Yerel Haberler
Trabzon
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:31 Trabzon’da yayla göçleri öncesi yayla yollarında yoğun kar temizleme mesaisi Trabzon’da yayla sezonu öncesi vatandaşların yaylalara güvenli ulaşımını sağlamak amacıyla başlatılan kar ve kürtük temizleme çalışmalarında ekiplerin yoğun mesaisi sürüyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri, kar nedeniyle halen ulaşıma kapalı bulunan yüksek rakımlı yayla yollarında yoğun mesai harcıyor. Son bir hafta içerisinde yapılan çalışmalar kapsamında Kadırga yolu, Maçka ilçesinde Taşköprü-Kurtdere, Arnastal, Üçgedik ve Yediharman yaylaları bağlantı yolları ile Kırlavu, Deveboynu ve Boğuç yayla yolları ulaşıma açıldı. Ayrıca Köprübaşı ilçesinde Limonsuyu, Öküzlü ve Taşlı Kervanyolu yayla yolları ile Çaykara ilçesi Şekersu Mahallesi ve Araklı ilçesi Erikli Mahallesi yollarında da kar temizleme çalışmaları tamamlanarak ulaşım yeniden sağlandı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, yayla sezonunun yaklaşmasıyla birlikte ekiplerin sahada yoğun bir çalışma yürüttüğü belirtilerek "Vatandaşlarımızın yayla göçleri öncesinde herhangi bir mağduriyet yaşamaması için ekiplerimiz sahada seferber olmuş durumdadır. Kış aylarında yaşamın olmadığı ancak yaz mevsimi öncesinde göç ve gezi hareketliliğinin başladığı yayla yollarımızda kar ve kürtük temizleme çalışmalarımız aralıksız şekilde devam etmektedir" denildi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:02 Balık av sezonu bitti şimdi bakım onarımdan geçiyorlar Denizlerde av yasağının 15 Nisan’da başlamasının ardından balıkçı tekneleri Trabzon’un Sürmene ilçesi Yeniay mahallesindeki Çamburnu Tersanesi’nde rutin bakım ve onarımdan geçiyor. Çamburnu tersanesi Kılıçbey Gemi firması sahibi Ayhan Kılıç, gelen teknelerin ihtiyaç doğrultusunda boya, makine değişimi ve sac yenileme işlemleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Kılıç "Bu sene geçen seneye göre işlerimiz daha iyi. Ancak artan maliyetlerden dolayı insanlar ödemelerde ve harcamalarda biraz tedirgin oluyor. Eskiden bu işlerden para kazanıyorduk ama şimdi çarkı zor çevirmeye çalışıyoruz. İstihdam sağlamak için tersaneleri aktif halde tutmak zorunda kalıyoruz. Gelen teknelerde; boya yapılacaksa boya, makine değişecekse makine değişimi yapıyoruz. Sac değişimi yapmak isteyenlerin ölçümlerini alarak değişim işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Kamara kısmında ufak tefek işler yaptırmak isteyenler oluyor. Tekne çekimi olduğu zaman her türlü işi yapıyoruz ancak bunları denizde yapamıyorsunuz. İki yılda bir zamanı gelen teknelerin bakım ve onarımı için resmiyette limanda kaydının olması gerekiyor. İzinlerin alınması lazım, yoksa avlanamazsın. Açık denizde ceza yersin" dedi. Tersanelerine bakım için Gürcistan’dan gelen balıkçı tekneleri de olduğunu belirten Kılıç, "Gürcistan taraflarından bakım için gelen tekneler oluyor. Gürcistan’da tekneler havuza giremiyor çünkü havuzlar çok pahalı. Havuza girmek için 80 bin ila 100 bin dolar isteniyor. Bizde ise yaklaşık 20 bin dolara teknesini çekebiliyor. Bizim burada havuz yok ancak çekeğimiz var; kızak sistemiyle çekiyoruz, onlar ise havuza giriyor. İş kalitesi olarak da çok ilerideyiz. Oralarda bizim gibi ustalar yok, zaman zaman bize danışıyorlar. Belki 20-30 sene sonra bizi yakalayabilirler" diye konuştu. Tersaneden kaynakçı olarak görev yapan Sönmez Kumaş, şu an en yoğun dönemleri olduğunu belirterek "Gelen teknelere genelde boya, çürüyen kısımlarını tamir gibi işlemler yapıyoruz. Şu an en yoğun dönemimiz" şeklinde konuştu.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:41 Trabzonspor puanları Anadolu’da bıraktı Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’de bu sezon zirve yarışının içinde kalmasına rağmen şampiyonluk yolunda en büyük darbeyi Anadolu kulüpleri karşısında yaşadığı puan kayıplarıyla aldı. Bordo-mavililer; Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray karşısında 10 puan kaybederken, Anadolu takımlarına tam 23 puan bıraktı. Trendyol Süper Lig’i 69 puanla üçüncü sırada tamamlayan bordo-mavililer, iyi başladığı sezonu kötü tamamladı. Son hafta sahasında Gençlerbirliği’ne 3-0 mağlup olan Karadeniz ekibi, özellikle son bölümlerde yaşadığı puan kayıplarıyla zirve yarışında ağır yara aldı. Evinde Galatasaray karşısında elde ettiği kritik galibiyetin ardından gelen 4 haftalık süreçte kaybedilen 9 puan, şampiyonluk umutlarını zora soktu. 3 büyüklerle başa baş mücadele Sezon başında rakiplerine göre çok daha mütevazı bir bütçeyle planlı bir kadro yapılanmasına giden Trabzonspor; Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’a karşı önemli bir performans sergiledi. Bordo-mavililer, söz konusu rakipleriyle oynadığı 6 maçta 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet sonucu 8 puan topladı. Karadeniz temsilcisi, yalnızca Fenerbahçe’den puan alamazken, Beşiktaş ve sezonu şampiyon tamamlayan Galatasaray’dan 4’er puan toplamayı başardı. Kayıplar Anadolu takımlarına karşı geldi Trabzonspor’un sezonu zirvede tamamlayamamasındaki temel neden ise Anadolu kulüpleri karşısında yaşanan beklenmedik puan kayıpları oldu. Bordo-mavililer, 3 büyüklerin dışındaki rakiplerine karşı tam 23 puan kaybetti. Gençlerbirliği’ne 2 maçta da mağlup olan Trabzonspor, Alanyaspor ile oynadığı 2 karşılaşmadan da beraberlikle ayrıldı. Deplasmanda Konyaspor’a kaybeden bordo-mavililer; Samsunspor, Gaziantep FK, Antalyaspor, Başakşehir ve Göztepe karşısında bıraktığı puanlarla zirve yarışında avantajını kaybetti. Bordo-mavililer, Anadolu ekiplerine karşı yaşadığı puan kayıpları, sezonun sonucunu belirledi. Trabzonspor’un 3 büyükler dışında puan kaybettiği maçlar şöyle: İlk devre Trabzonspor: 1 - Samsunspor: 1 (2 puan) Trabzonspor: 1 - Gaziantep FK: 1 (2 puan) Trabzonspor: 1 - Alanyaspor: 1 (2 puan) Gençlerbirliği: 4 - Trabzonspor: 3 (3 puan) İkinci devre Antalyaspor: 1 - Trabzonspor: 1 (2 puan) Alanyaspor: 1 - Trabzonspor: 1 (2 puan) Trabzonspor: 1 - Başakşehir: 1 (2 puan) Konyaspor: 2 - Trabzonspor: 1 (3 puan) Trabzonspor: 1 - Göztepe: 1 (2 puan) Trabzonspor: 0 - Gençlerbirliği: 3 (3 puan)
Son teknolojik seralarda üretim yapıyorlar
09 Ekim 2023 Pazartesi - 12:45 Son teknolojik seralarda üretim yapıyorlar Akçaabat Belediyesi, ‘Üreten Akçaabat’ vizyonu ile ileri teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli, geniş pazar imkânı olan, şehirde istihdamı arttıran, hem ilçenin hem de ülkenin ekonomisine katkıda bulunan projeler hazırlıyor ve bu projeler, tek tek hayata geçiriyor. Akçaabat Belediyesi, hem ülke hem bölge hem de şehir ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla Düzköy Yolu üzeri Park ve Bahçeler Müdürlüğü alanında 2 adet Bitki üretim Serası kurmuştu. Seraların bir tanesinde modern teknolojiyle donatılmış ve iklime bağlı kalmadan bitki üretimi yapılıyorken bir tanesinde de bitki köklendirilmesi ve fide yapılıyordu. Şimdilerde ise Akçaabat Belediyesi tarafından yapılan çalışmalarla belediye bünyesinde kurulan seraların ikincisi de ileri teknolojiye dayalı modern seraya dönüştürerek hizmete başladı. İklimlendirme sisteminin kurulduğu seralarda, 12 ay boyunca iklime bağlı kalmadan üretim yapabiliyor ve yüksek verim elde ediliyor. Seralarda kurulan iklimlendirme sistemi; günümüzün yüksek teknolojilerden de yararlanılarak nem, ısıtma, soğutma iklim koşullarını otomasyon sistemiyle kontrol ve optimize eden teknolojik uygulamayı içeriyor. Akçaabat Belediyesi bünyesinde kurulan bitki üretim seralarının kurulduğu günden bu güne kadar kaynakların kullanımında tasarruf sağladığını vurgulayan Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, “Seralarımızda 2022 yılında toplamda 95 bin 287, 2023 ilk 10 ayında 160 bin 686 adet bitki üretimi yapıldı. Üretilen meyve fidanları ücretsiz olarak çiftçi destekleme projeleri kapsamında üreticiyle buluşturuldu. Seralarımızda üretilen süs bitkileri ise ilçe genelindeki peyzaj düzenleme çalışmalarında kullanıldı. 2022 yılında seralardan yapılan tasarruf ise 800 bin TL iken 2023 yılı ilk 10 ayında yapılan tasarruf miktarı 2 milyon 645 bin TL’dir. Ayrıca Belediyemiz bünyesinde kurulan seralarda şehrin ekonomisine katkı sağlayacak önemli ürünlerden biri olan Süper Meyve Aronya, 2020 yılından beri yetiştirilmektedir. Bu yıl dahil olmak üzere toplamda 40 bin 500 aronya fidanı çiftçilerimizle buluşturduk. Bugüne kadar Aronya Meyvesi yetiştirmek isteyen yaklaşık 150 çiftçimize paydaş kuruluşlarla birlikte destek olduk. Toplamda ilçe genelinde 160 dönüm üzerinde aronya bahçemiz oluşmuştur. Hedefimiz dikili aronya bahçesi alanını 1000 dönüme çıkarmaktır. Bu yıl seralarımızda 25 bine yakın aronya meyve fidanı köklendirmiş bulunmaktayız. Tüketen değil üreten bir Akçaabat olduk. Hem ilimize hem de ülkemize katkı sağladık, örnek teşkil ettik. Daha yeşil, daha renkli ve daha temiz bir doğa için farkındalık oluşturmaya devam edeceğiz“ dedi.
Prof. Dr. Yakup Aslan: “Bebekler için anne sütü hayat iksiridir”
09 Ekim 2023 Pazartesi - 10:30 Prof. Dr. Yakup Aslan: “Bebekler için anne sütü hayat iksiridir” Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Yenidoğan (Neonatoloji) Bilim Başkanı Prof. Dr. Yakup Aslan, anne sütünün bebeğin ilk 6 ay ihtiyacı olan her türlü besin ve vitaminleri tek başına karşılayabilen eşsiz bir besin kaynağı olduğunu belirterek “Anne sütü dışında, 6 ay süre ile herhangi başka bir besin veya sıvı almadan bir insanı veya canlıyı besleyecek besin yoktur. Bu nedenle bebekler için anne sütüne ‘hayat iksiri’ diyoruz” dedi. KTÜ Farabi Hastanesi’nde 1-7 Ekim Emzirme Haftası nedeniyle etkinlikler düzenlendi. Yenidoğan Kliniğinden Prof. Dr. Yakup Aslan ise Anne sütü ve emzirme hakkında şu açıklamalarda bulundu. Sağlıklı doğan her bebeğin doğumdan sonraki ilk yarım-bir saat içinde emzirilmesi ve ilk 6 ay sadece anne sütü alması gerektiğine vurgu yapan Aslan “Altıncı aydan sonra ise anne sütüne ek olarak tamamlayıcı ek gıdalara başlamak gerekir. Çocuklara 2 yaşına gelinceye kadar Anne Sütü verilmesi hem Modern Tıbbın hem de Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in önerisidir” ifadelerini kullandı. Anne sütünün bebeklere, emzirmenin annelere faydaları Anne sütünün bebeklere faydaları ile ilgili de bilgi veren Aslan “Anne ve bebek arasındaki bağ güçlü olur ve bebek sağlıklı bir kişilik kazanır. Bebeğin zeka gelişimine ciddi yarar sağlar. Alerjik hastalıklar daha az görülür. Pişik gelişimini önler. Reflü hastalığı daha nadir görülür. Bebeğin her türlü enfeksiyonlardan korunmasını sağlar. Kabızlık ve infantil kolik (gaz sancısı) görülme sıkılığı azalır. Bebeklerin huzurlu olmasına ve rahat uykuya geçmelerine imkan verir. Emzirmenin ise anneye faydaları vardır. Bunlar, doğum sonrası rahim toparlanması hızlanır ve kanama riskini azaltır. Kemik erimesi riskinin azaltır. Yumurtalık ve meme kanseri riskini azaltır. Emzirirken salgılanan oksitosin hormonu mutluluk hormonudur ve annenin ruhsal sıkıntılarını gidermede yardımcı olur. Gebelikte alınan kiloların verilmesini kolaylaştırır. Bebek beslenme sonrası huzurlu ise ve sürekli meme aramıyorsa, bebek günde 6-8 kez, bol miktarda ve açık renkli idrar yapıyorsa, bebek haftada en az 150 gram ve ayda en az 500-600 gram kilo alıyorsa yeterli anne sütü alıyor demektir” bilgilerini paylaştı. Anne sütünün erken kesilmesinin nedenleri “Anne sütünün erken kesilmesinin en sık nedeni annenin ‘Bebeğim benim sütümle doymuyor veya sütüm bebeğime yetmiyor’ düşüncesidir” diyen Aslan “Yani negatif düşünce en olumsuz faktördür. Çünkü sütün salgılanmasını ve sağlayan prolaktin ve meme ucuna gelmesini sağlayan oksitosin hormonları beyinden salgılanmaktadır ki olumsuz düşünce beyinden bu hormonların salınımını durdurur ve çok kısa sürede süt kesilir. Süt yeterli değil diyerek mama başlanması bebeğin memeyi emme isteğini yok eder. Bu nedenle emzirmede ısrarcı olunmalı ve mama gerekip gerekmediğine Doktor tarafından karar verilmeli. Ek besinlere erken başlanması sütün erken kesilmesine neden olmaktadır. Beslenmede biberon kullanılması bir diğer nedendir. Çünkü biberonlardan mama akışı kolaydır ve bebek bunu kolay emdiği için gerçek memeyi almak istemez. ‘Küçüktür anlamaz’ zannedilen bebekler aslında gözü kapalı iken dahi hangi sütü emdiğini ve nereden (yani memeden mi biberondan mı) emdiğini gayet iyi anlar ve emmesi kolay olanı yani biberonu tercih eder” şeklinde konuştu. Anne sütünü artırmak ve uzun süreli verebilmek için neler yapılabilir? Prof. Dr. Yakup Aslan, anne sütünü arttırmak için ise şu önerilerde bulundu: “Doğumdan sonraki ilk yarım-bir saat içinde, hatta normal doğumlarda mümkün ise doğum anında bebeğin anne memesine konulması ve emzirmeye başlanması gerekmektedir. Bebeğin hastalığı veya erken doğumu nedeni ile anne memesini emmesi zayıf ise süt sağılarak verilebilir veya annenin sütü ilk günlerde yetersiz ise süt yeterli miktarda gelene kadar geçici olarak Mama vermek gerekebilir. Bu gibi durumlarda bebeğin biberona alışıp memeyi bırakmaması için biberon emziği yerine kaşıklı biberon, kaşık, kap veya enjektör ile beslenmeli. Anne sütü yeterli olduğu sürece zamanında doğan bebeklere ilk 4-6 aylık dönemde D vitamini dışında hiçbir besin veya vitamin verilmemelidir. Erken doğan veya özel beslenme veya vitamin desteği gerektiren bebeklere ise Doktor tavsiyesi ile destek sağlanmalı. Bebek ile annesi ile aynı odada kalmalı. Anne huzurlu ve stresten uzak olmalı, uykusunu alması ve dinlenmesi için diğer aile bireyleri tarafından desteklenmeli. Meme başı çökmesini önleme için gebeliğin beşinci ayından sonra belli aralıklarla memeye elle masaj yapılarak meme ucu belirgin hale getirilmeye çalışılmalı. Meme ağrısı veya şişliğini önlemek için bebek sık sık emzirilmeli, süt fazla ise sağılmalı. Meme başında çatlak olmaması için, emziren anne her emzirmeden sonra meme ucuna bir iki damla kendi sütünden sürmeli. Anne emzirme döneminde kilo vermek için zayıflama diyeti yapmamalı ve yeterli miktarda beslenmeli. Çünkü yeterli ve başarılı emzirme ile annelerin büyük bir kısmı 6 ayda normal kiloya inilebilmekte. Ancak sütü artırır düşüncesi ile fazla tatlı (karbonhidrat) tüketilmesi sütü artırmaz tam tersine bebekte gaz artışına neden olur. Annenin her gün en az 10-12 bardak su tüketmesi süt üretimini artırır. Bebek doğmadan önce Kadın Doğum Uzmanlarından, bebek doğduktan sonra ise Çocuk Uzmanları ve her dönemde Aile Hekimlerinden Emzirme ve Anne Sütünün artırılması konusunda eğitim ve yardım almalı. Başarılı emzirmenin anahtarı; annenin bebeğini emzirmesi gerektiğini düşünmesi ve bunu başaracağına inanmasıdır.”
Su ürünleri ihracatçıları Çin pazarını fethetmeye gidiyor
09 Ekim 2023 Pazartesi - 09:50 Su ürünleri ihracatçıları Çin pazarını fethetmeye gidiyor Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği, yürütmekte olduğu Su Ürünleri UR-GE Projesi kapsamında, tescilli Türk Somonu markası “Turkish Salmon from Black Sea” ile Çin Halk Cumhuriyeti’nde Ekim ayı son haftasında düzenlenecek olan su ürünleri sektörünün en önemli fuarları arasında yer alan “China Fisheries & Seafood Expo 2023 fuarına” standlı katılım sağlayarak Türk Somonunun Uzak Doğu pazarlarında tanıtımını yapacak. Çin Halk Cumhuriyeti’nin deniz üssü olarak bilinen Şantung Eyaletinin ticaret ve finans merkezi olan Qingdao şehrinde düzenlenecek fuara DKİB organizasyonunda Su ürünleri Ur-Ge projesinde yer alan ve su ürünleri ihracatı yapan 9 firma katılım sağlayarak standlarında ürünlerini sergileyecek. Küresel balıkçılık endüstrisindeki önemli ticari faaliyetlerden biri olan ve 26. kez düzenlenecek olan Qingdao Balıkçılık Fuarı, küresel balıkçılık ticaretinin teşvik edilmesinde önemli bir rol oynuyor ve dünyanın tüm ülkelerinden ilgi ve katılım görüyor. Bu kapsamda, dünyanın en büyük 7. limanına ev sahipliği yapması nedeniyle ticaret şehri olarak anılan, Çin’in aktif su ürünleri pazarı olarak su ürünleri ticareti ile ön plana çıkan Qingdao şehrinde gerçekleştirilecek China Fisheries & Seafood Expo 2023 fuarında 45 bin metrekare alanda 88 ülkeden BİN 500 katılımcının stant açması bekleniyor. "Kişi başına yıllık su ürünleri tüketim miktarı Çin’de 37 kg gibi yüksek bir seviyede ama ülkemizden gerçekleştirilen su ürünleri ihracatı istenilen düzeyde değil" Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan konu hakkında yaptığı değerlendirmelerde, “DKİB Su Ürünleri UR-GE projesi katılımcıları olarak kümeleme çalışmalarının sonucunda bir güç birliği oluşturduk ve DKİB’in de katkısıyla önemli bir marka oluşturarak Türk somonunun uluslararası pazarlarda marka bilinirliğine önemli bir katkı sağladık. Katılım sağladığımız yurt dışı fuarlarda Turkish Salmon from Black Sea markası altında ürünleri sergileyerek çok güzel geri dönüşler aldık ve firmalarımıza önemli bağlantılar yapma fırsatı sunduk. Pazar çeşitliliğinin artırmak ve önemli miktarda su ürünleri tüketimi bulunan Uzak Doğu pazarlarında da bu başarının sürdürülmesi için bu kez rotamızı Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevirdik Vietnam, Japonya, Çin ve Tayland gibi birçok pazarda Türk Somonunun beğeniyle tüketiliyor ve talep her geçen gün artıyor. Ancak dünyanın en fazla su ürünleri ithalatı yapan 2. ülkesi olması ve kişi başına yıllık su ürünleri tüketim miktarının 37 kg gibi yüksek bir seviyede bulunmasına rağmen Çin Halk Cumhuriyeti’ne ülkemizden gerçekleştirilen su ürünleri ihracatının henüz düşük düzeyde bulunması bize Çin pazarında daha aktif tanıtım yapılması gerektiğini gösterdi. Sektör fuarları bir yandan sektör trendlerini ve altyapısını yerinde incelenmesine fırsat yaratırken diğer yandan da yeni alıcılarla buluşmamıza olanak sağlıyor. Bu kapsamda hem Çin hem de diğer Uzak Doğu ülkelerinden yoğun ziyaretçi alan Çin Halk Cumhuriyeti Qingdao Balıkçılık Fuarında önemli bir kazanım sağlamayı öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.
Kolamuç: “Tıbbi malzeme üretiminde de İHA ve SİHA’daki atılımı yapmalıyız”
08 Ekim 2023 Pazar - 11:13 Kolamuç: “Tıbbi malzeme üretiminde de İHA ve SİHA’daki atılımı yapmalıyız” Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Özgür Kolamuç, Türkiye’de tıbbi malzemelerin yüzde 85’inin ithal edildiğini belirterek “Tıbbi malzeme sektöründe de İHA ve SİHA üretimindeki gibi odaklanıp, sektörü değerli hale getirip dünyada rekabetçi bir noktaya taşımalıyız. Devletimizin bu işe daha çok sahip çıkmasını bekliyoruz” dedi. TTSO’nun medikal sektörü temsilcilerinin bulunduğu 18. Meslek Komitesinden meclis üyesi Özgür Kolamuç, Türkiye’de tıbbi malzemelerin yüzde 85’inin ithal edildiğine dikkat çekti. Kolamuç “Yüzde 15’lik ihracatımızın da önemli kısmının ithal edilen yarı mamul ve hammaddelerden gerçekleştiği ortadadır. Sektörümüzün yüzde 85’i ithal ürünlerden oluştuğu için devletimizin savunma sanayinden sonra para harcadığı en büyük ikinci kalem tıbbi malzeme sektörüdür. Sektördeki işleyişi yaklaşık bin 200 üretici 2 bin 200 ithalatçı toplamda 3 bin 300 üretici ve ithalatçı gerçekleştirmektedir. 50 binin üzerindeki ana bayi tarafından da bu ürünler piyasaya, sağlık tesislerine satılmaktadır. Sektörün hedeflediği nokta yüzde 85 ithal edilen ürünlerin ülkemizde üretilmesini sağlamaktır. Bu anlamda Trabzon’da da Endüstri Bölgesi projesinde veya organize sanayi bölgelerinde üretim tesisleri kurulmasını hedeflemekteyiz. Samsun’daki tıbbi cerrahi aletler noktasındaki kümelenme ve sonrasındaki gelişmişliği şehrimize de taşımak istiyoruz. Bu bölgede yapacağımız imalatın önce katma değere sonra da yüksek teknoloji ürünlerine dönüşeceğine inanıyoruz. Tıbbi malzemelerde milyonlarca olan ürün adedine bir örnek vermek istiyorum; beyin şantı ya da kalp pili dediğimiz ürünler şu anda yüzbinlerce dolar. Hep söylenen milli ekonomi modelinde yükte hafif pahada ağır olarak belirtilen üretimlere örnek olarak tıbbi malzeme sektörünü verebiliriz” dedi. TTSO Meclis Üyesi Özgür Kolamuç, medikal tıbbi malzeme sektörünün ileri teknoloji ürünlerin üretildiği başta ABD, Japonya, Almanya gibi ülkelerde gelişmiş olduğunu vurgulayarak, “Tıbbi malzeme sektörünün 4,2 trilyon dolarlık pazar büyüklüğü var. Türkiye 17’nci sırada. Bu sıralama sevindirici gibi gözüküyor ama maalesef pazar payımız binde 4 gibi çok düşük bir rakam. Üretiyoruz, satıyoruz, pastadan pay alıyoruz. Ama tıbbi malzeme sektörünün gerçek anlamda büyümesini istiyorsak; nasıl İHA ve SİHA’da odaklanıp, inovasyona önem verip, sektörü değerli hale getirip dünyada rekabetçi bir noktaya taşıdıysak tıbbi malzeme sektöründe de benzeri atılımları yapmamız gerekmektedir. Devletimizin bu işe daha çok sahip çıkmasını bekliyoruz” diye konuştu. Kolamuç, Sağlık Uygulama Tebliğinde dönemsel olarak ürünlerin fiyatlarının belirlendiğini vurgulayarak, “Bu fiyatlar belirlenirken şu andaki enflasyonist ortam ya da döviz artışları çok ciddiye alınmıyor. Üretici ya da ithalatçılar fiyat artışlarıyla beraber başta kendileri fiyat arttırdığı için 50 bin tane alt bayi ve burada çalışan 300 binin üzerindeki çalışanın bu fiyat artışlarından olumlu anlamda etkilenmediğini görüyoruz. Ayrıca sektörümüzü geliştirmek için sertifikasyon, bilgilendirme ve eğitimlerin artırılmasını ve bunun devlet tarafından doğru yönetilmesini gerekli görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Ozon tedavisi ile gelen sağlık
08 Ekim 2023 Pazar - 09:57 Ozon tedavisi ile gelen sağlık Ozon tedavisinin birçok farklı hastalığın tedavisinde kullanıldığı, özellikle erken tanı dönemindeki diyabet hastalarında erken tedaviyi başlanılması halinde ayaklarını kaybetmedikleri belirtildi. Ülkemizde 1990’lı yıllardan beri uygulanan ozon tedavisi, doğal bir destek yöntemi olarak kullanılan ve birçok hastalığın tedavisinde etkili olabilen bir yöntem ancak yine çoğu hasta bu tedavi uygulamasından habersiz. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Ozon terapi Ünitesi’nde bir çok hastalığa karşı uygulanan yöntem sayesinde hastalar şifa buluyor. “Ülkemizde 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulanmaktadır” Konuyla ilgili bilgi veren KTÜ Tıp Fakültesi Dahiliye Tıp Bilimleri Bölümü Genel Dahiliye Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükriye Taşçı, ozon tedavisinin ülkemizde 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulandığını hatırlattı. Taşcı “Ozonu tanımlamak gerekirse, ozon, doğada bulunan doğal bir gazdır. Medikal ozon ise (O3), medikal dozda ve uygun metod ile hastaya uygulanmasıdır. Bu tedavi yönteminin doğadaki ozonla karıştırılmaması gerekir. Ozonun alternatif bir tedavi metodu olarak, Almanya’da 1900’lerin başından bu yana uygulanmaktadır. Ve birçok Avrupa ülkesinde (örneğin, İtalya, İspanya, Almanya) uzun yıllardır kullanılmaktadır. İtalya’da bilim kürsüsü olan ve etki mekanizması birçok çalışma ile aydınlatılmış bir tedavi metodudur. Ülkemizde ise 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulanmaktadır. Ozon tedavisi, bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkilere sahiptir ve direkt hücre içi antioksidan sistemini aktive eder, özellikle virüs salgını döneminde destek olarak kullanılabilecek en etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Ayrıca, hastanın kendi kanı ile yapılan bir koruyucu tedavi metodu olduğu için allerji riski yoktur. Ozon tedavisi, akciğer ve periferik doku oksijenlenmesini artırır ve akciğerde gaz geçirgenliğini iyileştirir. Bu da özellikle akciğer kapasitesi azalmış hastalarda, efor ve akciğer kapasitesinin artmasını sağlar” dedi. “Ozon tedavisi, hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntemidir” Ozon tedavisinin hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntem olduğunu belirten Taşçı, “Hangi hastalıklarda kullanıyoruz? Ozon tedavisi, hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntemidir. Tedaviyi yönlendiren hekim, uluslararası ozon komitelerinde belirlenen doz aralıklarına göre tedaviyi uygular. Ozon tedavisi birçok farklı hastalık ve durumun tedavisinde kullanılabilir. Başlıca kullanım alanları şunlardır: Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi. Romatizmal hastalıklar. Damar hastalıkları, Fibromiyalji gibi kas hastalıkları. Diyabet ve diyabete bağlı yaraların tedavisi. Allerji tedavisi. Kronik yorgunluk sendromu. KOAH ve astım. Kronik inflamatuar ve enfeksiyöz hastalıklar (örneğin, kronik sistit). Viral enfeksiyonlar. Huzursuz bacak sendromu, Yara ve yanık tedavisi. Covid sonrası halsizlik, yorgunluk şikayetlerinde” diye konuştu. Nasıl kullanılır? Ozon tedavisinin farklı yöntemlerde uygulanabileceğini ifade eden Taşçı, “Ozon tedavisi farklı yöntemlerle uygulanabilir: Cillt üzerine uygulama/ torbalama: Yara, yanık, cilt lezyonları kozmetik amaçlı kullanılır. Majör Ozon terapi: Hastanın kendi kanı kullanılarak, kapalı steril sistem ile yapılan ozon tedavisidir. Başlıca ozon tedavi metodudur. Minör ozon terapi: Kas içi enjeksiyon yöntemidir. Allerjik reaksiyonlar ve bağışıklık sistemini desteklemek için kullanılır. İnsuflasyon: kapalı boşluklarına ozon uygulaması yapılır, örneğin kulak içi ve rektum gibi bölgeler.Direkt kas ve eklem içi uygulaması: Kas ve eklem problemlerini tedavi etmek için kullanılır” şeklinde konuştu. Diyabetik Yaralarda Uygulama Diyabetli hastalarda yara oluşumu daha kolay olduğunu kaydeden Taşçı, “Diyabetli hastalarda yara oluşumu daha kolaydır. Bu yaraların iyileşmesi de bir o kadar zordur. Diyabetik yara tedavisinde multidisipliner yaklaşım gerekir. Bu hastalarda yara oluşumuna zemin hazırlayan damar patolojilerinin, enfeksiyonun ve diyabet tedavisinin düzenlenmesi gerekir. Ozon tedavisi, diyabetik ayak tedavisinde etkili bir yöntem olarak kullanılır. Yüzeydeki enfeksiyonun tedavisine ve damarlardaki diyabetik ayak oluşumuna neden olan patolojik mekanizmaların iyileştirilmesine yardımcı olmaktadır” ifadelerini kullandı. Erken dönemde tedaviye başlanılması önemli Bu bağlamda hastaların erken dönemlerde tedaviye başlamasının önemine değinen Taşçı, gecikmiş tedavinin süreci uzattığı ve tedavi başarısını azalttığını ifade ederek “Sonuç olarak, ozon tedavisi doğal bir destek yöntemi olarak kullanılan ve birçok hastalığın tedavisinde etkili olabilen bir yöntemdir. Ozon tedavisi, hastaların tedavi sürecini hızlandırabilir ve bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırabilir. Tedavinin nasıl uygulanacağı, hastanın durumuna ve ihtiyacına göre kişiselleştirilir. Bu nedenle tedaviye başlanmadan önce uzman bir hekime danışılarak hastaya göre tedavi planı yapılması ve tedavi takibi önemlidir” dedi. Önce gelseydim ayak parmağımı kaybetmezdim Gümüşhane ili Kürtün ilçesinden Farabi Hastanesi’ne tedaviye gelen Halit Bozkurt, diyabet yüzünden ayak parmağını kaybettiğini, ozon tedavisini Farabi Hastanesi’nde öğrendiğini belirterek “Ozon tedaviyi burada öğrendim. Ayak parmağımı diyabetten dolayı kaybetmiştim. Daha önce buraya gelseydim belki de parmağım yerinde duruyor olacaktı. Ozon tedavisinin çok faydasını gördüm şu anda gayet iyiyim. Keşke daha önceden duyup gelseydim o zaman parmağım yerinde duruyor olacaktı. 4- 5 ay birkaç doktora gittim başta mantar olmak üzere farklı şeyler söylediler. Benim gibi olanlara burada ozon tedavisi olmaları tavsiye ederim” diye konuştu.
Evlerini ’günlük kiraya’ verenler ile ilgili başlatılan yasal düzenleme emlakçılar tarafından da olumlu karşılanıyor
07 Ekim 2023 Cumartesi - 09:39 Evlerini ’günlük kiraya’ verenler ile ilgili başlatılan yasal düzenleme emlakçılar tarafından da olumlu karşılanıyor Konutlarını günübirlik kiraya verenleri yakından ilgilendiren yasal düzenleme ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon İnşaatçılar Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, söz konusu yeni düzenleme ile günübirlik kiralama yapılan konutların ticari işletme sayılarak belge alma şartı getirilmesinin önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Günübirlik kiralanan konutların sayısı giderek artarken, Bakanlık konuyla ilgili harekete geçti. Yapılacak yeni düzenlemeyle, günübirlik kiralanan konutların resmileştirilerek ticari hale getirilecek. ’Basit Konaklama Belgesi’ alma ve şirket kurma zorunluğunun getirilmesi beklenen bu tip konutlar bir dizi şarta tabii tutulacak. Bu konutlar ticari işletme olarak sayılacağı için kat mülkiyeti kanununa göre apartman sakinlerin tamamından muvafakatname alınması gerekecek. Apartman sakinlerinin tamamı yazılı onay vermezse konutlar ’günübirlik olarak kiralanamayacak. Bu evlere sertifika zorunluluğu getirilecek, Bakanlığa yapılacak başvuru ile belge alınacak. Ayrıca, otellerde olduğu gibi bu evlerde konaklayan kişilerin bilgileri de ilgili kurumlar ile paylaşılacak. Elde edilen gelirin de vergisinin ödeneceği bir sistem olacak. Kanunun Meclis’ten geçip, Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte günlük kiralama yapanlar kurallara uymadığı takdirde para cezasıyla da karşı karşıya kalacak. Daire başına 1 milyon lira ceza uygulaması planlanırken, eksik belge ve kiralamaya devam edilmesi durumunda evler mühürlenecek. Düzenlemenin önemli bir güvenlik açığını da ortadan kaldıracağını kaydeden Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Taflan, “Ülkemizde yaşanan terör olaylarını göz önüne aldığımızda ilimize ve bölgemize gelen yabancı uyruklu kişilerin kimler olduğunu sorgulamadan kiraya verilen bu evler büyük bir tehlike arz etmektedir. Evini günlük kiraya verenlere yasal anlamda yaptırımların uygulanması gerekmektedir. Günlük kiralık evlerde kalanlar kimlerdir ne amaçla kiralanıyor. Bu pek sorgulanmıyor. Genel anlamda terör örgütleri tarafından hücre evleri ve fuhuş evleri olarak kullanılması rezaletten öte hiç bir şey değildir. Hiçbir denetime tabii tutulmamasının verdiği rahatlıkla bu sektörün önüne geçilemiyor. Sosyal medya da internet sitelerinde bu tür günlük kiralık evlerin ilanları sıkça görülmektedir. Bu ilanları veren kişilerin ad, soyad ve açık adresleri ilan verdikleri sitelerde açıkça belirtilmektedir. İlgili mercilerin bunlara denetim yapmaları yasal anlamda hangi ceza gerekiyorsa yaptırım uygulamalıdırlar” dedi. “Art niyetle yapılan ticari faaliyetlerin yüz karalığından öte hiçbir şey ifade etmemektedir” diyen Taflan “Bu tür faaliyetler de bulunan gayrimenkul sahipleri rutin olarak bu işi icra eden emlakçı kisvesi adı altında ne olduğu kim olduğu belli olmayan dolandırıcılar, nakit ve yüksek miktarda para döngüsü olduğu için bir ticaret kapısı haline gelen günlük evlerde bazı konut sahipleri vergiden kaçırmak için günlük kiralık bildirimi yapmak istemiyor. Ayrıca bazı ev sahipleri ve emlakçı adı altında bu işi yapan ayakçı çantacı diye tabir ettiğimiz hırsızlar dolandırıcılar evleri başkalarına defalarca kiralıyorlar. Uzun zamandır beri değindiğimiz ve hassasiyeti olan bu konunun ivedilikle beklediğimiz yasal düzenlemenin bir an önce yürürlüğe girmesi ve cezai işlemlerin uygulanması ayrıca mali ve güvenlik açısından denetimlerin sıklaştırılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Acil serviste arbede sonrası kalp krizi geçirerek yaşam mücadelesini kaybeden güvenlik görevlisi için tören düzenlendi
06 Ekim 2023 Cuma - 12:38 Acil serviste arbede sonrası kalp krizi geçirerek yaşam mücadelesini kaybeden güvenlik görevlisi için tören düzenlendi Trabzon’daki Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Acil Servisi’nde alkollü olduğu belirlenen 2 şahsın yakınlarını ziyaret için geldiği hastanede güvenlik görevlileri ile yaşadığı arbede sırasında göğsüne darbe alan ve sonrasında kalp krizi geçiren güvenlik görevlisi yaklaşık bir aydır süren yaşam mücadelesini kaybetti. Güvenlik görevlisi için Farabi Hastahesi Başhekimliği önünde tören düzenlendi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Servisi’nde alkollü olduğu belirlenen 2 şahsın, yakınları ziyaret etmek için geldiği hastanede kurallar nedeniyle içeri alınmaması nedeniyle çıkan arbedede güvenlik görevlisi Ali Kemal Sağlam (45), göğsüne yumruk darbesi aldı. Olaydan kısa bir süre sonna hastanede yere yığılan ve kalbi durduğu belirlenen güvenlik görevlisi yapılan müdahalenin ardından tekrar yaşama döndürüldü. Kalp damarlarındaki daralmalar nedeniyle ameliyat edilen Ali Kemal Sağlam, yaklaşık bir aydır tedavi gördüğü hastanede dün akşam saatlerinde yaşam mücadelesini kaybetti. Güvenlik görevlisinin hayatını kaybetmesi nedeniyle KTÜ Başhekimliği önünde tören düzenlendi. Törene Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu, Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Usta, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, KTÜ Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Celal Tekinbaş, Ali Kemal Sağlam’ın eşi ve çocukları, hastane çalışanları ve güvenlik görevlileri katıldı. Törende Sağlam’ın eşi ve çocukları gözyaşlarını tutamazken, törende bir konuşma yapan KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, "Yaklaşık bir ay önce menfur bir olay sonucu yaralanan ve dün akşam şehadete eren Ali Kemal Sağlam kardeşimizin töreni için burada toplandık. Sağlık çalışanlarına bu tür şiddetler malumunuz artarak devam ediyor. Acı olan böyle bir menfur olay sonucu şehadet şerbetini içmesi. Kendisi 45 yaşında genç bir kardeşimizdi. Aslında görevi başında vefat ettiği için şehit mertebesinde değerlendiriyorum. Acil servisi ve oradaki insanları korurken böyle bir rahatsızlık oldu. Ondan sonra bir ameliyat süreci gerçekleştirdi. Doktorlarımız elinden geleni yaptılar ama biz inanan insanlarız şunu biliyor ki her nefis ölümü tadacaktır herkesin ölüm saati bellidir. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Çocuklarına eşine, kardeşlerine, çalışma arkadaşlarına mesai arkadaşlarına baş sağlığı diliyorum. Allah bir daha böyle elim olaylar meydana getirmesin. Bizde üniversite olarak gerekli tedbirleri alacağız" dedi. Çuvalcı’nın konuşmasının ardından dua okudu. Duaların ardından Ali Kemal Sağlam’ın cenazesi gözyaşları ile defnedileceği Yomra ilçesine götürüldü. Mesai arkadaşları basın açıklaması yaptı Acil servis önünde göğsüne aldığı darbe sonucu kalp krizi geçiren ve yaklaşık bir aydır tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybeden Ali Kemal Sağlam’ın mesai arkadaşları Acil Servis önünde basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında konuşan Öz Sağlık- İş Sendikası Trabzon Şube Başkanı Engin Erbaşaran, "Bu ilk değil son da olmayacak gibi görülüyor. Ali Kemal Sağlam kardeşimizi bir görev şehidi olarak bugün Allah nasip ederse ebediyete uğurlayacağız. Ama ne kadar daha bu şekilde bu devam edecek bunu bende gerçekten kestiremiyorum. 5188 sayılı özel güvenlik yasasının bir an önce değişmesi gerekiyor. Artık bu yasanın düzenlenmesi yapılmadığı sürece bu gibi olaylar bu gibi durumlara maalesef maruz kalacağız. Artık bizimde sabrımız taşmaya başladı. Gerçekten özel güvenlikte çalışan arkadaşlarımızın yaşadıkları stresi yaşadıkları şiddeti burada saatlerce anlatamayız. Gelinen nokta ortada. Neticede Ali Kemal arkadaşımızın görevi başındayken bir şiddete maruz kaldı ve kalp krizi geçirdi. Sevdiğimiz bir kardeşimiz maalesef bugün aramızda yok. Geriye dönemiyoruz" ifadelerini kullandı. Olay Olay 10 Eylül 2023 gecesi yaşandı. M.U. (25) ve M.T. (24) isimli 2 kişi, KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Acil Servisi’ne yakınları ziyaret etmek için geldi. Kurallar nedeniyle acil bölüme alınmayan şahıslar güvenlik görevlileri ile tartışmaya başladı. Tartışmanın arbedeye dönüşmesiyle şahıslardan biri güvenlik görevlisi Ali Kemal Sağlam’ın göğsüne yumruk attı. Polisin müdahalesi sonrası arbede sona ederken, çıkan arbede göğsüne darbe alan güvenlik görevlisi kısa bir süre sonra hastane içerisinde yere yığıldı. Kalbinin durduğu belirlenen güvenlik görevlisi Sağlam, sağlık ekiplerinin müdahalesi sonra tekrar yaşama döndürüldü. Yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Ali Kemal Sağlam kalp damarlarındaki daralmalar nedeniyle ameliyat edildi. Arbedenin ardından gözaltına alınan 2 şahıs emniyetteki sorgularının ardından çıkarıldıkları savcılıkça tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Yaklaşık bir aydır hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi gören Sağlam ise yaşam mücadelesini dün akşam kaybetti. Sağlam, bugün Yomra ilçesinde son yolculuğuna uğurlanacak.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nden yapılan ihracat 1 milyar doları aştı
06 Ekim 2023 Cuma - 10:03 Doğu Karadeniz Bölgesi’nden yapılan ihracat 1 milyar doları aştı Doğu Karadeniz Bölgesi’nden 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde yapılan ihracat rakamı 1 milyar doları aştı. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği’nden (DKİB) alınan bilgiye göre, 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane illerinden 1 Milyar 31 Milyon 873 Bin 835 dolar tutarında ihracat gerçekleşirken, ihracatta bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 6 artış yaşandı. Bölgeden gerçekleşen ihracatın 784 Milyon 581 Bin doları Trabzon, 164 Milyon 931 Bin doları Rize, 47 Milyon 771 Bin doları Artvin ve 34 Milyon 588 Bin doları ise Gümüşhane ilinden yapılırken, ihracatta bir önceki yılın aynı dönemine göre Trabzon’dan gerçekleştirilen ihracatta yüzde 12, Artvin’den gerçekleştirilen ihracatta yüzde 7 artış yaşandı. Madencilik ürünleri ihracatındaki düşüşe bağlı olarak Rize’den gerçekleştirilen ihracatta yüzde 6, Gümüşhane’den gerçekleştirilen ihracatta ise yüzde 30 oranında düşüş görüldü. En fazla ihracat gerçekleştirilen sektörler ise 391 Milyon 101 bin 752 dolar ile Fındık, 167 Milyon 894 Bin 476 dolar ile Su Ürünleri ve Hayvancılık Mamulleri, 157 Milyon 927 Bin 196 dolar ile Yaş Meyve Sebze, 112 Milyon 392 Bin 29 dolar ile Maden ve Metaller, 31 Milyon 726 Bin 324 dolar ile Kimyevi Maddeler ve Mamulleri olarak sıralandı. İhracat yapılan ülke sayısı artıyor Bölge illerinden 135 farklı ülkeye ihracat yapılırken, en fazla ihracat yapılan ilk 5 ülke ise sırasıyla; Rusya Federasyonu, İtalya, Gürcistan, Almanya ve Çin Halk Cumhuriyeti oldu. Bu ülkelerden Rusya Federasyonu’na yapılan ihracatta yüzde 26, İtalya’ya yapılan ihracatta yüzde 42, Gürcistan’a yapılan ihracatta yüzde 6 ve Almanya’ya yapılan ihracatımızda yüzde 2 artış yaşandı. İhracat yapılan ülkelerden Fas, İran, Finlandiya, Malezya ve Endonezya’ya yapılan ihracatta önemli oranda artış yaşanırken, geçtiğimiz yılın aynı döneminden farklı olarak başta İzlanda, Myanmar (Burma), Togo ve Madagaskar olmak üzere 13 farklı ülkeye daha ihracat gerçekleştirildi. İhracatçıların sorunları Konuyla ilgili açıklama yapan DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, yurtdışı pazarlardaki enflasyonist baskıların yol açtığı talep daralmasına dikkat çekti. Kalyoncu “Ülkemiz tarafında ise enerji ve girdi maliyetlerine yapılan yüksek oranlı zamların yol açtığı ihraç maliyetlerindeki artışlar ihracatçımızın rekabet imkanını yok etmiş ve rakip ülkeler eşdeğerinde fiyat verilememesi nedeniyle, bir çok müşteri daha düşük fiyatların olduğu ülkelere yönelmiştir. İhracatçılarımızın finansmana erişimde yaşadığı sorunlar, rakip ülke fiyatlarından kredi kullanılamaması önümüzdeki dönemde ihracat performansımızı daha da düşürecektir. Bunun için özellikle reeskont kredilerinde acilen daha da iyileştirme yapılması, vade yapılarının uzatılması ve döviz cinsinden de kredi kullanımına imkan sağlanması hususunda yetkililere çağrıda bulunmak istiyoruz. Bunun yanında ihracatımıza sıçrama yaptıracak, ihracatçıya rekabet imkanı kazandıracak yeni destek tedbirlerinin de ivedilikle uygulamaya konulması ihracat camiamızın en büyük beklentisidir” dedi. Trabzon’da ihracatçılar olarak yatırım yapacak yer bulamadıklarından da yakınan Kalyoncu “İlimizde şu anda yatırımcı yatırım yapacak arsa bulamamakta bu durum da ilin ekonomi ve ihracatını olumsuz etkilemektedir. İhracata dönük sanayide yatırım yeri olmaması, yeni Organize Sanayi Bölgeleri üretilmemesi ve 2019 yılında Endüstri Bölgesi olarak Resmi Gazetede ilan edilen Arsin Yatırım Adası inşaatına hala başlanılmaması Trabzon ekonomisi için tehlike canlarının çalmasına neden olmaktadır. Bu durum hem yatırımcının hem de nitelikli eğitimli nüfusun şehir dışına göçüne sebebiyet vermektedir. Aynı şekilde Trabzon’da sanayi üretiminin geliştirilmemesi, ihracatımızın da var olan üstünlüklerimiz ölçeğinde gelişmesini engellemektedir. Bu nedenle, Trabzon’un siyasilerinden kanaat önderlerinden ivedilikle bu soruna el atarak çözüme kavuşturmalarını beklemekteyiz” ifadelerini kullandı.