ÇEVRE - 12 Şubat 2026 Perşembe 11:47

Tunceli’de karlı arazide kara akbaba görüntülendi

A
A
A
Tunceli’de karlı arazide kara akbaba görüntülendi

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi’nde yer alan kara akbaba, Tunceli’de karlı arazide görüntülendi.


Türkiye’de yaşayan nadir akbaba bir türü olan kara akbaba, Doğa Koruma ve Milli Parklar görevlisi Murat Özel tarafından Tunceli’deki Pülümür Vadisi’nde görüntülendi. Leşlerin kemikleriyle beslenmesi nedeniyle "doğa çöpçüsü" olarak bilinen ve karlı arazide yiyecek arayan kara akbaba, yaklaşık 3 metreye ulaşan kanat açıklığı ile dünyanın en büyük yırtıcı kuşlarından biri olarak biliniyor.



Tunceli’de karlı arazide kara akbaba görüntülendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Bu merkez Atakumlu kadınların güçlenmesine öncülük ediyor Atakum Belediyesi Özgecan Kadın Danışma Merkezi, kadınlara yönelik sosyal, psikolojik ve hukuki destek hizmetleriyle Türkiye’nin önde gelen merkezleri arasında yer alıyor. Merkezde hukuki bilgilendirme, diyetisyen danışmanlığı, psikolojik destek, sosyal hizmetler, meslek edindirme kursları ile spor ve hobi atölyeleri sunuluyor. Katılımcılar ayrıca belirli aralıklarla düzenlenen seminerlerle uzmanlardan güncel konularda bilgi alabiliyor. İstiklal Mahallesi’nde bulunan merkez, Belediye Başkanı Serhat Türkel’in destekleriyle çalışmalarını genişleterek, her geçen gün daha fazla kadına ulaşmayı hedefliyor. Merkezin uzman ekibi, Atakumlu kadınları merkezin hizmetlerinden yararlanmaya davet etti. Psikolog Özge Kaplan Dilber, 18 yaş üzerindeki kadınlara hizmet verilen merkezde günlük yaşamın getirdiği stres ve kaygıyla baş etmekte zorlanan kadınlara psikolojik destek sunduklarını ifade etti. Diyetisyen Nagihan Sonkaya, amaçlarının sadece kilo kontrolü sağlamak olmadığını, danışanlara sağlıklı bir yaşam tarzı kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. Sosyal Çalışmacı Zeliha Gök, risk altındaki kadın ve çocuklara psiko-sosyal destek sağladıklarını ve kadınların güçlenmelerine katkı sunduklarını söyledi. Pilates Antrenörü ve Yoga Eğitmeni Buket Satır ise merkezde pilates, fitness ve yoga dersleri verdiklerini belirterek, Başkan Türkel’e desteklerinden dolayı teşekkür etti. Kurslara yoğun ilgi Atakum Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle düzenlenen mefruşat, dikiş ve takı tasarımı gibi kurslar büyük ilgi görüyor. Kursiyerler hem üretime katılıyor hem de aile bütçelerine katkı sağlıyor. Mefruşat kursuna katılan Cennet Ekinci, kursta hem yeni şeyler öğrendiklerini hem de sosyalleştiklerini söyledi. Takı tasarım kursiyerleri ise yıl sonu sergisinde satış yaparak gelir elde ettiklerini ifade etti. Pilates ve yoga gibi spor faaliyetlerine katılan kursiyerler, hem ruhen hem bedenen rahatladıklarını belirterek Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’e sunduğu imkanlar için teşekkür etti. "360 kadına destek veriyoruz" Atakum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, merkezde dört farklı branşta düzenlenen meslek edindirme kurslarıyla yaklaşık 360 kadına destek verdiklerini söyledi. Emir, merkezde psikolog, diyetisyen, çocuk gelişimci ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman bir ekiple kadınların süreçlerini yakından takip ettiklerini kaydetti. Kadınların burada hem haklarını öğrendiğini hem de ürettikleri ürünlerle aile ekonomilerine katkı sağladığını belirten Emir, tüm Atakumlu kadınları merkeze davet etti.
Ankara Epstein’e benzetilen adam çareyi Ankara’ya taşınmakla buldu Kayseri’de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein’e benzetilmesi nedeniyle karşılaştığı olumsuz tepkiler sonrası yaşadığı şehirden ayrılıp, Ankara’ya taşındı. Kayseri’de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein’e olan fiziksel benzerliği nedeniyle sosyal medyada ve sokakta hedef gösterildiğini belirterek, yaşadığı psikolojik baskı sonrası Kayseri’yi terk ederek Ankara’ya taşınma kararı aldığını ifade etti. Dış görünüşü nedeniyle çevresindekilerin olumsuz bakışlarına maruz kaldığını dile getiren Özdemir, bu süreçte çalışamadığını ve bir süre evinden çıkmayacağını söyledi. "Epstein’e benzemek hoş bir şey değil" Çevresindeki insanların olumsuz bakışlarından dolayı rahatsız olduğunu ifade eden Rıfat Özdemir, "Olay, yeğenim dayı sen Epstein’e benziyorsun diyerek fotoğrafımı çekip, sosyal medyada paylaşmasıyla başladı. Bu kadar çabuk yayılacağını tahmin etmedim. Paylaşıma baktığımda bir anda milyonların izlediğini gördüm. Londra basını ve Arap kanalları gibi birçok ülkeden yayınlar gördüğümde şaşırdım. Epstein’e benzemek hoş bir şey değil. Epstein’i tanımıyordum. Yeğenim Epstein’e benziyorsun dediğinde sıradan ünlü bir artist zannettim. Araştırdığımda Epstein’in çok kötü bir insan olduğunu öğrendim. Ben şu anda dekorasyon işiyle uğraşıyorum. Bu benzetmeden dolayı insanların yanlarına gidemediğim için mağdurum. İnsanların bana, sanki karşılarında Epstein varmış gibi bakmaları beni rahatsız ediyor. Bu kelimelerle anlatılacak bir şey değil. Halkımdan ricam lütfen önyargılı olmayın, insan insana benzeyebilir" dedi. "Ankara’ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım" Özdemir, Epstein’e olan fiziksel benzerliği nedeniyle çalışamadığını ve mağdur olduğunu belirterek, "Kayseri’yi terk etmek zorunda kaldım. Kayseri’de mağdur oldum, Ankara’ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım. Normalde yurt dışında da çalışıyorum. Şantiyelerde devamlı işlerimiz olduğu için şu anda yurt dışına bile gidemez oldum. Çekiniyorum, çünkü burada derdimi anlatabiliyorum ama yurt dışına gittiğim zaman kendimi nasıl ifade edeceğim? Yabancı dilim zaten yok. O yüzden yurt dışına gitmeyi erteledim. Normalde benim şu anda yurt dışında olmam lazımdı" şeklinde konuştu. "Epstein’e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor" İnsanların bakışlarından uzaklaşmak için yaşadığı şehirden ayrılıp Ankara’ya taşınmak zorunda kaldığını aktaran Özdemir, sözlerine şu şekilde devam etti: "Hiç kimse benim yerimde olmak istemez. Kılık değiştirip, sakal bırakacağım dedim ama Epstein’in sakallı halini yapmışlar. Bu sefer benzerlik tamamen birebir aynı olacak diye sakal da bırakamıyorum. Zengin bir insan da değilim ki botoks yaptırıp, yüz ifademi değiştireyim. Eşimle beraber ne yapacağımıza karar verdik. Ben dedim ki Ankara’ya taşınalım çünkü Ankara’da daha önce de yaşamıştık. Kayseri’deki insanların bakışlarından uzaklaşmak istedim. İnsanın Kadir İnanır’a benzemesi insana haz verebilir ama Epstein’e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor. Kayseri’de rahatsız oldum, Ankara’ya taşınmak zorunda kaldım. Ankara’da da bu gibi durumlar yaşamak istemiyorum."
Bursa Osmangazi’den kadın ve kız çocuklarına bilim dolu gün Osmangazi Belediyesi, 11 Şubat Uluslararası Bilim Odaklı Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında düzenlediği özel etkinlikle çocuklar ile annelerini Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nde (GUHEM) ilham veren bir yolculuğa çıkardı. Bilimin aydınlatıcı gücünü çocukların hayal dünyasıyla buluşturmaya devam eden Osmangazi Belediyesi, 11 Şubat Uluslararası Bilim Odaklı Kadın ve Kız Çocukları Günü’nde anlamlı bir programa imza attı. Etkinlik kapsamında çocuklar ile anneleri, Türkiye’nin önemli bilim merkezlerinden biri olan GUHEM’in interaktif sergi alanlarında uzay, havacılık ve bilim temalı uygulamaları deneyimleme imkanı yaşadı. Bilginin merakla harmanlandığı bu anlamlı etkinlikte katılımcılar, uzman eğitmenler rehberliğinde bilimin izini sürerken, sordukları sorulara uygulamalar ve deneylerle yanıt aradı. Etkinliğin çocukların merak duygusunu güçlendirdiğini ve öğrenme motivasyonlarını artırdığını dile getiren veliler, program sayesinde unutulmaz bir gün geçirdiklerini paylaştı. GUHEM’de keşif dolu anlar yaşayan çocuklar da, "Burası çok ilgimizi çekti. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a çok teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız" ifadelerini kullandı. Avrupa’nın en büyük uzay havacılık temalı bilim merkezinde çocukları ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını söyleyen GUHEM Yöneticisi Furkan Tomak ise, "Osmangazi Belediyesi’nin Dürdane Köyü’nden gelen öğrencilerimizi ve annelerini GUHEM’de ağırlıyoruz. Çocuklarımızla birlikte uzay ve havacılık temalı sergi alanlarında deneyimler yaşarken, aileleriyle birlikte öğrenmenin ve keşfetmenin heyecanını paylaşıyoruz" diye konuştu. Renkli görüntülere sahne olan program, katılımcıların günün anısına birlikte çektirdiği hatıra fotoğrafı ile noktalandı.
Bursa BUÜ’de proje kültürü güçleniyor Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), araştırma odaklı vizyonu doğrultusunda elde ettiği başarıları kutlamaya devam ediyor. Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında projeleri kabul edilen akademisyenler için Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi tarafından düzenlenen sertifika töreni, üniversite yönetiminin ve başarılı araştırmacıların katılımıyla gerçekleşti. "Kriterler yükseliyor, hedef A1 grubu" Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin araştırma ligindeki yükselişini stratejik bir perspektifle değerlendirerek, elde edilen başarının motivasyonlarını büyük ölçüde artırdığını vurguladı. Kurumsal yapının artık sadece teknik bir destek birimi olmaktan çıkıp sahada fiilen karşılık bulan bir güce dönüştüğünü belirten Rektör Yılmaz, özellikle 1001 projelerindeki çarpıcı artışın diğer kategorilere de yayılması için çalıştıklarını ifade etti. Araştırma üniversiteleri arasındaki rekabetin her geçen gün sertleştiğine ve parametrelerin güncellendiğine dikkat çeken Yılmaz, veriye dayalı bir yönetim anlayışıyla akademik kriterleri daha da yükselteceklerini, doçentlik ve profesörlük aşamalarında proje şartı getirmeyi planladıklarını ve sosyal bilimlerde TR Dizin yerine Scopus odaklı bir dönemi başlatacaklarını dile getirdi. Tüm birimlerden 2026 yılı için yüksek sayıda proje taahhüdü topladıklarını belirten Rektör, sahip oldukları potansiyele güveninin tam olduğunu söyleyerek projeci akademisyenlerin bu tecrübeyi kurum geneline yaymalarının önemine değindi. "Proje zenginliği patent ve yayının lokomotifidir" Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, üniversitenin son 2,5 yıllık süreçte ağırlıklı olarak Q1 yayınlara ve projelere odaklandığını hatırlatarak, bu vizyonun meyvelerini toplamaya başladıklarını belirtti. İlk kez bu kadar yüksek sayıda bir proje grubuna ev sahipliği yaptıklarını vurgulayan Kırıştıoğlu, Avrupa Birliği projelerinde de 10 rakamına yaklaşılmasının heyecan verici olduğunu söyledi. Üst grup araştırma üniversitelerinin temel karakteristiğinin proje zenginliği olduğunu ifade eden Kırıştıoğlu, projelerin sadece birer akademik çıktı değil; aynı zamanda patente ve nitelikli yayına dönüşen aktif bir akademik hayatın temel kaynağı olduğunu sözlerine ekledi. "Devlet üniversiteleri arasında 6. sıradayız" Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Ferda Arı, ofisin henüz bir yılını yeni doldurmasına rağmen sundukları panel mentörlüğü ve destek mekanizmalarıyla somut başarılar elde ettiklerini kaydetti. Türkiye genelinde kabul oranlarının oldukça düşük olduğu 1001 kategorisinde, BUÜ’nün son bir yılda 20 projeyi geçirmesinin büyük bir başarı olduğunu vurgulayan Arı, üniversitenin bu performansla devlet üniversiteleri arasında 6. sıraya yerleştiğinin altını çizdi. Akademisyenlerin sadece fikir aşamasında değil; bütçe yönetimi ve sözleşme süreçlerinde de her zaman yanında olduklarını belirten Arı, projesi kabul edilen hocaların üniversitenin akademik marka değerini yukarı taşıdığını ifade etti. "Proje yazma eğitimlerimizle geleceğin 1001 yürütücülerini yetiştiriyoruz" Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca, üniversitede oluşan bu pozitif atmosferden ve yakalanan ivmeden duyduğu gururu paylaştı. 2025 yılının projeler açısından son derece verimli geçtiğini belirten Karaca, bu başarıyı kalıcı hale getirmek için çalıştıklarını ifade etti. Halihazırda devam eden 3501 proje yazma eğitimleriyle genç akademisyenleri de bu kültüre dahil etmeyi hedeflediklerini söyleyen Karaca, bugün 1001 projesi yürüten hocaların gelecekte Avrupa Birliği projelerinde de aynı başarıyı göstereceklerine olan inancının tam olduğunu belirterek araştırmacılara teşekkürlerini sundu. Program, belgelerin takdim edilmesinin ardından fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bolu Bolu’da yaşlı çifti "polisiz" diyerek 2,3 milyon lira dolandırdılar Bolu’da kendilerini polis ve savcı olarak tanıtarak yaşlı çiftin 2 milyon 300 bin TL değerindeki altın ve nakit parasını dolandıran 3 şüpheli, emniyet güçlerinin takibi sonucu İstanbul’da yakalandı. Yakalanan şüpheliler adliyeye sevk edildi. Olay, Bolu merkezine bağlı Dağkent Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kimliği belirsiz kişiler yaşlı bir çifti telefonla arayarak kendilerini "polis ve savcı" olarak tanıttı. Adlarının bir soruşturmaya karıştığını ve ziynet eşyalarının incelenmesi gerektiğini söyleyerek çifti korkutan şüpheliler, kısa sürede güven kazandı. Elden 2 milyon 300 lira teslim ettiler Dolandırıcıların yönlendirmesiyle paniğe kapılan yaşlı çift, evde bulunan toplam 2 milyon 300 bin TL değerindeki altın ve Türk lirasını şüphelilere elden teslim etti. Bir süre sonra dolandırıldıklarını anlayan çiftin ihbarı üzerine, Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. İstanbul’da yakalandılar Çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye alan ve teknik takip yürüten ekipler, olayı gerçekleştiren şahısların İstanbul’a kaçtığını tespit etti. Düğmeye basan ekipler, İstanbul’un iki farklı ilçesinde düzenledikleri operasyonla B.A. (16), O.C.Ç. (19) ve A.B. (20) isimli şüphelileri kıskıvrak yakaladı. İstanbul’dan Bolu’ya getirilen 3 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında Bolu Adliyesi’ne sevk edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.