GÜNDEM - 12 Şubat 2026 Perşembe 12:12

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Ramazan ayının temasını duyurdu: "Ramazan, Cami ve Hayat"

A
A
A
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Ramazan ayının temasını duyurdu: "Ramazan, Cami ve Hayat"

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, 18 Şubat Cuma akşamı kılınacak teravih namazıyla Ramazan’a girileceğini hatırlatarak, "2026 yılı Ramazan temasını ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirledik. Ramazan ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz" dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Diyanet İşleri Başkanlığı ev sahipliğinden gerçekleştirilen ‘2026 Yılı Ramazan Ayı Faaliyetleri Tanıtım Programı’na katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Arpaguş, rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi Ramazan ayına kavuşmanın sevinci ve heyecanı içerisinde olduklarını ifade ederek, 18 Şubat Cuma akşamı teravih namazıyla Ramazan’a girileceğini hatırlattı. Başkanlığın her yıl Ramazan ayında toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir temayı gündemine aldığını dile getiren Arpaguş, "2026 yılı Ramazan temasını ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirledik. Ramazan ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz. Bununla İslam’ın mabet merkezli hayat tasavvurunun daha iyi anlaşılmasını ve camilerimizin temsil ettiği değerlerin hayata taşınmasını amaçlıyoruz" açıklamasında bulundu.

"Kaos ve kargaşanın hayatı kuşattığını görüyoruz"

Arpaguş, dünyanın büyük bir değişimden geçtiğini belirterek, "Teknolojik gelişmelerin her şeyi hızlıca küreselleştirdiği günümüzde ilgi ve eğilimlerin her geçen gün farklılaşması, insanların din, toplum ve hayat algılarını da pek çok açıdan etkilemektedir. Bunun bir yansıması olarak dünyanın birçok noktasında maddi ve manevi bunalımların, kaos ve kargaşanın hayatı kuşattığını görüyoruz. Böyle bir zamanda İslam’ın hayat veren ilke ve hakikatlerinin, bizi biz yapan değerlerin yeniden gündeme taşınması büyük önem arz etmektedir. Kuşkusuz söz konusu ilke ve değerlerin en önemli sembolü camilerdir. Zira insanın hem iç dünyasını hem toplumsal hayatını ilgilendiren değerler, tarihten bugüne hep camilerde vücut bulmuş, camilerden hayata taşınmıştır. İslam medeniyeti mabet ekseninde neşvünema bulmuştur. İnanç ile hayat arasındaki bağ camiler vasıtasıyla daima canlı tutulmuştur" dedi.

"Ramazan, istikametimizi tahkim etmek için bizlere sunulmuş değerli bir imkandır"

Son yıllarda yaşanan hızlı kentleşmenin insanların bireyselleşmesine ve aralarındaki bağların gitgide zayıflamasına sebebiyet verdiğini vurgulayan Arpaguş, "Bugün sosyal hayatı tehdit eden bencilleşme ve yalnızlaşma gibi sorunların üstesinden gelebilmek adına yeniden cami merkezli kolektif bir bilinç oluşturulması zaruret arz etmektedir. Bu da ancak mabet ile hayat arasındaki bağın güçlendirilmesiyle mümkündür. Hayatın en bereketli duraklarından biri olan Ramazan ayı, söz konusu bağın yeniden tesis edilmesi, pekiştirilmesi ve geliştirilmesi hususunda önemli bir fırsattır. Bu kutlu zaman dilimi, çağın baş döndürücü hızıyla savrulan zihinlerimizi teskin etmek, gönüllerimize inşirah vermek, kulluk yönündeki istikametimizi tahkim etmek için bizlere sunulmuş değerli bir imkandır" ifadelerine yer verdi.

"Ramazan'ın ruhuyla örtüşmeyen meselelerle dini duygular istismar ediliyor"

Ramazan'da ibadetlerin tartışma konusu yapılmamasının önemini ifade eden Arpaguş, sözlerine şöyle devam etti:
"Bildiğiniz üzere Ramazan ayında hem yerel ve ulusal medyada, hem de dijital mecralarda yoğun bir şekilde dini programlar icra edilmektedir. Milletimiz bu programlara büyük bir teveccüh göstermektedir. İnsanları Ramazan'ın manevi iklimiyle buluşturmayı hedefleyen tüm bu çalışmalar elbette kıymetlidir. Bu alanda ciddiyetle ve samimiyetle hizmet üreten herkesi takdir ediyoruz. Ancak milletimizin dini konulara teveccühünün zaman zaman suiistimal edildiğine de şahit oluyoruz. Maalesef bazı mecralarda, sırf daha çok izlensin düşüncesiyle Ramazan'ın ruhuyla örtüşmeyen meseleler gündeme getirilerek, insanların dini duyguları istismar edilmektedir. Hatta ibadetler birer tartışma konusu haline getirilerek, zihinler bulandırılmaktadır. Dolayısıyla bu hususta hem medyada program yapacak kardeşlerimizin hem de milletimizin daha duyarlı olmalarını, daha bilinçli davranmalarını istirham ediyorum. Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da kullanacağımız dil ve üsluptur. Özellikle dini konularda konuşurken nezaket ve zarafet son derce önemlidir. Onun için Müslüman şahsiyetiyle asla bağdaşmayacak söz, tavır ve davranışlardan kesinlikle sakınılmalıdır."
Program, Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş’un konuşmasının ardından sona erdi.

Kemal Diri - Ahmet Nusret Saçan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas’ın bacasız fabrikası 52’nci yılını kutladı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin (SCÜ) 52’inci kuruluş yıl dönümü törenle kutlandı. Yarım asrı deviren üniversitenin akademik başarılarının ve stratejik yatırımlarının damga vurduğu programda, sağlıkta markalaşma ve uluslararası başarılar ön plana çıktı. Sivas’ta 9 Şubat 1974 tarihinde kurulan ve şehrin en önemli değerlerinden birisi olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin 52’nci kuruluş yıldönümü kutlandı. Programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun ile il protokolü katıldı. Törene Anadolu Üniversiteler Birliği üyesi üniversitelerin rektörleri ve çevre illerden gelen toplam 21 rektör de katıldı. "SCÜ, ülkemize değer katmaya devam etmektedir" Programda konuşan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, "Sivas’ımız, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 13. yüzyılda inşa edilen Gök Medrese, Buruciye Medresesi ve Şifaiye Medresesi gibi yapıları ile bilim, eğitim ve kültürün önde gelen merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bu yapılar, şehrimizin tarih boyunca öğrenmeye ve ilme verdiği değerin somut göstergeleridir. Bu köklü mirasın üzerine inşa edilen Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Cumhuriyetimizin 50’inci yılı anısına kurulmuş ve 9 Şubat 1974’ten bu yana ülkemizin köklü eğitim kurumlarından biri olarak yoluna devam etmektedir. Bugün bünyesinde 18 fakülte, 4 enstitü, 1 konservatuvar, 4 yüksekokul, 14 meslek yüksekokulu ve 37 Araştırma Merkezi bulunan üniversitemiz; 2 bin 343 akademik personeli, 3 bin 539 idari personeli, 47 bin 475 öğrencisiyle büyük bir akademik aileye dönüşmüş; 2 bin 565 yabancı öğrencisiyle de uluslararasılaşma hedeflerini başarıyla sürdürmektedir. Geniş kampüsünde tıptan mühendisliğe, sosyal bilimlerden güzel sanatlara uzanan akademik deneyimiyle ülkemize değer katmaya devam etmektedir" dedi. "Üniversitemiz gelişimini sürdürüyor" Üniversitenin her yıl yeni başarılara imza attığını ifade eden Prof. Dr. Şengönül, "Yenilikçi yaklaşımımız ve ortak akılla ilerleyen yönetim anlayışımızla birlikte üniversitemizin geleceğe emin adımlarla yürüdüğünün kanıtıdır. Son verilere göre, fakültelerimiz, enstitülerimiz ve yüksekokullarımız bünyesinde gerçekleştirilen akademik faaliyet sayılarında 2025 yılı önceki yıllara oranla çarpıcı bir artış göstermiştir. Gelinen aşamada üniversitemiz, yükseköğretimin en saygın değerlendirme sistemlerinden biri olan Times Higher Education (THE) World University Rankings 2026 sonuçlarında önemli başarılar elde ederek uluslararası görünürlüğünü de artırmıştır. Alan bazlı sıralamalarda özellikle Yaşam Bilimleri, Mühendislik, Fizik Bilimleri ile Tıp ve Sağlık Bilimleri alanlarında dikkat çekici performans sergilemiştir. Yaşam Bilimleri alanında Türkiye’de 6 plus aralığında, Mühendislik alanında dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 21 plus aralığında yer almıştır. Fizik Bilimleri alanında ise dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 13 plus aralığında yer alırken, Tıp ve Sağlık Bilimleri alanında Türkiye’de 27 plus aralığında yer almıştır. Bu başarılar bile tek başına üniversitemizi daha nitelikli, daha güçlü ve daha saygın bir noktaya taşımak için kararlılıkla ilerlediğimizin en somut göstergesidir. Bugün geldiğimiz noktada üniversitemiz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yükseköğretime ve bilime verdiği güçlü destek sayesinde gelişimini sürdürmektedir" şeklinde konuştu. Programın sonunda "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesine giren akademisyenlere ve üniversiteye 40 yılı aşkın süredir hizmet veren personele plaket takdim edildi.
Giresun Giresun’da Harşit Savunması 108. yılında anıldı Giresun Valiliği himayesinde düzenlenen Harşit Savunması’nın 108. yıldönümü anma programı Tirebolu ilçesinde gerçekleştirildi. Giresun Valiliği öncülüğünde Harşit Savunması Vakfı, Giresun Orman Bölge Müdürlüğü, Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ve Kürtün Belediye Başkanlığı organizasyonuyla gerçekleştirilen program ’Şehitlere Saygı ve Zafer Yürüyüşü’ ile başladı. Demirci Mahallesi’nden başlayan yürüyüş, Kuşkayası mevkiinde Harşit şehitleri anısına yapılan 100. Yıl Orman Parkı’nda sona erdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını Harşit Savunması Vakfı Başkanı Mustafa Özkaya yaptı. Özkaya, konuşmasında Harşit Savunması’nın tarihi sürecine ilişkin bilgiler vererek programa katılım sağlayanlara teşekkür etti. Özkaya konuşmasında, "Burası yoklukların, kıtlıkların ve açlığın yaşandığı bir hattır. Özellikle Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’den, tarihçilerin ifadeleriyle Harşit Nehri’nin batısına 650 bin muhacirin göç ettiği bir bölgedir. Burası doğal bir cephedir. Çoruh’tan sonra debisi en yüksek nehirdir ve nehrin sağlı sollu yüksek eğimli dağlarla çevrili olması burayı stratejik bir savunma hattı haline getirmiştir. İşte bu nedenle düşman buradan geçememiştir. Bir düşünürün ifadesiyle söylemek gerekirse, bir Çanakkale geçilememiştir, bir de Harşit geçilememiştir" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Giresun Valisi Mustafa Koç ise, Harşit Zaferi’nin milletin bağımsızlık iradesinin simgelerinden biri olduğunu vurguladı. Vali Koç, "Bugün burada, milletimizin bağımsızlık iradesini destanlaştırdığı Harşit Zaferi’nin 108. yıl dönümünü kutlamak ve bu zaferi canları pahasına bizlere armağan eden aziz şehitlerimizi yad etmek için bir aradayız. Bunun gururunu, heyecanını ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere tarihimizdeki nice zaferlerde, millet olmanın gereği olarak din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin genç, yaşlı, kadın, erkek demeden vatanımıza ve mukaddesatımıza zarar gelmemesi için topyekûn mücadeleler verilmiştir. Bu mücadeleler neticesinde Harşit’te olduğu gibi pek çok kahramanlık destanı yazılmıştır. Bugün tarif edilmesi zor yokluklar ve imkansızlıklar içerisinde bu toprakların vatan olması için verilen mücadeleler asla unutulmamalı ve unutturulmamalıdır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından şehitler için dua edildi. Program, 100. Yıl Orman Parkı’nda Harşit şehitleri anısına gerçekleştirilen ağaç dikimiyle sona erdi.
Bitlis Pandaya benzeyen kuzu incelemeye alındı: "Binde bir görülen anomali olabilir" Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde panda yavrusunu andıran görünümüyle dikkat çeken ve ölü doğan kuzu için bilimsel inceleme başlatıldı. Adilcevaz ilçesine bağlı Akçıra köyü Gölbaşı mezrasında doğum yapan bir koyunun ölü olarak doğurduğu kuzu görenleri hayretler içerisinde bıraktı. Konuya ilişkin çekilen videolar üzerinden veteriner hekimler değerlendirmelerde bulunurken, yapılan ilk değerlendirmelerde olayın çoklu doğumsal anomali vakası olduğu belirlenmişti. Anomaliye neden olan sebeplerin araştırılması ve inceleme için Veteriner Hekim Öğretim Görevlisi Şevket Soylu’ya başvuruldu. İlk belirlemelere göre kuzunun arka bacaklarının bulunmadığı, gövdesinin yarım geliştiği ve baş ile vücut kısmının aşırı sıvı ile dolu olduğu tespit edildi. Yapılan ilk değerlendirmede kuzunun genetik açıdan ender rastlanan bir duruma sahip olabileceğini ifade eden Soylu, kesin sonucun yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacağını söyledi. Vakanın oldukça nadir görüldüğünü belirten Şevket Soylu, "Bir arkadaşımız aracılığıyla bir hayvan sahibinin anomaliye sahip bir kuzusunun dünyaya geldiğini duyduk. Gönderilen görseller üzerinde yaptığımız ilk fiziksel incelemede kuzuda birkaç doğumsal anomalinin bir arada olabileceğini gördük. Detaylı incelemelerin yapılması amacıyla kuzuyu Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’na nekropsi için naklettik" dedi. İnceleme sonucunda anomalinin oluşum nedenlerinin araştırılacağını belirten Soylu, elde edilecek bilgiler doğrultusunda hayvan sahibine bundan sonraki doğumlar ve yetiştiricilik sürecinde dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgi verileceğini ifade etti. Benzer vakalara daha çok buzağılarda rastladıklarını, kuzularda ise oldukça nadir görüldüğünü dile getiren Soylu, "Bu durum enfeksiyon, genetik faktörler veya doğumsal anormalliklerden kaynaklanabilir. Ancak daha çok genetik ve doğumsal anomalilere bağlı, binde bir yaşanan nadir olaylardan biri olabileceğini düşünüyoruz. Akondroplazi, anfizem, anasarka ve hidrosefali gibi anomalilerin bu vakada bir arada bulunması muhtemel. Yapılacak incelemeler sonrası çok daha sağlıklı sonuçlara ulaşacağız" diye konuştu.