ÇEVRE - 31 Mart 2025 Pazartesi 10:05

Başkale beyaza büründü

A
A
A
Başkale beyaza büründü

Van’ın Başkale ilçesinde akşam saatlerinde yağan kar ilçeyi beyaza bürüdü.


Başkale’de Ramazan Bayramının ikinci gününde vatandaşlar güne sürprizle uyandı. İlçe genelinde hava sıcaklığının mevsim normallerinin altına düşmesinin ardından sabaha karşı kar yağışı etkili oldu. Kar yağışı, kısa sürede ilçeyi beyaza bürüdü. İlçede yağan kar, araç ve binaların çatılarını kapladı. İlkbahar mevsiminde kar sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, araçlarını ve evlerinin önünde biriken karları temizledi. Başkale’de bayram gezmesi için hazırlanan çocuklar baharı beklerken kışın geri geldiğini belirterek, "Antalya’da insanların denize havuza giriyor, biz hala burada mont giyiyoruz" dediler.


Kar yağışı sonrasında çocuklar, kartopu oynadı.



Başkale beyaza büründü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Erzurum’da 700 yıldır devam eden gelenek: Minarelerden yükselen "salâtüselamlar" Ülkemizde sadece Erzurum’da okunan ve yaklaşık 700 yıl önce başladığı bilinen "salâtüselam" geleneği, günümüzde de halen ezanlardan sonra kesintisiz sürdürülüyor. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) için methiye ve onun şefaatini isteme gibi manalara gelen "sala", insanların kalplerinde taşıdıkları, Peygamber sevgisinin de aslında bir göstergesi olarak biliniyor. Erzurum Valiliği, asırlardan bu yana ezan sonrası minarelerden yankılanan "salâtüselamlar" ile ilgili bir paylaşım yaptı. Paylaşılan videoda Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ağırman, Erzurum Müftüsü Dr. Rüstem Can, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Altun ve Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Elemanı Öğr. Gör. Mustafa İzfidan, salâtüselam geleneği konu ile ilgili değerlendirmeler yaptı. Erzurum Valiliği tarafından yapılan paylaşımda, "Erzurum Her köşesi maneviyat dolu kadim şehir Binbir Hatim, İşfe’ Lenâ Duâsı ve ezanlardan sonra okunan salâtüselâm. Erzurum’un manevi iklimini asırlardır besleyen kadim gelenekler İşte bu mübarek beldede, asırlardır süregelen kutlu geleneklerden biri de ezanlardan sonra gökyüzüne yükselen niyâz dolu bir dua olan ’salâtüselamlar’dır. Günde beş vakit minarelerden yükselen ezan seslerine, akşam hariç her ezandan sonra okunan bu niyaz eşlik eder. Peygamber Efendimiz’e salât ve selâm gönderilir; ümmetine şefaat niyaz edilir. Bu yakarış, Erzurum’un manevi dokusuna öylesine işlemiştir ki, her daim kulaklarda yankılanır, gönüllerde yer bulur. Bir dua, bir özlem, bir teslimiyet Bu şehir, Resûlullah’a duyulan muhabbeti sadece dillerde değil, gönüllerde de yaşatan bir şehirdir. Ve salâtüselam geleneği de Erzurum’un manevi kimliğinin en güzel ifadelerinden biridir. Allah, Erzurum semalarından ezan ve salâtüselâm seslerini kıyamete kadar eksik etmesin" denildi.
Eskişehir Milletvekili Hatipoğlu: "Boykot çağrısı yapanlar boykot edildi" AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tüketim boykotu çağrısıyla ilgili olarak, "Tüm bunlara rağmen sonuç ne oldu? Boykot çağrısını yapanların boykot edilmesi oldu" dedi. Milletvekili Nebi Hatipoğlu, açıklamasını sosyal medya hesabı üzerinden yayımladı. Hatipoğlu’nun açıklamasında, "CHP’nin boykot çağrısının ülkemizde en ufak bir karşılık bulmaması bizlere çok şey anlatıyor kıymetli kardeşlerim. Şöyle özetleyelim; 2 Nisan’da 1 Nisan’a kıyasla 2 katı değerde daha fazla alışveriş yapılmış durumda. 1 Nisan’da 14 milyar TL olan kart alışverişi miktarı, 2 Nisan’da 28 milyar TL’ye yükseldi. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını unutturmak için ekonomiyi sabote etmeye kalkmayı nasıl düşünebildiler, halen inanamamaktayız. Allah’tan hükümetimizin çağrısına her zamanki büyük bir teveccühle karşılık veren halkımız milli ekonomimize ve esnafımıza sahip çıktı. Devletine, milletine sahip çıkan her bir kardeşime teşekkür ediyorum" ifadeleri yer aldı. "Öyle vatandaşı kullanıp, kandırıp kendin gezmek yok" Milletvekili Hatipoğlu, açıklamasının devamında şunları aktardı: "Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum, bu çağrılara kesinlikle kulak asmayınız. Önce bazı markaların iştiraklerini boykota çağırdılar, ertesi gün utanıp vazgeçtiler. Sonra yerli en büyük kahve zincirini boykot etmeye kalktılar. Millet ’Neden?’ diye sorunca saçma sapan cevap bile veremediler. Bir gıda şirketi durup duruken boykot listesine girdi, sonra durup dururken çıktı. Bir otomotiv firmasını boykota çağırdılar. Genel başkanları o markada makam aracı kullanıyor. Eskişehir’de bile CHP’li vekiller, belediye başkanları, il yönetimindeki, belediye meclisindeki siyasiler ile saymakla bitmez isim bu otomotiv firmasının markalarından makam aracı kullanıyor. Buradan çağrım size CHP’li başkanlar, siyasetçiler; o araçları satacaksınız, değiştireceksiniz! Öyle vatandaşı kullanıp, kandırıp kendin gezmek yok! Tüm bunlara rağmen sonuç ne oldu? Boykot çağrısını yapanların boykot edilmesi oldu."
Eskişehir Bu hastalığın tedavisinde toplumsal farkındalık şart Eskişehir’de psikiyatrist olarak görev yapan Dr. Sıdıka Oksay, Manik Depresif Hastalık ile ilgili olarak, "Manik dönemde kişi enerjik, coşkulu ve risk almaya eğilimli olurken; depresif dönemde umutsuzluk, ilgi kaybı ve yorgunluk ön plandadır" dedi. Özel Ümit Batıkent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman yanlış anlaşılan iki uçlu duygudurum bozukluğu (bipolar bozukluk) hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Oksay, iki uçlu duygudurum bozukluğunun kişinin ruh halinde ciddi iniş ve çıkışlara neden olan kronik bir rahatsızlık olduğunu belirterek, "Bu hastalıkta manik (taşkınlık) ve depresif (çökkünlük) dönemler bir döngü içinde yaşanır. Manik dönemde kişi enerjik, coşkulu ve risk almaya eğilimli olurken; depresif dönemde umutsuzluk, ilgi kaybı ve yorgunluk ön plandadır" şeklinde konuştu. "Belirtiler döneme göre değişiyor" Belirtilerin dönemlere göre farklılık gösterdiğini dile getiren Dr. Oksay, "Manik dönemde aşırı enerji ve coşku, uyku ihtiyacında azalma, hızlı düşünce ve konuşma, büyüklenmeci düşünceler, riskli davranışlar; depresif dönemde umutsuzluk, değersizlik hissi, ilgi ve zevk kaybı, yorgunluk ve uyku sorunları, konsantrasyon zorluğu, intihar düşünceleri görülür. Genetik yatkınlık, beyin kimyasındaki dengesizlikler ve çevresel faktörler hastalığın nedenleri arasında. Ayrıca stres, travmalar ve madde kullanımı gibi etkenlerin riski artırır. Bu hastalığın tanısı yalnızca bir psikiyatrist tarafından konulabilir. Tanıda kişinin tıbbi geçmişi, yaşadığı belirtiler ve genel yaşam öyküsü dikkate alınır" ifadelerini kullandı. "Atak dönemleri dışında bu bireylerin bizden hiçbir farkı yoktur" İki uçlu bozuklukta tedavinin mümkün olduğunu vurgulayan Oksay, sözlerine şöyle devam etti: "Tedavi sürecinde ilaçlar (duygudurum dengeleyiciler, antipsikotikler, antidepresanlar) ve psikoterapi birlikte kullanılır. İlaçlar atakları kontrol altına almaya yardımcı olurken, terapi kişinin stresle başa çıkmasına ve ilişkilerini düzenlemesine destek olur. Bu hastalar toplumsal damgalanma nedeniyle çoğu zaman destekten uzak kalıyor. Atak dönemleri dışında bu bireylerin bizden hiçbir farkı yoktur. Onları yadırgamak yerine anlamaya, destek olmaya ve tedaviye yönlendirmeye çalışmalıyız. Bu, sadece sağlık çalışanlarının değil, tüm toplumun sorumluluğudur. İki uçlu duygudurum bozukluğu, kişinin yaşam kalitesini etkilese de, erken tanı ve düzenli tedavi ile sağlıklı ve mutlu bir yaşamın mümkün. Belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak büyük önem taşır."