SAĞLIK - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 10:55

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

A
A
A

Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı.

Akondroplazi hastalığı boy kısalığının yanı sıra belde eğilme, kulak enfeksiyonu, solunum problemleri gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor. Hastaları psikolojik olarak da kötü etkileyen ve nadir görülen bu hastalığın tedavisinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, hedefe yönelik ilacın artık SGK tarafından da geri ödeme kapsamına alındığını belirtti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Aycan, akondroplazi hastalığının FGFR3 geninin mutasyona uğraması sonucu oluştuğunu ifade ederek, "Bu gende aktive olan mutasyon sonucunda kemiklerin, özellikle kol ve bacak kemiklerinin büyümesinde önemli sıkıntılar oluyor, büyümesini sağlayamıyor. Dolayısıyla ciddi bir kol kısalığı, bacak kısalığı ve boy kısalığıyla karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu genetik problemler başka organlarda da bazı tutulumlar yapıyor. Örneğin beyin sapında bir daralmaya neden oluyor. Bebeklerde özellikle küçük yaş grubu çocuklarda solunum sıkıntısı, başın büyümesi gibi bulgularla kendini gösteriyor" diye konuştu.

Hastalığın çok sistemli bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Aycan, "Biraz daha büyüdüklerinde bebeklerimizde bazı omurga sorunları olabiliyor. Belde eğilmeler olabiliyor ve sık sık kulak enfeksiyonu geçirebiliyorlar. Tepeden tırnağa boy kısalığı çok belirgin olsa da bunun yanı sıra başka sistemler de etkilenebiliyor" dedi.

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

"Boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor"

Boy kısalığının çocuk endokrinoloji doktorlarının gündeminde olan bir konu olduğunu aktaran Aycan, "4 yıl önce bunun hedefe yönelik tedavileri bulunduktan sonra bu konu çok daha önemli hale geldi. Boy uzaması için tedavi veremezseniz, bu kişilerin final boyları kızlarda 1.25 civarında, erkeklerde 1.35 civarında oluyor. Bu takdir ederseniz ki çok kısa bir boy. Yani bu kadar boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor. Bir kız çocuğunu düşünelim, saçını tarayıp bağlayamıyor. Veya tuvalette temizlik ihtiyacını karşılayamıyor. Devamlı annesine ve ebeveynlerine ihtiyacı olan bir durum içerisine girebiliyor. Motor kayıpları olabiliyor. Tüm bu durumlar çocukların sık sık travmalarla karşılaşmalarına neden oluyor" açıklamasında bulundu.

Yaşanan sorunların tedavi edilebildiğinin altını çizen Aycan, "Akondroplazi, multidisipliner yönetilmesi gereken bir rahatsızlık. Bu konu, çocuk endokrincilerin, tıbbi genetik uzmanlarının, nörolojinin, beyin cerrahisinin, çocuk göğüs hastalıkları uzmanlarının, ortopedistlerin ortak konusudur. Boy kısalığı yaşayan hastalar ilk olarak endokrine başvuruyorlar. Biz de diğer disiplinlerdeki hocalarımıza, doktorlarımıza gönderiyoruz ve onların da ilgili bölümleri yönetmesini sağlıyoruz" şeklinde konuştu.
Aycan, ultrason tekniklerinin çok ilerlediğini anlatarak, bu hastalığın 24. haftadan itibaren gebelikte de tespit edilebildiğini söyledi. Bu hastalığa sahip kişilerin psikolojik olarak da olumsuz etkilendiklerini belirten Aycan, erken tanının önemine dikkat çekti. Akondroplazinin nadir görülen bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aycan, "Yaklaşık 100 bin bebekte 4-6 civarında görülüyor. Çok nadir görülen bir hastalık. Ülkemizde henüz büyümesi tamamlanmamış yaklaşık 400-450 civarında akondroplazili çocuk olduğunu biliyoruz. Dünya çapında ise 360 bin civarında vaka olduğu bildiriliyor" dedi.

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

"Akondroplazi teşhisi konan bebeklere 4. aydan itibaren ülkemizde SGK kapsamında ödenebiliyor"

Hastalıkta kullanılan ilacın artık SGK tarafından karşılandığını vurgulayan Aycan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu hedefe yönelik bir ilaç. Biraz önce söylediğimiz mekanizmalar o yolaklarda, kemiğin büyümesini durdurucu yolaklara müdahale eden bir ilaç. Dolayısıyla da bu hedefe yönelik ilaçlar ilk geldiğinde çok pahalı oluyor. Devletin ödeme kapsamına alınması için ruhsatlanma süreci, çalışmaların bu ilacın etkinliğini doğru bir şekilde ortaya koyma süreci gibi birtakım süreçlerden geçmesi gerekiyor. Boy kısalığı yaşayan çocuklar yıllık 3,5-4 cm büyürken, kendi büyümelerinin üzerine hedefe yönelik ilaçla 1,5-2 santimetre daha eklenebildiği ortaya kondu. Yani 5 yaşında bir çocuğa bu ilacı başladığınızda her gün kendi büyümesinin üzerine 1,5 santimetre daha arttığında final boyunun daha kabul edilebilir bir boya gelmesi çok önemli bu çocuklar için. Heyet tarafından değerlendirilerek tedavileri onaylanan ve sonrasında mahkeme süreciyle ilaçlarına kavuşan 250-300 kadar vaka oldu. Öte yandan, tüm bu süreçleri bizler SGK'da bazı bilimsel kurullarda devlet büyüklerimize anlattık. Yani bunun nadir bir hastalık olduğunu, boylarının çok kısa kaldığını, fiziksel ve psikolojik olarak da çocukları çok etkilediğini belirttik. Bütün bu süreçler olgunlaştığında nisan ayı içerisinde SGK ilacın geri ödeme kapsamına alınmasını ve sağlık uygulama tebliğinde yer almasını sağladı. Artık ilaca erişimleri daha kolay olacak. Şu anda bu ilaç ülkemizde akondroplazi teşhisi olan bebeklere 4. aydan itibaren SGK kapsamında ödeniyor."

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

"Özel gereksinimi olan bu çocuklarda yeni tedaviyle engelleri aşacağımızı düşünüyoruz"

Akondroplazili hastaların toplumdan ayrışmaması için çeşitli etkinlikler de düzenlediklerine dikkati çeken Aycan, şu ifadeleri kullandı:

"Hastaların gerçek yaşamlarındaki hissiyatlarını, duygularını, problemlerini anlamak çok çok önemli. Çünkü bizler bazen sadece medikal tedaviye odaklanabiliyoruz. Halbuki yaşamda birçok zorlukları olabiliyor. O nedenle biz çocuk endokrinologları olarak ailelerle buluşmalar yapıyoruz. Örneğin Ankara'da, Diyarbakır'da, Konya'da akondroplazili çocuklarımız ve aileleriyle buluştuk. Onların problemlerini kendi ağızlarından dinledik, yaşamda çektikleri zorlukları dinledik. Bunlar da bence çok önemli. Çünkü bizim görmediğimiz, onların temas ettiği alanlar olabiliyor ve biz bunu aslında bundan sonraki hastalarımızla buluşmalarda dikkate alıyoruz. Bu röportajımızı Engelliler Haftası kapsamında yapmış oluyoruz ancak biz hiçbir çocuğumuza engelli etiketini yakıştırmıyoruz. Öte yandan özel gereksinimi olan bu çocukların boy kısalığı sebebiyle birtakım engelleri olduğunu da elbette biliyoruz. Bu yeni tedaviler sayesinde engelleri aşacağımızı düşünüyoruz."

Ece Nur Öztürk - Ahmet Özkurt - Tolga Başer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Vefat eden okul müdürü için veda töreni düzenlendi Bursa’nın İnegöl ilçesinde yakalandığı amansız hastalık nedeniyle hayatını kaybeden okul müdürü Yazdan Taşdemir için görev yaptığı Küçükçalık Anadolu Lisesi’nde veda töreni düzenlendi. Bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat eden ve 39 yıldır görevini sürdüren 2 çocuk babası Yazdan Taşdemir’in ölümü eğitim camiasını yasa boğdu. Bugün öğle namazı öncesinde okul bahçesinde gerçekleştirilen törene okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve yakınları katıldı. Törende duygu dolu anlar yaşanırken, öğrenciler ve mesai arkadaşları gözyaşlarına hakim olamadı. Taşdemir’in meslek hayatı boyunca eğitime verdiği katkılar ve öğrencileriyle kurduğu yakın ilişki törene katılanlar tarafından sık sık dile getirildi. Tören alanında öğretmen ve öğrenciler Taşdemir’in tabutunun üzerine gül bıraktılar. Törende bir konuşma yapan İlçe Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin, "Ne diyeceğimi bilmiyorum. Sadece şunu söyleyeyim; sana ölüm hiç yakışmadı. Daha yapacak çok şeylerimiz vardı. Bu devlet için, bu millet için, bu öğrenciler için. Seni tarif et deseler vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır. Belki de en çok sana yakışıyordu. Yaptığın her şeyi vatan aşkıyla, millet aşkıyla, bir nesli yetiştirmek için, bir nesle adanmışlık için sağlığını bile hiçe atarak rahatsızken bile okula geldi. Çok iyi biliyorum. Zaman zaman dertleşirdik, bir büyüğüm olarak ondan akıl alırdım, uymuş olduğum tavsiyelerde hiçbir zaman yanılmadım. Belki fizik olarak aramızdan ayrılıyor olabilir ama hepimizin kalbinde. Bu çok önemli. Kalplerde yer etmek, kalplerde var olmak insan için en önemli unsurlardan bir tanesi. Hani dedim ya kendisinden çok tavsiyeler alırdım. Bugün en büyük tavsiyesini bize verdi. Dünyanın oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu, asıl olanın ahiret olduğunu ve hepimizin bir gün oraya gideceğini bizlere burada gösteriyor. Biz hakkımızı helal ediyoruz. İnşallah kendisi de bizlere hakkını helal eder" dedi. "Örnek bir insan" İnegöl Belediye Başkan Yardımcısı Emin Dündar ise, "Bir eğitim neferi, örnek bir insan olmuştur. Yetiştirdiği öğrencilerle, dokunduğu hayatlarla ve bıraktığı güzel hatıralarda kendisi yaşamaya devam edecektir. Acımız büyük, ancak inanıyoruz ki geride bırakılan güzel hizmetler insanlar için en iyi mirastır. Merhum hocamıza Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim camiasına şahsım ve Belediye Başkanımız Alper Taban adına sabır ve başsağlığı diliyorum" diye konuştu. "Gece gündüz çalışan bir vatanperver hocamızı kaybetmiş olmanın acısını yaşıyoruz" Keles Belediye Başkanı Ali Doğru ise konuşmasında, "Boğazımızın düğümlendiği bir yerdeyiz. Rahatsızlığını duyduğum andan itibaren hem eşinden hem de yakın dostlarından bilgi almaya, haber almaya çalıştım. Biraz önce evladı bahsetti ya, hep umutluyduk. Şu bakışındaki tebessüm hep gözümün önünde canlandı. Dün cenaze haberini aldığımda inanın taziye mesajlarını gördüm, hiçbir şey yazamadım. Yazmaya yeltendim, yazamadım. Uzun yıllar birlikte çalıştık. Ben İnegöl’de 25 yıl görev yaptım. Öğretmenliğinde kendisini tanıdım ve müdür yardımcısıydı. Vefalı bir insan olarak sürekli gülen, tebessüm eden, gece gündüz çalışan bir vatanperver hocamızı kaybetmiş olmanın acısını yaşıyoruz. Rabbim rahmet eylesin, ailesine, yakınlarına, tüm dostlarına baş sağlığı diliyorum. Bizden hakkımız varsa helaldir, umarım kendisi de bizlere hakkını helal eder" ifadelerini kullandı. "Öğretmenler bizlere hep doğruyu güzeli öğretir" İnegöl Kaymakamı Eren Arslan da törende şöyle konuştu: "Yani meslek hayatımda yüzlerce konuşma, binlerce konuşma yaptık, her gün konuştuk ama gerçekten bugün konuşmak çok zor. Çok kıymetli bir mesai arkadaşımı, çok kıymetli bir vatan evladını, çok kıymetli bir öğretmenimizi bugün sonsuz hayatına, gerçek hayatına uğurluyoruz. Öğretmenler bizlere hep doğruyu, güzeli öğretir. Yazdan hocamız da bugün bir kez daha bize hakikaten son dersini veriyor. İnsanlık dersini veriyor, insan olmanın, hayatın nasıl yaşanması gerektiğini bence anlatıyor. İnsanlar, hepimiz, her canlı fanidir ve bir gün ölümü tadacaktır. Gerçek hakikat budur. Ama fikirler ölmez, eserler ortada kalır. Hocamızın da binlerce eseri, evlatları, öğrencileri inşallah onun ideallerini, onun azmini, onun vatanseverliğini, onun adamlığını ve adanmışlığını yaşatacaktır. Hepimiz içinde böyle bir hayatı Rabbim nasip etsin. Hepimizin başı sağ olsun, eğitim camiamızın başı sağ olsun. Rabbim mekanını cennet eylesin. Rabbim başta hanımefendi ve evlatları ve tüm yakınları olmak üzere hepimize sabırlar nasip etsin. Varsa bir hakkımız helal olsun." Konuşmaların ardından okul bahçesinde yapılan duaların akabinde Taşdemir son yolculuğuna uğurlandı.
Muğla MSKÜ ‘Birlikte Gelişim Programı’nın 3. durağı Gazeller Mahallesi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin ‘Birlikte Gelişim Programı’ kapsamında Menteşe’nin Gazeller Mahallesi’nde öğrenci ve velilere yönelik sağlık ve sosyal uygulama çalışması gerçekleştirildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Bilim İletişimi Ofisi, ‘Birlikte Gelişim Programı’ kapsamında kırsal mahallelerde yaşayan öğrenci ve velilere yönelik bütüncül bir destek çalışması başlatmıştı. Daha önce Menteşe’nin Dokuzçam Mahallesi ve Ula’nın Çıtlık Mahallesi’nde yapılan programın üçüncü durağı Menteşe’nin kırsal mahallesi Gazeller Mahallesi oldu. Muratlar, Yörükoğlu, Taşlı, Avcılar, Yemişendere, Bozbayır, Fadıl ve Esentepe mahalleleri öğrencilerinin 8 okulun taşımalı eğitim gördüğü Gazeller İlkokulu’nda öğrencilerle buluşan MSKÜ, sağlık hizmetlerinden eğitici faaliyetlere, veli seminerlerinden sosyal gelişimi destekleyen uygulamalara kadar birçok çalışma yaptı. Sağlık taraması Program kapsamında ilk olarak Diş Hekimliği Fakültesi tarafından öğrencilerin ağız ve diş taraması yapıldı. Bilgi amaçlı eğitimin de verildiği etkinlikte, minik öğrencilere diş fırçası ve macunu dağıtıldı. Tıp Fakültesi tarafından ise öğrencilere genel sağlık taraması yapıldı. Ayrıca, öğrencilere psikolojik değerlendirme amacıyla ‘Depresyon Ölçeği’ ve ‘Sosyal Anksiyete Bozukluğu Tarama Ölçeği’ uygulandı. Tedavi gerektiren durumlar için ileri tetkik ve hastane yönlendirmeleri yapılarak gerekli randevular oluşturuldu. Eğitici ve sportif faaliyetler Eğitim Fakültesi, Edebiyat Fakültesi ve Spor Bilimleri Fakültesi iş birliğiyle; öğrencilere eğitici oyunlar, atölye çalışmaları ve sosyal gelişim odaklı etkinlikler yapıldı. Su roketi, sanal gerçeklik (VR Gözlük), denge kuşu, yüz boyama, balonla bardak itme, vişne suyu bardak çekme, renkli kağıtlar, pinpon bardak, sandalye kapmaca, origami, pickleball ve yapılan birçok sportif faaliyetle renkli görüntüler ortaya çıktı. Velilere eğitim Program sadece öğrencilerle sınırlı kalmadı. Velilere dijital bağımlılıkla mücadele semineri verildi. Böylece ailelerin, çocuklarının gelişim sürecine etkin biçimde katılması ve toplumsal bilinçlenmenin sağlanması hedeflendi. Gönüllü üniversite öğrencileri bu süreçte toplumsal katkı sağlayarak sosyal sorumluluk bilinci kazandı, farklı toplumsal şartları tanıma ve çözüm üretme becerileri geliştirme fırsatı buldu. Meme kanseri bilgilendirme Öte yandan Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından ailelere yönelik meme kanseri farkındalık eğitimi verildi. Erken teşhisin önemi vurgulanarak, uygulamalı anlatım gerçekleştirildi. Rektör Prof. Dr. Kaçar öğrencilerle buluştu MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar da etkinliğe katılarak, öğrenci ve aileleriyle bir araya geldi. Kurulan stant ve atölyeleri tek tek ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Kaçar, minik öğrencilerle oyun oynadı. MSKÜ’nün yaşadığı bölgenin sorunlarına da temas eden bir kurum olduğunu ifade eden Prof. Dr. Turhan Kaçar, "Bugün burada Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi olarak Gazeller köyünde üniversitemiz öğrencilerini Gazeller köyünün çocukları ile bir araya getirdik. Çocuklarımızı çok çeşitli etkinliklerle, oyunlarla eğitim verdik. Üniversitemizin bu tür etkinlikleri ilk defa olmuyor. Geçtiğimiz yıllarda da Muğla’nın farklı köylerinde biz çocuklar ile bir araya gelmiştik. Bugün de Gazellerdeyiz. Gazeller Köyünün İlköğretim okuluna, okul müdiresine köyün muhtarına, köylülere ve ilgi gösteren çocuklarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
Gaziantep Uzman Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan: "Anne ve bebek sağlığı için erken tanı büyük önem taşıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gebelikte uygulanan tarama testleri hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Bulgan, "Gebelik süreci boyunca anne adaylarının en çok merak ettiği konuların başında prenatal tarama testleri geliyor. Anne karnındaki bebeğin gelişiminin değerlendirilmesi ve bazı genetik hastalık risklerinin erken dönemde belirlenebilmesi amacıyla uygulanan ikili, üçlü ve dörtlü tarama testleri; günümüzde gebelik takibinin önemli bir parçasını oluşturuyor" dedi. "Bu testler tanı koymaz, riski belirler" Dr. Bulgan, gebelikte yapılan ikili, üçlü ve dörtlü testlerin tanı testi değil, tarama testi olduğuna dikkat çekerek, "Bu testlerin temel amacı, Down sendromu başta olmak üzere bazı kromozomal anomaliler ve doğumsal riskler açısından bebeğin risk durumunu değerlendirmektir. Sonuçlar kesin tanı anlamına gelmez. Risk yüksek çıktığında ileri tanı yöntemlerine başvurulabilir" dedi. "İkili test nedir" Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, erken dönemde yapılan bu testin gebelik takibinde önemli bir yol gösterici olduğunu belirtti. Dr. Bulgan, "Gebeliğin 11 ile 14. haftaları arasında yapılan ikili tarama testi; ultrason değerlendirmesi ile annenin kan değerlerinin birlikte analiz edilmesiyle uygulanıyor. Bu testte bebeğin ense kalınlığı ölçülürken, anneden alınan kan örneğinde belirli biyokimyasal değerler inceleniyor. İkili test sayesinde özellikle: Down Sendromu (Trizomi 21), Edwards Sendromu (Trizomi 18) gibi kromozomal hastalıkların risk oranı hesaplanabiliyor. Üçlü tarama testi ise genellikle gebeliğin 16 ile 20. haftaları arasında uygulanıyor. Anne adayından alınan kan örneğinde üç farklı biyokimyasal parametre değerlendirilerek bebeğe ait ihtimaller riskler hesaplanıyor. Bu test ile: Down Sendromu. Nöral tüp defektleri. Bazı kromozomal anomaliler açısından risk değerlendirmesi yapılabiliyor" ifadelerine yer verdi. "Dörtlü testin güvenilirliği daha yüksek" Dörtlü testin, üçlü teste ek olarak bir biyokimyasal parametre daha içermesi nedeniyle risk hesaplamasında daha güçlü sonuçlar sunduğunu ifade eden Dr. Bulgan, "Dörtlü test, özellikle bazı kromozomal anomalilerin belirlenmesinde daha yüksek doğruluk oranına sahiptir. Ancak hiçbir tarama testi yüzde 100 kesin sonuç vermez. Bu nedenle test sonuçlarının uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Her gebelik özeldir. Bu nedenle yapılacak testler ve takip süreci anne adayının yaşına, sağlık durumuna ve gebelik öyküsüne göre planlanmalıdır" şeklinde konuştu. Gebelik sürecinde düzenli doktor kontrollerinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Bulgan, prenatal tarama testlerinin zamanında yapılmasının ihtimalleri risklerin erken değerlendirilmesine katkı sağladığını belirtti.
Eskişehir Eskişehir’de gençler Kur’an-ı Kerim Güzel Okuma ve Dini Bilgileri yarışmasında ter döktü Eskişehir’de düzenlenen Kur’an-ı Kerim Güzel Okuma ve Dini Bilgileri yarışmalarında il birincileri belli oldu; dereceye giren öğrenciler bölge finallerinde Eskişehir’i temsil etmeye hak kazandı. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ortaokul ve lise seviyelerindeki Kur’an-ı Kerim Güzel Okuma Yarışmaları ile Temel Dini Bilgiler ve Peygamber Efendimizin Hayatı Bilgi Yarışmaları’nın il finalleri Eskişehir’de gerçekleştirildi. İl Millî Eğitim yöneticileri, öğretmenler ve öğrencilerin katılım sağladığı programda, Liseler Arası Temel Dini Bilgiler Bilgi Yarışması’nda Eskişehir Anadolu Lisesi öğrencileri Muazzez Kübra Öğen, Bilal Yasir Gündüz, Sefa Pınarcı ve Muhammed Mete Bakır’dan oluşan ekip il birincisi olurken, Ortaokullar Arası Peygamber Efendimizin Hayatı Bilgi Yarışması’nda ise Çifteler Atatürk Ortaokulu öğrencileri Ela Koşar, Emirhan Doyuk, İbrahim Uçan ve Yarennur Köksal’dan oluşan ekip il birinciliğini elde etti. Büyük heyecana sahne olan Kur’an-ı Kerim Güzel Okuma Yarışmaları’nda ise kategorilerinde birinci olan öğrenciler netleşti. Erkekler lise kategorisinde Cemal Mümtaz Sosyal Bilimler Lisesi’nden Mehmet Fatih Özkara, kızlar lise kategorisinde Mustafa Kemal Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden Ebrar Bağdat, erkekler ortaokul kategorisinde Şehit Ali Gaffar Okkan Ortaokulu’ndan Kerem Önalcı ve kızlar ortaokul kategorisinde Şehit Onur Yeşil Ortaokulu’ndan Melisa Nur Kozlu il birincisi seçildi. Dereceye giren öğrenciler bölge yarışmalarında Eskişehir’i temsil etmeye hak kazanırken, yetkililer başarılarından dolayı tüm öğrencileri tebrik ederek başarılarının devamını diledi.