Yerel Haberler
Adana
Adana’nın 2040 vizyonu bu çalıştayda belirleniyor 05 Mayıs 2026 Salı - 16:50:27 Adana’nın 2040 vizyonunun belirlenmesi amacıyla çalıştay düzenlendi. Adana Valisi Mustafa Yavuz, "Amacımız 2.3 milyonluk büyük Adana ailesinin daha huzurlu, daha mutlu ve daha yaşanabilir bir şekilde bu şehirde yaşamasını sağlamak" dedi. Adana Valiliği öncülüğünde ‘Vizyon 2040 Çalıştayı’ düzenlendi. Kentteki bir otelde kamu kurumları, belediyeler, oda-borsalar, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ve üniversitelerden öğretim üyelerinin yer aldığı çalıştaya yaklaşık 500’den fazla kişi katıldı. Çalıştay kapsamında katılımcılar, tematik olarak oluşturulan masalarda 8 farklı başlık altında bir araya gelerek Adana’nın geleceğine yönelik proje ve yatırım önerilerini ele aldı. "Bu çalıştayı önemsiyoruz" Çalıştay sırasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Adana Valisi Mustafa Yavuz, "Şehrimizin, Adana’mızın 2040 vizyonuna giderken kısa vadede, orta vadede ve uzun vadede yol haritasını belirleyecek olan bu çalıştayı önemsiyoruz. Zaten sizlerin de gördüğü salonda yaklaşık 500’den fazla katılımcımız var. Gerçekten Adana’da adeta her kesimden ve her disiplinden, her sektörden bugün burada temsilcilerimiz Adana’yı konuşuyorlar" ifadelerini kullandı. "Şehrimizde güzel bir sinerji oluşacak" Çalıştaydan umutlu olduklarını dile getiren Yavuz, "İnşallah hep birlikte birlik ve beraberlik içerisinde, el ele vererek şehrimizde güzel bir sinerji oluşacak. Bizler de bu şehrin idarecileri olarak buradan çıkacak proje önerilerini ve teklifleri değerlendirerek yol haritası niteliğinde çalışmalarımıza başlayacağız" diye konuştu. Yavuz, amaçlarının Adana’da yaşayan 2,3 milyon vatandaşın daha huzurlu, mutlu ve yaşanabilir bir şehirde hayat sürmesini sağlamak olduğunu belirterek, "Birliğimizi ve beraberliğimizi güçlendirdikçe, bu şehir için tek yürek oldukça altından kalkamayacağımız hiçbir sorun olmadığını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen ise çalıştaya akademik olarak katkı sunduklarını, çalıştayın Adana için önemli olduğuna değindi.
Altınoran’dan Dilci ve Ökke’ye şükran borcu
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:26 Altınoran’dan Dilci ve Ökke’ye şükran borcu Altınoran Platformu tarafından Adanalı iki usta sanatçı Mehmet Dilci ve İsmail Ökke "İki Bilge Bir Göz" adlı karma fotoğraf sergisi açıldı. Adana Tabip Odası 100. Yıl Sergi Salonunda düzenlenen etkinlikte bir konuşma yapan Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Y. Yaşar Ateşoğlu, "Bugün, seksenli yaşlarında bile bir çocuğun merakıyla bakıyorlar dünyaya. Eserleri, yalnızca geçmişin mirasını değil, geleceğin umudunu da işliyor. Sanatın bir lüks değil, bir varoluş biçimi olduğunu hatırlatıyorlar bize. Bu sergi, onlara bir teşekkürden öte, bir şükran borcudur. Çünkü onlar, sanatın ışığını taşıyanlar. Çünkü onlar, yaşamın rengini çoğaltanlar" dedi. Sergi Küratörü Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği’nin onursal Başkanı S. Haluk Uygur da, gerek Mehmet Dilci’nin gerekse İsmail Ökke’nin geleneksel fotoğrafı büyük ustalıkla yapabilen fotoğrafçılar olduğunu belirterek şunları söyledi: "Ancak onlara sadece fotoğrafçı demek haksızlık olur. Çünkü sanatın farklı disiplinlerinde çalışmışlar ve üretmişler. Tiyatroyla uğraşmışlar, kukla yapmışlar, resim çizmişler. Her ikisinin öyküleri de var, şiirleri de. Daha önemlisi; kıymeti kendinden menkul otoriteler, fotoğraf için tartışılmayacağını iddia ettikleri kurallar koyarken, onlar tüm bu disiplinleri bir araya getirerek yeni şeyler yapmaktan çekinmemişler. "Bunlar fotoğraf değil" diyenler çıkmış; umursamamışlar, yeni şeyer üretmenin peşine gitmişler. Herhalde onları bilgeleştiren şey de yeniye karşı olan bu tutkularıdır." İsmail Ökke ve Mehmet Dilci ise, sanatsal özgeçmişlerini anlatırken duygulu anlar yaşadılar. Ökke ve Dilci daha sonra kendileri için hazırlanan kitapçıkları imzalayarak sanatseverler verdiler.
Ölen iki aylık bebeğiyle 10 gün evde yaşayan anne babaya 25’er yıl hapis cezası verildi
23 Mayıs 2025 Cuma - 08:18 Ölen iki aylık bebeğiyle 10 gün evde yaşayan anne babaya 25’er yıl hapis cezası verildi Adana’da ölen iki aylık bebeklerini poşet içine koyup 10 gün birlikte yaşayan anne ve babaya 25’er yıl hapis cezası verildi. Seyhan ilçesi İstiklal Mahallesi’nde oturan Ayşegül Talay, 27 Mart 2023’te itfaiyeyi arayıp, evde anahtarını unuttuğunu söyleyerek yardım istedi. Ekipler, evde 2 aylık Mehtap bebeğin cesedini ağzı bağlı siyah poşetin içerisinde buldu. Olayla ilgili çalışma başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, uyuşturucu kullanmak suçundan kaydı bulunan Suat Talay (43) ile kaçarak evlenen Ayşegül Talay’ı (31) bebekleri öldükten sonra onu poşete koyup 10 gün birlikte yaşadığı için gözaltına aldı. Tutuklanan Talay çifti hakkında Adana 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’ihmalli davranışla kasten öldürme’ suçundan açılan davanın karar duruşması yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Suat Talay ve eşi Ayşegül Talay ile tarafların avukatları katıldı. Mahkeme başkanı, sanık Talay çiftinin akıl sağlıklarıyla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu’ndan beklenen raporun geldiğini ve raporda her ikisinin de cezai ehliyetlerinin tam olduğunun belirtildiğini söyledi. Daha sonra mahkeme savcısı esas hakkındaki mütalaasını verdi. Savcı, sanık çiftin ’ihmalli davranışla kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmalarını ve tutukluluk hallerinin devamını istedi. Sanık avukatları, esas hakkındaki mütalaaya katılmadıklarını belirterek, müvekkillerinin taksirle ölüme neden olmak suçundan cezalandırılmaları gerektiğini belirterek tahliyelerini istedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da, sanıkların mütalaa yönünde cezalandırılmalarını talep etti. Mahkeme başkanı sanık çifte son savunmalarını sordu. Sanıklardan Suat Talay, çocuğunu kaybetmenin acısını yaşadığını, bu yüzden mağdur olduklarını belirterek, "Canım yanıyor. Kendimi ifade edemiyorum. Ne yapacağımı şaşırdım" dedi. Ayşegül Talay da eski savunmalarını tekrarlayarak, "Çocuğuma ne oldu bilmiyorum" diyerek tahliyesini istedi. Mahkeme heyeti, sanıklar Ayşegül Talay ve Suat Talay’ı bebeklerini ’ihmalli davranışla kasten öldürme’ suçundan 25’er yıl hapis cezasına mahkum edip tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde Yeşilcam gecesi: Hülya Koçyiğit gençlerle buluştu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 23:47 Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde Yeşilcam gecesi: Hülya Koçyiğit gençlerle buluştu Adana’da Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Bahar Şenlikleri kapsamında "Nostaljik Yeşilçam Sinema Gecesi" düzenledi. Etkinliğe Yeşilçam’ın usta isimlerinden Hülya Koçyiğit konuk oldu. Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Adnan Sözen, Yeşilcam’ın usta isimlerinden Hülya Koçyiğit’e üniversitede hakkında bilgilendirme yaptı. Ardından sinema gösterimi öncesi Hülya Koçyiğit, kendi filmlerinin afişlerinden oluşan sergiyi gezdi. "Üniversitemiz genç bir yakışıklıya benziyor" Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Koçyiğit, "Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesine ilk gelişim. Üniversitemiz genç bir yakışıklıya benziyor. Bahar festivali kapsamında gençlerin eğlendiğini görmek ve onlarla bir anı paylaşmak benim için büyük mutluluk ve onur," dedi. "Ülkenizi ve sahip olduğunuz kültürü sevin" Film öncesi öğrencilere seslenen Koçyiğit, "Sizler, Mustafa Kemal Atatürk’ün vatana emanet ettiği kıymetli gençlersiniz, ben sanatla büyüyen, sanatı içinde yaşayan bir insanım. Oyunculuğa başladığımda çok gençtim. Sinemanın bir insanın hayatına ne kadar dokunabileceğini, bir insanın kalbine giden yolun ne olduğunu yaşayarak öğrendim. Sanatın insanın ruhunu besleyen, toplumu birleştiren büyük bir gücü olduğunu hep hatırlayın. Sizler mühendis, bilim insanı, yazılımcı, tasarımcı ya da girişimci. Hangi alanda olursanız olun üretkenliğinizde, hayal gücünüzde ve yaptığınız işe duyduğunuz saygıda adeta bir sanatçı ruhuyla çalışın. Önemli olan yaptığınız işi sevgiyle ve sorumluluk duygusuyla yapmalısınız. Kendinizi tanıyın. Ne istediğinizi keşfedin. Korkmayın, hatalar sizi siz yapan dönemlerdir. Ülkenizi ve sahip olduğunuz kültürü sevin. Tabii dünyaya da açık olun. En önemlisi insanı sevin. Çünkü her şeyin merkezinde insan var. Sizlere güzel bir şenlik diliyorum. Eğlenin dinlenin ama bir yandan da düşünmeyi hiç bırakmayın. Çünkü düşünen gençler bu ülkenin en büyük hazinesidir" diye konuştu. Etkinlikte, Hülya Koçyiğit’in başrolünde yer aldığı 1973 yapımı "Gelin" filmi öğrencilerle birlikte izlendi. Koçyiğit, filmi yüzlerce öğrenciyle birlikte izleyerek gençlerle nostaljik bir yolculuk yaptı.
Adana’da havalar ısındı fırıncılar soğuk suyla, gençler yüzerek serinlemeye çalışıyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 14:51 Adana’da havalar ısındı fırıncılar soğuk suyla, gençler yüzerek serinlemeye çalışıyor Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da hava sıcaklığı 36 dereceye ulaştı. Fırıncılar soğuk su içerek serinlerken gençler sulama kanallarında boğulma tehlikesine aldırış etmeden yüzmeye başladı. Afrika’dan gelen sıcak hava dalgasının etkisi altına giren Adana’da gölgede sıcaklık 32 derece olarak ölçülürken park ve bahçelerdeki termometreler 36 dereceyi gösterdi. Yüksek nem oranlarıyla birlikte hissedilen sıcaklık daha da artarken fırın başında çalışan ustalar ise odun ateşinde 80-90 derecede çalışıyor. "Soğuk su ile serinliyoruz" Saat başı ekmek pişiren ustalar geri kalan molalarda ise soğuk su içerek serinliyor. Fırıncı Can Delibalta, "Kabusumuz olan sıcaklıklar başladı. Allah bütün meslektaşlarımıza ve dışarıda çalışanlara yardım etsin. Bizim işimiz bu ve çalışmaya mecburuz. Dışarısı 35 dereceyken burası 70 dereceyi aşıyor. Soğuk su ile serinliyoruz" dedi. Kanalda yüzme sezonu başladı Sıcak havaları fırsat bilen gençler ise her yıl onlarca kişinin boğulduğu sulama kanallarına girmeye devam ediyor. Kanala giren gençlerden Cavit Coşkuner (16), "Adana çok sıcak ve bizde burada yüzüyoruz. Havuza verecek paramız yok. Tehlikeli ama biz yüzmeyi biliyoruz. Biz burada boğulmuyoruz, boğulursak da Allah’ın emri" ifadelerini kullandı. Ali Yılmaz (15) isimli başka bir genç ise ölümden korkmadığını söyleyerek, "Hava sıcak olduğu için gelip yüzüyoruz. Biz yüzme biliyoruz, boğulmuyoruz. Ölmekten de korkmuyoruz" diye konuştu.
Adana’da sıcaklık 36 derece... Fırıncılar soğuk suyla, gençler yüzerek serinlemeye çalışıyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 14:46 Adana’da sıcaklık 36 derece... Fırıncılar soğuk suyla, gençler yüzerek serinlemeye çalışıyor Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da hava sıcaklığı 36 dereceye ulaştı. Fırıncılar soğuk su içerek serinlerken gençler sulama kanallarında boğulma tehlikesine aldırış etmeden yüzmeye başladı. Afrika’dan gelen sıcak hava dalgasının etkisi altına giren Adana’da gölgede sıcaklık 32 derece olarak ölçülürken park ve bahçelerdeki termometreler 36 dereceyi gösterdi. Yüksek nem oranlarıyla birlikte hissedilen sıcaklık daha da artarken fırın başında çalışan ustalar ise odun ateşinde 80-90 derecede çalışıyor. "Soğuk su ile serinliyoruz" Saat başı ekmek pişiren ustalar geri kalan molalarda ise soğuk su içerek serinliyor. Fırıncı Can Delibalta, "Kabusumuz olan sıcaklıklar başladı. Allah bütün meslektaşlarımıza ve dışarıda çalışanlara yardım etsin. Bizim işimiz bu ve çalışmaya mecburuz. Dışarısı 35 dereceyken burası 70 dereceyi aşıyor. Soğuk su ile serinliyoruz" dedi. Kanalda yüzme sezonu başladı Sıcak havaları fırsat bilen gençler ise her yıl onlarca kişinin boğulduğu sulama kanallarına girmeye devam ediyor. Kanala giren gençlerden Cavit Coşkuner (16), "Adana çok sıcak ve bizde burada yüzüyoruz. Havuza verecek paramız yok. Tehlikeli ama biz yüzmeyi biliyoruz. Biz burada boğulmuyoruz, boğulursak da Allah’ın emri" ifadelerini kullandı. Ali Yılmaz (15) isimli başka bir genç ise ölümden korkmadığını söyleyerek, "Hava sıcak olduğu için gelip yüzüyoruz. Biz yüzme biliyoruz, boğulmuyoruz. Ölmekten de korkmuyoruz" diye konuştu.
Adana’da "Ben, Biz ve Zaman" sergisi açıldı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 14:03 Adana’da "Ben, Biz ve Zaman" sergisi açıldı Adana’da "Ben, Biz ve Mekan Arasında: Dönüşen Etkileşimler Karma Disiplinler Arası Sanat Sergisi" açıldı. Uluslararası Müzeler Günü çerçevesinde 11 sanatçının çeşitli eserleriyle yer aldığı serginin küratörlüğünü Doç.Dr.Özlem Uslu yaptı. Sergiye eserleri ile Aslıhan Demir, Ayça Topalbebek, Beyaz Atman, Büşra Çeltikçi, Dilek Karcı Ballı, Eda Özergin, Ezgi Mengüç, Sabıa Hayat, Nuran Musaoğlu, Nursima Dağabakan, Özlem Daylan Bozoğlan katıldı. Serginin afiş Tasarımı ise İbrahim Arda Erdamadar tarafından yapıldı. Sergi hakkında açıklamalarda bulunan Sergi Küratörü Özlem Uslu, "Bu sergi, sanatın ifade aracı olduğu, insanın hem kendisiyle hem de çevresiyle olan çok katmanlı ilişkilerini sorgulayan bir yolculuktur. Heykel ve enstalasyon gibi mekânsal anlatım dilleriyle bedenin, zihnin ve duygunun sınırlarını araştırıyor; bireyin iç dünyasıyla sosyal kimliği arasında gidip gelen gerilimi görünür kılmayı amaçlıyoruz" dedi. "Ben" ve "Sosyal Ben" arasındaki çatışmaların, uyumlar ve dönüşümler, doğa, kent, mekan ile diğer insanlarla kurulan ilişkiler üzerinden yeniden düşünüldüğünü kaydeden Uslu,"Bu etkileşimler, izleyicinin yalnızca bakmadığı, aynı zamanda hissettiği ve sorguladığı bir deneyime dönüşüyor. Sanat burada yalnızca bir temsil değil, bir hatırlatıcı, bir çağrı ve kimi zaman da bir direniş aracıdır. Karma disiplinlerin buluştuğu bu alan, tanımlanmış sınırları yıkarak yeni bir düşünme ve hissetme biçimi önerir"diye konuştu. Adana Müzesi Arkeoloji Geçici Sergi Salonundaki serginini 31 Mayıs’a kadar açık kalacağı ifade edildi.
DAİMFED Ankara Şubesi’nin açılış hazırlıklarını sürdürüyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 12:25 DAİMFED Ankara Şubesi’nin açılış hazırlıklarını sürdürüyor DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, Ankara Şubesi açılışına AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’i de davet etti. Çelik, federasyona bağlı tüm illerin sektör adına beklentilerini dinlemek istediğini söyleyerek DAİMFED’i tebrik etti. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ve beraberindeki Yönetim Kurulu Ankara Şubesi açılış hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda Karslıoğlu ve beraberindeki Yönetim Kurulu ekibi Ankara’da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’i makamında ziyaret etti. DAİMFED Genel Başkanı Karslıoğlu, 28 Haziran’da Ankara’da yapılacak olan DAİMFED şube açılışına Çelik’i davet etti. "Sektör adına beklentilerinizi dinlemek isterim" DAİMFED genel merkezinin Adana’da olmasının kayda değer bir başarı olduğunu ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "DAİMFED’in Mersin, Kahramanmaraş, Nahçivan, Suriye-Arap Cumhuriyeti, Osmaniye, Gaziantep, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Antalya, Malatya, İstanbul’da şubeleşmesi ve en önemlisi de 5 farklı ilde 5 farklı üniversitede Genç DAİMFED’i kurduğunuz için sizleri kutluyorum. Ankara şube açılışınızdan dolayı da ayrıca başarılar diliyorum. Birlikte hareket etmek, tek ses olmak, tek çatı altında toplanmak ve bunu başarılı bir şekilde sürdürebilmek son derece önemlidir. Tabi genel merkezin Adana’da olmasının da benim için önemi büyük. İşlerinizi düzgün, kanunlara uygun, ciddi ve kaliteli şekilde, projelerinizi tamamlamanız fevkalade önemlidir. En kısa sürede özellikle üniversitelilerin oluştuğu Genç DAİMFED’in de yer aldığı, projelerin konuşulduğu bir toplantı tertip edin. Hem Adana için hem de federasyonunuza bağlı tüm iller için sektör adına beklentilerinizi sunum halinde dinlemek isterim. Başarılarınızın devamını diliyorum" diye konuştu. DAİMFED’in Ankara’da şube açacak olmasının heyecanını yaşayan Genel Başkan Karslıoğlu, "Bakanımız Ömer Çelik’in hem ülkemizde, hem uluslararası alandaki yoğun çalışma temposundan zaman ayırıp DAİMFED’in çalışmaları ve teşkilatlanmaları hakkında brifing sunma fırsatını vermesi, federasyonumuza güç katmıştır. Bakanımızı DAİMFED Ankara Şube açılımıza katılımları bize onur verecektir. Federasyonumuz ve tüm diğer illerimizdeki teşkilatlarımız adına kendilerine şükranlarımızı sunarım" dedi.
Müzede çöpe atılan biletleri yeniden satan 2 çalışana hapis cezası
22 Mayıs 2025 Perşembe - 10:44 Müzede çöpe atılan biletleri yeniden satan 2 çalışana hapis cezası Adana’da Arkeoloji Müzesi’nde çöp kutusuna atılan kullanılmış biletleri yeniden sattıkları tespit edilen gişe görevlisi ve güvenlik personeli ’nitelikli dolandırıcılık’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. 2022 yılında Adana Arkeoloji Müzesi’nde çalışan gişe personeli ve güvenlik görevlisi çöpe atılan biletleri başkalarına sattı. Gişe personeli İ.O. ve güvenlik görevlisi S.S. hakkında, dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün talebi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu müfettişlerince inceleme başlatıldı. İncelemede 2 çalışanın, müzeyi gezmek isteyen ziyaretçileri satın aldıkları biletleri çöp ve geri dönüşüm kutusuna atmaları için yönlendirdikleri, daha sonra bu biletleri başka kişilere sattıkları belirlendi. Müdürlüğün yaptığı suç duyurusunun ardından Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Savcılığın hazırladığı ve Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, tutuksuz sanıklar İ.O. ve S.S. hakkında, "kamu kurum ve kuruluşları ile benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis talep edildi. 10. Ağır Ceza Mahkemesince açılan davanın 17 Nisan’da görülen karar duruşmasında 2 sanığa "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 4 yıl 2’şer ay hapis cezası verildi. Mahkemenin cezaya ilişkin 16 Mayıs’ta açıkladığı gerekçeli kararında ise şu ifadelere yer verildi: "Gişe görevlisi İ.O. ve güvenlik görevlisi S.S.’nin, müzeye gelen ziyaretçilere bilet satışı yaptıktan sonra biletlerin çöp ve geri dönüşüm kutusuna atılması konusunda yönlendirme yapmaları, atılan biletleri alıp yeni gelen ziyaretçilere tekrar satmaları nedeniyle Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Adana Müze Müdürlüğü zararına ve kendi yararlarına olacak şekilde menfaat temin ettikleri, suç duyurusu evrak ve ekleri incelendiğinde sanıkların çöp kutusuna atılan biletleri aldıklarının tespit edildiği ve sırf suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği, bu haliyle sanıkların ’nitelikli dolandırıcılık’ suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmiştir."
Ziraatçılardan, ’tarım arazileri vergiden muaf tutulsun’ talebi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 10:42 Ziraatçılardan, ’tarım arazileri vergiden muaf tutulsun’ talebi Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, sadece tarımsal üretim yapılan, üzerinde yapı bulunmayan arazilerden emlak vergisi alınmamasını istediklerini belirterek, "Üreticinin yanında olan, üretimi destekleyen yerel yönetim anlayışına ihtiyaç var" dedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticilerin üzerindeki ekonomik baskının her geçen gün arttığını belirterek, çiftçilere çeşitli kolaylıklar sağlanması gerektiğini ifade etti. Doğan, "Çiftçimiz zaten yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ediyor. Bununla birlikte üzerinde hiçbir yapı bulunmayan, yalnızca üretim yapılan tarlalara emlak vergisi uygulanıyor. Bu uygulamanın düzeltilmesi gerekli" dedi. Doğan, 2012 yılında çıkarılan yasa ile tarım arazileri 5 yıl boyunca emlak vergisinden muaf tutulduğunu hatırlatarak, "Ancak 2017 yılında bu muafiyet sona erdi. Aradan geçen yıllarda üreticinin yükü artarken, bu verginin hala alınması çiftçiye ekstra maliyet yüklüyor. Üzerinde yapı olmayan, sadece üretim yapılan araziler için emlak vergisi alınmamalı" diye konuştu. Çiftçilerin son yıllarda nakit akışlarının bozulduğunu ve üretimden çekilme riski taşıdıklarını belirten Doğan, "Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımız kalıcı bir düzenleme yapmalıdır. Sadece üretim yapılan tarım arazileri emlak vergisinden muaf tutulmalı. Gıdaya erişimin zorlaştığı, tarımın stratejik öneminin her geçen gün arttığı bu dönemde üreticiye yük değil destek verilmelidir" şeklinde konuştu. Doğan, yerel yönetimlerin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurgulayarak, "Adana’da Karataş Belediyesi, sadece tarımsal üretim yapılan, üzerinde yapı bulunmayan arazilerden emlak vergisi almıyor. Aynı duyarlılığı Yüreğir Belediyesi’nden de bekliyoruz. Üreticinin yanında olan, üretimi destekleyen yerel yönetim anlayışına ihtiyaç var" dedi.
Kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin öldüğü bölgeye tünel yapılıyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 10:41 Kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin öldüğü bölgeye tünel yapılıyor Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin hayatını kaybettiği tehlikeli bölgenin tünellerle güvenilir hale getirileceğini söyledi. Adana’nın Saimbeyli ilçesinde 2 yıl önce yamaçtan kopan kayaların araçlarının üzerine düşmesiyle 4 öğretmen ölmüştü. Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, tehlikenin devam ettiği güzergahla ilgili açıklama yaptı. Dal, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk sahasında ki problemlerin çözümü noktasında duyarlılık beklediklerini kaydetti. Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal yaptığı açıklamada, "18 Mayıs 2025 Pazar günü bir siyasi partinin ilçe teşkilatı başkanlığınca Tırtat mevkiinde, 4 öğretmenimizin hayatını kaybettiği bölgede bir basın açıklaması yapılmıştır. Öncelikle hayatını kaybeden öğretmenlerimizin acısını hala yüreğimizde taşıdığımızı belirtirken onlara yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Ne yazık ki bu basın açıklaması, ortak bir sorunun çözümüne katkı sunmak yerine, siyasi eleştiriye dönüşmüş; yapılan hizmetler yok sayılarak, bugüne kadar hiçbir adım atılmadığı algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Oysa yalnızca ilçemizde değil, ülkemiz genelinde karayolu ulaşımında atılan büyük adımlar hükümetimizin bu konudaki başarısını ortaya koymaktadır" dedi. Dal, bölgenin tünellerle güvenilir hale getirileceğini ifade ederek, "Elbette gönül ister ki bu işler hemen tamamlansın. Ancak hepimizin bildiği gibi içimizdeki vatan hainlerinin çıkarmış olduğu kargaşalıklar, tüm dünya gibi ülkemizde ekonomik açıdan olumsuz etkileyen pandemi süreci, ülkemizin yaklaşık yüzde 20 sini etkileyen büyük deprem felaketi gibi olağan üstü olaylar devletimizi ekonomik açıdan oldukça olumsuz etkilemiş ve kamu yatırımlarının gecikmesine sebebiyet vermiştir. Tüm bunlara rağmen, Feke Sülemişli ve Tırtat Kısık mevkilerindeki tehlikeli bölgeler tünel projeleriyle çözüme kavuşacaktır. Projeler bu yıl içinde tamamlanacak, ardından ihale ve yapım süreci başlayacaktır. Belediye başkanı olarak, şahsım, il ve ilçe teşkilatım, bölge milletvekillerim, konunun muhatabı bakanlık yetkililerimiz ve bürokratlarımız olarak süreci yakından takip etmekteyiz. Ben aynı duyarlılığı siyasi eleştiriler yerine, herkesin kendi sorumluluk alanında da göstermesini beklemekteyim. Kırsal mahallelerimizdeki grup yolları, içme ve sulama suyu sorunlarının da aynı hassasiyetle bu basın açıklamasını yapan kişiler tarafından takip edilmesini özellikle rica ediyorum" diye konuştu.
Dolandırıcılıktan 70 yıl hapis cezası alan kaymakamla ilgili gerekçeli karar açıklandı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 09:54 Dolandırıcılıktan 70 yıl hapis cezası alan kaymakamla ilgili gerekçeli karar açıklandı Adana’da depremzedeler için alım yapılacağı iddiası ile firmaları dolandırdığı öne sürülen tutuklu sanıklar eski Yüreğir Kaymakamı Mustafa Kılıç’a 70 yıl, Özgür Akgül’e 46 yıl 4 ay hapis cezası, tutuksuz sanık Paşa Yaşar’ın ise beraatına kararı verilen davanın gerekçeli kararı açıklandı. Gerekçeli kararda sanıklar eski Kaymakam Kılıç ile Akgül’ün fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek depremi fırsat bilip dolandırıcılık suçunu büyük bir profesyonellik ve çok kapsamlı mizansenle işledikleri belirtildi. Dolandırıcılık olayında kaymakamlık aracının da kullanıldığı belirtilen kararda, sanıkların vatandaşın devlete olan inancını kötüye kullandıkları, yapılan işlemlerin Cumhurbaşkanlığı kaynaklı ve yönetimli olduğu inancını yaymaya çalıştıkları da kaydedildi. Adana 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde "kamu kurum ve kuruluşları v.b tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan yargılanan Yüreğir ilçesi eski kaymakamı Mustafa Kılıç, kendisini danışman olarak tanıtan Özgür Akgül ile tutuksuz sanık Paşa Yaşar hakkında 28 Nisan’da karar verildi. Mahkeme heyeti, eski Yüreğir Kaymakamı Mustafa Kılıç’ı 70 yıl hapis ve 601 bin lira adli para cezası, sanık Özgür Akgül’ü de 46 yıl 4 ay hapis ve 411 bin lira adli para cezasına mahkum edip, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Sanık Paşa Yaşar’ın ise "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" gerekçesiyle beraatına hükmedildi. Davanın gerekçeli kararı açıklandı. Depremi fırsat bildiler 196 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, toplanan deliller ve dinlenen tanıklar dikkate alındığında sanık eski Yüreğir Kaymakamı Mustafa Kılıç ile sanık Özgür Akgül’ün fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği belirtildi. Sanıklar Kılıç ve Akgül’ün 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra afet bölgesi ilan edilen Adana ilinin bu durumunu fırsat bildiklerine dikkat çekilen gerekçeli kararda, depremden yaklaşık 3 ay sonra Yüreğir ilçesi sınırlarında mağdur olan vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla dönemin Yüreğir Kaymakamı olan Mustafa Kılıç’ın makamı ve vakfın doğal başkanı olması nedeniyle depremin hemen akabinde yaşanan mağduriyetlerin hızlıca giderilmesi amacıyla bir kısım bürokratik işlemleri kaldırıp, işlem limitlerini de yükselttikleri, 127 sayılı Cumhurbaşkanlığı OHAL Kararnamesi’nin bir kısım hükümlerini ilgililere kendi mizansenleri dahilinde farklı bir şekilde bildirdikleri ifade edildi. Gerekçeli kararda, sanık Kılıç ile Akgül’ün vakıf tarafından aşevi için yüklü miktarda alım yapılacağını, yaşanılan felaketin ve ülkenin içinde bulunduğu durumun koşulları gereği bu süreç içerisinde güvenilir tedarikçilere ihtiyaç duydukları algısıyla ortaya çıktıklarına yer verildi. Makam ve konumunu kullandı Sanık Akgül’ün eski Kaymakam Kılıç ile yaptığı anlaşma gereği piyasadan tanıdığı ve bildiği firmaları bularak kaymakamlığa getirdikten sonra eski Yüreğir Kaymakamı Kılıç’ın makam ve konumunu kullanıp, sanık Akgül aracılığıyla insanları kaymakamlığa davet ettiği belirtildi. Sanık Özgür Akgül’ün daha önceden tanıdığı ve ticari işlerini bildiği diğer sanık Paşa Yaşar’ı arayarak deprem nedeniyle Adana’da yıkım işleri ve gıda alım ihalesi olduğunu söyleyerek, Adana’ya çağırdığı ifade edilen gerekçeli kararda, "Davet üzerine Adana’ya gelen Yaşar’ın, sanık Özgür Akgül vasıtasıyla sanık Mustafa’nın makamına gidip, orada tanıştıkları hatta ilk görüşmede sanık Mustafa’nın yıkım işleri ve gıda alımından söz ettiği, bu görüşmelerin olduğu ilk etapta Özgür Akgül’ün de sanıklar ile aynı ortamda bulunduğu, Paşa Yaşar’ın da gıda alım işi için sanık Mustafa Kılıç’ın hesabına 3 milyon TL teminat bedeli yatırdığı" belirtildi. Makam aracını kullanmışlar Sanık Paşa Yaşar’ın daha sonra yıkım işleri için Mehmet Sıddık’ı arayıp Adana’ya davet ettiği, uçakla gelen Sıddık’ı da Kılıç’a ait makam aracıyla havalanında karşılayıp birlikte kaymakamlık makamına gittikleri, tanışma aşamasından sonra eski kaymakam Mustafa’nın çevre valilikler ile görüşerek sanık Paşa Yaşar ile Mehmet Sıddık için yıkım işlerinde kolaylık sağlanmasını istediği kaydedildi. OHAL süreciyle ikna ettiler Sanık Mustafa Kılıç’ın makamında gerçekleştirilen görüşmelerde, yıkım işlerinin uzun süreceğini söyleyerek, gıda alım ihalesinin de olduğunu söyleyip, ihalenin bedeli ve teminat konularına girdiği belirtilen gerekçeli kararda, teminat mektubu sunmak isteyen Mehmet Sıddık’tan ise nakit teminat bedeli istediği, kendisinin de bunu kabul ettiği, görüşmeler sırasında hiçbir görevi ve konumu olmayan Özgür’ün de yer aldığı, Sıddık’ın sürecin doğrudan teminle yürüyeceğine ikna olmayarak sorması üzerine sanık Paşa ve Özgür’ün OHAL sürecinde kaymakamların olağanüstü yetkilerinin olduğunu söyleyerek kendisini ikna ettikleri ifade edildi. Başka mağdurların dekontunu gösterdi Gerekçeli kararda, Sıddık’ın teminat bedelini yatırmak için hesap bilgilerini istemesi üzerine sanık Mustafa’nın bilgilerini verdiğini, bunun üzerine kardeşi S.Ç. ile konuyu görüştükten sonra parayı göndereceği sırada hesabın eski Yüreğir Kaymakamına ait olduğunu anlayınca bu konudaki çekincesini dile getirdiği, sanık Paşa’nın araya girerek vakıf başkanının kaymakam olması nedeniyle böyle bir durumun söz konusu olacağını söylediği, hatta sanık Mustafa’nın başka olayın mağduru olan T.Ö.’ye ait teminat bedeline ait banka dekontunu göstermesi üzerine ikna olduğuna yer verildi. Parasını istedi Mağdur T.Ö. ile sanık Paşa Yaşar’ın bir şekilde denk geldikleri, T.Ö.’nün Sıddık’a gıda ihalesinden bahsetmemesi gerektiğini söylediği, paranın gönderilmesinden sonra sanık Mustafa ile Mehmet Sıddık arasında gıda alımına ilişkin sözde bir sözleşme imzalandığı kaydedilen gerekçeli kararda, sözleşme sonrası Sıddık’ın ihtiyaç listesinin gönderilmesini beklediği ancak böyle bir şeyin olmaması üzerine Adana’ya gelerek sanıktan parasını istediği, sanık Mustafa’nın parayı Mersin ilinde vereceğini söylemesi üzerine birlikte sanıklar Mustafa, Özgür ve Paşa’nın Mersin iline giderken polislerce durdurularak yakalandıkları belirtildi. Hayali sözleşmeler imzaladı Sanıklar Mustafa ile Özgür’ün başlangıçtan itibaren fikir ve eylem birlikteliği içerisinde oldukları belirtilen gerekçeli kararda, dolandırıcılık olayının nasıl gerçekleştirildiği ayrıntılı olarak şöyle anlatıldı: ’’Diğer sanık Paşa’yı Özgür’ün vasıtasıyla ikna ederek Adana’ya getirdikleri, ardından Paşa’nın gıda alımını duyunca katılan Sıddık’ı da arayarak Adana’ya davet ettiği, hayali alıma ikna edilen ve kendisi de bir miktar teminat yatıran Paşa’nın katılanı gıda işine girmesi noktasında teşvik ettiği, bu olayların tamamının sanık Mustafa’nın makamında gerçekleştiği, her ne kadar Mustafa ikna sürecinde Özgür ve Paşa’nın olmadığını söylemiş ise de planın başlangıçta olduğu şekliyle zaten sanık Özgür’ün piyasadan firma bulması ve daha çok sanık Mustafa’nın ikna etmesi şeklinde ilerlediği, bu somut olayda ise iki sanığın önce Paşa’yı gıda alımına ilişkin sürece ikna ederek ve bir miktar parasını hile ve desise ile aldıkları, ardından katılanları O’nun vasıtasıyla olaya dahil ettikleri, ardından Mustafa’nın devreye girerek diğer tüm olaylarda olduğu gibi OHAL kararnamesi, diğer kişilere ait dekontların gösterilmesi, kendinin vakıf başkanı olması ve hayali sözleşmeleri imzalayarak hile ve desise sürecini tamamladığı, bununla birlikte katılanları olaya dahil eden sanık Paşa’nın düştüğü hatayı anlayarak sebebiyet verdiği zararı kısmen de olsa giderdiği ve katılanlara zararı gidereceğine dair protokol imzalayarak verdiği belirlendi." Tüm olaylarda sürece dahil olmuş Sanık Özgür’ün bu olaylarla bir ilgisinin bulunmadığını, hatta kendisinin de kullanıldığını söylemesine rağmen hiçbir resmi görevi olmamasına karşın hemen hemen tüm olaylarda sürece dahil olduğuna dikkat çekilen gerekçeli kararda, "Firmaları davet etmiş, görüşmelerde resmi bir görevi varmış gibi davranarak sanık Mustafa’nın planlarını hayata geçirmesini kolaylaştırmış ve her seferinde çok sayıda insanın kaymakamlık makamına gelerek parasını istediğini, ihalenin asla yapılmadığını bilmesine, görmesine rağmen ısrarla eylemlerine devam etmesi karşısında, sanık Mustafa’nın nihai amacını bilmediği, kendisinin de aldatıldığı yönündeki savunmasının itibar edilemez olduğu açıkça anlaşılmış, parasını alamayan, alımların gerçekleşmediğini gören ve dolandırıldığını anlayan katılanların resmi mercilerine başvurarak şikayetçi olduğu görülmüş ve sanıklar Mustafa ve Özgür’ün eylemlerinin sabit olduğu katılanların aşama beyanları, sanıkların savunmaları, banka kayıtları sahte sözleşme örnekleri ile tüm dosya kapsamının katılanları doğruladığı, sanıkların da tevil yollu olarak görüşmeleri ve para transferini kabul ettiği görülmüştür’’ denildi. Vatandaşın devlete olan inancını kötüyü kullanmış Yüreğir Kaymakamlığı Sosyal yardımlaşma Dayanışma Vakfı ile yapılan yazışmalardan anlaşılacağı üzere ortada depremzede vatandaşlar için herhangi bir ihtiyaç ya da gıda alım ihalesi ve hatta bu hususta tahsis edilmiş bir ödenek olmadığına dikkat çekilen gerekçeli kararda, Kamu İhale Kurumu ile yapılan yazışmalara ve 127 sayılı Cumhurbaşkanlığı OHAL Kararnamesi’ne göre doğrudan temin suretiyle yapılacak ihalelerin yapılma usul ve şekillerine ilişkin prosedürün aynen geçerli olmasına, gelen cevabi yazılar, dosyaya dahil edilen vakıf senedi aslı ile dinlenilen tanık anlatımlarına göre kaymakamlık makamının tek başına ihale yapma ve alıma karar verme yetkisinin bulunmaması, vakıf mütevelli heyeti tarafından bir alım kararı ortaya konulduktan, ilgili birimlerin ihaleyi gerçekleştirdikten sonra ancak kaymakamın sözleşme imzalama aşamasında yetkilerinin bulunduğunun anlaşıldığı belirtildi. Ayrıca gelen cevabi yazılar, banka kayıtları ve tanık anlatımlarına göre doğrudan temin suretiyle yapılacak ihalelerde nakdi teminat alınması gibi bir usulün bulunmaması ile alınacak nakdi teminatın kaymakamın kişisel hesabına yatırılması şeklinde bir uygulamanın olmadığı da vurgulanan gerekçeli kararda, şöyle denildi: "Doğrudan temin suretiyle gerçekleşen ihalelerin EKAP isimli ihale sistemine dahil edilmemesi nedeniyle denetim olanağının olmaması, sanık Mustafa’nın böyle bir ihale ve alım olmadığını açıkça bilmesine rağmen ihale varmış gibi göstererek hiçbir yasal dayanağı olmadan kişisel hesabına nakdi teminat başlığı altında haksız kazanç oluşturacak meblağların gönderilmesini kaymakamlık makamına dolayısıyla vatandaşın devlete olan inancını kötüye kullanarak sağlaması ve yine katılanlara başka firmaların gönderdiği teminat bedellerini internet bankacılığı vasıtasıyla göstererek hile ve desise aşamasını daha da güçlendirmesi, Özgür’ün gerçekte böyle bir ihale olmadığını bilmesine, Cumhurbaşkanlığı veya Savunma Sanayi Başkanlığı’nda hiçbir görevi olmamasına karşın mizansene bu durumu varmış gibi göstererek eyleme dahil etmesi, görüşmelerde bulunarak karşı tarafta yapılan işlemlerin Cumhurbaşkanlığı kaynaklı ve yönetimli olduğu inancını yaymaya çalışması, sanık Özgür’ün eyleminin tek başına işlenmesi halinde TCK’nın 158/1-L maddesinde düzenlenen suçu oluşturacak olmasına karşın, hiyerarşik olarak çok daha üst konumda bulunan sanık Mustafa’nın mizansenine dahil eylemlerinin sanık Mustafa’dan bağımsız olarak düşünülemeyeceği, bu haliyle sanık Özgür hakkında fikir ve eylem birlikteliği içerisinde sanık Mustafa ile TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağına ilişkin açıklama ve kabul kısmı genel gerekçe D bölümünde ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın genel gerekçe kısmında dosyaya dahil edilen Yargıtay kapatılan 15. Ceza Dairesi’nin 2020/1592 esas ve 2021/7203 karar sayılı içtihadına göre kamu kurum ve kuruluşu statüsünde bulunması, sanık Mustafa’nın da bu vakfın doğal başkanı olması nedeniyle bunu avantaja çevirerek diğer sanık Özgür ile birlikte fikir ve eylem birlikteliği içerisinde katılanlar Mehmet S.Ç. ve M.S.Ç.’den suç tarihinde toplam 1.905.000 TL haksız menfaat temin ettikleri tüm dosya kapsamıyla sabit görülmüş, sanık Paşa’nın soruşturma aşamasında 880 bin TL teminat bedelini katılanların şirketine ait banka hesabına iade ettiği, bakiye zararın raporlar, banka kayıtları ve beyanlara göre 1 milyon 705 bin TL olduğu, açıklanan delillerle sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu görülmüş ve itibar edilmemiş, genel gerekçe kısmında açıklandığı üzere sanıkların eyleminin hep birlikte TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen suça uyduğu kabul edilmiş, suç tarihi itibariyle katılanın uğradığı zararın miktarı ile o tarihten bugüne gerçekleşen enflasyonist koşullarda gözetilerek zararın büyüklüğü, olayların gerçekleştiği, mekanın devleti temsil eden bir makam olması, olayların gerçekleştiği sürecin ülkenin yaşadığı büyük bir deprem felaketinin hemen sonrası olması, sanıkların büyük bir profesyonellik ve çok kapsamlı bir mizansenle atılı suçu işlemeleri nedeniyle suç işleme kastlarının yoğunluğu birlikte dikkate alındığında, ceza tayinine gidilirken hakkaniyete uygun bir şekilde alt sınırdan uzaklaşılmış, birden fazla katılana karşı eylemin gerçekleşmiş olmasına karşın, eylemin tek bir malvarlığı değerine karşı işlenmiş olması yani özgülenmiş bir kasıt ve eylem nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanmamış, sanık Mustafa’nın yaklaşık 3 aylık bir süreçte çok sayıda aynı mahiyette suç işlemiş olması, yargılama sürecinde zabıtlara yansıdığı şekilde tavırları, atılı suçu işlediği yönünde pişmanlık duyduğuna ilişkin bir durumun dosyaya yansımamış olması, sanık Özgür’ün aynı neviden suç nedeniyle mükerrir olması da gözetilerek sanıklar hakkında TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenleri uygulanmamıştır." "Zararın giderilmesi girişiminde bulunmadılar" Gerekçeli kararda sanıkların zararı giderme konusunda girişimde bulunmadıklarına da yer verilerek, "Bu aşamaya kadar sanıklara zararı gidermeleri noktasında hemen hemen her celse süre verilmesine karşın katılanların bakiye zararının giderilmesi noktasında girişimde bulunmadıkları, katılanların kısmi zarar giderilmesi noktasında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması nedeniyle rızalarının bulunmadığını açıkça belirttikleri, ayrıca katılanların sanık Mustafa’ya yönelik alacağa mahsuben senet almaları ya da icra takibi başlatmalarının bu aşamada sonuca tesir etmediği, zira ortada tahsil edilen bir meblağın olmadığı, gün adli para cezaları dönüştürülürken, suç tarihinde yürürlükte bulunan açıkça sanıkların lehlerine olduğu anlaşılan günlük 20 TL’den dönüştürme yapılmış, aldıkları ceza miktarı da gözetilerek tutukluluk hallerinin ayrı devamına karar vermek gerekmiştir" denildi.