Yerel Haberler
Trabzon
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:42 Şehit Eren Bülbül Ramazan ayında memleketi Maçka’da unutulmadı Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının manevi atmosferini çocuklara küçük yaşlardan itibaren hissettirmek amacıyla düzenlediği ‘Tekne Orucu’ etkinliklerini her gün farklı bir ilçede sürdürmeye devam ediyor. Maçka ilçesi Merkez Camii’nde gerçekleştirilen programa Başkan Ahmet Metin Genç’in yanı sıra Kaymakam Şahin Demir, İlçe Belediye Başkanı Koray Koçhan ve AK Parti ilçe teşkilatı üyeleri de katıldı. İlahilerin okunduğu programda, hain teröristler tarafından 15 yaşında şehit edilen Maçkalı Eren Bülbül için dualar edilerek büyük Türk bayrağı açıldı. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte hem duygusal anlar yaşandı hem de Nasrettin Hoca hikayeleri ile Karagöz ve Hacivat gösterisi sayesinde keyifli dakikalar geçirildi. Etkinlikte konuşan Başkan Ahmet Metin Genç, "Bu sene tüm ilçelerimizde Ramazan ayını geleneklerimize uygun bir şekilde yaşamaya, yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya karar verdik. Bu vesileyle çocuklarımızı hem camiyle buluşturmak hem de geleneksel olarak bildiğimiz ‘tekne orucu’ ile tanıştırmak amacıyla çeşitli programlar düzenliyoruz. Tüm ilçelerimizde öğle saatlerinde çocuklarımızı tekne orucu etkinliklerinde bir araya getiriyoruz. Onlara iftariyeliklerini ikram ediyoruz. Aynı zamanda Hacivat-Karagöz gösterileri ve Nasrettin Hoca hikayeleriyle hem eğlenmelerini hem de kültürel değerlerimizi tanımalarını sağlıyoruz. İnandığımız değerleri yaşamak, yaşatmak ve bu sorumluluğu gelecek nesillere devretmek bilinciyle hareket ediyoruz. Bundan dolayı büyük bir mutluluk duyuyor, Ramazan ayını en güzel şekilde değerlendirmeye gayret ediyoruz" dedi. Maçka’da hain terör saldırısında şehit edilen Eren Bülbül’ü de program vesilesiyle andıklarını ifade eden Başkan Genç, "Maçka’mızın 15 yaşındaki bir kahramanı var. Programımız kapsamında bayrak için canını feda eden Eren Bülbül’ü bir kez daha andık. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyoruz" diye konuştu. Programın sonunda Başkan Genç çocuklara çeşitli ikramlarda bulunarak hediyeler dağıttı.
İnsanlar gibi araçların da güneşten ve aşırı nemden korunması gerekiyor
17 Haziran 2025 Salı - 09:41 İnsanlar gibi araçların da güneşten ve aşırı nemden korunması gerekiyor İnsanlar gibi araçların da güneşten ve aşırı nemden korunması gerektiği, araçlara Türkiye’nin güneyinde daha çok güneş yanığının, Karadeniz’de ise nem ve kuş pisliğinin zarar verdiği belirtildi. Karadeniz’in nemli ikliminin araçlar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiler konusunda sürücülere uyaran Renault Dacia Bayi Servis Müdürü Hasbi Çakıroğlu, Trabzon’un yüksek nem oranı ve yoğun yağışlı havası, sadece insanlar üzerinde değil, araçlar üzerinde de ciddi etkilere yol açabildiğini belirtti. Bölgeye özgü iklim koşullarının araçlarda farklı sorunlara neden olabileceğini kaydeden Çakıroğlu, özellikle nemin neden olduğu buharlaşma ve küflenme gibi arızalara dikkat çekti. "Bölgemiz rutubetli olduğu için, bu durum insan sağlığı kadar araçlara da zarar verebiliyor" diyen Çakıroğlu, Güneydoğu gibi daha kuru bölgelerde görülmeyen sorunların Karadeniz’de yaşanabildiğini vurguladı. Trabzon’da araçlarını uzun süre kullanmadan başka illere giden vatandaşların, geri döndüklerinde araç içinde küf ve kötü koku gibi deformasyonlarla karşılaşabildiğini belirten Çakıroğlu, "Rutubet nasıl insan hayatını olumsuz etkiliyorsa yapılara, araçlara da zarar verebiliyor. Araçlarda bölgesel sorunlar olabiliyor. Güneydoğuda olmayan bazı sorunlar burada karşımıza çıkabiliyor. Bölgemiz nemden kaynaklı çok yağmurlu olduğundan buharlaşma sorunları oluyor. Aşırı nem, iklimsel faktörlerden kaynaklı arızalar olabiliyor. Araçlarımızı uzun süre kapalı tutmamalı, zaman zaman havalandırmalıyız. Trabzon’da aracını bırakıp başka illere gidenler oluyor. Dolayısıyla aracı iki, üç ay park halinde kaldığı zaman aracında küf boyutunda deformasyonlar görebiliyoruz. Aracın içini ıslak bırakmamak, nemli bölgelerde özellikle önemli" dedi. Kuş pisliği asidik etki yapıyor Ayrıca kaporta ve boya bakımıyla ilgili dikkat edilmesi gereken hususlara da değinen Çakıroğlu, kuş pisliklerinin boya üzerinde asidik etkiler yaparak kalıcı hasara yol açabileceğini ifade ederek "Kuş pisliği kurumuşsa, doğrudan ıslak mendille silmek yerine bir peçeteyi ıslatıp üzerine koymak daha güvenlidir. Yaklaşık 5 dakika bekletildiğinde yüzey daha zarar görmeden temizlenebilir" diye konuştu. Güney bölgelerde güneş yanıklarına karşı açık renkli araçların tercih edildiğini hatırlatan Çakıroğlu, Trabzon gibi bölgelerde ise güneş yanıklarının nadir görüldüğünü, ancak nemin araç bakımında başlıca faktör olduğunu sözlerine ekledi.
Trabzon’da yayladaki buzul kütlesi dağcıların rotasını değiştirdi, 75 kişi kayıp sanıldı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 15:35 Trabzon’da yayladaki buzul kütlesi dağcıların rotasını değiştirdi, 75 kişi kayıp sanıldı Trabzon’un Çaykara ilçesinin Demirkapı Yaylası’nda dün 75 dağcının kaybolduğu haberlerine tepki gösteren dağcılar, durumun bir kaybolma olayı olmadığını sadece bir rota değişikliği olduğunu açıkladı. Trabzon’da dün sabah saatlerinde araçlarla Çaykara ilçesinin Demirkapı bölgesinde bulunan Haldizen-Sarigöl rotasına giden 75 kişilik dağcı grubu yaklaşık 12 kilometrelik parkurun yarısında büyük bir buzul kütlesi ile karşılaştı. 75 kişiyi riske atmak istemeyen ekip liderleri, aynı güzergahtan dönüş almak istedi. Sis ve zorlu coğrafi koşullar nedeniyle varış noktasına ilerleyen dağcı ekibinden bazı kişiler 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak kaybolduklarını ihbar etti. İhbar üzerine harekete geçen jandarma, AFAD ve UMKE ekipleri, gönüllü korucular ile 2-3 saatlik yolculuğun ardından dağcı ekibe ulaştı. Sisli ve zorlu doğa koşullarına rağmen dağcı ekibe ulaşan UMKE ekipleri tarafından grup üyelerinin sağlık kontrolleri yapıldı. Yapılan kontrollerin ardından dağcı ekibi araçlara bindirilerek şehir merkezine getirildi. Buzul kütlesi nedeniyle rota değiştiren ve kayıp sanılan 75 kişilik ekibin Haldizen-Sarigöl rota yürüyüşünü düzenleyen Trabzon Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kazım Sezen o anları anlattı. Sezen "Kaybolma üzerine haberler yapıldı ancak kaybolma kesinlikle yok. Aşırı yoğun sis ve kar kütlelerinden dolayı rotamızı değiştirmek zorunda kaldık. O kadar büyük bir grubu riske atmamak adına geldiğimiz yoldan geri dönmeye karar verdik. Bu süreçte ister istemez karanlığa kaldık. Süreci yönetmeye çalışırken grubun içerisinden bazı arkadaşlar arama yapmışlar. İş bizim dışımızda gelişti. Varız noktasına 1 kilometremiz kalmıştı" dedi. "Kaybolma üzerine haberler yapıldı ancak kaybolma kesinlikle yok" "Aşırı yoğun sis ve kar kütlelerinden dolayı rotamızı değiştirmek zorunda kaldık" diyen Sezen, "O kadar büyük bir grubu riske atmamak adına geldiğimiz yoldan geri dönmeye karar verdik. Bu süreçte ister istemez karanlığa kaldık. Süreci yönetmeye çalışırken grubun içerisinden bazı arkadaşlar arama yapmışlar. İş bizim dışımızda gelişti. Varız noktasına 1 kilometremiz kalmıştı. Ekiplerle görüştüğümüzde gelmeyin sizde kaybolursunuz dedim. Yayladan bir çoban arkadaşı yanlarına alarak bize doğru geldiler. Demirkapı yaylasına 1 kilometre kala buluştuk. Yamaçta bir kar kütlesi. Buzul haldeydi. 75 kişinin oradan geçmesi büyük bir risk. Herhangi bir kaymada sakatlık olabilirdi. O riski almamak adına en iyi yol bildiğimizden yoldan geri dönmekti. GPS kaydımız vardı onunla yürüyorduk" şeklinde konuştu. 12 kilometrelik bir parkur olduğunu kaydeden Sezen, "Sadece üşümeler oldu. Onun dışından herhangi bir problemimiz olmadı. Planımızda 6 saat gidip 6 saat geri dönmek vardı. Yaklaşık 12 kilometrelik bir parkurdu. Dönecek olduğumuz yolu ters yoldan tekrar yürümeye başlayınca normalde 5-6 gibi dönmemiz planlanan yeri gece 12’de döndük. Sağ salim herkes evine gitti" ifadelerini kullandı.
Aho peyniri için coğrafi işaret başvurusu yapıldı
15 Haziran 2025 Pazar - 09:12 Aho peyniri için coğrafi işaret başvurusu yapıldı Trabzon’un Araklı ilçesine özgü yöresel lezzetlerden biri olan Aho peynirinin coğrafi işaret alması için başlatılan başvuru süreci devam ediyor. Peynir üreticisi Yalçın Çebi, "Geç kaldık ama sonunda bu değerimize hak ettiği coğrafi işareti kazandırıyoruz" dedi. Yaklaşık 2 bin rakımlı Bahçecik, Erikli ve Kavraz yaylalarında üretilen Aho peyniri, sadece tuz ve özel seçme lor peynirinden elde ediliyor. Üretici Yalçın Çebi, bu özel peynirin Araklı yöresine özgü olduğunu belirterek, "Eskilerimiz yokluklar içinde bu peyniri yaptı. Tamamen doğal, iştah açıcı ve doyurucu bir peynir. Aho ismi, Aholu köylülerimizden geliyor" diye konuştu. Aho peynirinin 2 bin rakımlı yaylalarda üretildiğini kaydeden Çebi, "Eskilerimiz Aho peynirini yokluklar içerisinde yaptılar. Aho peyniri, ilçemizin yaklaşık 2 bin rakımlı Bahçecik, Erikli, Kavraz yani Aho dediğimiz köylülerimiz tarafından sadece tuz ve lor peynirinden yapılıyor. Peynirimizin özelliği doyurucu, iştah açtırıcı tamamen doğal Araklı’ya özgü bir peynirdir. Peynirimizin adı da Aholu köylülerimizin adından esinlendirilmiştir. Peynirin ana yeri Erikli, Kavraz, Salarut yaylaları. Eskiden buralarda hayvancılık boldu, üretim çoktu. Aho peyniri yaklaşık 4-5 ay, özellikle mayıs ayında toplanan lorlardan yapılıyor. Yaylalarımızda, imalathanemiz var çok tercih edilen bir peynir çeşididir. En çok sipariş aldığımız yerler İstanbul, Ankara, İzmir tarafları ancak genelde yöremizin insanı daha çok tüketiyor" dedi. "Coğrafi işaret başvurusu bizi mutlu etti" Coğrafi işaret başvuru süreciyle ilgili çok mutlu olduklarını ifade eden Çebi, "Aho peyniri, tamamen doğal sadece tuz ve lor peynirden yapılıyor. Coğrafi işaret alacağımız için çok mutluyuz. Biraz geç kalındı ama iyi ki de coğrafi işareti alıyoruz. Herkesi şirin Araklı’mıza, peynirimize bekliyoruz. Böyle doğal tatları herkesin tatmasını bekliyoruz. Çok mutluluk verici bir şey. Özellikle mayıs ayında hayvanlarımız yaylalara gidiyor. Orada imalathanemiz var şu an orada peynirlerimizi yapıyoruz. Peyniri, mayıs-haziran ayında yaparak yıl boyu satıyoruz. Aho peynirinin tarihinin 150-200 yıl öncesine kadar uzandığını biliyoruz. Eskiden yaylalarımızda elektrik yoktu, su yoktu hiçbir şey yoktu. Eskilerimiz bunu tuz ve lor peynirden yapıyordu. Yaklaşık 5-6 ay bekletildikten sonra satılıyor. Peynirimizin özelliği tuz oranı biraz yüksek olduğundan yaklaşık bir yıla kadar dayanabiliyor. Diğer peynirler gibi tuzsuz değildir. Tuzsuz peynirler hemen bozulabilir bunda öyle bir sıkıntımız yok ancak yine de buzdolabında muhafaza edilmesini öneriyoruz" diye konuştu. "Aho peyniri, Araklı’nın markası olmalı" Çevre sakinlerinden Sercan Demirbağ ise Aho peynirinin bölgenin önemli bir değeri olduğunu vurgulayarak, "Her kahvaltıda tükettiğimiz bir peynir. Bizde bağımlılık yapmış bir peynir. Karadeniz’de kahvaltı peynir ve tereyağsız olmaz. Aho peyniri bizim için sadece bir tat değil, bir alışkanlık. Coğrafi işaretle bu değer resmileşmeli" dedi. Yöre halkı, coğrafi işaret tescilinin tamamlanmasıyla birlikte Aho peynirinin hem ekonomik hem de kültürel olarak Araklı’ya katkı sağlayacağı görüşünde birleşiyor.
Reklam, sinema ve dizi alanlarında çeşitli projelerde yer aldı ama onun tercihi köy hayatı oldu
14 Haziran 2025 Cumartesi - 09:29 Reklam, sinema ve dizi alanlarında çeşitli projelerde yer aldı ama onun tercihi köy hayatı oldu İstanbul’daki şehir hayatını ve sanat kariyerini geride bırakan Kısmet Ekim Tekinbaş (44) memleketi Trabzon’un Araklı ilçesindeki mahallesine dönerek yeni bir yaşam kurdu. Deprem korkusu ve doğaya özlemle yola çıkan Tekinbaş, yıllardır tek başına köyde hem üretim yapıyor hem de yaşam alanını kendi elleriyle inşa ediyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunu olan Kısmet Ekim Tekinbaş, reklam, sinema ve dizi alanlarında çeşitli projelerde yer aldı. Ancak büyük şehirde yaşamanın stresinin ve özellikle İstanbul’daki deprem kaygısının etkisiyle radikal bir karar vererek ailesinin köyüne yerleşti. Dünyanın birçok yerini gezen Tekinbaş, Araklı ilçesi Erenler Mahallesi’ndeki baba evine yaklaşık üç yıl önce kesin dönüş yaparak harabe durumdaki evi kimseden yardım almadan kendi çabalarıyla adeta yeniden inşa etti. Usta desteği almadan, evin sıvasından boyasına kadar tüm ağır işleri kimseden yardım almadan tek başına yapan Tekinbaş, asla geri dönmeyi düşünmediğini belirterek "Buraya ölmeye geldim, asla geri dönmem" dedi. "Köy hayatında her gün yeni bir şey öğreniyorum" Köy hayatı konusunda deneyimi olmadığını dile getiren Tekinbaş, zamanla bu yaşam tarzına alıştığını belirterek, "Trabzonluyum kendimi buraya ait hissediyorum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunuyum. Reklam, sinema dizi deneyimlerim var. Bir süre önce İstanbul’da deprem korkusuyla yaşayamayacağımı düşünerek Trabzon’a ailemin köyüne dönmeye karar verdim. Bu benim için çok büyük bir karardı. Çünkü tek başıma yaşamak ve buradaki işleri tek başıma yapmak zorunda idim. Bunu göze alarak köyüme geldim. Öğrenmenin yaşı olmadığını fark ettim. Burada karşılaştığım her zorluk bana yeni bir şey öğretti. Karadenizlinin çalışkanlığı bende de varmış, bunu buraya gelince anladım. Buradaki yeşillikler hayatımda hiç görmediğim güzellikte. Ne kadar baksam da doyamıyorum" ifadelerini kullandı. Evini kendi elleriyle yaptı, toprağıyla bağ kurdu Sanatla iç içe bir hayat sürdüğü için mimarlık ve tasarım konularına da ilgisi olduğunu kaydeden Tekinbaş, "Videolar izledim, insanlara sordum ve bu yapıları kendi kararlarımla yaptım. Yaklaşık üç yıldır gece gündüz çalışarak buraları bu hale getirdim," şeklinde konuştu. Köy yaşamının sanılanın aksine çok üretken ve huzurlu olduğunu belirten Tekinbaş, "Ektiğim sebzelerden yemek yapıyorum, deri çanta dikiyorum. Burada hep meşgulsünüz, iş hiç bitmiyor. Gürültü yok, araba sesi yok, huzur var. Buraya ölmeye geldim, asla geri dönmem. Buradaki hayatı hiç hayal etmemiştim. Tek başıma olduğum için burada tek başıma yapamayacağımı düşündüm. Kendime ait bir aracım yok her şeyi sırtımda taşıyacağımı da biliyordum. Burada geldikten sonra buradaki hayatın muhteşem olduğunu anladım. Hiç araba sesini duymadığım üst kat komşumun gürültüsüyle yaşamadığım bir yer olduğunu fark ettim. Burada hiç iş bitmediği için sıkılmıyorum. Ektiğim sebzelerden yemeğimi yapıyorum, deri çanta dikiyorum. Dolayısıyla burada hep meşgulsünüz. Burası gerçekten huzurlu bir ortam. Asla geri dönmem buraya ölmeye geldim. Dünyanın birçok yerini gezdikten sonra buradaki hayatın ne kadar güzel olduğunu fark ettim. Portekiz, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya ve Fas’a gittim. Ama dünyanın hiçbir yerinde bana ya da babama ait bir toprak verilmeyecek. Bu yüzden Araklı’ya geldim. Burası muhteşem. Kesinlikle dönmeyi düşünmüyorum. Burada kalacağım ve burada öleceğim" diye konuştu. "Eli yatkındı, her şeyi kendi başına yaptı" Tekinbaş’ın amcası Ali Tekinbaş ise yeğeninin gayretinden övgüyle bahsederek, "Herhangi bir eğitim almadı ama eli yatkındı. Evini kendi becerisiyle yaptı. İstanbul’dan küçük yaşta gitmişti ama burası onun baba ocağı. Şimdi buraya uyum sağlamaya çalışıyor. İstanbul’daki yaşamla burası çok farklı" ifadelerini kullandı.