GÜNDEM - 11 Nisan 2025 Cuma 10:16

Hasarlı binada rapor karmaşası: Son kararı mahkeme verecek

A
A
A
Hasarlı binada rapor karmaşası: Son kararı mahkeme verecek

Adana’da 3 kez ’orta hasarlı’ raporu verilen ancak en sonunda bir iş yerinin itirazı üzerine ’az hasarlı’ raporuna çevrilen apartman sakinleri eylem yaptı. Vatandaşlar, evleri Adana’nın en pahalı semtlerinden birinde olmasına rağmen binanın oturulamayacak kadar kötü durumda olduğu için yıkılmasını talep etti. İş yeri ve apartman sakinleri arasında yaşanan anlaşmazlıkta son kararı mahkeme verecek.


Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerden etkilenen Adana’nın Çukurova ilçesinde 11 bina yıkılırken 418 kişi hayatını kaybetti. Kent genelinde 3 bin 279 bina ise ağır hasar aldı. Ağır hasarlı binaların hepsi yıkıldı. Kent genelinde orta hasar alan 4 bin 949 binada da yıkım işlemleri başladı. İlgili kurumlar tarafından onay verilen binalarda yıkım işlemi sürerken, mahkemelik olan binalarda ise bekleyiş devam ediyor.



3 kez orta hasar raporu verildi


Bu binalardan birisi de merkez Çukurova ilçesi Süleyman Demirel Bulvarı üzerinde bulunan Bekaroğlu Sitesi’nin 15 katlı 30 daireli D bloğu. Deprem sonrası Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından orta hasar raporu verilen binada oturanlar evlerini boşalttı ancak apartman girişinde hizmet veren medikal firması rapora itiraz etti. İtiraz sonucu Adana Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, bir bilirkişi raporu daha talep edip binaya yeniden ’orta hasarlı’ raporu verdi.



Yeniden itiraz edildi, rapor ’az hasarlıya’ çevrildi


Bunun üzerine medikal firması Adana 2. İdare Mahkemesi’ne dava açıp raporun uygunsuz olduğunu belirtti. Mahkeme, yeniden bilirkişi raporu talep etti ve bu sefer yapılan incelemede binaya ’az hasarlı’ raporu verildi. Ancak 15 katlı binada hiç kimse evine geçip oturmadı. Apartman sakinleri, bu rapor üzerine avukatları aracılığıyla yeniden bilirkişi raporu aldı. ’Orta hasarlı’ raporu alan apartman sakinleri, Adana 2. İdare Mahkemesi’nin kararına itiraz etti.


İtiraz süreci devam ederken apartman sakinleri ellerinde "Ezilerek ölmek istemiyoruz", "Yetkililer sesimizi duysun", "Mezar evde oturmak istemiyoruz", "Bir dükkan yüzünden 2 senedir mağduruz", "Enkaz altında kalmak istemiyoruz" yazılı pankartlarla eylem yapıp apartmanlarının bir an önce yıkılmasını talep etti.



"İstinaftan sonuç bekliyoruz"


İhlas Haber Ajansı’na konuşan avukat Nazan Akça Subaşı, "Bu binaya Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 2 defa ’orta hasarlı’ raporu verildi. Tam yıkım işlemleri başlanılacakken binada bulunan medikal firması dava açtı. Adana 2. İdare Mahkemesi yeniden rapor istedi ve o raporda ’az hasarlı’ verildiği için binanın yıkımı durduruldu. Biz de bunun üzerine yeniden tespit yaptırdık ve binada korozyonların başladığı, her an yıkılma tehlikesi var denilerek yeniden ’orta hasarlı’ raporu alıp karara itiraz ettik. Şu anda istinaftan sonuç bekliyoruz. Bu kadar insanı kimse bu mezarlığa hapsetmesin" diye konuştu.



"Şu anda biz binaya geçip oturamayız"


Bina sakinlerinden Cahit Bulut, binada kimsenin oturmadığını anlatarak, "Bu bina depremde hasar aldı. Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü ’orta hasarlı’ raporu verdi. İtiraz edildi tekrar aynı ’orta hasarlı’ raporu verildi. Sonra yeniden itiraz edildi ve bu sefer ’az hasarlı’ raporu verildi. Biz şu anda kira yardımından mahrum kaldık. TOKİ’den ev çıktı ama onu da iptal ettiler. Şu anda biz binaya geçip oturamayız. Kolon çatlakları, kiriş çatlakları var" dedi.



"Bu binanın mezardan farkı yok"


Bina sakinlerinden Halil Yenigün ise binanın bulunduğu sitenin diğer bloklarında oturanların, ’taşlar düşüyor, korkuyoruz’ dediğini belirterek, "Bu binanın merdiven dairesini gören zaten korkup yukarı çıkmaz. Bize burada yaşayın diyorlar. Burada nasıl yaşayacağız biz de bilmiyoruz. Madem burada oturulur da neden kimse oturmuyor. 15 katlı bina bomboş. Yan bloklardaki komşularımız ’taşlar düşüyor, korkuyoruz’ diyor. Bu binanın mezardan farkı yok" ifadelerini kullandı.



"Kimse bu evden vazgeçmek istemez"


6 Şubat depremlerinde yaşadığı korku nedeniyle düşük yapan Gülse Torun, "Deprem sırasında biz yerimizden kalkamadık. Apartmandan en son inenlerden biri biziz. Depremin 3. günü stresten ben bebeğimi kaybettim. Bu evde bir şey yok diyorlar ama biz yaşadığımızı halen unutmadık. Kimse evinden vazgeçmez. Ben yeni evliydim ve 1.5 yıl oturamadım evimde. Evimizin yeri çok güzel, belki bir daha böyle bir ev alamayacağım. Kimse bu evden vazgeçmek istemez. Ancak ben kimsenin vebaline girmek istemiyorum. Bu yaşadıklarımızı 20 yıl unutmayacağım" şeklinde konuştu.


Eylem sırasında iş yeri sahibi ve apartman sakinleri arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Öte yandan bazı kişiler, haber yapan muhabirleri arayıp tehdit etti. İş yeri ve apartman sakinleri arasında yaşanan anlaşmazlıkta son kararı mahkeme verecek.



Hasarlı binada rapor karmaşası: Son kararı mahkeme verecek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.