Yerel Haberler
Adana
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:56 Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, Rota virüsünün 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebildiğini belirterek, "Bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir" dedi. Rota virüsü, özellikle 5 yaş altındaki çocukları etkileyen en yaygın ishal nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Aşı takviminde zorunlu olmaması nedeniyle bazı aileler tarafından göz ardı edilerek önlemi alınmayan bu enfeksiyon, küçük yaş grubunda ciddi sıvı kaybına yol açarak hayati risk bile oluşturabiliyor. Hastalığın yalnızca ishal ile sınırlı kalmadığını; ateş, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerin de tabloya eşlik ettiğini belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin bilinçli olması ve belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyerek bilgiler verdi. Salgına yol açıyor Uzm. Dr. Çiğdem Şenol, toplu yaşam alanlarında hızla yayılabilen rota virüsünün kısa sürede birden fazla çocuğun etkilenmesine yol açabildiğini belirterek, "Hastalığın belirtileri genellikle kısa bir sürede ortaya çıkar ve ilk olarak ateş ve kusma ile başlar. Ardından sık tekrarlayan, sulu ve kötü kokulu ishal gelişir. Karın ağrısı da bu sürece eşlik edebilir. Şikayetler birkaç gün ile bir hafta arasında sürebilir. Virüs; hasta kişilerle temas, ortak kullanılan eşyalar ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi sonucu kolayca bulaşır. Kreş, okul ve hastane gibi kalabalık ortamlarda yayılım riski daha da artar. Özellikle 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebilen bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir. Pirinç, patates, yoğurt, muz ve anne sütü bu dönemde tercih edilebilecek besinler arasında yer alır. Gerekli durumlarda, doktor önerisiyle özel sıvı destekleri kullanılabilir. Sıvı kaybının ileri düzeyde olduğu durumlarda ise hastane ortamında damar yoluyla sıvı verilmesi de gerekebilir" diye konuştu. Anne sütü korunmada yardımcı oluyor Anne sütü ile beslenen bebeklerin bu enfeksiyonu genellikle daha hafif geçirdiği iade eden Dr. Şenol, "Bu nedenle bebeklerin mümkün olduğunca anne sütü ile beslenmeye devam etmesi önerilir. Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem ise aşıdır. Aşı, belirli bir yaştan itibaren ağız yoluyla uygulanır ve birkaç doz şeklinde tamamlanır. Uygulamanın zamanında yapılması, hastalığa karşı güçlü bir koruma sağlar. Rota virüsü aşısı, özellikle yaşamın ilk yıllarında çocukları ağır ishal ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sıvı kaybına karşı korur. Aşı uygulandıktan sonra en yüksek koruyuculuk ilk 2 ila 3 yıl boyunca görülür. Bu dönem, çocukların hastalığı en ağır geçirme riskinin bulunduğu süreçtir. İlerleyen yaşlarda koruyuculuk etkisi azalsa da aşılı çocuklar hastalığı genellikle daha hafif belirtilerle atlatır. Aşının temel amacı, enfeksiyonu tamamen ortadan kaldırmaktan çok, hastalığın ağır seyretmesini ve tehlikeli sonuçlar doğurmasını engellemektir" dedi. Aileler bilinçli olmalı Uzman Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin hem hijyen kurallarına dikkat etmesi hem de koruyucu sağlık uygulamaları konusunda bilinçli hareket etmesinin rota virüsünün oluşturabileceği riskleri önemli ölçüde azalttığını kaydederek şunları söyledi: "Özellikle küçük çocuklarda görülen ishal ve kusma durumlarında vakit kaybetmeden uzman görüşü almak, muhtemel sorunların önüne geçilmesi açısından kritik bir adımdır."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:42 Gül serada 5, çiçekçide 50-100 lira Adana’da Anneler Günü öncesi yerli gülün tanesi serada 5 liraya satılırken çiçekçiler ve çiçek sitelerinde gül 50-100 TL arasında alıcı buluyor. Anneler Günü öncesi çiçekçilerde yoğunluk yaşanıyor. Çiçekçiler, Anneler Günü’nde talepleri karşılamak için gece gündüz çalışırken gül üreticilerinde de hasat mesaisi sürüyor. Sabahın erken saatlerinde gül seralarına giden işçiler gülleri kesiyor, dikenlerinden ayırıyor ve paketleyip satışa hazır hale getiriyor. Serada 5, çiçekçide 50-100 lira Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’dan yurdun dört bir yanına gönderilen güller, dalında 5 liradan alıcı buluyor. Dönüme ortalama 6 bin gül alan üreticiler, verimden memnun ancak Anneler Günü için Hollanda’dan ithal edilen güller nedeniyle fiyatlar düşük seyrediyor. Bahçelerde 5 liradan satılan güller, kentteki ve diğer illerdeki çiçekçilerde ise ortalama 50-100 liradan vatandaşlara satılıyor. Öte yandan, Adana’daki çiçekçilerde 21 adet gülün kampanya kapsamında 599 TL’ye satılması dikkat çekti. "Gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, fiyatların çok düşük seyrettiğini bu sebeple de hasat yapmayıp gülleri annelere ücretsiz dağıtacaklarını anlatarak, "Çiçek fiyatları çok düşük. 5 lira bizim maliyetimizi kurtarmıyor o nedenle biz kendi adımıza hasat yapmayacağız. Bu gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi. "Denetim mekanizması olmalı" Üretici Ersen Okur ise, "5 liralık fiyat, işçiliğini kurtarmıyor, masrafını kurtarmıyor. Bu fiyatlar gül ithalatı olduğundan kaynaklanıyor. Her sene bu aylarda, özel günlerde ithal güller nedeniyle para kazanamıyoruz. Bir tane gül, serada 5 lira ama çiçekçilerde 100 lira. Haksız kazanç var ve denetim mekanizmasının olması lazım" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:15 Uzmanından uyarı: "Safra kesesi taşı olan herkes ameliyat olmak zorunda değil" Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, her safra kesesi taşında ameliyat gerekmediğini belirterek, "Safra kesesi taşı tespit edilen her hastanın ameliyat olması gerekmez. Hastaların büyük bir kısmı hayatları boyunca hiçbir şikayet yaşamadan takip edilebilir" dedi. Toplumda sık görülen safra kesesinde taş durumu çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkabiliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Ultrasonografinin yaygın kullanılması nedeniyle günümüzde birçok kişi safra kesesinde taş olduğunu tesadüfen öğrenmektedir. Bu noktada en sık sorulan soru, ameliyatın gerçekten gerekli olup olmadığıdır. Ancak bu sorunun yanıtı her hasta için aynı değildir" diye konuştu. "Hastaların büyük kısmı hayat boyu hiçbir şikayet yaşamaz" Safra kesesi taşlarının toplumda en sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olduğunu ifade eden Çetinkünar, "Erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10-20’sinde safra kesesi taşı bulunur ve kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür. Safra kesesi taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 70-80’i hayatları boyunca asemptomatik kalır. Yani hiçbir şikayet yaşamaz. Bu nedenle şikâyeti olmayan hastalarda rutin cerrahi genellikle önerilmez" ifadelerini kullandı. "Bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar gelişebilir" Safra kesesi taşında uzun dönem risklerin varlığına dikkat çeken Çetinkünar, "Asemptomatik hastalarda yıllık semptom gelişme riski yaklaşık yüzde 1-4 arasındadır. İlk 5 yılda yüzde 10, 20 yıl içinde ise yaklaşık yüzde 20 oranında belirti gelişebilir. Safra kesesi taşı olan tüm hastalarda komplikasyon gelişmez. Ancak bazı hastalarda safra kesesi ağrısı, iltihap, safra yolu taşları ve pankreatit gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir" Komplikasyonların oranlarına değinen Çetinkünar, "Safra kesesinin kasılması sırasında taşın safra kanalını geçici olarak tıkamasıyla ortaya çıkan şiddetli ağrı atakları biliyer kolik olarak adlandırılır ve görülme sıklığı yaklaşık yüzde 20-30 oranındadır. Akut kolesistit ise safra kesesinin iltihaplanmasıdır ve genellikle taşın kanalı daha uzun süre tıkaması sonucu gelişir. Bu durumda ağrıya ateş, bulantı ve hassasiyet eşlik edebilir. Hastaların yaklaşık yüzde 1 ila 3’ünde akut kolesistit gelişebilir. Safra kesesindeki taşın pankreas kanalını tıkaması sonucu gelişen pankreas iltihabı pankreatit olarak adlandırılır. Sırta vuran şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma ile kendini gösteren pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir. Hastaların yüzde 3 ila 7 oranında pankreatit gelişebilir" dedi. "Belirti varsa cerrahi gerekir" Tekrarlayan safra kesesi ağrısı, akut kolesistit, safra yolu taşları ve pankreatit gibi durumlarda cerrahi tedavinin genellikle önerildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, daha sonra şunları söyledi: "Safra kesesinde büyük taşların varlığında, safra kesesi polipleri ve safra kesesi duvarında kalsifikasyon gibi durumlarda da ameliyat tercih edilir. Şikayeti olmayan hastalarda çoğu zaman sorun gelişmeyebilir. Ancak tekrar eden ağrılar, iltihap, pankreatit veya safra yolu tıkanıklığı geliştiğinde tedavi daha zor hale gelebilir." "Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart" Günümüzde safra kesesi ameliyatının genellikle kapalı yöntemle yapıldığını söyleyen Çetinkünar, "Bu yöntem küçük kesiler, daha az ağrı, kısa hastane yatışı ve hızlı iyileşme avantajı sağlar. Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart olarak kabul edilir" diye konuştu.
Seyhan Nehri’nde kano ve kürek sörfü keyfi
18 Mayıs 2025 Pazar - 13:04 Seyhan Nehri’nde kano ve kürek sörfü keyfi Adana’nın boğazı olarak tabir edilen Seyhan Nehri’ne vatandaşlar, hafta sonunu fırsat bilip kano ve kürek sörfü kullanmak için akın etti. Çukurova, Yüreğir ve Seyhan ilçelerini birbirine bağlayan Seyhan Nehri hafta sonu vatandaşların uğrak noktası haline gelmiş durumda. Tatili fırsat bilip kano ve kürek sörfü kullanmak için gelen vatandaşlar nehirde doyasıya eğlendi. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı da kutlanarak bayrama özel su korteji düzenlendi. "Seyhan Nehri’nde bu kadar keyif alacağımı düşünmemiştim ’ Seyhan Nehri’nde kürek keyfi yapmak için Konya’dan gelen Kübra Turun, "Etkinliğe ilk defa katılıyorum çok keyifliydi. Konya’dan geldim, bu kadar keyif alacağımı düşünmemiştim. Gerçekten çok güzeldi. Etkinlik korkularımızı yendirdi. 19 Mayıs’ı kutlamak çok güzeldi, heyecan dolu bir andı. Herkesin bir arada olması, bayrakları rutin ve nizami bir şekilde sallamamız büyük bir heyecandı. Düşmeden de keyifli bir şekilde ilerleyebiliyorsunuz. Sıklıkla geleceğim, hatta muhtemelen tayin olarak geleceğim" diye konuştu. Suyun üzerinde 19 Mayıs’ı kutlamanın çok güzel olduğuna değinen Ahmet Yücel ise, "Seyhan Nehri’nde yapılan bu spora ilk defa katıldım. Çok heyecanlı ve çok güzeldi. Burada 19 Mayıs için etkinlik de düzenlendi. Gayet coşkulu ve güzel bir aktiviteydi. Herkese katılmalarını tavsiye ediyorum. Heyecanlı bir aktiviteydi, suyun üzerinde 19 Mayıs’ı kutlamak daha bir heyecan kattı. Elimizde bayraklar ile şölen ve müzik eşliğinde 19 Mayıs’ı kutladık. İlk etapta bende de korku ve endişe vardı ama sudan hiçbir zaman korkmadım sadece düşer miyim korkusu vardı, dışarıdan göründüğü kadar asla zor bir spor dalı değil. Herkese tavsiye ediyorum" dedi.
Prof. Dr. Özkan: "Dişiniz eksikse dikkat! Kulak çınlaması ya da vertigo sizi bekliyor olabilir"
18 Mayıs 2025 Pazar - 10:23 Prof. Dr. Özkan: "Dişiniz eksikse dikkat! Kulak çınlaması ya da vertigo sizi bekliyor olabilir" Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Dişiniz eksikse dikkat ! Kulak çınlaması ya da vertigo sizi bekliyor olabilir" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada Temporo Mandibular Eklem Bozukluğu yani çene eklem bozukluğu (TME) olan kişilerin yaklaşık yüzde 40’nın vertigo yaşadığını belirterek bunun nedenelerini şöyle açıkladı: "Peki ağızdaki bir diş eksikliği, baş dönmesi ve denge kaybına nasıl sebep oluyor? İşte TME bozukluğu, diş eksikliği ve vertigo arasındaki şaşırtıcı bağlantısı. Diş eksikliği, çiğneme kuvvetinin çenede dengesiz dağılmasına neden olarak çene ekleminde aşırı yüklenme, çene eklem kıkırdak aşınması ve çene eklem iltihaplanma sürecini başlatıyor. Çene eklemiyle iç kulağın anatomik yakınlığı sebebiyle iç kulak yolundaki kulak vestibüler sinir sistemine hasar veriyor. Bu süreç, diş eksikliğine bağlı diş çene kapanış bozukluğuna (maloklüzyon) ilaveten çene kas spazmının oluşması Kulak çınlaması ve Vertigo hastalığına yol açmaktadır. Sonuç? Kulak çınlaması, baş dönmesi ve kontrol edilemeyen denge kaybı." Diş eksikliği çene ekleminden iç kulak yoluna neden ‘Domino taşı etkisi’ oluşturur? Diş eksikliğinin özellikle arka dişlerin eksikliğinin çiğneme sistemindeki kuvvet dağılımını bozarak çene eklemine anormal yük bindirdiğini anlatan Özkan, "Bu durum, çene eklem kıkırdağında aşınma, bağ dokularda gerilme ve zamanla karşılıklı dişlerin kapanış bozukluğuna (maloklüzyon) yol açar. Yanlış kapanış ise çiğneme kaslarında kronik spazmlara, çene eklem çevresinde iltihaplanmaya ve iç kulağa yakın bölgedeki vestibüler sinirlerin sıkışmasına neden olur. Diş eksikliği, çene ekleminde adeta bir ‘zincirleme kaza’ başlatır. Önce mekanik stres çene eklem yüzeyini ve kıkırdağını aşındırır, ardından iltihaplanma süreci başlar. İltihap, iç kulakla komşu olan bu bölgede ödem yaparak denge sinyallerinin beyne yanlış gitmesine neden olur. Bu da vertigo ve kulak çınlamasıyla sonuçlanır" diye konuştu. Diş eksikliğinden kaynaklı çene eklem sorunları; Vertigoya Giden Yol Arka diş eksikliğiyle çevre dişlerin boşluğa kaydığını ve eğildiğinin altını çizen Özkan şunları kaydetti: "İşte bu anda ilgili tarafta çiğneme kuvveti çene eklemine dengesiz aşırı yük yükler ve çene ekleminde asimetrik yüklenme başlar. Çene eklem kıkırdak aşınması: Çene eklem diskinde deformasyon ve kıkırdak kaybı gelişir. Çene ekleminde İltihaplanma: Çene ekleminde aşınan dokular enflamasyonu tetikler; şişlik, ağrı ve kas spazmları ortaya çıkar. Vestibüler sistemin etkilenmesi: Çene eklemindeki iltihap, iç kulaktaki sıvı dengesini ve sinir iletimini bozarak vertigoya yol açar. Çene eklem kaynaklı vertigonun 6 kritik belirtisi ortaya çıkar. Bunlarda Çene hareketiyle şiddetlenen baş dönmesi, kulak çınlaması veya uğultu hissi, çene ekleminde tıklama sesi, takırtı ve ağrı, sabahları çene eklem tutukluğu, yüzde ve şakaklarda zonklayıcı ağrı, ani denge kaybı ve mide bulantısı." Prof. Dr. Birkan Taha Özkan’dan çene eklem bozukluğu-vertigo tedavisinde 5 altın kural Çene eklem bozukluğu ve vertigo arasındaki ilişkiyi doğru bir şekilde değerlendirebilmek için kapsamlı bir muayene gerekli olduğunu kaydeden Özkan, "Çene Cerrahı, diş eksikliği, çene ağrısı, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi semptomları göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapar. Ayrıca, çene ekleminin durumunu belirlemek için klinik muayenenin ötesinde, X-ışınları, BT taramaları veya MR gibi çeşitli radyografik görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Öncelikle eksik dişler acilen tamamlanmalı: "İmplant veya köprü protezlerle çiğneme dengesi sağlanmalı. Böylece eklem üzerindeki stres yüzde 60’a kadar azalır. Anti-enflamatuar tedavi. Kortizon içermeyen enjeksiyonlar ve lazer terapisi ile eklem içi iltihap hızla kontrol altına alınır. Fizik tedavi ve manuel terapi. Çene eklemine yönelik mobilizasyon teknikleri ve postür egzersizleri, denge sistemini destekler. Stres yönetimi. Meditasyon ve progresif kas gevşetme teknikleri, çene sıkma alışkanlığını kırmada etkilidir" dedi. Özkan, 2024’te yapılan bilimsel çalışmalarda, diş eksikliğinin ve çene eklem bozukluğu olan 150 hasta incelendiğını belirterek şöyle devam etti: "Hastalara eksik dişler implantla tamamlandığında: yüzde 89’unda vertigo atakları tamamen sonlandı, yüzde 92’sinde kulak çınlaması şiddeti azaldı, yüzde 78’i çene eklem ağrısından kurtuldu. Çiğneme sistemini diş çene ve çene eklemi ve kafa tabanı oluşturuyor. Kafa tabında çene eklemi ve kulak iç yolu da direk bağlantılı sistem entegrasyonuna sahip. Çiğneme sisteminin anatomik bütünlüğünü sağlamak, vestibüler sistemle olan ilişkiyi doğrudan düzenliyor. Bu da vertigo tedavisinde diş hekimlerinin ve çene cerrahlarının rolünün ne kadar kritik olduğunu gösteriyor."
120 yıllık tarihi binaya restorasyon onayı verildi ama başlanılamadı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 22:34 120 yıllık tarihi binaya restorasyon onayı verildi ama başlanılamadı Türkiye’nin en başarılı öğrencilerinin kabul edildiği Adana Fen Lisesi’nde mezunlar, okullarının bahçesinde atıl durumda bulunan yaklaşık 120 yıllık tarihi taş binanın restore edilerek yeniden eğitime kazandırılması istedi. Restorasyon projeleri 2019 yılında hazırlanan ve yine aynı yıl içinde Adana Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından da 20.12.2019 tarih ve 12040 karar numarası ile onaylanan Adana Fen Lisesi tarihi binasının restorasyonuna başlanılmadı. 1909 yılında dönemin Adana Valisi Cemal Paşa, görevi esnasında babasını kaybeden Ermeni çocuklar için Adana şehir merkezinde bir okul yapılmasına öncülük etti ve Ziyapaşa Mahallesi’nde "Eytamhane"(Yetimler Evi) adıyla okulun yapılması çalışmaları başlatıldı. Okul, bu ismiyle bir süre faaliyet gösterdi ve daha sonra Erkek Öğretmen Okulu, Kız Öğretmen Okulu, Eğitim Enstitüsü ve Adana Anadolu Lisesi isimleri altında eğitim-öğretime devam etti. 2 Eylül 1987 yılından itibaren de Adana Fen Lisesi olan okul, binlerce öğrenci mezun etti. Ancak tarihi bina, aradan geçen yıllar içerisinde atıl bir hale geldi ve eğitim-öğretim yeni yapılan binada devam etti. Bu süreçte tarihi taş bina birçok dizi ve film çekiminde kullanıldı. Restorasyon onayı verildi ama başlanılamadı Restorasyon projeleri 2019 yılında hazırlanan ve yine aynı yıl içinde Adana Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından da 20.12.2019 tarih ve 12040 karar numarası ile onaylanan Adana Fen Lisesi tarihi binasının restorasyonuna bir türlü başlanılmadı. Adana Fen Lisesi’nin yıllara meydan okuyan tarihi taş binası, mezunlarını yeniden harekete geçirdi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen mezunlar, okulda bir araya gelerek hem hatıralarını tazeledi hem de tarihi yapının kötü durumda olmasına dikkat çekti. Mezunlar, uzun süredir kullanılmayan ve çürümeye terk edilen taş binanın restore edilmesini ve tekrar kullanılabilir hale getirilmesini istedi. "Bu okul devletin hafızasıdır" 1993 yılında okuldan mezun olan Elektrik Elektronik Mühendisi Mehmet Erhan Akman, "Bu okulun devletimizin hafızası olarak devlete ve ülkeye değerli katkısı olan birçok mezun yetiştirdiği için korunması gerektiğini düşünüyorum. En kısa zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın burası için restorasyon yapacağına olan inancım sonsuz. Burada kütüphane yapılabilir, kültür-sanat etkinlikleri için kullanılabilir. Bu konuda gerekli girişimleri yaptık. Umarım yetkililer uygun tedbirleri alıp burayı restore edeceklerdir" ifadelerini kullandı.
120 yıllık tarihi binaya restorasyon onayı verildi ama başlanılamadı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 22:08 120 yıllık tarihi binaya restorasyon onayı verildi ama başlanılamadı Türkiye’nin en başarılı öğrencilerinin kabul edildiği Adana Fen Lisesi’nde mezunlar, okullarının bahçesinde atıl durumda bulunan yaklaşık 120 yıllık tarihi taş binanın restore edilerek yeniden eğitime kazandırılması istedi. Restorasyon projeleri 2019 yılında hazırlanan ve yine aynı yıl içinde Adana Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından da 20.12.2019 tarih ve 12040 karar numarası ile onaylanan Adana Fen Lisesi tarihi binasının restorasyonuna bir türlü başlanılmadı. 1909 yılında dönemin Adana Valisi Cemal Paşa, görevi esnasında babasını kaybeden Ermeni çocuklar için Adana şehir merkezinde bir okul yapılmasına öncülük etti ve Ziyapaşa Mahallesi’nde "Eytamhane"(Yetimler Evi) adıyla okulun yapılması çalışmaları başlatıldı. Okul, bu ismiyle bir süre faaliyet gösterdi ve daha sonra Erkek Öğretmen Okulu, Kız Öğretmen Okulu, Eğitim Enstitüsü ve Adana Anadolu Lisesi isimleri altında eğitim-öğretime devam etti. 2 Eylül 1987 yılından itibaren de Adana Fen Lisesi olan okul, binlerce öğrenci mezun etti. Ancak tarihi bina, aradan geçen yıllar içerisinde atıl bir hale geldi ve eğitim-öğretim yeni yapılan binada devam etti. Bu süreçte tarihi taş bina birçok dizi ve film çekiminde kullanıldı. Restorasyon onayı verildi ama başlanılamadı Restorasyon projeleri 2019 yılında hazırlanan ve yine aynı yıl içinde Adana Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından da 20.12.2019 tarih ve 12040 karar numarası ile onaylanan Adana Fen Lisesi tarihi binasının restorasyonuna bir türlü başlanılmadı. Adana Fen Lisesi’nin yıllara meydan okuyan tarihi taş binası, mezunlarını yeniden harekete geçirdi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen mezunlar, okulda bir araya gelerek hem hatıralarını tazeledi hem de tarihi yapının kötü durumda olmasına dikkat çekti. Mezunlar, uzun süredir kullanılmayan ve çürümeye terk edilen taş binanın restore edilmesini ve tekrar kullanılabilir hale getirilmesini istedi. "Bu okul devletin hafızasıdır" 1993 yılında okuldan mezun olan Elektrik Elektronik Mühendisi Mehmet Erhan Akman, "Bu okulun devletimizin hafızası olarak devlete ve ülkeye değerli katkısı olan birçok mezun yetiştirdiği için korunması gerektiğini düşünüyorum. En kısa zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın burası için restorasyon yapacağına olan inancım sonsuz. Burada kütüphane yapılabilir, kültür-sanat etkinlikleri için kullanılabilir. Bu konuda gerekli girişimleri yaptık. Umarım yetkililer uygun tedbirleri alıp burayı restore edeceklerdir" ifadelerini kullandı.
Avcı: "Konuşsam dil razı değil, sussak gönül razı değil"
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 21:55 Avcı: "Konuşsam dil razı değil, sussak gönül razı değil" Adana Demirspor Teknik Direktörü Mustafa Alper Avcı, kulübün içerisindeki belirsizliğin bir an önce son bulması gerektiğini belirterek, "Konuşsam dil razı değil, sussak gönül razı değil. O yüzden konuşulması gereken birçok şey var" dedi. Adana Demirspor, Trendyol Süper Lig’in 36. haftasında evinde Atakaş Hatayspor’a 5-0 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Adana Demirspor’un Teknik Direktörü Mustafa Alper Avcı, "Söylenebilecek pek bir şey yok. Geldiğimiz günden bu yana hem oyun hem de oyuncunun gelişimi üzerine bir mücadelenin içerisindeyiz. Diğer tarafta da kulübün içerisinde bulunduğu belirsizlik, önümüzdeki sezonun planlanmasıyla alakalı bizim adımıza bu maç çok gerçekçi bir senaryo oldu. Gelecek sezon bir alt ligde mücadele edecek 2 takımın maçı bizim için gerçekçi bir senaryo oldu. Burada kendi adımıza öz eleştiri yaparken oyuncularımızın gelecek planlaması yaparken hangi noktada olduğu gerektiği konusunda bu maç yol haritası oldu" ifadelerini kullandı. "Önümüzdeki seneyle alakalı süreç belirlenmeli" Gelecek sezonun planlanması ve belirsizliğin çözüme kavuşturulması gerektiğinin çok önemli olduğunu dile getiren Avcı, daha sonra şunları söyledi: "Gelecek sezonki planlamada ve bu belirsizlikte nerede olmalıyız veya nerede olmamalıyız bunu sorgulamamız gerekiyor. Zaten yönetim kurulu ile görüşme yapacağız. Bu durumun çok net bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Bugün sahada yedek kulübesinde 3 oyuncu, 2 kaleci vardı. Bununda nedeni kadrolardaki yetersizlik. U19 ve U17 takımlarımızda kötü bir durumda. Konuşsam dil razı değil, sussak gönül razı değil. O yüzden konuşulması gereken birçok şey var. Burada oyuncular sorgulanmalı, yapılanma sorgulanmalı, organizasyon sorgulanmalı. Sahadaki oyuncuların reaksiyonu sorgulanmalı ama dönüp dolaşıp kulübün içerisindeki belirsizliğin biran önce son bulması gerekiyor. Gelecek sezona doğru planlama yapılsın, çünkü Adana Demirspor büyük bir camia. Sahada bugün sonuç, oyuncular ve teknik adam böyle olmamalıydı. Sorgulanacak çok şey var, sorgulayıp, tartışıp ve gerekirse kavga edip önümüzdeki seneyle alakalı süreç belirlenmeli."