POLİTİKA - 17 Ekim 2025 Cuma 19:32

Bakan Fidan: "Türkiye gibi bir güç, Avrupa gibi bir güçle birleştiği zaman bizim birliğimizden bir süper gücün ortaya çıkması mümkün"

A
A
A
Bakan Fidan: "Türkiye gibi bir güç, Avrupa gibi bir güçle birleştiği zaman bizim birliğimizden bir süper gücün ortaya çıkması mümkün"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye gibi bir güç Avrupa gibi bir güçle birleştiği zaman bizim birliğimizden bir süper gücün ortaya çıkması mümkün. Diğer türlü her iki tarafta kendi bağımlılıklarıyla devam ederler" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul ile Ankara’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle Türkiye’nin toplam ticaret hacminin 220 milyar dolarının 50 milyar dolarlık kısmını Almanya ile gerçekleştirildiğini dile getiren Bakan Fidan, ikili ticaret hacmini yakın gelecekte 60 milyar dolara yükselmesini hedeflediklerini aktardı. Türkiye ve Almanya arasındaki ikili ilişkiler söz konusu olduğunda ülkeler arasında en güçlü bağlardan birinin Almanya’daki Türk topluluğu olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Türk toplumunun Almanya’daki toplumsal, ekonomik ve kültürel hayata sunduğu katkılar iki ülke içinde gurur vericidir. Sayın Bakan’dan Almanya’daki kardeşlerimize Türkiye’den selamlarımızı götürmesini istirham ediyorum" ifadelerini kullandı.

AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı konumunda olduğunu anımsatan Bakan Fidan görüşmede, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelere vakit kaybetmeden başlanılması gerektiğini vurguladığını belirterek, "Almanya’nın desteğini beklediğimizde kıymetli mevkidaşımla paylaştım. Bir diğer öncelikli konu ise vize serbestisi diyaloğunun yeniden canlandırılması bu konuda karşılıklı niyet beyanını tekrarladık. Türkiye’nin yapması gereken dört, beş tane konu var. O konuda bizim sistem içindeki ön görüşmelerimiz bitti. Gerekli adımları atacağız. Cumhurbaşkanımız da bu konuda oldukça hassas. Bu alandaki ilerlemenin Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.

Bakan Fidan:

Türkiye ve Almanya’nın iki müttefik olarak Avrupa’nın güvenliğini ilgilendiren konularda da yakın çalışmaya önem verildiğini dile getiren Bakan Fidan, "İmkan ve kabiliyetlerimizin güçlü olduğu savunma sanayi alanında kısıtlamaların değil ortak projelerin gündemde olduğunu görüyoruz. Bu yöndeki ve atılan adımları söyledi. Almanya’nın son dönemde bu yönde attığı olumlu adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Ülkemizin SAFE mekanizmasına etkin katılımı ve ortak projeler geliştirmesi de kritik bir öneme haizdir" dedi.

"Türkiye, Gazze’ye nefes Filistin’e umut olmaya devam edecektir"

Türkiye ve Almanya’nın Gazze’deki ateşkesin devamlılığı, insani yardımların kesintisiz girmesini ve savaşın kalıcı olarak durmasını beklediklerini aktaran Bakan Fidan, "Şu anda Gazze’de oluşturulan barış ikliminin, ateşkesin bozulmaması gerektiği, bu konuda atılması gereken adımların gereken uluslararası işbirliğin ortaya konması gerektiği konusunda da hem fikiriz. Türkiye olarak bu konudaki görüşlerimizi değerli meslektaşımla paylaştık. Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın Filistin’le ilgili Gazze’yle ilgili sorunlarda ortaya koyacağı her türlü yapıcı adımın çok büyük değer taşıyacağını ifade ettik. Türkiye, sağlanan mutabakatın uygulanmasına yönelik üzerine düşeni yaptığı gibi bundan sonrasında da fazlasıyla yapmaya hazır. Özellikle bu çerçevede adı geçen görev gücü, barış kurulu veya uluslararası ısrar gücü gibi şu anda tam altı doldurmamış konuların hayata geçtikçe içinde yer alma konusunda Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konan tam bir irade var. Tabii atılan her adımın kalıcı barışa hizmet etmesi gerekmekte" diye konuştu.

"Türkiye, Gazze’ye nefes Filistin’e umut olmaya devam edecektir" diyen Bakan Fidan, "Gazze’nin yeniden imarına yönelik çabaları da aktif destek vermeyi sürdüreceğiz. Gazze’de yükselecek her bina insanlığın ortak vicdanının eseri olacaktır. Henüz yolun çok başındayız. Nihai amacımız iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve tüm acılara rağmen barış ve refahın hakim olacağı bir Orta Doğu kurmaktır" dedi.

Görüşmede Alman mevkidaşı ile Suriye’deki güncel durumun da ele alındığını belirten Bakan Fidan, "Suriye hükümetinin SDG’yle yürüttüğü görüşmeleri yakından takip ediyoruz. Entegrasyonun ülkenin güvenliğine halkın beklentilerine ve ekonomik kalkınmasına somut katkılar getirmesini de bekliyoruz. Bu çerçevede Suriye Hükümetinin ülkenin kuzeydoğusunda ve doğal kaynaklar üzerinde kontrol tesis etmesine imkan sağlanması gerekmekte" ifadelerine yer verdi.

Ukrayna’da devam eden savaşın da görüşmede ele alındığını aktaran Fidan, Gönüllüler Koalisyonu’nun çalışmalarının ele aldığını ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün korunmasının yanı sıra savaşın Avrupa’ya yayılmasının önemli olduğunu söyledi.

Türkiye ziyaretinin Almanya için önemini vurgulayan Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul, "Almanya’da birçok insan dikkat ediyor, çünkü aile bir bağları var, burada kökleri var. Bizim bağlarımızın yoğunluğu bizim ilişkimizi bu kadar özel kalıyor. Yüzden fazla kardeşliği ilişkisi, Türk-Alman Gençlik Köprüsü geçtiğimiz yıl onuncu yıl dönümünü kutladı. Türk-Alman Üniversitesi bu önemi bir ortaya koyuyor. Ekonomik ilişkilerimiz de ortada. Türkiye’de 8 binden fazla Alman şirketi 120 binden fazla insanı istihdam sağlıyor" dedi.

Bakan Fidan:

"Dış politika konularında ve aynı zamanda iyi bir dost"

Türkiye ve Almanya’nın çıkarlarının örtüştüğüne işaret eden Wadephul, "Türkiye, bizim için sadece NATO’da bir müttefik aynı zamanda stratejik bir ortak. Bütün dış politika konularında ve aynı zamanda iyi bir dost. Bugün gerçekten Orta Doğu’daki konu bizi meşgul etti. Nihayet rahatladık. Silahlar sustu, rehinler serbest bırakıldı. Buraya gelirken ülkelerimizin etkisini kullandık. Kişisel ilişkilerimizi kullandık ve eş güdüm halinde hareket ettik" ifadelerine yer verdi.

Türkiye’nin Hamas ile görüşerek önemli katkıda bulunduğunu belirten Wadephul, Şarm El-Şeyh’te imzalanan anlaşmayı sağlamlaştırmak için Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’de bir yönetimin sağlanmasının gerekli olduğunu ifade etti.

"Türkiye, Avrupa Birliği’ne girmek isterse Almanya her zaman güvenilir bir ortak olacaktır"

Almanya’nın AB-Türkiye ilişkilerinin gelişmesini istediğini dile getiren Waldephul, "Gümrük Birliği’nin güncellenmesini istiyoruz. Vize serbestisini istiyoruz. Pozitif bir gündem oluşturmak istiyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği’ne girmek isterse Almanya her zaman güvenilir bir ortak olacaktır" dedi.

Bakan Fidan, kendisine yöneltilen Rusya-Ukrayna arasında gerçekleştirilen arabuluculuk görevine ilişkin soruya, "Trump’ın önce Putin’le Alaska’da görüştüğünü daha sonra gelip Washington DC’de diğer taraf olan Zelenski ve Avrupalı liderlerle görüştüğünü gördük. Önemli olan iki tarafla da bu konuyu götürmek ayrı ayrı görüşürsünüz ya da onları beraber bir yerlere getirerek görüşürsünüz. Burada Putin’le buluşuyor olması bence Ukrayna’nın yokluğunda bir karar alınıyor değil. Amerika’nın şu anda böyle ara bulucu tavrı yok. Her iki tarafla da ayrı ayrı konuşuyor" ifadelerini kullandı.

"Gazze’de devam eden işlenmiş olan insanlığa karşı suçlar, yıkım, ölüm bunların hepsi kameralar önünde oldu"

İsrail tarafından Hamas’ın cenazeleri çıkarmasının bahane edildiği yönündeki soruya ilişkin Bakan Fidan, "Bu bizim için endişe verici. Acaba Hamas’ın özellikle enkaz altında kalan cesetleri çıkarmadaki yetersizliği. Çünkü alet, edevat yok. İsrail bir mazeret olarak kullanıp tekrar ateşkesi bozacak mı? Bu konuda uluslararası toplumun endişesi var. Ama şunun altını çizmek gerekiyor. Gazze’de devam eden işlenmiş olan insanlığa karşı suçlar, yıkım, ölüm bunların hepsi kameralar önünde oldu. Uluslararası toplumu öyle bir dehşete düşürdü ki bunun bir an önce son bulması için uluslararası toplum büyük bir şu anda hassasiyet içerisinde bunun tabii devam etmesi gerekiyor. Özellikle ateşkes anlaşmasının kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi, Gazze’deki imarın yeniden başlaması fevkalade önemli ve daha da önemlisi kalıcı barışın getirmesi için iki devletli çözümün hayata geçmesi gerekiyor. Bu konuda birtakım toplantılar şimdiden yapılmaya başlandı. Gazze için atılması gereken adımlar var" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Birliği üyeliği konusunda Türkiye’nin stratejik hedefinin arzusunun devam ettiğini ve Dışişleri Bakanlığı’nın ve Bakanının bu konuda elinden geleni yapması gerektiği talimatını verdiğini hatırlatan Fidan, şu ifadeleri kullandı:

"Bu bizim halktan aldığımız meşruiyetle ortaya koyduğumuz resmi politika ve bu konuda da ciddiyiz, samimiyiz, atılması gereken adımlar var. Tabii bu tek taraflı bir eylem değil. Avrupa Birliği’nin de bu konuda az önce meslektaşım da söyledi, her iki tarafa da düşen yükümlülükler var. 2007’ye kadar bir zamanın ruhu vardı. Ondan sonra değişen bir Türkiye-Avrupa Birliği ilişkiler manzumesi var. Ama bugün yakın geçmişimizden ders çıkararak artık Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde zamanın ruhuna uygun yeni bir stratejik çerçeveyle yeni bir bakış açısıyla bir bütünleşme sağlanması gerekiyor. Bu konuda ifade ettiğim gibi Cumhurbaşkanımızın iradesi tam hükümet olarak da biz bu konuda elimizden geleni yapma konusunda kararlıyız. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden beklentisi, Avrupa Birliği’nin özellikle siyasi irade olarak Türkiye’nin üyeliği konusundaki ki az önce sayın meslektaşım ifade ettiler."

Bakan Fidan:

"Türkiye gibi bir güç Avrupa gibi bir güçle birleştiği zaman bizim birliğimizden bir süper gücün ortaya çıkması mümkün"

Coğrafyanın önemini vurgulayan Bakan Fidan, "Türkiye’nin şu anda Avrupa’da işgal ettiği coğrafyayla Avrupa Birliği ülkeleriyle aynı havayı teneffüs etmekle aynı bölgede bulunmakta. Bizim başka coğrafyalara bakan unsurlarımız da var. Ama Avrupa’da beraber oluşturacağımız bir ittifak beraber oluşturacağımız bir çekim merkezi bizi dünyanın geri kalanına daha az bağımlı hale getirir. Aksi takdirde Türkiye gibi bir güç, Avrupa gibi bir güçle birleştiği zaman bizim birliğimizden bir süper gücün ortaya çıkması mümkün. Diğer türlü her iki tarafta kendi bağımlılıklarıyla devam ederler" açıklamasında bulundu.

Oğuzhan Halil Özbek - Tolga Başer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan 112 Personeline Tıbbi Tahliye Eğitimi Sağlık Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında imzalanan ‘Acil Durumlarda Türk Arama Kurtarma Bölgesi İçerisinde Tıbbi Tahliye Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin İşbirliği Protokolü’ kapsamında, Manavgat’ta görevli 112 Acil Sağlık personeline Tıbbi Tahliye Eğitimi verildi. Sağlık Bakanlığı İle Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında imzalanan "Acil Durumlarda Türk Arama Kurtarma Bölgesi İçerisinde Tıbbi Tahliye Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin İşbirliği Protokolü" çerçevesinde Manavgat bölgesinde görev yapan 112 Acil Sağlık ve UMKE Personellerine Manavgat Sahil Güvenlik Komutanı SG. Gv. Asb. Üçvş Samet Nuri Yılmaz ve Sahil Güvenlik Side Kolluk Destek Tim Komutanı SG Gv.Asb.Kd.Çvş. Veli Savaşkan tarafından teorik ve uygulamalı Tıbbi Tahliye Eğitimi verildi. Uygulamalı eğitim verildi Bilgilendirmenin ardından eğitime katılan personel Manavgat Irmağı’nda konuşlandırılan Sahil Güvenlik Botlarıyla Manavgat Irmağı’ndan denize açılarak denizde ilk müdahale hakkında bilgilendirildi. 112 Acil Sağlık personeline botlarda bulunan ilk müdahale malzemelerinin tanıtılmasının ardından ırmakta ve denizde seyreden deniz araçlarında ani gelişebilecek hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda hayati tehlikesi olan ya da tıbbi müdahalede geç kalınması durumunda kalıcı sağlık problemi oluşacağı değerlendirilen hasta ve yaralılar ile sağlık ekibinin en yakın sağlık kuruluşuna nakledilmesine yönelik yapılacak çalışmalar uygulamalı olarak anlatıldı.
Kocaeli Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda" Kocaeli’nin Körfez ilçesinde otobüs durağında arkadaşını bekleyen Kübra Ak (28), bir şahsın mide bulandıran tavırlarına maruz kaldı. Genç kadının kayda aldığı görüntülerde, şüphelinin cinsel organıyla oynadığı anlar yer alırken, "Ben hovardayım, hovarda" diyerek güldüğü de duyuldu. Şüphelinin yaklaşık bir ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesinin ardından yaşadığı korku dolu anları anlatan Ak, "Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var. Ben bunlardan tiksindim. Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" dedi. Olay, 4 Nisan’da Körfez ilçesindeki Hamit Kaplan Caddesi’nde yer alan otobüs durağında meydana geldi. Kız arkadaşıyla buluşmak üzere durağa gelen 28 yaşındaki Kübra Ak, olaydan yaklaşık bir hafta önce de kendisini rahatsız ettiği iddia edilen M.B.’ye (56) rastladı. Genç kadının durağa geldiğini gören şüpheli M.B., bakışlarıyla başladığı tacizin ardından herkesin içinde cinsel organıyla oynamaya başladı. M.B.’nin tavırlarından rahatsız olan genç kadın, cep telefonu kamerasıyla yaşananları anbean kaydetmeye başladı. Görüntülerde, şahsın cinsel organıyla oynadığı, zaman zaman dilini çıkarıp içinden söylendiği ve Ak’a bakıp kafasını salladığı, bu sırada yanlarında duran bir başka vatandaşın ise yaşananlara tepkisiz kaldığı görüldü. "Ben hovardayım, hovarda" Kübra Ak’ın yanına yaklaşan şüpheli, onu izlediğini ve durağa karşıdan geldiğini gördüğünü söyledi. Görüntülerde, bir süre daha genç kadının yanında duran M.B.’nin, gülerek "Ben hovardayım, hovarda" dediği duyuldu, ardından ise "Sevgili arıyorum" dediği öne sürüldü. "Seni terk eder giderim" Bu sözler üzerine Kübra Ak, "Nasıl yani? Siz hovardasınız ve sevgili mi arıyorsunuz? Söylemek istediğiniz bu mu?" diyerek tepki gösterdi. Şüphelinin, "Yanlış anlama, seninle işim olmaz. Benim şu an işim var" şeklindeki yanıtı üzerine genç kadın, "Neden bana hovarda olduğunuzu söylüyorsunuz? Ben şu an bunu yanlış anlıyorum. Beni oradan buraya takip ediyorsunuz" ifadelerini kullandı. Şüpheli M.B. ise "Seni terk eder giderim" karşılığını verdi. Yaşadığı korkuyla durumu mesaj attığı arkadaşının polis çağırmasının ardından, olayın getirdiği öfkeyle genç kadın şüpheliye birkaç kez vurdu. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerince gözaltına alınan 2 çocuk babası M.B., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. İlk duruşmada tahliye kararı Yaklaşık bir ay tutuklu kalan sanık M.B., iki gün önce görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, "Ben durakta bekliyordum. İki dakika durmadan ayrıldım. O kendi kendine konuşuyordu, canlı yayın mı yapıyordu ne yapıyordu anlamadım. Rahatsız olup ayrıldım. Hepsi iftira" şeklinde savunma yaptı. Sanık avukatı ise videoda ve sözlerde suç teşkil edici bir unsur olmadığını öne sürerek, "Görüntüler yanlış anlaşılmaya uygundur. Suç teşkil edip etmediği tartışmaya dayalıdır. Tutuksuz yargılanmasına karar verilmesini talep ederiz" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. "Ağlama krizine girdim, karmaşıklık yaşadım" Yaşadığı travmayı İHA’ya anlatan 28 yaşındaki Kübra Ak, olayın aslında 1,5 ay öncesine dayandığını söyledi. Ak, "Yaklaşık 1,5 ay önce bir kere burada kendisiyle karşı karşıya kaldım. Karşıdan buraya yanıma geldi ve cinsel organıyla oynuyordu. O zaman sessiz kalıp gittim ve az ileride ağlama krizine girdim. İster istemez bir karmaşıklık yaşadım. Ne yapacağımı bilemiyordum" dedi. "Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor" Bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra (olay günü) M.B.’yi aynı bölgede bir kez daha gördüğünü ifade eden Ak, şöyle konuştu: "Arkadaşımı beklemek üzere karşıdan durağa geçtim. Benim ardımdan adam geldi, karşıya geçip bana kaş göz yaptı, dilini çıkarttı, ağzının içerisinde bir şeyler geveledi ve bu sırada da cinsel organıyla oynuyordu. Burada bir beyefendi vardı başımızda, onu kaldırıp, ’Karşı durağa gitmen gerekiyor, senin otobüsün orada’ diyip göndermeye çalıştı. Otobüs geldiğinde beyefendi kalkıp gitti. Sonra gelip buraya, ’Ahmak işte, göndermeye çalıştım gitmedi’ gibi şeyler söyledi. Ben oralı olmamaya çalışıyorum ve video kaydına devam ediyorum. Bana İzmit’e gideceğini söyledi. Ben de, ’Beni o duraktan buraya kadar takip ettiniz, gördünüz geldiğimi’ dedim. ’Evet, indin, geldiğini gördüm’ dedi. Bunlar zaten video kaydında da var. Benim geldiğimi gördüğünü söylüyor. İzmit otobüsü geldiğinde, ’Otobüs geldi, gitmeyecek misiniz?’ dedim. ’Yok, ben arkadaşımla buluşacaktım’ dedi. Otobüs gittikten sonra bana ’Ben hovardayım, sevgili arıyorum’ dedi. Ben tabii orada anlayamıyorum, konuşmasını da anlayamıyorun. ’Hovardayım işte’ deyip kahkaha atıyor. Ben o an şaşırdım. Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor." "Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir" Kübra Ak, olayın yaşandığı durağın hemen yakınında bir okulun bulunduğuna dikkati çekerek, "Burası kalabalık bir ortam, çocukların okuldan çıktığı bir yer. Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir. Hemen aşağısı dere, birine zarar gelse, boğuşma olsa... Ben bunların hepsini düşünerek arkadaşımdan destek istedim. Polis çağırdı. Polisi karşıda görünce ’İstemezsen sen bilirsin’ gibi benimle konuşarak arkasını döndü gitti. Ben o an sinirlerime hakim olamadım. Kendimi koruma içgüdüsüyle mi anlamadım birkaç kez vurdum. Ben vurunca polisler yakalamalarını söyledi. İnsanlar yakalayıp adamı getirdiler. Polise şikayetçi olduğumu söyledim. O gece karakolda kaldı" diye konuştu. "Organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var" Ak, sözlerine şöyle devam etti: "Mahkemeye gittim. Kendisi zaten avukat tutmuş. İfadesinde kendisine iftira attığımı söylüyor. Benim onu darp ettiğimi, kameraya alırken de canlı yayın yapıyormuşum, kendi kendime söylendiğimi, bu sebeple gittiğini söylüyor. Ben ona gidip saldırıyormuşum, kendi beyanı bu şekilde ama tabii hiçbir şekilde böyle bir şey yok. Ben o süreçte kendisini video kaydına alıyordum, kendimi koruma amaçlı. Burada gerçekten birine bir şey olabilirdi. Şuan dava devam ediyor. Kendisi serbest bırakıldı. Yaklaşık bir ay tutuklu kaldı. Açıkçası böyle insanların, özellikle çocuklara, kadınlara, insanlara zarar vermesini istemiyorum. Ben kendisinden şikayetçiyim. Süreç devam ediyor. Ayrıca ben velilerin de dikkat etmesini istiyorum. Hem okul köşesinde hem de kalabalık bir ortamda cinsel organıyla oynayan bir insan her şeyi yapabilir diye düşünüyorum. Kendilerinin ’görüntüler yanlış anlaşılmaya müsait’ gibi bir beyanı oldu ama ben görüntülerin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu düşünmüyorum. Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var, videolarda da belli. Ben bunlardan tiksindim. Bir başkasının, özellikle de küçük çocukların asla bunu yaşamasını istemiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum." "Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" Hayatında ilk kez böyle bir olayla karşı karşıya kaldığını vurgulayan genç kadın, "Böyle olayları okumak ile yaşamak gerçekten çok farklı. Duyunca, ’Geçmiş olsun’ deyip bu kötülüğü yaşayan kişiyle empati kurmaya çalışıyorsunuz ancak yaşadığınızda ne tepki vereceğinizi, çevrenin baskısı, kimse yardım etmiyor...Ben bu olayı yaşarken durakta bir beyefendi vardı, o bile konuya dahil olmuyor. Belki gündemden dolayı dahil olamıyordur ama hoş bir durum değil. Bir kadının yüzüne bakarak iğrenç bir hareket sergileniyor, bu hoş bir durum değil. Yaşadığım duygu karışıklığı, sinir, öfke, vücuduma gelen titremeler...Kendimi ifade bile edemedim. Zaten bu yüzden şahsa vurdum ama bu duyguyu yaşadığım için bu gerçekleşti. Kötü bir şey, kimsenin başına gelsin istemem. Tamam, bana fiziksel olarak dokunmamış olabilir ama benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil. Hiç kimse bir başkasının yüzünü, bedenini tatmin aracı olarak kullanamaz" ifadesini kullandı. Süreç içerisinde şahısla uzlaşmayacağının altını çizen Ak, "Maddi olarak tazminat talebim yok, ceza almasını istiyorum. Ulu orta bunu yapan bir insan başka şeyler de yapabilir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
İzmir Elektronik atıklar ekonomiye kazandırılacak Her yıl milyonlarca akıllı telefon, bilgisayar ve ev aleti kullanım ömrünü tamamlayarak devasa bir "elektronik atık" dağına dönüşüyor. Modern dünyanın en hızlı büyüyen atık problemine karşı geliştirilen Circularity projesi, teknolojiyi çöpe değil, döngüye dahil etmek için bilimsel bir yol haritası sunuyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Belmont Forum kapsamında fonlanan Circularity projesinin kapanış etkinliği Yaşar Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’den Yaşar Üniversitesi’nin yanı sıra Almanya, Japonya, Tayland ve Tayvan’dan beş üniversitenin paydaşlığında yürütülen çalışma; telefon ve elektrikli araba bataryaları gibi atıkları birer yük olmaktan çıkarıp hammaddeye dönüştürmeyi hedefliyor. Türkiye Koordinatörü Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu liderliğindeki proje ekibinde; Prof. Dr. Erhan Ada, Dr. Öğretim Üyesi Yeşim Deniz Özkan Özen, Dr. Öğretim Üyesi Mürüvvet Deniz Sezer ile araştırmacılar Çisem Lafcı ve Yalçın Berberoğlu yer aldı. Kişi başı 18.3 kg e-atık Proje kapsamında elde edilen veriler, Türkiye’nin 80 milyonu aşan nüfusuyla Batı Asya’nın en fazla elektronik atık üreten ülkelerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Türkiye’de kişi başı e-atık arzı 18,3 kilograma ulaşırken, yıllık toplam atık miktarı ise 1 milyon tonun üzerine çıkmış durumda. Araştırmalar, geleneksel "al-kullan-at" modelinin sürdürülemez olduğunu gösterirken, artan atık miktarı karşısında geri dönüşüm tesislerinin kapasitesinin yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. Akıllı telefon ömürleri 2 yıla kadar düştü Dünyada en hızlı büyüyen e-atık kaynağının akıllı telefonlar olduğunu ortaya koyan proje, tüketim hızındaki korkutucu artışı da gözler önüne serdi. Gelişmiş ülkelerde bir cihazın kullanım süresinin 2 yılın altına, gelişmekte olan ülkelerde ise 3 yıla kadar düştüğü kaydedildi. Bu durum, teknolojik döngünün her geçen gün daha hızlı bir atık dağına dönüştüğünü gösteriyor. Geleceğin tehdidi: Elektrikli araç bataryaları Proje sadece bugünün cihazlarını değil, geleceğin teknolojisi olan elektrikli araçları da kapsıyor. Paydaş kurumlardan biri olan Almanya Bayreuth Üniversitesi’nden paylaşılan verilere göre, 2024 itibarıyla Almanya yollarındaki bataryalı elektrikli araç (BEV) stoğu 1 milyon 651 binin üzerine çıktı. Bu araçların bataryalarının gelecekte devasa bir atık havuzu oluşturmaması için döngüsel ekonomi modellerinin bugünden kurulması gerektiği vurgulanıyor. "Döngüsel ekonomi en güçlü kasımız" Proje Koordinatörü ve Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, üniversitenin bu alandaki öncü rolünü şu sözlerle özetledi: "Üniversitemiz için döngüsel ekonomi, TÜBİTAK raporları ve küresel analizlerle tescillenmiş en güçlü kaslarımızdan biridir. Projemiz, 2023 yılında Belmont Forum tarafından fonlanan ve dünyada bu alanda seçilen sadece 7 projeden biri olma özelliğini taşıyor. ’Üret, tüket ve at’ mantığına dayanan lineer sistemlerin tıkandığı bu dönemde; lojistik penceresinden bakarak bu yapıyı döngüsel bir modele çevirmek için gayret gösteriyoruz. Amacımız gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır." "Akademik rehberlik bizim için yol gösterici" Etkinliğe katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Daire Başkanı Sabriye Ayhan, üniversitelerin bu süreçteki önemini vurgulayarak şunları söyledi: "Bakanlık olarak politikalarımızı üniversitelerimizin bilimsel rehberliğiyle yürütüyoruz. Döngüsel ekonomi artık çevresel bir tercihin ötesinde, küresel bir ekonomik zorunluluktur. ’Al-kullan-at’ modelinin yerini; kaynağın verimli kullanıldığı, atığın tekrar üretime dahil edildiği ve sektörel rekabetçiliğin arttığı yeni bir sistem almaktadır."
Bursa BUÜ’de "Ortak Dış Politika Vizyonu" konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının geleceğine ışık tutan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Uluslararası İlişkiler Topluluğu tarafından düzenlenen "Türk Devletleri Teşkilatı: Yeni Yüzyılda Ortak Dış Politika Vizyonu" başlıklı konferans, üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde gerçekleştirildi. Programın açılışında söz alan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, küresel dengelerin hızla değiştiği bir çağda ortak tarih ve kültür etrafında şekillenen birlikteliklerin önemine dikkat çekti. Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) üye ülkeler arasında siyasi, ekonomik ve kültürel bağları güçlendiren hayati bir platform olduğunu belirten Prof. Dr. Çiftçi, ortak dış politika vizyonunun uluslararası alanda güçlü bir duruş sergilemek adına stratejik bir gereklilik haline geldiğini ifade etti. Bu tür etkinliklerin yarının karar vericileri olacak gençler için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayan Çiftçi, organizasyonda emeği geçenlere teşekkürlerini sundu. Uluslararası İlişkiler Topluluğu Başkanı Yağız Mert Uğurlu, topluluğun 30 yıllık birikimiyle Türk dünyasının jeopolitik geleceğini analiz etmeyi öncelediklerini belirtti. TDT’nin bölgesel bir iş birliğinden küresel bir faktöre dönüştüğünü vurgulayan Uğurlu, İsmail Gaspıralı’nın "dilde, fikirde, işte birlik" ülküsünün bugün stratejik bir iradeyle somutlaştığını ifade etti. Konferansın ana konuşmacısı olan ve TDT nezdinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Daimi Temsilcisi olarak atanan Büyükelçi Ufuk Ekici, mezun olduğu okulun kürsüsünde bulunmaktan duyduğu gururu dile getirerek sözlerine başladı. Diplomatik kariyerinde Bursa Uludağ Üniversitesi’nde aldığı eğitimin kilit rol oynadığını belirten Ekici, yeni hayata geçirilen "Daimi Temsilcilik" mekanizmasının teşkilatın kurumsallaşmasında tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Büyükelçi; bir asır önce filizlenen Türk birliği idealinin, bugün "2040 Vizyon Belgesi" ile ayakları yere basan somut bir jeopolitik gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Konuşmasının devamında TDT’nin sadece kültürel bir bağ değil, aynı zamanda enerji koridorlarından savunma sanayi iş birliklerine kadar genişleyen çok boyutlu bir güvenlik ve ekonomi havzası oluşturduğunu belirten Ekici, Türkiye’nin bu süreçteki öncü rolüne ve İstanbul’da yerleşik Daimi Temsilciliğin üye devletlerarasındaki koordinasyonu ne denli hızlandıracağına dikkat çekti. Türk dünyasının yeni yüzyılda küresel siyasette pasif bir gözlemci değil, oyun kurucu bir aktör olarak konumlandığını hatırlatan Büyükelçi, özellikle Orta Koridor gibi stratejik projelerin Türk devletlerini küresel ticaretin merkezine yerleştirdiğini söyleyerek genç mülkiyelilere bu vizyonu geleceğe taşımaları noktasında ilham verici tavsiyelerde bulundu. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından çekilen fotoğraflar ile sona erdi.
İstanbul BEST Grup ile Base Studio’dan savunma sanayiinde iş birliği Tera Holding çatısı altında faaliyet gösteren BEST Grup ile İtalya merkezli askeri araç mühendisliği şirketi Base Studio, SAHA EXPO kapsamında savunma teknolojileri ve araç dizaynı alanında iş birliği anlaşması imzaladı. Türkiye’de zırhlama ve savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren BEST Grup ile askeri araç mühendisliği alanında çalışmalar yürüten İtalya merkezli Base Studio arasında stratejik iş birliği anlaşması SAHA EXPO’da imzalandı. Base Studio Standı’nda düzenlenen törende taraflar, savunma teknolojileri ve araç dizaynını kapsayan Mutabakat Zaptı’na imza attı. Anlaşma kapsamında yeni nesil araç tasarımları, mühendislik çözümleri ve uluslararası pazarlara yönelik ürün geliştirme süreçlerinde ortak çalışmalar yürütülmesi planlanıyor. İş birliğinin, son kullanıcının ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesi ve savunma sanayiinde ihracat odaklı projelerin artırılması hedefiyle hayata geçirildiği belirtildi. Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, imza töreninde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Türkiye bugün savunma sanayiinde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil, geliştirdiği teknolojilerle dünyada dikkat çeken güçlü bir üretim merkezi haline geldi. BEST Grup ile Base Studio arasında imzalanan bu stratejik iş birliği, Türk mühendisliğinin ulaştığı seviyenin önemli göstergelerinden biridir. Yerli üretim gücümüzü uluslararası mühendislik vizyonuyla birleştirerek yeni nesil teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz. Savunma sanayiinde atılan her güçlü adım, Türkiye’nin bağımsız üretim kapasitesine ve milli teknoloji vizyonuna katkı sağlamaktadır. İmzalanan anlaşma; savunma teknolojileri, askeri araç mühendisliği, yeni nesil zırhlı araç tasarımları ve araç dizaynı alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesini kapsamaktadır. Bu iş birliğiyle birlikte son kullanıcının sahadaki ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilen, güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel verimlilik açısından daha güçlü çözümler geliştirilmesi hedeflenmektedir. Aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayi ihracatına katkı sağlayacak yeni ürünlerin uluslararası pazarlara sunulması amaçlanmaktadır. Bu stratejik iş birliğinin ülkemiz, sektörümüz ve savunma sanayiimiz adına hayırlı olmasını diliyorum." Base Studio Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Remzi Oduncu ise açıklamasında, "Sizin gibi değerli bir markayla birlikte yol almaktan son derece mutluyuz. Geniş ürün yelpazemizle BEST Grup’a katkı sunacak olmaktan gurur duyuyoruz. Bu iş birliğinin uzun soluklu ve verimli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. İnşallah bir sonraki SAHA Expo’da geliştireceğimiz yeni ürünleri sergilemeyi hedefliyoruz" dedi.