ASAYİŞ - 17 Nisan 2026 Cuma 13:44

Van’da sahte sahte plaka basanlara operasyon

A
A
A
Van’da sahte sahte plaka basanlara operasyon

Van’ın Tuşba ilçesinde sahte plaka basarak satan 4 kişi hakkında adli işlem başlatıldı.


Van Valiliğinden yapılan açıklamada, İl Jandarma Komutanlığının Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Tuşba İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen çalışmaların devam ettiği belirtildi. Açıklamada, "Resmi Belgede Sahtecilik suçu kapsamında yapılan araştırmalar sonucu sahte plaka basımı yapılarak sattıkları tespit edilen F.S. (50), Y.T. (55), B.H. (37) ve S.Ç. (37) isimli şahısların Tuşba ilçesinde bulunan ikametlerine yapılan adli arama neticesinde; 1 adet sahte plaka baskı makinesi, 1 adet plaka boyama makinesi, 6 adet plaka baskı kalıbı, 778 adet metal harf ve rakam kalıbı, 138 adet basılmış sahte plaka, 30 adet plakalık, 5 litre akrilik plaka boyası, 390 paket kaçak sigara, 3 adet cep telefonu ele geçirilerek muhafaza altına alınmıştır. F.S. (50), Y.T. (55), B.H. (37) ve S.Ç. (37) isimli şüpheliler hakkında adli işlemlere başlanılmıştır" denildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Hayatını kaybeden Araştırma Görevlisi için okulunda tören düzenlendi Balıkesir’de bir işletmeye açılan ateş sonucu yan dükkanda yemek yerken vurulan ve hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Hukuk Bölümü Araştırma Görevlisi Semih Kaçmaz, Balıkesir Üniversitesi’nde düzenlenen tören ile anıldı. Balıkesir Üniversitesi Rektörü Yücel Oğurlu, faillerin yakalanmasının içlerini rahatlatmadığını ifade ederek, bataklığı kurutmak için daha çok çalışacaklarını söyledi. Balıkesir Üniversitesi, şehirde dün yaşanan ve Araştırma Görevlisi Semih Kaçmaz’ın ölümü ile sonuçlanan olaydan dolayı büyük üzüntü yaşadı. Silahlı saldırıda hayatını kaybeden Semih Kaçmaz’ın cenazesi Kayseri’ye gönderilirken, Balıkesir’de de anma programı düzenlendi. Balıkesir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlenen törene Semih Kaçmaz’ın eğitim arkadaşları, hocaları ve öğrencileri ile Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Murat Doğdubay, Prof. Dr. Fatih Satıl, Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Yasan katıldı. Duaların okunduğu programda konuşan Rektör Yücel Oğurlu, "Değerli akademisyenler, öğrenciler. Hepimizin başı sağ olsun. Yani hakikaten konuşmanın çok zor olduğu bir zaman. Kelimeler hakikaten kifayetsiz. Çok değerli bir insan, en azından bedenen serseri kurşunlarla göç edip gitmiş oldu. Ama biz inanıyoruz ki bu bir geçiş. Biz ruhun ebedi olduğuna inanıyoruz. İnancımız gereği onun ruhu sonsuz bir aleme geçti. Orada hep birlikte yeniden buluşacağız diye inanıyoruz buna. Samimi olarak inanıyoruz. Yeri doldurulmayacak bir boşluk bıraktı. Ben, sizler kadar yakinen çalışmadım kendisiyle ama sempozyumlardaki gayretini görüyordum, koşturmasını görüyordum. Samimiyetiyle, dürüstlüğüyle dikkat çekiyordu. Çalışkanlığıyla dikkat çekiyordu. Şimdi arkada altı ay önce henüz evlenmiş olduğu, gözü yaşlı bir eş, anne, baba, arkadaşlar dostlar bırakmış oldu. Failler yakalandı. Bu sabah itibariyle fakat bu bize sadece geçici bir şey. Yani çok da teselli etmiyor bizi. Bizim buradan çıkartmamız gereken ders şu. Bu faillerin oluştuğu bataklığı kurutmaya yönelik bütün eğitimcilerimizin, hukukçularımızın, hepimizin çalışması lazım. Daha fazla çalışmamız lazım. Ben onu anlıyorum bundan" dedi. Rektör Oğurlu’nun konuşması sonrasında Kuranı Kerim tilaveti verildi.
Ordu Ordu’da üreticilere 45 ton tohumluk patates dağıtıldı Ordu’da tarımsal üretimi artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında, Büyükşehir Belediyesi tarafından üreticilere toplam 45 ton tohumluk patates dağıtıldı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde yürütülen tarım projeleri kapsamında üreticilere destekler sürüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen ‘Atıl Tarım Arazilerinin Değerlendirilmesi Projesi’ ile patates üretimi yeniden canlandırılıyor. Büyükşehir Belediyesi ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen çalışma doğrultusunda Mesudiye, Kabadüz, Korgan, Kumru, Akkuş ve Aybastı ilçelerinde üreticilere toplam 45 ton tohumluk patates dağıtımı gerçekleştirildi. 6 ilçede 180 dekar alan üretime kazandırılacak Verilen destekle birlikte 6 ilçede toplam 180 dekar tarım arazisinin yeniden üretime kazandırılması hedefleniyor. Bir dönem Ordu’nun önemli geçim kaynaklarından biri olan patates üretiminin, sağlanan desteklerle yeniden ivme kazandığı belirtildi. Tohumluk patates desteğinden faydalanan üreticiler, uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getirerek, destek sayesinde hem kendi ihtiyaçlarını karşıladıklarını hem de ürünlerini satarak ek gelir elde ettiklerini ifade etti. Öte yandan atıl durumdaki tarım arazilerinin ekonomiye kazandırılması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi amacıyla benzer desteklerin sürdürüleceği belirtildi.
Antalya Bakan Bayraktar: "Türkiye enerji piyasalarında geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandı" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel krizlerin enerji güvenliğini yeniden ön plana çıkardığını belirterek, "Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk. Bu enerji dönüşümü, kaçınılmaz enerji dönüşümü gerçekleşecek, gerçekleşiyor; ama buna akıllı enerji dönüşümü demeliyiz" dedi. Oturumda Azerbaycan, Slovenya ve IRENA temsilcileri de enerji arz güvenliği, kırılganlıklar ve yenilenebilir dönüşüme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Antalya’nın Serik ilçesi Belek bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu kapsamında "Küresel Enerji Haritasının Yeniden Çizilmesi: Güvenlik ve Belirsizlik" oturumunda enerji arz güvenliği, bölgesel kırılganlıklar, altyapı yatırımları ve yenilenebilir dönüşüm başlıkları masaya yatırıldı. Oturumda Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Slovenya Cumhuriyeti Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer ile Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, küresel krizlerin Türkiye’yi de güçlü şekilde etkilediğini ancak Türkiye enerji piyasalarının geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandığını söyledi. Son yıllarda iklim krizi, pandemi, tedarik zinciri bozulmaları, yüksek enerji ve emtia fiyatları, ticaret savaşları ve bölgesel çatışmalarla karşı karşıya kalındığını dile getiren Bayraktar, "Bütün bunlar Türkiye’yi oldukça dirençli hale getirdi çünkü krizlerle uğraşmaya alıştık" dedi. "Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk" Türkiye’nin enerji alanında son 25 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirten Bayraktar, piyasa yapısının değiştiğini, özel yatırımların önünün açıldığını ve bölgesel iş birliklerinin güçlendirildiğini söyledi. Bayraktar, "Büyük altyapılar kurduk. Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk. Örneğin Azerbaycan’la ve Türkiye çevresindeki birçok başka ülkeyle çok sayıda projeyi başarıyla uyguladık" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin enerji talebinin istikrarlı şekilde arttığını, yapay zekâ kaynaklı elektrik ihtiyacı, veri merkezleri, e-mobilite ve elektrikli araçların bu artışı daha da hızlandırdığını kaydeden Bayraktar, ithalat bağımlılığının azaltılmasının da temel önceliklerden biri olduğunu belirtti. "Türkiye, yüzyılın ortasında karbon nötr bir ekonomi haline gelecek" Türkiye’nin nihai hedefinin yüzyılın ortasında karbon nötr ekonomi olduğunu söyleyen Bayraktar, yenilenebilir enerjinin bu süreçte kilit rol oynadığını vurguladı. Bayraktar, "Türkiye, yüzyılın ortasında karbon nötr bir ekonomi haline gelecek. Bu bizim nihai hedefimiz" dedi. Yenilenebilir enerjinin ithalat bağımlılığına, karbon emisyonlarına ve enerji güvenliğine aynı anda çözüm sunduğunu belirten Bayraktar, "Dolayısıyla yenilenebilir enerji kilit rol oynayacak" diye konuştu. Bayraktar, enerji dönüşümünün sadece hızla değil, aynı zamanda krizlere yanıt verebilecek bir esneklikle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Bu enerji dönüşümü, kaçınılmaz enerji dönüşümü gerçekleşecek, gerçekleşiyor; ama buna akıllı enerji dönüşümü demeliyiz. Akıllı olmalı. Ve akıllı derken şunu kastediyorum: Duyarlı olmalı. Her türlü krize, her türlü gelişmeye duyarlı olmalı" dedi. "22 milyon haneye doğal gaz, 86 milyon insana elektrik gerekiyor" Enerji politikalarının günlük hayatın gerçekleri gözetilerek şekillendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin mevcut tablo karşısında rasyonel davranmak zorunda olduğunu söyledi. Bayraktar, "Bugün Türkiye’de her gün yollarda 34 milyon araç var. Ve ben bunlara ilgili petrol ürününü tedarik etmenin yolunu bulmak zorundayım. Türkiye’de her gün 22 milyon haneye yemek pişirme ve ısınma için doğal gaz sağlanması gerekiyor. Ve bu ülkedeki 86 milyon insanın 7 gün 24 saat elektriğe ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. Nükleer enerjinin de Türkiye’nin dönüşüm hikâyesinin bir parçası olduğunu belirten Bayraktar, "Yüzyılın ortasına, 2050’ye kadar 20 gigawatt nükleer elektrik üretim kapasitesine sahip olmak istiyoruz" dedi. Antalya’ya çok uzak olmayan bir noktada dört reaktörün inşa edildiğini belirten Bayraktar, Sinop ve Trakya’da ilave reaktörler ile küçük modüler reaktörlerin de gündemde olduğunu söyledi. "Mevcut altyapıyı tam kapasite kullanmamız gerekiyor" Türkiye’nin yalnızca enerji üretiminde değil, enerji iletiminde de bölgesel ölçekte kritik bir rol üstlendiğini dile getiren Bayraktar, Güney Gaz Koridoru gibi projelerin bu açıdan stratejik önem taşıdığını ifade etti. Mevcut altyapının daha verimli kullanılması gerektiğini belirten Bayraktar, Avrupa’ya, Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınan gaz miktarına dikkat çekerek, küçük yatırımlarla kullanılabilecek ilave kapasitenin de bulunduğunu söyledi. Irak-Türkiye boru hattı ile bölgesel enterkoneksiyon kapasitesinin artırılmasının da öncelikli başlıklar arasında yer aldığını kaydetti. Bayraktar, enerji verimliliği alanında da 2024-2030 dönemini kapsayan ulusal program çerçevesinde yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım planlandığını belirtti. Türbin, panel ve kritik ekipman üretim zincirinde yeni bağımlılık alanlarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, nadir toprak elementlerinin enerji dönüşümündeki stratejik önemine işaret etti. "Bu kriz gerçekten küresel hale geliyor" Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanı Parviz Shahbazov ise Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel enerji arzı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, günlük yaklaşık 12 milyon varillik arzın bloke olduğuna dikkat çekti. Avrupa’nın bu süreçte kırılgan hale geldiğini söyleyen Shahbazov, "Bu yalnızca Avrupa ile ilgili değil; bu kriz gerçekten küresel hale geliyor. Ve bununla başa çıkmamız gerekiyor" dedi. Enerji güvenliğinin bir gecede kurulamayacağını vurgulayan Shahbazov, Azerbaycan’ın yıllar içinde petrol ve doğal gaz güzergâhlarını çeşitlendirdiğini belirtti. Üretici ülkelerin yüksek fiyatlardan sanıldığı kadar kazançlı çıkmadığını da ifade eden Shahbazov, "Biz her zaman üretici ülkeler, tüketiciler ve aynı zamanda petrol ve gaz endüstrisi için önemli olan dengeli petrol fiyatını sağlamaya çalışan bir ülke olduk" diye konuştu. Türkiye ile enerji iş birliğinin iki kardeş ülkenin ortak katkısının somut örneği olduğunu belirten Shahbazov, Bakü-Supsa, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Erzurum ve Güney Gaz Koridoru projelerine işaret etti. "Petrol ithalatına yüzde 100 bağımlıyız" Slovenya Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer de Körfez bölgesindeki çatışmaların ülkelerini doğrudan etkilediğini belirterek, "Petrol ithalatına, tüm petrol teslimatlarına tamamen, yüzde 100 bağımlıyız" dedi. Fiyatların komşu ülkelere göre daha düşük olduğu dönemde Avusturya ve İtalya’dan sınır bölgelerine kadar gelenlerin Slovenya’dan akaryakıt aldığını belirten Kumer, talebin günlük bazda iki hatta üç kat arttığını söyledi. Kumer, krizin tarım faaliyetlerinin başladığı ve depolama ihtiyacının arttığı bir döneme denk gelmesinin de baskıyı artırdığını ifade etti. "Bu bir enerji krizi değil" Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera ise krizin enerji krizi olarak değil, fosil yakıtlara dayalı merkezileşmiş sistemin krizi olarak okunması gerektiğini söyledi. La Camera, "Bu bir enerji krizi değil. Bu, fosil yakıtlar temelinde merkezileşmiş enerji sisteminin kesin krizidir. Ve bu, yenilenebilirlere doğru kesin itici güç olacak" dedi. Geçen yıl dünya genelinde 700 gigawatt yenilenebilir enerji kurulduğunu belirten La Camera, yenilenebilir enerji ile depolamanın artık fosil yakıtlarla daha güçlü rekabet ettiğini söyledi. La Camera, "Yenilenebilir artı depolama, eski bir kömür santralini çalışır halde tutmaktan daha rekabetçi hale geliyor" diye konuştu. Türkiye’yi de bu alanda dikkat çeken ülkeler arasında gösteren La Camera, "Türkiye yalnızca krizlere alışmış ve krizleri yöneten bir ülke değil, aynı zamanda seçimler yapan bir ülke. Daha fazla jeotermal, daha fazla rüzgâr, daha fazla güneş ekleyecek. Yani bu, gelecek için bir tercih" ifadelerini kullandı.