POLİTİKA - 03 Mart 2026 Salı 17:43

Bakan Fidan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Odile Renaud-Basso’yu kabul etti

A
A
A
Bakan Fidan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Odile Renaud-Basso’yu kabul etti

Bakan Fidan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Odile Renaud-Basso’yu kabul etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Memur maaşlarında "çoklu veri ortalaması" ve "aylık eşel mobil" çağrısı HEKİMSEN, kamu çalışanlarının maaş artışlarını belirleyen enflasyon verilerinde çoklu veri ortalaması modeline ve aylık eşel mobil sistemine geçilmesi çağrısında bulundu. HEKİMSEN’den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de her ay açıklanan enflasyon verilerinin kamuoyunda tartışma oluşturduğu ve farklı kurumlarca açıklanan oranlar arasındaki farkın, kamu çalışanlarının maaş artışlarının belirlenmesinde güven sorunu oluşturduğu belirtildi. Bir kurumun aylık enflasyonu yüzde 2,96 olarak duyururken, diğerinin yüzde 3,85, farklı bir araştırma grubunun ise yüzde 4,01 oranını açıklayabildiğine dikkati çekilen açıklamada, bu durumun "Gerçek enflasyon hangisi?" sorusunu yeniden gündeme taşıdığı ifade edildi. Açıklamada, enflasyon oranlarının ürün sepeti, veri toplama yöntemi, örnekleme alanı ve hesaplama tekniklerine göre değişiklik göstermesinin akademik düzeyde tartışılabileceği ancak maaş artışlarının tek bir veri kaynağına bağlanmasının ciddi sorun oluşturduğu vurgulanarak, yüzde 1’lik bir farkın bile yıl boyunca biriktiğinde ciddi bir reel gelir kaybına dönüştüğü kaydedildi. "Enflasyon oranı birden fazla veri kaynağı ile belirlenmelidir" Maaş artışlarının tek bir veri kaynağına göre belirlenmesinin, veriler tartışmalı hale geldiğinde güveni sarstığı aktarılan açıklamada, enflasyon farkının yalnızca Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine bağlı kalınmadan hesaplanması gerektiği savunuldu. Çalışan lehine güvenlik mekanizması oluşturulması gerektiği belirtilen açıklamada, şu önerilere yer verildi: "Enflasyon oranı; İstanbul Ticaret Odası (İTO), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bünyesindeki bir üniversite, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve Merkez Bankası gibi en az üç bağımsız veya resmi ekonomik araştırma kuruluşunun açıkladığı verilerin ortalaması esas alınarak hesaplanmalı. Bu kurumlar, toplu sözleşme görüşmelerinde tarafların mutabakatıyla belirlenmeli ve hesaplama yöntemi şeffaf olmalı. Çalışan aleyhine bir durum oluşmaması için, üçlü ortalama TÜİK verisinden düşük çıkarsa TÜİK oranı esas alınmalı." Enflasyonun her ay artmasına rağmen maaşların 6 ayda bir güncellenmesinin kamu çalışanlarını fiilen her ay gelir kaybına uğrattığı belirtilen açıklamada, "eşel mobil" sisteminin enflasyon oranı uygulamasında aylık olarak hayata geçirilmesi talep edildi. Bu modele göre, TÜİK ile birlikte en az üç kurumun açıkladığı aylık enflasyon verilerinin ortalamasının ilgili ayın maaş katsayılarına otomatik olarak yansıtılması gerektiği belirtilerek, "2026 yılı ocak ve temmuz dönemsel artışları, önceki zam mahsup edilmeden doğrudan uygulanmalıdır" denildi. Enflasyon tartışmasının yalnızca teknik bir mesele olmadığı, kamu çalışanlarının sofrasını ve geleceğini doğrudan etkilediği altı çizilen açıklamada, "adil ücret, şeffaf veri, otomatik koruma" vurgusu yapıldı. Açıklamada, reel gelirin korunmadığı bir sistemde mesleki motivasyonun ve kamu hizmetinde sürdürülebilirliğin sağlanamayacağı ifade edildi.
Şırnak İran-ABD-İsrail savaşı rotayı Şırnak’a çevirdi: Erbil uçakları Şerafettin Elçi Havalimanı’na iniyor İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan savaş nedeniyle Irak’taki havalimanlarına iniş yapamayan uçaklar, Şırnak’taki Şerafettin Elçi Havalimanı’na iniş yapıyor. Ortadoğu’da devam eden savaş ve güvenlik riskleri nedeniyle Erbil Uluslararası Havalimanı’na iniş yapamayan yolcu uçakları, rotalarını Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’na çevirdi. Özellikle Irak hava sahasındaki hareketlilik nedeniyle Şırnak’a iniş yapan uçaklardaki yolcular, burada işlemlerini tamamladıktan sonra karayolu üzerinden Habur Sınır Kapısı’nı kullanarak Irak’a geçiş yapıyor. Bölgedeki yoğunluk nedeniyle tarifeli seferlerin yanı sıra çok sayıda özel uçuşun da Şırnak’a yönlendirildiği öğrenildi. Bölgedeki zorunlu rota değişikliğinin yanı sıra Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı tarihi bir güne tanıklık etti. Erbil Havayolları tarafından icra edilen operasyonla, Almanya’nın Düsseldorf şehrinden Şırnak’a ilk direkt dış hat uçuşu gerçekleştirildi. Erbil Havayolları’na ait uçakla Düsseldorf’tan gelen 145 yolcu Şırnak’a iniş yaparken, aynı uçak Şırnak’tan 170 yolcu alarak havalandı. Havalimanı yetkilileri ve vatandaşlar, yaşanan bu hareketliliğin Şırnak’ın bölgesel bir lojistik ve ulaşım merkezi olma potansiyelini artırdığına dikkat çekiyor. Irak’a gitmek için Şırnak’ı tercih eden yolcular, sunulan hizmetten ve ulaşım kolaylığından memnun olduklarını dile getirirken, havalimanındaki yoğunluğun önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.
Bursa Milli kayakçının öldüğü otel yangınında çıkan karara aileden tepki Uludağ’da milli kayakçı Berkin Usta ile kayak hocası babası Yahya Usta ve annesi Fikriye Usta’nın hayatlarını kaybettikleri otel yangınına ilişkin davada tutuklu sanıkların tahliye edilmesi, Usta ailesinin yakınlarını ve avukatlarını isyan ettirdi. Uludağ’da geçtiğimiz yıl bir otelde çıkan yangında milli kayakçı Berkin Usta ile Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Derneği Başkanı olan babası Yahya Kemal Usta ve annesi Fikriye Usta hayatını kaybetti. Yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğu öne sürülürken, oteldeki eksiklikler ve müdahale sürecine ilişkin ihmaller tartışma konusu oldu. Olayla ilgili açılan davada tutuklu sanıklar Cevdet Kadir A. ile Tekin D., 26 Şubat 2026 tarihinde görülen ilk duruşmada yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi şartıyla tahliye edildi. Kararın ardından hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savunarak karara tepki gösterdi. Birbiriyle çelişen iki farklı bilirkişi raporu Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat İsmail Eray Çokal, dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Soruşturma sürecinin yaklaşık 11 ay sürdüğünü belirten Çokal, dosyada birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu söyledi. Raporlardan birinin otel sahiplerini asli kusurlu bulduğunu, diğerinin ise kusur yüklemediğini ifade eden Çokal, kusur atfetmeyen raporun esas alınarak iddianame düzenlendiğini savundu. Duruşmada mağdur vekillerine tanıklara doğrudan soru sorma imkanı tanınmadığını da öne süren Çokal, "Verilecek hiçbir karar ölenleri geri getirmeyecek, sadece Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın, insanlar gittikleri otellerde tatillerini yaparken dumandan zehirlenip ölmesinler diye emsal bir karar alma derdindeyiz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Elimizde de çok fazla bir yetki yok bu mücadele esnasında. Duruşmada basın mensupları mahkeme başkanının kararı ile duruşma salonuna alınmadı. Başsavcılığın bu yönde bir kararı olmamasına, dosyada bir gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensuplarının alınmamasını biz de anlayamadık. Mahkemelerden, hakim ve savcılarımızdan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan, Adalet Bakanlığı ve adalet bakanımızdan destek bekliyoruz. Bu dosya iyi araştırılmadı. Raporlar eksik, dosyadaki tanık beyanlarından ne denli eksik bir soruşturma aşaması yürütüldüğünü zaten net bir şekilde anlayabiliyoruz. Çok uzun uzadıya anlatmak, teknik detaylara girmek istemiyorum fakat hukuk tekniği açısından pek çok hata var dosya içerisinde" dedi. Duruşma çıkışında Yahya Kemal Usta’nın kız kardeşlerinin yanına gelip, çözüm arayan gözlerle baktıklarını belirten Çokal, "Çok üzgünüz, çok üzülüyoruz. Ölen aile bizim de yakınlarımızdı, aile dostlarımızdı. Onları kaybetmiş olmanın verdiği acı bir tarafa, hukukçu olarak onların hatıralarına binaen bir şey yapamıyor olmak ayrı bir acı veriyor. Ailelerine de bir cevap veremiyoruz. Duruşmanın çıkışında vefat eden Yahya Kemal Usta’nın iki kız kardeşi yanıma geldi, ‘Bizim yeğenimiz, gelinimiz ve kardeşimiz vefat etti. Ne yapalım, bizi tutuklasınlar bari. Zaten hayatta yaşayacak bir gücümüz kalmadı’ dediler. Verecek bir cevap bulamadım kendilerine. Bütün temennimiz mağdur ailelerin bir nebze olsun vicdanını rahatlatacak bir karar çıkması, suçluların cezalandırılması ve bir daha ülkemizde bu tür yangınların çıkmaması için emsal niteliğinde bir karar alınması yönünde" dedi. Hayatını kaybeden Yahya Kemal Usta’nın yeğeni Uğur Gündüz ise yangın gecesi yaşananlara ilişkin çelişkilere dikkat çekti. Yangını duydukları anda olay yerine gittiklerini belirten Gündüz, bilirkişi raporları arasında ciddi farklılık bulunduğunu savunarak, "Sanki yangına dayım sebep olmuş gibi bir tablo oluşturuluyor. Oysa o saatte orada olmadığı ortada. Yeniden kapsamlı bir bilirkişi incelemesi istiyoruz" ifadelerini kullandı. Usta’nın kız kardeşi Feride Gündüz de duruşmada verilen tahliye kararına tepki göstererek, ifadelerin birbiriyle örtüşmediğini iddia etti. Gündüz, "Üç canımızı kaybettik. Herkes serbest kalıyor, biz ise adalet arıyoruz. Tüm suçların kardeşimin üzerine yıkılmasını kabul edemiyorum" dedi. Avukatlara söz hakkı verilmediğini ve çelişkili ifadelerin yer aldığını belirten Feride Gündüz, "Benim kardeşim şömineyi yakarlarken orada değilmiş, bunu kendileri itiraf etti. Oradaki çalışanlar yakmış. Kardeşim defalarca ’Ateşi söndürdünüz mü?’ diye sormuş, ’Evet söndürdük’ demişler fakat közler kalmış. Benim burada kardeşimin bir suçu yok. Biz üç canımızı kaybettik fakat otelin ne sahibi ortada ne de bilirkişi raporları tutuyor. Kamera kayıtlarını ortaya çıkarmıyorlar" dedi. Aile üyeleri, tek beklentilerinin adaletin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması olduğunu dile getirdi. Davanın 22 Nisan tarihinde devam edeceği öğrenildi.