Yerel Haberler
Adana
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:43 Adana Demirsporlu taraftarlar küçük çocuğa alkol şişesi fırlattı Adana’da Galatasaray’ın şampiyonluk kutlamaları sırasında Adana Demirsporlu taraftarlar bir çocuğun yüzüne alkol şişesi fırlattı. Polisin kovaladığı taraftarlara kaşı açılan çocuğun babası tepki gösterdi. Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında evinde Antalyaspor ile karşılaştığı mücadeleyi 4-2 skorla kazanarak 26. şampiyonluğunu ilan etti. Galatasaray’ın şampiyonluğu Türkiye genelinde olduğu gibi Adana’da da büyük coşkuyla kutlandı. Yüzlerce taraftar, merkez Seyhan ilçesindeki Gençlik Meydanı’nda toplanıp meşale ve havai fişeklerle şampiyonluğu kutladı. Adana Demirspor taraftarları şişeyle saldırdı Bir grup Adana Demirsporlu taraftar ise meydana gelip Adana Demirspor lehine slogan attı. Gruptan bir kişi, Ç.T. (7) isimli çocuğun yüzüne alkol şişesi fırlattı. Polis ekiplerinin hızlı müdahalesiyle grup, biber gazı sıkılarak uzaklaştırıldı. "Bunlar Adana Demirspor’u taraftarı değil, terörist" Polisin kovaladığı taraftarlara kaşı açılan Ç.T.’nin babası Sedat Taşkın tepki gösterdi. İHA muhabirine konuşan Sedat Taşkın, "Bir grup taraftar geldi Adana Demirspor lehine slogan attı çocuğun yüzüne alkol şişesi fırlattılar. Böyle rezil bir Adana Demirspor taraftar grubu olmaz. Çocuğun kaşı yarıldı, bu namussuzluk. Millet buraya eğlenmeye geliyor bunlar çeteleşmiş. Bunlar Adana Demirspor’u taraftarı değil, terörist. Allah belalarını versin" dedi.
Ayak sağlığına dikkat
26 Mart 2025 Çarşamba - 10:42 Ayak sağlığına dikkat Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Zeki Karaoğlan, ayak ağrısının günümüzde sık görülen bir sorun olduğunu belirterek, "Yürüme ve denge problemleri, uygun olmayan, özellikle dar ayakkabı giyilmesi, uzun süre ayakta kalma, uzun yürüyüş ve koşular ayak ağrılarının en yaygın sebeplerindendir" dedi. Medical Park Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Zeki Karaoğlan, ayak ağrısının günümüzde sık görülen bir sorun olduğunu vurgulayarak açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Karaoğlan, "Ayak yapısı ve dış etkenlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Ağrı nedeniyle genellikle vücut ağrıyı azaltmak, gidermek için işlevini değiştirerek tepki verir. Yürüme ve denge problemleri, uygun olmayan, özellikle dar ayakkabı giyilmesi, uzun süre ayakta kalma, uzun yürüyüş ve koşular ayak ağrılarının en yaygın sebeplerindendir. Hemen hemen hepimiz, günlük yaşamında bir yorgunluk ifadesi olarak ’ayaklarıma kara sular indi, ayaklarım artık beni taşımıyor’ tarzında şikayette bulunmuş veya başkasından duymuşuzdur" ifadelerini kullandı. Ayakların yürüme ve koşma gibi ilerleme hareketlerinde belirli sıra ve düzenli aralıklarla çalışan ve bacaklar aracılığıyla vücut ağırlığının yere iletilmesini sağlayan çok karmaşık yapıya sahip uzuvlar olduğuna değinen Op. Dr. Karaoğlan, "Her bir ayak 26 adet kemik, bu kemikleri bir arada tutan 100’den fazla ligament ve 33 adet kastan oluşur. Her bir ayak ön, orta ve arka şeklinde 3 ayrı bölümde değerlendirilir. Yürüyüşün her bir döngüsü önce topuğun yere vuruşu ile başlar, ayak parmaklarından güçlü bir itme ile biter. Ayağımızın her noktası yere aynı şiddetle basmaz, belirli noktalar zemin ile daha çok temas halindedir. Çıplak ayakta, dengeli duruşta, bacaklardan gelen yük topuk ve ayak önü ile yüzde 50 oranında eşit paylaşılırken, ayakkabı, terlik giyimi ile topuk yüksekliği arttıkça yük parmaklara doğru daha fazla oranda (yüzde 90’a varan) binmeye başlar. Tarak kemikleri üzerinden en fazla yük ise başparmak eklemine biner" şeklinde konuştu. "Ayak ağrılarının farklı sebepleri olabilir" Ayak ağrılarının yaşa ve ağrıyan bölgeye göre değişen nedenlerden kaynaklanabileceğinden bahseden Op. Dr. Karaoğlan, "Halk arasında bilinen adıyla topuk dikeni ve plantar fasiit ayak tabanı ve topukta görülen ağrıların en yaygın sebebidir. Çocuklarda genellikle büyümeye bağlı dönemsel, kısa süreli ağrılar görülebilir. Ağrılar genellikle 3 yaş sonrası başlar ve ergenlik bitimine kadar devam edebilir. Uzun süren, özellikle geceleri artan ağrılar kemik tümörleri, eklem iltihabı veya romatizmal hastalıklardan kaynaklanabilir. Gençlerde genellikle kilo alımına, aşırı zorlama veya travmaya bağlı ağrılar, yaşlılarda ise genellikle artritler, Halluks valgus (ayak başparmağında görülen şekil bozukluğu), Halluks Rigidus (ayak başparmağında görülen kireçlenme, hareket kısıtlılığı) ve topuk dikeni nedeniyle ağrılar sık görülür. Düztabanlık yani ayağın iç kısmında olması gereken kavisin olmaması veya yüksek kavisli ayak yapısı, aşırı kilo, yalın ayak yürümek, hamilelik gibi durumlar plantar fasiit ve topuk dikenine sebep olabilir. Ayak eklemlerinin iltihaplanması (romatoid artrit, osteoartrit, gut artriti), ayak mantarları, tırnak batmaları, ayak tabanında veya parmaklarda görülen nasırlar, siğiller, parmak uçlarında ağrı, uyuşma ile seyreden Morton nöroması, diyabet hastalığına bağlı gelişen ayak yaraları, ülserleri, aşırı zorlanmaya veya burkulmaya bağlı olarak gelişen tendon, bağ yaralanmaları, stres kırıkları, kırıklar, çıkıklar da ayak ağrısına neden olurlar. Buerger hastalığı gibi damarlarda tıkanıklığa yol açan periferik arter hastalıkları da ayak ve parmaklarda ağrı ve aralıklı kladükasyoya (kaslara gitmesi gereken kanın bu dokulara yeterli gitmemesi sonucu, 300-500 metre gibi kısa mesafe yürümekle görülen kramp tarzı şikâyetler) neden olabilir. Tanı ve tedavide geç kalınırsa, iyileşmeyen iskemik yaralara bağlı parmak veya ayak ampütasyonları gerekebilir" diye konuştu. "Ayak sağlığına özen göstermek, yaşam boyunca süren bir alışkanlık olmalıdır" Ayak sağlığına özen göstermenin, çocukluk çağından başlayıp bütün yaşam boyunca süren bir alışkanlık olması gerektiğini aktaran Op. Dr. Karaoğlan, "Ayak konforunu sağlamak ve korumak için uzun süren inatçı ağrılarda iyi bir fizik muayene, röntgen, bilgisayarlı tomografi, MR, ultrasonografi ve laboratuvar tetkiklerinden biri veya birkaçı birlikte gereklidir. Doğru tanı ve tedavi amacıyla mutlaka bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurmak gerekir" diyerek sözlerini tamamladı.
Deniz suyu sıcaklığı 54 yılda 1.3 derece arttı
26 Mart 2025 Çarşamba - 09:57 Deniz suyu sıcaklığı 54 yılda 1.3 derece arttı Çevre Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Deniz Orhan, 54 yılda deniz suyu sıcaklığının küresel iklim krizi nedeniyle 1.3 derece arttığını belirterek, "Bu nedenle aşırı doğa olayları yani sel ve kasırga gibi doğa sonuçları olmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde medikana dediğimiz tropikal fırtına türü sayısı da artmaktadır" dedi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Akdeniz deniz suyu sıcaklığı 1970 yılından bu yana sürekli artış gösterdi. Verilere göre 1970-1980 yılları arasında Akdeniz ortalama deniz suyu sıcaklığı 21,0 derece olurken, 1981-1991 yılları arasında 21,1 derece, 1992-2002 yılları arasında 21,4 derece, 2003-2013 yılları arasında 21,9 derece, 2014-2024 yılları arasında ise 22,3 derece oldu. 54 yılda deniz suyu sıcaklığı 1.3 derce arttı. Ayrıca verilere göre Akdeniz deniz suyu sıcaklığı yazın ortalama olarak haziranda 26,7, temmuzda 28,1 ve ağustosta 27,0 derece oldu. Çevre Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Deniz Orhan konuyla ilgili yaptığı açıklamada, küresel ısınma nedenli bir artış olduğunu söyleyerek, "Küresel ısınmanın doğal sonucu olarak Akdeniz ve ülkemizde bulunan diğer denizlerde sıcaklıklar sürekli artmaktadır. 1970 yılından bu yana Meteoroloji Müdürlüğü’nün alınan değerler var. Deniz sıcaklığı ölçümleriyle yaptığı raporlara baktığımızda son 54 yılda denizlerimizde yaklaşık 1.5 dereceye varan sıcaklık artışları görülmektedir. Bunun en büyük nedeni küresel iklim krizidir. Bunun yanı sıra denizlerdeki kirlilik neden olmaktadır. Bu kirliliğin sebepleri atık su deşarjlarının doğrudan denizlere akıtılmasıdır. Akdeniz Bölgesi’nde özellikle de Adana havzasında bulunan termik santrallerinin denize deşarzından kaynaklı denizlerde ısınma olmaktadır. Büyük gemilerden kaynaklı kirlilik oluşmaktadır ve denizlerdeki ısı her geçen gün artmaktadır" diye konuştu. Orhan, ısınmanın olumsuz etkilerini ise şöyle açıkladı: "Başta balıkçılık büyük oranda etkilenmektedir. Aynı zamanda turizm ve enerji gibi alanlarda olumsuz sonuçları oluyor. Deniz sıcaklığı artınca ekosistem bozulmaktadır. Ekosistem bozulunca bu bölgede yaşamaya uygun olan balık türleri soğuk yerlere kaçtığından dolayı ekonomik etkileri olmaktadır. Yakın zamanda Marmara Denizi’nde yaşanılan müsilaj sorununun en büyük sebebi sıcaklığın artmasıdır. Bölgemizde de yer yer deniz diplerinde müsilaj oluşmaya başladığı görülmektedir. Aynı zamanda sıcaklığın artmasıyla buharlaşma ve nem artmaktadır. Bu nedenle aşırı doğa olayları yani sel ve kasırga gibi doğa sonuçları olmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde medikana dediğimiz tropikal fırtına türü vardır. Deniz sıcaklığının artmasından sonra bu fırtınaların sayı ve miktarı artacaktır."
Şalgam diyet listelerine girdi
26 Mart 2025 Çarşamba - 09:48 Şalgam diyet listelerine girdi Adana’nın tescilli lezzeti şalgam, içerdiği probiyotikler sayesinde zayıflamak isteyenlerin tercihi oluyor. Geleneksel lezzetlerden biri olan Adana Şalgamı, artık diyet listelerinde kendine yer buluyor. Uzmanlar, düşük kalorili ve tok tutucu özelliği sayesinde şalgamın kilo vermeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Fermente bir içecek olan Adana Şalgamının, sindirim sistemini destekleyerek bağırsak sağlığını koruduğu ifade ediliyor. Kilo kaybettiriyor, tok tutuyor, çölyak hastaları da tüketebiliyor Aynı zamanda içerdiği probiyotikler sayesinde metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan şalgamı beslenme uzmanları içeriğindeki doğal antioksidanlar ve vitaminler sayesinde hem bağışıklık sistemini güçlendirdiğini hem de sağlıklı kilo kaybına katkı sağladığını vurguluyor. Ayrıca Büyük Usta & Serfressh firmasının ürettiği Adana Şalgamının, gluten içermediği için çölyak hastaları tarafından da rahatlıkla tüketildiği belirtildi. "Şalgam iftarda ve sahurda tüketilmelidir" Konuyla ilgili Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Yılmaz, İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Diyetisyen Yılmaz, iftar ve sahurda şalgam tüketiminin önemli olduğunu belirterek, "Ramazan ayında olduğumuz için danışanlarıma muhakkak iftarda ve sahurda 1’er bardak Adana Şalgamı tavsiye ediyorum. Şalgam lifli olan bir gıdadır ve probiyotiktir. O nedenle şalgam muhakkak iftarda da sahurda da tüketilmelidir. ’Şalgam ödem yapmaz mı’ sorusuyla da karşılaşıyorum ve bunun için de Büyük Usta & Serfressh şalgamı öneriyorum. Çünkü tuz oranı hem düşük hem de doğal sarımsak kullanıyorlar" ifadelerini kullandı. "Zayıflamak isteyenlerin diyet listelerinde şalgam var" Şalgamın tok tutan bir özelliği olduğu için diyet listelerinde yer aldığına vurgu yapan Yılmaz, "Kolesterolü yüksek olan kişiler içebilir şalgamı. Lifli olması nedeniyle doygunluk hissi vereceği için hem kişileri zayıflatır hem kolesterol düşürür, karaciğer yağlanmasına iyi gelir, kanser hastaları tüketebilir ve aynı zamanda şalgamın güzelleştirici, cildi sıkılaştırıcı, saç dökülmesini önleyici etkileri vardır. Adana’da zayıflamak isteyenlerin diyet listelerinde şalgam var" diye konuştu. "Şalgamımızı çölyak hastaları gönül rahatlığıyla tüketebilir" Büyük Usta & Serfressh Şalgam firması Gıda Mühendisi Sıla Satıcı ise glutensiz şalgam ürettiklerini ve çölyak hastalarının gönül rahatlığıyla tüketebileceklerini belirterek, "Şalgamımız glutensizdir. İçindekiler kısmında bulgur unu yazsa da gluten suda çözünmeyen bir proteindir. Fermantasyon süreci başlangıcında maya torbalarının içerisine bulgur unuyla hazırlanan ekşi hamurlar fıçılarımıza dahil edilir. Fermantasyon süreci sonunda fıçılardan bu maya torbaları alınır ve dinlendirme tanklarına geçer. Dinlendirme tanklarından sonra son ürüne geçişte metal filtreler bulunmaktadır ve bu filtreler gluten gibi suda çözünmeyen ve diğer istenmeyen maddeleri şalgamdan uzaklaştırır. Şalgamımızı çölyak hastaları gönül rahatlığıyla tüketebilir" dedi.
Şalgam diyet listelerine girdi
26 Mart 2025 Çarşamba - 09:47 Şalgam diyet listelerine girdi Adana’nın tescilli lezzeti şalgam, içerdiği probiyotikler sayesinde zayıflamak isteyenlerin tercihi oluyor. Geleneksel lezzetlerden biri olan Adana Şalgamı, artık diyet listelerinde kendine yer buluyor. Uzmanlar, düşük kalorili ve tok tutucu özelliği sayesinde şalgamın kilo vermeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Fermente bir içecek olan Adana Şalgamının, sindirim sistemini destekleyerek bağırsak sağlığını koruduğu ifade ediliyor. Kilo kaybettiriyor, tok tutuyor, Çölyak hastaları da tüketebiliyor Aynı zamanda içerdiği probiyotikler sayesinde metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan şalgamı beslenme uzmanları içeriğindeki doğal antioksidanlar ve vitaminler sayesinde hem bağışıklık sistemini güçlendirdiğini hem de sağlıklı kilo kaybına katkı sağladığını vurguluyor. Ayrıca Büyük Usta & Serfressh firmasının ürettiği Adana Şalgamı, gluten içermediği için çölyak hastaları tarafından da rahatlıkla tüketildiği belirtildi. "Şalgam iftarda ve sahurda tüketilmelidir" Konuyla ilgili Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Yılmaz, İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Diyetisyen Yılmaz, iftar ve sahurda şalgam tüketiminin önemli olduğunu belirterek, "Ramazan ayında olduğumuz için danışanlarıma muhakkak iftarda ve sahurda 1’er bardak Adana Şalgamı tavsiye ediyorum. Şalgam lifli olan bir gıdadır ve probiyotiktir. O nedenle şalgam muhakkak iftarda da sahurda da tüketilmelidir. ‘Şalgam ödem yapmaz mı?’ sorusuyla da karşılaşıyorum ve bunun için de Büyük Usta & Serfressh şalgamı öneriyorum. Çünkü tuz oranı hem düşük hem de doğal sarımsak kullanıyorlar" ifadelerini kullandı. "Zayıflamak isteyenlerin diyet listelerinde şalgam var" Şalgamın tok tutan bir özelliği olduğu için diyet listelerinde yer aldığına vurgu yapan Yılmaz, "Kolesterolü yüksek olan kişiler içebilir şalgamı. Lifli olması nedeniyle doygunluk hissi vereceği için hem kişileri zayıflatır hem kolesterol düşürür, karaciğer yağlanmasına iyi gelir, kanser hastaları tüketebilir ve aynı zamanda şalgamın güzelleştirici, cildi sıkılaştırıcı, saç dökülmesini önleyici etkileri vardır. Adana’da zayıflamak isteyenlerin diyet listelerinde şalgam var" diye konuştu. "Şalgamımızı çölyak hastaları gönül rahatlığıyla tüketebilir" Büyük Usta & Serfressh Şalgam firması Gıda Mühendisi Sıla Satıcı ise glutensiz şalgam ürettiklerini ve çölyak hastalarının gönül rahatlığıyla tüketebileceklerini belirterek, "Şalgamımız glutensizdir. İçindekiler kısmında bulgur unu yazsa da gluten suda çözünmeyen bir proteindir. Fermantasyon süreci başlangıcında maya torbalarının içerisine bulgur unuyla hazırlanan ekşi hamurlar fıçılarımıza dahil edilir. Fermantasyon süreci sonunda fıçılardan bu maya torbaları alınır ve dinlendirme tanklarına geçer. Dinlendirme tanklarından sonra son ürüne geçişte metal filtreler bulunmaktadır ve bu filtreler gluten gibi suda çözünmeyen ve diğer istenmeyen maddeleri şalgamdan uzaklaştırır. Şalgamımızı çölyak hastaları gönül rahatlığıyla tüketebilir" dedi.
Soğan hasadı başladı, verim ve fiyatı çiftçinin yüzünü güldürdü
26 Mart 2025 Çarşamba - 09:38 Soğan hasadı başladı, verim ve fiyatı çiftçinin yüzünü güldürdü Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden Adana’da turfanda soğan hasadı başladı. Tarlada kilogramı 18-20 liradan satılan soğan, rekoltesiyle yüz güldürdü. Geçtiğimiz yıl sıcak havalar nedeniyle verimi düşen soğan bu sene soğuk hava nedeniyle çiftçinin yüzünü güldüren ürünler arasında yer aldı. Kent genelinde 36 bin dönüm alanda ekilen soğanda hasat başladı. Şu anda dönüme 7 ile 8 ton arası verim alınan soğandan şehir genelinden ortalama 250 bin ton rekolte hedeflendiği belirtildi. Erkenci soğanlar için Türkiye’nin farklı bölgelerinden kente gelen tarım işçileri erken saatlerden itibaren tarlalara girdi. İşçiler soğanların tek tek sökümünü yapıp çuvallara doldurarak ağzını da dikip satışa hazır hale getirdi. Soğan elçileri tarafından da soğanlar sayılarak kamyonlara yüklendi ve talebe göre başta İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına gönderilmeye başlandı. "Depolarda 50 bin ton kışlık soğan var" İhlas Haber Ajansı’na bilgi veren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Erkenci soğanlar 3 boyuta ayrılıyor ve işçiler toplamaya başladı. Şu anda erkenci soğanın kilogram fiyatı 18-20 lira arasında. Depolarda yaklaşık 50 bin ton kışlık soğan halen var. O soğanların kilogram fiyatı da 12-14 lira arasında değişiyor. Bu yıl Adana’da geçen yıla oranla soğan ekimimiz fazla. Havaların sert ve soğuk geçmesi soğan için iyi oldu" dedi. "Yurt dışından ülkemize soğan girmesin" Ramazan Bayramı’ndan sonra hasadın hızlanacağını aktaran Doğan, "Ramazan Bayramı’ndan sonra hasat daha da hızlanacak. Çiftçimiz bu fiyatlara soğanı satmaya devam ederse para kazanacak. Adana’da soğan hasadı başladı ancak Mısır’dan taze, Özbekistan’dan kuru soğan ülkemize girmekte. Eğer bu soğanlar ülkemize girmeye devam ederse çiftçimiz para kazanamayacak. Soğan dışında hangi ürün hasada başlamışsa o ürün ülkemize girmesin" dedi. Öte yandan, Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, soğan rekoltesinin fazla olduğunu, önümüzdeki günlerde ihracat izninin verilmesini beklediklerini ardından da yurt dışına ihraç edilebileceğini söyledi. "Soğandan yüzümüzün gülmesini umuyoruz" Soğan üreticisi Mehmet Kayalı ise, "Fiyat yüzümüzü güldürüyor. Dönüme de güzel verim alıyoruz. İnşallah yurt dışından soğan girmez, bu fiyatlara soğanı satarız. Patates de üretiyoruz, patatesi don vurdu ve ondan zarar ettik. Soğandan yüzümüzün gülmesini umuyoruz" diye konuştu.
Ayşe öğretmeni ağlatan şüpheli suç makinesi çıktı, cezaevine gönderildi
25 Mart 2025 Salı - 17:51 Ayşe öğretmeni ağlatan şüpheli suç makinesi çıktı, cezaevine gönderildi Mersin’de genç öğretmeni öldürmekle tehdit ettiği iddia edilen ve Adana’da yakalanan şüphelinin cezaevinden kaçtığı, ‘Kasten yaralama, dolandırıcılık’ suçlarından ise 10 yıl 6 ay 15 kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ortaya çıktı. Şüpheli cezaevine teslim edildi. Alınan bilgiye göre, Silifke ilçesinde bir ortaokulda öğretmen olan Ayşe Sarıkaya, bir süre görüşüp ayrıldığı eski erkek arkadaşı Mustafa O.’nun tehditlerinden korktuğu için ağlayarak video çekti. Videoda yaşadıklarını anlatan genç öğretmen, ölmek istemediğini belirterek sosyal medyadan emniyet güçlerini etiketleyerek yardım istedi. Videonun sosyal medyada hızla yayılmasının ardından Mersin ve Adana polisi harekete geçti. Adana’da Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri Mustafa O.’nun saklandığı adresi tespit etti. Çukurova ilçesine bağlı Beyazevler Mahallesi’ndeki bir apart dairede kaldığı belirlenen şüpheli operasyonla yakalandı. "Cezaevi firarisi ve suç makinesi çıktı" Yakalanan şüphelinin kasten yaralama, tehdit ve hakaret gibi suçlardan 49 kaydı bulunurken cezaevi firarisi olduğu belirlendi. Şüphelinin kasten yaralama ve dolandırıcılık suçlarından da toplamda 10 yıl 6 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası olduğu öğrenildi. Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü ve adliyedeki işlemleri tamamlanan şahıs cezaevine teslim edildi.
Bu otel, turizm sektörünün ara eleman sorununu çözüyor
25 Mart 2025 Salı - 11:19 Bu otel, turizm sektörünün ara eleman sorununu çözüyor Adana’da bulunan göl manzaralı 5 yıldızlı uygulama oteli hem turizme hizmet edecek kalifiye eleman yetiştirerek açığı kapatıyor hem de öğrencilerin eğitimine katkı sunuyor. Otel, yerli ve yabancı turistlere ev sahipliği yapıyor. Süleyman Demirel Bulvarı’nda bulunan Seyhan Baraj Gölü manzaralı Nezihe Yalvaç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli, toplantı salonundan restoranı ve düğün salonuna kadar misafirlerine birçok imkan sağlıyor. 12’si süit olmak üzere 75 odalı otel, önemli toplantılara ev sahipliği yapıyor. Lisede eğitimlerini sürdüren öğrenciler, uygulama otelinde misafirleri ağırlayarak hem staj yapıyor hem de para kazanma imkanı buluyor. Okulun mezunları, çeşitli turistik tesislerde görev yaparak sektörde aranan eleman haline geliyor. "Ara eleman sorununa çözüm üretiyoruz" İhlas Haber Ajansı’na bilgi veren okul müdürü Süleyman Kıdık, 400 öğrencinin dönüşümlü olarak oteldeki atölyelerde pratik yaptıklarını belirterek, "Öğrencilerimiz burada okulda gördükleri derslerin uygulamasını yapıyor. Öğrencilerimizi sektörün aranan, kalifiye elemanı olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. Tüm öğrencilerimizi burada eğitime alıyoruz ve diğer otellere staja gönderiyoruz" dedi. Okuldan mezun olan öğrencilerin işlerinin hazır olduğunu anlatan Kıdık, "Sektördeki bütün işletmelerle görüşüyoruz ve yoğun bir eleman talebi var. Mezunlarımız ilgili tercihlerine göre istihdam ediliyor. Buradaki öğrencilerin boşta kalma durumu yok. Öğrencilerimiz gerekli eğitimleri ve gerekli zorlukları burada görüyor. Bu mesleği seven ve bu mesleği yapmak isteyen öğrencilerimizi bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Mesleğe ilk adımı burada atıyoruz" Öğrencilerden Yiğitcan Armutçu, "Usta öğreticilerimiz tarafından burada eğitimler alıyoruz. Mesleğe ilk adımı burada atıyoruz. Usta öğreticilerimiz bize her konuda yardımcı oluyor. İleride mutfak şefi olmak istiyorum" diye konuştu. MEB Uluslararası Gastronomi Festivali ve Aşçılık Yarışması’nda ikinci olan ekipten Cengiz Eren Çetinbaş ise, "Adana Kebap ve analı kızlı çorbası yaptık. Tatlımızın porsiyonu küçük olduğu için değerlendirilmeye alınmadı. O nedenle gümüş kupa aldık. Okulumuzu temsil ettik. İleride güzel bir restoran açmayı düşünüyorum" diyerek düşüncelerini anlattı. Öğrencilerden Mete Özer de, "Okulumuzda eğitimi alıyoruz. Şu anda Ramazan ayında olduğumuz için çok yoğun geçiyor günlerimiz. Bizler için çok güzel eğitimler alıyoruz. Okul bittikten sonra kalfalık ve ustalık belgesi alıyoruz. Okul bittikten sonra Antalya’da şef olmak istiyorum" şeklinde konuştu.