Yerel Haberler
Adana
Endemik mavi kelebekler için Saimbeyli’ye akın ettiler
13 Temmuz 2025 Pazar - 11:21 Endemik mavi kelebekler için Saimbeyli’ye akın ettiler Adana’nın Saimbeyli ilçesinde yalnızca 20 gün boyunca doğada gözlemlenebilen ve Türkiye’deki kelebek türlerinin yüzde 40’nın görülebildiği bölgede yaşayan endemik Saimbeyli Mavi Kelebeği, doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarının ilgi odağı oldu. Saimbeyli Kaymakamlığı ve Belediye tarafından bu yıl ilçede düzenlenen gözlem ve fotoğrafçılık etkinliğine yüzlerce vatandaş katıldı. Saimbeyli Kaymakamlığı ve Saimbeyli Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen "Saimbeyli Mavi Kelebeği Fotoğraf ve Gezi Etkinliği", Avcıpınarı Mahallesi’ndeki lavanta bahçelerinde gerçekleşti. Etkinliğe Saimbeyli Kaymakamı Emre Açar, Belediye Başkanı Mahmut Dal, Feke Belediye Başkanı Cömert Özen, Adana Olgunlaşma Enstitüsü, Kozan Ticaret Odası, sivil toplum kuruluşları ve çevre ilçelerden çok sayıda vatandaş katıldı. Lavanta çiçeklerine konan kelebeklerin oluşturduğu renkli görüntüler, katılımcılara adeta görsel bir şölen sundu. Fotoğraf tutkunları, endemik mavi kelebeği ölümsüzleştirmek için objektiflerine sarıldı. Saimbeyli Kaymakamı Emre Açar, etkinlikte yaptığı konuşmada ilçede son dönemde yaşanan acılar nedeniyle konser ve eğlence programlarının iptal edildiğini belirterek, "12 şehidimiz ve ilçemizde vefat eden vatandaşlarımız nedeniyle bu yıl etkinliğimiz sade bir şekilde gerçekleşiyor. Sadece 2 hafta gözlemlenebilen bu nadir tür sayesinde ilçemizin doğal ve kültürel değerlerini tanıtmayı amaçlıyoruz" dedi. Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal ise, "Ülke olarak acımız büyük. Bu nedenle şenlik ve konser kısımlarını iptal ettik. Ancak mavi kelebeğimizin tanıtımı sayesinde doğa ve fotoğraf turizminde ilçemizin kalkınacağına inanıyoruz. Bu yıl ikinci gerçekleşen etkinlikte sadece ilçemizde gözlemlenebilen Mavi kelebek için bir araya gelerek ilçemizde üretilen ürünlerini de katılımcılara tanıyoruz" ifadelerini kullandı. Feke Belediye Başkanı Cömert Özen ise Kuzey adanın doğada endemik canlıları doğası ile Adana2nın eko turizmde parlayan bir yıldız olduğunu kaydetti. Etkinlikte, Adana Olgunlaşma Enstitüsü’nün mavi kelebekten ilhamla hazırladığı el sanatları büyük beğeni topladı. Kelebek figürleri, kilim, takı ve geleneksel dokumalarda işlenerek sergiye sunuldu. Saimbeyli’ye gelerek mavi kelebeği gözlemleyen Metehan Demirelli ise, "Kelebekleri görünce çok mutlu olduk. Bu güzelliği yakından gözlemlemek harika bir deneyim" dedi.
Prof. Dr. Özkan: "Diş koltuğunda öğürme refleksi mi yaşıyorsunuz? Nedeni bağırsaklarınız olabilir"
13 Temmuz 2025 Pazar - 11:09 Prof. Dr. Özkan: "Diş koltuğunda öğürme refleksi mi yaşıyorsunuz? Nedeni bağırsaklarınız olabilir" Diş hekimliğinde hastaların yüzde 15’inde görülen şiddetli öğürme refleksi, birçok diş tedavisinin yarım kalmasına, genel anesteziye ihtiyaç duyulmasına, hastalarda kalıcı diş hekimi korkusuna ve ağız sağlığının bozulmasına neden olduğunu anlatan Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan bu sorunun çoğunlukla sadece psikolojik olmadığını belirterek, "Özellikle gut hastalarında, bağırsak duvarına saplanan ürik asit kristalleri, vagus siniri yoluyla beyin sapındaki öğürme merkezini uyarıyor. Bu da diş koltuğunda kontrol edilemeyen öğürme krizlerine neden olabiliyor. Sorun, bağırsak-beyin ekseniyle doğrudan ilişkili" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada öğürme refleksinin dil kökü, yumuşak damak ve boğaz gibi bölgelerin istemsiz uyarılmasıyla gelişen, doğal bir korunma mekanizması olduğuna değinerek, "Ancak refleksi aşırı duyarlı kişilerde şu durumlara yol açar: Tedavi yarım kalır. Kusma, nefes darlığı ve panik hissi gelişebilir. Diş hekimi korkusu kalıcı hale gelir. Çürükler ve diş eti hastalıkları ilerler. Genel anestezi riskleriyle başbaşa kalır" diye konuştu. Özkan’a göre öğürmeyi etkileyen en önemli tetikleyiciler ise şöyle : "Bağırsak beyin ekseni. Gut hastalarında bağırsaktaki iltihap ve kristaller, vagus siniriyle beyne refleks uyarımı gönderir. Nörolojik ve anatomik duyarlılık. Bazı kişilerde yumuşak damak ve dil kökü sinirleri aşırı hassastır. Basit bir temas refleksi tetikleyebilir." Özkan bundan kurtulmanınn önerilen 5 etkili çözüm yöntemini ise şöyle sıraladı: "Temassız lazer destekli tedavi. Fiziksel temas minimuma indirilir. Kanamasız ortam sağlanır. Refleks tetikleyici koku ve sıvılar oluşmaz. Çürük temizliği, kanal tedavisi, doku kesimi ve implant işlemleri hassasiyetle ve tek seansta tamamlanabilir sayesinde korku azalır. Sessiz motorlu el aletleri. Yüksek frekanslı sesler yerine ses desibeli düşük el cihazları (airatör ve mikromotorlar) kullanılır. Bu sayede işlem sırasında sessiz ortam sağlanır. Bu, hastanın kaygısını ve refleks yanıtını yüzde 90 oranında azaltır. Blok anestezi. Dil kökü ve yumuşak damakta bölgesel anestezi uygulanarak dil öğürme refleksi ve ağrı baskılanır. Sprey kullanılmaz çünkü öğürmeyi tetikleyebilir. Dil ekartasyonu ve ağız açıklığını sınırlama. Tedavi sırasında dile baskı uygulanmaz, dilin kontrollü ekarte edilmesiyle hareket sınırlandırılır. Ağız, mümkün olan en az açıklıkla tutulur; bu sayede refleks baskılanır. Tedavi aralıklarıyla dinlendirme protokolü. Seans boyunca çene eklemi korunur, hastanın refleks eşiği gözetilerek sık aralıklarla dinlendirme uygulanır. Aksi takdirde beynin stres merkezi olan hippokampus uyarılarak öğürme artar. El cihaz ve narin alet kullanımı. Küçük başlıklı el cihazları ve narin el altlerinini ağız içinde kullanılması ağzı içinde fazlalık hissini sonlandırır, dil yanak ve boğaz temasını minimumam indirir. Bu sayede konforlu ve öğürmeden kaçındıran bir tedavi yöntemi benimsenir." Özkan, tedavi öncesi hastaların, hafif bir öğünle gelmesi, burun tıkanıklığı varsa deniz suyu spreyi kullanması, derin nefes almayı (diyafram nefesi) öğrenmesi, kaygıların hekimle paylaşılması gerektiğini ve seans sırasında burundan yavaşça nefes alınması gerektiğini söyledi. Artık öğürme refleksi diş tedavilerine engel değil Özkan, "Lazer destekli işlemler, sessiz cihazlar, narin el aletler, kısa işlem süreleri ve kişiselleştirilmiş tedavi protokolleriyle gut hastalarında ve refleksi hassas bireylerde öğürme refleksini yüzde 83’e varan oranlarda baskılayabiliyoruz. Tedaviler tek seansta tamamlanabiliyor, diş hekimi korkusu sona eriyor. Refleksin nedenlerini hedef alarak çalışan bu yaklaşımlarla, hem fizyolojik hem psikolojik düzeyde çığır açan bir konfor sağlanmasını öneriyor" dedi.
Teknolojinin ulaşamadığı tarlalarda ellik ve orakla hasat başladı
13 Temmuz 2025 Pazar - 09:08 Teknolojinin ulaşamadığı tarlalarda ellik ve orakla hasat başladı Adana’nın Feke ilçesinde yüzyıllardır değişmeyen gelenek ellik ve orakla hasat başladı. Sarp yamaçlara ekilen ata tohumu buğday, hâlâ ilk tarım aletlerinden ellik ve orakla, imece usulü hasat ediliyor. Feke ilçesine bağlı Gaffaruşağı, Gedikli ve Ormancık Mahallelerinde köylüler, binlerce yıldır değişmeyen yöntemlerle buğday hasadı yapıyor. Feke ilçesine bağlı 800 rakımlı Gaffaruşağı Mahallesi’nde, köylüler sarp arazilere ektikleri ata tohumu çavdar ve buğdayın hasadına başladı. Teknolojinin giremediği arazilerde vatandaşlar, asırlardır Anadolu’da kullanılan en eski tarım aletlerinden ellik ve orakla ürünlerini hasat ediyor. Köyde her yıl imece usulüyle hasat yapıldığını kaydeden Kenan Ersin, "Ata usulüyle, komşularla birlikte imece usülü hasat gerçekleştiriyoruz. Sabah saat 08.00’de başlayıp, akşam ezanında bırakıyoruz. Bu buğday çeşidini satmıyoruz. Öğütüp un yapıyor, ekmek pişiriyoruz. Hasat sonrası yığınlar oluşturuluyor, ardından desteler halinde patosa giriyor" dedi. Gençler gidiyor, gelenek yaşlılara kalıyor Kırsalda yaşayan gençlerin çoğu eğitim ve iş için büyükşehirlere göç ettiğini kaydeden Bekir Dişli ise, "Hasat geleneğini yaşatanlar köyde kalan aileler oluyor. Bizler bugün hasadımızı gerçekleştiriyoruz" dedi. Belediye Başkanı sözünü tuttu, orakla hasada katıldı Köylülerin, seçimden sonra kendilerini unuttukları yönündeki serzenişi üzerine Feke Belediye Başkanı Cömert Özen, Ormancık Mahallesi’nde ellik ve orak ile köylülerle birlikte buğday hasat etti. Seçim öncesi verdiği "Hasada geleceğim" sözünü tutan Başkan Özen, "Buradaki üretim bir mirastır. Her zaman üreticimizin yanında olacağız. Seçimde söz verdim ve bugün hasadı birlikte yapıyoruz. Tüm çiftçilerimize bereketli hasatlar diliyorum" diye konuştu.
Kilosu bin lira olan bu dondurma sıcak havada yok satıyor
13 Temmuz 2025 Pazar - 09:07 Kilosu bin lira olan bu dondurma sıcak havada yok satıyor Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da kilogramı bin lira olan fıstık ezmeli çikolatalı dondurma yok satıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Adana’da hava sıcaklıkları mevsim normalleri üzerinde seyrediyor. Kent genelinde öğle saatlerinde gölgede sıcaklıklar 35-40 dereceleri bulurken güneş altındaki termometreler 40 dereceyi aşıyor. Sıcaklar tatlıcıları inovasyona itti Kentte uzun yıllardır faaliyet gösteren tatlıcı Zeynep Geyik ise sıcak havalara özel Kahramanmaraş dondurmasını fıstık ezmesine sarıp çikolata sos ile hazırladı. Kilogramı bin liradan satılan fıstık ezmeli, çikolatalı dondurma Adana sıcaklarında adeta yok satmaya başladı. "Satışlarımız umduğumuzdan güzel gidiyor" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Zeynep Geyik, "Adana sıcaklarından dolayı insanlar soğuk, serinletici tatlılara yöneliyor. Bizde bunun için fıstık ezmeli, çikolata kaplı dondurma yaptık. Biz bu ürünü çıkarttığımızdan bu yana her gelen müşterimiz beğeniyor. Satışlarımız umduğumuzdan güzel gidiyor. Havaların ısınmasıyla birlikte satışlar canlandı" ifadelerini kullandı. "Bu dondurma insanların hoşuna gidiyor" Porsiyonu 195 liradan satılan dondurmanın kilogramının bin lira olduğuna değinen Geyik, "İnsanlar bu dondurmayı kilo olarak da istiyor, adet olarak da alıyor. Bazı öğretmenler, sınavı güzel geçen öğrencilere dağıtmak için bu üründen 15-20 tane alıyor. Satışlar çok güzel. Hem fıstık ezmeli hem de çikolatalı olduğu için bu dondurma insanların hoşuna gidiyor" diye konuştu.
Başkan Kıvanç: "Adana, Bosna Hersek ile ticarette çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip"
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 10:59 Başkan Kıvanç: "Adana, Bosna Hersek ile ticarette çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip" Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Adana’nın Bosna Hersek ile ticarette çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde, Bosna Hersek Zenica-Doboy Kantonu Ekonomi Bakanı Samir ibonji ve beraberindeki heyetin katılımıyla "Türkiye - Bosna Hersek Ticari İlişkilerini Geliştirme Etkinliği" düzenlendi. Etkinlik öncesinde, 11 Temmuz 1995 tarihinde yaşanan ve tüm dünyanın hafızasında derin izler bırakan Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümü dolayısıyla bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından Türkiye ve Bosna Hersek milli marşları eşliğinde katılımcılar, hayatını kaybeden masumları andı. ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, konuşmasına Srebrenitsa’da hayatını kaybedenleri anarak başladı. Başkan Kıvanç, "Bugün ayrıca tarihin acı bir sayfasının, insanlığın utanç tablolarından biri olan Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümündeyiz. Srebrenitsa’da yaşamını yitiren 8 bini aşkın masum insanı rahmetle anıyor, ailelerine ve tüm Bosna halkına başsağlığı diliyorum" dedi. "Adana’nın Bosna Hersek ile ticaretteki payı artırılmalı" Konuşmasında Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki ekonomik ilişkilerin istikrarlı şekilde ilerlediğine dikkat çeken Kıvanç, "2024 yılı itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1 milyar doları aşmıştır. 2025’in ilk beş ayında Türkiye’nin Bosna Hersek’e ihracatı 333,4 milyon dolar, ithalatı ise 119,3 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Adana’nın bu dönemde Bosna Hersek’e ihracatı 3,7 milyon dolar, ithalatı ise sadece 247 bin dolar seviyesindedir. Adana’nın Türkiye genelindeki toplam ihracat içindeki payı yüzde 1,1, ithalat payı ise yalnızca yüzde 0,2’dir. Adana, Bosna Hersek ile ticarette çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahiptir" ifadelerini kullandı. Kıvanç, karşılıklı yatırım ve iş birlikleri açısından özellikle metal-makine, plastik, kimya, gıda ve tekstil gibi sektörlerin ön plana çıktığını belirtti. Yumurtalık-Ceyhan bölgesinin, Türkiye’nin en stratejik yatırım alanlarından biri haline geldiğini vurgulayan Kıvanç, "Adana, sahip olduğu sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü, lojistik avantajları ve yatırım dostu ortamı ile bölgenin parlayan yıldızıdır. Yumurtalık-Ceyhan bölgesi, Marmara’dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci körfezine ev sahipliği yapmasının yanı sıra, enerji ve petrokimya sektörlerinde yatırım üssü olma yolunda hızla ilerlemektedir. Siz değerli Bosna Hersekli iş insanlarını, bu büyük potansiyeli değerlendirmeye ve Adana’da yatırım yapmaya davet ediyoruz"diye konuştu. Srebrenitsa’da yaşanan insanlık dramına değinerek konuşmasına başlayan Bosna Hersek Zenica-Doboy Kantonu Ekonomi Bakanı Samir ibonji ise, "Bugün, sadece Bosna Hersek’in değil, tüm dünyanın ortak hafızasında yer alan Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümüdür. Ne yazık ki bu trajedi son olmadı. Bugün aynı ideolojiler, aynı sloganlar Gazze’de tekrar ediyor. Güçlü bir Bosna Hersek, güçlü bir Türkiye demektir" şeklinde konuştu. "Adana ile ticaretimizi büyütmek istiyoruz" Türkiye ile ekonomik ilişkileri daha ileriye taşımak için sahada olduklarını vurgulayan Samir ibonji, Türkiye’ye yönelik duygusal yakınlığın ticarete tam olarak yansımadığına dikkat çekti. ibonji,"Birbirimizi seviyoruz ama maalesef yeterince ticaret yapmıyoruz. Bu nedenle, sık sık Türkiye’nin çeşitli önemli yerlerini ziyaret ediyorum. Bizim bölgemizde, 26 organize sanayi bölgesi bulunuyor. Demir-çelik ve metal sanayiinde çok güçlüyüz. Avrupa’da üretilen araçlarda bizim ürettiğimiz parçalar yer alıyor. Aynı zamanda mobilya, çimento, enerji ve kağıt üretiminde de iddialıyız. Köln’de düzenlenen fuarda Bosna Hersek, masif mobilya dalında tasarım ödülünü kazandı. Türkiye ile bu alanlarda çok daha fazla iş birliği yapabiliriz" diyerek sözlerini tamamladı. Etkinlikte, her iki ülkenin sanayi ve ticaret yapılarının entegrasyonu ile ilgili somut adımlar atılması, karşılıklı ziyaretlerin artırılması ve yatırımcı rehberlik faaliyetlerinin güçlendirilmesi konularında mutabakata varıldı. Etkinlik, soru-cevap oturumunun ardından sona erdi.
Darbeye direnişin ve zaferin hikayesi ATÜ’de konuşuldu
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 10:31 Darbeye direnişin ve zaferin hikayesi ATÜ’de konuşuldu Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü programında, "O gece sergilenen direniş, Türk milletinin demokrasiye olan bağlılığını tüm dünyaya göstermiştir" dedi. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde 15 Temmuz darbe girişiminin 9. yıl dönümü dolayısıyla "Darbe, Direniş, Zafer: Türkiye’nin Demokratik Mukavemet Deneyimi" başlıklı bir konferans düzenlendi. ATÜ Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen’in yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Haşim Kelebek ve Prof. Dr. Neşe Yalçın, akademik ve idari personel katılım sağladı. Program, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlerin anısına bir dakikalık saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Daha sonra, ATÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan olayları fotoğraflarla anlatan bir video sunum yapıldı. Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen açılış konuşmasında, 15 Temmuz’un tarihimizin en karanlık gecelerinden biri olduğunu belirterek, "FETÖ tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişimi, Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara çıkan aziz milletimizin cesareti, kararlılığı ve vatan sevgisi sayesinde başarısızlığa uğratılmıştır. O gece sergilenen direniş, Türk milletinin demokrasiye olan bağlılığını tüm dünyaya göstermiştir" ifadelerini kullandı. Rektör Sözen, bu tür girişimlerin unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılmasının milli birlik ve beraberliğin pekiştirilmesi açısından önem taşıdığını vurguladı. Konferansta günün konuşmacısı olarak yer alan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nafiz Tok, 15 Temmuz darbe girişimini tarihi gelişmeler çerçevesinde değerlendirdi. Tok, bu girişimin Türk siyasi tarihinde önceki askeri müdahalelerden dört yönüyle ayrıldığını belirtti. Tok bunların, halkın doğrudan hedef alınması ve can kayıplarının yaşanması, kamu binalarının saldırıların odağında olması, dış güçlerin desteğine rağmen girişimin başarısızlıkla sonuçlanması ve halkın sokaklara çıkarak milli iradeye sahip çıkması olarak sıraladı. Programın sonunda Rektör Sözen tarafından Tok’a teşekkür plaketi ve çiçek takdim edildi. Etkinlik, konferans salonu fuaye alanında açılan "Tarihin Tanıkları: Ulusal ve Yerel Gazetelerde 15 Temmuz Darbe Girişimi" sergisinin gezilmesiyle sona erdi.
Kuraklık Çukurova’da ayçiçeği hasadını erkene çekti
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:37 Kuraklık Çukurova’da ayçiçeği hasadını erkene çekti Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden Adana’da aşırı sıcaklık ve poyraz nedeniyle oluşan kuraklık ay çiçeği hasadını 20 gün öne çekti. Susuz arazilerde dönüm başına yaklaşık 200 kilogram verim alınan ayçiçekte bu rakam 80-100 kilograma kadar düştü. Çukurova’nın bereketli topraklarında her ay farklı hasatlar yapılıyor. Türkiye ayçiçeği üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştiren Adana’da normal şartlarda Ağustos’ta başlayan sezon yaklaşık 20 gün öne çekildi. İmamoğlu ilçesine bağlı Camili Mahallesi’nde ayçiçeği tarlalarında hasat, bu yıl aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle erkenden başladı. Geçtiğimiz yıllarda susuz arazilerde yağışlarda nedeniyle dönüm başına 200 kilogram ürün alınan tarlalarda, bu yıl verim 80-100 kilograma kadar düştü. Ayçiçeklerinin aşırı sıcak ve poyraz nedeniyle tam olgunlaşmadan kuruduğunu belirten üreticiler, bir çok üründe olduğu gibi ayçiçeğinde de bekleneni alamadıklarını kaydetti. Aşırı sıcak ve poyraz ayçiçeğini erken kuruttu" 65 dönüm tarlasında ayçiçeği yetiştiren üretici Serdar Deveci, "Sezonun başında güzeldi ancak yağmurların yeterli olmaması nedeniyle verimde büyük kayıp yaşandı. Geçmiş yıllarda susuz arazilerde bile 200 kilo verim alıyorduk. Bu yıl 80 kiloya düştü. Aşırı sıcak ve poyraz ayçiçeğini erken kuruttu. Olgunlaşamadan kuruduğu için ürün alamadık" dedi. 20 yıldır çiftçilik yapan Mehmet Deveci ise bu yıl yaşanan kuraklığın, son yıllarda yaşadıkları en sert kuraklık olduğunu ifade etti. Deveci, "Sadece ayçiçeğinde değil, buğdayda da ciddi kayıp yaşadık. Hasat edemeden tarlada kuruyan ürünümüz oldu" diye konuştu.