POLİTİKA - 20 Şubat 2026 Cuma 16:45

Bakan Şimşek: "Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık"

A
A
A
Bakan Şimşek: "Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi.


Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70’inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti.


"İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı"


Avrupa Birliği ve Orta Doğu’daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu.


"İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak"


Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi.


"İlk defa bu kadar yoğun yatırımcı ilgisi görüyorum"


Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong’da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi.


Şimşek, 2007’den ta 2018’e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye’nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye’nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye’nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu.


"Yatırımcıların ilgisinin nedeni Türkiye’nin savunma gücü"


Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye’ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO’nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO’nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu.


"EYT’nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik"


Türkiye’nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi.


Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye’de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT’nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9’a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu.


"Yatırımcılar bize dezenflasyonun görünümünü ve Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar"


Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi’ gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye’nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi.


Şimşek, Japonya’dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya’nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye’ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi.


Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti.


Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4’ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi.


"Türkiye cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı"


Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye’nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023’e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5’lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024’te yüzde 0,8’e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024’te Türkiye cari fazla vermiş. 2025’te altın hariç Türkiye 0,3’lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1’i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti.


"Net rezervler, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı"


Türkiye’nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20’nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20’nin altına, yüzde 17-18’ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran’ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu.


"KKM önemli bir yükümlülüktü ve KKM stoku büyük oranda kalktı"


‘Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023’ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti.


"Dezenflasyonda bir bozulma yok geçici bir takım faktörlerle bir yavaşlama söz konusu"


Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu."


Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs’ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi.


"Arz yönlü, yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz"


Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti:


"Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19’un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz."


"Ocak ayında bir yüksek faiz ödemesi oldu"


Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016’dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016’da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53’ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016’da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu.


"Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok"


Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV’de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu.


"Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık"


Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye’deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Bakan Kurum: "Depremden bu yana felaket üzerinden siyaset kurdular, depremzede kardeşlerimizin yuvasına kavuşması işlerine gelmiyor" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde "Yeni Evim İlk İftarım" programına katılarak depremzede vatandaşlarla iftarda bir araya geldi. Bakan Kurum, "Depremden bu yana felaket üzerinden siyaset kurdular. Bölgenin toparlanması, depremzede kardeşlerimizin yuvasına kavuşması işlerine gelmiyor" dedi. Bir dizi program için Gaziantep’te bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "500 Bin Sosyal Konut" projesi çerçevesinde "Ev Sahibi Türkiye" kura çekim töreni sonrası Nurdağı ilçesindeki "Yeni Evim İlk İftarım" programına katılarak depremzede vatandaşlarla iftarda bir araya geldi. İftarda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, deprem bölgesinde yapılan çalışmalar ve sosyal konut çalışmaları ile ilgili verileri paylaştı. "Yeniden ayağa kalkan hayatın, yeniden kurulan düzenin, yeniden yanan ocakların sevincine şahitlik ediyoruz" Deprem sonrası Nurdağı’nın yeniden ayağa kalkışına şahitlik ettiklerini söyleyen Bakanı Murat Kurum, "Ev Sahibi Türkiye yolculuğunda Gaziantep’imizdeki 13 bin 890 yuvamızın kura sevincine birlikte ortak olduk. Geldiğimizden bu yana şehrimizin her köşesinde özellikle de Nurdağı’nda yeniden ayağa kalkan hayatın, yeniden kurulan düzenin, yeniden yanan ocakların sevincine şahitlik ediyoruz. Bizi aynı sofrada buluşturan, bu şehre hizmet etmeyi, Nurdağı’na destek olmayı nasip eden Rabbime hamd ediyorum. Gaziantep’le gönül bağı kurmaktan, sizlerle hemşeri olmaktan büyük bir onur duyuyorum" dedi. "Böyle bir afetin ardından ortaya koyduğumuz irade sıradan olamazdı" Deprem sonrası yaşananlar ve yapılan çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Murat Kurum, "6 Şubat sabahı da burada, Nurdağı’nda hep beraberdik. O gün bu sokaklarda, bir o yana bir bu yana nefes nefese koştururken; hayatların sarsıldığına, sokakların sustuğuna, ocaklarımızın söndüğüne şahit olmak büyük bir acıydı. Karşı karşıya olduğumuz yıkım, alışılmışın dışında bir büyüklükteydi. Bu yüzden ortaya koyduğumuz irade de sıradan olamazdı. Depremin ilk anında tüm ekiplerimizle hiç vakit kaybetmeden Gaziantep’e yöneldik, önce Nurdağı’na, ardından İslahiye’ye ulaştık. Devletimizin tüm kurumlarıyla, binlerce personel ve araçla sahaya indik. Biz o gün, Nurdağı’nda ve 11 ilimizde vatandaşımızın her bir ihtiyacını bir talep değil emanet bildik, emanet bekletilmez dedik. Bu sokaklarda size bir söz verdik ’Hiç kimseyi yuvasız bırakmayacağız’ dedik. Kolları sıvadık, işe koyulduk" ifadelerini kullandı. "455 bin konut, köy evi ve iş yerini tamamladık" Depremin ardından 11 ilde 455 bin konut, köy evi ve iş yeri tamamladıklarını hatırlatan Bakan Kurum, "Binlerce şantiyede 200 bin mimar, mühendis ve işçiyle gece gündüz demeden çalıştık. Öyle bir üretim düzeni kurduk ki artık sahada her saat yeni yuvalar yükseldi. 455 bin konut, köy evi ve iş yerini tamamladık. Bu tablo sabrın değil sadece, devlet aklının, millet iradesinin eseridir. Bu, devlet aklının sahadaki mührüdür" şeklinde konuştu. "Gaziantep’te 31 bin konutu hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik, bu bir devlet kudretidir" Depremin ciddi yıkımlara neden olduğu Gaziantep’te de 31 bin konut teslimi yaptıklarını açıklayan Kurum, "Gaziantep’te 31 bin konutu hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Burada ortaya çıkan şey betonun ve demirin ötesinde bir devlet kudretidir. En zor gününde milletinin yükünü omuzlayan bir iradedir. Umudu bekletmeyen, hayatı ertelemeyen bir Türkiye kararlılığıdır. Çünkü böylesine geniş bir coğrafyada, böylesine kısa sürede, bu ölçekte bir yeniden inşayı başarmak ancak Türkiye’nin gücüyle mümkündür. İşte bu anlayışla bugün de ’Ev Sahibi Türkiye’ kapsamında 13 bin 890 yeni yuvamızı Gaziantepli kardeşlerimize kazandırıyoruz. İnşallah en kısa sürede konutlarımızın temellerini atacak, hızla tamamlayacağız" ifadelerine yer verdi. "Depremden bu yana felaket üzerinden siyaset kurdular. Bölgenin toparlanması, depremzede kardeşlerimizin yuvasına kavuşması işlerine gelmiyor" Konuşmasında muhalefete ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de yüklenen Bakan Kurum, "Biz Antep’in sokaklarındaydık, masa başında konuşmadık, bu hayatın içine girdik. Bu bölgede yaşadık. Şu Nurdağı şahittir ki enkaz başında bekleyen babaların sessizliğini de gördük, iftar sofrasını paylaşan annelerin vakarını da gördük. Günlerimizi gecelerimize kattık. Bir vatandaşımız kapısını bir saat erken açsın diye şantiyelerde sabahladık. Şimdi bakıyorum. Burada kusur bulamayınca masal anlatıyorlar. Gerçeği söyleyemeyince dedikodu üretiyorlar. Her gittikleri yerde yaptığımız 455 bin konutu konuşuyorlar. Niye konuşuyorlar biliyor musunuz? Çünkü depremden bu yana felaket üzerinden siyaset kurdular. Çünkü bu bölgenin toparlanması, depremzede kardeşlerimizin yuvasına kavuşması işlerine gelmiyor. Şimdi o zemin ayaklarının altından kayıyor. Rahatsızlar ama şunu herkes bilsin. Biz laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyduk. Biz söz söylemedik, şehirlerimizi ihya etmek için canla başla çalıştık. Ve açık söylüyorum, siz bu yaptıklarımızın ne aynısını yapabilirsiniz, ne de bu aziz milletimizin önüne koyacak bir hayalini, maketini, demosunu gösterebilirsiniz. Hep söylediğimiz gibi, biz buraya yolu düşenlerden değiliz. Biz bu şehrin acısında da vardık, sevincinde de vardık. Allah ömür verdikçe de burada olmaya devam edeceğiz. Liderimiz, Cumhurbaşkanımız ile daha nice seneler hizmete devam edeceğiz. Rabbim, birliğimizi, beraberliğimizi muhafaza etsin; Ramazan’a ulaştırdığı gibi, bayrama da ulaştırsın diyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum" diye konuştu. Konuşmanın ardından Bakan Kurum ve beraberindeki kent protokolü, depremzede vatandaşlarla birlikte iftar yaptı.
Adıyaman AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Biz toplumumuzun tamamına yüzde yüzüne hitap eden bir siyasi hareketiz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, "Biz toplumumuzun tamamına yüzde yüzüne hitap eden bir siyasi hareketiz. Bu Ramazan ayının bu mağfiret iklimi aynı zamanda kültürümüzün bir parçası. Gençlerle, çocuklarımızla bunu paylaşmanın, bunu yaygınlaştırmak en doğal bu medeniyete ait olmanın bir hasletidir diye düşünüyoruz. Bizim bu çalışmalarımızdan hareketle, efendim yok laiklik tehdit altındaymış, artık eski Türkiye’de kalması gereken, artık çağ dışı bir noktaya evrilmiş olan bu bakış açısının bu fikrin biz Türkiye’ye hiçbir şekilde hayır getiremeyeceğini düşünüyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Adıyaman İl Başkanlığı binasında gerçekleştirilen toplantıda, Ramazan ayının birlik ve beraberlik iklimine vurgu yaptı. Ramazan ayının manevi atmosferinin toplumda dayanışmayı güçlendirdiğini belirten Büyükgümüş, "Bu güzel günlerde Ramazan’ın idrak edilmesiyle Adıyaman’da olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Milletimizin yalan siyasetine, iftira siyasetine ve dedikodu siyasetine ayıracak zamanı yoktur. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hizmet aşkıyla çalışan kadrolar olarak milletimiz için en iyisini hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi. Ramazan ayına yönelik yapılan çalışmalar üzerinden farklı değerlendirmelerde bulunulduğunu ifade eden Büyükgümüş, "Adıyaman’dan milletimize çağrımız şudur. Yalan siyasetine, iftira siyasetine, dedikodu siyasetine milletimizin ayıracak zamanı yoktur. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hizmet aşkıyla çalışan kadrolar inşallah milletimiz için en iyisini sahada hayata geçirmeye devam edeceğiz. Önce biz buna inanacağız, bu inancımızla yolumuza dolu dizgin devam edeceğiz. O yüzden bu Ramazan ayında da niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir diyerek bir AK Parti kadroları olarak çalışma dönemi yürüteceğiz. İbadeti eden, etmeyen bizim açımızdan bir ayrı gayrı yok. Biz toplumumuzun tamamına yüzde yüzüne hitap eden bir siyasi hareketiz. Ama bu Ramazan ayının bu mağfiret iklimi aynı zamanda kültürümüzün bir parçası. Dolayısıyla gençlerle, çocuklarımızla bunu paylaşmanın, bunu yaygınlaştırmak en doğal bu medeniyete ait olmanın bir hasletidir diye düşünüyoruz. Bizim bu çalışmalarımızdan hareketle efendim yok laiklik tehdit altındaymış, efendim yok laiklik ilkesi zedeleniyor, artık eski Türkiye’de kalması gereken, artık çağ dışı bir noktaya evrilmiş olan bu bakış açısının bu fikrin biz Türkiye’ye hiçbir şekilde hayır getiremeyeceğini düşünüyoruz. Ramazan ikliminden tüm vatandaşlarımız en üst düzeyde istifade edecek. Birlik, beraberlik halinde ve inşallah bu birlik beraberlikle beraber hem medeniyetimizin dününü, tarihimizin dününü hem de bu değerlerin bugün nasıl bir anlamla yoluna devam ettiğini çocuklarımız, gençler en iyi şekilde farkına varacak. Biz bunun için mücadele ediyoruz, bunun için siyaset yapıyoruz. Ama bunun karşısına geçip de Türkiye’deki eski bir takım alışkanlıkları, efendim tehlikenin farkında mısınız diye milletimizin huzuruna çıkıp, efendim ülkenin başındaki kişi, cumhurbaşkanı başörtülü bir hanımın beyi olamaz diyerek yargıda bulunan bu anlayış, bugün Ramazan iklimini yaymamızda rahatsız oluyor. Buna karşı da vakurla ama bilinçle, gayretle bir çalışmanın içerisine yer almamız lazım. İnşallah buradaki toplantımızın ardından Adıyaman’ın dört bir tarafında hanelere yayılarak bu güzel iklimi vatandaşlarımızla birlikte paylaşacağız" diye konuştu. Toplantıya, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Ekrem Çadır, milletvekilleri ile çok sayıda partili katıldı.