ÇEVRE - 17 Nisan 2026 Cuma 14:26

Bakan Bayraktar: "Türkiye enerji piyasalarında geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandı"

A
A
A
Bakan Bayraktar: "Türkiye enerji piyasalarında geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandı"

Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel krizlerin enerji güvenliğini yeniden ön plana çıkardığını belirterek, "Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk. Bu enerji dönüşümü, kaçınılmaz enerji dönüşümü gerçekleşecek, gerçekleşiyor; ama buna akıllı enerji dönüşümü demeliyiz" dedi. Oturumda Azerbaycan, Slovenya ve IRENA temsilcileri de enerji arz güvenliği, kırılganlıklar ve yenilenebilir dönüşüme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.


Antalya’nın Serik ilçesi Belek bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu kapsamında "Küresel Enerji Haritasının Yeniden Çizilmesi: Güvenlik ve Belirsizlik" oturumunda enerji arz güvenliği, bölgesel kırılganlıklar, altyapı yatırımları ve yenilenebilir dönüşüm başlıkları masaya yatırıldı. Oturumda Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Slovenya Cumhuriyeti Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer ile Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera değerlendirmelerde bulundu.


Bayraktar, küresel krizlerin Türkiye’yi de güçlü şekilde etkilediğini ancak Türkiye enerji piyasalarının geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandığını söyledi. Son yıllarda iklim krizi, pandemi, tedarik zinciri bozulmaları, yüksek enerji ve emtia fiyatları, ticaret savaşları ve bölgesel çatışmalarla karşı karşıya kalındığını dile getiren Bayraktar, "Bütün bunlar Türkiye’yi oldukça dirençli hale getirdi çünkü krizlerle uğraşmaya alıştık" dedi.



"Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk"


Türkiye’nin enerji alanında son 25 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirten Bayraktar, piyasa yapısının değiştiğini, özel yatırımların önünün açıldığını ve bölgesel iş birliklerinin güçlendirildiğini söyledi. Bayraktar, "Büyük altyapılar kurduk. Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk. Örneğin Azerbaycan’la ve Türkiye çevresindeki birçok başka ülkeyle çok sayıda projeyi başarıyla uyguladık" ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin enerji talebinin istikrarlı şekilde arttığını, yapay zekâ kaynaklı elektrik ihtiyacı, veri merkezleri, e-mobilite ve elektrikli araçların bu artışı daha da hızlandırdığını kaydeden Bayraktar, ithalat bağımlılığının azaltılmasının da temel önceliklerden biri olduğunu belirtti.



"Türkiye, yüzyılın ortasında karbon nötr bir ekonomi haline gelecek"


Türkiye’nin nihai hedefinin yüzyılın ortasında karbon nötr ekonomi olduğunu söyleyen Bayraktar, yenilenebilir enerjinin bu süreçte kilit rol oynadığını vurguladı. Bayraktar, "Türkiye, yüzyılın ortasında karbon nötr bir ekonomi haline gelecek. Bu bizim nihai hedefimiz" dedi. Yenilenebilir enerjinin ithalat bağımlılığına, karbon emisyonlarına ve enerji güvenliğine aynı anda çözüm sunduğunu belirten Bayraktar, "Dolayısıyla yenilenebilir enerji kilit rol oynayacak" diye konuştu.


Bayraktar, enerji dönüşümünün sadece hızla değil, aynı zamanda krizlere yanıt verebilecek bir esneklikle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Bu enerji dönüşümü, kaçınılmaz enerji dönüşümü gerçekleşecek, gerçekleşiyor; ama buna akıllı enerji dönüşümü demeliyiz. Akıllı olmalı. Ve akıllı derken şunu kastediyorum: Duyarlı olmalı. Her türlü krize, her türlü gelişmeye duyarlı olmalı" dedi.



"22 milyon haneye doğal gaz, 86 milyon insana elektrik gerekiyor"


Enerji politikalarının günlük hayatın gerçekleri gözetilerek şekillendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin mevcut tablo karşısında rasyonel davranmak zorunda olduğunu söyledi. Bayraktar, "Bugün Türkiye’de her gün yollarda 34 milyon araç var. Ve ben bunlara ilgili petrol ürününü tedarik etmenin yolunu bulmak zorundayım. Türkiye’de her gün 22 milyon haneye yemek pişirme ve ısınma için doğal gaz sağlanması gerekiyor. Ve bu ülkedeki 86 milyon insanın 7 gün 24 saat elektriğe ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.


Nükleer enerjinin de Türkiye’nin dönüşüm hikâyesinin bir parçası olduğunu belirten Bayraktar, "Yüzyılın ortasına, 2050’ye kadar 20 gigawatt nükleer elektrik üretim kapasitesine sahip olmak istiyoruz" dedi. Antalya’ya çok uzak olmayan bir noktada dört reaktörün inşa edildiğini belirten Bayraktar, Sinop ve Trakya’da ilave reaktörler ile küçük modüler reaktörlerin de gündemde olduğunu söyledi.



"Mevcut altyapıyı tam kapasite kullanmamız gerekiyor"


Türkiye’nin yalnızca enerji üretiminde değil, enerji iletiminde de bölgesel ölçekte kritik bir rol üstlendiğini dile getiren Bayraktar, Güney Gaz Koridoru gibi projelerin bu açıdan stratejik önem taşıdığını ifade etti. Mevcut altyapının daha verimli kullanılması gerektiğini belirten Bayraktar, Avrupa’ya, Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınan gaz miktarına dikkat çekerek, küçük yatırımlarla kullanılabilecek ilave kapasitenin de bulunduğunu söyledi. Irak-Türkiye boru hattı ile bölgesel enterkoneksiyon kapasitesinin artırılmasının da öncelikli başlıklar arasında yer aldığını kaydetti.


Bayraktar, enerji verimliliği alanında da 2024-2030 dönemini kapsayan ulusal program çerçevesinde yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım planlandığını belirtti. Türbin, panel ve kritik ekipman üretim zincirinde yeni bağımlılık alanlarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, nadir toprak elementlerinin enerji dönüşümündeki stratejik önemine işaret etti.



"Bu kriz gerçekten küresel hale geliyor"


Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanı Parviz Shahbazov ise Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel enerji arzı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, günlük yaklaşık 12 milyon varillik arzın bloke olduğuna dikkat çekti. Avrupa’nın bu süreçte kırılgan hale geldiğini söyleyen Shahbazov, "Bu yalnızca Avrupa ile ilgili değil; bu kriz gerçekten küresel hale geliyor. Ve bununla başa çıkmamız gerekiyor" dedi.


Enerji güvenliğinin bir gecede kurulamayacağını vurgulayan Shahbazov, Azerbaycan’ın yıllar içinde petrol ve doğal gaz güzergâhlarını çeşitlendirdiğini belirtti. Üretici ülkelerin yüksek fiyatlardan sanıldığı kadar kazançlı çıkmadığını da ifade eden Shahbazov, "Biz her zaman üretici ülkeler, tüketiciler ve aynı zamanda petrol ve gaz endüstrisi için önemli olan dengeli petrol fiyatını sağlamaya çalışan bir ülke olduk" diye konuştu.


Türkiye ile enerji iş birliğinin iki kardeş ülkenin ortak katkısının somut örneği olduğunu belirten Shahbazov, Bakü-Supsa, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Erzurum ve Güney Gaz Koridoru projelerine işaret etti.



"Petrol ithalatına yüzde 100 bağımlıyız"


Slovenya Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer de Körfez bölgesindeki çatışmaların ülkelerini doğrudan etkilediğini belirterek, "Petrol ithalatına, tüm petrol teslimatlarına tamamen, yüzde 100 bağımlıyız" dedi. Fiyatların komşu ülkelere göre daha düşük olduğu dönemde Avusturya ve İtalya’dan sınır bölgelerine kadar gelenlerin Slovenya’dan akaryakıt aldığını belirten Kumer, talebin günlük bazda iki hatta üç kat arttığını söyledi. Kumer, krizin tarım faaliyetlerinin başladığı ve depolama ihtiyacının arttığı bir döneme denk gelmesinin de baskıyı artırdığını ifade etti.



"Bu bir enerji krizi değil"


Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera ise krizin enerji krizi olarak değil, fosil yakıtlara dayalı merkezileşmiş sistemin krizi olarak okunması gerektiğini söyledi. La Camera, "Bu bir enerji krizi değil. Bu, fosil yakıtlar temelinde merkezileşmiş enerji sisteminin kesin krizidir. Ve bu, yenilenebilirlere doğru kesin itici güç olacak" dedi.


Geçen yıl dünya genelinde 700 gigawatt yenilenebilir enerji kurulduğunu belirten La Camera, yenilenebilir enerji ile depolamanın artık fosil yakıtlarla daha güçlü rekabet ettiğini söyledi. La Camera, "Yenilenebilir artı depolama, eski bir kömür santralini çalışır halde tutmaktan daha rekabetçi hale geliyor" diye konuştu.


Türkiye’yi de bu alanda dikkat çeken ülkeler arasında gösteren La Camera, "Türkiye yalnızca krizlere alışmış ve krizleri yöneten bir ülke değil, aynı zamanda seçimler yapan bir ülke. Daha fazla jeotermal, daha fazla rüzgâr, daha fazla güneş ekleyecek. Yani bu, gelecek için bir tercih" ifadelerini kullandı.



Bakan Bayraktar: "Türkiye enerji piyasalarında geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Güven ve dijitalleşme başarısı ödülle taçlandırıldı Altın yatırımında güven ve dijitalleşme odaklı dönüşümün hız kazandığı bir dönemde, sektörde öne çıkan Altın Anne, bu yıl ikincisi düzenlenen "Yılın Enleri Ödül Töreni" çerçevesinde "Yılın Markası" ödülüne layık görüldü. AREV Eğitim Vakfı tarafından organize edilen ve geniş katılımla gerçekleşen gece, spor, sanat ve medya dünyasından birçok ismi bir araya getirdi. Hem ödül töreni hem de toplumsal farkındalık mesajlarıyla öne çıkan etkinlik, katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlarken, açılışta yapılan anma gecenin duygusal tonunu belirledi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılarda hayatını kaybedenler için rahmet dilenirken, salonda bulunan davetliler bu acı kayıplar karşısında ortak bir hassasiyet sergiledi. Sahne gösterileri ile ödül takdimlerinin iç içe geçtiği program hem görsel hem de içerik açısından zengin bir akış sundu. Ödül töreninde farklı kategorilerde birçok isim ödüllendirilirken, onur ödülü Ahmet Selçuk İlkan’a takdim edildi. Yeşilçam’ın unutulmaz mirasına ithafen verilen "50. Yıl Ödülü" ise Hababam Sınıfı kadrosunda yer alan Ahmet Arman ve Teoman Ayık’a verildi. Altın yatırımında güven ve dijitalleşme odaklı dönüşümün hız kazandığı bir dönemde, sektörde öne çıkan Altın Anne, "Yılın Markası" ödülüne layık görüldü. Altın Anne markası adına ödülü Kurumsal İletişim Direktörü Ecem Karaman teslim aldı. Karaman, yaptığı konuşmada, "Bu anlamlı ödüle layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Başta kullanıcılarımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. Ödül töreninde değerler eğitimine dikkat çekildi Gecede konuşma yapan AREV Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Orakçı, eğitimin yalnızca akademik başarıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, bu tür organizasyonların topluma örnek olan isimleri bir araya getirerek özellikle gençler üzerinde ilham verici bir etki oluşturduğunu ifade etti. Orakçı, değerler eğitiminin önemine dikkat çekerek, son dönemde yaşanan üzücü olayların bu yaklaşımın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getirdi. Gece, ödül takdimleri ve sahne performanslarının ardından çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona ererken, katılımcılar organizasyonun hem içerik hem de verdiği mesajlar açısından güçlü bir etki bıraktığını ifade etti. Altın Anne’nin elde ettiği bu başarı ise sektörde güven odaklı yaklaşımın giderek daha fazla değer gördüğünü bir kez daha ortaya koydu.