SAĞLIK - 09 Ekim 2025 Perşembe 10:36

Çikolata kisti her 7 kadından 1’ini etkiliyor

A
A
A
Çikolata kisti her 7 kadından 1’ini etkiliyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, endometriozisin doğurganlığı etkileyebildiğini belirterek, "Yumurtalık rezervinin azalması, tüplerin tıkanması veya karın içi yapışıklıklar gebelik şansını düşürür. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların erken dönemde değerlendirilmesi önemlidir" dedi.


Kadınların üreme çağında sık karşılaştığı hastalıklardan biri olan endometriozis veya halk arasında bilinen adıyla ‘çikolata kisti’ hem yaşam kalitesini hem de doğurganlığı olumsuz yönde etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olarak tanımlanıyor. Rahim iç tabakasına benzer dokuların rahim dışında yerleşmesiyle gelişen endometriozis, çoğu zaman adet dönemlerinde yaşanan şiddetli ağrılarla kendini gösteriyor.


Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, erken dönemde tanı konulan hastalarda hem ağrı kontrolünün daha kolay sağlanabildiğini hem de doğurganlıkla ilgili yaşanabilecek problemlerin önlenebileceğini söyledi.


Dr. Toyganözü, endometriozis, halk arasında "çikolata kisti" olarak bilinen, kadınların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen ve çoğu zaman sessiz ilerleyen kronik bir hastalık olduğunu kaydederek, "Her 7 kadından 1’inde görülen bu rahatsızlık, doğurganlık çağındaki bireylerde sık rastlanır. Rahim içini döşeyen "endometrium" adı verilen dokunun rahim dışında, örneğin yumurtalıklarda veya tüplerin çevresinde yer almasıyla ortaya çıkar. Bu dokular, her ay adet döngüsüne bağlı olarak kalınlaşır, kanar ve dökülmeye çalışır. Ancak bulundukları yer rahim dışında olduğu için bu kan vücuttan atılamaz ve zamanla bulunduğu bölgede yapışıklıklara, iltihaplanmalara ve kist oluşumuna yol açar. Endometriozis erken fark edildiğinde kontrol altına alınabilen hastalıktır. Ancak toplumda adet ağrısının normal bir durum olarak kabul edilmesi tanının gecikmesine neden olur. Oysa ağrı yaşamı etkileyecek düzeydeyse, bu bir hastalık belirtisidir. Kadınların kendi bedenlerini tanıması, uzun süren ağrıları önemsemesi ve düzenli jinekolojik kontrolleri aksatmaması erken teşhisin anahtarıdır" diye konuştu.



Ağrılar adet dışında da devam edebiliyor


Adet döneminde dayanılmaz kasık ağrıları, bel ağrısı, ilişki sırasında ağrı, uzun süren kanamalar, karında şişkinlik ve sindirim sorunlarının bu hastalığın önemli belirtileri olduğu ifade ederek, "Bazı kadınlarda ağrılar adet dışında da devam eder ve bu durum hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratıcı hale gelir. Tam bilinmemekle beraber, genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi bozuklukları, adet kanının geriye akması ve çevresel faktörlerin hastalığın gelişiminde rol oynadığı düşünülmektedir. Teşhis sürecinde hastanın öyküsü, jinekolojik muayene ve ultrason ilk basamaktır. Küçük odaklar ultrasonda her zaman görülemeyebileceğinden, laparoskopiyle doğrudan karın içine bakılarak kesin tanı konabilir. Bu yöntem hem tanı hem de tedavi amaçlıdır çünkü aynı anda kistler veya yapışıklıklar da temizlenebilir. Tedavi kişiye özel planlanır. Ağrıyı azaltmak için ağrı kesiciler ve hormon tedavileri gündeme gelir. Büyük kistlerde ise genellikle kapalı cerrahi yöntemler tercih edilir" dedi.



Fiziki ve psikolojik etkileri görülüyor


Dr. Toyganözü, endometriozisin doğurganlığı etkileyebildiğini belirterek, "Yumurtalık rezervinin azalması, tüplerin tıkanması veya karın içi yapışıklıklar gebelik şansını düşürür. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların erken dönemde değerlendirilmesi önemlidir. Erken tanı ve uygun tedaviyle doğal yollarla veya yardımcı üreme teknikleriyle gebelik mümkündür. Hastalığın uzun süren ağrılar ve doğurganlık kaygısı nedeniyle psikolojik bir yönü de vardır. Profesyonel destek, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi tedaviye olumlu katkı sağlar" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Bitlis Eren Üniversitesi, Mardin’de neolitik dönemin sırlarını araştıracak Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ), Mardin’in Dargeçit ilçesi sınırlarında bulunan Boncuklu Tarla Neolitik Yerleşiminde yürütülecek kazı çalışmalarını üstlendi. Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi etkileşim alanında, Dicle Nehri’nin yaklaşık 2 kilometre batısında ve Nevala Maherk Çayı’nın güneyinde yer alan Boncuklu Tarla, ilk olarak yüzey araştırmaları sırasında tespit edilirken, 2012 ile 2017-2024 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmalarıyla bilim dünyasına önemli veriler sundu. Yapılan radyokarbon (C14) analizleri sonucunda, yerleşimin Geç Epipaleolitik Dönem’den Geç Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ B (PPNB) evresinin sonuna kadar uzandığı belirlendi. Yaklaşık M.Ö. 11’inci binyıldan M.Ö. 8’inci binyıla kadar kesintisiz yerleşim izleri taşıyan Boncuklu Tarla’nın, altı farklı kültürel tabakadan oluştuğu tespit edildi. 2025 yılı itibarıyla "Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı" statüsüne alınan kazıların başkanlığını ise Doç. Dr. Yunus Çiftçi yapacak. Kazı çalışmalarında bugüne kadar kutsal alan, tapınak ya da kamusal yapı olarak değerlendirilen 9 anıtsal yapı gün yüzüne çıkarıldı. Bunun yanı sıra konut alanları, üretim sahaları ve çeşitli işlikler de ortaya çıkarıldı. Alanda ayrıca çok sayıda mezar ve insan kalıntısına ulaşıldı. Elde edilen arkeozoolojik ve arkeobotanik veriler, dönemin beslenme alışkanlıkları ile üretim ve tüketim pratiklerine ışık tutarken, küçük buluntular ise neolitik dönemin inanç sistemi, sembolik dünyası ve toplumsal yapısına dair önemli ipuçları sunuyor. Bitlis Eren Üniversitesi koordinasyonunda Doç. Dr. Yunus Çiftçi tarafından sürdürülecek çalışmaların, hem bölgenin kültürel mirasının korunmasına hem de neolitik dönem araştırmalarına önemli katkılar sağlaması bekleniyor.
İstanbul Mart ayında 159 bin 931 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Mart ayında 159 bin 931 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 31,3 arttı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Mart ayı sonu itibarıyla 34 milyon 23 bin 986 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart ayı Motorlu Kara Taşıtları verisini açıkladı. Buna göre, Mart ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 50,2’sini otomobil, yüzde 34,8’ini motosiklet, yüzde 10,1’ini kamyonet, yüzde 1,7’sini kamyon, yüzde 1,6’sını traktör, yüzde 1,0’ını minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 31,3 arttı. Mart ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre motosiklette yüzde 51,0, otomobilde yüzde 27,2, traktörde yüzde 19,3, minibüste yüzde 17,7, kamyonette yüzde 12,8, otobüste yüzde 4,5 artarken özel amaçlı taşıtta yüzde 28,9 ve kamyonda yüzde 10,5 azaldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,3 azaldı. Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı otobüste yüzde 12,6, minibüste yüzde 2,6 artarken traktörde yüzde 50,1, özel amaçlı taşıtta yüzde 34,2, kamyonda yüzde 25,3, motosiklette yüzde 21,2, otomobilde yüzde 15,4 ve kamyonette yüzde 15,0 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Mart ayı sonu itibarıyla 34 milyon 23 bin 986 oldu Mart ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,8’ini otomobil, yüzde 21,2’sini motosiklet, yüzde 14,6’sını kamyonet, yüzde 6,8’ini traktör, yüzde 3,1’ini kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Mart ayında 870 bin 992 adet taşıtın devri yapıldı Mart ayında devri yapılan taşıtların yüzde 68,6’sını otomobil, yüzde 14,8’ini kamyonet, yüzde 9,7’sini motosiklet, yüzde 2,8’ini traktör, yüzde 1,8’ini kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Mart ayında 80 bin 348 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı Mart ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 15,5’i Renault, yüzde 8,2’si Toyota, yüzde 7,4’ü Peugeot, yüzde 6,9’u Volkswagen, yüzde 6,1’i Hyundai, yüzde 5,9’u TOGG, yüzde 5,1’i Fiat, yüzde 5,0’ı Opel, yüzde 5,0’ı Citroen, yüzde 4,3’ü Skoda, yüzde 3,3’ü Mercedes-Benz, yüzde 3,1’i Kia, yüzde 3,0’ı BMW, yüzde 2,6’sı Ford, yüzde 2,2’si Audi, yüzde 2,0’ı Volvo, yüzde 1,9’u Mini, yüzde 1,7’si Chery, yüzde 1,6’sı Nissan, yüzde 1,2’si Tesla ve yüzde 8,4’ü diğer markalardan oluştu. Ocak-Mart döneminde 426 bin 342 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 14,4 azalarak 426 bin 342 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı da yüzde 23,1 artarak 13 bin 42 adet oldu. Böylece Ocak-Mart döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 413 bin 300 adet artış gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 41,1’i benzin yakıtlıdır Ocak-Mart döneminde trafiğe kaydı yapılan 224 bin 627 adet otomobilin yüzde 41,1’i benzin, yüzde 31,5’i hibrit, yüzde 18,2’si elektrikli, yüzde 8,6’sı dizel ve yüzde 0,6’sı LPG yakıtlıdır. Mart ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 611 bin 509 adet otomobilin ise yüzde 32,4’ü dizel, yüzde 31,0’ı benzin, yüzde 29,8’i LPG, yüzde 4,4’ü hibrit ve yüzde 2,3’ü elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2.
Amasya Pazarın en ucuzu soğan Amasya’dan Avrupa’ya gönderiliyor Amasya’da üretimi bol olan coğrafi işaret tescilli soğan depolarda kilosu 7,5 TL’den, pazarda ise en ucuz ürün olarak 15 TL’den başlayan fiyatlarla satılıyor. ‘Soğan giren eve doktor girmez’ sözleriyle satılan soğan depolardan yüklendiği tırlarla başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine de pazarlanıyor. Geçen yıl 500 bin ton rekolte elde edildi Türkiye’de üretiminin en çok yapıldığı ikinci il olan Amasya’da geçen yıl 90 bin dekar ekimi gerçekleşen soğandan yaklaşık 500 bin ton rekolte elde edildi. Yörede soğan üretim ve satışı yapan çiftçilerden Oğuz Çelik, "Türk soğanı şu anda bütün dünyaya gidiyor. Almanya’ya, İngiltere’ye soğan gönderiyoruz. Bu yıl ürün çok olduğu için fiyatlar uygundu. Soğan depolarda 7,5 TL’den başlayan fiyatla satılıyor" dedi. "11 ay boyunca Avrupa’ya soğan sattık" Amasya’da mayıs ayının ilk haftasından itibaren erkenci çeşit soğanın hasadına başlanacağını anlatan Çelik, "Türkiye’de yeterince soğan var. Bu yılda olacak. Havalar, yağışlar istediğimiz gibi gidiyor. 11 ay boyunca Avrupa’ya soğan sattık. Devlet teşvik de verdi. İhraç olmasaydı soğan dökülecekti. Almanya’daki Türkler Türk soğanını tercih ediyor. Soğan acı yeniyor. Soğan ağlatır da, güldürür de. Turizmin de çok olması soğan tarımına faydalı. Talep olunca fiyatlar artıyor. Avrupalı dostlarımız ülkemize gelsin" diye konuştu. ‘Soğan giren eve doktor girmez’ Şifa deposu soğanı semt pazarlarında ‘soğan giren eve doktor girmez’ sözleriyle sattıklarını anlatan Amasya Pazarcılar Derneği Başkanı Tolga Güven, "Kilosunu 15 TL’den başlayan fiyatlarla sattığımız soğan pazarın en ucuz ürünü" şeklinde konuştu. "Sofranın, yemeğin yakışığı soğandır" Soğanın sudan bile ucuz olduğuna işaret eden pazarcı esnafı Salih Yılmaz, ekmekle aynı fiyattan satıldığını söyledi. Soğanın Türk mutfağının vazgeçilmezi olduğunu vurgulayan emekli Aysel Tekmen ise, "Soğansız hiçbir şey olmaz. Sofranın, yemeğin yakışığı soğandır. Közlemesi, kavurması, her çeşidi oluyor" ifadelerini kullandı. (MÇ-)