Yerel Haberler
Adana
Adana’da 4 ve 5. sınıf öğrencilerine uluslararası standartlarda ücretsiz deneme sınavı 13 Nisan 2026 Pazartesi - 14:57:03 Uluslararası öğrenci değerlendirme programı olan PISA yaklaşımı baz alınarak hazırlanan yeni nesil ölçme ve değerlendirme uygulaması, İstanbul Lider Koleji Adana Kampüsü’nde ve kolejin tüm kampüslerinde eşzamanlı olarak 28 Nisan saat 10.00’da ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. İstanbul Lider Koleji’nin PISA yaklaşımından ilham alınarak hazırladığı yeni nesil ölçme ve değerlendirme uygulamasında, öğrencilerin yalnızca bilgi düzeylerinin değil; analitik düşünme, problem çözme ve bilgiyi gerçek yaşam durumlarında kullanabilme becerilerinin de ölçülmesi hedefleniyor. Kolejin programının, PISA ölçme ve değerlendirme yaklaşımı üzerine çalışan uzman eğitimciler ve uluslararası standartlarda soru geliştirme deneyimine sahip kaynak yazarlarının katkılarıyla hazırlandığı açıklandı. Bu sayede öğrencilerin, dünya genelinde uygulanan yeni nesil değerlendirme anlayışına yakın bir ölçme deneyimi yaşayarak üst düzey düşünme becerilerini geliştirme fırsatı bulacağı ifade edildi. Konuyla ilgili açıklamada bulunan İstanbul Lider Kolejleri İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme, "İstanbul Lider Koleji olarak amacımız; ezberi değil, düşünmeyi, analiz etmeyi ve üretmeyi merkeze alan bir eğitim anlayışıyla öğrencilerimizi geleceğin dünyasına en güçlü şekilde hazırlamaktır" dedi. Sınav, Türkiye genelindeki İstanbul Lider Koleji kampüslerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Adana Kampüsü’nde ise 28 Nisan Salı günü saat 10.00’da yapılacak sınava 4 ve 5’inci sınıf öğrencileri ücretsiz katılabilecek.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:15 Gündem olan bankta başkan ve genç buluştu Adana’nın Kozan ilçesinde belediyeye ait bankı götürme videosuyla sosyal medyada gündem olan genç, bu kez bankın yerinde olduğunu göstererek belediye başkanı ile aynı bankta fotoğraf çektirdi. O anlar sosyal medyada 24 saat içinde 20 milyon kişiye ulaştı. Kozan’da yaşayan Özay Kopçak’ın geçen yıl parkta bulunan bankı omzuna alarak, "Anısı var götürüyorum, hakkını helal et Kozan Belediyesi" sözleriyle paylaştığı video kısa sürede milyonlarca izlenmeye ulaşmıştı. Video sonrası Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı’nın "Çaldığın o bankı yerine koy lütfen" şeklindeki esprili yorumu da büyük ilgi görmüş, olay uzun süre sosyal medyada konuşulmuştu. Bu kez bankın yerinde olduğunu gösterdi Aradan geçen bir yılın ardından Kozan Portakal Çiçeği Festivali’nde Belediye Başkanı Mustafa Atlı ile karşılaşan Özay Kopçak, bu kez bankın yerinde olduğunu göstererek bankla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Sosyal medyada paylaşılan yeni görüntüler kısa sürede yeniden viral olurken, 24 saat dolmadan 20 milyon izlenmeye ulaştı. "Yanlış anlaşıldı ama güzel bir anıya dönüştü" İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan Özay Kopçak, videonun tamamen mizah amaçlı olduğunu belirterek, "Geçen yıl çektiğim video çok konuşuldu. Bazı kişiler gerçekten bankı çaldığımı düşündü. Oysa tamamen mizah amaçlıydı. Festivalde başkanımızla karşılaşınca bu kez bankın yerinde olduğunu gösterdik ve birlikte fotoğraf çektirdik. Bu da yeniden gündem oldu. Bu kadarını beklemiyordum. Bir anda ünlü oldum" dedi. "İzahı olmayan şeyin mizahı olur. Bizde mizah yaptık" Sosyal medyada büyük etkileşim aldığını ifade eden Kopçak, "Bir anda milyonlara ulaştı. Hem destek verenler hem eleştirenler oldu. Sonuçta güzel ve unutulmaz bir hatıra oldu. Sosyal medya ince bir çizgi. Bankı çalmadım, yerinde duruyor. Hepsi mizah amaçlıydı. İzahı olmayan şeyin mizahı olur. Biz de mizah yaptık" diye konuştu. Bankta gence yoğun ilgi İlçede Göçyolu üzerinde bulunan bankta vakit geçiren Kopçak, özellikle gençlerin ilgisiyle karşılaştı. Bankta fotoğraf çektirmek isteyen vatandaşlar dikkat çekti. Gençlerden Şahin Kızılkaya, "Bankla fotoğraf çektirmek için geldik, ilginç oldu" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Bozkırlı: "Diyabette ne kadar erken teşhis konulursa hasarlar o düzeyde önlenebilir"
14 Kasım 2025 Cuma - 09:26 Prof. Dr. Bozkırlı: "Diyabette ne kadar erken teşhis konulursa hasarlar o düzeyde önlenebilir" Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emre Bozkırlı, diyabet tedavisinin olmazsa olmazının hastalığa uygun şekilde sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığının kazanılması olduğunu söyledi. Ülkemizde 12 milyon kişinin diyabetle yaşadığını belirten Acıbadem Adana Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emre Bozkırlı, halk arasında bilinen adı ile şeker hastalığı, yani diyabetin günümüz yeme-içme ve hareket alışkanlıklarına bağlı olarak sürekli artış gösterdiğini, adeta obezite ve diyabet hastalıkları için de ’pandemi’ kavramının geçerli olduğunu dile getirdi. "Erken teşhis hayat kurtarıyor" 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde önemli bilgiler veren Prof. Dr. Bozkırlı, "Diyabet yaşam boyu süren bir hastalık olması ve başta gözler, böbrekler, kalp-damar sistemi gibi hayati organlarda neden olabildiği kalıcı hasarlar nedeniyle, hastanın yanı sıra ailesini, çevresini ve hatta ülkesini etkileyebilen ciddi bir halk sağlığı problemidir. Ne kadar erken teşhis konulursa bu hasarlar o düzeyde önlenebilmekte, tanıda ne kadar geç kalınırsa vücutta o kadar fazla kalıcı hasara neden olmaktadır" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Bozkırlı, hastalığın temel belirtilerini halsizlik-yorgunluk hissi, ağız kuruluğu, çok su içme-çok idrara çıkma, hızlı ve istemsiz kilo kaybı, bulanık görme, ayaklarda yanma, batma, uyuşma ve karıncalanma şeklinde rahatsızlık hissi, yaraların normalden daha geç iyileşmesi, cinsel işlev bozuklukları, ciltte kuruluk ve kaşıntı olarak sıraladı. "Obeziteyle paralel seyrediyor" Özellikle erişkinlerde görülen diyabet türü olarak bilinen Tip 2 diyabetin, kilo fazlalığı ile paralel seyrettiğini aktaran Prof. Dr. Bozkırlı, daha sonra şunları söyledi: "Obeziteli veya kilo fazlalığı bulunan, bel çevresi kalınlığı kadınlarda 80 santimetre, erkeklerde 90 santimetre üzerinde olan bireyler, doymuş yağlardan- karbonhidratlardan zengin ve posa miktarı düşük beslenme alışkanlığı olanlar, hareketsiz yaşam tarzı olan, birinci dereceden akrabalarında diyabet öyküsü bulunanlar, 4 kilogram üzerinde iri bebek doğurma öyküsü olan veya gebelik şekeri tanısı almış kadınlar, yüksek tansiyon, kan yağlarında yükseklik veya aterosklerotik damar hastalığı bulunan hastalar, daha önce açlık şekeri sınırda yüksek bulunmuş (100-125 mg/dL) kişiler, polikistik over sendromu öyküsü olan kadınlar ve başta kortizonlu ilaçlar gibi bir takım ilaçları kullanan hastalar diyabet gelişimi yönünden yüksek riskli olarak kabul edilmektedir." "Böbrek yetmezliği ve uzuv kaybına yol açabilir" Prof. Dr. Bozkırlı, kan şekerleri yüksek seyreden hastalarda göz dibindeki damarlarda kanamaya bağlı görme kaybı, beyni besleyen atardamarlarda tıkanıklık sonucu felç ihtimali, kalbi besleyen koroner damarlarda tıkanıklık zemininde kalp krizi, böbreklerde etkilenmeye bağlı olarak böbrek yetmezliği gelişimi-diyaliz ihtiyacı ve ayaklarda uzuv kaybına neden olabilecek ciddiyette yaralar görülebildiğini anlattı. Bütün bu durumların olmadan önlenebilmesi ve olmuş hastalarda tedavisinin sağlanabilmesi için temel şartın bu konuda deneyimli bir hekimin kontrolünde kan şekeri kontrolünün sağlanması olduğunu ifade etti. "Yiyip içmemek değil uygun şekilde beslenmek önemli" Tedavinin temelinde, toplumda farkındalık oluşturulması ve hastaların diyabet konusunda eğitiminin yer aldığının altını çizen Bozkırlı, tedavinin olmazsa olmazının; başlıca hastalığa uygun şekilde sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığının kazanılması olarak tanımlanabilen yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurguladı. Halk arasındaki yaygın kanının aksine diyabet hastalarının yememe-içmemesi değil, hastalıklarına uygun şekilde beslenmeleri gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bozkırlı, "Bunların haricinde hastanın özelliklerine uygun olarak hap tedavileri ve enjeksiyon şeklinde uygulanan tedaviler bulunmaktadır. İlaç tedavilerinin en önemli özelliklerinden biri tedavinin hastaya özgü olması zorunluluğudur. Tüm hastalara doktor kontrolünde; yaşı, cinsiyeti, eşlik eden hastalıkları, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının durumu gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak kişiye özel bir tedavi düzenlenmelidir" dedi. Diyabetin bir "Düzenli kontrol hastalığı" olduğunu belirten Prof. Dr. Bozkırlı, hastaların düzenli kan şekeri kontrolleri yaptırması organ etkilenmeleri yönünden değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sonbaharda alerjilere dikkat: Polenler gitti, küf mantarları geldi
13 Kasım 2025 Perşembe - 14:14 Sonbaharda alerjilere dikkat: Polenler gitti, küf mantarları geldi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, küf mantarlarının evde görünmeden çoğalabildiğini belirterek, "Solunum yoluyla bu mantar sporlarına maruz kalan kişilerde burun akıntısı, hapşırık, geniz kaşıntısı, gözlerde sulanma ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor" dedi. Havaların serinlemeye başladığı, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirdiğimiz sonbahar ayları, birçok kişi için alerjik hastalıkların yeniden alevlendiği bir dönem anlamına geliyor. Bahar aylarında polenler nedeniyle artan alerjik şikayetler, sonbaharda bu kez küf mantarları, ev tozu akarları ve nemli ortamlar yüzünden yeniden ortaya çıkıyor. Alerjinin kimi zaman yıl boyu devam edebilen bir durum olduğunu belirten Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, bu problemin erken tanı ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabileceğini söyledi. Küf mantarları ve ev tozu akarları alerjiyi tetikliyor Sonbaharla birlikte hava sıcaklıklarının düşmesi ve yağışların artmasının iç mekanlarda nem oranını yükselttiğini belirterek, Dr. Baysal, "Bu durum da küf mantarlarının ve ev tozu akarlarının çoğalması için elverişli bir ortam oluşuyor. Küf mantarları genellikle banyo, mutfak, bodrum gibi nemli bölgelerde duvarlarda veya mobilya arkasında görünmeden çoğalabiliyor. Solunum yoluyla bu mantar sporlarına maruz kalan kişilerde burun akıntısı, hapşırık, geniz kaşıntısı, gözlerde sulanma ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Ev tozu akarları ise özellikle yünlü halılar, pelüş oyuncaklar, yatak ve yastık içlerinde yaşıyor. Havalandırılmayan odalarda biriken bu mikroskobik canlılar da solunum yoluyla alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Bu sorundan korunmak için, evlerin sık sık havalandırılması, halıların düzenli olacak şekilde süpürülmesini ve yatak takımlarının yüksek ısıda yıkanması gerekiyor" dedi. Kapalı alanlar alerjiyi riskini artırıyor Havanın soğumasıyla birlikte daha fazla kapalı ortamlarda vakit geçirmenin alerjik kişilerin riskini arttırdığını söyleyen Baysal, "Okulların açılması, iş yerlerinde uzun saatler geçirilmesi ve evde geçirilen zamanın artması, alerjenlerle temas süresini uzatıyor. Bu da burun tıkanıklığı, sürekli hapşırma, boğazda yanma ve öksürük gibi şikâyetlerin sıklaşmasına neden oluyor. Evlerde kullanılan ısıtıcı sistemleri de ortam havasını kurutarak burun ve boğaz mukozasının savunma direncini azaltabiliyor. Bu durum hem alerjik reaksiyonlara hem de üst solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlıyor. Bu nedenle yaşam alanlarının düzenli havalandırılması, filtrelerin temizlenmesi ve ortam nem dengesinin korunması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Burun tıkanıklığını hafife almayın Uzun süren burun tıkanıklığı, geniz akıntısı veya geçmeyen öksürüğün sadece basit bir soğuk algınlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Baysal, "Bu tür belirtiler kronikleşirse alerjik rinit veya sinüzit gibi rahatsızlıklara dönüşebiliyor. Bu durumda alerji belirtileri yaşam kalitesini düşürmeden önce bir göğüs hastalıkları veya alerji uzmanına başvurmak önem taşıyor" diye konuştu. Dr. Mustafa Faysal Baysal, sonbahar alerjilerini önlemek veya hafifletmek için şu önerileri sıraladı: "Evde nem oranını yüzde 40-50 arasında tutun; gerekirse nem alıcı cihaz kullanın Yatak, yastık ve yorganları haftada bir 60 derecede yıkayın Halı, perde ve pelüş oyuncakları mümkün olduğunca azaltın Pencereleri sabah erken veya gece geç saatlerde kısa süreli açarak evi havalandırın Küf oluşan bölgeleri sirke veya özel temizlik ürünleriyle temizleyin Gerekirse doktor tavsiyesiyle alerji ilaçları veya burun spreyleri kullanın Evcil hayvan tüyleri alerjiyi tetikleyebileceği için hayvanla aynı odada uyumamaya özen gösterin."
Adanalı çocukların "Kardeşlik Sandığı" Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edildi
13 Kasım 2025 Perşembe - 13:11 Adanalı çocukların "Kardeşlik Sandığı" Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edildi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Adanalı çocukların mektuplarını ve çizimlerini içeren ‘Kardeşlik Sandığı’ takdim edildi. AK Parti Adana İl Başkanlığı tarafından yürütülen "Bir Kalem, Bir Dua; Filistin’e Umut Ola" projesi kapsamında Adanalı çocukların Filistinli kardeşlerine yönelik duygu dolu mektupları, şiirleri ve resimlerinden oluşan "Kardeşlik Sandığı", AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı ve Sosyal Politikalar Başkanı Filiz Kepme tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a takdim edildi. Sandığın içinde yer alan mektuplar, şiirler ve resimler, şehit ve gazi çocukları, özel ihtiyaçlı çocuklar ile AK Parti teşkilat mensuplarının çocukları tarafından hazırlandı. İl Başkanı Tamer Dağlı yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Filistin ve tüm mazlum coğrafyalar konusundaki sarsılmaz hassasiyetini her daim örnek alıyoruz. Bu anlamlı proje, çocuklarımızın da aynı bilinç ve duyarlılıkla büyüdüğünün en güzel göstergesidir. Kardeşlik Sandığı’nı Sayın Cumhurbaşkanımıza takdim ederken hem çocuklarımızın dualarını hem de Adana teşkilatımızın yüreğini kendisine arz ettik" dedi. Sosyal Politikalar Başkanı Filiz Kepme ise, projenin manevi değerine vurgu yaparak, "Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı acılara sessiz kalmayan, kalemini dua için kullanan çocuklarımız arasında şehit ve gazi evlatları, özel ihtiyaçlı çocuklarımız ve teşkilat mensuplarımızın çocukları da yer aldı. Her biri yüreğiyle bu çalışmaya dokundu, ortaya muazzam bir birlik tablosu çıktı" diye konuştu.
Aladağ’da üreticilere yüzde 70 hibe ile ilaçlama makinesi dağıtıldı
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:53 Aladağ’da üreticilere yüzde 70 hibe ile ilaçlama makinesi dağıtıldı Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, 25 üreticiyi yüzde 70 hibe ile ilaçlama makinesi dağıtıldı. Aladağ Kaymakamı Sançar Batuhan Kurdu ve Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt’ın katılımıyla 25 üreticiye ilaçlama makinesi dağıtım töreni düzenlendi. Makinelerin tesliminden önce konuşan Bayazıt, "Projemizin amacı, rakımı 600 metrenin üzerindeki yerleşim alanlarında yaşayan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan ailelerin refah seviyesini yükseltmek. Bugün burada 25 ailemize tarla ve bahçelerinde kullanabilecekleri ilaçlama makinelerini yüzde 70 hibe desteğiyle teslim ediyoruz. Adana genelinde toplam 118 üreticimize pülverizatör desteği sağlanacak. Aladağ için verilen ekipmanın toplam bedeli 910 bin TL, bunun 637 bin TL’si proje kapsamında karşılandı" dedi. Bayazıt, tarımsal ilaçlamanın doğru ve bilinçli yapılmasının önemine de dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Üreticilerimizden ricamız, bu ekipmanları kullanırken ruhsatlı tarım ilaçlarını, doğru zamanda ve doğru dozda kullanmalarıdır. Bakanlık olarak üreticilerimizin daima yanındayız. Yeter ki üretmeye, ekonomimize katkı sağlamaya devam edin." Programın sonunda, yüzde 70 hibeli ilaçlama makinesi almaya hak kazanan üreticilere teslim belgeleri Kaymakam Kurdu ve Bayazıt tarafından verildi. Proje kapsamında kalan 93 ilaçlama makinesinin ise 2025 yılı sonuna kadar diğer ilçelerdeki üreticilere dağıtılması planlanıyor.
Nazmiye’yi boğazından bıçaklayan saldırganın babası: "Ben torunlarımı istiyorum"
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:20 Nazmiye’yi boğazından bıçaklayan saldırganın babası: "Ben torunlarımı istiyorum" Adana’da ayrıldığı genç kadını boğazından bıçaklayıp engelli kalmasına sebep olan saldırganın babası, "Ben oğlumu savunmuyorum. 1 kere boğazından bıçakladı. Gelinimin boğazındaki izler dikiş izi. Ben torunlarımı istiyorum, canımı alın ama torunlarımı verin" dedi. Ev hanımı Nazmiye Çalışkan (29), 2020 yılında terzilik yapan İ.D.Ö. (30) ile dini nikahla evlendi. Çiftin S. (4) ve A.A. (3) isminde biri engelli 2 evlatları dünyaya geldi. Nazmiye Çalışkan, geçtiğimiz ocak ayında eşinin kendisine sürekli şiddet uyguladığını öne sürerek ayrılıp ailesinin evine gitti. 10 Nisan 2025’te İ.D.Ö., iddiaya göre, çocuklarından S.’yi yanında götürdü. 12 Nisan 2025 günü ise ayrıldığı eşini arayıp ‘Çocuk durmuyor, gel’ diyerek babasının evine çağırdı. Buraya giden anne Çalışkan, evine geri döneceği sırada iddiaya göre, ayrıldığı eşi İ.D.Ö, tarafından evladının gözü önünde boynundan ve boğazından bıçaklanıp darp edildi. Çocukların feryatları ve evdeki bağırışımalar üzerine çevredekiler durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri evden kaçan şüpheli eski eşi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Saldırgan, çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yüzde 96 engelli kaldı Hastaneye kaldırılan Nazmiye Çalışkan, 4,5 ay boyunca yoğun bakımda tedavi gördü ve yüzde 96 engelli kalıp yürüme kabiliyetini yitirdi. 2 çocuğuyla bir başına kalan Çalışkan, geçtiğimiz haftalarda ise üst üste hastaneye gitmesi gerektiği için evlatlarını dedesinin evine bıraktı. Bu sırada ise mahallede yardım dağıtan bir dernek çocuğun o hallerini görüp sosyal medyada paylaştı ve çocuğun dedesi de ‘Anneleri çocukları terk etti’ diyerek beyan verdi. Bunun üzerine çocuklar anında devlet korumasına alındı. Anne Nazmiye Çalışkan’ın feryadı İhlas Haber Ajansı tarafından geçtiğimiz 10 Kasım’da ‘Eşi boğazını kesti engelli kaldı: 2 çocuk annesi dehşet anlarını ilk kez anlattı’ başlığıyla haber yapıldı. Bunun üzerine Nazmiye Çalışkan’ın eski kayınbabası İzzet Özgül, açıklamalarda bulunup gelinini suçladı. 2 torununa kendisinin çok iyi baktığını öne süren Özgül, devlet korumasındaki torunlarının yeniden kendisine verilmesini istedi. "6 defa bıçaklama olmadı" Oğlunun eşini 1 kere bıçakladığını, Çalışkan’ın boğazındaki izlerin dikiş izi olduğunu belirten Özgül, "8 aydır ben torunlarıma bakamasam onlar bugüne kadar yaşayabilir miydi. Benim eski gelinim beni şikayet etmiş. O çocuklara bakamam dedi ve çocukları bana bıraktı. Ben oğlumu savunmuyorum. 1 kere boğazından bıçakladı, 6 defa bıçaklama olmadı. Boğazındaki izler dikiş izi, birde dövme var boğazının altında, dikkat ederseniz 1 tane iz var. Olay günü ben zaten ambulansı, polisi çağırdım. Biz adalete sığınıyoruz" ifadelerini kullandı. "Benim canımı alın ama torunlarımı verin" Torunlarına kendisinin bakmak istediğini anlatan Özgül, "Olaydan sonra bıçağı alıp ben poşete koydum ve polislere teslim ettim. Arkamdan gelip torunum bıçağı görmesin istedim. Bunların hepsi mahkemede söylendi. Ben torunlarımın arkasındayım, benim canımı alın ama torunlarımı verin" dedi.