ASAYİŞ - 21 Nisan 2026 Salı 12:08

Eşinin dayısını öldüren sanık 2. kez hakim karşısında

A
A
A
Eşinin dayısını öldüren sanık 2. kez hakim karşısında

Zonguldak’ta eşinin dayısı Serkan Akdal’ı bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle tutuklu yargılanan Murat D.’nin davasında mütalaa açıklandı. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmada, Cumhuriyet Savcısı sanık hakkında "haksız tahrik altında kasten öldürme" suçundan ceza talep etti.


Duruşmada tanık olarak dinlenen taksi şoförü, olay günü maktul Serkan Akdal ile birlikte olduklarını ve maktulün bir lokalde yemek yediği sırada telefonunun arandığını; telefondaki bir kişiyle tartıştığını ifade etti. Tanık, "Arama geldiği sırada ilk önce kimin olduğunu bilmiyordu. Hatta kimsin dedi. Karşı tarafın olduğunu öğrenince bir nevi çıldırdı diyebiliriz. O zaman küfürler etti" dedi.


Tanığın beyanına göre, Serkan Akdal’ın talebi üzerine Kapuz durağına gittiklerini, maktulün burada araçtan inerek birkaç parça demir sopa aldığını ve ardından Valilik önüne gitmek istediğini belirtti. Taksici, maktulün araçtan sopalarla indiğini ve "döveceğiz" şeklinde ifadeler kullandığını dile getirdi.


Sanık avukatı "Meşru müdafaa sınırları içerisinde"


Sanık Murat D., tanığın beyanlarına karşı maktulün kendisini olay günü aradığını ve ağır küfürler ettiğini savundu. Sanık Murat D. savunmasında, maktulün kendisine demir sopayla saldırdığını ve kendisini savunmak zorunda kaldığını belirterek "Ben evime gidecektim. Keşke bana saldırmasalardı. Kendimi savunmak durumunda olmasaydım. Bu olaylar yaşanmayacaktı. Yaşanan olaylardan dolayı üzgün ve pişmanım" dedi.


Cumhuriyet Savcısı celse arasında sunduğu mütalaasında, davanın haksız tahrik hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesini istedi. Sanığın maktulü haksız tahrik altında kasten öldürdüğünü, ayrıca olay yerinde bulunan diğer mağdurlara yönelik haksız tahrik altında kasten yaralama suçunu işlediğini belirterek sanığın cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti.


Sanık avukatı, müvekkilinin eyleminin meşru müdafaa sınırları içerisinde kaldığını, tek bıçak darbesinden sonra eylemine devam etmediğini ve Serkan Akdal’ın diğer iki yeğeninin darp raporlarında yaralamaya dair bulgu olmadığını savunarak mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep etti.


Katılan avukatları da sanıktan şikayetçi olduklarını ve cezalandırılmalarını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.


Olay


Zonguldak Valiliği yakınında 18 Aralık 2025 günü yaşanan olayda, Serkan Akdal ile Murat D. (44) arasında başlayan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü, Murat D.’nin bıçaklı saldırısı sonucu ağır yaralanan Akdal kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayın ardından zanlı Murat D., "kasten öldürme" suçlamasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Murat D., adliyeye sevk edildiği sırada olay anına ilişkin olarak, "3 kişi bana saldırdı, kendimi savunmak için vurdum. Yoksa ben ölecektim" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.