaklaşırken hareketliliğin arttığı pazarda, kurbanlık satan iki kadın kuzen ilgi odağı oldu. Karslı olan ve Bursa’da yaşayan 26 yaşındaki Fatma Bostancı, satışını yaptıkları küçükbaş hayvanların bir kısmını Kars’tan getirdiklerini, bir kısmının ise Bursa’da yetiştirildiğini belirtti. Kuzeni Şenay Bakırhan’ın hem üretici hem satıcı olduğunu, kendisinin ise satış organizasyonunda yer aldığını anlatan Bostancı, pazarda yaklaşık bin 500 küçükbaş hayvanla yer aldıklarını ve satışların her geçen gün arttığını ifade etti. "Sizi müşteri sandık" diyenler oluyor Pazarda kadın celep görenlerin ilk başta şaşkınlık yaşadığını dile getiren Bostancı, şunları kaydetti: "Kurbanlık almaya gelenlere ’hoş geldiniz’ dediğimizde şaşırıp ’sizi müşteri sandık’ diyorlar. Ancak bu durumdan çok memnun kalıp bizi takdir edenler çoğunlukta. Özellikle kadın müşterilerin çok hoşuna gidiyor. Pazara eşiyle gelen kadınlar bizi fark ettiklerinde alışveriş için özellikle bizim kotralarımızı tercih ediyorlar. Burada toplam 10 kotramız var ve hepsiyle titizlikle ilgileniyoruz. Kadın müşterilerle birebir biz ilgileniyoruz." Kadın müşterilerle el sıkışıp pazarlık yapıyorlar Pazarlık sürecini de kendilerinin yönettiğini aktaran Bostancı, "Erkek müşteriler fiyat konusunda son aşamaya geldiğinde eşimle el sıkışıyor, o esnada ben de sözlü olarak pazarlığı sürdürüyorum. Kadın müşterilerimizin bir kısmı ise bu pazarlık deneyimini bizzat yaşamak istiyor. Onlarla doğrudan kendimiz tokalaşıyoruz ve fiyatta anlaşıyoruz, oldukça eğlenceli geçiyor." ifadelerini kullandı. Çocukluğundan beri hayvancılığın içinde büyüdüğünü belirten Şenay Bakıran ise Bursa’da üretim yaptığını ve kadınların kendilerini bu meslekte görmesinden gurur duyduğunu vurguladı. Bakırhan, "Kadınlar bizi görünce çok mutlu oluyor. ’Kadınları her sektörde gördüğümüz için sevinçliyiz’ diyerek destek oluyorlar. Kadın kurban alıcılarının bizi tercih etmesi motivasyonumuzu artırıyor." dedi.
Aydın Nazilli Belediyesi’nden Kurban Bayramı öncesi mezarlıklara ücretsiz servis hizmeti Nazilli Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların mezarlık ziyaretlerini kolaylaştırmak amacıyla ücretsiz ulaşım hizmeti sağlayacağını duyurdu. Belediyeden yapılan açıklamaya göre, arefe günü saat 09.00 ile 15.30 arasında belirlenen güzergahlarda ücretsiz servis araçları hizmet verecek. Servisler; Atatürk Parkı, Belediye Hizmet Binası önü, Hürriyet Caddesi, Dörtyol, Sümerpark ve Atatürk Bulvarı güzergahını takip ederek Eğriboyun Mezarlığı ve Evranlı Mezarlığı’na ulaşım sağlayacak. Ayrıca Arslanlı Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar için de Arslanlı Meydanı’ndan Arslanlı Mezarlığı’na ücretsiz servis imkanı sunulacak. Bayram öncesi yoğunluk yaşanmaması ve vatandaşların kabir ziyaretlerini rahat bir şekilde gerçekleştirebilmesi için bu hizmetin planlandığını belirten Nazilli Belediye Başkanı Dr. Ertuğrul Tetik, "Nazilli Belediyesi olarak Kurban Bayramı öncesinde kırsal mahallelerimizden başlayarak 82 mahallemizin tamamında temizlik çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Ekiplerimiz arefe günü de dahil olmak üzere Pazar alanlarının genel temizliği için de detaylı bir çalışma gerçekleştiriyor. Bu süreçte saha çalışmalarımızı artırdık. Halkımızın sevdikleriyle rahat bir bayram geçirmesi için tüm hazırlıklarımızı yaptık. Başta Nazillili hemşehrilerim olmak üzere tüm İslam aleminin mübarek Kurban Bayramı’nı kutluyorum" dedi. Detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, 444 1 391 numaralı çağrı hattını arayarak ya da WhatsApp üzerinden belediyeye ulaşabilecek.