ÇEVRE - 22 Mayıs 2026 Cuma 09:14

Akademisyenler ve aktivistler COP31 için bir araya geldi

A
A
A
Akademisyenler ve aktivistler COP31 için bir araya geldi

İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Arel Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi iş birliğinde düzenlenen "COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum" sempozyumunda; iklim krizi, adil dönüşüm, enerji politikaları ve sivil toplumun rolü çok boyutlu şekilde ele alındı. Akademisyenler, çevre aktivistleri ve uzmanlar, Türkiye’nin COP31 sürecindeki stratejik konumuna dikkat çekti.


Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanması, iklim politikaları ve sivil toplumun rolünü yeniden gündemin merkezine taşıdı. Bu kapsamda İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Arel USAM iş birliğiyle düzenlenen "COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum" başlıklı sempozyum, iklim krizine karşı geliştirilecek adil dönüşüm politikalarını ve toplumsal katılımın önemini kapsamlı şekilde tartışmaya açtı.



İklim verileri ve adil dönüşüm vurgusu


14 Mayıs tarihinde Dr. Öğr. Üyesi Canan Özcan Eliaçık moderatörlüğünde gerçekleştirilen sempozyumun ilk konuşmacısı Yeşil Düşünce Derneği yönetim kurulu başkanı Özlem Teke oldu. "Adil Dönüşüm için Yeşil Ekonomi" başlıklı sunumunda konuşan Teke, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun son 800 bin yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını belirterek iklim krizinin artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade etti.


Türkiye’nin emisyon azaltım hedeflerini değerlendiren Teke, mevcut politikaların daha somut ve kararlı adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Döngüsel ekonomi modelleri ve Amsterdam’da uygulanan "Simit Ekonomisi" yaklaşımını örnek gösteren Teke, kuşaklar arası adaletin gözetildiği sürdürülebilir kalkınma anlayışının önemine dikkat çekti.



Paydaş katılımı ve iklim adaleti tartışıldı


Proje koordinatörü Onur Akgül ise "Adil Geçiş Perspektifinde İklim Adaleti ve Paydaş Katılımı" başlıklı sunumunda iklim krizinin sosyal ve ekonomik etkilerine odaklandı.


Küresel deniz seviyesindeki yükselişin bazı ada topluluklarını yaşanamaz hale getirdiğini belirten Akgül, enerji üretiminde fosil yakıtlara bağımlılığın yerel halk sağlığı ve ekonomik yapı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu söyledi. Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santral örneğini değerlendiren Akgül, iklim politikalarının yalnızca teknik değil aynı zamanda sosyal adalet boyutuyla ele alınması gerektiğini ifade etti.



COP31 sürecinde Türkiye’nin stratejik rolü


Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer de "COP31 ve Türkiye’de İklim Hareketi" başlıklı konuşmasında Türkiye’nin küresel iklim diplomasisindeki rolüne dikkat çekti. Özyer, Afşin-Elbistan bölgesinde yürütülen saha çalışmalarına değinerek fosil yakıt yatırımlarının tarım alanları, su kaynakları ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Türkiye’nin COP31 sürecinde "orta güç" olarak önemli bir diplomatik rol üstlenebileceğini belirten Özyer, resmi zirvelerin yanı sıra sivil toplumun organize ettiği "Halkların İklim Zirvesi" gibi platformların da büyük önem taşıdığını vurguladı.



Nükleer enerji ve risk yönetimi gündemdeydi


Sempozyumun dikkat çeken başlıklarından biri de nükleer enerji politikaları oldu. nükleersiz.org Koordinatörü ve Sosyolog Dr. Öğr. Gör. Pınar Demircan, "İklim Siyaseti ve Nükleer Enerji: Sivil Toplum için Yeni Bir Mücadele Alanı" başlıklı sunumunda nükleer enerji yatırımlarının çevresel ve toplumsal etkilerini değerlendirdi. Demircan, uranyum madenciliğinden atık yönetimine kadar tüm süreçler dikkate alındığında nükleer enerjinin ciddi çevresel riskler barındırdığını belirtti. Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurumsal yapısı ve risk yönetimi süreçlerine de değinen Demircan, enerji politikalarında şeffaflık, demokratik katılım ve kamusal sağlık ilkelerinin esas alınması gerektiğini söyledi.



Emek, ekoloji ve insan hakları boyutu ele alındı


Etkinliğin soru-cevap bölümünde ise çevre politikaları ile ekonomik gerçeklikler arasındaki denge tartışıldı. Konuşmacılar, "adil geçiş" mekanizmalarının özellikle madencilik ve enerji sektöründe çalışan işçilerin hak kaybı yaşamaması açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Sendikaların ve emek örgütlerinin dönüşüm süreçlerine aktif katılım göstermesi gerektiği ifade edilirken, plansız santral kapanmalarının yerel ekonomiler üzerinde ciddi etkilere yol açabileceği vurgulandı. Ayrıca COP28 Dubai Zirvesi’nde ilk kez kabul edilen "fosil yakıtlardan uzaklaşma" kararının iklim hukuku açısından tarihi bir dönüm noktası olduğu kaydedildi.



Teşekkür belgeleri takdim edildi


Sempozyumun kapanışında, iklim adaleti ve sivil toplum alanındaki katkılarından dolayı konuşmacılara İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik, iklim hedeflerine ulaşmada akademik bilgi birikimi ile toplumsal katılımın birlikte güçlendirilmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Kurbanlık satıcılarının çadır çilesi Eskişehir’de kurban bayramı öncesi hayvan pazarına gelen besiciler, alandaki fiziki şartların yetersizliğinden ve pazar yerinin bakımsızlığından dert yandı. Yer ücreti ödemelerine rağmen çadır ve oluk gibi temel ihtiyaçların karşılanmadığını belirten satıcı Celal, "Hayvanlarla birlikte yatıp kalkıyoruz, soğuktan hem biz hem de kurbanlıklarımız hasta oluyor" diyerek yetkililere tepki gösterdi. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde Türkiye’nin dört bir yanından Eskişehir’deki kurban pazarına gelen besiciler, yaşadıkları mağduriyetleri dile getirdi. Aslen Ağrılı olan ve hayvanlarını satmak için Eskişehir’deki pazara getiren kurbanlık satıcısı Celal, kendilerine söz verilen imkanların sağlanmadığını iddia etti. Pazar alanında gübre dökecek yer bulamadıklarını, açık alanlar sebebiyle sürekli rüzgar ve yağmura maruz kaldıklarını belirten yetiştiriciler, yüksek yer ücretlerine rağmen çadır ve oluk gibi en temel kurulumları bile kendi imkanlarıyla yapmak zorunda kaldıklarından yakındı. "7 tane hayvanlık yere 27 bin lira para ödemişim" Pazar alanındaki duruma isyan eden ve yetkililerden çözüm bekleyen kurbanlık satıcısı Celal, "Ağrılıyım aslen, Eskişehir’de oturuyorum. Buraya pazara hayvanlarımızı çekip satmak için geldik. Yattığımız yer tam bir rezalet. Burada gübrenin atılacağı bir yer yok. Üstelik çok cereyan yapıyor, kenarlar açık. Yağmur vuruyor, içeri su alıyor, soğuktan üşüyoruz. Banyo yapacak, kalacak yerimiz yok. Affedersiniz, hayvanlarla birlikte yatıp kalkıyoruz. Yetkililere söyledik, ’Tamam, halledeceğiz’ diyorlar ama kalan yapan bir şey yok. Akşamları burada soğukta kalıyoruz, mağduruz" dedi. "Cereyan yapıyor, hayvanlarımız da biz de hasta oluyoruz" Taleplerinin önemsenmediğini ve yüksek meblağlar ödemelerine rağmen hizmet alamadıklarını aktaran yetiştirici Celal, "Belediyenin bu alanına hayvanlarımızı çekerken ’Bütün ihtiyaçlarınız giderilecek’ dendi. Parasını da peşin ödedik. 7 tane hayvan alan bir patok yer için tam 27 bin lira para ödemişim. Buna rağmen ne çadırı var ne oluğu; hepsini kendi imkanlarımızla yapıyoruz. Üstelik içerisi çok esiyor, hayvanlarımız hasta oluyor. Kendimiz de bizzat soğuktan hasta oluyoruz zaten" şeklinde konuşarak sitemini dile getirdi.
Mersin Mersin’de Erasmus öğrencileri engelli bireylerin yaşamını deneyimledi Mersin’de Erasmus projesi kapsamında Engelsiz Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden yerli ve yabancı öğrenciler, özel bireylerle atölyelere katılarak engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı zorlukları deneyimledi. Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Engelsiz Yaşam Merkezi’nde Erasmus projesi kapsamında bir araya gelen yerli ve yabancı öğrenciler, engelli bireylerin yaşamını deneyimleyerek farkındalık kazandı. Toroslar ilçesine bağlı Mehmet Serttaş Anadolu Lisesi, ‘Avrupa Birliği (AB) Eğitim ve Gençlik Programları’ çerçevesinde başlatılan Erasmus ‘Together For Equality’ (Eşitlik için Birlikte) adlı projede Yunanistan, Romanya, İspanya ve Portekiz’den gelen lise öğrencileri Engelsiz Yaşam Merkezi’ni ziyaret etti. ‘Eşitlik için Birlikte’ sloganıyla hazırlanan proje kapsamında öğrenciler, ayrımcılığın her türlüsüne karşı farkındalık oluşturmak üzere yola çıktıklarını belirterek, proje ile engelli bireylere yönelik ayrımcılığa dikkat çekti. Engelsiz Yaşam Merkezi’nde düzenlenen etkinliklerde yerli ve yabancı öğrenciler, müzik ve seramik atölyelerine katılarak özel bireylerle hem keyifli vakit geçirdi, hem de onların günlük yaşamda karşılaştığı zorlukları deneyimledi. Görme engelli bir bireyin günlük hayatta karşılaşabileceği zorlukları anlayabilmeleri ve farkındalık kazanmaları için öğrencilere beyaz bastonla yürüyüş uygulaması yaptırıldı. Gerçekleştirilen etkinliklerle; engelli bireylerin sosyal yaşama katılımının önemine dikkat çekilirken, ayrımcılığa karşı farkındalık oluşturulması hedeflendi. "Mersin’deki tüm engellileri kapsayan bir hizmet modeli kurduk" Mersin Büyükşehir Belediyesi Engelliler Şube Müdürü Fatma Akgün Hörlek, AB destekli bir gençlik projesinde Engelsiz Yaşam Merkezi’nin yer almasının ve merkezin yerli ve yabancı öğrencilere tanıtılmasının büyük bir değer taşıdığını belirterek, "Büyükşehir Belediyesi olarak, Mersin’deki tüm engellileri kapsayan bir hizmet modeli kurmuş durumdayız. Yurt dışından gelen misafirlerimize, böyle bir hizmetin Türkiye’de nasıl verildiğini göstermek adına çok önemli bir etkinlik olduğunu düşünüyorum. Bu merkezi tanıtırken, engelli bir bireyin bu kapıdan girdiği anda kendisini nelerin karşıladığını göstermek istedik" dedi. ‘Together for Equality’ projesinin koordinatörlerinden Mehmet Serttaş Anadolu Lisesi Biyoloji Öğretmeni Levent Aker, proje kapsamında her türlü ayrımcılığa karşı farkındalık çalışmalarının yapıldığını anlattı. Aker, "Projemizin Mersin ayağında konu olarak engelli ayrımcılığını ele aldık. Araştırma yaptığımızda, itiraf etmem gerekir ki benim de farkında olmadığım bir Engelsiz Yaşam Merkezi olduğunu gördük. Bugün Büyükşehir bize burayı açtı. Öğrencilerimizin içinde engelli bireyler de bulunuyor. Engeli olmayanların, engelli bireylerin neler hissettiğini fark etmeleri o kadar kolay değil. Bu merkezde öğrencilerimiz bunları deneyimledi" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Kırsalda görev yapan öğretmenlere kapsayıcı eğitim desteği Karacadağ Kalkınma Ajansı destekleriyle, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Köy Okulları Değişim Ağı iş birliğinde yürütülen "Kırsalda Bütünsel ve Kapsayıcı Eğitim Kapasite Artışı Programı" kapsamında öğretmenlere yönelik eğitim faaliyetleri devam ediyor. TRC2 Bölgesinde, özellikle kırsal bölgelerde görev yapan öğretmenlerin mesleki bilgi, beceri ve farkındalıklarını geliştirmeyi amaçlayan program ile eğitimde fırsat eşitsizliklerinin azaltılması, kapsayıcı ve bütünsel eğitim anlayışının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Yaklaşık bir yıldır sürdürülen program kapsamında şimdiye kadar 4 yüz yüze eğitim, 2 eğitmen kampı ve 10’dan fazla çevrim içi süpervizyon çalışması gerçekleştirildi. Program süresince öğretmenlerin mesleki dayanışma, iş birliği ve liderlik becerilerinin güçlendirilmesine yönelik çeşitli uygulamalar hayata geçirildi. 11-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen eğitimlerde sınıf yönetimi, aile katılımı ve özel gereksinimli bireylerle çalışma başlıklarında eğitimler verildi. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da düzenlenen faaliyetlere 50 eğitmen eşliğinde yaklaşık bin öğretmen katılım sağladı. Özellikle kırsal bölgelerde görev yapan öğretmenlerin kapsayıcı eğitim becerilerini güçlendirmeyi hedefleyen programın, bölgedeki eğitim niteliğine önemli katkılar sunması bekleniyor.
Kütahya TOBB Kütahya OSB MTAL’de Bilim Fuarı TOBB Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen 4006 Bilim Fuarı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Bilim fuarının açılışı; Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, KÜTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emin Yüce, Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Alper Olgun, İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, Kütahya OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Tava ile Fatih Karabulut ve Kütahya OSB Bölge Müdürü Tunahan Ergin’in katılımıyla gerçekleştirilen kurdele kesimiyle yapıldı. Açılışın ardından protokol üyeleri, öğrenciler tarafından hazırlanan projeleri tek tek inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin bilimsel düşünme, araştırma ve üretme becerilerini ortaya koyduğu projeler, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Fuar kapsamında sergilenen projelerin teknoloji, çevre, enerji, yazılım ve günlük yaşamı kolaylaştırmaya yönelik birçok farklı alanda hazırlanması dikkat çekti. Öğrencilerin yenilikçi fikirleri ve teknik becerileri ziyaretçilerden tam not aldı. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, mesleki eğitimin önemine dikkat çekerek gençlerin bilim ve teknolojiye yönelmesinin Türkiye’nin üretim gücü açısından büyük değer taşıdığını ifade etti. Öğrencilerin ortaya koyduğu projelerin gurur verici olduğunu belirten Eskioğlu, emeği geçen öğretmen ve öğrencilere teşekkür etti.