Yerel Haberler
Adana
Hamile karısını öldüren sanığın deli numarasını mahkeme yutmadı
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:13 Hamile karısını öldüren sanığın deli numarasını mahkeme yutmadı Adanada 5 aylık hamile eşini boğarak öldüren sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında, "O gece uyuşturucu alıp geldim, evin içinde Azrail’i, 3 harflileri görüyordum. Bana muska yazılmış. Bana muska yazan büyücünün Allah belasını versin" dedi. Hastane raporunun okunduğu duruşmada sanığın akıl sağlığının yerinde olduğu belirtildi. Olay, 29 Ekim 2023’te Seyhan ilçesi Kavaklı Mahallesi’nde meydana geldi. Emrah Demir (28) ile 1 yıllık eşi, 7 aylık hamile Hatice Demir (20) arasında gece saatlerinde tartışma çıktı. Gece boyu süren tartışma, sabaha karşı kavgaya dönüştü. Emrah Demir, bağırmaması için eliyle, eşinin yüzünü kapattı. Bir süre sonra eşinin hareketsiz kaldığını gören Demir, sokağa çıkıp komşularına, "Galiba eşimi öldürdüm" diye bağırdı. İhbarla adrese sevk edilen polis ve sağlık ekipleri, Hatice Demir’in hayatını kaybettiğini belirledi. Gözaltına alınan Emrah Demir, ifadesinde "İşten geldikten sonra alt katta oturan annemlerle yemek yedik, sonra yukarı çıktık. Ben televizyon izlerken, eşim yatmak istediğini söyledi ve gitti. Bir süre sonra kalkıp, yanıma geldi ve uyumayacağını söyledi. Ben de ’Gel, birlikte televizyon izleyelim’ dedim. Buna da karşı çıktı ve tartışma başlattı. Sonrasında ne olduğunu hatırlamıyorum" diyen Emrah Demir, sevk edildiği adliyede tutuklandı. Emrah Demir hakkında, ’Eşi kasten öldürmek’ suçundan Adana 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle açılan davaya devam edildi. Duruşmaya sanık Emrah Demir, tutuklu olduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Öldürülen Hatice Demir’in annesi Belgin, babası Ali Turgut ile tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada mahkeme başkanı, sanık Emrah Demir’in akıl sağlığı ile ilgili Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden raporun gönderildiğini, raporda sanığın akıl sağlığının yerinde olduğunun belirtildiğini söyledi. Daha sonra söz hakkı verilen sanık Emrah Demir, uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve bu yüzden kimseye zarar vermemek için geç evlendiğini söyledi. Eşini nasıl öldürdüğünü, uyuşturucu nedeniyle tam hatırlamadığını belirten sanık Demir, "Uyuşturucu bağımlısı biriyim. Tedavi görmek istiyorum. Cezaevinde kafamı devamlı duvarlara vuruyorum. Kimseye zarar vermek istemiyorum. O geceyi hatırlamıyorum. Kayınvalidem, kayınpederim ben ölünceye kadar annem ve babamdır, onlara acı çektirdiğim için çok üzgünüm. Başları sağ olsun. Ölen hanımefendi eşime başsağlığı diliyorum. Eşimi öldürmemin nedeni uyuşturucu bağımlısı olmamdır. O gece uyuşturucu alıp geldiğim evin içinde Azrail’i, 3 harflileri görüyordum. Bana muska yazılmış. Bana muska yazan büyücünün Allah belasını versin" dedi. Hatice Demir’in babası Ali ve annesi Belgin Turgut, sanıktan şikayetçi olup en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Hatice Demir’in anne ve babasının avukatlığını üstlenen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatları da sanığın hem eşini hem de karnındaki bebeğini öldürdüğünü belirterek, "Sanık 2 kişiyi öldürmüştür. Ayrıca, eşinin ölmesi için başında beklemiş, içeri girmek isteyenleri ve ambulans çağrılmasını engellemiştir. Biz, sanığın 2 kez ’Kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını istiyoruz" diye konuştu. Cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep edip esas hakkındaki mütalaasını vermek için süre istedi. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Emrah Demir’in tutukluluk halinin devamına ve esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dava dosyasının savcıya gönderilmesine karar verdi. Duruşma, eksikliklerin tamamlanması için ertelendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatları adliyede duruşmayla ilgili bilgi verdi. Avukat Şirin Şeyma Bulut, "6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatır, faillere caydırıcı set olur. Kadınları ve çocukları ancak yasalarla, adil yargılamalarla koruyabilirsiniz. Buradan tüm kadınları geçtiğimiz günlerde başlattığımız 6284 sayılı seferberliğe katılmaya, şiddetsiz, eşit, özgür bir yaşamı kurmaya çağırıyoruz. Bizler adaletin sağlanması için adliyelerdeyiz. Bu cesareti nereden alıyorlar?" dedi. (FRK-FKE-
Uyuşturucu parasını alamayınca ablasının evini yaktı
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:03 Uyuşturucu parasını alamayınca ablasının evini yaktı Adana’da kız kardeşini tabancayla vurduğu için cezaevine girip denetimli serbestlik yasasından faydalanarak dışarı çıkan bir kişi, uyuşturucu parası alamayınca ablasının evini yaktı. Olay, Yüreğir ilçesine bağlı Başak Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Halil Ç. (24), kardeşi Hülya Ç.’nin (30) oturduğu eve annesi Halime Ç.’nin (45) yanına gitti. Madde bağımlısı olduğu öne sürülen Halil Ç., annesinden uyuşturucu parası istedi. Anne Halime Ç. parayı vermeyince Halil Ç. evi ateşe verip kaçtı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ekipleri yangını kısa sürede söndürdü. Evde maddi hasar meydana geldi. Evin sahibi Hülya Ç. ”Eşim cezaevinde, bundan 4 gün önce ev sahibim beni evden attı. Bu eve taşınalı daha 3 gün oldu. Kardeşim biraz uzanacağım diyerek benden evin anahtarını istedi. Çocuklara okula götürmüştüm, geldiğimde evi yaktığını gördüm. Annemle kavga etmiş, eşiyle tartışmış, aynı zamanda kendisi de madde kullanıyor. Kavga da madde alabilmek için annemden para istemiş o da vermeyince kavga etmiş” dedi. Öte yandan, şüpheli Halil Ç.’nin Şubat ayında kız kardeşi Kübra Ç.’yi ayağından tabancayla vurduğu, denetimli serbestlik yasası çerçevesinde cezaevinden çıktığı öğrenildi. Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler söz konusu şüpheliyi yakalama çalışması başlattı.
Ceyhan Belediyesi TMMOB ile ortak protokol imzaladı
12 Eylül 2024 Perşembe - 15:09 Ceyhan Belediyesi TMMOB ile ortak protokol imzaladı Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, ilçenin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesi, sağlıklı kentleşme ve çevre değerlerinin korunarak yapılaşmanın sağlanması amacıyla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı odalarla iş birliği protokolü imzaladı. Protokol imza töreninde konuşan Aydar, bu iş birliğinin ilçenin geleceği açısından büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Aydar, konuşmasında şunları söyledi: “Bugün burada imzaladığımız bu protokol, Ceyhan’ımızın geleceği için attığımız önemli bir adımdır. İlçemizi, sadece bugünkü ihtiyaçları karşılamak değil, gelecekteki nesillerin de güven içinde yaşayabileceği bir yer haline getirmeyi amaçlıyoruz. Sağlıklı kentleşme, nitelikli yapılaşma ve doğal, tarihi değerlerimizin korunması en öncelikli hedeflerimizdir. Bu protokol ile ilçemizde deprem yönetmeliğine uygun ve daha dayanıklı binaların yapımı sağlanacaktır. Ayrıca çarpık kentleşmenin önüne geçilerek Ceyhan’ı en iyi şekilde geleceğe hazırlayacağız.” Aydar, konuşmasında ayrıca meslek odalarıyla yapılan bu iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Ceyhan’ı geliştirmek, büyütmek ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Ama bu sadece belediyemizin çalışmalarıyla olmaz, şehrimizin her kesimiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, meslek odalarıyla ve halkımızla birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Birlikten güç doğar. Bu protokol de işte tam bu anlayışın bir ürünüdür. Buradaki amacımız, Ceyhan’da nitelikli ve planlı yapılaşmayı sağlamak, doğamızı korumak, kültürel ve tarihi değerlerimizi gelecek nesillere aktarmaktır. Ceyhan’ı sadece büyüyen değil, aynı zamanda köklerine ve değerlerine sahip çıkan bir şehir haline getirmek için bu tür iş birlikleriyle şehrimizin vizyonunu genişletiyoruz. Hep birlikte daha güzel bir Ceyhan’ı geleceğe hazırlayacağız. Ceyhan’ımıza hayırlı olsun” dedi. Başkan Aydar, iş birliği çerçevesinde kentleşme sürecinde teknik uzmanlığa büyük önem verdiklerini, bu yüzden meslek odalarının deneyim ve bilgisini Ceyhan’ın hizmetine sunacaklarını ifade etti.
Çökertilen organ şebekesindeki 9 sanık tahliye edildi
12 Eylül 2024 Perşembe - 13:17 Çökertilen organ şebekesindeki 9 sanık tahliye edildi Adana’da Türkiye, Suriye ve İsrail üçgenindeki organ ticareti şebekesine yönelik düzenlenen operasyonda tutuklanan 9 sanık tahliye edildi. İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, Adana’ya gelen 2 kişinin pasaportunun sahte olduğunu belirledi. Adana Havalimanı’ndaki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen polis, İsrailli gibi gösterilen 2 kişinin Suriye uyruklu Zakarya Mohamad Zein (21) ile Abdurrahman Salim (20) olduğunu tespit etti. Polis, Suriye uyruklu 2 kişinin böbreklerini para karşılığı satmak için anlaştığını, nakil işleminin gerçekleşebilmesi için de Suriyelilerin İsrailli alıcılar Einat Abu Mdegem (28) ile Samir Abu Snini’nin (68) akrabaları gibi gösterilip, 2 sahte pasaport düzenlendiğini tespit etti. Pasaportlarda Suriyelilerin fotoğraflarına yer verilirken, isim ve diğer bilgilerin alıcıların akrabalarına ait olduğu belirlendi. Çalışmalar kapsamında teknik ve fiziki takip gerçekleştirildi. Türkiye ve İsrail arasındaki ’organ ticareti’ deşifre edildi. Böbrek nakli için etik komisyonuna müracaatların, Adana’da faaliyet gösteren sağlık turizm acentesi yetkilisi Mehmet Akif Ulaş (58), çalışan Fatma Ören (50), tercüman Esra Demir (51) ve Ahmed Karahasan (31) tarafından yapıldığı belirlendi. Bu tespitler sonrası harekete geçen polis, şüphelilerin organ nakli için Adana İl Sağlık Müdürlüğü Etik Komisyonu’na katılacakları gün olan 2 Mayıs’ta operasyon düzenlendi. Şüpheliler yakalanırken, üst aramasında ve kalınan adreslerde yapılan aramalarda 65 bin dolar, 10 bin 400 lira, 994 İsrail şekeli, çok sayıda sahte pasaport ve dijital materyal ele geçirildi. Adliyeye sevk edilip, tutuklanan Ahmed Karahasan, Fatma Ören, Mehmet Akif Ulaş, Abmad Abu Mdegem, Einat Abu Mdegem, Mahdi Abu Snene, Samir Abu Snini, Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein ile tutuksuz şüpheliler Esra Demir ve Mohamad Abu Mdegem ile ilgili soruşturma tamamlandı. Savcı, 11 sanık hakkında ’Organ ticareti yapmak veya aracılık etmek’ suçundan iddianame hazırladı. Savcı, tüm sanıklara 9’ar yıla kadar hapis cezası istedi. Adana 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde sanıkların yargılanmasına başlandı. İlk duruşmanın celse arasında böbrek hastaları olan tutuklu sanıklar Samir Abu Snini ile Einat Abu Mdegem tahliye edilirken, 4 Eylül’de ikinci duruşma görüldü. Taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada sanıklardan Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein, paraya ihtiyaçları olduğu için böbreklerini satmaya karar verdiklerini, işlemin yasal olduğunu sandıklarını kaydetti. İki sanık da, "Suç olduğunu bilmiyorduk. Hata yaptık. Parasızlıktan yaptık" dedi. Sanık Mohamad Abu Mdegem de kız kardeşi için böbrek satın almak üzere 65 bin dolara anlaşmaya vardığını, işlemin yasal yapılacağını sandığını belirtti. Böbrek hastası Samir Abu Snini ise oğlu Mahdi Abu ile Türkiye’ye böbrek tedavisi için geldiklerini belirterek, "Benim böbrek nakli olacağımdan haberim yoktu, tedavimin yapılacağını düşünüyordum" dedi. Sağlık turizmi acentası yetkilisi Mehmet Akif Ulaş ise savunmasında, şunları söyledi: "Uluslararası sağlık turizm faaliyetiyle; yurt içi ve yurt dışı normal seyahat turları düzenleriz. Hastane işlemleriyle alakalı olarak şahısların yasal prosedürlerini takip eder, yatırılması gereken paralarını yatırır, onlara eşlik ederiz. Ahmad Karahasan hastane tercümanı, bu olaydaki 4-5 kişiyi acentemize getirdi. Burada böbrek nakli konusundaki yasal işlemler noktasında hizmet verip, veremeyeceğimizi sordular, hastaneyi gezmek istediler, doktorla görüşmek istediler. Hastaneyi gezdirdik, doktorla görüştürdük, getirdikleri tahlil sonuçlarını doktora gösterdiler, doktor operasyonun mümkün olduğunu söyledi. 2 gün sonra anlaştık, sözleşme düzenledik. Hastalar Samir ve Einat olacak, vericiler Mahdi Abu ve Ahmad Abu olacak şekilde medikal hizmet sözleşmesi düzenledik. Daha sonra bize ibraz edilen pasaportta da bu isimlerin yazılı olduğunu gördük. Pasaportu kontrol ettiğimde sahte olduğuyla herhangi bir şüphe duymadım. Zaten bu konuda uzman da değilim. Pasaportların sahteliğini denetlemekle alakalı görevimiz de yoktur. Gerçek vericiler olan Zakarya ve Abdurrahman Salim’i medikal hizmet sözleşmesi yapıldığı gün de gördüm. Ayrıca yakalandığımız gün bu şahıslarla beraber değildim. İl Sağlık Müdürlüğü’nde kurul sonucunu bekliyordum." Mahkeme hakimi, tutuklu sanıkların cezaevinde kaldıkları süreyi göz önünde bulundurarak tahliye kararı verdi. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağı konulan sanıkların ayda 1 güvenlik birimlerine gidip, imza atma şartıyla haklarında adli kontrol uygulanmasına hükmedildi. Böbrek hastaları için Adli Tıp Kurumundan rapor istenirken, duruşma eksikliklerin tamamlanması için ertelendi.
Çökertilen organ şebekesindeki 9 sanık tahliye edildi
12 Eylül 2024 Perşembe - 13:13 Çökertilen organ şebekesindeki 9 sanık tahliye edildi Adana’da Türkiye, Suriye ve İsrail üçgenindeki organ ticareti şebekesine yönelik düzenlenen operasyonda tutuklanan 9 sanık tahliye edildi. İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, Adana’ya gelen 2 kişinin pasaportunun sahte olduğunu belirledi. Adana Havalimanı’ndaki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen polis, İsrailli gibi gösterilen 2 kişinin Suriye uyruklu Zakarya Mohamad Zein (21) ile Abdurrahman Salim (20) olduğunu tespit etti. Polis, Suriye uyruklu 2 kişinin böbreklerini para karşılığı satmak için anlaştığını, nakil işleminin gerçekleşebilmesi için de Suriyelilerin İsrailli alıcılar Einat Abu Mdegem (28) ile Samir Abu Snini’nin (68) akrabaları gibi gösterilip, 2 sahte pasaport düzenlendiğini tespit etti. Pasaportlarda Suriyelilerin fotoğraflarına yer verilirken, isim ve diğer bilgilerin alıcıların akrabalarına ait olduğu belirlendi. Çalışmalar kapsamında teknik ve fiziki takip gerçekleştirildi. Türkiye ve İsrail arasındaki ’organ ticareti’ deşifre edildi. Böbrek nakli için etik komisyonuna müracaatların, Adana’da faaliyet gösteren sağlık turizm acentesi yetkilisi Mehmet Akif Ulaş (58), çalışan Fatma Ören (50), tercüman Esra Demir (51) ve Ahmed Karahasan (31) tarafından yapıldığı belirlendi. Bu tespitler sonrası harekete geçen polis, şüphelilerin organ nakli için Adana İl Sağlık Müdürlüğü Etik Komisyonu’na katılacakları gün olan 2 Mayıs’ta operasyon düzenlendi. Şüpheliler yakalanırken, üst aramasında ve kalınan adreslerde yapılan aramalarda 65 bin dolar, 10 bin 400 lira, 994 İsrail şekeli, çok sayıda sahte pasaport ve dijital materyal ele geçirildi. Adliyeye sevk edilip, tutuklanan Ahmed Karahasan, Fatma Ören, Mehmet Akif Ulaş, Abmad Abu Mdegem, Einat Abu Mdegem, Mahdi Abu Snene, Samir Abu Snini, Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein ile tutuksuz şüpheliler Esra Demir ve Mohamad Abu Mdegem ile ilgili soruşturma tamamlandı. Savcı, 11 sanık hakkında ’Organ ticareti yapmak veya aracılık etmek’ suçundan iddianame hazırladı. Savcı, tüm sanıklara 9’ar yıla kadar hapis cezası istedi. Adana 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde sanıkların yargılanmasına başlandı. İlk duruşmanın celse arasında böbrek hastaları olan tutuklu sanıklar Samir Abu Snini ile Einat Abu Mdegem tahliye edilirken, 4 Eylül’de ikinci duruşma görüldü. Taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada sanıklardan Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein, paraya ihtiyaçları olduğu için böbreklerini satmaya karar verdiklerini, işlemin yasal olduğunu sandıklarını kaydetti. İki sanık da, "Suç olduğunu bilmiyorduk. Hata yaptık. Parasızlıktan yaptık" dedi. Sanık Mohamad Abu Mdegem de kız kardeşi için böbrek satın almak üzere 65 bin dolara anlaşmaya vardığını, işlemin yasal yapılacağını sandığını belirtti. Böbrek hastası Samir Abu Snini ise oğlu Mahdi Abu ile Türkiye’ye böbrek tedavisi için geldiklerini belirterek, "Benim böbrek nakli olacağımdan haberim yoktu, tedavimin yapılacağını düşünüyordum" dedi. Sağlık turizmi acentası yetkilisi Mehmet Akif Ulaş ise savunmasında, şunları söyledi: "Uluslararası sağlık turizm faaliyetiyle; yurt içi ve yurt dışı normal seyahat turları düzenleriz. Hastane işlemleriyle alakalı olarak şahısların yasal prosedürlerini takip eder, yatırılması gereken paralarını yatırır, onlara eşlik ederiz. Ahmad Karahasan hastane tercümanı, bu olaydaki 4-5 kişiyi acentemize getirdi. Burada böbrek nakli konusundaki yasal işlemler noktasında hizmet verip, veremeyeceğimizi sordular, hastaneyi gezmek istediler, doktorla görüşmek istediler. Hastaneyi gezdirdik, doktorla görüştürdük, getirdikleri tahlil sonuçlarını doktora gösterdiler, doktor operasyonun mümkün olduğunu söyledi. 2 gün sonra anlaştık, sözleşme düzenledik. Hastalar Samir ve Einat olacak, vericiler Mahdi Abu ve Ahmad Abu olacak şekilde medikal hizmet sözleşmesi düzenledik. Daha sonra bize ibraz edilen pasaportta da bu isimlerin yazılı olduğunu gördük. Pasaportu kontrol ettiğimde sahte olduğuyla herhangi bir şüphe duymadım. Zaten bu konuda uzman da değilim. Pasaportların sahteliğini denetlemekle alakalı görevimiz de yoktur. Gerçek vericiler olan Zakarya ve Abdurrahman Salim’i medikal hizmet sözleşmesi yapıldığı gün de gördüm. Ayrıca yakalandığımız gün bu şahıslarla beraber değildim. İl Sağlık Müdürlüğü’nde kurul sonucunu bekliyordum." Mahkeme hakimi, tutuklu sanıkların cezaevinde kaldıkları süreyi göz önünde bulundurarak tahliye kararı verdi. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağı konulan sanıkların ayda 1 güvenlik birimlerine gidip, imza atma şartıyla haklarında adli kontrol uygulanmasına hükmedildi. Böbrek hastaları için adli tıp kurumundan rapor istenirken, duruşma eksikliklerin tamamlanması için ertelendi.
Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Sarıgeçili: “Kantinlerde boykot ürünleri satılmamalı”
12 Eylül 2024 Perşembe - 12:11 Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Sarıgeçili: “Kantinlerde boykot ürünleri satılmamalı” Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, “Adana’da kantinciler odasıyla da görüşülerek tüm ilçelerimizde, tüm kantinlerimizde İsrail’e ait ürünlerin boykot amacıyla satılmaması tavsiyesinde bulunduk" dedi. Sarıgeçili, 2024-2025 eğitim öğretim yılı değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Sarıgeçili, “Adana’da kantinciler odasıyla da görüşülerek tüm ilçelerimizde, tüm kantinlerimizde İsrail’e ait ürünlerin boykot amacıyla satılmaması tavsiyesinde bulunduk. Kantincilerimizin bu karara uymasını tabii ki istiyoruz. Bu ürünleri satan var, ben satmayacağım diyenler de var. Bir kantincimiz dahi bu anlamda bir destek verirse emin olun çok hayırlı bir iş yapmış olacaktır. Bir de bir diğer faydası var bunun. Yerli ve milli ürünlere yönelimi artıracaktır. Hem çocuklara bu bilinci verme hem de bunu eyleme geçirme anlamında önemli bir boykot olduğunu düşünüyorum” dedi. Öte yandan İl merkezlerinde öğretmen fazlalığının olduğunu ifade eden Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Türkiye’de birçok ilde, daha çok batı illerinde öğretmen fazlalığı varken bazı yerlerde de öğretmen açığı var. Adana’da bin 300’e yakın öğretmen fazlalığı var. Biliyorsunuz bu sene altı tane atama oldu. Şu an bin 300’e yakın öğretmen fazlalığı var. Tufanbeyli taraflarında veya yukarı ilçelerde dezavantajlı bölgelerde de öğretmen ihtiyacı var. Herkes merkezde görev yapmak istiyor. Bunun da düzeltilmesi gerekiyor.”
Muhtar dağlık ve susuz mahallede domates yetiştirdi
12 Eylül 2024 Perşembe - 11:39 Muhtar dağlık ve susuz mahallede domates yetiştirdi Adana’nın Kozan ilçesine bağlı dağlık bir mahallede muhtar kimsenin inanmadığını yaparak 4 dönüm alanda domates yetiştirip gelirini de mahalleye bağışladı. İlçeye bağlı Salmanlı Mahallesi Kuruboğaz mevkiinde muhtar İlyas Köse, mahalle çok dağlık ve kurak bir alanda olduğu için yapılamayan tarımı yaparak herkese örnek oldu. Köse, gençlerin mahalleden göç etmesinin önüne geçmek ve kuraklığı yenmek için 4 dönüm alanda domates bahçesi kurdu. En başta muhtara kimse inanmasa da o bahçeyi kurup domatesi hasat edip mahalle için bir gelir kapısı oluşturdu. Domates fidelerini toprakla buluşturduğunda herkesin “ siz delisiniz” dediğini aktaran Muhtar İlyas Köse, “Şu anda köyde girişimci 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve olmaz denilen tarlalarda daha çok üretim yapabiliriz” diyerek gençleri köylerde üretime teşvik etmeyi amaçladıklarını kaydetti. Köse, verimli topraklarda son yıllarda yaşanan kuraklık ve gençlerin kent merkezlerine gittiği için köylerde üretimi arttırmak adına hem üretim yapmak hem de kooperatifleşme yolunda ilerlediklerini ifade etti. Köse, en yakınlarının bile toprağı ilk kazdıklarında üretime inanmadıklarına dikkat çekerek şöyle devam etti: "Şuan bulunduğumuz rakım bin 100. Bu bölge kuraklık dolayısıyla ismi zaten Kuruboğaz olan bir yer. Biz domates yetiştirdik. Yaklaşık 4 dönüm de 4 bin kök domates fidesi ekmiştik. Daha doğrusu 6 bin ekmiştik ama 4 bin kök domatesimiz yetişti. Önemli olan doğru zamanda doğru şeyleri yapmak aslında. Özetle onu söyleyebilirim. Doğru zamanda doğru ürün, gübrelemesini doğru yaptık. Dikim sıralamasını doğru yaptık. Doğru fideyi seçtik. Tabii ki emek de verdik. Amacımız buradaki bizim Farsak köyleri olarak, insanlara bir şeylerin olabileceğini göstermek istiyorduk. Onu başardığımıza inanıyorum. Şehirdeki yaşamı köye bir nebze olsun çekip üretime katkı sağlamasını planlıyoruz. Bütün projemiz bu. Hatta bununla ilgili de Farsak Köyleri Kalkınma Kooperatifi diye bir kooperatif kurma aşamasındayız. Bu domates bize onların verisini verecek. Doğru bilgiler verecek. Çok çalıştık, emeğimizin karşılığını da şu an görüyoruz.” Babamız bile inanmadı Üreticilerden Yasin Köse ise, "Arazimiz verimli fakat su sorunumuz vardı. Buraya gelen tüm dostlarımız, arkadaşlarımız, komşu köylerden gelen misafirlerimiz tamamı ’Allah yardımcınız olsun’ dediler. Hiçbiri burada domates yetişebileceğine ihtimal vermiyordu. Şu an bunun içine babam da dahil. Babam da kesinlikle olmaz diyenlerden. Hatta bize ’bunlar delirmiş’ demişlerdi. Biz de bu domates tarlasını eken 3 kişiyiz. Şu anda köyde 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve üretimi çoğaltırız diyerek espri yapmıştık. Ama şu an herhalde o deli diyenler artık olduğunu görünce bir şeyleri başarabiliyormuşuz” diye konuştu.
Muhtar dağlık ve susuz mahallede domates yetiştirdi
12 Eylül 2024 Perşembe - 11:36 Muhtar dağlık ve susuz mahallede domates yetiştirdi Adana’nın Kozan ilçesine bağlı dağlık bir mahallede muhtar kimsenin inanmadığını yaparak 4 dönüm alanda domates yetiştirip gelirini de mahalleye bağışladı. İlçeye bağlı Salmanlı Mahallesi Kuruboğaz mevkiinde muhtar İlyas Köse, mahalle çok dağlık ve kurak bir alanda olduğu için yapılamayan tarımı yaparak herkese örnek oldu. Köse, gençlerin mahalleden göç etmesinin önüne geçmek ve kuraklığı yenmek için 4 dönüm alanda domates bahçesi kurdu. En başta muhtara kimse inanmasa da o bahçeyi kurup domatesi hasat edip mahalle için bir gelir kapısı oluşturdu. Domates fidelerini toprakla buluşturduğunda herkesin “ siz delisiniz” dediğini aktaran Muhtar İlyas Köse, “Şu anda köyde girişimci 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve olmaz denilen tarlalarda daha çok üretim yapabiliriz” diyerek gençleri köylerde üretime teşvik etmeyi amaçladıklarını kaydetti. Köse, verimli topraklarda son yıllarda yaşanan kuraklık ve gençlerin kent merkezlerine gittiği için köylerde üretimi arttırmak adına hem üretim yapmak hem de kooperatifleşme yolunda ilerlediklerini ifade etti. Köse, en yakınlarının bile toprağı ilk kazdıklarında üretime inanmadıklarına dikkat çekerek şöyle devam etti: "Şuan bulunduğumuz rakım bin 100. Bu bölge kuraklık dolayısıyla ismi zaten Kuruboğaz olan bir yer. Biz domates yetiştirdik. Yaklaşık 4 dönüm de 4 bin kök domates fidesi ekmiştik. Daha doğrusu 6 bin ekmiştik ama 4 bin kök domatesimiz yetişti. Önemli olan doğru zamanda doğru şeyleri yapmak aslında. Özetle onu söyleyebilirim. Doğru zamanda doğru ürün, gübrelemesini doğru yaptık. Dikim sıralamasını doğru yaptık. Doğru fideyi seçtik. Tabii ki emek de verdik. Amacımız buradaki bizim Farsak köyleri olarak, insanlara bir şeylerin olabileceğini göstermek istiyorduk. Onu başardığımıza inanıyorum. Şehirdeki yaşamı köye bir nebze olsun çekip üretime katkı sağlamasını planlıyoruz. Bütün projemiz bu. Hatta bununla ilgili de Farsak Köyleri Kalkınma Kooperatifi diye bir kooperatif kurma aşamasındayız. Bu domates bize onların verisini verecek. Doğru bilgiler verecek. Çok çalıştık, emeğimizin karşılığını da şu an görüyoruz.” Babamız bile inanmadı Üreticilerden Yasin Köse ise, "Arazimiz verimli fakat su sorunumuz vardı. Buraya gelen tüm dostlarımız, arkadaşlarımız, komşu köylerden gelen misafirlerimiz tamamı ’Allah yardımcınız olsun’ dediler. Hiçbiri burada domates yetişebileceğine ihtimal vermiyordu. Şu an bunun içine babam da dahil. Babam da kesinlikle olmaz diyenlerden. Hatta bize ’bunlar delirmiş’ demişlerdi. Biz de bu domates tarlasını eken 3 kişiyiz. Şu anda köyde 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve üretimi çoğaltırız diyerek espri yapmıştık. Ama şu an herhalde o deli diyenler artık olduğunu görünce bir şeyleri başarabiliyormuşuz” diye konuştu.
Doç. Dr. Akyıldız: “Hepatit taşıyıcıları durumlarını genellikle tesadüfen öğreniyor”
12 Eylül 2024 Perşembe - 11:00 Doç. Dr. Akyıldız: “Hepatit taşıyıcıları durumlarını genellikle tesadüfen öğreniyor” Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özay Akyıldız, hepatit taşıyıcıların kendi durumlarını bir rutin kontrol veya kan testiyle tesadüfen öğrenebildiklerini hastalara tanı konulup tedavi almalarını sağlamak için toplumsal farkındalığın artması gerektiğini söyledi. Acıbadem Adana Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özay Akyıldız, bulaşıcı bir enfeksiyona bağlı olarak gelişen karaciğer enfeksiyonlarının “viral hepatit” olarak adlandırıldığını belirterek bu hastalıklar hakkında önemli bilgiler verdi. Viral hepatitlerin siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çeken Akyıldız, “Bazı hepatit virüslerinden hijyen kurallarına uyarak bazılarından ise aşıyla korunmak günümüzde mümkün hale gelmiştir” dedi. Viral hepatitlerin tüm dünyada yaygın olarak görüldüğünü ve her yıl 1 milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Akyıldız, “Viral hepatitler siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine yol açarak ölüme neden olabilir. Ülkemizdeki kronik karaciğer hastalığı, siroz ve karaciğer kanseri vakalarının yarısından fazlası viral hepatitlere bağlı gelişiyor” dedi. Doç. Dr. Akyıldız, hepatite yol açan 5 çeşit virüsün A, B, C, D ve E olarak sınıflandırıldığını söyledi. Hepatit A virüsü (HAV) ve Hepatit E virüsünün (HEV) fekal oral yolla yani dışkı, su ve besinler aracılığıyla bulaştığını belirten Akyıldız, HAV’nin kronik taşıyıcılık durumu olmadığını HEV’in ise sadece akut hepatit yaptığının düşünüldüğünü ifade etti. Hijyenik yaşam, el yıkama ve gıda hijyenine dikkat edilmesiyle bu virüslerin bulaşmasının önlenebileceğini sözlerine ekledi. Doç. Dr. Akyıldız, “Hepatit B ve Hepatit C virüsle enfekte olmuş kan ve kan ürünleriyle, steril olmayan aletlerle yapılan tıbbi ve cerrahi girişimlerle, damar içi uyuşturucu kullanımıyla, dövme ve piercing uygulamalarıyla, doğum sırasında anneden çocuğa ve nadiren de olsa virüsü taşıyan kişiyle girilen korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşabilir. Hem akut, hem kronik hepatite yol açabilir” dedi. “Aşı programı yüzde 90 başarıyla devam ediyor” HBV enfeksiyonunun aşıyla korunabilir bir hastalık olduğunun altını çizen Akyıldız, “Sağlık Bakanlığı 1998 yılından beri HBV aşısını çocukluk aşı programına almış olup, yüzde 90’ların üzerinde başarı ile bu programına devam etmektedir. HAV aşısı ise riskli bölgelere seyahat edecek, bağışıklığı olmayan kişilere önerilir” diye konuştu. Yaklaşık 30 yıldır HBV veya HCV’ye bağlı hepatitlerin tedavi edilebildiğine değinen Doç. Dr. Akyıldız, “Kronik HBV tedavisinde değişik sayıda tedavi söz konusu olup, hastalar günde 1 tablet olmak üzere ilaç kullanmaktadır. HCV tedavisinde bugün için yeni tedavi yöntemleri ile 2-3 ay gibi kısa sürede hastaların nerede ise tamamı tedavi edilebilmektedir. Ülkemizde Hepatit B ve C hastaları, dünya standartları ölçüsünde tedavi imkanına kavuşmuşlardır” dedi. Ayrıca HCV ve HBV enfeksiyonu olan hastaların önemli bir bölümüne tanı konulmadığına işaret eden Akyıldız, “Taşıyıcılar kendi durumlarını bir rutin kontrol veya kan testiyle tesadüfen öğrenebiliyor. Bu hastalara tanı konulup tedavi almalarını sağlamak için toplumsal farkındalığın artması gerekiyor” şeklinde konuştu. Bulaşın durdurulması, herkesin tedaviye ulaşması hedefleniyor Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Hepatit Birliği (DHB) tarafından farkındalığın artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü, belirten Doç. Dr. Akyıldız, ayrıca toplumu bilgilendirmek, koruyucu önlemlere dikkat çekmek ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirerek gelecekte viral hepatitleri insanlığı tehdit eden hastalıklar listesinden amaçladıklarını belirtti.
Başkan Tekin: “Seyhan’da yaşayan herkesin fikirlerini önemsiyoruz”
12 Eylül 2024 Perşembe - 10:59 Başkan Tekin: “Seyhan’da yaşayan herkesin fikirlerini önemsiyoruz” Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Seyhan’da yaşayan herkesin fikirlerinin kendileri için son derece önemli olduğunu söyledi. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, 2025-2029 Stratejik Plan kapsamında 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi’nde hemşehri derneklerinin temsilcileri ile bir araya geldi. Katılımcı, kapsayıcı, ekolojik bir sosyal belediyecilik anlayışını son derece önemsediklerini söyleyen Tekin, “Seyhan bilindiği gibi Adana’nın kalbi. Kültürel çeşitliliğimiz var. Farklı yaşam tarzlarında ve farklı anlayışta olan insanlarımız, hemşehrilerimiz bulunmakta. Bu çeşitlilikleri ilçemizin zenginlikleri olarak görüyoruz. Bir arada eşit, kardeşçe, barış içerisinde yaşamayı son derece önemsiyoruz. Seyhan’da yaşayan herkesin fikirleri bizim için değerli. Önerilerini alıp yönetim anlayışımızı ve hizmetlerimizi buna göre şekillendirmeye çalışıyoruz” dedi. “Daha yeşil bir mimari oluşturmak gerekiyor” Stratejik planın Eylül ayı sonunda tamamlanacağını belirten Başkan Tekin, “Küresel iklim değişikliği ve krizi en fazla bölgemizde hissediyoruz. Sıcaklık öyle bir artış gösterdi ki artık yaşanamaz hale geliyor. Önümüzdeki yıllarda bu artışı çok daha ileri safhada bekliyoruz. Buna hazırlıklı olmamız gerekiyor. Seyhan’ın ısısını nasıl düşüreceğiz? Bunun için ağaçlandırma, yeşil alanları arttırma çalışmaları yapmalıyız. Betonlaşmanın önüne geçilmeli. Seyhan’da daha ekolojiye uygun, daha yeşil bir mimari oluşturmak gerekiyor” diye konuştu. Yerel yönetimler olarak en büyük sorumluluklardan ve görevlerden bir tanesinin sosyal belediyecilik olduğunu belirten Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İhtiyacı olanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Şartlarımız elverdiği ölçüde yoksullar, işsizler, yaşlılar, engelliler, kadınlar kısacası dezavantajlı gruplara destek olmaya çalışıyoruz. Politikalarımızı, hizmet anlayışımızı bunlara göre geliştiriyoruz. Bunun için de Seyhan’ın bileşenlerinin bu anlayışımıza katkı sunmasını istiyoruz.” Çalıştaya katılan hemşehri derneklerinin temsilcileri de böyle bir organizasyon ve önerilerin dinlemesinden dolayı Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’e hemşehrileri adına teşekkür ettiler.