Yerel Haberler
Adana
Göl içindeki Augusto Antik Kentin olduğu yer sit alanı ilan edildi 28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:50:34 Adana’nın Sarıçam ilçesinde bulunan Seyhan Baraj Gölü Rezervuar Alanı, Augusto Antik Kentin olduğu yer Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Resmî Gazete’de 11 Ocak 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren karar, bölgedeki tarihi ve kültürel mirasın korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Seyhan Baraj Gölü’nde su seviyesinin düştüğü dönemlerde Sarıçam ilçesine bağlı Karaömerli Mahallesi yakınlarında Roma dönemine ait Augusta Antik Kenti kalıntıları yeniden gün yüzüne çıkıyor. M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen antik kentten bugüne kadar sikkeler, mezar taşları ve çeşitli mimari parçaların bulunduğu, bu eserlerin Adana’daki müzelerde korunduğu öğrenildi. Bu alan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Resmî Gazete’de 11 Ocak 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren kararla birlikte Seyhan Baraj Gölü rezervuar alanı ile çevresindeki tarihi bölgeler koruma altına alınırken, bölgede yapılacak tüm kazı, bilimsel araştırma ve imar planlarının birinci derece arkeolojik sit statüsüne uygun şekilde yürütülmesi kararlaştırıldı. Yetkililer, sit kararının alınmasında bölgede tarih öncesi ve antik döneme ait kalıntıların bulunma ihtimali ile kültürel miras değerinin yüksek olmasının etkili olduğunu belirtti. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan tarihçi yazar Cezmi Yurtsever, sit alanı kararının önemli olduğunu belirterek bölgede kapsamlı arkeolojik çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Yurtsever, "Roma İmparatoru Augustus’un eşi Livia anısına, günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce bir antik kent inşa edildi. O kentin tarihiyle ilgili, o dönem kullanılan paralar gün yüzüne çıkıyor. Bir yüzünde Livia, diğer yüzünde ise Nehir tanrıçası bulunuyor. Arkeolojik kazı yapılmadan yalnızca yüzeyden görülen bir antik kentin varlığı biliniyor" dedi. Bölgede sualtı arkeoloji çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade eden Yurtsever, "Oranın sit alanı olarak değerlendirilmesi geç kalınmış bir karardır. 1955 yılında sular orayı kaplamış. Üzerinden 71 yıl geçmiş. Bugün sit alanı ilan edilmiş olsa da sualtında kalan çok sayıda eser var. Buna rağmen bölgede çalışma yapılması gerekiyor" diye konuştu. Yurtsever ayrıca bölgede tiyatro binası, sütunlar, yollar ve su kanallarına ait kalıntılar bulunduğunu öne sürerek, yapılacak bilimsel çalışmaların Adana tarihine önemli katkılar sunacağını kaydetti.
Kur’an-ı Kerim’lere zarar veren 2 kişi tutuklandı
06 Mart 2026 Cuma - 17:32 Kur’an-ı Kerim’lere zarar veren 2 kişi tutuklandı Adana’da Kur’an kursunda Kur’an-ı Kerim’lere zarar verip hırsızlık yapan 2 kişi tutuklandı. Olay, 4 Mart günü Yüreğir ilçesine bağlı Abdioğlu Mahallesi’nde bulunan Abdioğlu Kız Kur’an Kursu’nda meydana geldi. İddiaya göre, gece saatlerinde kurs binasına gelen kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tahta kapıyı kırıp içeri girdi. İçeri giren şüpheliler kurs içerisindeki eşyaları dağıtırken Kur’an-ı Kerim’lere de zarar verdi. Sabah kursa gelen görevli, kapının kırık olduğunu ve içerinin dağıtıldığını görünce durumu jandarma ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen ekipler kurs binasında inceleme yaptı. Jandarma ekipleri kursa zarar veren kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı. Abdioğlu Kız Kur’an Kursu görevlisi Ayşe Görgülü ise, "O gördüğüm manzarayı ne aklım, ne de fikrim kabul etti. Kitaplıkta ne kadar Kur’an-ı Kerim varsa yere atmışlar. Atarken hunharca atmışlar ki yaprakları bile yırtılmış. Akıllarına ne kadar zarar geliyorsa vermişler. Bu şahıslar bir an önce bulunsun, tedavi olsun ve hayatlarını böyle karartmasınlar" diye konuştu. İl Jandarma Komutanlığı JASAT ve Yüreğir İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kur’an kursuna zarar verip hırsızlık yapan H.H.Y. ve D.T.’yi operasyonla yakaladı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Kur’an-i Kerim’e zarar veren 2 kişi tutuklandı
06 Mart 2026 Cuma - 17:05 Kur’an-i Kerim’e zarar veren 2 kişi tutuklandı Adana’da Kur’an kursunda Kur’a-ı Kerim’lere zarar verip hırsızlık yapan 2 kişi tutuklandı. Olay, 4 Mart günü Yüreğir ilçesine bağlı Abdioğlu Mahallesi’nde bulunan Abdioğlu Kız Kur’an Kursu’nda meydana geldi. İddiaya göre, gece saatlerinde kurs binasına gelen kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tahta kapıyı kırıp içeri girdi. İçeri giren şüpheliler kurs içerisindeki eşyaları dağıtırken Kur’an-ı Kerim’lere de zarar verdi. Sabah kursa gelen görevli, kapının kırık olduğunu ve içerinin dağıtıldığını görünce durumu jandarma ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen ekipler kurs binasında inceleme yaptı. Jandarma ekipleri kursa zarar veren kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı. Abdioğlu Kız Kur’an Kursu görevlisi Ayşe Görgülü ise, "O gördüğüm manzarayı ne aklım, ne de fikrim kabul etti. Kitaplıkta ne kadar Kur’an-ı Kerim varsa yere atmışlar. Atarken hunharca atmışlar ki yaprakları bile yırtılmış. Akıllarına ne kadar zarar geliyorsa vermişler. Bu şahıslar biran önce bulunsun, tedavi olsun ve hayatlarını böyle karartmasınlar" diye konuştu. İl Jandarma Komutanlığı JASAT ve Yüreğir İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kur’an Kursuna zarar verip hırsızlık yapan H.H.Y. ve D.T.’yi operasyonla yakaladı. Şüpheliler işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Adana’da konargöçer kadınlara taşınabilir enerji desteği
06 Mart 2026 Cuma - 16:51 Adana’da konargöçer kadınlara taşınabilir enerji desteği ADANA (İHA) – Adana’nın Kozan ilçesinde hayvancılıkla geçimini sağlayan konargöçer ailelere yönelik taşınabilir güneş enerjisi sistemi (GES) dağıtımı gerçekleştirildi. Kozan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen programa Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, AK Parti Adana Milletvekilleri Abdullah Doğru ve Ahmet Zenbilci, Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, Kozan İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mutlu Karataş, Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü ile siyasi parti temsilcileri ve kurum müdürleri katıldı. Göçer ailelerin yaşamı kolaylaşacak Programda konuşan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi’nin Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, IFAD ek finansmanı ve UNDP iş birliğiyle yürütüldüğünü belirtti. Bayazıt, projenin Adana’da 600 metre ve üzeri rakıma sahip, ova ilçelerine göre dezavantajlı konumdaki kırsal alanlarda doğal kaynak yönetimini iyileştirmeyi, ekonomik kümelenme yaklaşımıyla katma değeri artırmayı ve küçük ölçekli çiftçilerin refah seviyesini yükseltmeyi amaçladığını ifade etti. 213 milyon liralık kırsal destek Projenin Adana’da 7 ilçeye bağlı 208 mahallede uygulandığını ve 2020 yılında başlayarak Mart 2027’de tamamlanmasının planlandığını aktaran Bayazıt, bugüne kadar önemli yatırımların hayata geçirildiğini söyledi. Bayazıt, "Bugüne kadar Adana’da proje kapsamında 213 milyon lira finansman kullanıldı ve kırsal alanda yaşayan 1.451 üreticimize doğrudan destek sağlandı. Altyapı yatırımlarından bireysel hibeye, çiftçi becerilerinin geliştirilmesinden kooperatiflerin desteklenmesine kadar birçok yatırım gerçekleştirildi" dedi. 184 göçer üreticiye GES desteği Göçer ailelerin yaşam standartlarının yükseltilmesi ve küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilirliğinin proje kapsamında önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Bayazıt, "Göçerler İçin Taşınabilir GES Sistemi" uygulaması kapsamında toplam 184 üreticiye destek verildiğini kaydetti. Her biri 58 bin lira değerinde olan taşınabilir güneş enerjisi sistemlerinin proje bütçesinden karşılandığını belirten Bayazıt, "Bu destekle göçerlerimizin aydınlatma, telefon şarjı ve buzdolabı gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri enerji sistemlerini temin etmiş olduk. Toplamda yaklaşık 10 milyon 700 bin lira hibe desteği sağlanmış olacak" diye konuştu. Üretici Elmas Zorca ise çocukluğundan bu yana göçer hayatı yaşadığını belirterek verilen desteğin kendileri için büyük kolaylık sağlayacağını ifade etti. Zorca, "2000 yılından bu yana kendi adıma hayvancılık yapıyorum ancak doğuştan göçer bir ailenin içindeyim. Şu anda 150 oğlakla birlikte keçi sürümüz var. Devletimize çok teşekkür ederim. Elektrik olmayınca bağ ve bahçelerde komşularla büyük zorluklar yaşıyoruz, bazen kötü sözler bile duyuyoruz. Ancak dağlara göçtüğümüzde bu sorunlar ortadan kalkacak" dedi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla göçer kadınlara ilçe protokolü tarafından gül ve sertifikaları da takdim edildi.
ATÜ’de yönetim ve bilimin mutfağı kadınlara emanet
06 Mart 2026 Cuma - 16:41 ATÜ’de yönetim ve bilimin mutfağı kadınlara emanet Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ), akademik ve yönetim kadrolarındaki kadın temsil oranıyla Türkiye’deki yükseköğretim kurumları arasında örnek bir tablo sergiliyor. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesindeki 5 fakülteden 4’ünde dekanlık görevini kadın akademisyenler yürütürken; Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ve Yabancı Diller Yüksekokulu da kadın yöneticiler tarafından idare ediliyor. Kurumsal kararların alındığı en üst merci olan ATÜ Senatosu’nda yer alan 15 kişiden 8’i kadın yönetici olarak yer alıyor. Toplam 439 akademik personelin 213’ünün kadınlardan oluştuğu üniversitede, her iki akademisyenden biri kadınlardan oluşarak akademik fırsat eşitliğinin en somut örneğini sunuyor. Türkiye ortalamasının üzerinde bir akademik temsil: yüzde 48,5 Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından paylaşılan güncel veriler, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin akademik kadro yapılanmasındaki başarısını tescilledi. Türkiye genelindeki üniversitelerin kadın akademik personel ortalamasıyla kıyaslandığında yüzde 48,5’lik bir oran yakalayan ATÜ, ülke ortalamasının üzerine çıkarak fırsat eşitliğinde öncü bir rol üstlendiğini gösterdi. Toplam 439 akademik personelin 213’ünün kadınlardan oluştuğu ATÜ’de, hem bilimsel üretimde hem de idari süreçlerde kadın akademisyenlerin aktif katılımıyla akademik dünyada fark oluşturmaya devam ediyor. "Başarımızın arkasında güçlü kadın imzası var" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, üniversitenin kısa sürede elde ettiği başarılarda kadın yöneticilerin ve akademisyenlerin emeğinin büyük olduğunu vurguladı. Rektör Sözen, 8 Mart mesajında şu ifadelere yer verdi: "Üniversitemizde yönetim anlayışımızı liyakat ve kapsayıcılık temelleri üzerine inşa ediyoruz. Bugün gururla ifade etmeliyim ki; fakültelerimizden senatomuza kadar her kademede kadın yöneticilerimizin vizyonu ve titiz çalışma prensipleri kurumumuza değer katıyor. Dekanlık görevlerini yürüten, senatomuzda çoğunluğu sağlayan ve akademik kadromuzun yaklaşık yarısını oluşturan kadın meslektaşlarımız, ATÜ’nün bilimsel kimliğini güçlendiriyor." Rektör Sözen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kadınların karar alma mekanizmalarında etkin rol aldığı bir kurumun çok daha üretken ve dinamik olduğuna inanıyoruz. Bu vesileyle, başta üniversitemiz bünyesindeki kıymetli çalışma arkadaşlarım olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; bilimde, sanatta ve hayatın her alanında bıraktıkları güçlü izler için teşekkür ediyorum."
Hırsızlık yapıp milyonlar kaybettiği sanal kumardan YEDAM desteğiyle kurtuldu
06 Mart 2026 Cuma - 11:21 Hırsızlık yapıp milyonlar kaybettiği sanal kumardan YEDAM desteğiyle kurtuldu Adana’da yaşayan 29 yaşındaki D.K., iletişime geçtiği Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destek sayesinde sanal kumar bağımlılığını hayatından çıkardı. Maddi ve manevi kayıplar yaşayan D.K., "Bağımlıların en çok yaptığı şey hırsızlık. Annemin, babamın kartını kullanmak, annemin altınını satmak gibi şeyler yaptım. Aileme zararım oldu. Bu süreçte yaklaşık 2,5 milyon kadar bir kaybımız oldu" dedi. Arkadaşının yönlendirmesiyle 2019 yılında sanal kumar oynamaya başlayan D.K., zamanla maddi ve manevi kayıplar yaşamaya başladı. Yaklaşık 3 yıldır YEDAM’da aldığı rehabilitasyon sayesinde sanal kumarı geride bırakan D.K., hayata yeniden başlamanın mutluluğunu yaşıyor. "’Ben kendimi kontrol edebilirim’ diye hep geçiştiriyordum" Sanal kumar bağımlılığını yenen 29 yaşındaki D.K., üniversitedeyken bir arkadaşı aracılığıyla sanal kumara başladığını belirterek, "İlk başta çok nadir oynuyordum. Sonra hayatın vermiş olduğu aileden uzaklık, psikolojik olarak yıprandığında mutlu olacağın şeyleri arama derken ben mutluluğu galiba orada bulduğum için ara ara oynarken artık günde ikiye çıktı sonra günde beşe çıktı. Bu süreçte insan ilk başta zaten kendisi yıpranıyor ama bence en çok aile veya eş yıpranıyor. Evet ben de çok yıprandım ama benim annem, babam, nişanlım daha çok yıprandılar. Çünkü onlar bir tedavi arayışı içindelerdi. Ben de ’ben kendimi kontrol edebilirim’ diye hep geçiştiriyordum. Maddi de manevi de en çok benim ailem yıprandı" dedi. D.K., bir gün kendi kendine ’ben artık oynamayacağım’ dediğini ifade ederek, "Çünkü hayatta hiçbir şeyi kalmayan bir insan nasılsa ben de olsa öyleydim. Bir hayvandan farklı hissetmiyordum kendimi. Annem, babam, ailem, hiç kimse benimle konuşmuyor. Ve bundan önce ben sayısız tedaviler gördüm. Hep özel sektörlerde. Hiçbir işe yaramadı, araştırdık YEDAM’ı bulduk. Bağımlıların en çok yaptığı şey hırsızlıktır. Ben başkasından değil ama annemin kartından, babamın kartından, annemin evde altını varsa altın satmak gibi şeyler yaptım. Ben başkalarına değil ama aileme zararım oldu. Bu süreçte yaklaşık 2,5 milyon kadar bir kaybımız oldu. Ve onu ben çalışmadığım için ailem ödedi" diye konuştu. "Kurtulamayacağımı düşünüyordum" 2,5 sene kadar bağımlılık süresi olduğunu kaydeden D.K., "Ben YEDAM’a ilk geldiğimde çok ümitli değildim. Kurtulamayacağımı düşünüyordum. ’Her şeyini kaybetmiş bir insan sıfırdan nasıl başlar’ diye düşünüyor insan. O sıralar ben ailem tarafından hem psikolojik şiddet hem de fiziki şiddete uğradım. Haklılar mıydı? Bence haklılardı. Başta çok kırılmıştım aslında ama burada ilk psikolojik danışmanımla başladım. Bir de sosyal hizmetler uzmanımla başladım. Atölyelere geldim. Haftada iki üç atölye yapıyordum. Aslında burada insan kendini keşfediyor. Ben hiç boyama veya resim yeteneğimin olduğunu bilmiyordum. Burada onları da kendimde keşfetmeye başladım ve o kadar iyi geliyor ki atölyeler. Böyle insanın oturup işe odaklanması ve bağımlılıkta beynine nasıl kontrol edebileceğine bence öğrenmenin en önemli yolu atölye olduğunu düşünüyorum ben. Bana sordular ’annenizle de görüşmenizi ister misiniz’ diye. Ben doktorlarla konuştuğumda anneme, babama anlatılmasından rahatsız olduğum için çok konuşamıyordum. Burada her şey gizlilikle olduğu için ben dedim ki ben isterim. Ailem de sizinle görüşmek isterse görüşebilirler. Ben üçüncü seneme girdim annem de gerçekten yılmadan hiç kaçırmadan benimle geldi. Annem, ablam görüştüler. Onlar da bağımlılığı öğrendi. Bence bağımlılıkta en önemli şey iletişim. İnsanı suçlamak yerine veya geçmişi hatırlatmak yerine iletişim kuvvetli olunca biz atlattık çok şükür. Ailem de şu an gayet iyiler. Nişanlandım mutluyuz. Bence en önemli etken ’evet yapabilirim’ demek. Bırakınca her şey daha berbat oluyor. Ben açıkçası bırakmıştım. Buraya gelmeseydim gerçekten ben şu an bu durumda olur muydum? Olmazdım kesinlikle. Yapabilirim demek çok önemli ve bir yolda istikrarlı yürümek daha çok önemli" şeklinde konuştu. "Bağımlılık bir hastalık, bundan kurtulabilmenin yolu kronik bir tedaviden geçiyor" Yeşilay Adana Şubesi Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, YEDAM’ların 105 farklı noktada hizmet verdiğini kaydederek, "Adana’da YEDAM Şubemiz iki oldu. Bağımlılıkla ilgili sorun yaşayan danışanımız buraya gelip bu hizmeti alarak bağımlı olduğu davranıştan uzak kalabiliyor. Burada bağımlılık döngüsünde takip çok önemli. Her aradığında ulaşabileceği buraya davet edildiğinde gelebileceği bir nokta onların aslında boşluklarını dolduruyor. Ufak bir boşluk bile onları yanlış yerlere yönlendirebiliyor, itebiliyor. Biz bu boşlukları hem Yeşilay Şube olarak, hem Yeşilay Danışmanlık Merkezi Rehabilitasyon Merkezleri olarak doldurmaya çalışıyoruz. ’Hayır diyebiliyorsan, ekrana değil hayata bağlıysan, sen de Yeşilaycısın’ insanımıza yaklaşmaya çalışıyoruz. Madde bağımlılığı, alkol bağımlılığını, sanal kumar dediğimiz kumar bağımlılığını geçmiş durumda. Bu konuda gelen veriler, danışan sayıları da doğrudan bunu teyitliyor zaten. Kumar oynamak, oynayabilecek alanlar zor iken şu an sanal alemde bu iş daha da kolaylaşmış durumda. Sağlıklı bireyler ve sağlıklı toplum oluşturabilmek adına YEDAM’daki bu hizmeti arttırmak istiyoruz. Çünkü bağımlılık bir hastalık, bu hastalıktan kurtulabilmenin yolu kronik bir tedaviden geçiyor" dedi.
Bebeği götürülünce evi yaktığı öne sürülen kadın faciaya neden oluyordu
06 Mart 2026 Cuma - 10:33 Bebeği götürülünce evi yaktığı öne sürülen kadın faciaya neden oluyordu Adana’da bir apartmanın 10’uncu katında çıkan yangının, ev sahibi kadın tarafından çıkarıldığı öne sürüldü. Gözaltına alınan kadının ifadesinde, "Canım sıkıldı iki çakmakla yatak odasını yaktım. İşin buraya geleceğini hesap etmedim" dediği öğrenilirken, komşuları ise kadının boşandığı eşinin 4 aylık bebeğini alıp götürmesi üzerine evi yaktığını iddia etti. Yangın, 2 Mart günü Adana’nın merkez Sarıçam ilçesine bağlı Gültepe Mahallesi’nde bir apartmanın 10’uncu katında çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yangın kısa sürede üst katlara sıçrayınca apartmanda panik yaşandı. O sırada 13’üncü katta mahsur kalan baba ve 19 aylık oğlu, bir inşaat işçisi tarafından kurtarıldı. Yangında üsteki 3 katta zarar gördü. Yangın söndürülürken polis ekipleri de olayla ilgili inceleme başlattı. Yapılan araştırmalarda yangını 10’uncu katta oturan R.G. isimli kadının çıkardığı öne sürüldü. Gözaltına alınan kadının ifadesinde, "Canım sıkıldı iki çakmakla yatak odasını yaktım. İşin buraya geleceğini hesap etmedim" dediği öğrenildi. Kadın ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Ancak apartman sakinleri kadının yangını, boşandığı eşinin 4 aylık bebeğini alıp götürmesi nedeniyle çıkardığını iddia ederek şikayetçi oldu. Yangında eşini, çocuğunu ve kedisini son anda kurtaran apartman sakini Yusuf Şan, yaşadıklarını anlattı. Şan, "Yangın çıktığında eşim beni kaldırdı ve ben hemen 10’uncu kata koştum. Komşumuzu bebeğiyle birlikte kurtarmak istedim. Dumanlar fazlalaşınca hemen kendi ailemi kurtardım. Aşağı indiğimizde kadın, eşime ‘Ben yaktım merak etme’ demiş. Kocası bebeği alıp götürünce kadın evi yakmış. Sıkıntılı bir kadınmış. Daha önceden de evini yakmış. Aklı ve bilinci yerinde. Ben o kadının evi yaktığını bilmiyordum, öğrenince çıldırdım. Eşim o sesleri duymasa biz içeride kalıp dumandan etkilenip belki ölecektik. O kadını görmek istemiyorum. Evimiz çok kötü durumda, artık ne yapacağız bilmiyoruz" dedi. Yangın sırasında 13’üncü katta 19 aylık oğlu ile mahsur kalan Mehmet Güzel ise kadından şikayetçi olduğunu belirterek, "Yangın 10’uncu katta yaşayan kadın tarafından çıkıyor. Ben o kadından şikayetçi oldum. Onun yüzünden az kalsın bebeğimle birlikte ölüyordum. Evde ben değil annem olsa şu anda çocuğum da annem de ölebilirdi" ifadelerini kullandı. Yangınla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.