Yerel Haberler
Adana
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:56 Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, Rota virüsünün 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebildiğini belirterek, "Bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir" dedi. Rota virüsü, özellikle 5 yaş altındaki çocukları etkileyen en yaygın ishal nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Aşı takviminde zorunlu olmaması nedeniyle bazı aileler tarafından göz ardı edilerek önlemi alınmayan bu enfeksiyon, küçük yaş grubunda ciddi sıvı kaybına yol açarak hayati risk bile oluşturabiliyor. Hastalığın yalnızca ishal ile sınırlı kalmadığını; ateş, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerin de tabloya eşlik ettiğini belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin bilinçli olması ve belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyerek bilgiler verdi. Salgına yol açıyor Uzm. Dr. Çiğdem Şenol, toplu yaşam alanlarında hızla yayılabilen rota virüsünün kısa sürede birden fazla çocuğun etkilenmesine yol açabildiğini belirterek, "Hastalığın belirtileri genellikle kısa bir sürede ortaya çıkar ve ilk olarak ateş ve kusma ile başlar. Ardından sık tekrarlayan, sulu ve kötü kokulu ishal gelişir. Karın ağrısı da bu sürece eşlik edebilir. Şikayetler birkaç gün ile bir hafta arasında sürebilir. Virüs; hasta kişilerle temas, ortak kullanılan eşyalar ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi sonucu kolayca bulaşır. Kreş, okul ve hastane gibi kalabalık ortamlarda yayılım riski daha da artar. Özellikle 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebilen bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir. Pirinç, patates, yoğurt, muz ve anne sütü bu dönemde tercih edilebilecek besinler arasında yer alır. Gerekli durumlarda, doktor önerisiyle özel sıvı destekleri kullanılabilir. Sıvı kaybının ileri düzeyde olduğu durumlarda ise hastane ortamında damar yoluyla sıvı verilmesi de gerekebilir" diye konuştu. Anne sütü korunmada yardımcı oluyor Anne sütü ile beslenen bebeklerin bu enfeksiyonu genellikle daha hafif geçirdiği iade eden Dr. Şenol, "Bu nedenle bebeklerin mümkün olduğunca anne sütü ile beslenmeye devam etmesi önerilir. Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem ise aşıdır. Aşı, belirli bir yaştan itibaren ağız yoluyla uygulanır ve birkaç doz şeklinde tamamlanır. Uygulamanın zamanında yapılması, hastalığa karşı güçlü bir koruma sağlar. Rota virüsü aşısı, özellikle yaşamın ilk yıllarında çocukları ağır ishal ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sıvı kaybına karşı korur. Aşı uygulandıktan sonra en yüksek koruyuculuk ilk 2 ila 3 yıl boyunca görülür. Bu dönem, çocukların hastalığı en ağır geçirme riskinin bulunduğu süreçtir. İlerleyen yaşlarda koruyuculuk etkisi azalsa da aşılı çocuklar hastalığı genellikle daha hafif belirtilerle atlatır. Aşının temel amacı, enfeksiyonu tamamen ortadan kaldırmaktan çok, hastalığın ağır seyretmesini ve tehlikeli sonuçlar doğurmasını engellemektir" dedi. Aileler bilinçli olmalı Uzman Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin hem hijyen kurallarına dikkat etmesi hem de koruyucu sağlık uygulamaları konusunda bilinçli hareket etmesinin rota virüsünün oluşturabileceği riskleri önemli ölçüde azalttığını kaydederek şunları söyledi: "Özellikle küçük çocuklarda görülen ishal ve kusma durumlarında vakit kaybetmeden uzman görüşü almak, muhtemel sorunların önüne geçilmesi açısından kritik bir adımdır."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:42 Gül serada 5, çiçekçide 50-100 lira Adana’da Anneler Günü öncesi yerli gülün tanesi serada 5 liraya satılırken çiçekçiler ve çiçek sitelerinde gül 50-100 TL arasında alıcı buluyor. Anneler Günü öncesi çiçekçilerde yoğunluk yaşanıyor. Çiçekçiler, Anneler Günü’nde talepleri karşılamak için gece gündüz çalışırken gül üreticilerinde de hasat mesaisi sürüyor. Sabahın erken saatlerinde gül seralarına giden işçiler gülleri kesiyor, dikenlerinden ayırıyor ve paketleyip satışa hazır hale getiriyor. Serada 5, çiçekçide 50-100 lira Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’dan yurdun dört bir yanına gönderilen güller, dalında 5 liradan alıcı buluyor. Dönüme ortalama 6 bin gül alan üreticiler, verimden memnun ancak Anneler Günü için Hollanda’dan ithal edilen güller nedeniyle fiyatlar düşük seyrediyor. Bahçelerde 5 liradan satılan güller, kentteki ve diğer illerdeki çiçekçilerde ise ortalama 50-100 liradan vatandaşlara satılıyor. Öte yandan, Adana’daki çiçekçilerde 21 adet gülün kampanya kapsamında 599 TL’ye satılması dikkat çekti. "Gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, fiyatların çok düşük seyrettiğini bu sebeple de hasat yapmayıp gülleri annelere ücretsiz dağıtacaklarını anlatarak, "Çiçek fiyatları çok düşük. 5 lira bizim maliyetimizi kurtarmıyor o nedenle biz kendi adımıza hasat yapmayacağız. Bu gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi. "Denetim mekanizması olmalı" Üretici Ersen Okur ise, "5 liralık fiyat, işçiliğini kurtarmıyor, masrafını kurtarmıyor. Bu fiyatlar gül ithalatı olduğundan kaynaklanıyor. Her sene bu aylarda, özel günlerde ithal güller nedeniyle para kazanamıyoruz. Bir tane gül, serada 5 lira ama çiçekçilerde 100 lira. Haksız kazanç var ve denetim mekanizmasının olması lazım" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:15 Uzmanından uyarı: "Safra kesesi taşı olan herkes ameliyat olmak zorunda değil" Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, her safra kesesi taşında ameliyat gerekmediğini belirterek, "Safra kesesi taşı tespit edilen her hastanın ameliyat olması gerekmez. Hastaların büyük bir kısmı hayatları boyunca hiçbir şikayet yaşamadan takip edilebilir" dedi. Toplumda sık görülen safra kesesinde taş durumu çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkabiliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Ultrasonografinin yaygın kullanılması nedeniyle günümüzde birçok kişi safra kesesinde taş olduğunu tesadüfen öğrenmektedir. Bu noktada en sık sorulan soru, ameliyatın gerçekten gerekli olup olmadığıdır. Ancak bu sorunun yanıtı her hasta için aynı değildir" diye konuştu. "Hastaların büyük kısmı hayat boyu hiçbir şikayet yaşamaz" Safra kesesi taşlarının toplumda en sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olduğunu ifade eden Çetinkünar, "Erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10-20’sinde safra kesesi taşı bulunur ve kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür. Safra kesesi taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 70-80’i hayatları boyunca asemptomatik kalır. Yani hiçbir şikayet yaşamaz. Bu nedenle şikâyeti olmayan hastalarda rutin cerrahi genellikle önerilmez" ifadelerini kullandı. "Bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar gelişebilir" Safra kesesi taşında uzun dönem risklerin varlığına dikkat çeken Çetinkünar, "Asemptomatik hastalarda yıllık semptom gelişme riski yaklaşık yüzde 1-4 arasındadır. İlk 5 yılda yüzde 10, 20 yıl içinde ise yaklaşık yüzde 20 oranında belirti gelişebilir. Safra kesesi taşı olan tüm hastalarda komplikasyon gelişmez. Ancak bazı hastalarda safra kesesi ağrısı, iltihap, safra yolu taşları ve pankreatit gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir" Komplikasyonların oranlarına değinen Çetinkünar, "Safra kesesinin kasılması sırasında taşın safra kanalını geçici olarak tıkamasıyla ortaya çıkan şiddetli ağrı atakları biliyer kolik olarak adlandırılır ve görülme sıklığı yaklaşık yüzde 20-30 oranındadır. Akut kolesistit ise safra kesesinin iltihaplanmasıdır ve genellikle taşın kanalı daha uzun süre tıkaması sonucu gelişir. Bu durumda ağrıya ateş, bulantı ve hassasiyet eşlik edebilir. Hastaların yaklaşık yüzde 1 ila 3’ünde akut kolesistit gelişebilir. Safra kesesindeki taşın pankreas kanalını tıkaması sonucu gelişen pankreas iltihabı pankreatit olarak adlandırılır. Sırta vuran şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma ile kendini gösteren pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir. Hastaların yüzde 3 ila 7 oranında pankreatit gelişebilir" dedi. "Belirti varsa cerrahi gerekir" Tekrarlayan safra kesesi ağrısı, akut kolesistit, safra yolu taşları ve pankreatit gibi durumlarda cerrahi tedavinin genellikle önerildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, daha sonra şunları söyledi: "Safra kesesinde büyük taşların varlığında, safra kesesi polipleri ve safra kesesi duvarında kalsifikasyon gibi durumlarda da ameliyat tercih edilir. Şikayeti olmayan hastalarda çoğu zaman sorun gelişmeyebilir. Ancak tekrar eden ağrılar, iltihap, pankreatit veya safra yolu tıkanıklığı geliştiğinde tedavi daha zor hale gelebilir." "Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart" Günümüzde safra kesesi ameliyatının genellikle kapalı yöntemle yapıldığını söyleyen Çetinkünar, "Bu yöntem küçük kesiler, daha az ağrı, kısa hastane yatışı ve hızlı iyileşme avantajı sağlar. Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart olarak kabul edilir" diye konuştu.
Adana’da eski sevgili dehşeti: Kıskançlık krizine girip kafe kurşunlattı
20 Mayıs 2025 Salı - 09:54 Adana’da eski sevgili dehşeti: Kıskançlık krizine girip kafe kurşunlattı Adana’da bir kafeye düzenlenen silahlı saldırının nedeni kıskançlık ve eski sevgili intikamı çıktı. Polis ekiplerinin çalışması sonucu saldırıyı organize eden eski sevgili ile birlikte 7 şüpheli yakalandı, 5’i tutuklandı. Olay, merkez Seyhan ilçesine bağlı Gürselpaşa Mahallesi Aliya İzzet Begoviç Bulvarı üzerindeki bir kafede meydana geldi. İddiaya göre, eski sevgilisi A.Ş.’nin kafede çalışan bir kişiyle yakınlaştığını öğrenen D.E. (22), bu duruma öfkelendi. Kıskançlık krizine giren şüpheli, eski kız arkadaşının işten çıkarılması için kafe müdürü K.A.’yı tehdit etti ancak talebi karşılık bulmadı. Şüpheli bu kez arkadaşları aracılığıyla kafeye silahlı saldırı düzenletti. Plakasız bir araçla gelen saldırganlar, kafeye ateş açtıktan sonra hızla olay yerinden kaçtı. Saldırıda yaralanan olmazken, polis olayla ilgili soruşturma başlattı. Kurşunlayan 17 yaşında çıktı Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ile Gasp Büro Amirliği ekipleri, 40 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü incelendi, teknik ve fiziki takip yaptı. Saldırının azmettiricisinin eski sevgili D.E. ve arkadaşı M.E.T. (21) olduğu belirlendi. Saldırıyı ise E.K.’nin (21) kullandığı araçla 17 yaşındaki M.Ş.E.’nin gerçekleştirdiği ortaya çıkarıldı. 5 şüpheli tutuklandı Saldırının üzerinden 24 saat geçmeden olaya karışan ve bağlantılı olan 7 şüphelinin Çukurova ilçesi Beyaz Mahallesi’ndeki bir evde saklandığını tespit eden polis, baskın yaptı. Baskında azmettirici ve olayı gerçekleştirenlerin de aralarında olduğu 7 şüpheli gözaltına alındı. Adrese yapılan aramada saldırıda kullanılan silahın da olduğu 3 tabanca ve çok sayıda mermi ele geçirildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şahıslar adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan şüphelilerden D.E., M.E.T., M.Ş.E., E.K. ve K.C. tutuklandı. Diğer 2 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
2 yıl önce 4 öğretmen ölmüştü: Adana’da kaya düşen yolda eylem
19 Mayıs 2025 Pazartesi - 18:02 2 yıl önce 4 öğretmen ölmüştü: Adana’da kaya düşen yolda eylem Adana’nın Saimbeyli ilçesinde kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin hayatını kaybettiği yolda vatandaşlar eylem yaptı. Hem Feke Cumhuriyet Savcılığı’nın oluşturduğu bilirkişi hem de ailelerin talebiyle oluşturulan bilirkişi raporlarında Karayolları asli kusurlu bulunmuştu. Olay, 6 Nisan 2023 tarihinde Saimbeyli-Feke Karayolu’nda meydana gelmişti. Yamaçtan kopan kaya parçası Himmetli İlk ve Ortaokulu’nda görevli öğretmenlerin içinde bulunduğu otomobilin üzerine düştü. Olayda öğretmenler Pınar Kılıç, Dilek Altıparmak, Ümmühan Dilbilir ve Rahime Topak hayatını kaybetti. Olaydan 2 yıl geçmesinin ardından kayaların koptuğu yamaçta tedbir alınmaması üzerine vatandaşlar ve bazı siyasi parti temsilcileri tepki göstererek, kayanın düştüğü bölgede eylem yaptı. Kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin vefat ettiği bölgede vatandaşlar, Karayolları’nın bölgede tedbir almasını ve yolun sağlıklı hale getirilmesini talep etti. Karayolları asli kusurlu bulunmuştu Feke Cumhuriyet Savcılığı’nın oluşturduğu bilirkişi, hem de ailelerin talebiyle oluşturulan bilirkişi raporlarında karayolları asli kusurlu bulunmuştu. Bölgede inceleme yapan jeoloji ve inşaat mühendislerinden oluşan ilk bilirkişi raporunda şöyle denilmişti: "Dava konusu olan yer Feke-Saimbeyli yolu Himmetli Mahallesi Zarar mevkisinde yolun kuzeyinde bulunan dağ tarafı kısmının yüzde 50-60 arasında heyelan bölgesinin bulunduğu yerde meydana gelen ve dağ tarafından aşağıda bulunan asfalt yoldan geçen aracın üzerine düşerek ölümlü kazaya sebebiyet veren kaya ve taşların, mahkeme heyeti nezaretinde yapılan keşifteki incelemelerimiz neticesinde; kaya düşmesi ve heyelanın çok olduğu bu bölgelerde istinat duvarının olmadığı, palye oluşturmadığı topoğrafik açıdan dik bir yapı sunan arazinin yeterli şev kazıları yapılmadığı, kazanın olduğu bölgede enerji nakil hattı direklerinin montajı sırasında dağıtım şirketi tarafından yol çalışması yapıldığı ve büyük kaya kütlelerinin gerekli önlemler alınmadan gelişigüzel bırakıldığı belirlendi." Raporda, ayrıca halihazırda bu kaya blokları ve taş parçalarının ağırlığı ve yanlış istiflemesinden dolayı hiçbir dış etkiye ve doğa olayına gerek kalmaksızın kendiliğinden aşağıdaki asfalt yola düşebileceği, ilgililerin sorumluklarını yerine getirmediğinin tespit edildiğine yer verilmişti.
Seyhan Nehri’nde kirlilik: İzmir Körfezinden bile daha kötü durumda
19 Mayıs 2025 Pazartesi - 14:03 Seyhan Nehri’nde kirlilik: İzmir Körfezinden bile daha kötü durumda Adana’da kentin ortasından geçen ve merkez ilçeleri birbirinden ayıran Seyhan Nehri’nde artan kirlilik bir çok şehirden gelen misafirleri şaşırttı. Vatandaşlardan biri "İzmir Körfezinden bile daha kötü durumda" derken, bir başkası "Erzurum’dan buraya gezmek için geldik, nehri böyle görmek üzücü bir durum" ifadelerini kullandı. Merkez Seyhan ilçesinde bulunan, kentin simgelerinden olan ve tarihi Taşköprü’nün altından geçen Seyhan Nehri’nde belediyenin gerekli bakımları zamanında yapmamasından dolayı çevre kirliliğine neden olduğu ileri sürüldü. Şehirdeki tarihi yerleri ziyaret etmek için il dışından gelen misafirler gördükleri manzara karşısında hem üzüldü, hem de şaşırdı. İl dışından gelen vatandaşlar bir an önce bu soruna çözüm getirilmesi gerektiğini söyledi. Erzurum’dan gezmeye geldik, nehri böyle görmek üzücü" Tarihi yerin çevresinin kirli olmasından dolayı üzüldüğünü belirten Büşra Özdemirci, "Nehrin çok temiz olduğunu söyleyemem, böylesi tarihi bir yerin çöp içinde olmaması gerekiyor. Dikkat edilmesi gerek. Görülmesi gereken tarihi bir yer burası. Bu manzara karşısında kalmak kötü bir durum. Erzurum’dan buraya gezmek için geldik. Nehri böyle görmek üzücü bir durum" dedi. "Adana’da ilk dikkatimi çeken nehrin kirliliği oldu" Tarihi yerleri gezmek için ilk defa Adana’ya gelen İsmail Sarıkaya da, "Karabük’ten Adana’ya ilk defa bugün geldim. Adana’da ilk dikkatimi çeken nehrin kirliliği oldu. Bu kirliliği selde getirmiş olabilir, vatandaş da kirletmiş olabilir. Vatandaştan biraz daha dikkatli olmasını, davranmasını istiyorum. Cami’miz arka tarafımızda, tarihimiz burada. Köprünün üstünden geçerken etrafındaki bu pislik içler acısı bir durum. Adana’ya çok yakışan bir hal ve hareket değil. Yetkililerin bu konuda bir an önce duyarlı olup gerekli çalışmaları yapmasını istiyoruz" diye konuştu. "İzmir Körfezinden bile daha kötü durumda" Seyhan Nehri’nin İzmir Körfezi’nden daha kötü duruma geldiğini belirten Ali Sertkaya, "İzmir Bornova’dan geliyorum. Seyhan Nehri’nin bu manzarası karşısında şu an bir şey düşünmeye bile gerek duymuyorum, kirliliği görünce şok oldum. İzmir Körfezi’nden bile daha kötü durumda. Bir an önce yetkililerin bu konuyu çözüme ulaştırmasını istiyoruz. Sonuçta burası Adana halkının, halkın bunu hak ettiğini düşünmüyorum" şeklinde konuştu.
Sazan sağımı başlandı
19 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:36 Sazan sağımı başlandı Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Üretim İstasyonunda yeni balık yetiştirme sezonunun ilk adımı atılarak anaç balıklardan sağım yapıldı. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Üretim İstasyonu’ndaki balık sağımına, Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu da katıldı. Üretim İstasyonunun kuluçkahane kısmındaki mini havuzlara bir gün önce alınan ve sağım için hazırlanan anaç balıklardan yumurta sağımını yapan İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, yeni üretim sezonunda hedeflerinin geçen yıl üretilen 12 milyon yavru sazan üzerine çıkmak olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü desteğiyle yürütülen yavru balık üretiminin Türkiye genelindeki farklı su ürünleri üretme istasyonunda gerçekleştiğini ifade eden Kökçüoğlu, "Burada üretilen yavru sazan balıklarını bizim ildeki göl ve göletlere bıraktık, ayrıca bize bağlı olan çevre illere dağıtımını yaptık ve o illerdeki göl ve göletlere bırakılmasını sağladık. Bu yıl yeni sağım dönemi başladı. 12 milyonun üzerinde yavru sazan balığı üreterek iç sularımıza bırakmayı ve su ürünleri sektörümüzde sürdürülebilirliği sağlamayı amaçlıyoruz. Tüm bunları yaparken il müdürlüğü olarak su ürünlerine yönelik denetim çalışmalarımız da devam ediyor" dedi. Farklı büyüklükte 9’u beton, 10’u toprak 19 adet yavru ve anaç balık havuzunun yanı sıra 32 adet beton nakliye havuzlarının yer aldığı istasyonda, teknik personellerce sağımı yapılan balık yumurtaları, daha sonra dölleme işleminden geçiriliyor. Dölleme yapılan yumurtalardan 72 saat sonra larva balıklar çıkmaya başlıyor. Yumurtadan çıktıktan sonra özenle bakımları yapılan larva balıklar, bir süre mini havuzlarda beslendikten sonra istasyon içerisindeki toprak havuzlara alınarak, 5-6 santimetre büyüklüğe gelene kadar bakılıyor ve daha sonra göl ve göletlere salınmak üzere çevre illere gönderiliyor.
Sıcaktan kaçanlar, tabiat parkında serinledi
19 Mayıs 2025 Pazartesi - 11:04 Sıcaktan kaçanlar, tabiat parkında serinledi Adana’da termometreler 30 dereceyi gösterdi, tabiat parkında serinleten yoğunluk oluştu. Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da termometreler, 30 dereceyi gösterdi. Sıcaklıklar artınca Adana ve Kozan ilçesinde vatandaşlar tatil gününü fırsat bilerek doğaya akın etti. Kozan Belediyesi Dağılcak Tabiat Parkı’nda metrelerce araç kuyruğu oluştu. Asırlık çınar ağaçları arasından mangal dumanları yükselirken, akarsu da bölgeye gelenleri serinletti. İşletme Müdürü Muhammed Azgın, Belediye Başkanı Mustafa Atlı’nın destekleri ile bu yaz dönemi tabiat parkında dinlenme alanlarının yenilenmesi ve tescil çalışması yapıldığını söyledi. Azgın, "Havaların ısınması ile birlikte Adana sıcağından kaçan yerli yabancı, şehir dışından yüzlerce misafiri tesislerimizde ağırlıyoruz. Tatil olması ile birlikte çok büyük yoğunluk yaşıyoruz. Ziyaretçiler hem doğanın hem de Kozan lezzetlerinin keyfini çıkararak dinlenme imkanı buluyor"dedi. Vatandaşlardan Emine Kurt ise Kozan’ın 4 mevsim çok güzel olduğunu belirterek, "Çevreden gelen misafirlerimizi en güzel bu mesire alanlarımızda ağırlıyoruz. Kalemiz, iskelemiz var, Bucak bölgemiz ile görülmeye değer. Kozan anlatılamaz doğayı keşfetmek lazım" diye konuştu. Aladağ ilçesinden gelen Yasemin Sertdoğan da bölgenin doğasının çok güzel olduğunu ve mutlaka herkesin gezmesini önerdi. Ankara’dan gelen misafirlerini ağırlayan Mustafa Safi Acar da tabiat parkının doğa olarak temiz ve serin bir alan olduğunu, güzel bir tatil yaptıklarını aktardı.