GÜNDEM - 09 Nisan 2026 Perşembe 14:46

Zonguldak’ta miniklerden renkli mesaj, şapkalarıyla empati vurgusu yaptılar

A
A
A
Zonguldak’ta miniklerden renkli mesaj, şapkalarıyla empati vurgusu yaptılar

Zonguldak Bahçelievler İlkokulu öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığının nisan ayı için belirlediği "Maarifin Kalbinde Çocuk" teması kapsamında düzenlenen "Empati Fest" etkinliğinde anlamlı ve renkli görüntülere imza attı.


Okulun rehberlik servisi tarafından spor salonunda organize edilen etkinlikte, öğrenciler kendi elleriyle tasarladıkları "empati şapkalarını" takarak sahneye çıktı. Arkadaşlarının farklılıklarını görebilmek ve onların duygularını daha iyi anlayabilmek amacıyla tasarlanan şapkalar, üretkenlikte sınır tanımadı. Minik öğrenciler şapkalarını oyuncak, şeker, ponpon, toka gibi çeşitli eşyalarla süsleyerek okul bahçesinde rengarenk bir atmosfer oluşturdu.



Kendi sözlerini besteleyip sahnelediler


Müzik ve sanatın iç içe geçtiği festivalde şapka tasarımının yanı sıra sahne performansları da büyük beğeni topladı. Öğrenciler kendi kaleme aldıkları şarkı sözlerini besteleyerek arkadaşlarına ve öğretmenlerine sundu. Etkinlik boyunca öğrenci ve öğretmenlerin zaman zaman koro, zaman zaman ise solo halinde sergiledikleri müzik performansları izleyenlerden tam not aldı.



"Farklılıkları görmek ve duyguları anlamak istedik"


Düzenlenen organizasyon hakkında değerlendirmelerde bulunan Bahçelievler İlkokulu Müdürü Ferit Karadayı, projenin çocukların duygu dünyasına dokunduğunu belirterek şunları kaydetti:


"Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından nisan ayı içerisinde ’Maarifin Kalbinde Çocuk’ teması belirlendi. Biz de bu tema doğrultusunda bugün okulumuzda çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Bu programlardan biri de Empati Fest etkinliğimiz oldu. Bu çalışmada öğrencilerimizden kendi yazdıkları şarkı sözlerini bestelemelerini istedik. Çok güzel şarkılar yazıp bestelediler ve bugün başarıyla sahnelediler. Ardından empati şapkaları yaptılar. Amacımız, çocukların birbirlerinin farklılıklarını görmesi ve duygularını anlayabilmesiydi. Bu süreci başarıyla yürüten rehberlik servisimize, emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, hepsini kutluyorum."



Zonguldak’ta miniklerden renkli mesaj, şapkalarıyla empati vurgusu yaptılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı: "Cumhuriyet tarihindeki 10 kadın valinin 9’u Cumhurbaşkanımızın döneminde atandı" İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, kadın valilerin olmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncü bir rolü olduğuna dikkat çekerek, "100 yılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde görev yapan 10 kadın valinin 9’u, Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde atanmıştır" dedi. İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, bir dizi temaslarda bulunmak üzere geldiği Van’da, Van YYÜ Cengiz Andiç Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansa katıldı. "28 Şubat’tan Türkiye Yüzyılına" başlığıyla gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, Türkiye’nin yakın siyasi tarihi ve gelecek vizyonu üzerine değerlendirmelerde bulundu. "2013’ten beri Türkiye’de kamusal alanda başörtüsü serbest" Programda bir konuşma yapan İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı, 2013 yılındaki başörtüsü serbestisinin kadın hakları açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, "28 Şubat’ı konuşmak demek aslında sadece 28 Şubat’la hiçbir şey başlamadı ve bitmedi. Biliyorsunuz, o zaman Cumhurbaşkanımız 1994’te ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Aslında yine 28 Şubat’ın devamı sürecinde, Ziya Gökalp’in şiirini okuduğu için hapis cezası alması ve hapishanede bulunması süreci yaşandı. Sonrasında yine bir manşet var ki benim hiç unutamadığım; ’Muhtar bile olamaz’ manşetleri, çünkü kendisine siyasi yasak gelmişti. Türkiye yakın tarihinde, şu an baktığımızda ’Gerçekten bunlar yaşandı mı?’ diyebileceğimiz olaylar yaşadı. Ben bile 28 Şubat ya da 15 Temmuz’la ilgili, kendi hayatımızla ilgili konuşmaya davet edildiğimde diyorum ki; ’Ya gerçekten bunlar yaşandı mı?’ Üstelik bunlar çok uzak zamanlar da değil. Hafızamızı tazelediğimiz zaman; düşünün ki, 2013’ten beri Türkiye’de kamusal alanda başörtüsü serbest. 2013 çok yakın bir zaman. Allah’ın izniyle artık kendi kimliğimize, kendi inancımıza uygun bir şekilde, 2013 yılından itibaren Türkiye’deki tüm kadınlar; eğitimlerine, istidatlarına ve ilgilerine göre her türlü makamda bulunabiliyorlar" diye konuştu. "Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde 9 kadın vali atanıyor" Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kadın valilerin görev sürelerine değinen Yiğitbaşı, "Şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 10 kadın vali görev yaptı. 100 yılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde Lale Aytaman ilk kadın validir. Lale Aytaman’dan sonra 20 yıl boyunca yeniden atama yapılmıyor ve Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde bu 9 kadın vali atanıyor. Yani bu sayıya da Cumhurbaşkanımızın başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde ulaşılmış oluyor. Birileri; ’Kadınlar eve kapatılacak, araba kullanabilecek mi, şeriat mı geliyor?’ derken; ben diyorum ki, Türkiye tarihinde 10 kadın valinin olmasında Cumhurbaşkanımızın çok önemli, öncü bir rolü var" şeklinde konuştu. "28 Şubat, ’asrın felaketi’ dediğimiz depremin kat kat fazlası zarar verdi" Darbelerin ekonomik boyutu konusunda bilgi veren Yiğitbaşı, "Aslında bu uzun bir süreç, uzun bir yürüyüştü. Ne yazık ki acı dönemler yaşandı. ’Artık 2000’li yıllardayız, bu ülkede bir daha darbe olamaz, bunlar geride kaldı’ diye düşündüğümüz yıllarda, gözümüzün önünde bir darbe girişimi yaşandı. Bunları gençlerimiz de artık hatırlıyordur diye tahmin ediyorum. Bu da yine Amerika ile ortak hareket eden ve dini sömüren bir grubun; ülkemize, meclisimize, insanlarımıza helikopterlerden, tanklardan ateş açmasıyla 252 şehidimizin olduğu bir darbe girişimiydi. Darbeler konuşulurken ekonomik maliyetleri de unutmamak lazım. Eski Meclis Başkanımız İsmail Kahraman’ın yaptığı bir açıklama var; 28 Şubat darbesinin toplam maliyeti yaklaşık 400 milyar dolar. Yakın dönemde, 2023’te 6 Şubat depremlerini yaşadık. Bu depremlerin Türkiye’ye maliyeti 104 milyar dolar. Yani 28 Şubat öyle bir süreci getirdi ki, ’asrın felaketi’ dediğimiz depremin kat kat fazlası zarar verdi. 28 Şubat sürecinden sonra hükümet düştü, koalisyonlar geldi, bankaların içi boşaltıldı, enflasyon yükseldi. Burada vesayet sistemiyle birlikte, kolay yoldan para kazanmaya alışmış belli sermaye gruplarının etkisini ve darbelerin ekonomiye olan bu negatif etkisini de ifade etmek lazım" dedi. Van Valisi Ozan Balcı, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Ünsal Bulut, Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mücahit Avkıran, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, akademisyenler ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap etabının ardından sona erdi. (YS-MSA-Y)
İzmir YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, İzmir’de, Yükseköğretim Kurulu ile Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında "Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü" imza törenine katıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) düzenlenen törende konuşan Özvar, protokolün, yükseköğretim sistemi ile sanayi arasında Türkiye’nin geleceğine dair ortak bir vizyonu ortaya koyduğunu ifade etti. Günümüz dünyasında yükseköğretim; ülkelerin kalkınma kapasitesini belirleyen, beşeri sermayesini şekillendiren, üretim yapısını dönüştüren ve uluslararası rekabet gücünü tayin eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Özvar, "Bu nedenle, yükseköğretim politikalarının sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil aynı zamanda gelecekteki ekonomik ve teknolojik değişimleri ve iş gücü ihtiyaçlarını öngören uzun vadeli bir anlayışla belirlenmesi gerekmektedir. Biz de son yıllarda yükseköğretim sistemimizi bu anlayışla yeniden yapılandırıyoruz" dedi. Yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini, stratejik bir dönüşümü hayata geçirdiklerini vurgulayan Özvar, şunları söyledi: "Bu paradigma değişimi, yükseköğretimi kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkı ekseninde yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bizim için asıl önemli olan husus; mezunlarımızın öğrenim gördükleri alanda ne kadar yetkin oldukları, iş gücü piyasasına ne kadar hızlı ve sağlıklı bir şekilde entegre oldukları, edindikleri bilgi ve becerilerin sektörün beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü, üretime ne düzeyde katkı sundukları ve ülkemizin kalkınma hedeflerine nasıl bir değer kattıklarıdır." "Üniversite-sektör iş birliğini yapısal bir zorunluluk olarak görüyoruz" Özvar, yürütülen stratejik dönüşüm sürecinin en kritik boyutlarından birinin "yükseköğretim ile sektör arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması" olduğunu söyledi. "Bugün geldiğimiz noktada üniversite-sektör iş birliğini bir tercih olarak değil yapısal bir zorunluluk olarak görmek durumundayız" ifadesini kullanan Özvar, "Önümüzdeki temel mesele, yükseköğretim sistemimizin ürettiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, dinamik ve sürdürülebilir bir uyum tesis etmektir. İşte Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz pek çok politika tam da bu hedef doğrultusunda şekillenmektedir" dedi. Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık alanları gibi stratejik sektörlerde yeni programların açılmasının, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi. "OSB-MYO mezunlarının istihdam oranı yüzde 90’ların üzerinde" Amaçlarının yükseköğretim sistemini dönüşümü geriden takip eden değil, dönüşümü öngören ve yön veren bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dönüşümün sahadaki en güçlü ve en somut yansımalarından biri, Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları yani OSB-MYO modelidir. Bu modelde öğrenciler yalnızca sınıfta değil, doğrudan üretim ortamında öğrenmektedir. Sınıfta edinilen teorik bilgi, aynı zamanda üretim bandında, atölyede veya sahada pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, öğrenmenin doğasını değiştirmekte ve öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında iş hayatına uyum süreçlerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Mevcut durumda 21 üniversitemizde 22 OSB-MYO faaliyet göstermektedir. Burada 37 farklı türde 119 program Kurulumuz tarafından desteklenmektedir. OSB-MYO mezunlarının istihdam oranlarının yüzde 90’ların üzerine çıkması bu projenin başarısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır." Yükseköğretim Kurulu olarak başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurum-kuruluşları ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile bu modeli yaygınlaştırmak, mevcut yapıları güçlendirmek ve ülke geneline taşımak için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Özvar, "Çok daha fazla sayıda OSB-MYO’yu ülkemize kazandıracağız" dedi. "7 ilimizde pilot uygulamalara başlıyoruz" Son dönemde izledikleri stratejik dönüşümün bir diğer önemli boyutunu da "işyeri temelli uygulamalı eğitim modeli"nin oluşturduğunu vurgulayan Özvar, şunları kaydetti: "Bu süreçte işletmeler yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda eğitim sürecinin aktif bir paydaşı haline gelmektedir. Müfredatın hazırlanmasından uygulama süreçlerinin yürütülmesine kadar pek çok aşamada sektör temsilcilerinin katkısı alınmakta, böylece eğitim ile üretim arasında güçlü bir bütünlük sağlanmaktadır. Bu modelin en önemli kazanımlarından biri; tıpkı OSB-MYO modelinde olduğu gibi, öğrencilerimizin mezuniyet öncesinde gerçek iş ortamıyla güçlü bir bağ kurmalarıdır. Bu kapsamlı dönüşümün sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için pilot uygulamalara başlıyoruz. Bu doğrultuda Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde uygulamayı başlatıyoruz." Özvar, bu çerçevede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolünün de son derece kıymetli olduğunu dile getirdi. Yükseköğretim Kurulu ile TOBB arasındaki iş birliği çerçevesinde şu ana kadar 104 üniversitede 381 meslek yüksekokulunun 283 oda ve borsa ile eşleştirildiğini aktaran Özvar, "Hedefimiz; birlikte istihdama duyarlı programlar oluşturmak ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim ve staj olanaklarını artırmaktır. Bu kapsamda, eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs verilecektir. Benzer şekilde, İstanbul Sanayi Odası ile de bir iş birliği protokolü imzalamış bulunuyoruz" diye konuştu. EBSO ile imzalanan protokolün, bu bütüncül dönüşüm sürecine yeni bir güç ve yeni bir ivme kazandıracağını söyleyen Özvar, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın uzun yıllara dayanan üniversite-sanayi iş birliği tecrübesinin, bu anlamda son derece kıymetli bir birikimi ifade ettiğini vurguladı. "Ar-Ge ve inovasyon gibi birçok alanda somut adımlar atılacak" Bu protokolle, bölgedeki üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin çok daha sistematik, programlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını vurgulayan Özvar, "İşletmede mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, müfredatların sektör katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte tasarlanması, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin ortaklaşa yürütülmesi gibi birçok alanda somut adımlar atılacaktır. Bu yönüyle imzaladığımız protokol; yükseköğretim ile sanayi arasında güçlü ve kalıcı bir ekosistem kurma iradesinin somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı. İzmir verilerini paylaştı Bugün imzaladıkları protokolün bu büyük dönüşüm sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inandığını belirten Özvar, "Bu protokol, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın katkılarıyla İzmir’de 8 üniversitemizi ve bir vakıf meslek yüksekokulumuzu doğrudan etkilemektedir. Sunulan güncel verilere göre İzmir’de bu kapsamda yer alan 41 farklı sektörle yapmış olduğumuz analiz sonucunda eşleşmiş olan 93 farklı program türünde eğitim gören toplam 12 bin 627 öğrenci işletmede mesleki eğitim imkanlarından istifade edecek" dedi. "Amacımız, arz-talep dengesine katkı sunmak" EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’a sanayinin ihtiyaç duyulan alanlarına ve mesleki eğitimin geliştirilmesine verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti. Yorgancılar, "Bugün imzaladığımız EBSO-Yükseköğretim Kurulu iş birliği protokolü ile amacımız; çok daha aktif çok daha güçlü sanayi-akademi iş birliği sağlamak ve iş gücündeki arz-talep dengesine katkı sunmaktır" diye konuştu. İş birliği protokolü, Özvar ile Yorgancılar tarafından imzalandı. Törene, Yükseköğretim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Mahmut Ak, İzmir ve Ege bölgesindeki rektörler de katıldı. "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısı yapıldı Özvar, ayrıca, yine EBSO’da düzenlenen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısına katıldı. Rektörler ile OSB-MYO’larda görev yapan akademisyenlerin de katıldığı toplantıda konuşan Özvar, derslerin sadeleştirilmesi konusuna vurgu yaptı. Toplantının devamında Özvar, akademisyenlerin sorularını cevapladı.
Adana Kozan Portakal Çiçeği Festivali’nin hazırlıkları tamamlandı Adana’nın Kozan ilçesinde 10-12 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek Kozan Portakal Çiçeği Festivali için hazırlıklar tamamlandı. Tarihi çarşı sokaklarında gerçekleştirilecek festivalde, portakal çiçeklerinin kokusu eşliğinde ziyaretçiler ağırlanacak. Adana’nın Kozan ilçesinde 10-12 Nisan tarihleri arasında Kozan Portakal Çiçeği Festivali düzenlenecek. İlçede festivalle ilgili hazırlıklar tamamlandı. Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, tarihi Arıkan Konağı’nda düzenlenen basın toplantısında ilçenin tarihi ve doğal güzellikleriyle misafirleri en iyi şekilde ağırlamaya hazır olduğunu belirtti. Atlı, "Tarihi Anavarza Antik Kenti, Kozan Kalesi ve portakal bahçelerinden yayılan çiçek kokusu eşliğinde misafirlerimizi ağırlayacağız. Tarihi çarşılarımızın yeniden cazibe merkezi haline gelmesini istiyoruz. Bu kapsamda esnafımıza iş yerlerini açmaları yönünde çağrıda bulunduk" dedi. Festival çerçevesinde 200’den fazla stant başvurusu alındığını kaydeden Atlı, katılımcıların büyük bölümünün ev kadınları ve öğretmenlerden oluştuğunu, kadınların el emeği ürünlerini sergileyeceğini söyledi. Kozan’ın Adana merkezdeki yoğunluğa alternatif, daha sakin ve gezilebilir bir ortam sunduğunu belirten Atlı, "Bir ziyaretçi bile şehrimizin tanıtımı için önemli. Renkli tarihi dokunun mistik havası içerinde bu festivale herkesi bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Türk markasını dünyaya taşıyorlar Manisa’nın Salihli ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren yerli ve milli kuruluş Hermos Gıda Ltd. Şti., kedi ve köpek maması üretiminde Türkiye’nin en önemli üreticileri arasında yer alırken, 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek Türk markasını dünyaya taşıyor. Firma, Suudi Arabistan, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ülkelerde de Türk markası olarak pazar liderliğini sürdürüyor. Salihli Organize Sanayi Bölgesi’nde 13 bin 500 metrekare alanda kurulu tesiste faaliyet gösteren Hermos Gıda, yıllık 120 bin ton üretim kapasitesiyle sektörün öncü firmalarından biri olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de kedi ve köpek maması üretiminin önemli bölümünü karşılayan firma, Suudi Arabistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’da Türk markası olarak pazar lideri konumunda yer alıyor. Kedi köpek maması sektöründe Türkiye’deki üretimin yüzde 70’ini karşılayan Salihli OSB’de 2016 yılında 17 kişiyle başlayan yolculuklarında kısa sürede büyüyerek üretim kapasitesini artırdıklarını belirten Hermos Pet Food Ulusal Pazarlama Direktörü Gizem Tuğrul, firmanın 2017 yılında üretime başladığını ve bugün 304 personelle faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade etti. Son teknoloji ile donatılmış üretim hatlarına sahip olduklarını belirten Tuğrul, tam otomasyonlu depolama sistemleriyle üretim ve lojistik süreçlerini yüksek verimlilikle yönettiklerini söyledi. Kalite ve hijyen standartlarına büyük önem verdiklerini kaydeden Tuğrul, "Firmamız çok sayıda uluslararası sertifikaya sahip olmasının yanı sıra Türkiye’de kalite ve hijyen üretim sistemi olan BRC belgesine sahip tek kuru mama üretim tesisi olma özelliğini taşıyor. Bu durum hem üretim kalitemizin hem de güvenilirliğimizin önemli bir göstergesidir" dedi. Üretim kapasitesi ve ihracat ağıyla Türkiye ekonomisine katma değer sağlamaya devam ettiklerini vurgulayan Tuğrul, "2016 yılında Manisa’nın Salihli ilçesinde yerli ve milli bir oluşum olarak kurulduk. Şirket sahiplerimiz Fatih Bey ve Yılmaz Beyler. Burada olmamızın sebebi de Fatih Bey’in Salihlili olması. Kendi doğup büyüdüğü yere yatırım yapıp burada var olmak istemesi ile birlikte gelişen bir süreçti. İlk başladığımızda 17 kişiden bugün ise 304 kişiye çıkan bir grubun parçasını oluşturuyoruz. Salihli olarak Türkiye’deki kedi köpek mama sektörünün öncüsüyüz. Türkiye’deki üretilen mamanın yüzde 70’i bu bölgeden çıkmakta. Full otomasyon sistemi ile kuru mamalarımızı üretmekteyiz. Enerjimizin yüzde 35’ini ise sürdürülebilir enerji olan güneş panellerinden faydalanmaktayız. Bu alanda da karbon ayak izi geri dönüşümlü ambalajlarla yatırımlarımız ve projelerimiz devam etmektedir. Bu yola ilk başladığımızda yıllık 24 bin ton üretimimiz varken bu 10 yıllık süreçte 120 bin tona ulaştık. Bünyemizde 9 farklı markamızla 120 çeşit ürünümüzle hizmet veriyoruz. Türkiye’deki ilk tahılsız kuru mamayı da Hermos Gıda olarak üretmiş bulunmaktayız. İhracatımızda ise Gana’dan, Malezya’ya, Fas’a Fransa’dan Rusya’ya kadar 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan’da ise ürünlerimizle pazar lideriyiz" şeklinde konuştu.