Yerel Haberler
Adana
Adana’da salça sezonu başladı, damlar kızardı
09 Eylül 2024 Pazartesi - 09:54 Adana’da salça sezonu başladı, damlar kızardı Adana’da kırmızı biber hasadıyla birlikte salça sezonu da açıldı. Kırmızı biberden yapılan salçalar, güneşte suyunu alması için damlara serilmeye başlandı. Kentteki müstakil evler ile apartmanların damları da serilen biber salçaları ile kırmızıya boyandı. Havadan ilgi çekici görüntüler oluştu. Hazır salçalara güvenmeyip ev ekonomisine de katkı sunmak isteyen vatandaşlar, Karaisalı ve Karataş ilçesinin meşhur salçalık biberinin hasat edilmesiyle birlikte kent merkezindeki biber satıcılarına akın etti. Satıcılardan çuvallarla salçalık biber satın alan vatandaşların kimi türlü zahmetlerle biberleri eliyle temizlerken kimiyse biber çekim merkezlerinde elini değdirmeden temizleyip çektiriyor. Damlar kızardı Biberlerini çektiren vatandaşlar son olarak ise suyunu çekmesi için damlara seriyor. Kent genelinde bazı apartmanların ve müstakil evlerim damlarına serilen çekilmiş salçalık biberler, damları kırmızıya boyarken havadan ilgi çekici görüntüler de oluştu. “Bu sene biber bolluğu var” Karaisalı Biberciler ve Zeytinciler Derneği Başkanı Murat Kılıç, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, fiyatların geçen seneden daha ucuza seyrettiğini belirterek, “Geçen sene kilogram fiyatını 24-25 liraya sattığımız biberleri bu sene 14-15 liraya sattık. Vatandaşlar fiyattan çok memnun ama üretici memnun değil. Bu sene biber bolluğu var” dedi. Biber almaya gelen vatandaşlardan Dilber Yılmaz ise fiyatlardan memnun olduklarını söyledi. “Biber ucuz ama talep çok fazla yok” Biber çekim merkezi sahibi Ahmet Sarıgül ise günde ortalama 10 ton biber çektiklerini söyleyerek, “Kilosunu 6 liradan çekiyoruz. Biber ucuz ama talep çok fazla yok. Geçen seneki yoğunluk yok. Ekim ayına kadar biber çekimleri devam edecek” ifadelerini kullandı.
Narenciye üreticileri DFİF desteği bekliyor
09 Eylül 2024 Pazartesi - 09:08 Narenciye üreticileri DFİF desteği bekliyor Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarım üreticilerinin yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekerek, Destekleme Fiyat İstikrar Fonu’nun (DFİF) bu yıl özellikle narenciye üreticileri için devreye alınması gerektiğini vurguladı. Doğan, narenciye ürünlerinde yaşanan verim düşüklüğü ve artan maliyetler nedeniyle çiftçilerin büyük bir dar boğazda olduğunu belirterek, DFİF desteğinin çiftçilerin mağduriyetini giderecek önemli bir çözüm olduğunu ifade etti. Narenciye sektörü, Türkiye’nin tarımsal ihracatında önemli bir yere sahip olmasına rağmen, bu yıl özellikle Adana ve çevresindeki üreticiler ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, yaptığı açıklamada, bölgede narenciye üretiminde verimin önceki yıllara göre oldukça düşük olduğunu, çiftçilerin de maliyetlerin artması sebebiyle ciddi gelir kayıpları yaşadığını belirtti. Doğan, “Bu yıl narenciye üretiminde beklenilen verim alınamadı. Hem iklimsel şartlarının olumsuz etkileri hem de artan girdi maliyetleri, üreticilerimizi zora soktu. Çiftçilerimiz emeklerinin karşılığını alamıyor. Zaten zorlu şartlarda üretim yapan üreticilerimiz, bu düşük verimle beraber ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Narenciye üretiminde verim düşüklüğü sadece çiftçileri değil, aynı zamanda bölgedeki ekonomik dengeyi de olumsuz etkiliyor. Ürünlerin satış fiyatları üreticilerin beklentilerinin çok altında kalırken, maliyetler ise hızla artmaya devam ediyor. Gübre, ilaç, mazot gibi yüksek girdi maliyetleri üreticilerin kar marjını neredeyse sıfıra düşürdü. Çiftçilerin yaşadığı bu zorlukların aşılması için DFİF desteğinin devreye alınması önemli” dedi. Üreticilerin sesine kulak verilmeli Doğan, açıklamasında, DFİF, tarım ürünleri piyasalarında denge sağlamak, üreticilerin gelir kayıplarını telafi etmek ve istikrarı korumak amacıyla devreye alınan bir fon olarak bilindiğini belirterek, “Bu fon sayesinde narenciye üreticileri, fiyat dalgalanmalarına karşı korunmuş olacak ve zararları minimum seviyeye indirilebilecek. Destekleme Fiyat İstikrar Fonu’nun (DFİF) narenciye üreticileri için devreye alınmasını talep ediyoruz. Narenciye üretimi Türkiye için stratejik öneme sahip bir sektör. Bu sektörün ayakta kalması, ülke ekonomisi için de büyük önem taşıyor. Üreticilerimizin desteklenmesi, yalnızca onların değil, tüm tarımsal değer zincirinin korunması anlamına gelir. Çiftçilerimizin emeğinin boşa gitmemesi için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz. Narenciye üreticilerimizin bu zor günlerinde yanlarında olmak, onların ekonomik açıdan sürdürülebilir bir üretim yapabilmelerini sağlamak zorundayız. DFİF desteği, üreticilerimizin bir nebze olsun rahatlamasına yardımcı olacaktır. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımızın gerekli adımları atmasını bekliyoruz. Bizler de oda olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Çiftçilerin ürettiğini ülkenin kazandığını söyleyerek, “Ancak üreticimizin emeği karşılık bulmazsa, uzun vadede sektörde büyük kayıplar yaşanabilir. Bu yüzden, hem hükümetimizin hem de ilgili kurumların DFİF desteği konusunda hızlı bir adım atmaları çok önemli. Tarım sektörü ayakta kalmalı ve çiftçilerimiz yeniden hak ettikleri kazancı sağlamalıdır” dedi. Yüreğir Ziraat Odası olarak, narenciye üreticilerinin yaşadığı zorlukların aşılması için DFİF desteğinin bir an önce devreye alınmasını talep ettiklerini belirterek, “Bu destek, sadece çiftçilerimizin değil, tüm tarımsal üretim zincirinin korunmasına katkı sağlayacaktır. Narenciye üreticilerinin daha fazla mağdur olmaması için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” dedi.
Sanıktan ilginç savunma: "1.5 milyon liraya adam öldürecek değiliz"
08 Eylül 2024 Pazar - 16:12 Sanıktan ilginç savunma: "1.5 milyon liraya adam öldürecek değiliz" Adana’da bir kişiyi silahla öldürdüğü iddia edilen sanıklardan biri duruşmada, "Biz 1.5 milyon liraya adam öldürecek adamlar değiliz" dedi. Seyhan ilçesi Tellidere Mahallesi’nde 21 Mart 2023’te, iş yerinde Mevlüt Karayiğit’i düzenledikleri silahlı saldırıyla öldürdükleri iddia edilen Deniz Ulaş ve Mazlum Deniz ile kendilerine yardımcı olduğu öne sürülen Ersan E., yapılan araştırma sonucunda yakalandı. Şüphelilerin motosikletle kaçtığı anlar Kent Güvenliği Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarına yansıdı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Deniz Ulaş ve Mazlum Deniz tutuklanırken, Ersan E. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Şüphelilerin, 2 kişinin azmettirmesi sonucu 1,5 milyon lira karşılığı cinayeti işledikleri iddia edildi. Adana 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde haklarında ’İştirak halinde kasten öldürme’, ’Kasten öldürmeye yardım etme’, ’Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçlarından dava açılan Deniz Ulaş, Mazlum Deniz ve Ersan E. yargılanmaya başladı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Deniz Ulaş ve Mazlum Deniz katılırken, tutuksuz sanık Ersan E. ise yer almadı. Tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada sanıklardan Deniz Ulaş suçlamayı kabul etmedi. Başka bir cinayet davasında Adana 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamasının sürdüğünü ve bu davadan araması olduğunu belirten Ulaş, "Bizi azmettirdiği iddia edilen kişileri ve bu olayda öldürülen Mevlüt’ü de tanımam" dedi. Motosikletteki kişinin kendisi olmadığını öne süren ve müebbet hapis cezası istenen Ulaş, savunmasında şunları söyledi: "Cinayetin işlendiği iddia edilen gün arkadaşlarımla alkol almıştık. Dağıldıktan sonra alkolün etkisiyle evde uyumaya başladım. Hiçbir şekilde bu suçla ilgim yoktur. Ayrıca motosiklet üzerindeki resimlerden bir kişinin benim olduğuma ilişkin bilirkişi raporu da yoktur. Kafa dinlemek için sabahtan Mazlum’la birlikte gezdik, dolaştık ama bu suçu işlemedik. Ayrıca biz iddialara göre 1.5 milyon lira karşılığı adam öldürecek adamlar da değiliz." Hakkında müebbet hapis cezası istenen diğer sanık Mazlum Deniz de suçsuz olduğunu iddia etti. Kuaförlük yapan Deniz, "İddia edildiği gibi Mevlüt’ü dükkanının içerisinde öldürmüş değilim yine iddia edildiği gibi tetikçi de değilim. Motosikletle dönmeye yönelik görüntülerde tespit edilen kişi de ben değilim. Bana gösterdiğiniz o motosikleti süren ben değilim. Bütün bu nedenlerle suçlamaları kabul etmiyorum. Deniz’in anlattıklarına da katılıyorum" dedi. Daha sonra bilirkişi tarafından, sanıkların teşhis ve mukayeseye elverişli değişik açılardan fotoğrafları çekildi. Mahkeme savcısı mütalaasında, sanıkların tutukluluğunun devamını ve eksikliklerin tamamlanmasını talep etti. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğuna, tutuksuz sanığın bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine karar verip, duruşmayı eksikliklerin tamamlanması için ileri bir tarihe erteledi.
Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Sarıgeçeli: "Boykot ürünler kantinlerde yer almamalı"
08 Eylül 2024 Pazar - 10:47 Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Sarıgeçeli: "Boykot ürünler kantinlerde yer almamalı" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde boykot ürünlerinin okul kantinlerinde satılmaması gerektiğini söyledi. Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, pazartesi günü resmen başlayacak olan 2024-2025 eğitim-öğretim yılı nedeniyle önemli açıklamalar yaptı. Yeni dönemin, geleceğe ilişkin sorumlulukların konuşulduğu, eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının çözüme kavuşturulduğu, gelecek yıllara güven ve refah içinde erişmemizi sağlayacak eğitim sistemindeki dönüşümün temellerinin atılarak sağlam sütunlarının yükseldiği bir dönem olmasını temenni ettiklerini vurgulayan Sarıgeçili, "Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi olarak bu uğurda üzerimize düşen sorumluluğu büyük bir gururla ve özveriyle yerine getirmeye hazır olduğumuzu açık bir şekilde ifade ediyoruz" dedi. "Öğretmen açığı kapanmalı, sözleşmeli öğretmen uygulaması son bulmalıdır" Öğretmen açığı, öğretmen istihdamının bölgeler arası dengesiz dağılımı, iş güvencesiz ücretli öğretmen istihdamı, çalışma barışını ve iş motivasyonunu bozan sözleşmeli öğretmenlik ve mülakat uygulaması, yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, yasal düzenlemeye muhtaç kariyer basamakları sistemine süreklilik kazandırılamaması, ek ders ücretlerinin yetersizliği, okul yöneticiliğinin kariyer mesleği yerine ikincil görev olarak yürütülmeye çalışılması, okulların yardımcı personel ve bütçe sorunu gibi birçok konuda beklentileri karşılayan adımların atılmadığını ifade eden Sarıgeçili açıklamalarında, "Vakit kaybına tahammülü olmayan yapılması gereken çok iş, çözüme kavuşturulmayı bekleyen onlarca sorun bulunmaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatı’nın, değerlerine önem veren, bilgiyi beceriye dönüştüren, başarılı nesiller yetiştirecek bir müfredat olarak hayata geçirilecek olması yerinde olsa da yeni müfredatın uygulamaya konularak istenen sonuçları sağlaması ancak öğretmenlerin uyum sağlamasıyla mümkündür. Bu amaçla öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerine ağırlık verilmeli; öğretmenler, yeni müfredatı özümsemeleri ve öğrencilerine aktarabilmeleri için desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. "Yeni eğitim-öğretim yılında sorunlara çözüm üretilmeli, beklentiler karşılanmalıdır" Öğretmenlerin işlerinden memnuniyetleri ya da memnuniyetsizlikleri, eğitimin niteliğini, dolayısıyla ülkenin geleceğini ilgilendirmektedir. Öğretmenlerin umutsuzluğa kapılmalarını önlemek ve onlardan kaliteli hizmet almak için, kendilerine en başta iyi bir eğitim sistemi, iyi çalışma ortamı ve iyi imkânlar sunulmalıdır. Sorumluluk sahibi herkes, sorunlara çözüm üretme, beklentileri karşılama gayretinde olmalıdır" ifadelerini kullandı. Mustafa Sarıgeçili bir an önce çözüm bulunmasını istedikleri sorunları şöyle sıraladı: "Eğitim çalışanlarının alım gücü artırılmalıdır. 20 bin öğretmen atama sürecindeki belirsizlik bir an önce giderilmelidir. Mülakat uygulaması kaldırılmadır. Öğretmen açığı sorununa çözüm bulunmalıdır. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik son bulmalı, kadrolu istihdam esas alınmalıdır. Yer değişikliği talepleri karşılanmalıdır. Mağduriyet giderilerek kalıcı bir kariyer sistemi kurulmalıdır. Eksiklikler giderilmeli, Öğretmenlik Meslek Kanunu adını hak eden bir içeriğe kavuşturulmalıdır. İstihdamda güçlük çekilen bölgelerde cezbedici yöntemler hayata geçirilmelidir. Eğitim yöneticiliği liyakat ve kariyer ekseninde profesyonel bir meslek olarak yapılandırılmalıdır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı caydırıcı önlemler alınmalıdır. Öğretim yılına hazırlık ödeneği tüm eğitim çalışanlarına ödenmelidir. Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavları yapılmalıdır. Hizmetli ve memurların hakları iyileştirilmelidir. Şube müdürlerinin sorunları çözülmelidir. Okullara doğrudan ödenek tahsis edilmelidir. Depremin neden olduğu sorunlar tamamen giderilmelidir." "İşgücü Uygulama Programı, okulların temizlik sorununa çözüm olamaz" Eğitim ve öğretimin sağlıklı ve uygun ortamlarda yürütülmesi, ihtiyaçların yeterli ölçüde ve zamanında karşılanmasıyla mümkün olabileceğini hatırlatan Başkan Sarıgeçili, "Okullarımızda temizlik, güvenlik gibi hizmetleri yürüten yeterli sayıda yardımcı personelin varlığı olmazsa olmazdır. Okullarımızın yardımcı personel ihtiyacı kadrolu memur statüsünde personelle karşılanamadığından vazgeçilemez nitelikteki hizmetler, okul-aile birlikleri tarafından yapılan veya İŞKUR yönetimindeki geçici istihdam programlarıyla yürütülmeye çalışılmaktadır. Ancak okulların açıldığı bugünlerde halen çok sayıda okulun yardımcı personel ihtiyacı giderilememiştir. İŞKUR tarafından yeni uygulamaya konulan İşgücü Uygulama Programı da tam olarak hayata geçirilememiştir. İşgücü Uygulama Programı iş güvencesinden yoksun, adil ve yeterli bir gelir getirmeyen, sosyal güvencesiz bir çalışma biçimi olduğu için bu hâliyle okulların personel ihtiyacına kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm sunmadığı açıktır" ifadelerini kullandı. "Okul kantinlerinde boykot ürünlerinin satışına izin verilmemelidir" Açıklamalarının sonunda işgalci İsrail’in abluka altında tuttuğu Gazze ve Filistin’in diğer bölgelerinde masum halka yönelik gerçekleştirdiği katliam, zulüm, insan hakları ihlalleri ve diğer insanlık dışı uygulamalara karşı sessiz kalmamak gerektiğini de sözlerine ekleyen Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, "Siyonist İsrail ekonomisine katkıda bulunmak, işgal ve zulmün devamına katkıda bulunmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle okul kantinlerinde İsrail ya da İsrail’e destek veren firmaların ürünlerinin satılmaması, bu boykota katkıda bulunmanın bir yoludur. Yerli ürünlere öncelik vermek, millî ekonomiye katkıda bulunmak ve yerli üreticiyi desteklemek demektir. Okul kantinlerinde İsrail ürünlerinin yerine yerli ürünlerin satılması, bu amaca hizmet edecektir. Bu çerçevede, okul kantinlerinde İsrail menşeli veya İsrail’in Gazze katliamına destek açıklamasında bulunan yerli ve yabancı ürünlerin satışının yasaklanması sağlanmalıdır" dedi. Mustafa Sarıgeçili sözlerini, "Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi olarak, yeni eğitim-öğretim yılının eğitim çalışanlarına, öğrencilerimize, velilerimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor; eğitimin sorunlardan arındırılan bir dönem olması için sendikal mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade etmek istiyorum" diyerek tamamladı.