POLİTİKA - 15 Ekim 2025 Çarşamba 17:31

Bakan Memişoğlu: "TÜRKÖK aracılığıyla bugüne kadar 7 bin 500’den fazla hastamıza uygun kök hücre sağlanmıştır"

A
A
A
Bakan Memişoğlu: "TÜRKÖK aracılığıyla bugüne kadar 7 bin 500’den fazla hastamıza uygun kök hücre sağlanmıştır"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "TÜRKÖK aracılığıyla bugüne kadar 7 bin 500’den fazla hastamıza uygun kök hücre sağlanmıştır" dedi.


Sağlık Bakanlığı Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK), 10’uncu yılında ‘TÜRKÖK 10 Yaşında: Hasta-Donör Buluşması Etkinliği’ düzenledi. Etkinlikte yasal olarak 2 yıl boyunca birbirini görmeyen, tanımayan, sadece TÜRKÖK aracılığıyla mektuplaşabilen 17 hasta ve donör ilk kez bir araya geldi. Programın açılışında konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TÜRKÖK’ün kemik iliği bankası olarak hizmet verdiğini hatırlatarak, amaçlarının ülkede ve dünyada kemik iliği nakline ihtiyaç duyan hastalara en uygun kök hücreyi bulmak ve ulaştırmak olduğunu vurguladı. Bakan Memişoğlu, "18-35 yaş arasındaki vatandaşlarımız Kızılay merkezlerine giderek gönüllü olarak kan veriyor. Bir hastayla doku uyumu sağlandığında biz hemen bağışçımızla iletişime geçiyor ve süreci başlatıyoruz. Hastamıza uygun bağışçı yurt dışında bulunduğunda ise TÜRKÖK aracılığıyla uluslararası bağışçı ağına ulaşıyor, hücresel ürünü güvenle ülkemize getiriyoruz. Ankara ve İstanbul’daki Kemik İliği Bankalarımızda bu süreci büyük bir titizlikle yürütüyoruz" ifadelerini kullandı.



"TÜRKÖK aracılığıyla bugüne kadar 7 bin 500’den fazla hastamıza uygun kök hücre sağlanmıştır"


TÜRKÖK’ün Dünya Kemik İliği Donörleri Birliği’ne dahil olduğunu söyleyen Memişoğlu, "2016 yılında TÜRKÖK, 56 ülkenin üye olduğu Dünya Kemik İliği Donörleri Birliği’ne dahil olmuştur. 1 milyon 200 bin gönüllü bağışçımızla dünyanın 7’nci büyük kemik iliği bankası konumuna ulaşmış durumdayız. Bu tablo, Türk milletinin vicdanını, merhametini ve paylaşma kültürünü en güzel şekilde yansıtmaktadır. TÜRKÖK aracılığıyla bugüne kadar 7 bin 500’den fazla hastamıza uygun kök hücre sağlanmıştır" açıklamasında bulundu.



"Kim bir canı kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibidir"


Bu etkinlikle donörlerin ve hastaların ilk kez buluştuğunu aktaran Bakan Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bağışçılarımız ve hastalarımız, iki yıl boyunca birbirlerini hiç görmeden yalnızca mektupla iletişim kurdular. Satır aralarına umutlarını, dualarını ve minnettarlıklarını yazdılar. Bugün ise o mektupların oluşturduğu bu özel bağı hep birlikte göreceğiz. Bu an burada bulunan herkesin hafızasında uzun yıllar boyunca unutulmayacak bir anı olarak kalacak. Hayat paylaşıldıkça büyür, iyilikse çoğaldıkça anlam kazanır. Bir canın nefesi, bir başka canın duası karşılığında insanlık yeniden doğar ve biz biliyoruz ki kim bir canı kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibidir."


Bakanlık olarak organ bağışı konusunda büyük bir dönüşüm başlattıklarını vurgulayan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:


"Diğer yandan, Bakanlık olarak organ bağışı konusunda da büyük bir dönüşüm başlattık. Artık vatandaşlarımız e-Devlet üzerinden tek tıkla organ bağışında bulunabiliyor. Yeni düzenlemeyle bağışçının iradesi, vefatından sonra da geçerli olacak. Ayrıca organı nakledilen bağışçının birinci derece yakınları da öncelik olarak organ bağışına sahip olacak. Yine bu anlayışla 4 Eylül’de yayımladığımız yönetmelikle ‘Ulusal Doku ve Hücre Bankacılığı’ sistemini hayata geçirdik. Bu sistemle hastalarımızın doku ve hücre ihtiyacını yerli üretimle karşılamayı hedefliyoruz. Ülkemizde kurulacak Hücre ve Doku Ürünleri Üretim Merkezleriyle gen, kök hücre ve doku mühendisliği temelli ileri tedavi ürünleri artık Türkiye’de üretilebilir hale geldi. Böylece hem üretim kapasitemiz artacak hem de ülkemiz bu alanda bölgesel bir merkez konumuna yükselecek. Ülkemizde halen 32 bin 500 vatandaşımız maalesef organ nakli bekliyor. Gelin, hiç tanımadığınız birine umut olun."



Bakan Memişoğlu: "TÜRKÖK aracılığıyla bugüne kadar 7 bin 500’den fazla hastamıza uygun kök hücre sağlanmıştır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.