ÇEVRE - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 09:18

Adana’nın içme suyu barajında yıllardır böylesi görülmedi: Çatalan Barajı yüzde 100 doldu

A
A
A
Adana’nın içme suyu barajında yıllardır böylesi görülmedi: Çatalan Barajı yüzde 100 doldu

Adana’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Çatalan Barajı, bu yıl etkili olan yağışların ardından yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Uzun yıllardır barajın bu seviyeye gelmediğini belirten vatandaşlar, yaşanan manzaranın sevindirici olduğunu söyledi.


Kentte son aylarda etkili olan yağışlar, barajlardaki su seviyesine olumlu yansıdı. Özellikle kuraklık nedeniyle geçtiğimiz yıllarda kritik seviyelere kadar gerileyen Çatalan Barajı’nın tamamen dolması vatandaşları mutlu etti. Baraj çevresindeki Karayusuflu Mahallesi’nde vatandaşlar, yıllardır ilk kez bu kadar yüksek doluluk oranı gördüklerini ifade etti.


Vatandaşlardan Harun Durhasan, yağışların bu yıl oldukça bereketli geçtiğini belirterek "Bu sene yüzde 100 doluluk oldu. 6 yıldan bu yana suyumuz yoktu. Baraj yüzde 30’a kadar düşmüştü ama şu an tam doluluk oranına ulaştı. Bu sene süper yağış oldu. 60 senenin en yüksek oranda yağışı oldu. Hayatımızda böyle bir şey görmedik. Ama bu sene çok güzel oldu" diye konuştu.


Süleyman Çelik ise barajdaki doluluk oranının sevindirici olduğunu belirterek, "Doluluk oranı şu an çok güzel. Neredeyse doluluk oranı yüzde 100’ün üzerine çıktı. Yağmur bereketiyle geldi. Kuraklık vardı ve pek yağış olmuyordu" dedi.



Adana’nın içme suyu barajında yıllardır böylesi görülmedi: Çatalan Barajı yüzde 100 doldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Mehmet Kaya’dan ’14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ mesajı Gaziantep’in Araban ilçesinde faaliyet gösteren Müteahhit Mehmet Kaya, ’14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ nedeniyle mesaj yayımladı. Arabanlı Müteahhit Mehmet Kaya mesajında, "Emekleriyle toprağı yoğuran, sezonları süresince alın terini eksik etmeyen, soframıza gelen her türlü nimette büyük emeği geçen ve emeklerini, üretime dönüştüren tüm çiftçilerimiz, ülkemizin kalkınmasında, ekonomimizin büyümesinde, sofralarımıza ulaşan türlü nimetin üretiminde alın teri dökerek, yoğun emek sarf eden kesimlerin başında gelmektedir. Geçimini topraktan sağlayan, topraktan aldığı ürüne değer katarak onu bizlere ulaştıran çiftçilerimizin emeği kutsaldır. Ülkemiz genelinde olduğu gibi Araban ilçemizde de bölgenin en önemli tarım alanı olan Araban Ovası’nın verimli topraklarında çok başarılı çalışmalar yürütülmüş ve tarım sektörümüz önemli bir büyüme göstermiştir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını ’Türkiye Yüzyılı’ yapma hedefimizde de, Türk çiftçisinin önemli rolü olacaktır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ’milli ekonominin temeli ziraattır’ sözleriyle, tarım sektörünün ülkemiz ekonomisinin temel taşı olduğunu belirtmiştir. Araban ilçemizde tarım ve hayvancılığın kalkınması büyük bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda ilçemizde, tarıma ve hayvancılığa yönelik yatırımları destekleyici çalışmaların her yıl artarak devam etmesi gerekmektedir. Bu vesileyle, Arabanlı tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlar, çiftçimizin ürettiği her ürünün bereketli ve bol kazançlı olmasını diler, aile fertleriyle birlikte sağlıklı ve mutlu günler dilerim" ifadelerine yer verdi.
Ankara Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı. Akondroplazi hastalığı boy kısalığının yanı sıra belde eğilme, kulak enfeksiyonu, solunum problemleri gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor. Hastaları psikolojik olarak da kötü etkileyen ve nadir görülen bu hastalığın tedavisinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, hedefe yönelik ilacın artık SGK tarafından da geri ödeme kapsamına alındığını belirtti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Aycan, akondroplazi hastalığının FGFR3 geninin mutasyona uğraması sonucu oluştuğunu ifade ederek, "Bu gende aktive olan mutasyon sonucunda kemiklerin, özellikle kol ve bacak kemiklerinin büyümesinde önemli sıkıntılar oluyor, büyümesini sağlayamıyor. Dolayısıyla ciddi bir kol kısalığı, bacak kısalığı ve boy kısalığıyla karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu genetik problemler başka organlarda da bazı tutulumlar yapıyor. Örneğin beyin sapında bir daralmaya neden oluyor. Bebeklerde özellikle küçük yaş grubu çocuklarda solunum sıkıntısı, başın büyümesi gibi bulgularla kendini gösteriyor" diye konuştu. Hastalığın çok sistemli bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Aycan, "Biraz daha büyüdüklerinde bebeklerimizde bazı omurga sorunları olabiliyor. Belde eğilmeler olabiliyor ve sık sık kulak enfeksiyonu geçirebiliyorlar. Tepeden tırnağa boy kısalığı çok belirgin olsa da bunun yanı sıra başka sistemler de etkilenebiliyor" dedi. "Boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor" Boy kısalığının çocuk endokrinoloji doktorlarının gündeminde olan bir konu olduğunu aktaran Aycan, "4 yıl önce bunun hedefe yönelik tedavileri bulunduktan sonra bu konu çok daha önemli hale geldi. Boy uzaması için tedavi veremezseniz, bu kişilerin final boyları kızlarda 1.25 civarında, erkeklerde 1.35 civarında oluyor. Bu takdir ederseniz ki çok kısa bir boy. Yani bu kadar boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor. Bir kız çocuğunu düşünelim, saçını tarayıp bağlayamıyor. Veya tuvalette temizlik ihtiyacını karşılayamıyor. Devamlı annesine ve ebeveynlerine ihtiyacı olan bir durum içerisine girebiliyor. Motor kayıpları olabiliyor. Tüm bu durumlar çocukların sık sık travmalarla karşılaşmalarına neden oluyor" açıklamasında bulundu. Yaşanan sorunların tedavi edilebildiğinin altını çizen Aycan, "Akondroplazi, multidisipliner yönetilmesi gereken bir rahatsızlık. Bu konu, çocuk endokrincilerin, tıbbi genetik uzmanlarının, nörolojinin, beyin cerrahisinin, çocuk göğüs hastalıkları uzmanlarının, ortopedistlerin ortak konusudur. Boy kısalığı yaşayan hastalar ilk olarak endokrine başvuruyorlar. Biz de diğer disiplinlerdeki hocalarımıza, doktorlarımıza gönderiyoruz ve onların da ilgili bölümleri yönetmesini sağlıyoruz" şeklinde konuştu. Aycan, ultrason tekniklerinin çok ilerlediğini anlatarak, bu hastalığın 24. haftadan itibaren gebelikte de tespit edilebildiğini söyledi. Bu hastalığa sahip kişilerin psikolojik olarak da olumsuz etkilendiklerini belirten Aycan, erken tanının önemine dikkat çekti. Akondroplazinin nadir görülen bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aycan, "Yaklaşık 100 bin bebekte 4-6 civarında görülüyor. Çok nadir görülen bir hastalık. Ülkemizde henüz büyümesi tamamlanmamış yaklaşık 400-450 civarında akondroplazili çocuk olduğunu biliyoruz. Dünya çapında ise 360 bin civarında vaka olduğu bildiriliyor" dedi. "Akondroplazi teşhisi konan bebeklere 4. aydan itibaren ülkemizde SGK kapsamında ödenebiliyor" Hastalıkta kullanılan ilacın artık SGK tarafından karşılandığını vurgulayan Aycan, sözlerine şöyle devam etti: "Bu hedefe yönelik bir ilaç. Biraz önce söylediğimiz mekanizmalar o yolaklarda, kemiğin büyümesini durdurucu yolaklara müdahale eden bir ilaç. Dolayısıyla da bu hedefe yönelik ilaçlar ilk geldiğinde çok pahalı oluyor. Devletin ödeme kapsamına alınması için ruhsatlanma süreci, çalışmaların bu ilacın etkinliğini doğru bir şekilde ortaya koyma süreci gibi birtakım süreçlerden geçmesi gerekiyor. Boy kısalığı yaşayan çocuklar yıllık 3,5-4 cm büyürken, kendi büyümelerinin üzerine hedefe yönelik ilaçla 1,5-2 santimetre daha eklenebildiği ortaya kondu. Yani 5 yaşında bir çocuğa bu ilacı başladığınızda her gün kendi büyümesinin üzerine 1,5 santimetre daha arttığında final boyunun daha kabul edilebilir bir boya gelmesi çok önemli bu çocuklar için. Heyet tarafından değerlendirilerek tedavileri onaylanan ve sonrasında mahkeme süreciyle ilaçlarına kavuşan 250-300 kadar vaka oldu. Öte yandan, tüm bu süreçleri bizler SGK’da bazı bilimsel kurullarda devlet büyüklerimize anlattık. Yani bunun nadir bir hastalık olduğunu, boylarının çok kısa kaldığını, fiziksel ve psikolojik olarak da çocukları çok etkilediğini belirttik. Bütün bu süreçler olgunlaştığında nisan ayı içerisinde SGK ilacın geri ödeme kapsamına alınmasını ve sağlık uygulama tebliğinde yer almasını sağladı. Artık ilaca erişimleri daha kolay olacak. Şu anda bu ilaç ülkemizde akondroplazi teşhisi olan bebeklere 4. aydan itibaren SGK kapsamında ödeniyor." "Özel gereksinimi olan bu çocuklarda yeni tedaviyle engelleri aşacağımızı düşünüyoruz" Akondroplazili hastaların toplumdan ayrışmaması için çeşitli etkinlikler de düzenlediklerine dikkati çeken Aycan, şu ifadeleri kullandı: "Hastaların gerçek yaşamlarındaki hissiyatlarını, duygularını, problemlerini anlamak çok çok önemli. Çünkü bizler bazen sadece medikal tedaviye odaklanabiliyoruz. Halbuki yaşamda birçok zorlukları olabiliyor. O nedenle biz çocuk endokrinologları olarak ailelerle buluşmalar yapıyoruz. Örneğin Ankara’da, Diyarbakır’da, Konya’da akondroplazili çocuklarımız ve aileleriyle buluştuk. Onların problemlerini kendi ağızlarından dinledik, yaşamda çektikleri zorlukları dinledik. Bunlar da bence çok önemli. Çünkü bizim görmediğimiz, onların temas ettiği alanlar olabiliyor ve biz bunu aslında bundan sonraki hastalarımızla buluşmalarda dikkate alıyoruz. Bu röportajımızı Engelliler Haftası kapsamında yapmış oluyoruz ancak biz hiçbir çocuğumuza engelli etiketini yakıştırmıyoruz. Öte yandan özel gereksinimi olan bu çocukların boy kısalığı sebebiyle birtakım engelleri olduğunu da elbette biliyoruz. Bu yeni tedaviler sayesinde engelleri aşacağımızı düşünüyoruz."
İstanbul "Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor" Pek çok faktör yaşam süresi üzerinde etkili oluyor. Gerek genetik miras gerekse yaşam tarzı alışkanlıkları sağlığı da hastalığı da beraberinde getiriyor. Özellikle de havaların ısındığı son günlerde serinlemek amacıyla tüketilen içecekler tehlikeli olabiliyor. Uzm. Dr. Burak Uzel, özellikle beslenme biçiminin uzun yaşam sürelerinde olumlu etkilerde bulunduğunu söyledi. Ultra işlenmiş gıdaların sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade eden Medicana Ataköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Burak Uzel, "Ultra işlenmiş gıdalardan (UPG) kaçış, uzun ömre açılan kapıdır. Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin yayınladığı bir araştırmada günlük beslenmede ultra işlenmiş gıdaların payındaki her yüzde 10’luk artış, kalp damar hastalığı riskini yüzde 12 oranında artırmaktadır. Bu da ömür süresi üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Dünya çapında binlerce kişi üzerinde yapılan araştırmaların meta-analizi, ultra işlenmiş gıdaların (hazır paketli atıştırmalıklar, bisküviler, şekerli içecekler ve hazır çorbalar) kalp sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini rakamlarla ortaya koymaktadır. İncelenen 13 büyük çalışmanın 9’u, yüksek oranda işlenmiş gıda tüketiminin kardiyovasküler ölüm riskini yüzde 9 ile yüzde 65 arasında artırdığını kanıtlamaktadır. Bu gıdalar, koroner kalp hastalığı riskini yüzde 13, beyin damar hastalıkları (felç) riskini ise yüzde 11 oranında tetiklemektedir" dedi. Katkı maddeleri biyolojiyi bozuyor Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin hazırladığı raporun en dikkat çekici bulgularından birinin, ultra işlenmiş gıdaların zararının genel diyet kalitesinden bağımsız olması olduğuna değinen Uzm. Dr. Burak Uzel, "Yani, kişi sağlıklı gıdalar tüketse bile, araya karışan ultra işlenmiş ürünler vücuttaki enflamasyonu ve damar sertliğini tetiklemeye devam etmektedir. Mesele sadece kalori almak değil; bu gıdaların içindeki endüstriyel katkı maddeleri ve işleme süreçlerinde ortaya çıkan yeni bileşikler biyolojimizi bozmaktadır. Sağlığımızı kaybettikten sonra zayıflama iğneleriyle çözüm aramak yerine, sorunun kaynağına inmek önemlidir" şeklinde konuştu. Geleneksel mutfağa dönün Hastalara sadece "tuz ve yağı azalt" demesinin yeterli olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Burak Uzel, "Artık kişilere "işlenmiş gıdalardan uzak dur" tavsiyesi vermek de gerekir. Bu tavsite hayati bir klinik müdahale olarak öne çıkmaktadır. Özellikle de yaz ayları yaklaşırken serinlemek adına içilen içeceklerin işlenmiş gıdalar arasında yer aldığını ve tehlikeli olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Burak Uzel, "Iced Latte masum görünebilir ama içine eklenen şuruplar bazen bir öğünlük şeker ihtiyacını tek bardakta almanıza neden olur. Meyvenin lifinden ayrılmış, sadece şekerli suyunun (fruktoz) içilmesi karaciğeri doğrudan yorar. Enerji içecekleri ve gazlı içecekler hem yüksek şeker hem de kafein içeriğiyle kalp ritmini bozabilir. Bunun yanında milkshake gibi içecekler ultra işlenmiş şeker ve gıda kaynakları arasındadır. Bu süreçlerde içine nane, limon veya salatalık dilimleri atılmış doğal maden suları veya ev yapımı, şekersiz soğuk bitki çayları en güvenli limandır. Karmaşık diyet listeleri yerine, geleneksel Türk ev yemeklerine ve tencere yemeklerine geri dönmek önemlidir. İçeriğinde beşten fazla malzeme olan ve ev mutfağında bulunmayan kimyasallar içeren paketli ürünlerden kaçınmak gerekir. Çok hızlı ulaşılan ve hızlı tüketilen "hazır" gıdalar, yaşam süresini de aynı hızla kısaltmaktadır" diye görüş verdi.
İstanbul Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan Özkan Yalım’ın Çağlayan Adliyesi’nde 5 saat süren ek ifadesinin detayları ortaya çıktı. Yalım verdiği ifadesinde belediyeye ait araç ve personelin özel işlerinde kullanıldığını kabul etti. Yalım, Özgür Özel’e toplam 1 milyon 200 bin TL verdiğini de ifade etti. Etkin pişmanlık kapsamında ifadesi alınan tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, ek ifade talebinde bulundu. Yeni bir ek ifade verme talebi üzerine Çağlayan Adliyesine götürülen Özkan Yalım’ın ifadesi yaklaşık 5 saat sürdü. İşlemlerin ardından Yalım, yeniden cezaevine gönderildi. "Özgür Özel’e 1 milyon 200 bin tl nakit verdim" Yalım İfadede, CHP’nin 2023 yılında gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı sürecine ilişkin çeşitli iddialar yer aldı. Yalım, kurultay öncesinde birçok ilde delegelerle görüşerek Özgür Özel lehine destek çalışması yürüttüğünü söyledi. Yaklaşık 600 ila 700 delegeyle telefon görüşmesi yaptığını belirten Yalım, özellikle Gaziantep ve Kahramanmaraş delegeleri üzerinde yoğunlaştığını ifade etti. Yalım, kurultay sürecinde Özgür Özel’e nakit para verdiğini de öne sürdü. Özgür Özel’in evinin önündeki duvarına poşet içerisinde 200 bin TL bıraktığını aktaran Yalım, daha sonra Denizli’de 1 milyon TL daha teslim ettiğini aktardı. "Özgür Özel bana ‘Ne kadar verebilirsen ayarla’ dedi" ifadelerini kullanan Yalım, parayı Demirhan Gözaçan aracılığıyla teslim ettiğini iddia etti. Bazı kayıtların incelenmesiyle söylediklerinin doğru çıkacağını kaydetti. "Çocuklarımızı işe alırsan Özgür Özel’i destekleriz" Bazı delegelerin, çocuklarının CHP’li belediyelerde işe alınması karşılığında Özgür Özel’i destekleyeceklerini söylediklerini öne süren Yalım, delegelerin çocuklarına ait özgeçmişlerin kendisine WhatsApp üzerinden gönderildiğini anlattı. CHP’li belediyelerde kurultay öncesi ve sonrasında işe alınan kişilerin SGK kayıtlarının incelenmesi halinde bu ilişkilerin ortaya çıkacağını iddia etti. "Uşakspor futbolcuları belediyede çalışıyor gibi gösterildi" Yalım ifadesinde Uşakspor üzerinden yürütülen usulsüzlüklere de değinen Yalım, "24 futbolcudan 10 tanesi belediye kadrosunda çalışıyor olarak gösterildi ancak fiilen çalışmadılar" dedi. Bazı futbolcu eşlerinin de belediyede maaş aldığını öne süren Yalım, lunapark işletmecisinden alınan nakit ve çeklerin futbolculara elden ödeme için kullanıldığını savundu. Bağış olarak gelen paraların bir kısmını şahsi harcamalarında kullandığını belirten Yalım, "Bundan dolayı pişmanım ve kamu zararını gidermek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Belediye araçlarını kendi taşınmam için kullandım" Yalım, belediyeye ait araç ve personelin özel işlerinde kullanıldığını da kabul etti. Ankara ve İzmir’deki evinde bulunan eşyaları belediyeye ait araçlarla Uşak’a taşıttığını ifade eden Yalım, resmi hizmet araçlarının ailesinin özel seyahatlerinde de kullanıldığını söyledi. Oluşan kamu zararını ödemek istediğini belirtti. VIP araç dönüşümü iddiası Yalım, Özgür Özel’in kullanımındaki Mercedes V300 aracın VIP dönüşüm masrafının Uşak Belediyesi tarafından ödendiğini iddia etti. Bu ödemenin belediyeye ait başka bir aracın dönüşüm faturası içine gizlendiğini öne sürdü. Yaklaşık 170 bin Euro artı KDV tutarındaki ödemenin belediye hesabından yapıldığını ileri süren Yalım, CHP yetkililerinin bu konuda gerçeği gizlediğini savundu. Ebru Yurtuluğ hakkındaki beyanlar İfadede Ebru Yurtuluğ ile ilişkisine de değinen Yalım, belediyede işe alınmasında bu ilişkinin etkili olduğunu belirtti. Birlikte yaşamak amacıyla ortak ev satın aldıklarını söyleyen Yalım, belediyeye ait özel dokuma halıların ödeme yapılmadan bu eve götürüldüğünü kabul etti. Belediyeye ait bir bilgisayarın Ebru Yurtuluğ’un evinde bulunmasına ilişkin net hatırlamadığını ifade eden Yalım, oluşan zararı karşılamak istediğini söyledi. Şeker Komisyonu Ve Otel Olayı Özkan Yalım, ifadesinde 2018 yılında CHP’nin şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı kurduğu komisyonun çalışmaları sırasında bir doğu ilindeki otelde yaşandığını belirttiği bir olayı da anlattı. Yalım, Veli Ağbaba’nın kendisinden viski istediğini, viskiyi aldıktan sonra Bursa PM üyesi Gamze Pamuk Ateşli ve Muğla PM üyesi Gizem Özcan ile birlikte Veli Ağbaba’ya ayrılan odaya geçtiklerini ifade etti. Daha sonra Veli Ağbaba’nın kendisine "iyi akşamlar" diyerek ayrılmasını söylediğini belirtti.